© Copyright Mustafa Kenan CANDAN Mayıs 2005 / KONYA

 

 

Ensar Yayıncılık - Konya ISBN        975-92563-0-4

 

Konu

Eserin Orijinal İsmi

Editör

Hadis Redaksiyon

Genel Redaksiyon

Tashih

İndeks

Dizgi iç düzen

Kapak Tasarım

Baskı

Web

E-Posta

Genel Dağıtım

■Abone Hattı

Hadis-i Şerif

Müsnedü Ahmed b. Hanbel

Ahmet ÇELİK

Dr. Nurettin BOYACILAR

Prof. Dr. Orhan ÇEKER

İbrahim DEMİRCİ - Ahmet ÇELİK

Ahmet ÇELİK

Yelken Ajans

Fatih Mehmet ÜNEL

Damla Ofset - Konya

www.ensaryaymcilik.com

bilgi@ensaryayincilik.com

rifatoral @ my net. com

suleysar@hotmail.com : Hikmet Neşriyat

Sümer Mah. 24. Sk.No: 13 Tel: 0 212 415

Zeytinburnu/İSTANBUL : Ensar Yayıncılık

0332.353 35 18-353 29 61

üzerimizde haklan bulunan değerli hoca efendilerimizin aziz ruhlarına...

İÇİNDEKİLER

2. NAMAZ (Devam)

|)-RÜKÛ VE SECDE (Devam)

     Secdeye Gidiş ve Orada Duruş Şekli.........................................2

     Secde Azaları, Secdeye Giderken Saç ve

Elbise Düzeltmenin Hükmü....................................................16

     Namaz Kılan Kişinin Elbisesinin Bir Kısmına Secde

Etmesinin Hükmü ve Kalabalıkta Yapılan Secdede Ruhsat..........20

     Secdede Yapılan Dua ve Zikirler.............................................26

     İki Secde Arasında Oturuş (Celse) ve Okunan Dualar................33

     Celse-i İstirahat (İkinci Secdeden Sonra Ayağa

Kalkarken Biraz Oturmak).....................................................36

m)-KUNUT DUALARI

     Sabah Namazında Kunût Duası, Sebebi ve Yeri

(Rükûdan Önce mi, Sonra mı?)..............,...............................43

     Öğle ve Diğer Namazlarda Kunût Okumanın Hükmü..................59

     Beş Vakit Namazda Kunût Okumanın Hükmü...........................61

     Kunût Duasını Açıktan Okumanın Hükmü.................................62

     Sabah Namazında Kunût Sadece Musibet Ânında Okunur...........64

     Vitir Namazında Okunan Kunût Duası......................................65

n)-TEŞEHHÜD

     Sahabeden  Nakledilen Teşehhüd Lafızları................................70

     Teşehhüdde Oturuş Şekli ve Şehadet Parmağı ile İşaret............86

     Teşehhüdden Sonra Hz. Peygamber'e ve

Ehl-i Beytine/Ümmetine Okunan Salavât.................................98

     Kendilerine Salavât Getirilen Hz. Peygamber'in

Âli'nin Açıklanması................................................               ,, 108

     Hz. Peygamber'e Salavâttan Sonra Yapılan Dualar..................İli

     Teşehhüddeki Dua Sırasında Şehadet Parmağı ile işaret ve Şekli.............................

     Namazda/Teşehhüdde Okunması Tavsiye Edilen Bazı Dualar....................

V

O)-SELÂM İLE NAMAZDAN ÇIKIŞ

     Namazda Selâmın Keyfiyeti ve Lafzı......................................128

.      Selâmı Uzatmamak Gerekir, Ei ile İşaret Edip

Selâm Vermek Mekruhtur....................................................132

     Selâm Vermenin Farziyeti ve Tek Selâmın Farziyet

İçin Yeterliliği.....................................................................133

     İmam Olan Kişinin Farz Namazdan Sonra Bir Miktar Beklemesi, Sağdan ya da Soldan Cemaate Doğru

Dönmenin Cevazı...............................................................136

     Selâmdan Sonra İmamın Cemaate Dönmesi,

Sahabenin Rasûlullah ile Teberrükü ......................................140

     Namazdan Sonra Kadınların Çıkması İçin İmam ile Erkek Cemaatin Bir Müddet Beklemesi, Farz ve Nafile Namaz Arasında Çıkmak, Konuşmak ya da Yer Değiştirmek ile

Fasıla Vermenin Önemi...............................,.......................143

ö)-(FARZ) NAMAZIN SONUNDA OKUNAN DUA VE ZİKİRLER

     (Farz) Namazın Sonunda Okunan Dualar...............................150

     Namazların Sonunda Yapılacak Olan Teşbih,

Tahmid, Tekbir ve İstiğfarlar................................................156

     Namazların Sonunda Okunacak Diğer Zikir, t)ua ve Sureler.....165

      Namazdan Sonraki Bazı Zikirlerin Yüksek Sesle Okunması ....... 177

p)-NAMAZI BOZAN, NAMAZDA YAPILMASI MEKRUH VE MUBAH OLAN FİİLLER

     Namazda Konuşmanm Yasaklanması.....................................185

     Namazı Bölen Durumlar.......................................................192

     Namaz Kılanın Saçını Bağlaması, Namazda Çakıllarla

Oynaması ve Üflemesi.........................................................199

     Namazda Gülmek, Kıbleden Başka Tarafa Yönelmek, Parmakları Çıtlatmak ve Kenetlemek.....................................208

     Namazda Göğe Bakmak, El ile İşaret Etmek ve

Mescitte Özel Bir Yer Edinmek..............................................206

     Tuvalete Daralmış Olarak, Uyuklarken ve Yemek

Hazırken Namaz Kılmak.......................................................223

     Eller İçerde Kalacak Şekilde Bir Kumaşa Bürünerek (İstimal), Elbiseyi Eller İçerde Kaiacak Şekilde Giyerek (Sedl) ve Elbisenin Uçlarını Tümüyle Yere Sarkıtarak

(İsbâl) Namaz Kılmak.........................................................229

     Namazda İhtiyaç Anında Teşbih (Sübhanallah Demek),

El Çırpmak ve İşaret Etmek.................................................241

     Namazda Allah Korkusu ya da Huşu' Nedeniyle Ağlamak.........249

     Namazda Yılan, Akrep Gibi Zararlı Hayvanları Öldürmek,

İhtiyaç Anında Biraz Yürümek ve Başka Tarafa Bakmak...........251

     Namaz Kılanın Sırtında Küçük Çocuk Taşıması........................256

     Çizgili Elbise ve Hayız Gören Kadının Büründüğü

Kumaş ile Namaz Kılmak.....................................................261

     Karanlıkta Namaz Kılanın Karşısında Eşinin Uyuması/Yatması Caizdir.....................................................267

r)-SEHİV SECDESİ

     Namazında Tereddüt Edenin Yapması Gereken Fiil..................272

     Namaz Kılana Gelen Şeytan Vesvesesi ve

Kurtulma Yolları.................................................................283

     Dört Rekâtlık Farz Namazda Yanılarak İkinci Rekâtta

Selam Vermek ve İlgili Zü'l-Yedeyn Rivayeti ..........................286

     Selam Verdiğinde Namazından Bir Rekât Eksik

Kıldığını Anlayanın Durumu..................................................294

     İlk Teşehhüdde Oturmayı Unutup Ayağa Kalkan Kişi

Geri Dönmez, Namaza Devam Eder......................................296

     Dört Rekâtlık Namazı Beş Kılanın Durumu..............................300

     Her Unutma İçin Selamdan Sonra Sehiv Secdesi Yapmak........302

s)-TİLAVET VE ŞÜKÜR SECDESİ

     Tilavet Secdesinin Fazileti ve Kur'ân'daki Secde Ayetleri..........308

     Tilavet Secdesinde Okunan Dua...........................................310

     Namazda Cehrî (Açıktan) ve Sırrı (Sessiz Olarak)

Olarak Secde Ayetlerinin Okunması ......................................311

     Secde Ayetini Okuyan ve Dinleyen Secde Eder.......................313

     Mufassal Surelerde Secde Yoktur Diyenlerin Delili......:............316

     Mufassal Surelerde Secde Vardır Diyenlerin Delili....................316

     Hac ve Sâd Surelerindeki Secde Ayetleri................................326

     Ebû Saîd el-Hudrî'nin Sâd Süresindeki Secde ile

İlgili Rüyası........................................................................329

      Şükür Secdesi....................................................................331

KISALTMALAR

age.

b.

bk.

bt.

çvr.

DİA

h.

H.no

Ht.

Hz. İ.

m. md.

Nşr.

Thk.

Thr.

Trc.

Trc. no:

s.

ts.

v.

vb.

vd.

yy-z.

Adı geçen eser

bin, b., (oğlu)

bakınız

bint (kızı)

çeviren

Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi

hicrî yıl

Hadis numarası

Vicâde yolu ile alman rivayet (Ahmed b. Hanbel'in oğlu

Abdullah'ın  babasından dinlemediği, onun yazısı  ile

yazılmış evraktan bulduğu rivayetler)

Hazreti

İmam

milâdî yıl

maddesi

Neşreden

Tahkik

Tahric

Terceme

Terceme numarası

sayfa numarası

tarihsiz

vefat tarihi

ve benzeri

ve devamı

baskı yeri yok

Ahmed b. HanbePin oğlu Abdullah'ın Müsned'e

ziyâdeleri (babası dışındaki şeyhlerinden aldığı rivayetler)

ÖNSÖZ

Müsned Çalışmasının VI. Cildini hazırlama imkânı veren yüce Allah'a sonsuz hamd ü senalar eder, O'nun Rasûlüne, Ehl-i Beytine ve ashabına da salât ve selâm ederiz.

Kur'ân ve hadis metinleri üzerinde çalışmalar aceleye gelmez, gelmemelidir. Bu nedenle her metin üzerinde titizlikle durulmakta, günümüz Türkçesine anlaşılır bir şekilde terceme edilmekte, anlaşılmayan yerler şerh bölümünde açıklanmakta ve naslardan istinbat edilen fıkhı hükümler müctehid imamların ictihadlan ile birlikte zikredilmektedir. Bu çalışmalar yanında hadislerin tahricleri yapılıp okuyucunun kafasında hadis konusunda­ki olası problemler izale edilmektedir. Böylesine geniş bir yelpaze takdir edersiniz ki zengin bir kaynak koleksiyonu yanında uzun çalışma zamanı ister. Biz gecemizi gündüzümüze katarak siz okuyucularımıza en İyiyi en kısa zamanda ulaştırmaya çalışmaktayız. Gün geçtikçe çalışmanın ağırlığı kendisini hissettirmekte, daha fazla zamana ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle bazı gecikmelerde okurlarımızın bizi anlayışla karşılayacağını umu­yor ve desteklerini sonuna kadar bekliyoruz. Biz uzun bir maratona çıktık, umarız ki bizi bu çalışmada yalnız bırakmazsınız. t

Müsned tercemesinınin V. Cildi de sizlerin büyük teveccühüne maz-har oldu, Kur'ân Tarihi Sürecinde Kıraatler makalesi zengin içeriği ve kaynakçası yönüyle çok beğenildi ve bu tür ilmî makalelerin devamı istendi. Özellikle üniversite çevresinden dostlarımız Müsned çalışmasının mutlaka devam etmesini ısrarla istediler, karşılaştığımız kişiler VI. Cild ne oldu, ne zaman çıkıyor, şeklinde sabırsızlıklarını izhar ettiler. Bütün bunlar bizim azmimizi bilemekte, çalışmamızda yalnız olmadığımızı hissettirmekte ve sizlerin desteğinin her zaman bizimle beraber olduğunu göstermektedir. Tüm okurlarımıza şükranlarımızı arz ederiz.

VI. Cildde de Namaz konusu devam etmektedir. Bu cildde Rükû ve secde, kunût duaları, teşehhüd, selâm ile namazdan çıkış, (farz) namazın sonunda okunan dua ve zikirler, namazı bozan, namazda yapılması mekruh ve mubah olan fiiller, sehiv secdesi, tilavet ve şükür secdesi, gibi çok önemli konular bulunmaktadır. Umarız ki okuyucularımız bu konuların Kur'ân ve sünnet bağlamında işlenmesi nedeniyle hükümlerin ana kaynaklarına ulaşacaklar ve ibadetlerini büyük bir zevkle, asr-ı saadet günlerine uygun olarak eda edeceklerdir.

Bu çalışmaların faydalı olması temennisiyle dua ve desteklerinizi bekleriz.

Terceme Heyeti

2. NAMAZ (Devam) |)-RÜKÛ VE SECDE (Devam)

    Secdeye Gidiş ve Orada Duruş Şekli

    Secde Azaları, Secdeye Giderken Saç ve Elbise Düzeltmenin Hükmü

    Namaz Kılan Kişinin Elbisesinin Bir Kısmına Secde Etmesinin Hükmü ve Kalabalıkta Yapılan Secdede Ruhsat

    Secdede Yapılan Dua ve Zikirler

    İki Secde Arasındaki Oturuş (Celse) ve Okunan Dualar

    Celse-i İstirahat (İkinci Secdeden Sonra Ayağa Kalkarken Biraz Oturmak)

Rüku ve

IJ-RÜKÛ VE SECDE (Devam) * Secdeye Gidiş ve Orada Duruş Şekli

656/1526-Ebû Hüreyre'den Rasûlullah (Saiiailaha aleyhi ve sellem) şöyle dedi:

"Sizden biri secde yapacağında deve çökmesi gibi (dizleri üzere) çökmesin. Önce ellerini sonra dizlerini yere koysun."

AÇIKLAMA

Secdeye giderken yere Önce ellerin mi, yoksa dizlerin mi konulması gerektiği konusunda farklı rivayetler vardır. Bundan dolayı mücfehidler hangisinin müstehap olduğu konusunda ihtilaf ettiler:

Sent.il: r^[ j- jl^' ^ j* j~j*J' Ji *^' -4* y.

Sahih: Musned, 11/381, H.no:8935; Ebû Dâvûd, Salât, 137, H.no:840-841; TirmizU Salât, 85,

H.no:269 (j—UJ il>: cii^ ^ ii^^jU UJ jıi) (hasen-garib); /fedf, İftitâh, 38, H.no: 1088-1089;

Dârimî, Salât, 74, H.no: 1327 (JjGı o^G* û^îı ji!: Jıîj ^ & : jtî T j>: U : <tt i?) J^).

İbn Ömer'den (Radıyallahü anhiima) şahidi: ( ^l'^^i^ı oır^ıf jıij iki; j^ js£âWj« wii

v^j jj) Bu rivayet Buhârî'de bab başlığında muallak olarak zikredilmiş mevkuf bir rivayettir.

Hükmen merfûdur. Çünkü sahabenin ibadetler konusunda kendi görüşlerine göre hareket

etmesi düşünülemez. Bk. Buhârî, Ezan, 128.

Ellerden önce dizlerin konulduğunu ifade eden rivayetler de vardır:

a-Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh): İbn Ebî Şeybe, 1/235, H.no: 2702; Ebû Ya'lâ,

XI/414, H.no: 6540; Beyhaki. H/100; İbn Hacer isnadın zayıf olduğunu belirtir. (Bk. Fethu'l-

Bari, 11/291)

b.Vâil b. Hucr'dan (Radıyallahü anh): Ebû Davıtd, Salât, 838, H.no: 838-839; Tirmizi, Salât, 48, H.no: 268 (Hasen-garib); Nesâi, es-Sünenü'l-kübra, 1/229, H.no: 676; İbn Mace, İkâme, 19, H.no: 882; İbn Huzeyme, 1/318; H.no: 626;

c-Enes b. Mâlik'ten (Radıyallahü anh): Hâkim, 1/349, H.no: 822 (Hâkim bu rivayetin Buharı ve Müslim'in şartı üzere sahih olduğunu, herhangi bir illet bulunmadığını belirtir); Beyhaki, 11/99; Yalnız bu rivayetin senedinde Alâ b. İsmail bulunmaktadır, meçhul olan bu râvinin rivayeti tek yolla gelmiştir ve Darekıunî gibi alimler tarafından zayıf kabul edilmiştir. HakİnVİn tesahUlü malumdur ve sahih demesi tek başına yeterli değildir. {Bk. Aziınâbâdî, Avnü'l-Ma'bûd, 111/50)

d-Sa'd b. Ebî Vakkas'tan (Radıyattahü anh): İbn Nuzeyme, 1/3 19. H.no: 628: Beyhaki, 11/100; İbn Hacer, bu rivayette bulunan İbrahim b. İsmail b. Sefeme'nin zayıf olduğunu, bu sebeple rivayetin neshe delil olamayacağını söyler (Bk. Fethu'l-Bâri, 11/291)

1-Cumhura göre dizlerden sonra ellerin yere konulması müstehabdır.

2-İmam Malik, Evzai, bîr rivayette Ahmed b. Hanbel ve İbn Hazm önce ellerin, sonra dizlerin konulması gerektiğini savundular.2

§Bu konudaki geniş bilgi için bk. Müsned Trc. H.no: 672/1542 ve ilgili hadi­sin açıklaması.

ŞDevenin çökmesini örnek veren iki farklı rivayet bulunmaktadır. İkisi de Ebû Hüreyre'den gelmektedir. Birisi yukarıdaki Ebû Hüreyre rivayeti, diğeri de şöyledir:

* Ebû Hüreyre'den (RadıyallahU anh):3 Hz. Peygamber şöyle dedi:

"Sizden biri secdeye gideceğinde ellerinden Önce dizleriyle başlasın (yere koysun), Devenin çökmesi gibi çökmesin."

§Alimler Ebû Hüreyre'den iki farklı rivayet sebebiyle bunlarda ızdırap bulunduğunu söylemişlerdir. Devenin çökmesi ile ilgili iki farklı yorum ortaya çıkmaktadır:

1-Cumhur; devenin önce Ön ayaklarını sonra arka ayaklarını kırıp çökmesini anlamış ve bunun yasaklandığını belirtmişlerdir.

2-Diğer alimler ise devenin dizinin ön ayaklarında değil arka ayaklarında olduğunu söylemişlerdir.4

§Cumhurun görüşünü tercih etmek daha doğru olsa gerek. Çünkü delilleri fazla ve kuvvetlidir. Ayrıca Ebû Hüreyre rivayetlerinde izdırap vardır.

657/1527-îbn Ömer (Radıyallahü anhama), merfû olarak şunu nakletti"

: Şirazi, Mühezzeb,  1/75; İbn Kudâme, Muğni, 1/554; Meydani, LUbab, 1782; Ebu'l-Hasan el-Malikî, Kifayeîü't-talib, 1/337; Ebû Abdullah el-Abderî. el-Mevvâk. 1/541 3 İbn EbtŞeybe, 1/235. H.no: 2702; Ebû Ya'lâ. XI/4I4, H.no: 6540; Beyhaki, 11/100, H.no: 2467; İbn Hacer isnadın zayıf olduğunu beiirtti. (Bk. Fethu'l-Bâri, 11/291)

Bennâ, age., IH/284

Sened: *»u 'j, L>ğ\ ıî'^î j^ulj \£%.

Sahih: Müsned, II/6, H.no:450t; Mâlik, Kasr, 60:

■jı-jJi jiJ-* cs oıa^J-J ^jJ1 o^ u4"'^j j»j '->! i»» «4^ 4^ f-âj <ş^[ J^ v^" ^4^ j"j^ *^s*' t^-1""" Ebû Dâvûd, Salât, 151, H.no:892 (Hocası Ahmed b. Hanbel'den naklettiği hadislerden biridir); Nesâî, Tatbik, 39, H.no: 1090; Hâkim, 1/226 (Hâkim rivayeti Buhârî ve Müslim'in şartına/râvisine göre sahih saymış, Zehebî de bunu onaylamıştır).

"Yüzün secde etmesi gibi iki el de secde eder. Sizden biri yüzünü yere koyduğunda (beraberinde) ellerini de koysun. Yüzünü kaldırdığında ellerini de kaldırsın."

658/1528-İbn Buhayne'den (Radiyaiiahuanhf:

Rasûlullah (Saiiaitahu aleyhi ve seiiem) secde yaptığında kollarını o kadar açardı/ayırırdı ki, koltuk altlarının beyazı görülürdü.

§Aynı râviden ikinci tarikle gelen rivayet:

Rasûlullah namaz kılarken kollarını o kadar açardı ki koltuk altlarının beyazı görülürdü.

* AÇIKLAMA

Secdede kollarının açılması/ayrılması o kadar fazla olmalı ki koltuk altlan görülebilsin. Bunun hikmeti konusunda farklı şeyler söylendi:

Kuıtubî dedi ki: Bu hâlde secde etmenin müstehap olmasının hikmeti yüzün yere olan basıncını azaltmak, dolayısıyla burnun ve alnın yerle temasında zarar görmesini engellemektir.

Bazı alimlere göre bu durum, tevazuun en üstün derecesi, tembel ve gafil kişilere benzemeksizin burnu ve alnı korumada en iyi yoldur. Çünkü tembel ya da gafil kişiler bu durumda kollarını kapatırlar ve uyku vaziyetinde dururlar.8

Senedi  yJ* ^ı j*- «j_, jî ^°*^ ^* ^_,ijJi J jA^ £•**■ jij-"j C^>- oül* y, ^j^j lijj-

Sahih: Müsned, V/345, H.no:22820; İkinci rivayet için bk. V/345, H.no:22822; Buhcırî, Salât, 27; Ezan, 130; Menâkıb, 23; Müslim, Salât. 235-236; NesâU Tatbik, 51, H.no:1104.

Hadisin ilk rivayetinin senedinde Rişdin bulunmaktadır. İbn Hacer, Rİşdİn'in zayıf olduğunu söyler ve Ebû Hâtim'in "İbn Lehîa'yı Rişdîn'e tercih ettiği" görüşünü nakleder. İbn Yûnııs'un da: "Dininde sağlam biri idi. Sonradan gaflete düştü ve ihtilât etti." dediğini kay­detti. Bk. Takrîb, Trc.no: 1942. Zehebî ise Ebû Zür'a'nın ■'zayıftır" dediğini naklederek, hafı­zasının kötü olduğunu hatırlattı. Bk.Kâşif, Trc. no; 1575. Bu zât hakkında geniş bilgi için bk. 31/73. hadisin tahrici.

ikinci rivayette ise mütâbaatı bulunmaktadır. Ve bu rivayet sahihtir. Dolayısıyle ilk rivayet de sahih li ğayrihî seviyesine yükselir.

7 Nevevi, Şerhu Sahihi Mildim, İV/212

8  İbn Hacer, Fethu'l-Kadîr, U/294

Rükû ve Secde

659/1529-fMuhammed b. Amr b. Atâ), Ebû Humeyd es-Sâidî'den

(Radıyallahü anlı) nakletti:

Ebû Humeyd'in (Radtyattaha cmh) şöyle dediğini işittim ki o, Hz. Peygam­ber'den (SaiiaiiaM aleyhi ve seüem) (bu tür haberleri) nakleden on sahabeden biri­sidir, diğeri de Ebû Katâde b. Rib'î'dir:

Sahih: Müsned, V/424. H.no:23490; Buhâri, Ezan, 145; Ebû Dâvûd, Salât. 116, 177, H.no: 730, 963 (Her iki rivayet de hocası Ahmed b. Hanbel'den naklettiği hadislerdendir); TirmİZÎ, Salât, 78, H.no;260 (Hadisin Enes'ten de şahidi bulunmaktadır. Ebû Humeyd'in hadisi ise hasen-sahihtir); 103, H.no:293 (hasen-sahih); 110, H.no:304 (hasen-sahih); Nesâî, Tatbîk, 6, H.no:1037 (muhtasar olarak); Sehv, 2, H.no:1179 (muhtasar olarak); İbn Mâce, İkâme, 1, 15, 72, H.no:803 (muhtasar olarak), 862-863, 1061; Dârimî, Salât, 70, 92, H.no:1313, 1363. Hadis için bk. Müsned Trc. H.no:480/1350.

'Ben Rasûlullah'in (Saliaiiahu aleyhi ve seUem) namazını sizin en iyi bileni-nizim.' Oradakiler:

'Rasûlullah'la sohbette bizden önde gelen ve ona itaatte bizden çok ilerde olan birisi değilsin' deyince Humeyd şöyle dedi:

'Bilâkis, (dediğinizin tam tersi.)'

'0 zaman arz et/anlat!'

'Rasûlullah namaza kalktığında ayakta tam dik olarak durdu, (tekbirde) ellerini kaldırarak omuzları hizasına getirdi. (Sonra 'Allahü ekber' dedi ve) rükûa gitmek istediğinde ellerini kaldırarak omuzlarının hizasına getirdi, sonra 'Allahü ekber' dedi ve rükûa vardı, orada dengeli olarak durup, başını salmadı ya da (yukarıya) kaldırmadı ve ellerini diz kapaklarına koydu. Sonra 'Semi'a'llahü limen hamideh' deyip (başım) kaldırdı, her kemik yerini tam olarak alacak şekilde doğruldu. Sonra secdeye gitti ve 'Allahü ekber' dedi, pazılarım (kollarını) karnından uzaklaştırdı ve açtı. İki ayağının parmaklarım dikti.'0 Sol ayağını yatırdı ve üzerine oturdu, her kemik yerini alacak şekilde durdu. Sonra tekrar secdeye gitti ve 'Allahü ekber' dedi, sonra (sol) ayağını yatırdı ve üzerine oturdu, her uzuv yerine dönecek şekilde durdu. Sonra kalktı ve ikinci rekâtta da böyle yaptı. İki rekâtı kıldıktan sonra1 kalkarken tekbir getirdi, namazın başlangıcındaki gibi ellerini omuzları hizasına kaldırdı. Sonra öncekinin benzeri şekilde kıldı. Namazın biteceği son rekâta gelince sol ayağını (sağ tarafa) çıkarttı ve sol kabası üzerine (teverruk yaparak) oturdu, 2 sonra selâm verdi

NOT: Hadis hakkında açıklama için bk. Müsned Trc. H.no:480/I350.

Q^i - jçb) Şeklinde ha noktalı (mıTcern) olursa, dikti anlamına gelir. (Bk. İbnü'1-Esîr, Nihâye,

III/408); Bazı rivayetler de bu şekildedir. (Bk. Nesâl Tatbik, 48; İbn Mace, İkame, 72; İbn Hb

Aynı sahabiden gelen Ebû Dâvûd rivayetinde U^sr/ y f\i iii)   'İki rekâtı bitirip kalktıktan sonra' şeklindedir. (Bk. Ebû Davûd, Salât, 114, H.tıo: 730) ~ Verik (^yı) baldır ve üst kısmıdır. Teverruk (üjjdı) baldırın üstüne oturmaktır. Bk. Râzİ

Muhtar,! 17-718; Karahisarî bunu, sol yanı üstüne oturup iki ayağını sağ tarafından çıkartmak, şeklinde terceme etti. (Bk. Ahterî-i kebîr, 1/172)

660/1530-(Kt.) Enes b. Mâlik'ten (Radıyallahü anh):i3

Hz. Peygamber (Saitailahu aleyhi ve sdiem) şöyle dedi:

"Secdenizde tadile uyun/tam yapın, Bu durumda sizden biri kollarını (dirseklerini) köpeğin yere yayması gibi yere yerfeştirmesin/yaymasın (dir­seklerini kaldırsın). Rükû ve secdeleri tam yapın. Vallahi siz rükû ve secde­lere gittiğinizde ben arkamdan ya da sırtımdan sizi görürüm."

AÇIKLAMA

Yukarıdaki rivayette geçtiği gibi Rasûlullah (Satlallahu aleyhi ve sellem) namaz kılanları; ben arkam size dönükken hareketlerinizi görmekteyim, şeklinde uyar­maktadır. Rasûlullah'm görüşü tek yöne bağlı değildir ve bu onun mucizelerindendir. Bu nedenle Buharı söz konusu hadisi Alâmâtün-Nübüvve (Peygamberliğin alâmet­leri) konusuna almıştır.

Müslim'de geçen bir rivayette Ebû Hüreyre şöyle anlattı:

 

Rasûluilah bir gün bize namaz kıldırdı. Namazı bitirince dönüp şöyle dedi: "Ey Filan! Namazı güzel kılmaz mısın? Namaz kılan kişi nasıl kıldığını konral

etmez mi? O ancak kendisi için namaz kılıyor. Vallahi ben önümden gördüğüm gibi

arkamdan da görürüm."14

Bu gözle olmayan bir görüştür ki Allah'ın izniyle normal şartlar dışında

gerçekleşir. Âhirette Allah'ın müminler tarafından görülmesi de bu şekilde olabilir.

Doğrusunu Allah bilir.13

11  r-i         j

hened:

Sahih: Müsned, 111/279, H.no:13908; Benzer rivayetler için bk. ffl/269, H.no:13776; IH/274, H.no:13829-13833; m/234, H.no:13387; III/231, H.no:13353; m/178, H.no:12757; IH/170, H.no: 12669; IH/130, H.no:12261; m/291, H.no:14029; III/109, H.no:12005; IH/115, H.no:12087-12088; m/214, H.no:13165; Buharı, Ezan, 141; Müslim, Salât, 233; Ebû Dâvûd, Salât, 154, H.no:897; Timim, Salât, 89, H.no:276; Nesâî, İftitâh, 89, H.no:1026; Tatbik, 16, 50, 53, H.no:1052, 1101, 1108; Sehv, 102, H.no:1361; îbnMâce, İkâme, 21, H.no:892; Dârimî, Salât, 72,75, H.no:1323,1328. Ahmed b. Hanbei'in Enes'ten (Radıyallahü anh) naklettiği bir rivayet de şöyledir:

Bk. Müsned, III/102, H.no: 11936; Benzer rivayetler için bk. HI/154, H.no: 12507; IH/240, H.no:13461; III/245, H.no:13505 (Mükerreri için bk. III/290, H.no: 14020); Müslim, Salât, 112-113; Ebû Ya'lâ, VII/41, 48, H.no:3952; 3963.

Enes'ten (Radıyallahü anh) nakledilen değişik konulardaki rivayetler birleştirilerek değerlendirilebilir: Bk. 34/231. hadis. Ayrıca secde ve saf düzeni ile ilgili rivayetleri bulun­maktadır, Bk. Müsned, 111/103, H.no:11950; III/125, H.no: 12195; 111/182, H.no:12819.

Ebû Hüreyre'den (Rudıyaliahü anh) şahidi:

Bk. Ebû Dâvûd, Salât, 154, H.no:901; Ayrıca 656/1526. hadise bk.

 Câbir'den (Radıyaltahii anh) şahidi için bk. 661/1531. hadis. Müslim, Salât, H.no:423; Beyhakî, 11/290  Bennâ, age., IH/161

661/1531-Câbir b. Abdullah'tan (RadıyaUahu anhi;16 Rasûlullah (SallallahUaleyhi vesellem)Ğ6Ğİ ki:

"Sizden biri secde yaparken tadile uysun/tam yapsın, kollarını (dir­seklerini) köpeğin yere yayması gibi koymasın (dirseklerini kaldırsın).'1

662/1532-Şu'be'den17:

Sened: jÇ*^ ^' *£> 'j^*& £^- uu Jşfjj ıjjiw $ $ji

Sahih: Müsned, IH/315, H.no:1432l; Benzer rivayetler için bk. III/389, H.no:15116; I1I/3O5, H.no: 14210; III/336, H.no: 14544:

Tinnizu Salât, 89, H.no:275 (Bu konuda Abdurrahman b. Şibl, Enes. Berâ', Ebû Humeyd ve Aişe'den de nakiller vardır. Câbir (Radıyallahü anh) rivayeti ise hasen-sahihtİr); İbn Mâce, İkâme, 21, H.no:891; Tafaerânî, el-Mu'cemü'I-evsat, 11/203. H.nol731.

Enes ve Ebû Hüreyre'den (RadıyaUahu anhüma) şahidi İçin bk. 660/1530. hadis.

 Ji Ji\ j- ^l* £^>-

Sahih: Müsned, 1/320, H.no:2935-2936; Benzer rivayetler için bk. 1/292, H.no:2662; 1/317, H.no:2909; 1/233, H.no:2073; 1/343, H.no:3197:

1/352, H.no:3305; 1/354, H.no:3328; 1/362, H.no:3414; 1/364-365, H.no:3446-3447; 1/267, H.no:2405:

(Erbede et-Temîmî bu rivayetten de anlaşıldığı gibi İbn Abbas'ın Tefsir'ini nakleden kişidir) 1/339, H.no:3152; Ebû Dâvûd, Salât, 154, H.no:899 ( LJ'} *& 'j, ^t           j

17 Sened:

İbn Abbas'a (RadıyaUahuanhuınu) bir kişi geldi ve şöyle dedi: 'Senin mevlân secdeye gittiğinde alnını, kollarını (dirseklerini) ve göğsünü yere koydu.'

İbn Abbas mevlasına:

'Böyle yapmana seni sürükleyen/sevk eden nedir?' deyince o şöyle

cevap verdi:

'Tevazu'.' Bunun üzerine Tbn Abbas şöyle dedi:

'Bu köpek yatışıdır. Hz. Peygamber'i secde yaparken gördüm, koltuk altlarının beyazı görülüyordu (dirseklerini yere koymamıştı).'

663/1533-İbn Abbas'tan {Radıyallahü anhümay}

Rasûlullah'ın (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) namazım İyice düşündüm de onu secdede kollarını (dirseklerini) açmış görmüştüm,19 koltuk altlarının beyazını görmüştüm.

İbn Abbas'tan (RadıyaUahu anhüma} nakledilen konu ile ilgili bu rivayetin yanında misvakla ilgili (159/167. hadis. Bk. Müsned, 1/237, H.no:2125) ve namazda teşehütte işaret parmağını kaldırma ile ilgili (ki bu konu ileride zikredilecektir) rivayetleri birlikte değerlendi­riniz. Her üç konuyu da İçeren rivayet için bk. Müsned, 1/339-340, H.no:3152.

Ayrıca 663/1533. hadise bk.

Hadisin şâhİdleri:

a-Ebû Saîd'den (Radıyaltahü anh) şahidi: 664/1534. hadise bk.

b-Enes'ten (Radıyallahü anh) şahidi: 665/1535. hadise bk.

c-Abduliah b. Arkam el-Huzâî'den (RadıyaUahu anh) şahidi: 666/1536. hadise bk.

d-Câbir'den (Radıyaltahü anh) şahidi:

Bk. Müsned, III/294-295, H.no:14071; tbn Huzeyme, 1/326, H.no: 649; Beyhakî, es-

Sünenü'l-kübra, 11/115.

e-Abdullah b. Mâlik b. Bühayne'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk. Müsned, V/345, H.no:22822, 22820; Buharı, Ezan, 130.

f-Meymûne'denf/îflrfı>pa«öftüûrtfa.> şahidi için bk. 668/1538. hadis.

S^n^H1   "       "iı    " '-ı- 3 .     i * -  '     - n     -^i ,     ^      -   -     -    ,    , ^     .

"'         ->_-.^_'jl    ■,£     *l->-_.__. ^       ,1    .t     l_Jl       1   I ■    i             - l         a\\\    it          i            i'* ı

Sahih: Müsned, 1/305, H.no:2782; Benzer rivayetler için bk. 1/302, H.no:2753 ( > ân J^l- ^ - ., .r9.. oj j ^ u_j;^ ı^c |Xj «lü »ili); 1/317, H.no:29l0 ( ÇyS ıÂ>-u- «îİ^ilCj O* ^ ^ "i' Jj-j ^'/^ "^! >^ ^j); £6» Dâvârf, Salât, 154, H.no:899. Ayrıca şâhidleri için bk. 662/1532. hadis.

Metindeki (^» kelimesi (jw) anlamındadır ki uzaklaştırdı, açtı manasına gelir. Eğer (j- *J* J^ - >) şeklinde takdir edilirse karnını yerden kaldırdı anlamında olur, ancak (v~ ^ *>w«s j^) Şeklindeki takdirde ise kollarını yanlarından uzaklaşnrdı/açtı manasına gelir. Konu dirseklerin Konulmaması olduğu ve koltuk altı beyazlığının görülmesi cümlesi zikredildiği için kolların (dir­seklerin) acılırm'^ çeHinrİp tr-ıvümo oA,}a;  r.onoi töiv.;iı it.^ı,..- /ut.  iu^.-i'i Crî.   m;i.a,,,,  Tu//iny\

ıy

-■■™.«uımw uıuugu ve Koltuk altı beyazlığının görülmesi cümlesi zikredildiği için kolların (t seklerin) açılması şeklinde terceme edildi. Genel tercih budur. (Bk. İbnü'1-Esîr, Hikâye, IH/408).

664/1534-Ebû Saıd el-Hudrî'den Rasûlutlah (Saiiaiiahs aleyhi ve sellem) secdeye gittiğinde (kollarını Öyle açtı ki) onun boş böğrünün beyazlığını gördüm.

665/1535-Enes b. Mâlik'ten (Radtyaitahu anhy.

Rasûluilah (Sallaiiahu aleyhi ve sellem) secdeye gittiğinde (kollarını öyle açtı ki) koltuk altlarının beyazlığı görüldü (ya da gördüm).

666/1536-Abdullah b, Akram el-Huzâî'den Rdiihüh):

Sahih: Müsned, 111/15, H.no:l 1055; Benzer rivayetler için bk. ffl/15, H.no:11056 {...^ç j\'jd Jk); Heysemî, senedinde hakkında tenkid bulunan İbn Lehîa'nın varlığına işaret eder. Bk. Mecma\ 11/125. İbn Lehîa ile ilgili geniş bilgi için bk.22/64. hadis.

Ayrıca şâhİdleri için bk. 662/1532. hadis. Sened: jJJli 'J> ^jı i*I« ^1* jJı^ 'Jp *^ £^=- j^ j! ^-^ ıi1^

Hasen: Müsned, III/172, H.no:12694; Senedinde müphem bir râvi bulunmaktadır. Çünkü Enes'ten (Raüıyallahü anh) nakleden râvi bilinmemektedir. Fakat hadis şâhidleri ile hasen li ğayrihî seviyesine yükselir.

Ayrıca şâhidleri için bk. 662/1532. hadis.

■ Sened: -^ j* jV1^1 }'/x y.^-^-J1.^ -C* j* ^,4» 'J>. '*'/* ^'^- J^ J^j £^-

Sahih: Mw.vn^, IV/35, H.no:16354; Diğer rivayetler için bk. IV/35, H.no:16353, 16355; Tirmizî, Salât, 88, H.no:274 (Bu konuda İbn Abbas, İbn Bühayne, Câbir, Ahmer b. Cez', Meymûne, Ebû Humeyd, Ebû Mes'ûd, Ebû Üseyd, Seni b. Sa'd, Muhammed b. Mesleme, Berâ' b. Âzib, Adiy b. Amîra ve Aİşc'den (Radıyallahü anhümj de nakiller vardır. Abdullah b. Akram rivayeti ise hasendir); İbn Mâce, İkâme, 19. H.no:881; Humeydî, ü/412, H.no:923; Ahmed eş-Şeybânî, Âhâd, IV/306. H.no:2331; Taberânî. el-Mu'cemü'l-kebîr, 1/306. H.no:904.

Bir düzlükte (ovada) (Diğer rivayette; (Arafat'taki) Nemire bölgesine yakın bir düzlükte) babam Akram ile beraberdim. Yakınımıza bir kervan geldi ve yol tarafına hayvanlarını çöktürdüler. Bunun üzerine babam bana şöyle dedi:

'Ey yavrum, sen kuzuların içinde dur/bekle, onların (kim olduklarını) soruşturmak üzere yanlarına gideyim.'

Babam çıkıp gidince ben de izinden (peşinden) gittim. Baktım ki orada Rasûluilah (Saiiaiiaha aleyhi ve sellem) var (Râvi sözlerine şöyle devam etti);23

Namaz vakti geldi/başladı, onunla beraber namaz kıldım, her secdeye gittiğinde Rasûlullah'ın koltuk altlarının mat beyazlığını görüyordum.

667/1537-Ebû İshak'tan24:

Berâ b. Âzib iRadıyaiiaimanh) secdeleri şöyle vasfetti/gösterdi.■ Önce (secdeye gidip) avuçlarını yere koydu, kabasını yerden kaldırdı, kollarını (dirseklerini) açtı ve şöyle dedi:

'Hz. Peygamber işte böyle secde etti.'

25

668/1538-Hz. Peygamber'in eşi Meymûne annemizden (Radıyallahümim)-

Râvinin sözü için bk. İbn Mâce, İkame, 19, H No- 881 Sened: ^l> ı&- j,ır y1 l&.

Sahih: M«W, IV/303, H.no:18607; Benzer rivayetler için bk. IV/283, H.no:18402 (669/1539. hadis); iv/294, H.no:18506; IV/294-295, H.no;18511

, Salât, 234; Ebû Dâvûd, Salât, 154, H.no:896 (...'^r^^ ^ji^M&fr Timizi Salât, 87, H.no:271:

Eedir R^B-U k°nuda VSİI b" Hucr ve Ebû Humeyd'den (Radtyallahüanhüma) rivayet nakledilmek-J- Bera1 rivayeti ise hasen-sah ih-garibd ir); Aferff, İftitah, 51, H.norl 102. 1103 (^Jiı j^j Sf

 Ca'd, s.365, H.no:2510; Tayâlisî, s.99, H.no:442;/V( , 1/329, H.no:656. 25         Aynca 669/L539. hadise bk.

12                                  _______                                                                          Rüku ve becae

Hz. Peygamber tSaiiallaha aleyhi ve sellem) secdeye gittiğinde kollarını26 öy­le açardı ki arkasında bulunan kişi koltuk altlarının beyazlığını görürdü.

669/1539- Berâ b. Âzib'den (Radıyallahü anhy.21

RasÛlUİlah (SallatlahU aleyhi ve sellem) ŞÖVİe dedi:

"Secdeye gittiğinde avuçlarını (yere)   koy ve dirseklerini kaldır!"

670/1540-Vâil b. Hucr'dan (Radıyatlahü

Sahih: Müsned, VI/335, H.no:26723; Mükerrer için bk. VI/332, H.no:26697; Benzer rivayet­ler için bk. VI/331, H.no:26688 (448/1318. hadise bk.): »1* pj ^ ı^! 'X'}4^^ j^ «Ih ij-'j ^

VI/333, H.no:26710 (44 &') Üî* ",y <sj J^ •& "J* J^ '^- 'M); Müslim, Salât, 237-238; Ebû Dâvûd, Salât, 154, H.no;898; Nesâî, İftitâh, 52, 88, H.no: 1107, 1145; İbn Mâce, İkâme, 19, H.no:880; Dârimî, Salât, 79, H.no:1336.

Hadisin şâhidleri için bk. 662/1532. hadis.

Ayrıca 463/1333 ve 448/1318. hadise bk. 26 Meymûne (Radıyallahü anha) annemizden başka tarikle gelen rivayette (^ ^» şeklinde

'kollarını açtı' lafzıyla zikredildi. Bk. Nesâi, es-Sünenü'l-kübra, 1/245, H.no:733; Ebû Avâne,

Müsned, 1/502, H.no: 1874,1/535, H.no: 2005

37 Sened: ü^a 'J, îı'ı £oi- Jıi >$ ^ -jjı ili ı&- ıiu cjuî-j -ü^i ^,1 £ü-

Sahih: Müsned, İV/283, H.no: 18402; Ayrıca 667/1537. hadise bk.

28 Bennâ, age., 111/281

29 Sened: J^- J jjij -J 'j* *«*>*iJi jsij j* j^1 -m- î» t1*»^1 ı^ Jü j-~^- j! Ai jî ^j^1 v- ^"^

Sahih: Müsned, IV/315, H.no:18742; İkinci rivayet için bk. İV/315, H.no:18741; Benzer rivayetler için bk. IV/317, H.no: 18758; IV/317, H.no: 18766;

Vâil b. Hucr'un (Radıyallahü anh) Hz. Peygamber'in namazı ile ilgili olarak diğer rivayetleri için bk.474-475, 545-546/1344-1345, 1415-1416, 671/1541. hadisler.

Ebû Humeyd es-Sâidî'den (Radıyatlahü anh) şahidi:

13

Rasülullah'ı (Saiiaiiam aleyhi ve setiem) alnı ile birlikte burnunu yere koyarak secde ederken gördüm.

*

§Aynı râviden ikinci tarikle gelen rivayet:

Rasülullah'ı (Saiiaiiaha aleyhi ve sellem) secde ederken gördüm, burnunu yere koydu.

671/1541- Vâİl el-Hadrâmİ (Radıyallahü anh), 3°

Hz. Peygamber'i (Saiiaiiahu aleyhi ve seliem),  iki  eli  kulaklarına yakın olduğu hâlde secde ederken gördü. §Bir rivayette ise: Rasülullah'ı iki eli arasına secde ederken gördü, şeklinde nakledildi,

Tirmizî, Salât, 86, H.no:270 (Bu konuda ibn Abbas, Vâil b. Hucr ve Ebû Saîd'den (Radıyallahü anhüm) şahidi vardır. Ebû Humeyd es-Sâİdî'nin rivayeti ise hasen-sahihtir).

Sahih. Müsned, IV/316, H.no: 18747; Diğer rivayet için bk. IV/316, H.no:18746; Benzer rivayetler için bk. IV/316, H.no:18752:

üîır i

^ IV/318,H.no:18772:

J* J*jı .j, ^y, p 4^1 ıjiû- J^ 4x '^-/j -J& ;û 4i ö>î jıi ■   (<j M^ y± çjy iı.ij ^ p ^j Ji jJû; ^ijj ı^£. ^ ^jj

5       •>     fs     J

168  ,               H.no:18769 (^uı^Şji'ji,-^ w); Mfc/im, Salât, 54; £&« Dâviî^, Salât, 115, 116,

855' 867- n/'-H:n?:I23"728' 737' 932"933< 957> 997' îbn Mâce, İkâme, 3, 14, 15, H.no:810,

'      VâilT™'          35' 39> 41> 92' H'no:1244' 125°- 1255, 1364.

ilgili olarJ^-' HuCArun (Rad'yall^ü anh) Hz. Peygamber'in (SaUaliahti aleyhi ve sellem) namazı ile an,* H,ger rivayetleri için bk.474-475, 545-546/1344-1345, 1415-1416, 670/1540. hadisler.

672/1542-İbll Abbas'tan (Radıyallahü anhüma)^

Bir kişi Hz. Peygamber'e (SallaUaha aleyhi ve sellem) namazla ilgili bir şey

sordu. Rasûlullah şöyle buyurdu:

"El ve ayaklarının parmak aralarını ov (yani abdesti güzelce al)!"

Ona söylediği sözlerden biri de şuydu:

"Rükûa eğildiğinde ellerini diz kapaklarına koy ki tam olarak rükûa gitmiş ol (sırtın tam düz olsun) ve secde yaptığında da yerin hacmini (sertliğini) hissedinceye kadar alnını yere (iyice) yerleştir!.."

AÇIKLAMA

Bu babdaki hadisler secdeye gidiş şeklini açıklamaktadır. Secdeye giderken önce ellerin mi, yoksa dizlerin mi konulması gerekir, konusunda müetehidler ihtilafa düştüler. Bu ihtilafın sebebi farklı rivayetlerin bulunmasıdır. Bu konudaki görüşler: !- Cumhura göre müstehap olan dizlerden sonra ellerin yere konulmasıdır.32 §İmam Nevevi şöyle dedi: Mezhebimize göre secdeye giderken müstehap olan şey Önce dizlerin, sonra ellerin, sonra alnın, sonra da burnun yere konmasıdır. İbn Münzir bunu, Hz. Ömer, İbrahim en-Nehâi\ Müslim b. Yesar, İmam Ebû Hanife, Ebû Yusuf, Muhammed, Şafiî, Süfyan es-Sevrî, Ahmed b. Hanbel, İshak b. Rahûye gibi alimlerden nakletti.33 Onların delilleri:

■u~Tj JJ ajJj jjj ja bl_j ajJj JJ <^Ş"j *-&} jjurf lij p-L-j ■tJ* <3>l J-0 lçJ' o-i'j J'j j*«- //. J/'j j* * Vâil b. Hucr'dan (RadıyallahÜ anh)?A

Hz. Peygamber'i ellerinden önce dizlerini (yere) koyarak secdeye giderken, dizlerinden önce de ellerini kaldırarak ayağa kalkarken gördüm.

31  Sened: ^ji^oJ^jidP j^

Hasen: Müsned, 1/287, H.no:2604; Tirmizî, Taharet, 30, H.no:39 (hasen-garib); İbn Mâce, Taharet, 54, H.no:447; Dârimi, VudÛ', 30, H.no:706. Ahmed Muhammed Şâkir, Tev'eme'nin azadlığı Salih'i zayıf sayanların varlığını, bunun sebebi olarak da ömrünün son döneminde ihtilât ettİğinîn/bunadığının gösterildiğini belirtmiş, fakat Mûsâ b. Ukbe'nİn hocası Salih'ten ihtİlâtından önce hadis aldığını ve bu sebeple İbn Hacer'İn de (Bk.Telhîs, s.34) naklettiği gibi Buhârî'nin hadisi hasen saydığını söylemiştir. Mûsâ b.Ukbe Salih'ten ihtİlâtından önce hadis almıştır. Bk.Sünen, Taharet, 30, H.no:39; Şevkânî de aynı bilgileri verir. Bk. Neylü'l-evtâr, 1/169; Bennâ, age., 11/44.

Bu rivayet 288/596 ve 625/1495. hadislerde zikredilmişti.

32  Şirazi, Mühezzeb,   1/75; Kâsâni, Bedâi', 1/210; İbn Kudâme, MuğnU 1/554; Meydani, Lübab, 1782; Ebu'l-Hasan el-Malikî, Kifayetü't-taîib, 1/337; Ebû Abdullah el-Abderî, el-Mevvâk, 1/541

33  Nevevi, Mecmu, İÜ/554

14 Ebû Davud, Salât. 838, H.no: 838; Timizi, Salât, 48, H.no: 268 (Hasen garib); Nesâi, es-Sünenü'l-kübra, 1/229, H.no: 676: İbn Mace, İkâmetu's-salât, 19, H.no: 882; İbn Huzeyme, 1/318; H.no: 626; Hattabi bu rivayetin ellerin önce konması ile ilgili rivayetten daha kuvvetli olduğunu belirtti. (Bk. Bennâ, age., IH/283)

Rükû

ve Secde_______^__________________                                                              15

*Enes'ten (Radıyallahü anlı):""

'Rasûlullah'ı gördüm, tekbir aldı... (secdeye giderken) dizleri ellerinden önce yere indi.7

*Sa'd'dan (Radıyallahü anh)\

(Secdeye giderken) elleri dizlerden önce koyardık, sonra ellerden önce dizlerin konmasıyla emrolunduk.

kj_| £ fj> iijo "İj *i-*i JJ '-^y. l-^sl» çr?^ A^_. lîl Jü j^L-j aiı. &\ lJ^,  ^\ jt> ijiy, J<. j$,

L"^                                                               37

* Ebû Hüreyre'den (Radıyallahüanh): Hz. Peygamber şöyle dedi:

"Sizden biri secdeye gideceğinde ellerinden önce dizleriyle başlasın (yere koysun), devenin çökmesi gibi çökmesin."

2-İmam Malik, Evzai; bir rivayette Ahmed b. Hanbe! ve İbn Hazm önce ellerin, sonra dizlerin konulması gerektiğini savundular.38 Bu konudaki delilleri Ebû Hüreyre hadisidir. Bk. Müsned Trc. H. no: 656/1526

şÂHmler Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh) iki farklı rivayet sebebiyle bunlar­da ızdırap bulunduğunu söylemişlerdir. Devenin çökmesi ile ilgili iki farklı yorum ortaya çıkmaktadır:

t-Cumhur; devenin önce ön ayaklarını sonra arka ayaklarını kırıp çökmesini anlamış ve bunun yasaklandığını belirtmişlerdir.

2-Diğer alimler ise devenin dizinin ön ayakların da değil arka ayaklarında olduğunu söylemişlerdir.39

§Ancak cumhurun görüşünü tercih etmek daha doğru olsa gerek. Çünkü delilleri fazla ve _ kuvvetlidir. Ayrıca Ebû Hüreyre rivayetlerinde ızdırab vardır ve tam delil olmaz. İbn Kayyim bu konuda 10 kadar tercih sebebi saymıştır ki Şevkâni bunların bir kısmını eserinde zikretmiştir.40

_Hak im, 1/349, H.no: 822 (Hakim bu rivayetin Buhari ve Müslim'in şartı üzere sahih ugunu, herhangi bir illet bulunmadığını zikretti); Beyhakî, 11/99, H.no: 2464; Yalnız bu vayetın senedinde Alâ b. İsmail bulunmaktadır, meçhul olan bu râvinin rivayeti tek yolla ve TSh V£ Darekutnî §ibi alim!er rafından zayıf kabul edilmiştir. Hakim'in tesahülü malumdur 36 sahih demesi tek başına yeterli değildir. (Bk. Azimâbâdî, Avnü'l-Ma'bÛd, m/50) bulu       ^eyme' I/319' H-no: 628- Beyhaki, 11/100, H.no: 2469; İbn Hacer, bu rivayette nan ibrahim b. İsmail b. Seieme'nin zayıf olduğunu, bu sebeple rivayetin neshe delil yamayacağını söyledi. (Bk. Fethu'l-Bâri, 11/291)

2Atı^'ueybe'I/235> Hno: 2702; Ebû Ya'lâ- XI/414' Hno: 6540; Beyhaki> II/1O°- H'no:

is İb' K    -er !Snadın zayf o'duğunu belirtti. (Bk. Fethu't-Bâri, 11/291)

el aL   udânıe' Muğni, 1/554; Ebu'l-Hasan el-Malikî, Kifayetü't-talib, 1/337; Ebû Abdullah

g-Abderî, ri-Afevvâ*. 1/541

 -, 111/284 h sebepleri için bk. Şevkâni, Neylü'l-evtâr, 11/283

16_____________________________„______               Rüku ve Secde

§Bu babdaki hadisler secdede duruşu tarif etmekte::. El ayaiannın/avuçlann yere konulup sonra alın ve burnun yere konulması, dirseklerin yere konulmayıp koltuk altları görünecek şekilde açılması müstehabdır. Bu hareketle::: tembelce yatıştan uzak, Allah'ın karşısında kulluk bilincini gösteren mütevazı bir ta'c vardır. Dirseklerin yere konma hâli köpeğin yatışına benzetilmiştir ki onda n_rjzı hafife alma, önem vermeme ve tembel bir hareket sergilenmektedir, ibadet n_ağına aykırıdır.41

* Secde Azaları, Secdeye Giderken Saç ve Elbise Düzeltmenin Hükmü

673/1543-İbn Abbas'tan (Radıyaliahüanhüma)\

42

41  Nevevi, Şerku Sahihi Müslim, IV/209

42 Sened:

Sahih: Müsned, 1/285, H.no:2584; Mükerrer rivayetler için bk. 11%, H.no:2588, 2590; İkinci tarik için bk. 1/221, H.no:1927 (Bu rivayetin mükerreri: 1/222, H.nD:1940); Üçüncü tarik için bk. 1/305, H.no:2778; Benzer rivayetler için bk. 1/255, H.nreZMO; 1/279-280, H.no:2527; 1/286, H.no:2596; 1/324, H.no:2985; 1/270, H.no:2436; 1/292, H.:.,:2658:

Ebû Hanîfe, Müsned, s.134; Buhârî, Ezan, 133-134, 137-138; Müslim, Salât, 227-230

^;...)\ Ebû Dâvûd, SalâL 151, H.no:889-890 ( &';, _*>'

' Jıi); Tirmizî, Salât, 87, H.-ü:273 (hasen-sahih); Nesâî,

Tatbik, 40, 43-45,56-58, H.no: 1091, 1094-1096, 1111, 1113; İbnMâce, fkbte, 19,67,H.no; 883-884, 1040; Dânmf, Salât, 73, H.no: 1324-1325. Sa'd'dan (Radıyallahü anhj şahidi:

Hz Peygamber tSaiiaiiaiıu «tevki ve teiiem) şöyle dedi:

"Ben yedi âzâ üzerine secde yapmakla, ayrıca bu durumda saç ve İbişe çekmemekle/toplamamakla emrolundum." §İbn Abbas'tan ikinci tarikle gelen rivayet:

Rasûlullah (Saiiailaha aleyhi ve sellem) yedi âzâ üzerine secde yapmakla olundu, (bu sırada) saç ve elbise çekmekten/toplamaktan   nehy olundu (men edildi).

§îbn Abbas'tan üçüncü tarikle gelen rivayet:

RaSÛlullah (Sallallahü aleyhi ve sellem)'.

"Ben yedi âzâ üzerine secde etmekle emrolundum; -eliyle burna (kadar)43 işaret ederek-alın üzerine, sonra iki ele (avuçlara)44, iki dize, (iki ayağın)45 parmak uçlarına (secdeyle emrolundum), (bu durumda) ne elbi­seyi çekerim, ne de saçı (toplarım)" dedi.

AÇIKLAMA

Metinde geçen (lif) kelimesinden maksat elbisenin ya da saçın toplanmama-sıdır. Bu şekildeki nehy haramlık ifade eder. Ancak Kadı Iyaz'ın dediği gibi cumhur bunun tersini kabul etmektedir ki onlara göre bu hareketler mekruhtur, ama namazı bozmaz. İbn Münzir, Hasan-ı Basri'nin bu durumda namazın iadesi gerekir, düşün­cesinde olduğunu nakletti.

§Secdcye giderken saç ve elbise toplama yasağının hikmeti; yerle temasında korunmak şeklindeki kibirli insanların hareketine benzemesinden olsa gerek.

§Hadiste yedi secde âzasından bahsedildi:

1-Alın ve burun: Bunlar tek uzuv sayıldı. Nesâi rivayeti de bunu destekle­mektedir, değilse uzuvların sayısı sekize çıkar. Kurtubî şöyle dedi: 'Bu rivayetlerden anlaşılan secdede alnın asıl, burnun ona tabi olmasıdır.' İbn Dakîk el-Iyd da şöyle dedi: 'İkisi bir uzuv olmalıdır, değilse secde uzuvları sekize çıkar.' İmam Ebû Hanife de bu görüştedir. Alnın yere değmesi farzdır, namazın geçerliliği için yeterlidir, ancak burunun yere değmesi vaciptir, terki anında sehiv secdesi gerekir. Şafıîlerin çoğuna göre de alnın bir kısmı ile yapılan secde namazın geçerliliği için yeterlidir. Cumhurun görüşü bu şekildedir. Secdede sadece burnun yere değmesinin namazın geçerliliği için yeterli olmayacağı konusunda icma' vardır. İmam Evzaî, Ahmed, Ishak gibi bazı alimlere göre ise secdede hem alnın, hem de burnun değmesi gerekir, aksi takdirde namaz olmaz.46 İmam Malik'ten farklı rivayetler naklolundu:

a-Secdede alın farzdır, ama burnun yere konulmaması durumunda vakit için-de iadesi müstehabdır.

Bk. Abd b. Humeyd, s.82, H.no: 156; Ebû Ya'lâ, 11/60, H.no:702.

43           Abbas b. Abdulmuttalib'den (Radıyallahü anlı) şahidi için bk. 674/1544. hadis.

44  Bu ek için bk. Nesâi, Sııcûd, 45, H.no: 1096 K Bennâ, age., 111/285

4û B^İbn Hacer< Fethu'J-Bâri, 11/297

Kâsâni, Bedâi', 1/105; Nevevi, Mecmu, 111/423; İbn Kudüme, Muğni, 1/555; İbn Hacer, age. 11/296-297

lö_______________________________                                                   Rükû ve Secde

b-Sadece burnu yere koymak namazı bozar. c-Farziyet her ikisine de tealluk eder.47

2-İki elin içi, yani avuçlar.

3-İki diz,

4-İki ayak parmaklarının uçları.

§Secdede alın dışındaki altı azanın yere değmesi ile ilgili hüküm:

1- î. Şafiî'den iki görüş nakledildi: a-Müstehabdır. b-Farzdır, bu görüş kuv­vetlidir. Hanbeliler de bu görüştedir.

2-Hanefilere göre ellerden, dizlerden ve ayaklardan birer tanesi mutlaka yere değmelidir.

3-MâlikiIere göre bu altı uzvun yere değmesi müstehabdır, ancak birinin terk edilmesi hâlinde o namazın vakit içinde iade edilmesi istenir.48

674/1544-Abbas b. Abdülmuttalib'den ftiadıyaiiaim anh)Aq

RasÛlullah (SaUaUahilaleyhi ve sellem) şöyle dedi:

"Bir kişi secdeye gittiğinde onunla birlikte (şu) yedi âzası da secde yapar: Yüzü (alnı ve burnu), iki eli (avuçları), iki dizi, iki ayağı."

47 Sehnûn, Müdevvene, 1/73; Desûki, Haşiye, 1/240

4B Nevevi, Mecmu', III/426-428; İbn Kudâme, Muğni, 1/555; Desûki, Haşiye, 1/240

Sahih: Müsned, 1/206, H.no:1764; Benzer rivayetler için bk. 1/206, H.no:1769, 1765; 1/208, H.no:1780:

Müslim, Salât, 231; Ebû Dâvûd, Salât, 151, H.no:891; Tirmizî, Salât, 87, H.no:272 (Hasen-sahih olan hadis İbn Abbas, Ebû Hüreyre, Câbir ve Ebû Saîd'den de nakledilir); Nesâî, İftitâh, 41, 46, H.no:K)92, 1097; İbn Mâce, İkâme, 19, H.no:885; Ebû Ya'lâ, XII/51-52, H.no: 6693; Bezzâr, IV/146, H.no: 13 19;

İbn Abbas'tan (Radıyallahü anhüma) şahidi için bk. 673/1543. hadis.

İbn Mes'ûd'dan (Radıyallahü anlı) şahidi:

Bk. Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebır, lX/266, H.no:9326. Heysemî râvilerİnin sahih hadis ricalinden olduklarını söyler. Bk. Mecma\ 11/127.

 

675/l545-(Z.) Amr b. Yahya babası ya da amcasından nakletti50: 'Benim çok uzun saçım vardı, secdeye gittiğimde onları topladım.

ı-Babam) Ebû Hasan el-Mâzinî51 beni gördü ve :

'Toprak ona dokunmasın diye topluyorsun (değil mi), vallahi onları

keseceğim' dedi ve onları kesti.'

AÇIKLAMA

Metinde (£*) kelimesi geçmektedir. Arapça'da saçlar kulak yumuşağını geçer ve

muzlara ulaşırsa ona (OJi), omuzları da geçerse ona (&X\), 52 bu ikisinden daha kısa

dursa (i%) denir.53 Yukarıdaki râvinin uzun saçlarını toplaması Hz. Peygamber'in

sünnetine aykırı olduğu için babası Ebû Hasan el-Mâzinî tarafından yadırganmış ve

bundan kurtulması için kesin çözümün saçların kesilmesi olduğu bildirilmiştir.

§Erkeklerin uzun saçları olanların namazda yere değmesin diye saçlarını bağlamaları da yadırganmış ve yasaklanmıştır.

*Küreyb'den:54

İbn Abbas, Abdullah b. Haris'İ saçları arkadan bağlanmış olarak namaz kılar­ken gördü, arkasına dolandı ve çözmeye başladı. Öbürü de hareket etmeksizin ona imkan tanıdı, (namazı bitirdikten) sonra İbn Abbas'a yöneldi ve:

'Benim başımdan sana ne?' deyince İbn Abbas şöyle dedi:

'Ben Rasülullah'ın şöyle dediğini işittim:

"Bunun misali, ellerini omzuna bağladığı haide namaz kılan kişiye benzer (uzun saçların da secdeye dökülmesi gerekir).'"

ŞRivâyette geçen mekfûf (>->>£•); elleri arkaya, omuza bağlamak anlamın­dadır."   Bu şekilde namaz kılan kişinin secde azalandan bir kısmı yere değmez.

Sahih: Müsned, IV/78, H.no: 16659; Bennâ hadisin isnadının ceyyid olduğunu söyler. Bk. Bulûğu'!-emânî, III/286. Zevâid'den olan bu rivayete Heysemî değinmemiştir, daha doğrusu biz bu rivayeti Mecma'u'z-zevâid'de bulamadık.

Ebû Hasen el-Mâzinî el-Ensârî el-Medenî'nin (Radıyatlahü ank) isminin künyesi °'duğu, ayrıca isminin olmadığı iddia edildiği gibi, isminin Temim b. Abdiamr olduğu da ifa­de edilmektedir. İmam Mâlik'in şeyhi olan bu sahâbî Akabe ve Bedir'de bulunmuş olduğunu ifade eder. Bk. İbnü'1-Esîr, Üsdü'l-ğâbe, VI/70-71, Trc.no:5813; İbn Hacer, eUsâbe, IV/1632, Trc.no:2915.

s2 Amr b. Yahya'nın dedesi. (Bk. Bennâ, age., III/286) M Razi, Muhtaru 's-Sıhâh, 605 M ibn Hacer, Fethu'l-Bâri, VI/486

Ahmed b. Hanbel, 1/304; Müslim, Salât, 232 (492); Ebû Davud, Salât, 88, H.no: 647; Nesâi, l^Sünenü'l-kübra, 1/235, H.no: 701 " Ibnü'1-Esir, Nihaye, IV/149

-" açı olan erkeklerin de saçlarını topuz yaparak bağlaması mekfufa benzediği ...aklanmıştır, saçlarının secdeye katılması gerekir.

İmam Nevevi şöyle dedi: 'Namazda elbisenin ya da saçların toplanması, puz yapılması ya da uzun saçın sarığın içinde toplanması mekruhtur, kerahet lcn . r, namazı bozmaz. Cumhurun görüşü bu şekildedir. Ancak İbn Münzir, Ha;;-- Basrî'den namazın iade edilmesi görüşünü nakletti. Bunun hikmeti saçların da secdeye katılmasıdır.'56

Bu emir erkekler içindir. Kadınlar için böyle bir emir yoktur, çünkü onların baş -. j vardır. Kadınlarda yasaklanan, topu/un büyük yapılıp dikkat çekmesidir.

* Namaz Kılan Kişinin Elbisesinin Bir Kısmına

Secde Etmesinin Hükmü ve Kalabalıkta

Yapılan Secdede Ruhsat

676/1546- Abdullah b. Abbas'tan (Radıyaüahilanhümaf1:

Hz Peygamber (SatlailaM aleyhi ve setlem) tek parça elbiseye/kumaşa bürün-düğ. hâlde elbisenin fazlalılığı ile yerin sıcaklığından ve soğukluğundan konsarak namaz kıldı.

56 N«ri, Şerhu Sahihi Müslim, IV/209

57                \

, İ/256, H.nü:232Ü; Benzer rivayetler için bk. 1/265, H.no:2384-2385; 1/303, H.na2760; 1/320, H.no;2940; 1/354, H.no:3327 (Bu benzer rivayetlerin hepsinin senedi za>.-_-. Çünkü senedlerinde Hüseyin b. Abdullah b. Ubeydullah b. Abbas bulunmaktadır. Bu râvi ayıttır. Heysemî: "Ahmed b. Hanbel, Ebû Ya'lâ ve Taberânî'nin Evsat ve Kebîr'irıde nakl=: ;n hadisin Ahmed b. Hanbel isnadı sahih hadis ricâlindendir" der. (Bk. Mecma', 11/48) Hâl:.,.; Hüseyin sahih hadis ricalinden biri değildir); Heysemî'nin Taberânî'nin Evsat'ına nisbaettiği ve hasen hükmü verdiği rivayet de şöyledir: "Rasûluiiah yünlü bir elbiseye bürün­müş, :.!nde bir bastonuyla/ asasıyla, Üsâme b. Zeyd'e de dayanmış bîr vaziyette yanımıza çıka geld Bastonu önüne diktirdi. Sonra ona doğru namaz kıldı." Bk. age., 11/50; Beyhakî, es-Sütm'l-kübrâ, 11/108.

Teveşşuh kelimesinin anlamı için bk. 379/1249. hadisin dipnotu.

Enes'ten (Radıyallahu anlı) şahidi için bk. 677/1547. hadis.

Abdullah b. Abdurrahman'dan i Radıyallahu anlı) şahidi için bk. 678/1548. hadis.

Ayrıca 385/1255 ve 679/1549. hadislere bk.

677/1547-Enes b. Mâlik'ten (Radıyallahu anh): ■   cıca&ın şiddetlendiği bîr anda Hz. Peygamber tSaiiaiiahu aleyhi veseilem) ile kılardık da bizden biri (sıcaktan dolayı) yere yüzünü koymaya gücü

»fldi&inde elbisesini (fazla kısmını) yayar ve üzerine secde ederdi. yctmetı ıg

678/1548-Abdullah b. Abdurrahman'dan (Radıyallahu ank):59

58 Sened: 2» -v- y. & j* Jü^] ^u ^-^ S^[ 'J "^ ^"^

Salüh: Müsned. 1TJ/100, H.no:I1909; Buhârt, Salât, 23; Mevâkît, 11; Amel, 9; Müslim, Mesâcid, 191- Ebû Dâvûd, Salât, 92, H.no:660; Tirmîzî, Cuma. 58. H.no:584; Nesât, Tatbik, 59, H.no: 1114; İbnMûce, İkâme, 64, H.no: 1033; Dârimî, Salât, 82, H.no:1343.

İbn Abbas'tan (Radıyallahu anhüına) şahidi için bk. 676/1546. hadis.

Abdullah b. Abdurrahman'dan (Radıyallahu anh) şahidi için bk. 678/1548. hadis. ■^ Sened: -lL>J 'J ^>i' Jj- £^=- O1 J1

Hasen: Müsned, IV/334-335, H.no:18855; ibn Ebî Şeyhe, 1/237-238. H.no:2728; ibn Mâce, İkâme, 64. H.no:lÜ31 (İbn Ebî Şeybe'den aynı sened ve metinle nakleder); Ahmed eş-Şeybânî, Âluul, ÎV/165. H.no:2146: Bûsırî Abdullah b. Abdurrahman'ın hadisi babası ve dedesi (Sabit b. es-Sâmit) aracılığı iie naklettiğini, senedinde İki râvi düştüğü için isnadının mu'dal olduğunu söyier. Bk. Misbûhu'z-zücâce. 1/124; Senedinde yer alan İsmail b. Ebû Habîbe'nin de zayıf sayılması sebebiyle hadisin isnadı zayıftır. Taberânî, İbn Huzeyme ve Ahmed eş-Şeybânî hem muttasıi bîr senedle, hem de mutâbi bir râvi ile nakleder:

Bk. Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, 11/76, H.no:1344; /M Huzeyme, 1/336, H.no: 676

(».i* _^^ı ^^.u,^ c-jiî j, j^jjı-lj ^j*. *™- J\ j, j^l-j ^^iji! ii^- ^ Ş} j: j^~ ı:^...); Ahmed eş-Şeybânî, Âhâd, İV/166, H.no:2147 ( ^i ^ j^u-ı ^ ^ı u ^ji ji ^ ûi a^ ^ j^u-j u j^~ ^ ^-^ u;x-ı"u~;" ıj—* "—riı „—c J^i'J1 >^-u= ji oyû _y j^_jı A-t ^ ûıi -lp ^ î-^); Ayrıca Beyhakî zayıf isnadla İbn Abbas'tan nakledilen şahidine de yer verir:

Ji Jj* ^J^1 Zy. l\~SX_ Jd SJjl; İİJİ j ^Âjİ tL-î" J ^La.   ^L-j flit Ûl J_s    JİJİ Jj-j Cjİj (C Jlİ U^P Ûl ^j (_(V .J1 if

Bk. csSünenü'l-kübrâ, 11/108. Hadis şâhidleri ile kuvvetlenir.

bdui]an b Abdurrahman'ın (Radıyallahu anh) sahâbiden olup olmadığı tartışılmıştır. İbnü'l-. e'"Cezerî onun sahâbî olduğunu ve sadece burada verilen hadisin kendisinden nakledildi­ğini söyler. Bk. Üsdü'l-ğâbe, III/301, Trc.no:3047. Babası Abdurrahman b. Sabit b. es-Sâmit. ^uharı'ye göre sahâbiden, Müslim'e göre tabiînden sayılmıştır. Dedesi Sabit b. es-Sâmit el-ITl/lo" el"Eşheiî de sahâbidendir. Câhiliye döneminde öldüğü de iddia edilmektedir. Bk. age.. Eb~ T!cno:32?8'-1/444-445. Trc.no:556. Ahmed b. Hanbel bu sahâbinin hadisini Abdullah b. I Habîbe başlığı altında vermiştir. Bu sahâbî Küba Mescidi cemaatindendir. İlgili rivayet Çln bk- Müsned Trc.H.no: 405/1275.

Enes'ten (Radıyallahu anh) şahidi için bk. 677/1547. hadis.

ibn Abbas'ıan (Radıyallahu anhüma) şahidi için bk. 676/1546. hadis.

22____________                                                                          Rükû ve Secde

Hz. Peygamber (Saiiatiahü aleyhi ve seüem) yanımıza geldi ve bize Benî Abdileşhel Mescidi'nde namaz kıldırdı. Onu secdeye gittiğinde ellerini elbisesinin (kolları) içinde tutarken gördüm.

679/1549-İbn Abbas'tan (RadıyallahüanhUma)    :

Rasûlullah'ı (Saiiailaha aleyhi ve seüem) yağmurlu bir günde (namaz kılar­ken) secdeye gittiğinde üzerindeki elbisenin bir kısmını (yayarak) yerdeki çamurdan korunurken gördüm, secdeye gittiğinde ellerini (elbiseden) çıkart-maksızın yere koyuyordu.

680/1550-Seyyarb. Ma'rûr'dan61:

60 ^riMİ'' \*i   'iiii-,   İ" :- <r ' ■     ı;-   ■ ,în ,-!   - Tu  ■;."'■'' ,-;»,- '.,; -sı-•.   .,   -    ?,-:*-■   t-,-»,-

Hasen: Müsned, 1/265, H.no:2385; Benzer rivayetler için bk. 1/256, H.no:2320; r/303, H.no: 2760; 1/320, H.no:2940; 1/265, H.no: 2384; 1/354, H.no:3327. (Bu rivayetlerin hepsinin senedi zayıftır. Çünkü senedlerinde Hüseyin b. Abdullah b. Ubeydullah b. Abbas bulunmaktadır. Bu râvi zayıftır. Heysemî: "Ahmed b. Hanbel, Ebû Ya'lâ ve Taberânî'nin Evsat ve Kebîr'inde nakledilen hadisin Ahmed b. Hanbel isnadı sahih hadis ncâlindendir" der. (Bk. Mecma\ 11/48) Hâlbuki Hüseyin sahih hadis ricalinden biri değildir); Heysemî'nin Taberânî'nin Evsat'tna nisbet ettiği ve hasen hükmü verdiği rivayet de şöyledir: "Rasûlullah yünlü bir elbiseye bürünmüş, elinde bir mızrakla, Üsâme b. Zeyd'e (Raâıyallahü cnihûm) de dayanmış bir vaziyette yanımıza çıka geldi. Mızrağı önüne diktirdi. Sonra ona doğru namaz kıldı." Bk. age., ü/50; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, U/108.

Ayrıca 385/1255 ve 676/1546. hadislere bk.

61 Sened: ^ j^>v>j^^ ^iî, 4 ^ fa „, Vfi j '& 'J 00^ &,

Hasen: Müsned, 1/32, H.no:217; Tayâ'lisî, s.l3,H.no:70 (Ahmed b. Hanbel hocası EbÛ Dâvûd et-Tayahsînm bu isnadı ile nakleder. Fakat hocasının eserinde (J ijî> : jOi .jjjı ^ j& Çj Jy, *LA\) kısmı bulunmamaktadlr); Makdisî, Muhtara, 1/236, H.no:'l31 (ieyyin/zay.f bir isnadla ve Ahmed b. Hanbel'in senedi ile nakleder); 1/237, H.no:132; Beyhakî, es-Sünenül-kübrû,

 

Hz. Ömer'i (Radıyaiiaha anh) şöyle diyerek hutbe verirken dinledim; 'Bİz muhacir ve ensar topluluğu Rasûlullah (Saiiaiiaha aleyhi ve seüem) bu idi 5ina ederken kendisiyle beraberdik. Kalabalık arttığında sizden biri kardeşinin sırtına secde etsin!'

'Yolda namaz kılan bir topluluk görünce şöyle dedi: 'Mescitte namaz kılın!' "

AÇIKLAMA

Hz. Ömer Rasûlullah dönemini yaşayan bir kişi olarak gördüklerini anlat­makta ve uygulamaktadır. Bunlardan birisi de o dönemde kalabalık olduğunda in­sanların yere secde edemedikleri ve bu nedenle öndeki kardeşlerinin sırtlarına secde ettikleri gerçeğidir. Bu Rasûlullah tarafından verilen bir ruhsattır.

Hz. Peygamber dönemindeki bir olay şöyle nakledildi:

 

f fl   ' '        __T^        ^         '       J

İbn Ömer'den:1"

Rasûluilah (Sallallahü aleyhi ve sellem) namaz kıldırdı; Burada Necm suresini okudu ve bize secde yaptırdı. Secdeleri biraz uzattı, cemaat çoğaldı, hatta birbirleri­nin sırtı üzerinde (secde yaparak) namaz kıldılar.

*Her halde Cuma gibi mescitte kılınma şartı olan namazlarda durum böyle­dir. Hz. Ömer'den başka tarikle gelen rivayet bunu açıklamaktadır:

III/182. Heysemî, senedindeki Seyyar b. Ma'rûr/Mağrûr'un meçhul biri olduğunu söyler. Bk. Mecma', 0/9-10. Fakat hadisin mütâbî ve şahidi bulunmaktadır:

v-î ^ >=■ r^^' Mütâbi olan bu rivayet mevkuftur. Bk. Beyhakî, age., 111/183; /ön EbîŞeybe, 1/237,

H.no:2726 (^i >  j*o*-jnı^nwa^o!ı>r^ci^^ üı); AbdürrezzaJc, 1/398, H.no:1556; III/233,

H.no:5465 (Şa'bi, Hz. Ömer'den nakleder); 01/234, H.no:5469.

Ahmed Muhammed Şâkir bu rivayetin sahih olduğunu söyler. İbn Hazm'ın Muhalla'ında

UV/84) geçen Ahmed b. Hanbel'in bir başka İsnadını verir ve onun sahih olduğunu iddia eder.

Ahmed Muhammed Şâkir işle bu rivayeti Müsned'de bulamadığını belirtir. İbn Ömer'den (Rcıdıyailahıi anhünuı) şahidi:

.      ^Bk- Beyhakî, age., 01/182.

ibn Ebı Şeybe'deki bir rivayet buradaki sözlerin Hz. Ömer'e ait olduğunu göstermektedir:

.ı*>—il ^ ijirf Jlü Jj^I ıJ* üjtrfij L*y j*t i£1j J

Seyyar b. Ma'rûr'dan (Radıyallahü anh): Hz. Ömer yolda namaz kılan bir topluk gördü ve onlara:

Mescitte namaz kılın!1 dedi. (İbn Ebî Şeybe, 11/169, No: 7745) Musned'İn Şuaybü'l-Arnavud tahriçlİ nüshasında da Hz. Ömer'in sözü olarak geç­mektedir. Bk. 1/342

İh   H-ı, Heysem' râvilerden Seyyar'm meçhul olduğunu belirtti. Bk. Mecmeuz'-zevâid, 11/10; 63 "Hıbbarı sika olarak zikretti. Bk. Sikât, IV/334, No: 3203 Beyhaki,mn%2, H.no: 5418

Zeydb. Vehb'den:64

Hz. Ömer şöyle dedi:

'Cuma günü kişi (yere) secde etmeye gücü yetmezse kardeşinin sırtına secde etsin.7

§Bu konuda müctehidlerin görüşleri:

1-Hanefi, Şafiî ve Hanbeli müctehidlere göre izdiham durumunda öndekinin sırtına secde yapılabilir.

2-Diğerlerine göre bekier, onlar kalkınca secde yapar.65

681/1551-Ebû Hüreyre'den Hz. Peygamber'İn ashabı secdede (kollarını yana) açtıklarında meyda­na gelen zorluğu (Peygamber'İn) kendisine şikayet ettiler. Hz. Peygamber

(Sallallahü aleyhi ve sellem) ŞÖyle buyurdu:

"Dizlerden destek alın!"

§(Râvilerden) İbn Aclân ekledi:

'Bu durum secdeler uzadığında ve yorucu olduğunda dirsekleri dizlere koymak şeklinde olur.'

AÇIKLAMA

Dinde zorluk yoktur (j*uı j c^ V), kaidesince ibadetlerde kolaylık asıldın ancak kolaylığın sınırlarını Allah ve Rasûlü belirler. Sari' tarafından belirlenmeyen

64

İbn Ebi Şeybe, 1/237, No: 2726; Beyhaki, m/182, No: 5419 (Azimâbâdî isnadının sahih olduğunu belimi. BkAvnü'l-Ma'bûd, IV/201)

65 1. Mııhammed, Asi, 1/199; Sehnûn, el-Müdevvenetü'l-kübra, 1/147; Şirazi, Mühezzeb, 1/115: Kâsâni. Bedâi', 1/210; İbn Müflıh. Mübdi', 11/154-155; İbn Hacer, Fethu'i-Bâri, 11/560

Sened: «JC= J> 'j. £ J> jr '^                   j

Sahih: Mihneti 11/339-340. H.no:8458; Benzer rivayet için bk. 11/417, H.no:9370:

 i ol 'fL'} Ch- «Ilı J_ Jiı j_^3 ^,^ü j^i^Jl „* l. ^âi ^L'j 4e «İ'ı J^ -ili J^j J; ^Ğı (Sİ

Tirmizt, Salât, 96, H.no:286 (Tirmizî rivayetin bu isnadla garib olduğunu, fakat şu isnadın bundan daha sahih/sağlam olduğunu belirtir:

£&w Dâvöc/, Salât, 155, H.no:902; //âfam, 1/352, H.no:834 (Müslim'in şartına/râvisine göre sahihtir); İbn Hıbbân, V/246, H.no:19[8; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, II/l 16.

Secde

_—-——

müctehid zaruret ya da hacet sebebiyle birtakım fetvalar verebilir. Bu konular         tjaka ilmî bir disiplin ile kontrol altında tutulması ve İslâm'ın genel

-° naslara aykırı olmaması gerekir. Bu bağlamda Maslahat prensibinin sağlıklı hukukî yapı için önemlidir.

§Bu babdaki hadislerde bazı kolaylıklar sağlanmıştır:

1 Secde yapılırken soğuk, sıcak ya da başka bir nedenle kişinin üzerindeki

n bir kısmını yere yayarak üzerine secde etmesi caizdir. İmam Ebû Hanife,

k Evzaî, İshak, bir rivayette Ahmed b. Hanbel'e göre bu bir ruhsattır.

' 2-San'k ve elbisenin ucuna yere koyarak üzerine secde İmam Şafiî, Davud ve

b-  ,-ivâyette Ahmed b. Hanbel'e göre caiz değildir. Onların delili gelen şu rivayettir:

Habbab b. Eret'ten (RadıyaltahU anh)

Biz Rasûlullah'a (Sallaüahü aleyhi ve sellem) (kumların) şiddetli hararetinden şikayet ettik, şikayetimizi kabul etmedi (gidermedi).

*Hz. Ali, Ubade b. Samit, Abdullah b. Ömer, Ebû Ubeyde, îbn Şirin, Ömer b. Abdülaziz gibi zatlar da bunu mekruh gördüler.68

SSanğın ucunu da yere koyarak üzerine secdeyi İmam Ebû Hanife ve diğer rivayette Ahmed b. Hanbel'e göre caizdir. Bu alimler yukarıda geçen elbisenin faz­lalığı üzerine secde yapma ile ilgili hadisleri, ayrıca şu rivayetleri delil getirdiler:

Ebû Hüreyre'den:6'

Rasûlullah sangının kıvrımına/ucuna secde ederdi.

*Hasan-ı Basrî, Şureyh, Abdurrahman b. Yezid, Said b. Müseyyeb, Mekhûl, Zührî gibi kişiler sarığın kıvrımına/ucuna secde etmişlerdi.7"

3-İmam Malik'e göre mekruhtur, ama iadesi gerekmez.71

§Bu rivayetler ve görüşler şöyle cem' edilebilir: Hiçbir sebep yokken başım topraklanmasın diye sarığın ucunu yere koyarak secde yapmak en azından mekruh­tur. Ama soğuk, sıcak ya da yağmur gibi zorluk anında bu şekilde secdeye İzin veri­lir. O dönemde mescit kumluk olup, sergi yoktu. Bu nedenle yerdeki rahatsız edici bir durumdan korunmak caizdir. Doğrusunu Allah bilir.

Musned, V/108. H.no:20950; Diğer rivayet: V/1I0, H.no:2096i; Müslim, Mesâcid, 189; Nesâî, «vfflft, 2, H.rıo:495; İbn Mâce, Salât, 3, H.no:675; Humeydî, 1/83, H.no:352; Taberânî, el-~U cemü''-kebîr, İV/78. H.no:3698; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/438 (Sahih, bk. Musned "e. IV.Cild, H.no: 103/973) & Ab<lurrezzak, 1/401, No: 1569-1570; İbn Ebi Şeybe, 1/240, No: 2755-2766

Abdurrezzak, 1/400, No: 1564 (İbn Kayyim, senedde metruk bir ravi olduğunu belirtti. Bk.

^İFeyZu-lKdiV/l42)

 

 za, 1/400, No: 1566-1567; İbn Ebi Şeybe, 1/239, No: 2747-2754 S7 i  "' el:Mudevvenelü'l-kübra, 1/74-75; Nevevi, Mecmu', 111/524; İbn Kudame, Muğnı, ^t- DesÛkî, Haşiye, 1/252-253; Meydani, Lübub, 1/82

26                                                                                                             Rükû ve Secde

* Secdede Yapılan Dua ve Zikirler

682/1552-Hz. Ali'den (Radıyalkthü anh)\

Rasûlullah (Saiiaiiahü aleyhi ve seitem) secdeye gittiğinde şöyle derdi: "Allahümme leke secedtü ve bike âmentü veleke eslemtü secede

vechî lillezî haiekahû fe savverahû fe ahsene suverahû fe şakka sem'ahû

ve besarahû fe tebârakeliâhü ahsenü'l-ha'likîn. "

NOT: Secde duasının tercemesi:

'Aliahim! Sadece senin için secde ettim, sadece sana iman ettim, sadece sana teslim oldum. Benim yüzüm onu yaratan, şekillendiren, ona en güzel şekilleri veren, onda duyma ve görme organı var eden için secdece gitti (yere kapandı). Var edenlerin en güzeli olan Allah ne kadar yücedir.'

§Rivâyetteki bu bölüm, uzun bir hadisin parçasıdır, secde ile ilgili olduğu için el-Benna tarafından buraya alınmıştır. Hadisin tamamı için bk. Müsned Trc. H. no: 511/1381

72 Sened: ğO J ^ J

Sahih: Müsned, 1/94-95, H.no:729; Diğer rivayet için bk. 1/102-103, H.no:803; 1/119, H.no: 960 (633/1503. hadis); Mâlik, Saİât, 17; Müslim, Müsâfirûn, 201-202; Ebû Dâvûd, Salât, 119, H.no:760; Vitir, 25, H.no:1509; Tirmizî, Salât, 82. H.no:266 (İbn, Ömer, İbn Abbas, İbn Ebî Evfâ, Ebû Cuhayfe ve Ebû Saîd'den (Radıyallahü anhüm) şahidinin de bulunduğunu söyleyen Tirmizî, Hz. Ali rivayetinin hasen-sahİh olduğunu ifade eder); Deavât, 32, H.no:342t-3423 (hasen-sahih); Nesâî, İftitâh, 17. H.no:895; Tatbik, 67, H.nu:l 124; İbn Mâce, İkâme, 15. 70. H.no:864, 1054; Dârimİ Saiât, 33. 71. H.no: 1241, 1320.

Rükû'da okunan dua ile ilgili rivayet için bk. 633/1503. hadis.

Rükû'dan sonra okunan dua ile ilgili rivayet için bk. 649/1519. hadis.

Hadisin tam metni için bk. 511/1381. hadis.

Câbirb. Abdullah'tan (Radıyallahü anh) şahidi:

 iuı iijü' î^sT, î^. ^j ij'pj Q* ^üi ^r} j^i, Jj -^                                     î

Bk. Afesâf, Tatbik, 68, H.no:1125;

Muhammed b. Mesleme'den (Radıyallahü anh) şahidi:

Bk. Nesâî, Tatbik, 68, H.no: 1126;

Rüku ve secde duaları ile ilgili diğer rivayetler için bk. 610/1480. hadisin tahrici.

Rükû ve Secde

27

73

683/1553-İbn Abbas (Radtyaiiahüanhuma) anlattı;

73 Sened:

Sahih: Müsned, 1/284, H.no:2567; Benzer rivayetler için bk. 1/343, H.no:3194 (sonunda şu ziyade ile nakledilir: " JL± '/ij Jıi ^>j ^>^j ^ ^'j ^* '/^ "); 1/358, H.no:3372; 1/373, H.no:3541; 1/369, H.no':3490; 1/347, H.no:3243; 1/354, H.no:3324; 1/357, H.no:3359; Buharı, Deavât, 10; Müslim, Müsâfirûn, 181-193 (Bİr rivayetinde ise şu şekildedir:

£tiî Oâvıîrf, Taharet, 79. H.no:202; Taiavvu', 26. H.no: 1353. 1357; Nesâî, Tatbik, 63, H.no: 1119, İbn Mâce, İkâme. 23. H.no:898.

Taberânî rivayeti ise bütün rivayetleri bir araya getirmiş gibi görünmektedir:

 ij_ji

Bk. Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, XII/20, H.no:12349; Heysemî, hadisin Taberânî tarafından nakledildiğini, senedinde Ubeyd b. İslıak el-Attâr'ın bulunduğunu, bu râviyi İbn Maın ve diğerlerinin zayıf saydığını, Ebû Hâtim'in ise bu zata olumlu baktığını söyler. Bk. Mecma', 11/275.

İbn Abbas'tan (Radıyallahü anhüma) nakledilen 364/672, 366-367/674-675 ve 1020/1890. hadislere bk.

Ayrıca bk. 175/488, 610/1480. ve 639/1509. hadisler.

Rükû ve Secde

Teyzem Meymûne'nin evinde gece kalmıştım, Rasûluliah'm (Saiiaiiahu aleyhi ve sellem) nasıl namaz kıldığını gözetledim: Kalktı, gitti idrarını yaptı, sonra gelip yüzünü ve ellerini yıkadı, sonra uyudu, ardından tekrar kalktı. Kırbanın yanına geldi, onun ipini çözdü, sonra bir kaba74 döktü ve o kaba elini daldırdı, ondan iki abdest arasında (mübalağalı ya da az olmaksızın orta hâili) güzel bir abdest aldı. Sonra namaza durdu, ben de gittim, onun soluna durdum, beni çekip sağ tarafına aldı, Rasûluliah'm namazı on üç rekâtta tamamlandı, sonra yatıp uyudu, hatta nefes alış verişi sesli olarak arttı, onun nefes alışından uyuduğunu bilirdik. Sonra Rasûlullah tekrar namaz kılmaya çıktı, namazını kıldı, namazda ya da secdesinde şöyle demeye başladı:

"Allahümme'c'al fi kalbî nûran ve fi semi nûran ve fi basarı nuran ve an yemînî nûran ve an yesarî nuran ve emamî nûran ve halfî nûran ve fevkî nûran ve tahtî nûran ve'cal'nî nura. '"

§Râvilerden Şu'be ekledi: Ya da şöyle dedi: ''ve'cal'I? nura." §Kureyb'in İbn Abbas'tan yaptığı bir rivayette: '...Rasûlullah uzanarak uyudu1 şeklinde geçmektedir.

AÇIKLAMA

*Duantn tercemesi:                                  

"Allahım, kalbimde nur, kulağımda nur, gözümde nur, sağımda nur, solumda nur, önümde nur, arkamda nur, üstümde nur ve altımda nur yarat. Beni (tümüyle) nur yap/yarat."

*(Râvi) Şu'be'nin eki: "Benim için nur yarat"

^Rasûluliah'm Gece Namazı bölümünde bu hadisin tamamı gelecektir, sa­dece secde ile ilgili bölümü Bennâ tarafından burada aktarılmıştır.

§Kurtubi şöyle dedi: 'Rasûlullah'ın dua ettiği nurların hakikisi olması müm­kündür. Kıyamet günü bütün azalarının nur saçan bir şekilde yaratılması ve gelmesi şeklinde olabilir. İstiare yoluyla dünyadaki ilim ve hidayet de kastedilebilir.'75

Nevevi de dedi ki: 'Bunu alimler şöyle açıkladı: Rasûlullah azalan ve yönleri için nurlar istedi. Bundan maksat hakkın beyanı ve ışığı, yol göstericiliğidir. Rasû­lullah bütün azaları, cismi, tasarrufları, halleri ve altı yönü için nur istedi ki kendi­sinden nur hiç eksik olmasın.'76

§Yukarıdaki rivayette geçen on üç rekât sabah namazının sünneti ile bir­liktedir. Bu rivayetin benzeri için bk. Müsned Trc. H.no: 1020/1890

74

Metinde (iu4ı) ve (s**_iH) kelimeleri geçmektedir. Kisaî'nin belirttiğine göre Cefne adlı kap Kas'a'dan daha büyüktür, Kaş'a ise yaklaşık on kişiyi doyuracak büyüklükte bir kaptır. Bk. Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, XlV/37; Hz. Peygamber döneminde kulandan diğer kaplar için bk. Müsned Trc. H. no: 26/334

75 Azimâbâdî, Avnü'l-Ma'bûd, IV/162; MübarekpÛrî, TuhfetÜ'l-Ahvezi, K/261-262 Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, VI/45

RükûveSecde

684/1554-HZ. ÂİŞe (Radıyallahüanhaj11,

Bir keresinde Hz. Peygamber'i (Saitaiiahu aleyhi ve seüem) yatağında bula­madı, (el yordamıyla araştırken) eli ona dokundu, secdede iken eli ona ulaştı ve O şöyle diyordu:

"Rabbi! A'ti nefsi takvana, zekkihâ, Ente hayru men zekkâhâ, Ente veliyyuhâ ve mevlâhâ."

NOT: Duanın tercemesi:

"Rabbim! Nefsime takva duygusunu ver, onu temizle, onu temizleyenlerin en hayırlısı sensin. Sen nefsimin velisi (yetkilisi) ve mevlâsısın (efendisisin)."

§0 dönemde fener ya da elektrik türünde hazır bir ışık kaynağı olmadığı için gece Rasûlullah'ı Hz. Âişe annemiz el yordamıyla araştırmış, Rasûlullah secdede iken eli Ona ulaşmıştı. Benna (u* ^ü>) lafzı ile ifade edildiği için bunu tökezledi şeklinde anlamıştır, 7S ancak başka bir rivayette (4-^ j*>. > $m ^> £~3ıî); ellerim onun ayaklarının alt tarafına ulaştı şeklinde beyan edilmiştir.

Sened: -Ç^ J J

Sahih: Müsned, VI/209, H.no:25633; Heysemî, hadisin Ahmed b. Hanbel tarafından nakledil­diğini, râvüerin sika olduklarını belirtir. Bk. Mecma', 11/127-128; X/110. Heysemî, Ebû Ya'lâ'nın (Müsned, VÎII/121-122, H.no:4661) Hz. Âişe'den (Radıyallahü anha) bir başka rivayetine daha yer verir. Bu rivayetin senedinde Osman b. Atâ' el-Horasânî'nin bulunduğunu, bu râviyi de EJuhaym'in sıka, Buharı, Müslim, İbn Main vd. âlimlerin ise zayıf saydığını söyler:

Bk. age., 11/128.

Hz. Âişe'den (Radıyallahü anha) farklı secde duaları da nakledilmiştir. İlgili rivayetler 'Çin bk. 637/1507 ve 685/1555. hadisler.

Zeyd b. Erkam'dan (Radıyallahü anh) şahidi:

 Bk. Müsned, İV/371. H.no:19204.  Bennâ, age.. 111/292 Bk. Müsned Trc. H.no: 685/1555 tahrici.

kuku ve becde

685/1555-Hz. Âışe (Radtyallahiimha) anlattı   :

'Bir gece Hz. Peygamberi {SaitaüaM aleyhi ve sellem) (yatağında) bulama­dım. Hanımlarından birisinin yanına gittiğini zannettim, kendisini araştırdım. Sonra döndüm, baktım ki Rasûlullah şöyle diyerek rükû ya da secdeye gitmiş:

"Sübhaneke ve bihamdik, Lâ ilahe İllâ Ente."'

§(Başka tarikle) gelen diğer rivayette Hz. Âişe (Radıyaüaha mıha) şöyle anlattı:

'...Baktım ki Rasûlullah (SaiiaUakü aleyhi ve sgiiem) şöyle diyerek secdeye gitmiş:

"Rabbi'ğfirlî mâ esrartü ve mâ a'lentü." (Kendi kendime) şöyle dedim:

'Annem babam sana feda olsun! Sen bir durumdasın (ibadettesin), ben başka bir durumdayım (kıskançlıktayım)"

Sahih: Müsned, VI/151. H.no:25056; Diğer rivayet için bk. VI/147, H.nü:2502Ü; Benzer riva­yetler için bk. VI/49, H.no:24105; VI/190, H.no:25443; VI/1Ü0, H.no:24566; VI/43, H.no: 24045 (637/1507. hadis); Abdürrezzâk, 11/161; Buharı, Ezan, 123, 139; Meğâzî. 52; Tefsir, 110/2; Müslim, Salât, 217-220; Ebû Dâvûd, Salât, 148, H.no:877; Nesâî, İftitâh, 10. 64-66, H.no: 1045. 1120-1121, 1122-1123; İbn Mâce, İkâme, 20, H.no:889.

Hz. Âişe'den (Radtyatlahiianha) farklı secde duaları da nakledilmiştir. Bunlardan biri şudur:

■-,,,,--.---.,,,-,,,,      t ,         ,,f     .   - i,      ,     „ .    ,    s, . ,       ',,.,...,-.'■',. ı •,> i .     .;s.

 İÛ ^'

Müsned, VI/201, H.no;25531; Diğer rivayet:

VI/58, H.no:24l93 (Ahmed b. Hanbel hocası İbn Nümeyr kanalı ile naklettiği rivaye­tin senedinde Ebû Hüreyre bulunmamaktadır); Mâlik, Kur'ân, 31; Müslim, Salât, 222; Ebû Dâvûd, Salât, 148, H.no:879; Tirmizî, Salât, 75, H.no:3493 (hasen-sahih) Nesâî, Tatbik, 47, 71. H.no:l098, 1128; İbn Mâce, Duâ, 3, H.no:3841; Dârekııtnî, 1/143.

Diğer rivayetler için bk. 637/1507 ve 684/1554. hadisler.

Secde _                                                                        _______

AÇIKLAMA

§Duaların tercemesi:

* "Allahım,) Seni hamd ile teşbih ederim. Senden başka ilâh yoktur,

* "Rabbim! Gizlediğim ve açığa vurduğum (hatalarımı) bağışla" §Olay başka tarikten şu şekilde nakledildi:

 J •—j

Hz. Âişe anlattı81:

Bir gece Rasûlullah'! (Sallallahü aleyhi ve sellem) yatakta bulamadım. El yorda­mıyla araştırdım ve ellerim secdede8" iken dikili olan ayaklarının altına rast geldi, O

şöyle diyordu:

"Allahümme eûzü binzâke min sahatike ve bimuâfâüke min ukûbetike ve eûzü bike minke lâ uhsî senâen aleyke, Ente kemâ esneyte alâ nefsike."

*Duanın tercemesi:

"Aîlahım! Senin gazabından rızana ve cezandan affına sığınırım, senden yine sana sığınırım. Sana olan övgüyü sayıp bitiremem, Sen ancak kendini övdüğün gibisin (yücesin)."

§Rivâyetlerde duaların farklı olması her hâlde Rasûlullah'ın uzun bir duası olması, râvilerin hepsini nakletmemelerinden ya da Hz. Âişe'nin farklı zamanlarda bu duaların bir bölümü ile birlikte nakletmesinden kaynaklanmaktadır. Doğrusunu Allah bilir.

686/1556- Ebû Hüreyre'den (RadıyaUahaanhy. ~

' Müslim, Salât, 222 (486); Timizi. Daavât, 75, H.no: 3493; Nesâi, es-Sünenü'l-kiibra, 1/98. H.no: 158; İbn Huzeyme, 1/329, H.no: 655; İbn Hihhan, 1/335, H.no: 671 fc Bk. Azimâbâdi, Avnü 'l-Ma 'bûd, 111/93

 H

Sahih: Müsned, 11/421, H.no:9415; Müslim, Salât, 215; Ebû Dâvûd, Salât, 148, H.no:875; Nesâî, iftitâh, 78, H.no:l 135; Ebû Ya'lâ, X1I/12, H.no:6658; Mu'cem, 1/85, H.no:73. Peygamberimizin secdede okuduğu dualardan biri şu İdi:

.;%.j ^.iii-j ;>ij îi

Bk. Müslim, Salât, 216; Ebû Dâvûd, Salât, 148, H.no:878.

 kuku ve becde

RaSÛlullah (SallallahÜ aleyhi ve sellem) dedi ki:

"Kulun Rabbine en yakın olduğu hâl secde hâlidir, bu durumda dua etmeyi çoğaltın.

AÇIKLAMA

Secde hâli insanın Allah karşısındaki en mütevazı tezellül hâlidir. Rabbi için kul yere kapanmıştır. Rivayette geçtiği gibi bu durum Allah'a en yakın hâldir. Ya­kınlıktan kasıt Allah'ın rahmeti, fazlı ve ikramıdır. Secdede çokça dua edilmeye teş­vik vardır. Farz namazlar dışında nafile kılarken, özellikle gece nafile namazlarında bize intikal eden sünnet; secdelerin uzun olması, Allah'tan rahmeti ve fazlının istenmesidir. Bu gibi durumları gözetlemek insanın Allah'a olan sevgisini ve ya­kınlığını artırır.

Ayrıca Allah'a en yakın olan zaman ise gecenin son kısmıdır.

* Amr b. Abese es-Sülemî'den (radıyallahü anh):

"Bir gün Rasûlullah'a:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Allah'a biri diğerinden daha yakın olan bir saat var mıdır -veya- Allah'ın zikri taleb edilen daha yakın bir saat var mıdır?' deyince şöyle buyurdu:

"Evet, vardır. Allah'ın kula en yakın olduğu zaman gecenin son kısmıdır. Eğer bu saatte aziz ve celil olan Allah'ı zikredenlerden olabilirsen ol. Zîra o saatte kılınan namaz, güneş doğuncaya kadar (meleklerin)87 şahitliğine ve gelişine mazhardır. Çünkü güneş şeytanın iki boynuzu arasından doğar ve bu doğma ânı kafirlerin iba­det vakitleridir. O esnada, güneş bir mızrak boyunu buluncaya ve (sarı, zayıf) ışık­ları kayboluncaya kadar namazı bırak.

Bundan sonra namaz -güneş gün ortasına gelinceye kadar- yine (meleklerin) şahitliğine ve gelişine mazhardır. Güneşin tepe noktasına gelme saati, cehennem kapılarının açıldığı ve cehennemin coşturulduğu bir saattir; namazı (eşyaların göl­gesi) doğu tarafa sarkıncaya kadar terkedin.

Bundan sonra namaz -güneş batıncaya kadar- (meleklerin) şahitliğine ve ge­lişine mazhardır. Güneş, batarken bu beraberlik ve şahitlik kalmaz, çünkü o, şeyta­nın iki boynuzu arasında kaybolur. O sırada yapılacak ibadet kâfirlerin ibadetidir."

§İmam Nevevi şöyle dedi: Secdede hadislerde bize intikal eden secde dualarını ve zikirleri okumak müstehabdır. Bunların hepsini tek vakitte okuyamazsa birkaç vakitte okuyabilir. Ama kısa okuyacaksa teşbihle birlikte kısa bir dua yeterlidir.88

§Secdede okunan dualardan diğeri:

Ebû Hüreyre'den:*

Burada (...o& u v» mahzuf bir haberin mübtedassdır, hazf sebebi olan hâl cümlesinin (j*u y.) onun yerine gelmesi ile haberden istiğna edilmiştir. (Bk. Azimâbâdî, Avnü 'l-Ma 'bûd, IH/90) ^ Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, İV/200

Nam, es-Sünenü'l-kübra, 1/482, H.no: 1544, Miicteba, Mevakîl 35, H.no: 1, 279, 280; Ayrıca bk. Ahmed b. Hanbel, IV/111-112, 385; Müslim, Müsâftrûn, 294, (832); Ebü Dâvud, Salât 299, H.no: 1277;

87 Nevevi, age.,VI/l 16

88 Nevevi, age., İV/198

89 Müslim, Salât, 216 (483); EbÛ Davud, Salât, 152 H.no: 878; İbn Huzeyme, 1/335, H.no: 672

Hz. Peygamber (Saliallahu aleyhi ve sellem) secdelerinde şöyle derdi: "Aiiahümmağfirlî zenbi küllehü dikkahü ve cillehü ve evvelehü ve âhirahü ve alâniyetehü ve sirrahü."

*DuamnTercemesi:

"Allahım! Benim günahlarımın hepsini; küçüğünü büyüğünü, ilkini sonunu,

açığım ve gizlisini affet."

* İki Secde Arasında Oturuş (Celse) ve Okunan Dualar

687/1557-Hz. Âişe annemizden (Radıyallahü anhay?^

Rasûlullah (Suiiaiiahu aleyhi ve sellem) namaza tekbir getirip 'el-Hamdü lillâhi rabb'ü-âlemîn'İ okuyarak başlardı. Rükûa gittiğinde başını fazla kaldırmaz ve indirmezdi, ikisi arasında (dengeli) dururdu. Rükûdan kalktığında iyice doğrulmadan secdeye gitmezdi. Secdeden başını kaldırdığında da iyice oturmadan (tekrar) secdeye gitmezdi. Her iki rekâtta tahiyyatı okurdu. (Secdede) dirsekleri yırtıcı hayvanların uzatıp yaydığı gibi uzatmayı hoş

" Sened:

 J< j

 ed: JJj   J j $£. ^      J    J^

Sahih: Müsned, VI/194, H.no:25493; Benzer rivayet için bk. VI/31, H.no:23912 ( oı ş-JOf 4*>^>A-) cümlesine (^JgAr) ziyadesiyle; Rivayetlerden bir kısmı da.özet olarak nakledilmiştir: VI/171. H.no:25258 ( ii İ^İ ) v w> ^ ^ ^ ^ '& ^^^^ J^ ^ jAJ!wL41irJ(-«JLJJ.VJ; VI/281, H.no:26280; VI/110, H.no:24672; Vl/110, H.no:24672 (518/1388. hadis)'; VI/281, H.no:26280; VI/I71, H.no:25258:

â vj        )   W y> ^.     & ^           X     ?         f .

VI/194 Hno-25493- VI/31, H.no:239L2 (...-i^ «>'> ^'>>-^ ^ ^''■■); Müslim, Salât, 240; Ebû Dâvûd, Salât, 122. H.no:783; İbn Mâce, İkâme. 4. 16,22, H.no:812, 869 (muhtasar olarak "i* ^ ^ ^ % 'dr '^ ? & û| p> & & > ^ '^ ^" ^ ile ^kleder), 893.

Danml Salât, 31, H.no:1239; Senedde yer alan Hüseyin, Hüseyin b. Zekvân ^ Muallim'dir (v. 145/762). Büdeyl ise Büdeyl b. Meysera el-Ukaylî'dır (v. 130/747). de sahih hadis ricâlindendir. Müslim'in rivayeti de bu râviler kanalı ile nakledilmiştir Ayrıca bk. 472/1342 ve 5 İH/1388, hadisler

karşılamazdı. (Oturduğunda) sol ayağını yatırır ve sağ ayağını dikerdi, şey­tan oturuşundan91 men ederdi. Rasûlullah namazı selâm ile bitirirdi.

688/1558-Abduliah b. Kâsım'dan:92

Abdurrahman b. Ebzâ'mn (Radıyaltahacmh)yanına oturduk, (bize):

'Size Rasûlullah'ın (Sattaiiaha aleyhi ve sdiem) namaz kılış şeklini göstere­yim mi?' dedi. Biz:

'Evet' deyince ayağa kalktı, tekbir getirdi, sonra Kur'ân okudu ve rükûa gitti, her uzuv (rükûda) yerini alacak şekilde (eğilip) elleri ile diz ka-pakiarmı tuttu, sonra doğruldu, her uzuv cüzelecek şekilde (kalktı), sonra secdeye gitti, her uzuv (secdede) yerini alacak şekilde (durdu), sonra doğ­ruldu, her kemik yerini alacak şekilde (durdu), sonra secdeye gitti, her kemik (secdede) yerini alacak şekilde (durdu), sonia doğruldu.

1 Metinde (jik-jjı >_^) şeklinde geçmektedir. Bu otsruş şekli; insanın kalçalarını İncikleri

arasından yere koyması ve elleriyle yeri tutmasıdır ki tıpkı köpek ve diğer yırtıcı hayvanların oturuşu gibi. (Bk. Nevevİ, Şerhu Sahihi Müslim, İV/214) ~ Sened: i^j'p. __j J^ s'jü \2jS- ->/J^ jî 0}j& ıiîji-

Sahih: Müsned, III/4Ü7, H.no:15307; Heysemî, sened ndeki râvilerin sika olduklarını belirtir. Bk. Mecma MI/130.

Abdurrahman b. Ebzâ el-Huzâî. Nâfı' b. Abdılhâris'in azadlığıdır. Sahâbî olup olma­dığı ihtilaflıdır. Buhârî sahâbî oluşunu tercih eder. Aımed b. Hanbeİ'in 22 rivayetle bu zâta yer vermiş olması onun sahâbî oluşunu teyid eder. Hz. A!İ kendisini Horasan'a vali olarak ata­dı. Rivayetlerinin çoğunu Hz. Ömer ve Übey b. Ka'b'can nakleder. Hz. Ömer onun hakkında: "Allah'ın Kur'ân'la yücelttiği kimselerden biri de Abd-i ıran man b. Ebzâ'dır" der. Muâviye'nİn halifeliği döneminde vefat etti. Bk. İbnu'1-Esîr, Üsdü'l-ğâbe, III/419-420, Trc.no:3266.

Ebû Hüreyre'den (Radıyallahiiaııh) şahidi için b<. 481/1351. hadis.

Ayrıca rivayet 473/1343. hadiste zikredilmiştir.

ikinci rekâtta da birinci rekâtta yaptığının (benzerini) yaptı. Ardından şöyle dedi: ^^^^ namaz kılma şekli böyledir.'

93 689/1559-Ibn Abbas'tan (Radıyatlahüanhüma): '

Rasûlullah (Saiiatiahü aleyhi ve seiiem) gece namazı kılarken iki secde arasın­da (otururken) şöyle dedi:

"Rabbiğfirlî verhamnî (bir rivayetteki ek: vecburnî) verfa'nî verzuknî

vehdinî."

Sonra (tekrar) secdeye gitti.

AÇIKLAMA

§Duanın Tercemesi:

"Rabbim beni affet, bana merhamet et, (bir rivayetteki ek: ihtiyaçlarımı/nok­sanlıklarımı gider94) beni yücelt, bana rızık ver ve beni (doğruya) hidayet et."

§Bu babdaki hadisler iki secde arasında oturmanın (celsenin) tadil-i erkâna uygun olması yanında celseyi biraz uzatmanın da meşruiyetini göstermektedir. Fakat bu şekilde uzatmak nafile namazlarda caizdir, cemaatle kılman farz namazları daha hafif kıldırmak gerekir. İki secde arasındaki celsede duaların okunması, hatta nvâyetlerdeki duaların toplanıp birleştirilerek okunması müstehabdır,

§İki secde arasında oturmanın hükmü üzerinde müclehid imamlar ihtilaf ettiler. Bunun sebebi tadil-i erkandaki ihtilaftır:

a-İmam Ebû Hanife ve Muhammed'e göre vacibdir,

b-Imam Malik, Ebû Yusuf, Şafiî ve Ahmed b. Hanbel'e göre ise farzdır.95

;i secde arasında okunduğu nakledilen diğer dualar:

 i     &e     \    c   -  r     i

Sahih: Müsned~V3\5, H.no:289o! Diğer rivayet için bk. 1/371, H.no:3514; Ebû Dûvûd, Salât, 141, H.no:85ü {jy, ^>.j ^, ^-'/, J >' >); Timizi Salât, 95. H.no:284 (Hadis garıbd.r. Hz. Ali'den de rivayet nakledilmiştir. İbn Abbas (Radtyaliahü anhüma) hadisi ( ^İ-'/j ^ >*• i-*"' J'U, ^'} ^tj) şeklinde nakledilmiştir); İbn Mâce, İkâme, 23, H.no:898 ( ^-'h ^ >• ^ lafzı İle nakledilmiştir.

^         Ayrıca bk. 639/1509. hadis.

Bu mana için bk. Mübarekpûrî, Tuhfetü'l-Ahvezi, 11/141; Münâvi, Feyzu'l-Kadir, 11/145 S Şirazî, Mühezzeb, 1/77; Kâsânî, Bedâiu's-sanâi', 1/162; Nevevi, Mecmu, İÜ/440; ibn Kudame, Muğni, 1/562-563; Desûkî, Haşiye, 1/298

____________________                                                                kuku vesegjp

Huzeyfe'den:96

...(Birinci secdeden) sonra şöyle dediği hâide Rasûlullah (biraz) oturdu:

"Rabbiğfiriî, Rabbiğfirlî"

* Celse-i İstirahat (İki Secdeden Sonra Ayağa Kalkarken Biraz Oturmak)

690/1560- Ebû Küâbe'den;97

% Ahmed b. Hanbel, V/398; Nesai, es-Sünenü'l-kübm, 1/433, H.no: 1378, 1/434 H no- 1379-İbn Mace, Edeb, 57, H.no: 3814

'

 Sened: L

Sahih: Müsned, HI/436. H.no:15536; İkinci rivayet için bk. V/53-54, H.no:2Ü418 (477/1347. hadis); Benzer rivayetler için bk. V/53, H.no:20410, 20414-20416- HI/436 H.no:15537; m/436-437, H.no:15541 (493/1363. hadis); Buhârİ, Ezan, 84; Müslim, Salât, 24-26' EbÛDâvûcİ Salât, 116, H.no:745; Nesât îftitâh, 4, 85, H.no:878-879, 1022, Tatbîk, 18, 36, H.no:1054 1083; ibn Mâce, İkâme, 15, H.no:859; Dârimî, Salât, 41, H.no:1254 Ayrıca bk.493/1363 ve 477/1347. hadis.

37

Fbû Süleyman Mâlik b. Huveyris (el-Leysî) (Radıyaiiahü anh) mescidi-

■7e seldı ve: 1111      'Vallahi ben (şimdi) namaz kılacağım, aslında (şu anda) niyetim namaz

■ k değildi, ancak Hz, Peygamber1! (SatiaiUıhu aleyhi ve seiiem) namaz kılarken ördğümü size göstermek istiyorum' dedi...

 CRâvi sözüne) şöyle devam etti: ...Başını ikinci secdeden kaldırdıktan sonra oturdu, sonra ayağa kalktı.'

§İkinci tarik:

Ebû Süleyman Mâlik b. Huveyris bir gün arkadaşlarına: 'Rasûlullah'ın (Saiiaiiaha a/eyhı ve seiiem) namazının nasıl olduğunu size östereyim mi?' dedi. Vakit, namaz vakti değildi. (Ebû Süleyman) ayağa kalktı, kıyamı düzgün bir şekilde yaptı (güzelce ayakta durdu),98 sonra rükûa gitti ve rükûyu da düzgünce yaptı, sonra başını kaldırıp (doğruldu) ve kısa bir süre ayakta öylece kaldı. Sonra secdeye gitti, sonra başını kaldırarak (oturdu) ve oturacağında tekbir getirdi, kısa bir süre öylece kaldı. Sonra (tekrar) sec­deye gitti.

§(RâviIerden) Ebû Kılâbe ekledi: 'O, şeyhimiz Amr b. Selime el-Cermî'nin kıldığı namaz gibi namaz kıldı ki Amr Rasûlullah döneminde imamlık yapardı.'

§(Râvilerden) Eyyûb de şöyle dedi: 'Sizde görmediğim bir şeyi Amr b. Selime yapıyordu; iki secdeyi yapıp başını kaldırdığında (biraz) oturacak şekilde doğrulurdu/dururdu, birinci ve ikinci rekâttan sonra ayağa kalkardı.'

AÇIKLAMA

Rivayette; namaz kılmak istemediği hâlde göstermek İçin namaz kılmak isti­yorum, sözünden eğitim amaçlı olarak bu şekilde namaz kılmanın cevazı anlaşıl­maktadır. Ayrıca sahabenin diğer rivayetlerde geçtiği gibi namaz ve diğer İbadetleri tarif ederken hep Rasûlullah'ı Örnek göstermeleri bizim için de önemli bir mesajdır.

§Iki secdeyi tamamladığında teşehhüd olmadığı hâlde hemen ayağa kalkılma-ması bazı âlimlerce tavsiye edilmektedir. Mâliki, Şafiî ve Hanbelî mezheplerinin kabul ettiği bu oturuşa celse-İ istirahat denir." Bu rivayette de sahabi olan Amr b. »ehme'nin (v. 85/704) namazı örnek gösterilmiştir. Rasûlullah zamanında imamlık ya-pan bu sahâbî Mekke'nin fethinden sonra Müslüman olmuştur. Hadise şu şekildedir:

Mekke'nin fethinden sonra Yemenli Cerm kabilesi İslâm'ı öğrenmek için

Peygamberimiz'e bir heyet gönderdi. Bu heyette Amr1 w babası Selime de vardı.

Rasûlullah gerekli bilgileri verdikten sonra içlerinde Kur'ân'ı en iyi okuyan/bilen

'Şmin namaz kıldırması gerektiğini belirtti. Selime'nin oğlu Amr ise, gelen kervan-

ardan Rasûlullah ile ilgili haberleri duyuyor, kabilesini ziyaret eden Müslümanlar-

Mbennâ, age., IH/150 Halil, Muhtasar, 21-22; Şîrâzî, Mühezzeb, 1/78; Zerkeşî, Şerh ale'l-Hırakt, 1/313-315

38

Rükû ve Secde

dan Kur'ân ayetleri ezberliyordu. Heyet Rasûlullah'a geldiği sırada kabilesinde Kur'ân'ı ondan daha iyi bilen yoktu. Yedi veya sekiz yaşlarında olmasına rağmen İmamlık görevi ona verildi.100 Daha sonra Amr Rasûlullah'ı ziyaret etti. Hayatı boyunca kendi kabilesinde namaz kıldırdı. Hz. Ömer zamanında da Basra'ya yerleşti. lül

Ebû Kılâbe ve Eyyûb es-Sahtiyânî gibi kişiler de kendisinden hadis nakleden tabiûn arasındadır ve hocaları Amr'ın namaz kılma şeklini bize aktarmaktadırlar.

Hanefi mezhebine göre ikinci secdeden sonra teşehhüd yoksa hemen ayağa kalkılır, oturulmaz. Gelen bu rivayetler ise Rasûlullah'ın zayıflık ya da ihtiyarlık hâline hamledilir, sünnet değildir.102

Tablo X

Namaza Başlama Keyfiyeti

 

 

4MEL

 

İLGİLİ HÜKÜMLER

GENEL

ÖZEL

HANEFİ

MALİKİ

ŞAFİİ

HANBELİ

 

Tekbirlerde

Iftitah tekbirinde elleri

Sünnettir, bunun

İftuah

İftitah

 

Ellerin

kaldırmak sünnettir.

dışında eller

tekbirinde,

tekbîrinde.

 

Kaldırılması

bunun dışında eller

kaldırılmaz, İ.

aynca rükûya

ayrıca rükûya

 

 

kaldırılmaz

Malik'tcıı gelen

giderken ve

giderken ve

 

 

 

diğer rivayette

kalkarken

kalkarken elleri

 

 

 

rükûya giderken

elleri

kaldırmak

 

 

 

ve kalkarken de

kaldırmak

sünneti ir

 

 

-

eiler kaldırılır

sünnettir

 

Namaza

Kıyamda Elleri

Kıyamda sağ el sol ei

Kıyamda çileri

Kıyamda sağ

Sağ el sol el

Başlama

Bağlamak

üzerine konularak göbek

bağlamak

el sol el

üzerine

 

 

altından bağlamak

İ.Mâlik'e göre

üzerine

konularak göbek

 

 

sünnettir

farz namazda

konularak

altında bağlamak

 

 

 

değil, nafilelerde

göbek

sünnettir. Sağ el

 

 

 

olur. Çünkü bu.

üstünde

sol bilek ve

 

 

 

uzun kıyama

tutulması

kolun bir kısmı

 

 

 

yadıma olur

ınüstehapdır

üzerine konulur,

 

 

 

 

 

i. Ahmed'den

 

 

 

 

 

göbek altına

 

 

 

 

 

konması ve bu

 

 

 

 

 

ikisinde

 

 

 

 

 

muhayyer

 

 

 

 

 

olması ile ilgili

 

 

 

 

 

rivayeti de vardır

 

İftitah Tekbiri

Iftitah tekbirinin ' Allahü

II t it ah tekbirinde

I ftitah

İftitah tekbirinde

 

 

Ekber' şeklinde olması

sadece 'Aiiahö

tekbirinde

sadece 'AİlahÜ

 

 

gerekil, ancak tazim

Ekber' lafzı

sadece

Ekber' lafzı

 

 

ifade eden başka bir

geçerlidir

■Allahü

geçerlidir

 

 

kelime ile söylemek

 

Ekber' lafzı

 

 

 

mekruhtur

 

geçerlidir

 

 

fftitah

İftitah tekbirinden sonra

Tekbirden sonra

Tevcih

'SUbhanekc'

Naınazd

Tekbirinden

'Sübhaneke' okunur.

dua okunmaz.

(Veccehtü...)

okunur

a Kıyam

Sonraki Dua

İ.Ebû Yûsuf a göre

hemen Fatiha'ya

duası okunur

 

 

'Sübhaneke' ile birlikte

başlanır

 

 

 

 

'Veccehtü...' duası

 

 

 

 

 

birleştirilerek okunur

 

 

 

 

Kıyamda

Kur'ân'dan kolayına

Fatiha okumak

Fatiha

Fatiha okumak

 

Kur'ân

geleni okumak farzdır.

farzdır

okumak

farzdır

 

Okumak

Fatiha okumak vaciptir.

 

farzdır

 

Buharı, Meğazİ, 53

100

l0lİbnü'l-Esîr,  Üsdü'l-Ğabe, IV/234-235; İbn Abdilber, İstîâb, III/l 179, H.no:   1922; İbn Hacer, îsabe, III/176. H.no: 6852

103

Kâsânî, Bedaiu's-sanâi', 1/210-211

Rükû ve Secde

39

Tablo XI

Namazın Kılınma Keyfiyeti

AMEL

 

İLGİLİ HÜKÜMLER

 

"~GKNEÎ"

ÖZEL

HANEFİ

MALİKİ

ŞAFİİ

HANBELİ

 

Sübhaneke

Sünnet

Sübhaneke

Veccehtü duası

 

 

Okumak

 

okunmaz,

okumak sünnettir

 

 

 

 

Fatiha'va

 

 

 

 

 

başlanır

 

 

 

Besmele

Gizli Okunur.

Besmele

Besmele tarzdır

 

 

 

müstehabdır

okunmaz.

 

okumak

 

 

 

mekruhtur

 

m üste ha bd ir,

 

 

 

 

 

Ahmed b.

 

 

 

 

 

Hanbel'in bir

 

 

 

 

 

görüşüne göre

 

 

 

 

 

tarzdır

 

Fatiha Okumak

Vacip

Farz

Farz

Farz

 

Cemaatin

Cemaat hiçbir

Cehri

Bütün

Cemaat hiçbir

 

Faülı a Okuması

şekilde okumaz

namazlarda

namazlarda

şekilde okumaz.

 

 

 

okumaz.

okurlar

Ahmed b.

 

 

 

hafilerde okurlar

 

Hanbel'in bir

 

 

 

 

 

görüşüne göre

 

 

 

 

 

hafi namazlarda

 

 

 

 

 

okurlar

Kıraat

Amin Kelimesi

Sessiz söylenir

Sessiz söylenir

Sesli söylenir

Sesli söylenir

 

Fatihadan

Fatilıa'dan sonra

Müstehap

Müstehap

Müstehap

 

Sonra Kur Cm

en az üç ayet ya

 

 

 

 

Okumak

da bu miktarda

 

 

 

 

 

uzun bir ayet

 

 

 

 

 

okumak vaciptir

 

 

 

 

Farzın Son İki

Son iki rekatta

Son iki rekâtta

Son iki rekâtta

Son iki rekâtta

 

Rekâtında Sure

sadece Fatiha

Fatiha dışında

Fatiha dışında

sadece Fatiha

 

Okumak

okumak sünnettir

sure okumak

sure okumak

okumak farzdır

 

 

 

mekruhtur

müstehabdır

 

 

Tekbir

Sünnet

Sünnet

 

 

 

veTes bililer

 

 

 

Ahmed'den gelen

 

 

 

 

 

diğer rivayette vaciptir

 

Kur'ân Okumak

Mekruh

Mekruh

Mekruh

Mekruh

Rükû ve

Secdede Burun

Alnın yere

Alnı yere

Alnın bir

Alnın ve burnun

 

ve Alın

değmesi, farz,

koymak farzdır.

kısmının

değmesi farzdır

 

 

burnun değmesi

Burnun

konulması

 

 

 

vaciptir

konulmaması

farziyet için

 

 

 

 

halinde vakit

yeterlidir

 

 

 

 

içinde iadesi

 

 

 

 

 

ınüsit'habdır

 

 

 

İki set de

Vacip

Farz

Kuz

 

 

arasında

 

 

 

 

-——___L

oıunnak

 

 

 

 

m)-KUNÛT DUALARI

    Sabah Namazında Kunüt Duası, Sebebi ve Yeri (Rükûdan Önce mi, Sonra mı?)

    Öğle ve Diğer Namazlarda Kunût Okumanın Hükmü

    Beş Vakit Namazda Kunût Okumanın Hükmü

    Kunüt Duasını Açıktan Okumanın Hükmü

    Sabah Namazında Kunût Sadece Musibet Ânında Okunur

    Vitir Namazında Okunan Kunût Duası

m)-KUNÛT DUALARI

Kunût; kelime olarak itaat, huşu, dua ve kıyam manalarına gelmektedİr.İbnü'l-Enbâri kuılûtun dört kısımda olduğunu belirtti ve bunların da; namaz, uzunca kıyamda durmak, itaat ve sükûttan İbaret olduğunu söyledi:101

1-Sukût, ve huşu manası:

Zeyd b. Erkanı şöyle anlattı:

'Bizden birisi hacetini kardeşinden isteyecek şekilde biz namazda konuşurduk, sonunda şu ayet indi (j^s i ıryj J^t s^ij oi/^ı j* y»b-) ve biz namazda susmakla emrolunduk'. * Ayetin meali:

'Namazları ve orta namazını105 devamlı kılın! Huşu içinde (bu emirleri) Allah için yerine getirin!' (Bakara2/238)

2-Kıyam manası:

ıii^îJl J_jt    sXaJl Jjji   ^Lmj «jU &\ ^jU»   Jıl Jj—_, Jlî Jü jA*- w.s

Câbir'den:106 Rasûluilah şöyle dedi:

"Namazın efdali kunûtu (kıyamı)107 uzun olanıdır."

3-İtaal manası:

103 tbnü'I-Esir, Nihavc IV/11

104

Ahıned b. Hanbel. J/435: Buharı. el-Aınel fî's-salât, 2, Tefsiru's-sûre. 2, 33; Müslim, Mesacid, 35, (539); Tirmizi, Salâi. 180. H.no: 405 10:1 Ayetteki orta namazı hakkında ihtilaf edildi:

a- Hz. Ali, İbn Abbas ve Malik b. Enes'ten gelen bir rivayette sabah namazıdır, dendi.

b- Hz. Âişe, Ebû Saîd, Zeyd b. Sabit, Urve b. Zübeyr, Abdullah b, Şeddüd ve İbn Ömer'den (Radiyallahii anhiim) gelen rivayette ise öğle namazıdır.

c-Ancak bu konuda en kuvvetli görüş ikindi namazıdır. Zira hadislerde Peygam­berimiz bizzat açıklamıştır ve yukarıda ismi geçenlerin bir çoğu da dahil sahabe, tabiûn, etba ve müctehîd imamların birleştiği görüş budur. Bu görüş Hz. Ömer, Ali, İbn Mes'ûd, Ebû Eyyub, Abdullah b. Amr. Semüre b. Cündüb, Ebû Hüreyre, Ebû Saîd, Hafsa, Ümmü Habİbe, Ümmü Seleme, ayrıca İbn Ömer, Ubeyde, İbrahim en-Nehâî, Said b. Cübeyr, İbn Şîrîn, Hasan b. Mlinzir, Ebû Hanife, Ebû Yusuf, Şafiî, Ahmed b. Hanbel... gibi alimlerden nakledilmiştir. Ayrıca Müsned Trc. H.no: 125/9995'de Hz. Ali orta namazını sabah namazı olarak bildikle­rini, ancak İkindi namazı olması gerektiğini kendisi söylemiştir. (Bk. Malik, Salat, 8, H.no: 25-28; İbn Hazm, Muhaİlâ, IV/249; Şîrâzî, Mühezzeb, î/53; Zemahşeri, Keşşaf, 1/283-284; Nevevî, Mecmu, 111/60-61; İbn Kudâme, Muğnî, 1/387-389; İbn Kesir, Tefsir, 1/274-278; Lbnü'l-Hürnam, Fethu'l-Kadîr, 1/257; Bennâ, age., 11/263; Hadisler için bk. Müsned Trc. H.no: 124/994, 125/9995, 126/996, 127/997, 129/999)

Ahmed b. Hanbel 111/302; Müslim, Salâtü'l-müsafirîn, 164, (756); Tirmizi, Salât, 168, H.no: 387; Nesai, es-Sünenü'l-kübra, 11/31, H.no: 2305; İbn Huzeyme, U/186, H.no: 1155

, III/338

 

"İffetini korumuş olan, îmran kızı  Meryem'i de (Ailah örnek gösterdi). Biz, ona muzdan üfledik ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O gönülden İtaat eden­dendi" (Tahrim, 66/12)

SÎstılah olarak kunût duası bazı namazlarda okunan dua anlamındadır. Rasûluilah'in ünnetinde kunûtun üç şekilde olduğu görülmektedir: SU         i-Zalimler için beddua, 2-Mazlumlar için dua, 3-Kişinin kendisi ve ümmeti için dua. Bunların örnekleri İle ilgili hadisler aşağıda zikredilmektedir

* Sabah Namazında Kunut Duası, Sebebi ve Yeri (Rükûdan Önce mi, Sonra mı?)

GİRİŞ

* Bi'ru Maûne Faciası: Kur'ân Hafızlarına Kanlı Suikast

Uhud savaşından dört ay sonra h. 4. yılında Ebû Berâ Amir b. Malik Medine'ye gele­rek Rasûlullah'ı ziyaret etti, kendisinden Müslüman olması istendi. Açıktan açığa kabule yanaşmadı, ama meyli olduğu görüldü. Ebû Berâ, Amir b. Sasaa kabilesinin reisiydi ve nüfuzlu bir kişiydi. Rasûlullah'a; kavminden pek çok kişinin İslâm'ı kabul etmesinin mümkün olduğunu, söyledi ve kendilerine Kur'ân ve Sünnet'İ öğretecek kişiler göndermesini, teklif etti. Ancak Rasûluilah Ehl-i Necd'e pek güvenmediği için bunun adamları açısından tehlikeli olacağını belirtti ise de Ebû Amir elçilerin can güvenliğini sağlama garantisi verdi. Bunun üzerine Rasûluilah Ehl-i Suffe'den önce kırk, soma da otuz kişiyi de bunlara ilhak ederek yetmiş kişilik bir grubu kendileriyle gönderdi. Bu grub Kur'ân'ı çok İyi okuyan kurrâ (hafızlar) olarak bilinirdi. Ebû Ma'şer'in 'Kitabü'l-Meğâzi'sinde önce on dört kişi gönderildi­ği, başkanlarının da Münzir b. Amr olduğu yolda Ebû Berâ'nın öldüğü haberi gelince takviye gönderildiği ve bu şekilde kırk kişi daha gönderildiği nakledilir. Bazıları ilk gönderilenin otuz kişi olduğunu nakleder. Rivâyetlerdekİ kırk, otuz ve yetmiş şeklindeki farklılığa bu nakiller açıklık getirmektedir. Enes b. Mâlik'ten gelen rivayette de yetmiş kişi oldukları belirtilir ki dayısının da bu grupta olması nedeniyle olayı İyi bildiği, rivayetin de Buhari ve Müslim'in Sahihlerinde geçtiği göz önüne alınırsa sayı konusu biraz daha netleşir.

Ebû Berâ'nın yolda ölümü üzerine grup başkanı Münzİr bir kişiyi Ebû Berâ'nın yeğeni Amir^b. Tufeyl'e gönderdi. Gönderilen bu kişi Enes b. Malİk'in dayısı Haram b. Milhân İdi. Amir elçinin konuşmasını tamamlamasına fırsat vermeksizin adamlarına işaret etti. Harâm'ı arkasından mızraklattı, mızrak öyle saplanmıştı ki Harâm'ın vücûdunu delip geçmişti. Vücudundaki kanlarla yere yıkılan Haram; (5_-&ı ~-JS ^y) 'Kabe'nin Rabbi'ne yemin ^olsun ki kazandım...' demişti. İşin büyüyeceğini anlayan habis Amir kendi kavmi Benu Amir'i yardıma çağırdı. Ama onlar ahidlerini bozmayacaklarını söylemeleri Üzerine aralarında dostluk olan Benû Süleym kabilesinin Rİ'l, Zekvân ve Usayye kollarından yardım istedi. Onlar da hemen bunu kabul ettiler ve Bi'ru Maûne tarafında bulunan diğer elçilere baskın yaptılar. Hazırlıksız yakalanan sahabe kılıçlarını çekip savaştılarsa da hepsi birer birer Şehit oldu, sadece öldü diye bırakılan Ka'b b. Zeyd ile olay sırasında develeri otlatmakla meşgul olan Münzir b, Muhammed ve Amr h. Ümeyye kurtulmuştu. Şehit olurken Müslümanlar bu olayın sahabeye ulaştırılması için dua ettiler. Vahiy yoluyla haber alan Hz. Peygamber şehitlerin durumunu sahabeye bildirdi. Hatta Allah Teâlâ onların sözlerini ayet olarak indirdi, daha sonra bu ayet nesh edildi:

"Bizden kavmimize şu haberi götürün: Hiç şüphesiz, biz. Rabbimize ulaştık ve O bizden razı oldu, biz de O 'ndan razı olduk.

Münzir bu üzücü olayı duyunca müşriklere saldırdı ve orada şehit edildi. Amr onların ellerine esir düştü. Daha sonra da esir bırakma konusunda adağı olan habis Amir tarafından serbest bırakıldı. Şehitler arasında Hz. Ebû Bekir'in azatlısı ve hicrette Rasûlullah'a yardımcı olan Âmir b. Fliheyre de vardı. Buharı'de Urve b. Ziibeyr'den mürsd olarak nakledilen rivayette habis Âmir esir aldığı Aıiır'a şehit olan İbn Füheyre'yi göstererek, bu kişinin kim olduğunu, sordu. O da: "Amir b. Füheyre'dir, niçin sordun?' deyince Âmir: 'Katlolduğıında göğe yükseltildiğini, sonra tekrar yere indirildiğini gördüm, onun İçin sordum' dedİ.KIS Bu olay o kadar çok şöhret buldu ki heyetler yılında görüşmek için gelen Amir b. Tufeyl habisi Rasûlullah'm huzuruna geldiğinde bu olay sorulmuş, o da aynen anlatmıştı.109

Uhud savaşındaki müessif hadiseden sonra kurrâ denilen yetişkin gençlerin bu şekilde katledilmesi Rasûlullah'i çok üzmüş ve bir ay Ri'I, Zekvân ve Usayye kabilelerine beddua ederek sabah namazında kunut okumuştu.

Enes b. Malik'in amcası Harâm'ı mızraklayarak öldüren Cebbar b. Selma, onun sözünü daha sonraları Dahhâk b. Süfyan'a sormuş, o da (^ı. ^*) 'yani cenneti'(kazandım)" demek istediğini anlayınca Müslüman olmuştu.

Öldü zannedilen Ebû Berâ hayattaydı ve bu üzücü olaydan dolayı kalırından öldü. Ebû Berâ'nın oğlu Rebia, amcası hain Âmır'i öldürmeye çalıştıysa da başarılı olamadı. Heyetler yılında Rasûlullah'm huzuruna gelen Âmir, Rasûlullah'a da suikast düzenleyip öldürmek istedi, ancak başaramadı. Daha sonra boynunda deve taununa benzer bir şişlik meydana geldi, Arabların küçük gördüğü Benû Selül'de bir kadının çadırında hasta olmasını gururuna yedİrmeyİp atına bindi, hem atını koşturdu, hem de ölüm meleğine meydan okudu ve hızla koşan atından düşerek ölüp gitti.                                          ,

Rahmet Peygamberi hiç kimseye lanet etmemişken o gün Bi'ru Maûne şehitleri için dua ve katillerine lanet etti. Kunut'un ilk sebebi buydu. Bir ay sonra da Rasûhıllah beddua şeklinde olan bu kunııtıı terk etti. Aşağıdaki rivayetler bu olayla ilgilidir.

691/1561-Enes b. Malik'ten (Radtyaftahtianhy,

110

 

li0Sened: ;Sı3 'y- Jiiİı V* £^=- >** jî'j -1-. Sahih: Müsned, m/109, H.no:12003; İkinci rivayet için bk. III/lll, H.no:12026; Benzer rivayetler için bk. III/255, H.no:13617; 111/282, H.no:13939; 111/215, H.no:13188; III/216, H.no:13198; m/232, H.no:13365; 111/278, H.no: 13887 (ı> £j 4= A jk «» J^j *3 jâ ^ ^ uj j__Jı jı—; ^ü ^jî ^ju ^_üi jy' oıy^i jü *jjl.jj iiiı ı^Ui- *!^j ^^ <ji'} üCjz"*'} J*j J* j*-0î 1X1/111, H.no: 12027 (iîjÜ ^ ı^( ^iS j^ı Ji üj ü ji. ^Lj <î* ^ Jt» *û Jji-j üj t); IH/207, H.no: 13092 ( ci ujy i,^ ^Lj.j 4t Jn J^-iı jpj); III/259, H.no: 13659-13660; III/278, H.no: 13886; III/162, H.no: 12592; Benzer rivayet için bk. 01/196, H.no:12961:

46____________________________________________________      Kunût Dualar,

'Hz. Peygamber'e (Saitaiiahn aleyhi ve sçiiem) Ri'l, Zekvan, Usayye ve Benû Lihyan (kabilelerinden bazı kişiler) geldiler, Müslüman olduklarını iddia ettiler ve kavimlerine karşı destek istediler. Hz. Peygamber o gün yanlarına Ensar'dan yetmiş kişi vererek kendilerine destek oldu.'

Enes anlatmaya şöyle devam etti:

'Bunları (yetmiş kişiyi) yaşadıkları zamanda kurrâ (Kur'ân hafızlan) diye isimlendirmiştik. Bu kişiler gündüz odunculuk yapar, gece namaz kılarlardı. (Rasûlullah'a) gelenler kurrâyı (hafızları) yanlarında götürdüler. Bi'rü Maûne (Ma'une kuyusu) denilen yere gelince (oradaki kabileleri ile birlikte) kurrâya hainlik yaptılar (tuzak kurdular) ve hepsini öldürdüler.

 S3     «4, 1243; Darımı, Salât, 216, H.no:1604, 3607. Aynca bk. 692-693/1562-1563 ve 697/1567-699/1569. hadisler.

^h^r^a^^mda bu bölgedeki Ri'l, Z^kvan, Usayye ve û Lihyan (hainlerine) beddua etti.'

sKatâde yoluyla Enes'ten:                                          ın

SS öldürülürken onlara Kur'ân'dan (şu ayeti) okudular

»Bizden kavmimize haber götürün: Şüphesiz biz Rabbimize ulaştık ve o bizden razı oldu, biz de O'ndan razı olduk " Sonra bu ayet kaldırıldı (nesh edildi)    .

SFnes'ten ikinci tarikle gelen rivayet:

Rasûlullah (SauaüaUi aleyh, ve selle»» (katliamına) üzüldüğü seny yeden hiçbirine kurrâ diye isimlendirilen gruba üzüldüğü kadar üzülmemişti. rRâvi) Süfyan ekledi:

 î Ül U

(Râvi) Süfyan ekledi: 'Onlar hakkında şu ayet indi:

"Bizden kavmimize haber götürün: Şüphesiz biz (Rabbimizden) razı

olduk, O da bizden razı oldu."1

Bu ayet kim hakkında indi diye Süfyan'a tekrar sorulunca: 'Bi'ru Maûne ehli (Maûne kuyusu şehitleri) hakkında indi' dedi.

AÇIKLAMA

Bu konu ile İlgili rivayetler geniş olarak Kitabü'l-Gazevât bölümünde gelecektir. Yukarıdaki rivayette zikredilen ayetin metni sonra nesh edilmiştir. Bu ayetin sebeb-i nüzulü kurrâların şehit olurkenki şu olay ve sözleridir:

■ -- ■- -i.-'î l.ll_j   _i_, *J* İl .JUa   , ~Jt J.1 ^ *U JU dJJU j. ^ jf-

Enes'ten (Radıyallahüanhy}n

Bir grup İnsan Hz. Peygamber'e (Sallallahü aleyhi ve sellem) geldi ve : 'Bizimle birlikte bize Kur'ân ve Sünnet'i öğretecek kişiler gönder' dediler Bunun üzerine Rasûlullah Ensar'dan yetmiş kişi gönderdi ki bunlara kurrâ (hafızlar) denirdi. Dayım Haram da onların içindeydi. Bu kişiler gece Kur'ân okur, inceler ve öğrenirler, gündüz ise su taşır, onu mescide getirirler, odun toplarlar/keserler, onları satıp parası ile suffe ehli ve fakirler için yiyecek satın alırlardı.  Hz. Peygamber bu

1 Metindeki ek: İbn Cafer hadisinde şöyle nakletti: 'Biz onlara Kur'ân'dan (şu ayeti) okuduk...

2 Metindeki ek: İbn Ca'fer şöyle nakletti: Sonra bu ayet nesh edildi ya «j™™1-      -

3 Ahmed b. Hanbel, IH/270; Müslim, İmaret, 147 (677); EbÛ Avâne, IV/463, H.no: /34_.

kişileri gönderdi.  Ama yerlerine ulaşmadan ayrılıp etraflarını sardılar ve haince onları Öldürdüler. Kurrâ (hafızlar) bu sırada şöyle dediler:

'AHahım, bizden Peygamberimiz'e haber ver. Hiç şüphesiz biz sana ulaştık ve biz Senden razı olduk, sen de bizden razı oldun.'

(O hainlerden) bir kişi Enes b. Malik'in dayısı Haram'a arkadan gelip mızra­ğını öyle batırdı ki vücudunu deldi geçti. Haram şöyle dedi; 'Kabe'nin Rabbi'ne yemin olsun ki kazandım.7 Rasûlullah ashabına durumu şöyle haber verdi: "Kardeşlerinizi öldürüldüler. Onlar (ölürken) şöyle dediler: 'Allahım, bizden Peygamberimiz'e haber ver. Hiç şüphesiz biz sana ulaştık ve biz Senden razı olduk. Sen de bizden razı oldun.' "

§Rasûkıllah kendisine ve Müslümanlara ihanet eden bazı kişiler aleyhine konuşmuş, kunut okuyarak beddua etmişti, daha sonra da bunu Allah'ın emriyle terk etmiştir, bu konudaki rivayetler:

a-Uhud'da yaralandığında:

îjç-İ    _r»]|l ^j* dil ^r^ ızJji p^i ijs^A çjî ?Jj/ uJuS" JUi .As-1 çy_   JL»j aii- İi\    J_o   Jl «_i ^1   -g.

Enes'ten (Radıyallahü aııh):'M

Hz. Peygamber Uhud günü başından yaralandığında şöyle dedi: "Peygamberlerini yaralayan bir kavim nasıl kurtuluşa erecek." Bunu üzerine şu ayet indi:

'Bu konuda senin yapacağın bir şey yoktur...'

b-Zulüm gören Müslümanlar lehine ve hain kabileler aleyhine kunut:

Ebû Hürcyre'den (Radıyallahü anh):

Rasûlullah sabah namazında kıraati bitirince tekbir getirdi (rükûa gitti) ve 'Semi AllahÜ limen hamideh, Rabbena ve leke'1-hamd' diyerek başını kaldırdı. Sonra ayak­ta olduğu hâlde şöyle dua etti:

"Alfahümme! Enci'l-Velid'ebne'l- Velid ve Selemete'bne Hişam ve Ayyaş'ebne Ebî Rebîa ve'l müstad'afîne mine'l-mü'minîn. Allahümme'şdüd vat'eteke alâ Mudar ve'c'alha aleyhim kesini Yusuf. Alİahümme'l'an lihyâne ve Ri'len ve Zekvâne ve Usayyete asâ'llahe ve Rasûlehü."

Bize ulaştığına göre Rasülullah sonra şu ayet inince bu kunutu bıraktı.

"Bu konuda senin yapacağın bir şey yoktur. Allah onların tövbesini kabul eder ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.'"6

114 Ahmedb. Hanbel 1/99, 201, 206; Buharı, Meğazi, 21; Müslim, Cihad, 104(1791); Tirınizi, Tefsiru'J-Kur'ân, 4, H.ııo: 3002

115 Müslim, Mesacid, 294 (675); İbn Hibban, V/306, H.no: 1972 II6Âlütmrân, 3/128

Kunut okuyordu, sonra ayeün nüzulü ile bu durum k; ale edildi.

 bulunmaktadır: Bunlardan  ve durumlar,

 

692/1562- Enes b. Mâlik'ten (Radıyaiiahnanh):'10 'Rasûlullah {Satiattahü aleyhi ve seiiem) bir ay Ri'l ve Zekvan'dan kişilere (hainlere) beddua ederek kunut duası okudu.' Ve Rasûlullah şöyle dedi: "Usayye'den olan kişilerde Allah ve Rasûlüne isyan ettiler."

NOT: Usayye (v**) kabilesi, Benû Süleym'in bir koludur. Bu kabile ataları

 ~<a y_ ^ ^ ^u^ Cri v-^) nisbet

Usayye b. Hufaf b. Nedbe b. Buhse b. Süleym'e (r edİlmiştİr.1

693/1563- Enes b. Mâlik'ten (Radıyaitahuanhy.m

'Bir ay (sabah namazında) rükûdan sonra Rasûlullah (Sallailahu aleyhi ve  Arab kabilelerinden (hainlik eden) kabileye beddua ederek kunut duası okudu. Sonra terk etti/bıraktı.

117 İbn Hacer, Fethıı'l-Bâri, VIII/227 Sened:

Sahih: Müsned, İn/116. H.no':12091; Benzer rivayetler için bk. 111/282 ano:13940; I V 80

H.no:12785; m/218, H.no:13213; IH/166, H.no:12634; IH/184, H^o: 12846; DK49, H#x13536; Hadisin tahrici için bk. 691/1561. hadis. Âyncabk. 693/1563 ve 697/1567-699/1569_hadisler.

m İbn Selâm, Ebû Ubeydü'l-Kâsım, Kitabü'n-Neseb, 254; İbn Hacer, age, VII/392

120 o       j    :- -:........,-'"

Sahih: Müsned, 111/115, H.no:12089; (67^ ...) ziyadesinin bulunduğu benzer rivayetler^ıçın bk. IH/191, H.no:12925; OV261, H.no:13687; HK52, H.no: 13575; Dİ/249, H.no: 13535; 111/21 /, H.no:13207; III/204, H.no: 13053 ('C^'j 01^ ^>^...) lafzı ile;

Hadisin tahrici için bk. 691/1561. hadis.

Ayrıca bk. 692/1562 ve 697/1567-699/1569. hadisler.

694/1564-fbn Ömer (Radıyallahüctnh)121;

Rasûlullah'ın (Saiiaiiaha aleyhi ve seüem) sabah namazının son rekâtında 'Semi Allahü Iimen hamiden' diyerek başını kaldırdığında şöyle dua ettiğini işitti:

"AllahümmeTan fülânen," münafıklardan bazı kişilere beddua ediyor­du. Sonra Allah Teâlâ şu ayeti indirdi:

"Bu konuda senin yapacağın bir şey yoktur. Allah onların tövbesini kabul eder ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.'122

121 Sened: ^C              y ^           jJ

Sahih: Müsned, 11/147. H.no:6349; Benzer rivayetler için bk. 11/147, H.flO:6350, 6346; 11/126. Hno:6092:

11/93, H.no:5674:

 Jlî

 iÜ ^İ) %lîl                    y    ^ j     ^    }J    J J^. ^Jl

11/104, H.no:58l2 (Dört kişiye beddua ettiği bunların daha sonra Müslüman olduğu ifade edilmektedir); 11/118, H.no:5997 (Müşriklerin bir bir isimlerini vererek beddua ettiğini, âyetin nüzulünden sonra da bunu terk ettiğini kaydeder); Buharı, Meğazî, 22 (İkinci bir rivayet daha vererek bu rivayette beddua edilen kimselere değinmiştir; "Safvân b. Ümeyye, Süheyl b. Amr, Haris b. Hişâm"); Tefsîr, 3/9; frisam, 17; Tirmizî, Tefsîr, 3/12-13, H.no:3004-3005:

jJİ ^   ^ #    j     #i J4ÎI1 içL üî yjı ^iiı : ji.f

(Hasen-garİb. İkinci rivayette ise "Dört kişiye beddua ettiği bunların daha sonra Müslüman olduğu" ifade edilmektedir); biesâî, Tatbîk, 31, H.no:1076 G»a£lı ^ ^ > A)-

İbn Ömer'den nakledilen bazı rivayetler şöyledir: {*ÎAjj *Ûı <^Ui ^3 (ji iBı ^ jû*-j Jİı ı^JC jlü-î) Bk. Müsned, ü/20, H.no:4702; H/50, H.no:5108; 11/60, H.no:526l;.II/I07, H.no:5858; 11/i22, H.no:6040; H/116, H.no:5969; II/l 17. H.no:5981.

Bu rivayetin Câbir'den (Radıvaltahtl anh) şahidi için bk. Müsned, IH/383, H.no:15051; IH/345, H.no: 14649.

İbn Abbas'tan (Radıyallahü anhüma) şahidi için bk. 704/1574. hadis. 122 Âlü İmrân, 3/128

695/1565-Ebû Hüreyre'den (Radıyaiiahaanhy.li~

Rasûlullah (Saiiattahü aleyhi ve settem) sabah namazının son rekâtında (rü-kûdan) başını kaldırdığında şöyle dedi:

"AHahümme, Encİ'l-Velid'ebne'l- Veİid (Başka rivayetteki ek: Allahümme Rabbena veleke'l-hamd, Enci'l-Velide...) ve Selemete'bne Hişam ve Ayyaş'ebne Ebî Rebîa ve'l müstad'afîne (Başka rivayetteki ek:...mine'l-mü'minîn) bi Mekke. Allahürnmeşdüd vat'eteke alâ Mudar ve'c'alha aleyhim sinine kesini Yûsufe (Aleyhisselâm)."

AÇIKLAMA

*Duamn tercemesi:

"Allahım, (Başka rivayetteki ek: Allahtm, Rabbİmiz sana hamd holsün.) Velid b. Velid, Seleme b. Hişam, Ayyaş b. Ebî Rebîa ve Mekke'deki (Başka rivayetteki ek:..müminlerden) müstez'afları kurtar. Allahım, Mudar kabilesini şiddetle ez, tıpkı Yusuf'un (Aieyhiselâm) kıtlık yılları gibi onları (Mudar'ı) da kıtlık yıllan ile ez!"

§Hadisteki Velid b. Velid, Halid b. Velid'in kardeşi ve Velid b. Muğire'nin oğludur. Bedir'de müşriklerin saflarındaydı, Müslümanlar'ın eline esir düştü ve fidye ile kurtuldu. Sonra Müslüman oldu, ancak Mekke'den bırakılmadı. Bunun üzerine Velid arkadaşları Seleme ve Ayyaş ile sözleşti ve hepsi müşriklerden kaçarak gizlice yola çıktılar. Rasûlullah onların durumunu bildi ve kendilerine namazda kunut ile dua etti. Velid Rasûlullah'ın yanına ulaştıktan sonra vefat etti. Rasûluliah bu kişiler için on beş gün dua etmişti, Ramazan bayramının sabahında bu kunutu terk etti. Bunun sebebini Hz. Ömer sorunca Rasûlullah şöyle dedi:

Sened:

Sahih: Müsned, 11/239, H.no:7259; Diğer rivayet için bk. 11/271, H.no:7656; Benzer rivayet­ler için bk. 11/396, H.no:9122 (...L_& j_â(^ İi-O*0ii*f^> js^^Jij-); H/418, H.no:9378-9379; Buhâıî, Ezan, 128; İstiskâ, 2; Cihâd, 98; Ehadîsü'l-enbİyâ, 19; Tefsir, 3/9, 4/21; Edeb, 110; Deavât, 58; İkrah, 1; Müslim, Mesâcİd, 294-295; Ebû Dâvûd, Vitir, 10, H.no:1442jW««. Tatbîk, 27, H.no:1071-1072; İbn MÛce, İkame, 145, H.no:1244; Dârimt, Salât, 216, H.no: 1603.

Bazı rivayetlerde yatsı namazı olduğu görülmektedir: (702/1572. hadis);

Bazı rivayetlerde öğle namazı olduğu görülmektedir: (700/1570. hadis).

Ayrıca bk. 705/1575. hadis

"Onların geldiğini bilmiyor musun?"

Rasûlullah bunu söylediğinde yol açıldı, Velid onları getiriyordu. Velid nefes nefese Rasûtullah'in yanına gelince ruhunu teslim etti. Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Bu kişi şehittir, ben de bu şehidin yolundayım."124

§Seleme b. Hişam (Raâtyatlaka anh), Ebû Cehl'İn kardeşi ve Hişam b. Muğire'nin oğludur. İslâm'a ilk giren kişilerdendi, H. 14 yılında Hz. Ebû Bekir'in hilafeti döne­minde Şam bölgesinde şehit oldu.

§Ayyaş b. Rebîa'nın (RadıyallahU anh), babası Ebû Rebia Amr b. Muğire'dir. Ayyaş İslâm'a ilk girenlerden olup ilk İki hicrette de bulunmuştu, sonra Ebû Cehl kendisine tuzak hazırladı/kandırdı, Ayyaş Mekke'ye dönünce onu alıkoydu, gitme­sini engelledi. Bunun üzerine o da iki arkadaşıyla beraber kaçtı. Ayyaş, Hz. Ömer'in hilafet yılı h. 15'e kadar yaşadı ve bu tarihte vefat etti.125

ŞRasûlullah ayrıca diğer müstaz'aflara da dua etti. Müstaz'af 0>w&»il) keli­mesi müşriklerin eziyet ettiği ve hicret etmeye fırsat ve imkan bulamayan zayıf mü'minlere işaret etmektedir.

§Kunut duasında geçen vat'e (*&_,) kelimesi ezmek ve çiğnemek manasında olup burada şiddetli azap ve helaktan kinayedir.              ,

§Kureyş'e verilecek cezanın Hz. Yusuf dönemi kıtlık yıllarına benzetilme talebi o dönemin şiddetinden olsa gerek, bundan sonra Kureyş'in yaşadıkları bir rivayette Abdullah b. Mes'ûd {Radıyallahüanh) tarafından şöyle anlatılır:

*Mesruk'tan:126

Bir kişi Abdullah'a (RadıyallahUanh)geldi:.,.

'...Çünkü Kureyş Rasûlullah'a isyan edince (Mekke'deki müminlere eziyeti artırınca) Rasûluliah onlara Hz. Yusuf un kıtlık seneleri gibi kıtlık verilip cezalandırılmaları için beddua etti, onlara Öyle kıtlık (günleri) geldi çattı ki çok sıkıntıya düştüler, hatta kemikleri bile yemek zorunda kaldılar. Bir kişi gökyüzüne

*   Ebû Bekir b. Ziyad en-Nisabûrî, Fevaidü'z-Ziyûdât (Bk. İbn Hacer, Fetku'l-Bâriden naklen, VflI/227); Rivayetin bir bölümü için bk. Beyhaki, 11/200, No: 2923 m İbn Hacer, age, VIII/227

Ahmedb. Hanbel f/380; Müslim, Sıfatü'I-münafikin, 7, (2798); Nesâi, es-Stinenül-kÜbra, VI/455, No: 11481

^r ve kendisi ile gök arasındaki s—, dumana benzer şekilde ya- görürdü, sonra Allah şu ayeti indirdi...'

696/1566-Hufaf b. İmab. Rahada el-Gıfârî''den (Radıyaiiamanhy.lL* Biz Rasûlullah (SaiMiahu aleyhi ve aettem) ile birlikteyken bize sabah namaz kıldırdı. Son rekâtta başını (rükûdan) kaldırdığında şöyle dedi:

"Leanallahü Lihyânen ve Ri'len ve Zekvâne ve Usayyete asati'llahe ve Rasûlehü. Eslemü sâlemehallahü ve Gıfarun ğafarallahü leha."

Sonra Rasûlullah secdeye gitti. Namazı bitirince cemaate şöyle dedi: "Ey İnsanlar! Şüphesiz burada söyleyen ben değilim, ancak söyle­yen izzet ve celâl sahibi Allah'tır.1'

§Diğer rivayette:..(Rasûlullah şöyle dedi;) "Allahüme'l-an Benî Lihyane, Allahüme'l-an Ri'len ve Zekvâne." Sonra tekbir aldı ve secdeye gitti.

(Râvi) Hufaf bir rivayette şunu ekledi:

Bu sebepten dolayı kafirlere lanet etmek meşru kılındı.

27 Konu ile ilgili kısmı terceme edildi, tamamı ilerde gelecektir.

Sened: ^^^ *JJJ*>» ^?^f ^% ^6524; Müslim,

Sahih: Müsned, IV/57, H.no:16523; Benzer rivayet .çın d*

Mesacid, 307,308.                                   .                «oviSAl  1563 ve 697/1567-699/1569.

Enes'ten (RadıyaUahü anh) şahidi için bk. 691-693/1561-1İO3

hadisler.

AÇIKLAMA

* Duanın tercemesi:

"Lihyân, Rl'l, Zekvân ve Usayye kabilelerine Allah lanet etsin! Onlar Allah v Rasûlüne isyan ettiler.  Eşlem (kabilesine) Allah selâmet versin129, Gıfar'ı da Allah mağfiret etsin."

*Diğer rivayetteki duanın tercemesi:

"Allahım, Lihyan oğullarına lanet et, Allahım, Ri'l ve Zekvan (kabilelerine) lanet et."

§RasûIullah Lihyân,  Rii'l, Zekvân  ve Usayye'den  oluşan dört kabileye

güveni sarsmaları ve haince suikast düzenlemelerinden dolayı lanet etti, ama Eşlem

ve Gıfar kabilelerine dua etti. Çünkü Gıfar kabilesi Önceden Müslüman olmuş ve

Rasûlullah'ı desteklemişti, Eşlem kabilesi de RasûluIIah'la sulh yapmıştı/savaşma-

mıştı. Sâleme (,1i—) sulh yapılması ve kötü davranılmaması manasmdadır ki Rasûlııllah,

Allah'ın   onlara   bu   iyi   davranışlarının   karşılığını   vermesi   ve   onlarla   savaşı

emretmemesi için dua etmektedir. Bu nedenle 'selâmet versin' şeklinde terceme

edildi. Ayrıca burada Müslümanların iyi halini istismar eden ve katliamlara sebep

olan hainlere/münafıklara da lanet etmenin caiz olduğu görülmektedir.130 Bu duanın

namazda yapılması  icabete daha yakın olması yanında gelen  musibetlere karşı

Allah'tan  yardım  isteme  duygusundan  kaynaklanmaktadır.  Çünkü  Allah  Teâlâ

kendisinden sabır ve namazla yardım istenmesini emretmektedir;

"'jijitaÜ ^ İL1' j] ^CJl'j _^Jb \jL£*\ \jy\ 'jiJİ\ L^IL""

1 Ey iman edenler/ Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Allah kesinlikle sab­redenlerle beraberdir" (Bakara, 2/153)

§Bu konudaki rivayetler ve kabilelerle ilgili bilgiler Kitabü'l-Fedâil bölü­münde gelecektir.

129 130

Bu mana için bk. Nevevi, Şerhıı S ahihi Müslim, XVI/72.

130 İbn Abdilber. Temhid, XIII/I65; Nevevi, age., XVI/72-74; Mübarekpûrî, Tuhfetü'l-AhvezU

X/310

.131.

697/l567-İbnSirin'den- :

.-     eh  Malİk'e (Radıyallahü unh)'.

RasûtoUah isauum „,* « ~u~> kunut duası okudu mu?' diye sorulun-

„ Hedi 1^:

'Evet, rükûdan sonra.

 duasını sabah namazında okudu mu?' diye sorulun-

 Ş°y%vet, rükûdan sonra kısa bir müddet.:

698/1568-Âsım el-Ahvâl anlattı132:

Enes b. Malİk'e (Radtyallahüanhy.

'"" Sened: L-y? 't'ZA ^^-\ ^

Salıüı: Müsned, m/113. H.no: 12056; Buhârî, Vitir, 7; Müslim, Mesâcid, 297^304;    f

Vitir, 10, H.no:1444; NesâU Tatbîk, 27. H.no:1069; İbn Mâce, ikâme, 120, H.no; 1183-1 84;

Dârimî, Salât, 216, H.no: 1607. Enes b. Mâlik'in (v.91) mevlâsı Muhammed b. Sınn in (v.UU)

sorduğu gibi Âsim b. Süleyman el-Ahvel ei-Basrî (v.142) da benzen bir soru sormuştur. Bk.

698/1568. hadis.                                                                                  ,   .,     - .

Buhârî, Vİtİr, 7.

Ayrıca bk. 691-693/1561-1563 ve 698-699/1568-1569. hadisler.

Sened: [jJ 'j* J^liı j^>£ ıSj^- ~4}& y> &*-

Sahih: Müs'ned, III/167, H.no:12641;                                                        ,.     , ,

,t.;'.'..ı    ■.-   .-.-  -. -    .....i     '^. -..:    - ::   .    /.'.. :,>•-.'\'-' .  _   ;'-'.   ■.  ıiır.'.'.'  if'-.ît', ■_ , Ui ~^li  -^

Buhârî, Vitir, 7.

Ayrıca bk. 691-693/1561-1563; 697/1567 ve 699/1569. hadisler.

'Kunut duası rükûdan önce mi yoksa rükûdan sonra mı?' diye sorunca dedi ki:

'Rükûdan önce.' Bunun üzerine ben:

'Ancak bazıları Rasûlullah'ın (Sallaüaha aleyhi ve sellem) rükûdan sonra kunut okuduğunu iddia ediyorlar' deyince Enes şöyle dedi:

'Onlar doğrusunu söylememiş. Rasûlullah sadece bir ay ashabından bazı kimseleri öldüren kişilere (rükûdan sonra) beddua ederek kunut duası okudu. Bu öldürülenlere de kurrâ (hafızlar) denilirdi.'

AÇIKLAMA

Yukarıda geçen iki rivayet arasında tenakuz yoktur. Çünkü dikkatli okunursa ilk hadiste Enes b. Malik kunutun rükûdan sonra kısa bir müddet okunduğunu nakletmekte, ikinci hadiste ise Rasûlullah'ın sürekli yaptığı fiili, yani normal zamanlarda rükûdan önce kunut okumasını nakletmekledir. Bu şekilde iki rivayet cem edilmektedir. Rivayetleri anlamada acele edilmemelidir. Burada geçen (}#&) fiili yalan anlamında kullanılmayıp doğruyu söylememe, hata etme şeklinde anla­şılır. Çünkü Hicaz lügatında (v-1^) fiili bilerek ya da hata ile doğruyu söylememe anlamında umûm ifade eden bir lafızdır. Sahabe bunu kendi aralarındaki rivayet­lerde Rasûlullah'a yalan isnadı manasında değii de,hata etti anlamında kullan­maktadır. Bu konuda bol miktarda örnek şerhlerde geçmektedir.133

699/1569-Enes b. Mâlik'ten      y) Rasûlullah (Sailaüahü aleyhi ve sellem) dünyadan ayrılıncaya kadar sabah namazında kunut okumaya devam etti.

AÇIKLAMA

Bu konudaki hadisler musibet anında beddua şeklinde kunut okumanın meşru olduğunu göstermektedir. Çünkü kafirler Müslümanlara karşı haddi aşmaktadırlar; onları haksız yere öldürmekte, zayıflarını hapsetmekte ve hicret etmelerine müsaade etmemekte, hatta bazılarını işkenceyle öldürmektedirler. Bu musibetlerin yoğun olduğu bir dönemde olsa gerek Rasûluliah bir ay bu acımasız kafirler ve münafıklar aleyhine, kunut duası okudu. Bu duada Allah'tan Müslümanlara yardım edilmesi istenmektedir.

Bk. İbn Abdilber, Temhid, XX/18. XXII/90; İbn Hacer, Fethul-Bâri, 11/490, V1II/9

Sahih:  Müsned,  [11/162,  H.no:l2594;  Heysemî râvilerinin  sika sayıldıklarını  söyler.  Bk. Mecmu', 11/139.

Ayrıca bk. 691 -693/1561 -1563 ve 697-698/1 567-1568. hadisler.

§Son rekâtta kunut duasının yerinde müctehidler ihtilaf ettiler: 1-İmam Âzam Ebû Hanİfe ve ashabı ile bir rivayette Malik ve İshak'a güre ut rükûdan Önce okunur. Bu görüş îbn Abbas, Berâ, Ömer b. Abdülaziz, Ubeyde ^'selmanî, İbn Ebî Leyla gibi kişilerden de nakledildi.135 Yukarıda geçen 698/1568 S iu Enes b. Malik hadisi, ayrıca aşağıdaki rivayetler bu görüşün delilleridir:

 fi)\ JJ *Übey b. Ka'b'dan (Radıyallahü anhy,

Rasûlullah kunut okudu, yani vitirde rükûdan önce.

*Alkame'den:

Abdullah (b. Mes'ûd) (Radıyailahu anh) Hz. Peygamberin vitir namazında rü-cûdan Önce kunut okuduğunu bildirdi.

*Alkame'den:

İbn Mes'ûd (Radıyallahü anh) ve Rasûlullah'm diğer sahabileri vitir namazında

ikûdan önce kunut okurlardı.

*Hasan-ı Basrfden:'3

 '39

*Hasan-ı Basrfden:

Hz. Ömer {Radıyallahü anh) rükûdan sonra kunut okudu, Hz. Osman rükûdan önce kunut okudu ki insanlar o rekâta yetişsin.

*Abdun-ahman b. Esved babasından nakletti:140

Abdullah b. Mes'ûd {Radıyallahüanh) namazlardan sadece vitirde rükûdan önce

kunut okurdu.

 JJ jxJ& ıjş o^âs İj^i- taila» c—L-° J^* ,j-^

*Numan b. Kays'tan:

 141

*Numan b. Kaystan:

Ubeyde'nin (Radıyallahü anh) arkasında namaz kıldım, sabah namazında rükû­dan önce kunut okudu.

*Esvedb. Yezid'den:'42

ibn Ömer {Radıyallahü anhüma) vitir namazında rükûdan önce kunut okudu.

2-İ. Şafiî, Malikİlerden tbn Habib'e göre kunut rükûdan sonra okunur. Bu görüş Hz. Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, Ebû Kılâbe'den de nakledildi:143

135 Bennâ, age., m/303                                                                                 J   L. ,     t  .v_n

136 Ebû Davud, Salât, 340, No: 1427; Aynca Ebû Davud aynı rivayeti burada b.rkaç tarikten

daha nakletmektedir.

" Abdürrezzak, 111/121, No: 4992; İbn Ebî Şeybe, 11/97, No: 6912-6913 İbn Ebî Şeybe, 11/97, No: 6911 Abdürrezzak, III/118, No: 4986 İbn Ebî Şeybe, 11/96, No: 6904 Abdürrezzak, ITI/119, No: 4988 İbn Ebî Şeybe, 11/96, No: 6900 Bennâ, age., 111/303

137 138 139 140 141 142 143

*Atâ b. Sâib babasından nakletti:   4

Hz. Ali (Radtyaltahü cmhi vitir namazında rükûdan sonra kunut okurdu.

:'45

*İbnSirin'den:'

Übey b. Ka'b'ın (RadıyaUaM anh) arkasında namaz kıldım. Vitirde rükûdan sonra kunut okudu.

*Hİşam'dan:14(ı

Hasan-ı Basrî ve İbn Şirin vitirde rükûdan sonra kunut okurlardı.

3- İ. Malik, Ahmed b. Hanbel ve bazı alimlere göre rükûdan önce ya da sonra yapılmasında bir sakınca yoktur, Hanbeiiler'de tercih edilen ise rükûdan sonra, Malikiler'de rükûdan Önce olmasıdır.147

Humeyd'den:148

Enes b. Malik (Radıyallalıü anh) sabah namazındaki kunut hakkında sorulunca şöyle dedi:

"Biz rükûdan önce de, sonra da kunut okurduk.'

^-                                  *-                                                       '        J                            ^ •    '             "             "       w

*EneS b. Mâlİk'ten (ItadıyaUahiiank):1

Hz. Peygamber'in ashabından bazıları sabah namazında rükûdan önce kunut okurlardı, bazıları da rükûdan sonra.

-Hafız İbn Hacer, bu konudaki ihtilaftan kunutun rükûdan önce ya da rükûdan sonra yapılmasının mubah olmasının anlaşıldığını belimi.150 Doğrusunu Allah bilir.

ŞKunutun hangi namazda olduğu konusunda ihtilaf edildi. Bu İhtilafın sebebi de farklı rivayetlerin gelmesidir:

1-Alimlerin çoğuna göre musibet olduğunda beş vakit namazın hepsinde kunut okunabilir.

2-Musibet olmadığında öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarında kunut okunmayacağı konusunda ittifak vardır. Ama sabah namazında ihtilaf edildi:

a-Alimlerin büyük çoğunluğuna göre sabah namazında kunut okumak sünnet­tir. On dokuz tane sahabe, on iki tane tabiûn, ayrıca İmam Malik b. Enes, Şafiî başta olmak üzere Hicaz ve Şam ulemasının çoğunluğu bu görüştedir. Bir rivayette Ahmed b. Hanbel ve İshak b. Râhûye de bunlardandır.13'

 13'

144

4S 146

İbn EbîŞeybe, 11/96, No: 6901 Abdürrezzak,UVl2l,499Q

AbdürrezzaK 111/121, No: 4994

Sehnûn, el-Müdevvenelü'l-kübra, 1/102; İbn Kudâme, Muini, 1/785

İbn Mûce, İkametü's-safât, 120, No:l 183 (İbn Hacer, isnadının kuvvetli olduğunu söyledi. k. Fethu'l-BâriAV49\) 9 İbn Münzir (İbn Hacer'den naklen. Bk. Fetiuı 'l-Bâri, U/491)

0 İbn Hacer, age., 11/491

1  Sehnûn, age., 1/102; Nevevi, Mecmu, III/492; İbn Kudâme, age., 1/787; Benna, age., III/303-304

Kunût

kişiler 699/1569 nolu Enes b. Malik (Radtyaüahü anh) rivayetim, ayrıca L.r uv "ulamalar, delil getirdiler. Bunlar yukarıda geçmişti d)geı uys^       v£ îbn Hazm,a kunut okumak da, terk etmek de caizdir.

Rir erup alime göre de musibet olmadığında sabah namazında kunut okun-nllah b Mes'Ûd, İbn Abbas, Ebu'd-Derdâ, imam Ebû Hanife ve ashabı, EbÛ  Ouı        '                          İk Ahd b Hbl    b    lil    b

A^nllah b MesÛd, İbn Abbas, E,

maz- ADOuı        'Süf      es. Sevriı İbnü'l-Mübarek, Ahmed b. Hanbel gibi alimler bu İshak ve as       ,^ el-Müsned tercemesinde  'Sabah Namazında Kunût Sadece ^et Anında Okunur^ başlığı altında zikredilecek rivayeti delil getirirler.

SVİtirde kunut duası okumanın hükmü 'Vitir Namazında Kunul ve Hükmü" konusunda gelecektir.

* Öğle ve Diğer Namazlarda Kunût Okumanın Hükmü

1 SS

700/1570-Ebû Hüreyre'den (Radıyaiiahu anhy.

Rasûlullah (Saiiaüahü aleyhi ve seüem) öğle namazının sonunda şöyle dua

ederdi:

"Allahümme! Hallısı'l-Velid'ebne'l- Veüd ve Selemete'bne Hiş^m ve Ayyaşe'bne Ebî Rebîa ve daafete'l-müslimîn min eydi'i-müşrikîn ellezine !â yestedîûne hîleten ve la yehtedûne sebîla."

NOT: Duanın tercemesi:

"Allahım/Velid b. Velid, Seleme b. Hişam, Ayyaş b. Ebî Rebîa, ayrıca çözüme gücü yetmeyen ve bir çıkış yolu bulamayan zayıf/güçsüz Müslümanları müşriklerin ellerinden kurtar!"

152 Benna, age., IH/304

Bk Müsned Trc. H.no: 706/1576 154 İmam Muhammed, e/-tf«cce, 1/97, 99-102, 104, 199 l5s Sened:                               ^           &

Sahih: Müsned, WAÖ1, H.no:9256; Hadisin' tahrici için bk. 695/1565. hadis. Ayrıca bk. 702/1572 ve 705/1575. hadisler.

§9._________________________________                                            Kunût Duaları

701/1571-Berâ b. Âzib'den (Radtyaiiahüanh):l5(l

Hz. Peygamber (Saiiaiiaha aleyhi ve seiiem) sabah ve akşam namazlarında kunut duası okudu.

702/1572- Ebû Hüreyre'den (Radıyaiiahu anhy.^1

Hz. Peygamber (SaiMiahü aleyhi ve seUem) yatsı namazının son rekâtında (rükûdan) başını kaldırdığında kunut duası okudu ve şöyle dedi:

"Allahümme, Enci'l-Velid'ebne'l- Velid ve Selemete'bne Hişam ve Ayyaş'ebne Ebî Rebîa ve'l müstad'afîne mine'l-fnü'minîn. Allahümmeşdüd vat'eteke ala Mudar ve'c'alha aleyhim sinine kesini Yusuf aleyhi's-selâm."

NOT: Duanın tercemesİ:

"Allahım! Velid b. Velid, Seleme b. Hişam, Ayyaş b. Ebî Rebîa ve Mekke'deki (diğer) müstez'afları kurtar. Allahım, Mudar kabilesini şiddetle ez, tıpkı Yusuf aleyhi's-selâm'ın kıtlık yılları gibi onları (Mudar'ı) da kıttık yılları ile ez!"

ıS6Sened: Jİ J

Sahih: Müsned, IV/285, H.no:18429; Benzer rivayetler İçin bk. IV/299, H.no:18559 (c^âtr); IV/28O, H.no:18382 (^-JÎolJ-) Ahmed b. Hanbel'in oğlu Abdullah bu rivayetin ardından şu değerlendirmeyi yapfi1""

■# ^ >j -r^1 ı^ wî ü! v/J' ^ ii 21 £} 4^ ^ ^ ^ > *;; ^i; ^> ^ ^r jû

IV/300, H.n(':18567 (Sadece sabah namazı zikredilir); Müslim, Mesâcid, 305; Ebû Dâvûd, Vitir, 10, H.tio:1441 (Akşam namazı ziyadesini İbn Muâz'ın yaptığını söyler); Tirmizî, Salât, 177, H.no:401 (Bu babda Hz. Ali, Enes, Ebû Hüreyre, İbn Abbas ve Hufâf b. îma b. Rahada el-Gıfârî naltUde bulundular. Berâ'nın hadisi İse hasen-sahih tir)- Nesâî Tatbik 29 H.no:1074; DârimU Salât, 216, H.no:1605. ı?7Sened: İX J

Sahih: Müsned, IV4İ0, H.no; 10028; Benzer rivayet için bk. n/521, H.no:10701:

~jî ^'i ^îiı ı^İr ^.t* Jt jı Hadisin tahribi >Ç>n bk. 695/1565. hadis. Ayrıca bk. 700/1570 ve 705/1575. hadisler.

158 anlı).

703/1573-Ebû Seleme'den (

Ebû Hüreyre şöyle dedi:

'Vallahi sizden (namazı) Rasûlullah'ın (Saiiaiiahu ateyhi ve selem) namazına

en çok benzeyen kişi benim.1

(Râvi devamla) ekledi: (İşte bu) Ebû Hüreyre öğle, yatsı ve sabah na­mazlarının son rekâtında kunut okurdu.

§(Râvi) Ebû Âmir bir rivayetinde şöyle nakletti: Yatsı ve sabah namazlarında 'Semi Allahü limen hamiden1 dedikten sonra (doğrulur) ve mü'minlere dua eder, (hainlik yapan) kafirlere lanet ederdi.

NOT: Bu rivayetin diğer kısmı için bk. el-Müsned Trc. H. no: 614/1484 * Beş Vakit Namazda Kunût Okumanın Hükmü

aenea: ilC j 'y- ^ 'jt- ^ı^-Âlı j^, »Ol» ıSji- üü ^.6 jjîj Ja* ^3 uîj^-

Sahih: AfMsncrf, 11/255, H.no:7457; Benzer rivayetler için bk. 11/337, H.no:8426; 11/470, H-no;10029; Buharı, Ezan, 126; Müslim, Mesâcid, 296; Ebû Dâvûd, Vitir. 10. H.no:1440; âî, Tatbik, 28, H.no: 1073.

Ayrıca bk.614/1484. hadis.

704/1574-îbn Abbas'tan (Radıyallahü anhüma):'39

Rasûlullah (Saiialiaka aleyhi ve stiiem) bir ay devamlı Öğle, ikindi, akşam yatsı ve sabah namazlarının sonunda kunut okudu; son rekâttaki (rükûdan! 'Semi Allahü Iimen hamideh' diyerek doğrulduğunda Benû Süleym'den olan Ri'l, Zekvân, Usayye kabilelerine beddua etti, arkasındakiler de 'Âmin' dediler. (Zira) Rasûlullah onlara İslâm'a davet edecek kişiler göndermiş de onlar davetçileri öldürmüşlerdi.

§(Râvilerden) Affan bir rivayetinde şöyle nakletti:

îkrime şöyle dedi:

'İşte bu (olay) kunûtun başlangıcıdır.'

NOT: Bu rivayetler musibet anında beş vakit namazda kunûtu okumanın meşruiyetini göstermektedir. Sadece Hanefi alimleri bunun musibet anında sadece sabah namazına has olduğunu belirttiler.

§İbn Abbas rivayetinden kunûtun duyulduğu ve cemaatin 'Amin' dediği anlaşılmaktadır. Bundan sonraki rivayet cehren kunût okumakla ilgilidir.

* Kunût Duasını Açıktan Okumanın Hükmü

Sened: l^t

göre sahihtir).

 *<*« ,60,

 l/348< H.no:820 (Buhârî'nin şartma/râvisine

705/1575-Ebû Hüreyre'den (Radıyaliahüanh)\m

Rasûlullah (Saiiaiiaha aleyhi ve seiiem) birilerine beddua etmek ya da dua et­mek istediğinde rükûdan sonra kunût okurdu. Bazen 'Semi Allahü Iimen hamideh' dediğinde (doğrulduğunda) şöyle derdi:

"Aİlahümme Rabbena veieke'l-hamd, Enci'l-Velid'ebne'l- VeÜd ve Selemete'bne Hişam ve Ayyaş'ebne Ebî Rebîa ve'l müstad'afîne mine'l-mü'minîn. Allahümmeşdüd vat'eteke alâ Mudar ve'c'alha aleyhim    sinine

kesinî Yusuf."

Rasûlullah bunları açıktan okur, bazı sabah namazlarında da şöyle derdi: "AllahümmeTan fülanen ve fülanen hayyeyni mine'1-Arab." Sonra izzet ve celâl sahibi Allah şu ayeti indirdi:

"5w konuda senin yapacağın bir şey yoktur. Allah onların tövbesini kabul eder ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.'161

§Ebû Hüreyre'den (Radtyaiiahu anh) ikinci tarikle gelen rivayet:

Rasûlullah (Saihitaini aleyhi ve sellem) namazında rükûa gitti, sonra başını kaldırdı (doğruldu) ve şöyle dedi:

"Allahümme! Enci Ayyaş'ebne Ebî Rebîa, Aİlahümme! Enci Selemete'bne Hişam, Allahümme! Enci'l-Velid'ebne'l- Velid, Allahümme! Enci'l-müstad'afîne mine'l-mü'minîn. Allahümmeşdüd vat'eteke alâ Mudar, Allahümme'cal'ha sinîne kesinî Yusuf, Allahü ekber."

Sonra Rasûlullah secdeye gitti.

Sened: ^> \* J, ili-

Sahih: Müsned, 11/255, H.no:7458; İkinci rivayet için bk. 11/502, H.no:10469. Ayrıca bk. 695/1565, 700/1570, 702/1572. hadisler.

161 Âlü İmrân, 3/128

* Sabah Namazında Kunût Sadece Musibet Anında Okunur

706/1576-Ebû Malik el-Eşcaî' anlattı: 162 Babama:

'Ey babacığım! Sen Rasûlullah'm (Saiiaiiahualeyhi ve sellem), Ebû Bekir'in, Ömer'in, Osman'ın ve burada Kûfe'de Hz. Ali'nin (Radıyaiiahnanhüm) arkasında beş seneye yakın bir süre namaz kıldın, onlar kunut okurlar mıydı?' diye sorunca babam şöyle cevap verdi:

'Ey yavrum! Bu şekilde (musibet dışında sürekli okuma)163 sonradan yapılmaya başlandı/bidattir.'

§Aynı râviden ikinci tarikle gelen rivayette şöyle anlattı: Babam Rasûlullah'm ıSaiiaiı'ahu aleyhi ve seiiem) arkasında on altı yaşınday­ken namaz kıldı, ayrıca Ebû Bekir, Ömer ve Osman'ın arkasında da namaz kıldı. Kendisine:

'Onlar (namazda) kunut okur muydu?' diye sorunca şöyle cevap verdi: 'Hayır, ey yavrum! (Bu şekilde musibet dışında sürekli okuma)164 son­radan yapılmaya başlandı/bid'attır.'

162

Sened:

Sahih: Mü'sned, III/472. H.no;15822; İkinci rivayet İçin bk. VI/394, H.no:27087; Benzer rivayet için bk. VI/394, H.no:27088; Tirmizî, Salât, 178, H.no:402 (Hadis hasen-sahihtir. Ebû Mâlik el-Eşca'î'nİn ismi Sa'd b. Târik b. Eşyem'dİr); Nesâî, Tatbik, 32, H.no:1078; İbn Mûce, İkâme, 145, H.no:1241.

163 164

Bu açıklama için bk. Bennâ, age., III/309 Bu açıktama için bk. Bennâ, age., m/309

ût PugjgL1

NOT: Bu rivayet Rasûlullah. ve dört halife döneminde de kunutun musibet nda sürekli okunmadığını göstermektedir. Bu konudaki ihtilaf önceden geçmişti. MüsnedTrc. 699/1569 nolu rivayetin açıklaması.

* Vitir Namazında Okunan Kunût Duası

707/1577-Hasan b. Ali'den (Radıyaiiah&ankBmay.™

Rasûlullab (Saiiatiahü akyhi ve seitem) bana vitrin kunûtunda okuduğum şu

sözleri öğretti:

---------------------------------------

165 Sened: dj'^Ji J* \-j- 'j£J^ '~>'s ^ y 4'J. 'j- 'J^M J 'J. İJy. &£■ Xf'ı £^-

Sahih: Müsned, 1/199. H.no:17L8; Benzer rivayet için bk. 1/200, H.no:1721, 1723, 1727; 1/201, H.no: 1735 (Bu rivayet Hz. Hasan b. Ali'nin rivayeti iken Hz. Hüseyin b. Ali'nin Müsned'inde zikredilmiştir); Ebû Dâvûd, Vitir. 5. H.no:1425; Tirmizî, Vitir, 10, H.no:464 (Bu rivayet hasendir. Hz. Ali'den de bu konuda rivayet nakledilir); Nesâî, Kıyanı. 51, H.no:1743-1744 (Sonunda şu ziyade İle: " -Û^J 'J$\ js- İs< ]**."); İbn Mâce. İkâme. 117, H.no:1178; Dnriınu Salât, 214, H.no:1599 (Başında şu ziyade ile:

^ İj*3 oji-üı sili Ji ^C^- JU ^U; SŞi- «ili Jjj Jjl Jjlj '^ y^j L- ''js- J, ^*!,S c

1593; TayâlisU s. 163, H.no:1179; İbnü't-Cârûd, S.78, H.no:272; /ön Huzeyme, 11/151-152, H.no:1095-1096; Bezzdr, IV/176-177, H.no:1337; £&« ftı'tö, XH/127, 132, 136, 156, H.no: 6759, 6762, 6765, 6786; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, IH/74, 77, H.no:2703-2705. 2712; el-Mu'cemü'l-evsat, IV/169-170, H.no:3887. Heysemî hadisin râvilerinin sika olduklarını belirtir. Bk. Mecma', 11/244.

Hz. Ali'den (Raâıyaüahü anh) nakledilen kunut duası:

Bk. Nesâf, Kıyam, 51, H.no: 1745; Tt7mİ2f, Deavât, 112, H.no:3566; Ebû Dâvûd, Vitir, 5, H.no:1427; İbn Mâce, İkâme, 117, H.no: 1179. Büreyde'den (Radıyatlahü anh) şahidi:

 oJi_j __j Jjj 'b1 ajlj Jjjp ^"İj ^_j      •-'* ^ii CiÜ L-    -S  yj tl-Jitl UJ J.

Bk. Taberânî, el-Mu^enıul-evsau VII/232, H.no:7360; Heysemî hadis hakkında şunu ifade eder: "Alkame'den hadisi sadece Ebû Hafs Ömer almıştır. Bu râvi hakkında bilgi birini bulamadım." Bk. age., 11/138.

"Aflahümme'hdinî fimen hedeyte ve âfinî fimen âfeyte ve teveiienî fitnen tevelleyte ve bârik lî fima e'tayte ve gınî şerra mâ kadayte fe inneke takdî ve lâ yükdâ aleyke, innehü lâ yezillü men vâleyte, tebarekte Rabbena ve teâleyte,"

AÇIKLAMA

*Duanın tercemesi:

"Allahım, hidayet ettiklerinin içinde beni de hidayete erdir, afiyet verdiklerinin içinde bana da afiyet ver, beni işlerini üzerine aldıkların arasına koy. Bana verdiğini bere­ketli kıl, takdir ettiğin serden de beni koru. Sen hükmedersin, Sana karşı hükmedilmez. Sen kimin işini üzerine aldıysan o zelii oimaz. Ey Rabbimiz Sen yücesin/âlîsini"

§Fark!ı kunût duaları intikal elti, bunlardan bazıları:

- Müsned Trc. 696/1566 nolu hadiste geçen kunût duası,

-Müsned Trc.700/1570, 702/1572, 705/1575 nolu hadislerde geçen kunût duaları,

-Müsned Trc.707/1577 nolu hadiste geçen kunût duası,

-Farklı sahabilerden gelen bir kunût duası:

"Allahümme inna nesteînüke ve nestağfıruke ve nestehdîke ve nü'minü bike ve netûbu ileyke ve netevekkelü aleyke ve nîisnîaleyke'l-hayra küllehû neşküruk velâ nekfürûk ve nahleu ve netrukü men yefcüruk.

Allahümme iyyâke na'büdü veleke nüsallî ve nescüdü ve ileyke nes'a ve nahfidü nercû rahmeteke ve nahşâ azabeke inne azabeke bi'l-küffari mülhık."

§Duanın tercemesi:

"Allahım, biz senden yardım ister, mağfiretini diler ve hidayetini isteriz, sana iman eder ve sana tevekkül ederiz. Her türlü hayır ile seni sena eder, sana şükrederiz ve seni küfre (inkara/küfran-ı nimete) düşmeyiz. Sana isyan edeni de başımızdan söker atar ve terk ederiz.

Allahım, sadece sana ibadet eder, sadece senin için namaz kılar ve secde ederiz. Koşuşup çabaladığımız hep sana ulaşmak içindir. Senin rahmelini umar ve azabından korkarız. (Zira) senin azabın kesinlikle kafirlere ulaşır."

imam Tahavi bu duanın Rasûlullah'tan değil sadece sahabilerden naklolundu­ğunu belirtti.160 Ancak İmam Beyhaki (v.458/1065) bu duanın benzerini Rasûlullah'tan nakletti ve mürsel olduğunu belirtti.1"

'j(> Tahâvi, Şeritli Meâni'l-Âsâr, 1/249; Çok sayıda sahabenin aynı duayı namazda okuması bunların laabbudî olması mevkufları merfû hükmüne yükseltir. 167 Bk. Beyhaki, 11/210, No: 2961 Rivayetin metni:

bu dua şu sahabilerden nakledildi:

Osman,

eraen naKieuuuı.                                71

Ali,'70 İbn Mesûd,171 Übey b. Kâ'b,172 İbn Abbas

173

Hz. Ömer,1

tiKunûi dualarını okumanın hükmü konusunda ihtilal edildi: 1-Hanefi mezhebinde bunlardan birisini vitir namazında okumak vacibdir. ■Alkıhümme inna nesteînüke." duasına okumak güzeldir, bundan sonra da Rasûlul-. ,    j^2 Hasan'a öğrettiği "Allahiimehdinîfimen hedeyt..." duasını da eklemek ef-• İdii' Ama sabah namazında kunût okunmaz, çünkü Peygamberimiz sabah namaz­daki kunûtu terk etmiştir,174 sadece musibet anında okunabilir.17:ı

2-Maliki mezhebine göre sabah namazında kunût okumak müstehabdır. İmam Malik'e göre "Altahümme inna nesteînüke,." duasını okumak müstehabdır.176

3-Şafiî mezhebine göre sabah namazında vitir okumak sünnet-i milekked.ed.ir, terki halinde namaz bozulmaz, ama sehiv secdesi gerekir. Vitir namazmdaki kunût da onlara göre sadece Ramazan ayının son yarısında okunur ve müstehabdır. Ayrıca kunût dualarını birleştirmek de müstehabdır.

4-Hanbeli mezhebinde İse Rasûlullah'ın Hz. Hasan'a öğrettiği "Allahiimehdinî fimen hedeyt..." duasını okumak müstehap, Hz. Ömer'den nakledilen "Allahümme inna nesteînüke." duası ile birleştirmek güzeldir. Vitir namazmdaki kunûtun sadece Ramazanın son yarısında okunması ile ilgili de İmam Ahmed'den bir rivayet bulunmaktadır. Ayrıca ondan sabah namazında kunûtun okunması ile ilgili iki ayrı görüş nakledilir.178

Kunût duası ile ilgili müctehid imamların diğer görüşleri ve ihtilafları için bk. Müsned Trc. 699/1569 nolu rivayetin açıklaması.

§Kunût konusu Vitir Namazı bölümünde de zikredilecektir.

mAbdürrezzak, 1II/110, No: 4968,111/111, No: 4969; *»^^6;' Bu rivayetin tevabii için bk. 7/ûMv/, 1/249-250; fi«y/uAi, MU, No: 2963

 7°27'

171 İbn EbîŞeybeM/95,No: 6893, VI/89, No: 29708 mAbdürrezzak,UVU2,Ko:49mİbnEbîŞeybeMn06.No: 7030

173  Tahâvi, 1/250; Bu duanın geldiği sahabe ve tabiûn için ayrıca bk. Makr.zı, Ahmed b. A Muhtasara Kitabi7-V'Ur, 1/142-144, 146

174 BkMüsnedTrc.H.no: 706/1576                                     .        „.„,„

175 j         ...            ,    , u ,.„„ ,/q7 qq in?  104 199; Kâsân , Bedâıu s-imam Muhammed, el-nucce, ı/y/, yy-ıui, ıw, ■">■       _

l7t' SehnCm. el-Müdevvenetü'l-kübra, 1/102; ibn Rüsd, öida^fi I-miIc«fcW.

177 Nevevi, Mecmu, 111/492, Ezkar, 114, 116

178 İbn Kudâme, Muğnu 1/785, 7S7-788

n)-TEŞEHHÜD

Sahabeden  Nakledilen Teşehhüd Lafızları Teşehhüdde Oturuş Şekli ve Şehadet Parmağı ile İşaret

Teşehhüdden Sonra Hz. Peygamber'e ve Ehl-i Beytine/Ümmetine Okunan Salavât Kendilerine Salavât Getirilen Hz. Peygamberdin Âli'nin Açıklanması Hz. Peygamber'e Salavâttan Sonra Yapılan Dualar

Teşehhüddeki Dua Sırasında Şehadet Parmağı ile İşaret ve Şekli

Namazda/Teşehhüdde Okunması Tavsiye Edilen Bazı Dualar

/U                                                                                                                     leşennud

n)-TEŞEHHÜD

Allah Teâlâ buyurdu:

"...Kendinize/birbirinize Allah tarafından verilen mübarek güzel bir selâm ile selâm verin. Allah üzerinde düşünmeniz için ayetlerini size işte böyle beyan eder." (Nâr, 24/61)

İslâm'da selâm ve selâmlaşmak çok önemlidir. Allah Teâlâ, selâm verildiğinde onun benzeri ya da daha güzeliyle mukabele edilmesini emretmektedir . Sosyal hayat yanında ibadetlerde de selâm önemli bir yere haizdir. Özellikle namazda oturulduğunda mutlaka teşehhüd okunmalıdır. Hadislerde teşehhüd olarak zikredilen ve Türkçe'de bazen tahiyyat olarak kullanılan söz konusu duanın ana hedefi selâm ve önemini yeniden hatırlamak, selâm ile şehadet arasındaki irtibatı koparmamak, selâm ile her defasında şehadete ulaşabilmektir. Umarız ki namazda okunan teşehhüd/tahiyyat ile ilgili haberler asr-ı saadeti bize yeniden yaşatacaktır.                                                                     *

* Sahabeden Nakledilen Teşehhüd Lafızları

Teşehhüd (j*jJi): Kelime olarak şehadet etmek, şahit olmak manalarına gelir. Ancak

kavram olarak tahiyyata oturmak ve tahiyyatı okumak anlamında kullanılmıştır. Çünkü sahih rivayetlerden Rasülullah ve sahabenin teşehhüdü bu mana için kullandığı anlaşılmaktadır. Bu konuda müçtehidler arasında hiçbir İhtilaf yoktur. Duanın İçinde şehadet kelimeleri olduğu için ya da bütün gerçeklere bu dua ile şahitlik yapıldığı için teşehhüd denmiştir.180

Teşehhüdle ilgili haberler Abdullah b. Mes'ûd, Abdullah b. Abbas, Câbİr, Ömer b. Hattab, Abdullah b. Ömer, Ebû Musa, Âişe, Semura b. Cündüb, İbnü'z-Zübeyr, Selman el-Farisî, Ebû Humeyd, Talha b. Ubeydullah, Enes b. Malik Ebû Said, Ebû Hüreyre, Ümmü Seleme, Huzeyfe, Fadl b. Abbas, Taİha b. Ubeydullah, Hüseyin b. Ali, Muttalib b. Rabia ve Ibn ebİ Evfa (Radıyallahü anhüm) gibi sahabilerden nakledildi. Bunlardan en sahih olanı Abdullah b. Mes'ud (Radıyallahü anh) yoluyla gelen teşehhüd rivayetidir.

1- Abdullah b. Mes'ûd'un Naklettiği Teşehhüd

179 Nisa, 4/86

ıso Razi, Muhtar, 349; Karahisarî, age., 11/143

708/1578-Abdullah b. Mes'ûd'dan (Radıyallahü

ısı

Sahih: Müsned, 1/459, H.no:4382; Benzer rivayetler için bk. 1/450, H.no:4305; 1/413, H.no: 3921; 1/408, H.no:3877: f/440, H.no:4189; Ebû Hanîfe, Müsned, s.84, 93, 117; Buharı, Ezan, 148, 150; Amel, 4; İsti'zân, 3, 28; Deavât, 17; Tevhîd, 5; Müslim, Salât, 55; Ebû Dâvûd, Salât, 178, H.no:968 (Sonunda şu ziyade ile:

 4j ^      ^

Tirmizî, Salât, 99, H.no:289 ("Bu konuda İbn Ömer, Câbir, Ebû Mûsâ ve Hz. Âişe'den şâhid nakiller bulunmaktadır" diyen Tirmizî Husayfin bir rüyasını da senedi ile nakleder: "Hz. Peygamber'İ rüyamda gördüm ve: 'Ey Allah'ın Rasûiü! İnsanlar teşehhüd duasını farklı farklı okuyorlar, (hangisi doğru?) diye sordum. İbn Mes'ûd'un (öğrettiği) teşehhüdü al' buyurdu."); rfesÛİ, Tatbik, 100. 102. H.no:l 160-1169, 117 1; Sehv, 41, 43. 56. H.no: 1275, 1277, 1296; İbn Mâce, İkâme, 24. H.no:899; Dârimi, Saiât, 84, H.no:1346-1347. Heysemî, bu rivayetin muhtasar şeklinin (Buhârî ve Müslim'in) Sahih'inde yer aldığını, Ahmed b. Hanbel'in ricalinin sika sayıldıklarını ifade eder. Bk. Mecma', 11/142.

İbn Mes'ûd'dan gelen bazı rivayetler de şöyledir:

; JU S^tİj!   i 4^0 ;|İ~=11 j J*^1 j^-'i 4*- ^ J-3 *JJ' jj^j £>& Jlî <dll jji j*

■^j-*jj '•^ ı^*J" ^* J^Jiîj ili i Ü) îj] Ü Oİ J

Olf İDİ

 iİj iÜ i lî) iİ| lİ İli İ^S.Îj i) ^il* \Ü

 âJJl lyjlj ) ( d^XJ- 15lj 0| ^jÜ Üj *A1; j^ M ı

 ^ı Uy

 Cl* Ü

Bk. İbn Mâce, Nikâh, 19, H.no:1892; Tirmizî, Nikâh, 17, H.no:l 105 (Tirmizî bu rivayetin hasen olduğunu söyleyerek Adiy b. Hâtim'den de şâhid bir naklin bulunduğunu ifade eder); Ebû Dâvûd, Nikâh, 32, H.no:2118; Nesaî, Cum'a, 24, H.no: 1402; DarimU Nikah, 20, H.no: 2208.

İbn Mes'ûd'dan nakledilen diğer rivayetler için bk. 709-713/1579-1583. hadisler.

Hadisin şâhidleri:

a-Hz. Ömer'den (Radıyallahü anh) şahidi: ^l'jUı L,\£i\ S ^tfTı'jı 41 ^.iŞJlı l S S J k M^ l^1 'M ^ > ^J -J^ y.'s^'çr"^ tfj®1 ■&

 illi Jı İiı U o'

Bk. Mâlik, Salâc, 53;

b-Câbir'den (Radıyallahü anh) şahidi:

\'jŞ. ılLJ ji ^iîj Üiı U] i)! ıi jİ V^' iasJCJı -JJ' ^ ^j Oi- fı&Jı l'ıryj «Di iUjj yjı ı^İ ili fıTLiı I^yr

;ı3 v 4JL ijifj ^Jı iÜ' jt-î İ.Î ■ '

Nesâî, Tatbik. 104. H.no:i 173; Sehv. 45. H.no:I279; İbn Mâce, İkâme, 24, H.no:902-Tayâlisl s.240, Rno.1741; £&ü Ka'/â, IV/163. H.no:2232;

c-Ebû Mûsâ el-Eş'aıTden (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 715/1585

d-İbn Ömer'den (Radıyallahü anküma) şahidi: ÎÜ"3j fjj' ^ fÜİJl t *İJ oÇSTjJı , Jj oijİUlı < Jj CjıUSi i 4JJ1 «lo : J_^Ç* i^^î -^ '^ 'J> ^ '■& ^ '• ^ °J*

Bk. Mâ/ifc, Satât, 54; Ebû Dâvûd, Salât, 178, H.no:971:

Taberânî, d-Mu'cemÜ'l-evsat, III/103, H.no:2625; Ebû Ya'lâ, Mu'cem, s.250, H.no:310. e-Semüra b. Cündüb'den (Radıyallahü anh) şahidi:

Bk. Ebû Dâvûd, Salât, 178. H.no:975; Taberânî. el-Mu'cemü'l-kebîr, VII/250, H.no:7018. f-Hz. Âişe'den (Radıyatlahüanhit) şahidi:

Uj y'j 0 üi J^üiî ı *JJ olS"ijJi Oljiuajl w>LJa]l c^^Jjl : ^'x^3 lil Jji; LJI5" l^ ^İ-j 4^- ^ ,Jİ* ^" r/j ^^ 1-^

Bk. Mâft'Jt, Salât, 55-56; Müslim, Salât, 240; ££« Dâvûrf, Salât, 122, H.no:783. Ayrıca tahiyyâtı okuduğuna İşaret eden rivayetler için bk. 718/1588 ve 687/1557. hadisler.

g-Abdü'1-Kays heyetinden birinden (Kays b. Nu'mân olabilir) (Radıyallahü anh) şâhid:

.. .j~~H • jy/j—l'j îjj~J'j —jiiSJı »1j ^>L>ı3l -it j^ iLi Citj IÎLUJ L. aj* Cjy"i U>-j LL>^_, Lüi JIl   î

 l _î...

Bk. Mus/ıerf, III/432, H.no: 15131; IV/206, H.no:17374, 17376; Uzunca bir metne sahip olan bu rivayet ileride zikredilecektir. Heysemî bu rivayetin ricalinin sika olduklarını ifade eder. Bk. Mecma\ VIIÎ/178.

h-İbn Abbas'tan {Radıyallahü anhüma) şahidi İçin bk. 714/1584. hadis.

ı-Abdullah b. Zübeyr'den (Radıyallahü anh) şahidi:

 0İ J+iij ili *S! *Jt "İ üi J4J1! İli CJİ^Ui liiJaJt   ^jLjJi slcSl j> Aljj Âl |^-

Bk. Bezzâr, VI/188, H.no:2229; Taberânî, el-Mu'cemü'l-evsat, İÜ/270, H.no:3ll6. i-Selman'dan {Radıyallahü anh) şahidi:

 *İ) "i i>1 04^1 «jy-UaJı âı jLp ^j UJ* f^LJı *3\£"^j Al **-jj [»»il i^i dLU- ^LJı olJJij oı_jJ_aiij jı oLj-J Uy- 4i* L/aiJ Vj li/- Ws> >y V j J^^-a j l^ii JUL. ^ Jli ^   .*J_j->jj »-M1 '«U* 0İ

Bk. fiezzdr, VI/498, H.no:2535; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, VI/264, H.no:6171; j-Hz.Ali'den (Radıyallahü anlı) şahidi:

 

Rasûlullah (Satiaiiahu aleyhi ve setiem) namazın ortasında ve sonunda (oku-cak) teşehhüdü bana öğretti.

mavi Esved b. Yezid şöyle devam etti;)

Rasûlullah'm ona öğrettiğini bize haber verdiği zaman Abdullah'tan hhüdü öğrenmiştik/ezberlemiştik. Abdullah namazın ortasında ve so-bU da sol uyluğu182 üzerine oturduğunda şöyle derdi:

nU      «et-Tahtyyatü lülahi ve's-Salavâtü ve't-Tayyibat,  es-Selâmü aleyke •n-Nebiyyü   ve Rahmetullahi ve Berekâtüh. es-Selâmü aleyna ve ala Eşhedii en lâ ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden

 

^dill

Ahdühü ve Rasûlüh. "

Eğer namazın ortasındaysa teşehhüdü bitirince (üçüncü rekâta) kalkardı. Ancak namazın son rekâtında teşehhüdden sonra Allah'ın dilediği kadar dua eder, sonra selâm verirdi.

AÇIKLAMA

Rasûlullah'a (Sallallaha aleyhi ve sellem) en yakın ve İslâm'ı en iyi bilen sahabi-lerden birisi olan İbn Mes'ûd Hz. Peygamber'den öğrendiği teşehhüdü birçok kişiye öğretmişti. Bunlar içinde Alkame, Esved b. Yezid, Ebu'l-Ahvas oğlu Ubeyde Ebû Ma'mer Abdullah b. Sahbera ve Şakîk gibi zatlar vardı.

*Bu teşehhüdün manası:

"Tahiyyât, salavât ve tayyibât Allah 'a aittir. Ey Peygamber! Her türlü selâm, Allah'ın rahmeti ve bütün bereketleri üzerine olsun. Selâm bizim üzerimize ve Allah'ın sâlih kullan üzerine de olsun. Ben şahidim ki Allah'tan başka ilah yoktur, yine şahidim ki Muhammed Allah'ın Resulüdür."

*Teşehhüdde geçen bazı kelimelerin birden fazla manası olduğu için terce-mede aynen zikredildi. Bu kelimelerin manaları:

Tahiyyât (oi,^): Bu kelime tahıyye (vO kelimesinin çoğuludur. En çok kullanılan manası selâmdır. Bunun yanında mülk (otorite), beka (kalıcı olmak), meliklerin (otorite sahiplerinin) selâmı, ayrıca .sözlü ibadet...gibi manalara da gelmektedir. Tahiyyât kelimesi çoğul olduğu için bu  manaların tümünü ihtiva

 

Bk. Taberânî, el-Mu'cemü'l-evsat, III/200, H.no:29I7; el-Mu'cemü'l-kebîr, 111/134, H.no:2905;

k-Muâviye b. Ebî Süfyân'dan (Radıyallahü anh) şahidi:

: pUj Ut İl J^ ^l jt jjAl Jt- _^j A(-taJl .j-ÜI jj-j JlT AJÎ 0U-. ^1 j, İyU* ^J-

Bk. Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, XIX/379, H.no:891.  Şâhidlerin değerlendirmesi için bk. Heysemî, Mecma', 11/139-144.  Karahisarî, age., 11/423

eder.Yani bütün selâmlar, mülkler, bekalar, sözlü ibadetler ve güçlülerin selâm, Allah'a aittir.m

Salavât (^ı^uiı): Salât («UJı) kelimesinin çoğuludur ve birçok manası vardır Dua, ibadet, fiilî ibadet ve övgü gibi. Yani bütün dualar, ibadetler ve Övgüler Allah'a aittir.  4

Tayyibât (^>LJ=J'): Tayyib (s-?W) kelimesinin çoğuludur ve birçok manası var­dır. Güzellik (güze! söz ve İş), her türlü sadaka, mali sadaka, sadakat...gibi. Yani bütün güzellikler ve sadakalar Allah'a aittir}

*Teşehhüdde önce gaib, sonra muhatab, sonra da mütekellim sîgası gelmiştir. Yani önce gaybdaki Allah'a hitab edilir, sonra bir zamanlar bu dünyada yaşayan Peygamber'e bugün bizimle berabermiş gibi hitab edilir, en sonunda mütekellim, yani kendi selâmımız ve şehadetimizie dua tamamlanır.

*ilet-Tahıyyatü lillahi ve's-Salavâtü ve't-Tayyibat" sözleri İle kulluğun sadece Allah'a karşı olması gerektiği mesajı verilir. Hayatı boyunca kulluğun tarifini ve tahlilini yapan Peygamber'e, ayrıca kendinize ve salih insanlara "es-Selâmü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve Rahmetullahi ve Berekâtüh, es-Selâmü aleyna ve ala ibadil-lahi's-Salih'in" diyerek selâm vermenin/dua etmenin önemi hatırlatılır. Sonunda da tevhid ve risalet için "Eşhedü en lâ ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden Abdühü ve Rasûlüh" diyerek şahitlik edilir. Çünkü bu duanın adı teşehhüddür ve Müslüman bu gerçeklerin şahididir.

İbnü'1-Esir, Nihaye, 1/183; tbn Hacer, el-Fethu'l-Bâri, 11/312, 313,

183

184 Razi, Muhtaru's-Sıhah, 368-369; İbn Hacer, age., 11/313

185 İbntn-Esir, age., IH/148; İbn Hacer, age., 11/313

 186

 aha anh), İbn

709/1579-Kasım b. Muhaymire anlattı:186

Alkame elimi tuttu ve kendi elini de İbn Mes'ûd'un (RadtyalL...........„___

tri'un elini de Rasûlullah'ın (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) bu şekilde tutarak na­zdaki şu teşehhüdü öğrettiğini nakletti:

"De V\:*et-Tahıyyatü lillahi ve's-Salavâtü ve't-Tayyibat,  es-Selâmü ke eyyühen-Nebiyyü   ve Rahmetullahi ve Berekâtüh. es-Selâmü aley-aJVVe alâ ibadillahi's-Salihin.'"

§(Râvi) Züheyr ekledi: 'Ondan inşallah şunu ezberledim:

"Eşhedü en lâ ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden Abdühü ve

Rasûlüh.

(Rasûlullah ya da îbn Mes'ûd) sözünü şöyle bitirdi:

"Bunu tamamladığında (ya da bunu yaptığında) namazını tamamlamış olursun. Kalkmak istersen kalk, oturmak istersen otur."

AÇIKLAMA

Alkame'nin İbn Mes'ûd'dan naklettiği teşehüüt, önceki rivayette geçen teşehhüdün aynısınır. Ancak râvilerden Zühyr'in "Ondan inşallah şunu ezberledim" sözünden de hatırladım anlamı kastedilmektedir. Çünkü İbn Hibban rivayetinde:

(Râvi) Züheyr 'Hasan (b. Hür)'den bunu yazarken şunu da hatırladım' dedi ve duanın devamı olan "Eşhedü en lâ ilahe İllallah ve Eşhedü enne Muhammeden

1 Kİ

Abdühü ve Rasûlüh" kısmını da hafızasından Hasan tankıyla nakletti, şeklindedir. İbn Mes'ûd'dan  gelen diğer rivayetler göz önüne alındığında bunun  (şehadet. cümlesinin) teşehhüddcn olduğu anlaşılır.

%{Bunu tamamladığında..) şeklinde geçen son cümlenin kime ait olduğu konusunda ihtilaf edildi. Bazıları Rasûlullah'a ait, derken, bir kısım alimler de İbn Mes'ûd'a aittir, dediler.

İbn Hibban'daki bu rivayetin sonu:

(Râvi) Züheyr sözünü şöyle tamamladı:

'Hıfzıma müracaat ettiğimde hatırladım ki o şöyle dedi: Bunu okuduğunda namazını tamamlamış olursun. Kalkmak islersen kalk, oturmak istersen otur.' m

Bu, îbn Mes'ûd'un sözüdür diyenler: Taberâni,189 Beyhakî,190 Ebû Bekir Hatîb,191 Nevevi"J2veHattâbiıy3.

186  o

aened: Sahih: Müsned, 1/422, H.no:4006; Tahrici için bk. 708/1578. hadis.

187 İbn Hibban, V/292, No: 1961

188 tbn Hibban, V/292, No: 1961

ı Ry

Heysemî, Mecmeu'z-zevâid, Tl/142 '% Beyhaki, 11/174, No: 2791 191 Azimâbâdi, age., 111/178

Müberakpûrî, age., 11/373 IW İbn Hacer, el-Fethu'l-Bâri, Xl/164

76                                                                   ________                                  _   - Teşehhürt

Ancak muhaddis Aynî: 'Bu rivayetten sonra Ebû Davudıg4 sükût etti, eğer İbn Mes'ûd'un sözü olsaydı mutlaka açıklardı. Çünkü bu gibi şeylerde açıklan^ yapmak onun adeti d ir/ metodu dur' dedi.

İmam Ebû Hanife'nin rivayetlerinin toplandığı Müsned'dt ise bu son cümle muttasıl (Rasûlullah'ın sözü) olarak nakledildi.196 Ebû Hanife bu rivayetinde hadisi Züheyr'in aldığı Şeyh Hasan b. Hür'ün kendisinden almaktadır. Böylece Züheyr'de oluşan bu şek ifadeleri açıklık kazanmaktadır. Ayrıca Ebû Ca'd Müsnedi'ndeki rivayetinde son cümleyi muttasıl (Rasûlullah'ın sözü) olarak nakletmiştir.1''7

§Bu rivayet esas alındığında namazdan selâm ile çıkmanın farz olmadığj anlaşılır. Selâm ile ilgili fıkhı hükümler kendi babında gelecektir.

710/1580- Abdullah b. Mes'ûd'dan (Radıyatiahuanhy.m

Hz. Muhammed (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) bize hayırlı şeyleri başlangıcını, bütününü ve sonuna kadar olacak şekilde hayırlı şeylerin hepsini öğretti. O şöyle buyurdu:

"Her iki rekâtta oturduğunuzda şöyle deyin:

'et-Tahıyyatü lillahi ve's-Salavâtü ve't-Tayyibat, es-Selâmü aleyke eyyühe'n-Nebiyyü ve Rahmetullahi ve Berekâtüh. es-Selâmü aleyna ve alâ İbadillahi's-Salihin, Eşhedü en lâ ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden Abdühü ve Rasûlüh/

Sonra o kişi hoşuna giden bir duayı yapmada muhayyerdir. İzzet ve celâl sahibi Rabbine onunla dua etsin."

NOT: Uzun bir hadisin teşehhüd ile ilgili kısmı burada zikredildi. Hadisin tamamı Nemime ve Yalanın Haramlılığı konusunda gelecektir.

194 Ebû Davud, Teşehhüd, 182 , No: 970

195  Bennâ, age., IV/4

i% Ebû Hanife, Müsned, 93

'"7 Ebû Ca'd, Müsned, 1/379. No: 2593

198

711/1581- Abdullah b. Mes'ûd'dan (RadıyaiiaManh):

Rasûlullah (SaiiaiiaM aleyhi ve seiiem) şu teşehhüdü kendisine öğretti ve

    anlara da öğretmesi için emretti:

"et-Tahıyyatü lillahi ve's-Salavâtü ve't-Tayyibat, es-Selâmü aleyke vühe'n-Nebiyyü ve Rahmetullahi ve Berekâtüh. es-Selâmü aleyna ve alâ vj dillahi's-Salihin, Eşhedü en lâ ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden Abdühü ve Rasûlüh."

712/1582- Abdullah b. Mes'ûd'dan (Radıyaiiahüanhy?m

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) elimi elleri arasına alarak Kur'ân'dan bir sure öğretir gibi teşehhüdü bana öğretti. Şöyle buyurdu:

Vet-Tahıyyatü lillahi ve's-Salavâtü ve't-Tayyibat, es-Selâmü aleyke eyyühe'n-Nebiyyü ve Rahmetullahi ve Berekâtüh. es-Selâmü aleyna ve alâ 'badiilahi's-Salihin, Eşhedü en lâ ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden Abdühü ve Rasûlüh."

O (Peygamber) aramızdayken böyle okunurdu. Ancak ruhunu teslim e<3ip (aramızdan ayrıldığında) 'es-Selâmü ale'n-Nebî' şeklinde söyledik.

; Müsned, 1/376, H.no:3562; Senedinde yer alan Ebû Ubeyde b. Abdullah b. Mes'ud'un j1 ası İbn Mes'ûd'dan (Radıyallahü anh) hadis işitmemesi sebebiyle isnadı munkatı da olsa Ebû

eyde nin haricinde birçok kimse İbn Mes'ûd'dan bu hadisi işitmişlerdir. lahrici için bk. 708/1578. hadis.

Sı»hih: Müsned,

1/414. H.ıur.3935:Tahnci için bk. 708/1578. hadis.

NOT: Abdullah b. Mes'ûd'a (Radtyaiiaha anh) ait son cümle (O (Peygamber) aramızdayken...) diğer İbn Mes'ûd rivayetlerinde, ayrıca diğer sahabe rivayetlerinde bulunmamaktadır. Buradaki hatanın Mücahid'den kaynaklandığı ifade edilmektedir Çünkü vefatından sonra bu şekilde hitab ile Rasûlullah'ın şanı canlı olarak varlığın, sürdürmektedir. Ayrıca kabirlerde 'es-Selâmü aleyküm. Ya dâre kavmin mü'minîn ' şeklindeki hitabı bizzat Rasûlullah öğretmiştir.2"1

79

 20?

713/1583- Abdullah b. Mes'ûd'dan(Radıyaitahu

Biz Rasûlullah tsaiiatiahu aleyhi ve setlem) ile beraber namazda oturduğu­ma şöyle derdik:

'es-Selâmü alâllahi min ıbâdihî, es-Selâmü alâfülânin vefiilân."  3

Bunun üzerine Rasûlullah:

"eSSeiâmü aiâilah, elemeyin! Şüphesiz Allah'ın (bir ismi de) Seiâm'dır. Ancak sizden biri oturduğunda  şöyle desin:

et-Tahıyyatü lillahi ve's-Salavâtü ve't-Tayyibat, es-Selâmü aleyke vvühen-Nebiyyü ve Rahmetullahi ve Berekâtüh. es-Selâmü aleyna ve alâ ibadiliahi's-Salihin.

Bunu dediğinizde selâm, gök ve yerdeki salih her kula ulaşır.

(Sonra) Eşhedü en lâ ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden Abdühü ve Rasûlüh (desin!) Bundan sonra sizden biri hoşuna giden istediği duayı etmede serbesttir, o duayı etsin!" dedi.

§ Abdullah b. Mes'ûd'dan (Radıyaihhücmh) ikinci tarikle gelen benzer rivayet:

Biz Rasûlullah (Saitaiiahtı aleyhi ve seiiem) ile beraber namazda oturduğu­muzda şöyle derdik:

'es-Selâmü alâllahi kıbele ıbâdihî, es-Selâmü alâ Cihrîle, es-Selâmü alâ Mikâîle, es-Selâmü alâfülân, es-Selâmü alâfülân.'

Rasûlullah dediğimizi işitince dedi ki:

Şüphesiz Allah (bir ismi de) Seiâm'dır. Ancak sizden biri oturduğunda şöyle desin:

et-Tahıyyatü lillahi ve's-Salavâtü ve't-Tayyibat, es-Seiâmü aleyke eyyühe'n-Nebiyyü ve Rahmetullahi ve Berekâtüh, es-Selâmü aleyna ve alâ ibadiilahi's-Salihin.

Bunu dediğinizde selâm, gök ve yerdeki salih her kula ulaşır.

(Sonra) Eşhedü en lâ ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden Abdühü ve Rasûlüh (desin). Bundan sonra istediği duayı etmede serbesttir."

■ Sened: j~_. J.%- j^Â\ -+ J^ \zx~

Sahih: Müsned, 1/431, H.no:4100; İkinci rivayet için bk. 1/382, H.no:3626 (Mükerrer için bk. 1/427, H.no:4064); Benzer rivayetler için bk. 1/423, H.no:4017:

^ ,Xj>   -îll d'.:  \ı:   ı :\'< .    ı'-. '.ıi1 u  i   •_     \: '.ir iı -îlı    \'r îıi* iı   ı  '■< :ııs.iı    ; 'l :î ı'.

 l_J_ Jlî jJ^SL. Ji

1/413, H.no:3919 (L^î ü j! H.no:4177 (Sonunda şu ziyade ile:

 Ji. fÛİJl *Î!l Ji-

 f^y ai!i

 «ı^jı

 4* *ıjl

 İL_Jl J, Jjiî <, iŞj'jS 1) &" JÛ Jil xi- y-

: Jui 1L.J t^fi

îî    ^                      ^O_-Jl ya üll OJ

 lj _»ljJu_l   Jj

 

 *JJı O

 ^ ^;), 3920; U464, H.no:4422; 1/439,

2m         Tahrici için bk. 708/1578. hadis.

Manası; Allah'a kullarından selâm olsun, filan ve filana (meleklere; Cebrail ve MikâiVe] selâm olsun, şeklindedir. Meleklere selâm, bu rivayetin ikinci tarikinde gelecektir.

2- Abdullah b. Abbas ve Ebû Musa el-Eş'arî'nin Naklettiği Teşehhüd

714/1584-Abdullah b. Abbas'tan (Radıyaiiahü anhümuy.204

Rasûlullah (Saiialiahu aleyhi ve seiiem) bize Kur'ân'ı öğretir gibi teşehhüdü

öğretirdi, (teşehhüd şöyledir) dedi:

et-Tahıyyatü'l-mübârekâtü's-sa!avâtü't~tayyibâtü lillahi, es-Selâmü

aleyke (Râvi Huceyn'in rivayetine göre: 'Selâmün aleyke') eyyühen-Nebiyyü ve

Rahmetullahi ve Berekâtüh. es-Selâmü aleyna ve alâ İbadillahi's-Salihin.

Eşhedü en lâ ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhamrrteden Abdühü ve Rasûlüh.

NOT: İbn Abbas'in naklettiği rivayette 'el-Mübârekât' kelimesi fazladır. Bereketler manasına gelen bu kelime sadece İbn Abbas'tan gelen rivayette bulun­maktadır. Ayrıca selâm kelimesi Ahmed b. Hanbel'in iki şeyhinde farklı olarak nak­ledildi; Yunus'tan 'es-Selâmü aleyke' şeklinde marife, Cuhayn'dan ise 'Selâmün aleyke' şeklinde nekre oiarak nakledildi. İmam Şafiî, İbn Abbas'in teşehhüdünü ter­cih ederken "es-Selâmü aleyke' şeklindeki marife rivayeti aldı.205

 

Sahih: Müsned, 1/292, H.no:2660; Benzer rivayet için bk. 1/315, H.no:2894; Müslim, Satât, 60-61; Ebû Dâvûd, Salât, 178, H.no:974; Tirmizî, Salât, 100, H.no:290 (hasen-garib-sahih); Nesâî, Tatbik, !03, H.no:l 172; İbn Mâce, İkâme, 24, H.no:900; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr. Xl/46, 175, H.no: 10996, 11406.

İbn Mes'ûd'dan ve diğer sahâbilerden (Radıyullahü aııhüm) şahidi için bk. 708/1578-713/1583. hadis. 205 Şirazi, Mühezzeb, 1/78; Şirbini, Muğni'l-muhtac, 1/174; Bennâ, age., IV/8

715/1585-Hıttân b. Abdullah er-Rakaşî anlattı:2üt Ebû Musa eî-Eş'arî (Radıyaliahü anhi ashabına namaz kıldırdı. Topluluk­tan bir adam namazda oturulduğunda şöyle dedi:

'Namaz ibadeti, erdemli olma ve zekât ile kuvvetlendi."

207

Sened:

oened: £* o* Ir-y- o* "ü ü ^ f^ UJı3~ -^*" ^ ■^"-

Sahih; Mümed, IV/409, H.no;19552, Benzer rivayetler için bk. EV/405, H.no; 19516; İV/401, H.no: 19484; Müslim, Salât, 62-64; Nesâî, İmame, 38, H.no;828; Tatbik, 23, 101 H.oo:lüöZ, 1170; Sehv, 44, H.no; 1278; Ebû Dâvûd, Salât, 178, H.no:972 (İki ayrı senedle nakleder, bun­lardan biri hocas! Ahmed b. Hanbel kanalı ile gelmektedir); İbn Mâce, İkame, 24, "-no:wı, Dârimi, Salât, 92, H.no:1365; Tayâlisî, s.70, H.no:517; Bezzâr, VIII/63-64, H.no:305/, mu Yala, XII1/19O-191, H.no:7224. 207 Bk. Nevevi, ^Mh Sû/ı(/ı/ Mflsbn IV/119; Sindî, Ebu'i-Hasen, Haşiye, 11/97

_o£_________________„____-—___-__________________Teşehhüd

Ebû Musa namazı bitirince topluluğa döndü ve : '(Biraz önceki) şu şu sözü söyleyen hanginizT dedi. Topluluk sustu. Ebû Musa: "Herhalde, ey Hıttân söyleyen sensin?' Hıttân:

'Vallahi ben bile söylesem/söylemek istesem de,208 bunu hoş karşıla­mayacağından korkarım.'

O sırada topluluktan biri:

'Ben söyledim, bununla da sadece hayrı diledim' dedi. Bunun üzerine Ebû Musa şöyle dedi:

'Namazda ne .söyleyeceğinizi bilmez misiniz? Allah'ın Peygamberi (Saiiaiiahü aleyhi ve seliem) bize hitabda bulundu, sünnetimizi öğretti ve namazımızı açıkladı. Şöyle buyurdu:

"Saflarınızı sık/düzgün tutun, Kur'ân'ı en iyi okuyanınız/bileniniz size imam olsun, imam tekbir getirdiğinde siz de tekbir getirin, o Vele'd-dâllîn' dediğinde siz de 'âmin' deyin ki Allah size icabet etsin (duanızı yerine getirsin). İmam tekbir getirip rükûa gittiğinde siz de tekbir getirip rükûa gidin. İmam sizden önce rükûa gitmeli, sizden önce başını kaldırmalıdır." Allah'ın Peygamberi sözüne şöyle devem etti:

"Sizin hareketleriniz imamın hareketlerine bağlıdır.209 İmam 'Semi Ailahü limen hamiden' dediğinde siz de 'Allchümme Rabbena leke'l-hamd' deyin ki Allah sizi dinlesin/sözünüze önem versin. Şüphesiz izzet ve celal sahibi Allah, Peygamberi'nin lisanından (size)'Semi'Ailahü limen hamiden' (Allah hamd edeni duyar) buyurdu. İmam tekbir getirip secdeye gittiğinde siz de tekbir getirip secdeye gidin. İmam sizden önce secdeye gitmeli, sizden önce başını kaldırmalıdır." Allah'ın Peygamberi ekledi:

"Sizin hareketleriniz imamın hareketlerine bağlıdır. Oturduğunuzda da sizden birinin ilk sözü şu olsun:

et-Tahıyyatü't-tayyibâtü's-salavâtü lillahi, es-Seiâmü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve Rahmetullahi ve Berekâtüh. es-Seiâmü aleyna ve ala ibadillahi's-Salihin, Eşhedü en la ilahe illallah ve Bşhedü enne Muhammeden Abdühü ve Rasûlüh."'

AÇIKLAMA

Ebû Musa (Radıyalîahü anh) rivâyetindeki teşehhüd îbn Mes'ûd (Radıyallahü anh) rivayetinin benzeridir, sadece baştaki kelimelerin yerleri değişiktir. Sahabeden gelen bazı teşehhüdler:

1-     İbn Mes'ûd (Radıyallahü anh) rivayeti: Müsned Trc. 708/1578-713/1583 nolu hadisler (Sahih),

2-     İbn Abbas (Radıyallahü anhüma) rivayeti: Müsned Trc. 714/1584 nolu hadis (Sahih),

Bazı rivayetlerde (ı«diu) 'Ben söylemedim, şeklinde nakledildi. Bk. Ebû DavÛd Salât 177 No: 972'

09 Bk. Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, IV/121; Azimabâdi. age., III/181

Teşehhüd

3.    Ebû Musa el-Eş'arî (RadıyaMhü anh) rivayeti: Müsned Trc. 715/1585 nolu hadis (Sahih), AmAr h  Hartab iRadımtlahü anh) rivayeti,

(Râvi) Abdurrahman b. Abdülkarı, m. umerı [Kaaryauanu ann» ımnucıuc »u

^hhüriü öğretirken dinlediğini nakletti:

teşennu     J>              jjjjahj €Z.zâkiyâtü lillahi es-Salavâtü lillahi, es-Selamü aleyke

Jn Nebivvü   ve   Rahmetullahi   ve   Berekâtüh.   es-Selâmü   aleyna   ve   ala , Eşhedü en la ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden Abdühü

d

ve Rasûlüh.' (Sahih)

5-    Abdullah b. Ömer (Radıyallahü anhüma) rivayeti,

Nâfi'den:211

Abdullah b. Ömer (Radıyallahü anh) teşehhüdü şöyle okurdu:

'Bismillahirrahmanirrahim, et-Tahıyyatü lillahi es-Salavatü lillahi ez-Zâkiyâtü lillahi, es-Seiâmü ale'n-Nebiyyi ve Rahmetullahi ve Berakâtüh, es-Selâmü aleyna ve alâ ibaditlahi's-salihin, Şehidtü en lâ ilahe illallah, Şehidtü enne Muhammeden Rasûlullah.'

Bu teşehhüdü İbn Örner ilk iki rekâtı kıldıktan sonra söyler, teşehhüdü bitti­ğinde dilediği kadar dua ederdi. Namazın sonunda oturduğunda da aynı şekilde te­şehhüdü okurdu. Ancak o önce teşehhüdü okur, sonra dilediği kadar dua ederdi. Teşed-düdü tamamlayıp selâm vermek istediğinde:

'es-Seiâmü ale'n-Nebiyyi ve Rahmetullahi ve Berakâtüh, es-Selâmü aleyna ve alâ İbadillahİ's-salihin, es-Selâmü aleyküm' diyerek sağma selâm verir, sonra selâmına karşılık İmama selâm verir. Eğer solundaki bir kişi selâm verirse ona da se­lâm verirdi. (Sahih)

§Hanefi, Şafiî ve Hanbeli mezhebine, ayrıca Ebû Sevr, Davud b. Ali ve Ebû Cafer et-Taberî'ye göre her iki tarafa da selâm verilir, önce sağdan başlanır. Maliki mezhebine göre ise münferit kılan sadece sağına selâm verir, cemaatle kılan sağına

210 Sened:

 Sened: vi*î J. ^ £~ & ^ & J ^> y 1   #? J >* S ?

Malik, Salât, 13, No: 53; Şafiî, Müsned, 1/237; Abdürrezzak, 11/202. No: 3067; Tahavi, Şerhu meâni'l-âsâr, 1/261; Hakim, 1/398, No: 979-980

Sened: y£ ',** 'J. «JJi X*

Malik, Salât, 13, No: 54; Abdürrezzak, 11/204, No: 3073; Tahavi, age., 1/261

o4______________________________________________________Teşehhüd

ve soluna selâm verir, sonra imamın selâmına karşılık selâm verir, bu mezhepteki bir görüşe göre ise sağma selâm verir, sonra İmamın selâmına karşılık selâm verir.212

6-        Hz. Âişe f Radıyaliahu mha) rivayeti,

Kasım b. Muhammed'in haber verdiğine göre,213 Hz. Peygamber'in eşi Hz. Âişe (Radıyaliahu anha) teşehhüdde şöyle derdi: 'et-Tahtyyatü't-Tayyibâtü's-Salavâtü'z-Zâkiyyâtü   liliahi,   Eşhedü   enlâ   ilahe illallahü vahdehû lâ şerike leh ve Eşhedü enne Muhammeden abdullahi ve rasûiüh, es-Seiâmü  aleyke  eyyühe'n-Nebiyyu   ve  Rahmetullahi  ve  Berekâtüh,   es-Selâmü aleyna ve aiâ ibadiliahi's-Salihin, es-Selâmü aleyküm.' (Sahih)

7-    Ebu Said el-Hudrî (Radıyaliahu anh) rivayeti:

übu'l-Mütevekkirden:'"

Ebû Said ei-Hudrî'ye (Radıyaliahu anh) teşehhüdü sorduk, şöyle dedi:

'et-Tahiyyatü's-Salavâtü't-Tayyibâtü liliahi, es-Selâmü aleyke eyyühe'n-Nebiyyu ve Rahmetullahi ve Berekâtüh, es-Selâmü aleyna ve alâ İbadillahi's-Salihin, Eşhedü enlâ ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûiüh.'

Ebû Said şöyle dedi:

'Biz Kur'ân ve teşehhüd dışında başka bir şey yazmazdık.1

8-    Câbir'den (Radıyaliahuanh) gelen rivayet:

*Câbir'den (Radıyaliahu anh)?[5 Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve sel Um) şöyle derdi:

"Bismillah   ve   billah,   et-Tahıyyatü   liliahi  es-Saiavâtü   liliahi,   es-Selâmü aleyke eyyühe'n-Nebiyyu ve Rahmetullahi ve Berakâtüh, es-Selâmü aleyna ve alâ

12 İbn Abdilber, Temhid, XI/206; Kâsâni, Bedaiu's-sanâi', 1/194; İbn Kudame, Muğni, 1/588; Azimâbkdi, Avnü'l-Ma'bûd, 111/211;

Sened: jUC) «i *î)ı JC& fjiı y/j ^£ o' İ"J& 3 &>£■ J>. f—ûi' ö* UJ1-^

Malik, Salât, 13, No: 56, 55; Tahavi, age., 1/262; Beyhaki, 11/144, No: 2666-2667

214 o        ,

214 o        ,

aened:

ft« EbiŞeybe. r/260, No: 2991

Sened: ^u- j* ^^ı ^t ^ ^ _^ ^S'i -du y üj^-

Ân EbiŞeybe, 1/260, No: 2989; Nesâi, es-Sünenü'l-kübra, 1/253, No: 763; /foton, 1/399, No: 982-983

__________________                                                      85

.■Hahi's-salinin,   Eşhedü   en      ilahe   illallah,   ve   eşhedü   enne   Muhammeden '     ,'~.t,n ve rasülüh, Es'elüllahe'l-cennete ve Büzü billahi mine'n-nâr." (Sahih)

9-    Abdullah b. Zübeyr'den (Radıyatlohu anh) gelen rivayet:

jj j        , s^p Îju* Ot J^iîj Âl *J! ^! *İ üî J^Aİ il Ol^Laİl ^Uîi1 OLj^Ji ^V^^l j> İVj Ât p~J

Ebu'NVerd, :216

Abdullah b. Zübeyr'in (Radıyaliahu anh)şu sözünü işittiğini nakletti: 'Rasûiullah (Sallallahu aleyhi ve setlem) teşehhüdde okuyacağında şunu söylerdi: "Bismillah ve billah hayri'l-esmâ, et-Tahıyyatü't-Tayyibâtü's-Saiavâtü liliahi, _dü  enlâ  ilahe  illallahü   ve   Eşhedü  enne  Muhammeden  abdühü  ve  rasülüh, "kr'seiehü bi'l-hakkı beşiran ve nezıran ve enne's-Sâate âtiyetün lâ raybe fîha, es-Selâmü   aleyke    eyyühennebiyyü,    es-Seiâmü    aleyna    ve    alâ    ibadillahi's-Salihin, Allahümağfir II vehdinî." (Hasen)

FIKHÎ HÜKÜMLER

Namazda ilk ve son oturuşta, ayrıca teşehhüd okumanın meşruiyetinde icma' vardır. Ancak bunların hükümlerinde ihtilaf edildi:

1-ÎIk oturuş İmam Ebû Hanife'ye göre vacib, Malik, Şafiî ve Ahmed b. Hanbel'e göre sünnet, Ahmed b. Hanbel'den gelen diğer rivayetle faradır.217

2-İkinci oturuş (son rekâttaki oturuş) ittifakla farzdır. Ancak farz olan miktarda ihtilaf edildi: İmam Ebû Hanife, Şafiî ve Ahmed'e göre teşehhüd okuyacak kadar oturmak farzdır.218 Malikilere göre oturuşta tadil-i erkan üzere bir miktar durması yeterlidir."19

3-İlk oturuşta teşehhüd okumak İmam Ebû Hanife'ye göre vacib, Malik ve Şafiî'ye göre sünnettir. Ahmed b. Hanbel'den gelen bir rivayette farzdır, unutmakla düşer, diğer rivayette ise sünnettir.220

216

 Sened: ^^^^^.U^^yjU>.^

Hasen: Bezzâr. Vl/188, No: 2229

Tahavi'nin rivayeti biraz farklıdır:

 ^ lu* Ji

Bk. ^er/îM meâni'l-âsârt 1/265; Taberanî, el-Mu'cemü'l-evsat, III/270, No: 3116 Senedde sadece İbn Lehîa tartışmalı râvidir, diğerleri sikadır. Bk. Heysemı, Mecmeu z-zevâid, n/141; Ayrıca İbn Lehîa için bk. Müsned Trc. 22/64 nolu rivayetin tahrici.

217  İbn Rüşd, Bidayetü'l-mücîehid, 1/98; Nevevi, Mecmu', IH/44; İbn Kudame, Muğnt, 1/5/1; Kâsâni, fiedâİH 's-sanâi',V161; İbn Nüceym, el-Bahru 'r-râık, 1/317;

218  İbn Rüşd, age., 1/98-99; Nevevi, age., m/462; Kâsâni, age., 1/113; İbn Kudame, Mugnı , 31 ^ DesÛki, flajiyc, 1/240-241                                                                                      s

0 SehnÛn, el-Miidevvenetü'l-kübra, 1/129; İbn Rüşd, age., 1/93; Nevevi, age., III/4M), idi Kudame, 1/571; İbn Nüceym, age., 1/318

4-İkincİ oturuşta (son rekâttaki oturuşta) teşehhüd okumak İmam Ebû Hanife'ye göre vacib, Şafiî ve Ahmed'den gelen bir rivayete göre son oturuş gibi bu teşehhüd de rükündür, Ahmed b. Hanbel'den gelen diğer rivayete ve

.    221

Malık'e göre sünnettir.

5-Sahabeden rivayet edilen muhtelif teşehhudden herhangi birinin okunması namaz için yeterlidir.""" Bunlardan üçü mezheb imamlarınca tercih edildi, ancak efdal olanında ihtilaf edildi.

a-İmam Malik'e göre Hz. Ömer'den gelen teşehhüd rivayeti efdaldir. Bu rivayet mevkuf da olsa taabbudî bir konuda olduğu için merfu hük­mündedir ve sahabeye minberde okunduğu için tevatür derecesine ulaşmıştır.

b-îmam Şafiî'ye göre ise İbn Abbas'tan gelen teşehhüd efdaldir. Çünkü onda el-Mübarekât ziyadesi vardır ve son öğretilen teşehhüd olma ihtimali söz konusudur."

c-İmam Ebû Hanife, Ahmed, Sevrî, Ebû Sevr, müctehidlerin ve Ehl-i Hadis'in çoğunluğuna göre İbn Mes'ûd tarikiyle gelen teşehhüd efdaldir. Çünkü teşehhüdler içinde en sahih senedlerle gelen ve hiçbir rivayette farklılık olmayan tek teşehhüd İbn Mes'ûd'un rivayetidir. Bu teşehhüd yirmi küsur yoldan bize ulaşmıştır."24 Doğrusunu Allah bilir.

*Teşehhüdde Oturuş Şekli ve Şehadet Parmağı ile İşaret

221

Sehnûn, age., 1/129; İbn Rüşd, age., 1/93; Merğmânî, Hidaye, 1/74; Nevevi, age., 111/46 İbn Kudame, age., 1/578 222 İbn Rüşd, age., 1/94 ^3 İbn Rüşd, age., 1/94; San'ânî, age., 1/367-368

Tahavi on iki ayrı tarikten gelen rivayeti zikretti. Bk. Şerhu meâni'l-âsâr, 1/262-263; it Rüşd, age., 1/94; İbn Kudame, Muğni, 1/575; San'ânî, Sübülü's-selâm, 1/365-366; Benr age.,IV/10-H

716/1586-İbn İshak anlattı:225

Sahih: Müsned, IV/57, H.no: 16524; Heysemî rivayetin Ahmed b. Hanbel ve Ebû Ya'lâ tarafından nakledildiğini, senedindeki müphem râvinin Haris İsimli bir râvi olduğunu fakat hakkında bilgi veren birine rastlamadığını ifade eder. Taberânî'nin Hufâftan naklettiği bir diğer rivayetin râvilerinin İse sika olduklarını söyler. Bk. Mecmu', 11/131.

Teşehhüdde işaret parmağının kaldırıldığına dâir şâhid rivayetler:

a-Vâil b. Hucr'dan (Radıyaüahü anh) şahidi için bk.719/1589. hadis.

b-İbn Abbas'tan (Radıyallahü aııhüma) şahidi İçin bk.720/1590. hadis.

c-İbn Ömer'den (Radıyallahü anküma) şahidi için bk.721, 723/1591, 1593. hadisler.

d-Abdııllah b. Zübeyr'den {Radıyallahü anh) şahidi İçin bk.722/1592. hadis. RhA HınnpvrTdftn (Radıvaüahü anh.) sâhidi:

Bk. Tirmizî, Salât, 103, H.no: 293 (hasen-sahih) f-Şihâb b. el-Mecnûn'dan (Radıyallahü anh) şahidi:

 L          ^           ^ '     i)     İ LÜİ

Bk. Tirmizî- Deavât, 124, H.no:3587 (garib).

g-(EK) Basra ehlinden Mâlik b. Nümeyr el-Huzâî babası Nümeyr'den (Radıyallahü anh)

Bk. Müsned, m/471, H.no:15809; m/471, H.no: 15810; £ftıî Ddviîrf, Salât, 181, H.no:991 î, Sehv, 36,38, H.no:1269, 1272 (&& ji) ifâ! babı ile; An MÖce, İkâme, 27. H.no:911.

Oturuş şekilleri ile ilgili rivayetler:

a-İbn Abbas'tan (Radıyallahü anhüma): Bk.717/1587. hadis. b-Hz. Âişe'den (Radıyallahü anha): Bk.718/1588. hadis. c-Vâil b. Hucr'dan (Radıyallahü anh): Bk. 719/1589. hadis. d-İbn Ömer'den (Radıyallahü anhüma); Bk. 724/1594. hadis. e-İbn Mes'ûd'dan (Radıyallahü anh): Bk. 725/1595. hadis. f-Enes b. Mâlik'ten (Radıyallahü anh):

Âmir b. Lüey oğullarından sika (güvenilir) bir râvi İmran b. Ebû     es

Abdullah b. Haris b. Nevfel'in mevlâsı Ebu'l-Kâsım Mıksem yoluyla ban- ■ Rasûlullah'ın (SaiiaUakü aleyhi ve seitem) namazın ortasında (ikinci rekâttan sonra] sol uyluğu üzerine oturduğu, son rekâttaki oturuşunun ise sol baldırı Üzerin olduğu, sol elini sol uyluğu üzerine koyduğu, sağ ayağını diktiği, sağ elini sağ uyluğu üzerine koyduğu, şehadet parmağını da dikerek onunla izzet Ve celâl sahibi Rabbini birlediğini/tevhide işaret ettiğini, nakletti.

Sonra ekledi:

Medine ehlinden bir adam bana şöyle nakletti:

'Benî Gıfâr mescidinde namaz kıldım. Rasûlullah'ın sahabesinden Hufaf b. îma b. Rahda el-Gıfârî beni gördü, ben de namazda böyle (yukarı­daki gibi) yapıyordum. Namazımı bitirince Hufaf dedi ki:

'Ey yavrum, parmağını bu şekilde niçin diktin/işaret ettinT Ben de hiç çekinmeksizin/pervasızca:

İnsanları böyle yaparken gördüm' dedim. Bunun üzerine o şöyle dedi:

'Sen isabet ettin (doğruyu buldun). Rasûlullah namaz kılarken böyle yapardı da müşrikler: 'Muhammed parmağıyla böyle yaparak ancak sihir yapıyor' diye konuşurlardı. (Bilerek) yalan söylediler, hâlbuki Rasûlullah bunu sadece izzet ve celâl sahibi Rabbini birlemek/tevhide işaret etmek226 için yapardı.''                                                   .

&k. musnea, Ulfl'Sâ, H.no:13371; Heysemî, Bezzâr'ın Enes'ten naklettiği rivayete yer vererek Hârûn b. Süfyan hakkında bir bilgiye rastlamadığını, diğer râvilerinin ise sahih hadis ricalinden olduklarını söyler. Ayrıca Semure'den de şahidini veren Heysemî, hadisin Bezzâı' ve Taberânî'nin Evsafında nakledildiğini, senedinde hakkında tenkit bulunan Saîd b. Beşîr'in yer aldığını belirtir. Bk. Mecma', 11/86.

g-Ebû Humeyd es-Sâidî'den (Radıyallahü anh):

Bk. Müsned, V/424, H.no:23490; Buhârt, Ezan, 145; Ebû Dûvûcl Salât, 116, 177, H.no:730, 963 (Her iki rivayet de hocası Ahmed b. Hanbel'den naklettiği hadislerdendir); Tirmizî, Salât, 78, 86, 110, H.no: 260, 270, 304 (hasen-sahih); Nesâî, Sehv, 2, H.no:J 179; İbn Mâce, İkâme. 15, H.no:862-863; Dârimi, Salât, 70, 92, H.no: 1313, 1363; ' Bazı rivayetlerde (irÇLjı ^ «^(j jıif}) şehadet parmğı ile işaret etti, şeklinde geçmektedir. Bk. Timizi, Salât, 103, No: 293 (Hasen-sahih); Benzerleri için bk. Müsned, 10/471; Ebü Dâvûd, Salât, 181, No: 991; Nesâî, Sehv. 36. 38, No:1269. 1272; îbn Mâce, İkâme, 27, No: 91 ı

717/1587-Ebu'z-Zübeyr;22/

Tâvus'un şöyle konuştuğunu duydu:

'Biz İbn Abbas'a (Radıyallahü anhümaj (ik'a denilen) iki ayağın topukları

üzerine oturmayı sorduk; 'O sünnettir' dedi.' 'Bunun, bir adama eziyet olduğu düşüncesindeyiz' deyince İbn Abbas

şöyle cevap verdi:

'O, senin Peygamberinin sünnetidir."

Şİkinci tarikle gelen rivayet: Tavus şöyle dedi:

İbn Abbas'ın iki ayağının sırtlarına oturduğunu gördük ve kendisine: 'İnsanlar bunun alışılmadık/yadırganacak bir durum olduğunu iddia ediyorlar' dedik. İbn Abbas şöyle cevap verdi: 'O, senin Peygamberinin sünnetidir."

AÇIKLAMA

el-lk'a' (su^ı) oturuş şekillerinden birisidir. Ancak iki farklı manası vardır: 1-insanın kalçalarını yere koyup dizlerini dikmesi ve ellerini yere koyması Şeklindeki köpek/yırtıcı hayvan oturuşudur.

2- İki secde arasında iki ayağın topuklarının üzerine oturmaktır.228

§Bu konuda çeşitli rivayetler nakledildi: 1- Caiz olmadığına dair:

~RasûlullalVin ik'a' oturuşunu yasakladığına dair Hz. Âişe, Enes b. Malik ve  Hüreyre'den hadisler nakledildi.229

121

Sahih: Müsned, 1/313, H.no:2855; İkinci rivayet için bk. 1/313, H.no:2857; Müslim, Mesâcıd,

g; Ebû Dâvûd, Saiât, 139, H.no:845; Tirmizî, Salât, 94, H.no:283 (hasen-sahih).

i îbnü'^Esir, Nihaye, IV/89;

~~ Ahmed b. Hanbel, III/233; Tirmizi, Salai, 209, No. 282

-Atâ el-Horasanî ve Eyyûb'un; İbn Sirin'den ik'a' oturuşunun olmadığa duyduklarını, ancak Mekke ehlinin kendilerine (cevazı yönünde) farklı bir hal>>,--naklettiklerim söyledi."

-Hz. Âişe, Ali, Ebû Hüreyre, Katade2?l ve İbrahim en-Nehâi232 bu oturuşu mekruh görürlerdi.

-İmam Tirmizi iki secde arasındaki ik'a' oturuşuna sadece Mekke ehlinin ce­vaz verdiğini, ancak alimlerin büyük çoğunluğuna göre mekruh olduğunu belirtti.233

2-Caiz olduğuna dair:

-Rasûlullah'tan herhangi bir sözlü cevaz bulunmamakladır, sadece İbn Abbas'ın-'O, senin Peygamberinin sünnetidir" sözü"34 ve bazı sahabilerin uygulaması vardır.

-Hz. Ömer, Abdullah b. Abbas, Abdulah b. Ömer ve Abdullah b. Zübeyr35 (Radıyallahü anhüm) caiz görürlerdi.

§Müctehid imamların görüşü:

1-İmam Ebû Hanife, Malik, Şafiî, Ahmed, İshak ve Ebû Ubeyd'e göre bu oturuş şekli mekruhtur. Çünkü Rasûlullah bunu yasaklamıştır ve Ebû Ubeyd'in Ebû Ubeyde'den nakline göre o, insanın kalçalarını yere koyup inciklerini dikmesi ve ellerini yere koyması şeklindeki köpek/yırtıcı hayvan oturuşudur. 36

2-Hadis ashabına göre bu, iki secde arasında iki ayağın topuklarının üzerine oturmaktır. İbn Abbas, îbn Ömer, Abdullah b. Zübeyr, Salim b. Abdullah, Nafi', Tavus, Atâ ve Mücahid gibi sahabe ve tabiûnun da namazda böyle oturduğu nakle­dilmiştir. İmam Şafiî'ye göre de iki secde arasında butıturuş müstehabdır. Ancak bu kişilerin bazıları ihtiyarlık ya da bir başka sebepten dolayı böyle oturduklarını açıklamışlardır.237 Doğrusunu Allah bilir.

230 231 232 233 234 235 236 237

Abdünezzak, H/190, No: 3024

Abdünezzak, 11/190, No: 3025-3027; İbn Ebi Şeybe, 1/255, No: 2932-2939

Abdünezzak, II/191, No: 3028

Bk. Tirmizi, Salat, 210, No: 283'ün açıklaması

Bk. Müsned Trc. 717/1587 nolu rivayet

Abdünezzak, 11/191-192, No: 3029-3035; İbn Ebi Şeybe, 1/255, No: 2941-2948

ibn Abdilber, Temhid, XVI/273

İbn Abdilber, age., XVl/272, 274; Azimabâdi, Avnü'l-Ma'bÛd, IH/56

7l8/l588-Hz. Âişe annemizden (Radıyaitahaantta): Rasûlullah (Saiiaüahu aleyhi ve seiiem) namaza tekbir getirip 'el-Hamdü lillâhi hh'Vâlemîn'i okuyarak başlardı. Rükûya gittiğinde başını fazla kaldırmaz dîrmezdi, ikisi arasında (dengeli) dururdu. Rükûdan kalktığında iyice VCAlmadan secdeye gitmezdi. Secdeden başını kaldırdığında da iyice otur-ı n (tekrar) secdeye gitmezdi. Her iki rekâtta tahiyyatı okurdu. (Secdede) rsekleri yırtıcı hayvanların yere uzatıp yaydığı gibi yaymayı hoş karşıla­ndı (Oturduğunda) sol ayağını yatırır ve sağ ayağını dikerdi, şeytan otu-Kundan239 men ederdi. Rasûlullah namazı selâm ile bitirirdi.

Sened: d'/jiJi J\ ji- jJjJ ^jjJ» J^ J^- y- J?*i

Sahih: Müsned, VI/194, H.no:25493; Benzer rivayet için bk. Vl/31, H.no:23912 ( ol IJrJ& jtr, v-İÖır v^iji ıîjii >>;) cümlesine (^_lÜıî') ziyadesiyle; Rivayetlerden bir kısmı da özet olarak nakledilmiştir: VI/17 1, H.no:25258 ( <& ilij > ^ W'^> ^4"; Jâij ^^ ^4 ^-j -^ ^ J- ^lı J^j ^ •&, \_i^j ( i^jljJi Vj); VI/281, H.no:26280; VI/110, H.no:24672; VI/110, H.no:24672 (518/1388. hadis); VI/281. H.no:26280; VI/171, H.no:25258:

VI/194, H.no:25493; VI/31, H.no:23912 (... J^K ^ l^Î>^'ö' J£'^'}...); Müslim, Salât, 240; Ebû Dâvûd, Salât, 122, H.no:783; İbn Mâce, İkâme, 4, 16,22, H.no:812, 869 (muhtasar olarak "iüi -j: vsr, r^' jj-_, U; >^J Jj ^r, di ^ ^ Jiı JL 4lı J^j l>ıi~" lafzı ile nakleder), 893; Dârimî, Salât, 31, H.no:1239; Senedde yer alan Hüseyin, Hüseyin b. Zekvân el-Mükteb el-Muallim'dir (v. 145/762). Büdeyl ise Büdeyl b. Meysera el-Ukaylf dir (v.130/747). Her ikisi de sahih hadis rical İndendir. Müslim'in rivayeti de bu râviler kanalı ile nakledilmiştir.

Ayrıca bk. 472/1342 ve 518/1388. hadisler.

687/1557. hadisle zikredilmişti.

Metinde Ou=^ ^ı?) şeklinde geçmektedir. Bu oturuş şekli; insanın kalçalarını incikleri arasından yere koyması ve elleriyle yeri tutmasıdır ki tıpkı köpek ve diğer yırtıcı hayvanların oturuşu gibi. (Bk. Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, IV/214)

240

719/1589-Vâil b. Hucr el-Hadramî (Radıyaiiaha anh) anlattı: 'Bir keresinde RasûIuIİah (Saiiaiiahu aleyhi ve seium) nasıl kılıyor (izleyece­ğim), dedim ve onu izledim. Kalktı, tekbir getirdi, ellerini kulakları hizasına kadar kaldırdı, sonra sağ elini sol elinin-bileğinin-kolunun241 üstüne koydu Sonra rükû etmek İstediğinde öncekine benzer şekilde ellerini kaldırdı, rü-kûya gittiğinde ellerini diz kapaklarına koydu. Sonra başını kaldırdı (doğruj-du) ve ellerini öncekine benzer şekilde kaldırdı. Sonra secdeye gitti, ellerini kulakları hizasında tuttu. Sonra oturdu, sol ayağını yaydı/yatırdı, sol elini uyluğunun (yani) sol dizinin üstüne koydu, sağ dirseğinin ucunu da sağ dizinin üstüne koydu. Sonra parmaklarını kapattı, tam halka şeklinde tuttu (Bir rivayette: Orta ve baş parmağını halka şeklinde luilu ve şehadet parmağı ile işaret etti), sonra (şehadet) parmağını kaldırdı ve o parmağını dua ederken hareket ettirdiğini gördüm.

Bundan sonra soğuk bir zamana rast geldim ve elbiselerine bürünmüş insanları soğuktan dolayı elbiselerinin altında (tuttukları) ellerini (şehadet parmaklarım) hareket ettirirken gördüm.'

AÇIKLAMA

Teşehhüdde şehadet parmağı ile işaret etmek meşrudur, ancak bunun şeklinde ihtilaf edildi:

1-Hanefilere göre sağ el kapatılır, işaret parmağı kaldırılarak işaret edilir. İşaret yeri konusunda iki görüş var: a-(4M *_Ji^ J j+iî) derken işaret edilir, b- (<uJV jî -4—it) derken parmak kaldırılır ve (iıın) derken de indirilir. Bu işarette şehadet parmağı

kaldırılır,  küçük  ve  adsız  parmak kapatılıp,  baş parmak orta parmak  üzerine konulur.242

2-Şafiîİere göre teşehhüd süresince parmaklar kapatılıp sadece şehadet parmağı ile işaret edilir.243

3-Hanbelîlere göre teşehhüdde sağ el kapatılıp şehadet parmağı ile işaret etmek müstehabdır, ancak hareket ettirilmez.244 Abdullah b. Zübeyr (Radıyaltahü anh) anlattı: (t^T^j **~A, ^ jlt ^jı jî)

Sened:  J*l- J Jîij ji ^1 j^\ ^_ir 'J. ^»ıi £jj» ijjTj Cai. .ûLjı '& lî'ÂJ-

Sahih: Müsned, İV/318, H.no:18772; Diğer rivayet için bk. IV/318, H.no:18773; Benzer rivayetler için bk. IV/3I6, H.no: 1874448745; IV/315, H.no:18743; IV/316, H.no: 18756; IV/318, H.no:18771; lV/316, H.no:18756; IV/318, H.no:18775. Ebû Dâvûd, Salât, 168, H.ıiü;932-933; Tirmizî, Salât, 70. H.no:248; Nesâî, İftitâh, 4, 36, H.no:877; 930; ibn Mâce, İkâme, 14, H.no:855; Dârimî, Salât, 39, H.no:1247.

Vâil b. Hucr'un Hz. Peygamberin namazı ile ilgili olarak diğer rivayetleri için bk.474-475, 545-546/1344-1345, 1415-1416, 670-671/1540-1541. hadisler.

1 Metinde geçen (j*ujı) kelimesi insanın koluna, bileğine denir ki dirsekten avuç içine kadar olan kısımdır. (Bk. Âsim Efendi, Kamus Tercemesi, 1/1167; Karahİsarî, Ahterî-i kebir, 50)

" İbn Abidîn, Refut-tereddüdfi akdi esâbi' ınde't-teşehhüd, (Mecmuatü'r-resâil ile birlikte) 1/120,124

243 Şîrâzî, age,, 1/78.

244 Zerkeşî, Şerh, 1/317; İbn Kudâme, Muğnî, 1/573.

■'Hz  Peygamber (teşehhüdde) parmağı ile işaret eder, (ama) parmağını hare-|l ettirmezdi."24

sTesehhüddeki işaret konusunda çeşitli rivayetler bulunmaktadır: i Vâil b  Hucr'dan (Radıyullahü anh) gelen hadiste küçük, adsız ve orta parmak i     baş parmak da onların üzerine konulur (baş parmakla orta parmak halka İStade birleşir) ve şehadet parmağı ile işaret yapılır.

2-Müslim'in İbn Ömer'den (Radıyatlakü anhüma) rivayetinde şu şekilde

,.246.

tedır    -

kap şe

jL—İL

'Rasûiullah teşehhüd için oturduğunda sol elini sol uyluğunun üzerine ve sağ elini de sağ uyluğuna koyardı, parmaklanın elli üç şeklinde kapatır ve şehadet par­mağı ile işaret ederdi.'

§Bu hadisteki işaret şu şekildedir: Baş parmak yumulur, şehadet parmağının köküne getirilir ve küçük, adsız ve orta parmak kapatılır, sonra şehadet parmağı ile

işaret edilir.

Söz konusu rivayette o dönemde Araplar arasında bilinen el ile hesap işareti nakledilmektedir; bunlar birçok rivayette geçmektedir. El ile hesap şekilleri için bk. Müsned Trc. V. Cild, 474/1344 nolu hadisin açıklaması.

720/1590-Şu'be'den:248

Ebû İshak'ı Benî Temim'li bir kişiden duyduğu şu haberi naklederken dinledim, şöyle dedi:

ibn Abbas'a (Radtyaiiaha anhüma), bir kişinin (şehadet) parmağı ile (şu şe­kilde namazda) işaret etmesini, sordum. Şöyle dedi:

'O ihlastır/ihlas alâmetidir."

24bEbQ DavÛd, Sa\ax, 181

~2Aı Müslim, Mesacid, 115, Ayrıca bk. Ahmed b. Hanbel, 11/131

Azimâbâdî, Avnü'l-Ma'bûd, IH/167; Miibârekpûrî, Tuhfeîü'l-Ahvezl Ü/158 ^ened: ^_j j, \, ui.'_, '^L. Üı ^öiJ JûJ-ı l> ^k— Ju ÇLi £â^ jiiir _J jJ^ C"j^

Sahih: Müsned, 1/339. H.no;3152; Senedindeki müphem râvî Ayzâr b. Hureys el-Abdî el-KûfTdir. Ebû İshâk Amr b. Abdullah b. Ubeyd'in hocasıdır ve sika bir râvidir. Beyhakî bu av'nın ismini vererek hadisin isnadını zikretmiştir.

Tahrici için bk. 159-160/467-468 ve 662/1532. hadisler.

721/1591-Nafi'den:249

Abdullah b. Ömer (Radıyaiiaka anhüma) namazda oturduğunda ellerini diz­lerine koyar, (şehadet) parmağı ile işaret eder ve gözüyle de onu takip eder­di. Sonra şöyle dedi:

'RaSÛlullah (SaUallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

"İşte bu, şeytana kesinlikle demirden daha şiddetli gelir (canını da­ha çok acıtır), yani şehadet parmağı ile (tevhide) işaret."'

NOT: Peygamberimiz burada bir teşbihte bulunuyor, belki de hakiki manasını kastediyor. İnsan teşehhüdde şehadet parmağı ile tevhide işaret ettiğinde şeytanın morali o kadar bozulur ki dayak yemişten kötü olur. Çünkü tevhid işareti ile Allah'ın kainat hakimiyeti yeniden hatırlanır, gündeme gelir ve şeytanî güçlerin yok olacağı belirtilir. Bu da doğal olarak şeytanı çileden çıkarır.

Sened: ■&) y, $£ &■£■ ^^jJ' -CS- y} 4Ji xî- ■!

Salıih: Müıned, II/l 19, H.no:6000; Benzer rivayetler için bk. 11/45, H.no:5043; il/73, H.no:5421; 11/131, H.no:6153; Mâlik, Salât. 48; Müslim, Mesâcid. 114-i 16 (vC—Jl jL_b';, Cv—^j 'âji\'^}) ziyadesi ile; Ebû Dâvûd, Salât. 181. H,no:987; Timm, Salât. 104, H.no:294 ( ^-H j» '*Z4&'j •__İ 14i—-b *__iş'j jf ıs'^Ş >'ji'} ı^ jil' JJ}ı '.Çti\) ziyadesi ile nakleder ve "Bu konuda Abdullah b. Zübeyr, Nümeyr el-Huzâî, Ebû Hüreyre. Ebû Humeyd ve Vâil b. Hucr'dan (Radıyallahüanhüm) da nakiller vardır. İbn Ömer (Radıyallahü anh) rivayeti ise hasen-garibdir" der; Nesât, Tatbik, 98, H.no:1158:

tS)~j U jjjl ili «J Jlî Ll^iîl IİU İUlaJl ^j yjj (.Ç ^^iiJl İl^iJ Us/,

jyi '<X '£>'f Jlî (I4Û JlT '<_£?"} Jli '£4 |X.j -di ■J|1 J-5 ^ ^y~             ^ jj       ^   y

iîLJ |X.j ^ fljjl Jl# aUi J_jl.j ^j'lj Ü&» Jli p IİjİJ jl 1^1 Sj^j ^jj i^ijl    1 ^JjJ|    I;    -]          ^j ^           J

Sehv, 32-33, H.no:1264-1265: Bu rivayetlerde metin içinde geçen müphem şahsın Ali b. Abdurrahman el-Muâvî olduğu anlaşılmaktadır (723/1593. hadise bk.), 1269; İbn Mâce, İkâme, 27, H.no:913; Dârimi, Salât, 83, H.no:1345.

Aynca bk. 723/1593. hadisin tahrici. Benzer rivayet ileride 8J0/I680. hadiste zikredilecektir.

250 '-Abdullah b. Zübeyr'den (Radıyaüahüanhüma).                       _

.nah (Salialiahü aleyhi ve seiiem) teşehhüde oturduğunda sağ elini sağ » elini de sol dizine koyar, şehadet parmağı ile (tevhide) işaret eder, işaretten başka tarafa kaymazdi (onu takıp ederdi).

moT- Bu rivayetten teşehhüdde şehadet parmağı ile işaret ederken göz ile de nİ0Ime in müstehap olduğu anlaşılmaktadır. Müzenî (v.264/877) ve bazı °l"mler bu durumda kişinin ihlas ve tevhid niyetinin olmas, gerektiğini söylediler.

252

723/1593-Ali b. Abdurrahman el- Muâvı anlattı:"

1SI! Sened; 4 > fy J & ^ 'J > J^ -^ oUkf --V ^T Sahih: MwW, IV/3.' H.no: 16045; Mto/ûn, Mesâcid, 112 ziyadesi ile; Ebû Dâvûd. Salât, 18S, H.no:988-989:

^   i    î ^ ;:  - ^

 JJ

î, Tatbik, 99, H.no:1159 (U 3Û>    ^ > ^ £*• ^yı ^ ^ ^ ^ ^ '^' ^ b V'

35, 39, H.no:1268. 1273; Dârimi, Salât, 83, Rno:1344.

Nümeyr el-Huzâî'den (Radıyallahii anh) şahidi için bk. 744/1614. hadis. Hadisin diğer şâhidleri için bk. 743/1613. hadis ve lahrici. Bennâ, age., İV/15                                                                 .     ,,, .

252 Sened: ^ ^1 ■). ^ > ^ ^ ^^! ^ j J > ^^ : ^-> * > *^ J^ Sahih: Mtonrf. Iİ/65. H.no:5331; İkinci rivayet için bk. 11/147, H.no:6348; Benzer rivâyeüer için bk. 11/10, H.no:4575 (810/1680. hadis); 11/73, H.no:5421; Ebû Davud, Salat, 181, H.no.

Namazda çakıllarla oynarken/onları karıştırken beni Abdullah b. Ömer (Radıyallahuanhüma)gördü, namazını bitirince beni engelledi ve dedi ki;

'Rasûlullah 'in (Sailaltahü aleyhi ve seltem) yaptığı gibi yap (namazı kıl)!' Ben-

'Rasûlullah nasıl yapardı?' Abdullah b. Ömer:

'Rasûlullah namazda oturduğunda sağ elini sağ dizine koyar, parmak­larının hepsini kapatır ve baş parmağın yanındaki (şehadet) parmağı Ue (tevhide) işaret ederdi. Sol elini de sol dizinin üzerine koyardı.'

§İkinci tarikle gelen rivayette Abdullah b. Ömer şöyle dedi: 'Rasûlullah tSaüatlahu aicyiv ve sellem) oturduğunda iki elini dizlerine koyar baş parmağın yanındaki sağ şehadet parmağını kaldırarak (tevhide işaret ederdi.) Soi eli de bırakılmış/serbest oiarak sol dizinin üzerindeydi.'

724/1594-Abdullah b. Ömer'den (Radıyaliahü anhümay^ Rasûlullah (Saiiaiiaha aleyhi ve seiiem) namazda ellerini salarak oturan bir adam gördü ve şöyle dedi:

"Bu şekilde oturma!  Bu ancak kendilerine azap edilenlerin oturuş şeklidir."

§Abdullah b. Ömer'den ikinci tarikle gelen rivayet:

987; Nesâî, Tatbik, 98, H.no:i 158; Sehv, 32-33, 35, H.no: 1264-1265,1267; İbn Mâce, İkâme, 27, H.no:913; Dârimi, Salât, 83, H.no:1345.

Ayrıca bk. 721/1591 ve 810/1680. hadislerin tahrici.

Sahih: Miimed, 11/116, H.no:5972: İkinci rivayet için bk. 11/147. H.no:6347; Ebû Dâvûd. Salât, 182, H.no:992 (Hocası Ahıned b. Hanbel'den naklettiği rivayetlerden biridir). 994:

Beyhakî, 11/135-136. Bennâ hadisi Ebû Dâvûd ve Beyhakî'ye nisbet ettikten sonra senedinin ceyyid olduğunu, i!k tarik ile Hâkim ve Tirmlzînin naklettiğini, Tirmtzî'nin hasen-garib hükmü veı-diğini söyler. Bk.Bülûğu 'l-emûnî, IV/16. Fakat biz hadisi Tirmizînin Süneni'nde bulamadık.

Rasûlullah [,wwı* aleyhi ve .seiu-n» bir adamın namazda ellerine dayan-hâlde oturmasını yasakladı.

725/1595-Ebû Ubeyde babası Abdullah b. Mes'ûd'dan (Radıyaiiaha anh)

nakletti:2

'Hz. Peygamber (Saitaiiahü aleyhi ve seiiem) iki rekâtında(n sonra otururken)

sanki o kızgın bir taşın üzerindedir.'

Ben: 'Kalkıncaya kadar böyle mi?' dedim. O: 'Kalkıncaya kadar böyle' diye cevap verdi.

§Abdullah b. Mes'ûd'dan ikinci tarikle gelen rivayet: 'İki rekâtında(n sonunda) Rasûiullah'ın (Saiiaiiahu aleyhi ve sellem) oturuşu sanki kızgın bir taşın üzerinde gibidir.'

AÇIKLAMA

Bu rivayette Rasûiullah'ın ilk iki rekâtın sonunda (ilk ka'dede) otururken kalkmaya hazır bir şekilde beklediği anlaşılmaktadır. Son ka'dede ise daha rahat

oturmaktadır.

Birinci ve ikinci teşehhüdde oturma şeklinde müetehid imamlar ihtilaf ettiler, Bunun nedeni farklı rivayetlerin bulunmasıdır. İki oturuş şekli bize İntikal etmiştir.

1-Teverruk (djj_=»): İbnü'1-Esir (v.606/1209) bunu, ayakları sağ taraftan

çıkartmak ve sol oyluk üzerine gelecek şekilde yere oturmak diye,233 Hanbelî fakihî Hırakî (v.324/936) ise, sağ ayağı dikip, solu sağ uyluğun altından dışarı çıkartıp kabalar üzerine oturmak, şeklinde açıkladı.256

 J     J  Aa^     JJJ

Zayıf; Müsned, 1/386, H.no:3656; İkinci rivayet için bk. 1/428. H.no:4()74; Benzer rivayetler 'Çin bk. 1/4)0, H.no:3895; 1/436, H.no:4155; 1/460, H.no:4388^390; Ebû Dâvûd. Salât. 183. H.no:995; Tirmizî, Salât, 153. H.no:366 (Hadis hasendir. Ancak Ebû Ubeyde (Âmir b. Abdullah b. Mes'ûd) babası İbn Mesûd'dan hadis işitmemiştir); NesâlTatbik, 105. H.no;l 174,

Tirmİzî'nin de belirttiği gibi Ebû Ubeyde Âmir b. Abdullah b. Mes'ûd babası İbn Mesûd'dan hadis işitmediği için inkıta sebebiyle rivayet zayıftır. 25(.İbnü'l-Esîr, Nihâye, V/175

Geniş bilgi İçin bk, İbn Kudârne, Muğnî, 1/57 1-572

2-İftirâş (j.\J-^\);  Sol  ayağı yatırıp üzerine oturmak ve sağ ayağı dikmek

şeklindeki oturuştur.257

Mezheplerin teşehhüdde oturuş konusundaki görüşleri:

1-Hanefilere göre ilk ve son teşehhüdde iftiraş şekliyle oturmak müstehabdir Rivayetlerde gelen son teşehhüddeki teverruk oturuşu ile ilgili rivayet Rasûlullah'm zayıflık/yorgunluk ya da ihtiyarlık dönemine aittir.258

2-Mâlikîtere göre her iki oturuşun da teverruk şeklinde olması ve sağ ayağın dikilmesi müstehabdır.259

3-Şafiîlere göre birinci teşehhüdde iftiraş, son teşehhüdde teverruk şekliyle oturulması müstehabdır. Çünkü rivayetler bu şekildedir.260

4-İmam Ahmed'e göre ilk teşehhüdde iftiraş, dördüncü rekâttaki teşehhüdde teverruk şeklinde oturulması müstehabdır. Sabah ve cuma namazı gibi iki rekâtlı namazlarda son oturuş iftiraş şeklinde olmalıdır."'

§Kadının teşehhüdde oturuşu Mâlikîlere göre erkeğin oturuşu gibidir. Hanefî, Şafiî ve Hanbelîlere göre teverruk şekliyle oturur, bu tesettür açısından onun için daha uygundur. Ahmed b. Hanbel'den gelen diğer rivayette, kadın için hangi oturuş şekli tesettüre uygunsa o şekilde oturur.

§ İkV («i—«yyı) şeklindeki oturuş ile İlgili rivayetier ve görüşler önceden

geçmişti. Bk. Müsned Trc. 717/1587 nolu rivayetin açıklaması.

*

*Teşehhüdden Sonra Hz. Peygamberce ve Ehl-i Beytine/Ümmetine263 Okunan Salavât

Allah Teâlâ buyurdu:

"Allah ve melekleri Peygamber'e salât ederler. Ey müminler! Siz de ona salavât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin/bağ­lanın." {Ahzab, 33/56)

Salavât (oi_jUJı) Arapça'da salât (i/Jı) kelimesinin çoğulu olup dua, rahmet, Övgü ve namaz manalarına gelmektedir. Allah'tan olursa rahmet ve övgü, meleklerden ve İnsanlardan

257

Azimâbâdî, Avnü'l-Ma'bûd, III/172; Mübârekpûrî, Tıthfetü'l-Ahvezî, 11/154 ~- Kâsânî, Bedaiu's-sanâi', 1/210-211 259 İbn Rüşd, Bidayetü'l-müaehid, 1/98; Mübârekpûrî, age., 11/154 :<ıU Şîrâzî, Mühezzeb, 1/78, 82

261  Abdullah b. Ahmed b. Hanbel, Mesâü, 80, 99; İbn Kudâme, age., 1/571-572.

262   Abdullah b. Ahmed, age,, 79; Sehnûn, Müdevvene, 1/72-73; Şîrâzî, age., 1/78; Kâsânî, age., 1/211; İbn Rüşd, age., 1/98

263  Salavâtda geçen Âl (Jî) kelimesinin birçok manası vardır: Ehl-i Beyti, yakını, zürriyeti ve

ümmeti. Biz tercemede en dar ve en geniş manasını Ehl-i Beyti/Ümmeti beraber verdik ki daha kapsamlı anlaşılsın.

lcutoQ.hr/anlas.Ur.264 Allah Teâlâ Kur'ân'da Peygamberine kendisinin getirdiğini, müminlerin de salavât getirip, ona selam vermeler. " Salavât getirilen yerlerden birisi de namazdır ve yerim, şeklini bize

Öğretmiştir-

726/1596-Ebû Mes'ûd Ukbe b. Âmr (Radıyaiiahu anh) anlattı:

Râzi, Muhtaru's-Sıhah, 368 265 Sened:

Sahih: Müsned, IV/U9, H.no: 17009; İkinci tarik için bk. IV/118, H.no:17004; Mm. Kası, 67; Müslim, Salât, 65; EbÛ Dâvûd, Salât, 179, H.no:979; Tirmizî, Tefsîr, 33/23, H.no.J-^ (Bu konuda Hz. Ali, EbÛ Humeyd, Ka'b b. Ucrc. Talha b. Ubeydullah, EbÛ Saıd el-Hudr, Zeyd b. Harice (İbn Câriye de denilir) ve Büreyde'den de nakiller vardır. Ebu Mes M »vayeıı ise hasen-sahİhtir); Nesâî, Sehv. 49-50. H.no: 1283-1284; Dcırimu Salât, 85, H.no:134y, ton Huzeyme, 1/35 1. H.no:711; Dârekutnî. 1/354. Ayrıca bk. 727/1597. hadis.

Biz Rasûluliah'ın (Satlallahs aleyhi ve sdicm) yarımdayken, bir adam266 ge], di, Rasûlullah'ın önüne oturdu ve şöyle dedi:

'Ey Allah'ın RasÛlü! Sana selâm vermeyi biliyoruz (teşehhüdde bunu öğrettin), Allah'ın senin makamını yükseltmesi için namazımızda salâvat ge­tirmek istediğimizde nasıl salavât getireceğiz?'

Rasûlullah bir müddet suskun kaldı, (biz korktuk) öyle ki keşke adam soru sormayasaydı dedik. Sonra şöyle buyurdu:

"Bana salavât getireceğinizde şöyie deyin:

'Allahümme sallı ala Muhammedi'n-nebiyyi'l-ümmiyyi ve ala Âli Muhammed kemâ salleyte alâ îbrahime ve Âlî İbrahim,

ve bank ala Muhammedi'n-nebiyyi'l-ümmiyyi kemâ bârekte alâ îbrahime ve Âli İbrahim, înneke hamîdün mecîd."'

§Ebû Mes'ûd'dan ikinci tarikle gelen rivayet:

Denildi ki:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Sana nasıl salavât getireceğiz?1

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve sdlem) şöyle dedi:

"Şöyle deyin:

'Allahümme salli alâ Muhammedi'n ve alâ Âli Muhammed,

Hadisin şahidleri:

a-Ka'bb. Ucre'den (Rndıvuliahü anh> şahidi için bk. 729/1599-73 1/1601. hadisler. b-Ebû Said el-Hudrî'den (Radıyaltahiî anlı) şahidi için bk. 732/1602. hadis. c-Büreydeel-Huzâî'den (Rachyaliahüanh) şahidi için bk. 733/İ603. hadîs. d-Talha b. Ubeydullah'tan (Radıyallahü anh) şâhîdi için bk. 734/1604. hadis. e-Zeyd b. Hârice'den (Radıyallahü anh) şahidi İçin bk. 735/1605. hadis. e-Ebû Humeyd es-Sâİdî'den (Radıyaliahü anh) şahidi için bk. 737/1607. hadis. f-İbn Mes'ûd'dan (Radıyallahü anh) şahidi:

•Uı İU>-jj il-ci xLîw O^-J1 ^j

Bk. /&n Mâce, İkâme, 25, H.no:906 (Râvileri sikadır. Fakat Abdurrahman b. Abdullah b. Utbe b. Mes'ûd el-Mes'ûdî son dönemlerinde ihtilâl etmiştir. Bk. Bûsırî, Misbâhu'z-zücâce, î/l 11-112); Hâkim, 1/402, H.no:991 (...J-> ^ı JUj i5Uı j ^j*-! j+^j üj), İbn Mes'ûd'dan (Radıyallahü anh) nakledilen bir başka rivâvef-

ziyadesi ile nakleder ve Abdülvehhâb b. Mücâhid'in zayıf olduğunu söyler. Heysemî de hadisi Taberânî'nin Kebir'ine nispet ederek aynı değerlendirmeyi yapar. Bk. Mecma', 11/144-145 260 Bu kişi Bişr b. Sa'd'dır. Bk. Müsned Trc. 727/1597 nolu rivayet

i e^ı^.—.——

e barik alâ Muhammedin ve alâ Âli Muhammed, kemâ bârekte ala

utrr,* fi'l-âlemîn, İnneke hamîdün mecîd.'" jbraniıııc

AÇIKLAMA

Rasûlullah kendisine nasıl salavât getirileceği sorulunca bir müddet susuyor, la sahabe Mâide süresindeki ayette26'' çok sorunun yasaklanmasını hatırladık-BU        Hz Peygamberin bu soruyu hoş karşılamadığını, belki de kızacağını zanne-la" 'Çm  çekiniyorlar, hatta o adamın soru sormamasını bile temenni ediyorlar. Hz. diy01" mber'e o dönemde herhalde çok soru soruluyor ve sorular cevaplandıkça yeni İJj^mler geliyordu bu da RasÛlullah'ı endişelendiriyordu. Çünkü hükümler ağırlaş-vasanması zorlaşacak ve insanlar sıkıntıya düşecekler. Bu nedenle Peygamberimiz sorulduğunda bazen susardı. Susması hoşlanmamasından kaynaklandığı gibi S01"U   beklemesi nedeniyle de olabilirdi. Burada susması salavâtm vahiy kaynaklı

J             ..          ,„„ 268

olduğunu gösteriyor.

§Rasûlullah'ın duada Hz. İbrahim ve onun Ehl-i Beytine/Ümmetine benzetil­mesini istemesi kendi büyüklüğüne aykırı değildir. Hz. İbrahim oğlu İsmail ile bir­likte Kabe'nin temellerini yükselttiğinde Hicaz ehli ve onlara gönderilecek peygam­ber için dua etmişlerdi,20 buna mukabil ebediyete kadar Muhammed ümmetinin de onlara duası ile karşılık verilmesi emredilerek büyük bir vefa örneği gösterilmiştir.

§İlk rivayetteki salavâtm tercemesi:

'Allahım! Ummi Peygamber olan Hz Muhammed'in kendisinin ve Ehl-i Beyti­nin/Ümmetinin şanını yücelt, tıpkı Hz. ibrahim'in kendisinin ve Ehl-i Beytinin/Üm­metinin şanını yücelttiğin gibi.

(Allahım!) Ümmi Peygamber olan Hz. Muhammed'in kendisini ve Ehl-i Beyl-ini/Vnimetini mübarek kıl, tıpkı Hz. İbrahim'in kendisini ve Ehl-i Beytini/Ümmetini mübarek kıldığın gibi. Sen hamd edilen ve şerefli/azametli olansın.

§İkinci rivayetteki salavâtm tercemesi:

'Allahım! Hz, Muhammed'in kendisinin ve Ehl-i Bey'tinin/Ümmetinin şanını yücelt, (Allahım!)Hz, Muhammed'in kendisini ve Ehl-i Beytini/Ümmetini mübarek kıl, tıpkı Hz. İbrahim'i âlemler içinde mübarek kıldığın gibi. Sen hamd edilen ve şe­refli/azametli olansın.

17 'Ey iman edenler! Açıklandığında hoşunuza gitmeyecek olan şeyleri sormayın. Eğer Kur'an indirilirken onlar sorarsanız size açıklanır, (Açıklanmadığına göre) Allah onlar atfetmiştir. (Siz sorup da başınıza iş çıkarmayın). Allah çok bağışlayıcıdır, aceleci değildir: Mâide, 5/101

68 İbn Hacer, Fethu'l-Bâri, XI/155

"Bir zamanlar İbrahim, İsmail ite beraber Beytullah'm temellerini yükseltiyor, (Şöye diyorlardı;) Ey Rabbimiz* Bizden bunu kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin. Ey Rabbinüz! Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çkar, bize ibadet usullerimizi göster, tövbemizi kabul et, zira, tövbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin. Ey Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin âyetlerini kendilerine okuyacak, onlara Kitap ve Hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir Peygamber gönder. Çünkü üstün gelen, her şeyi yerli yerince yapan yalnız sensin.' Bakara, 2/127-129

727/1597-Ebû Mes'ûd el-Ensarî'den (Radıyaüaha anh):m

Sa'd b. Ubâde'nin meclisinde otururken yanımıza Rasûlullah (Saiiaüahü aleyhi ve seiiem) geldi. Ona Bişr b. Sa'd şöyle dedi:

"Allah (Kur'ân'da) sana salavât getirmemizi bize emretti, ey Allah'ın Rasûlü! Sana nasıl saiavât getireceğiz?'

Rasûlullah bir müddet suskun kaldı, (biz endişe ettik), hatta (Bişr'in) bu soruyu sormamış olmasını bile temenni ettik. Sonra şöyle buyurdu:

"(Bana salavât getireceğinizde) şöyle deyin:

"Allahümme sallı ala Muhammedin ve alâ Âli Muhammed kemâ salleyte alâ İbrahime,

ve bank alâ Muhammedin kemâ bârekte alâ İbrahlme fi'i-âiemîn, İnneke hamîdün medd,'

Bana selâm getirme ise (teşehhüddeki) bildiğiniz şekildedir. "

 

Sened: 4j J, <jjı ji- "J, ilki J j^kliı «uı jIi j, jşs ^* iuı; ^'^â jüC-i £j^j iajci : jü^s & j» '^J

ı^l ilLaJlj sljjl [şjı ülS" ı^-Ül yt jjj, ^j" «İli jj-j J-^)*1 •& ^Jİ- ^

Sahih: Müsned, V/273-274, H.no:22252; Ayrıca bk. 726/1596. hadis.

77 I

728/1598-Amrb. Malik el-Cenbî,

Rasûlullah'ın sahabisi Fedâle b. Ubeyd'den dinlediği haberi şöyle nakletti:

'Rasûlullah (Saiudiahu aleyhi ve setiem), namazda izzet ve celal sahibi Allah'ı

zikretmek s izin, Peygamber'e salavât getirmeksizin bir kişinin dua ettiğini

duydu ve şöyle buyurdu:

"Bu kişi (usûlünü bilmediği için) duada acele etti."

Sonra onu yanına çağırdı, ona ve diğerlerine şöyle dedi:

"Sizden   biri   namaz  kılarken   Rabbine   hamd  ederek,   onu  överek

(ibadete) başlasın, sonra Peygamber'e salavât getirsin, sonra da dilediği

şekilde dua etsin!"

NOT: Hz. Peygamber bu gibi rivayetlerde bize dua etmenin adabını ve usû­lünü öğretmektedir. Duaya başlamadan önce Allah'a hamd edilmesi, O'nun övülme­si, ayrıca Peygamber'e salavât getirilmesi duanın kabulü için önemli olan etkenler­dendir. Rasûlullah birçok yerde kendisine salavâl getirilmesini emir ve tavsiye etmektedir. O yerlerden bazıları:

1-Peygamberimiz'in ismi anıldığında,

2-Ezan okunduktan sonra,

3-Namazda teşehhüdden sonra,

4-Cum'a günleri,

5-Dua ederken...

§Biz salavât getirerek Peygamberimiz'i hatırlıyor, ona olan bağlılığımızı ye­niliyoruz, ayrıca onun için dua ediyoruz.

Sahih: Müsned, VI/18, H.no:23821; Ebû Dâvûd, Vitir, 23. H.no:1481 (Hocası Ahmed b. Hanbel'İn isnadı ile nakleden Ebû Dâvûd, Ahmed b. Hanbel'in hocasının künyesini -Ebû Abduırahrnan el~Mukri'- değil bizzat ismini vermiştir: Abdullah b. Yezid. Ayrıca metinde ('/,

>j > iLi /jj) yerine (Jte iû' j^4 p) lafzına yer verir); Tirmizî, Deavât, 64, H.no:3476 (hasen), 3477 (hasen-sahih). Nesâî'nin metni ise şöyledir:

,jw> "dJı J>-j £*~- Jjîj -4İ jl ildi ^»1, i,l sÎai- '^JİJ1 J* ^ jl ;J& jri1 j* v-'j j^ ^J*- J^ *^~" O< A-^T-" ^b*1 ^           İlj 4* iÜ* ^ *Üı J_^-j JUi it-j 4* 4lı ^ *Jll Jp JW IJj Ü)ı Jı^ jj «VUb ^ ^Ji' Vli-j ^îl-j 4li ^J'

 J* ^^j İXJ-j İUı JiJj ^ila,' ui.j |X,j ^ «jjı Jj^, 41ı J^j »*!■ j |Ulj Oi tül Ji> Jiı Jji-j ^4-^* r5 ı/-d*-"

İÜ Jİ.J LJJ i il pLj Oi jiji J^a 4)1 J_^j JUİ jJİ- j ■Oi ■JJ|

Bk. Nesdf, Sehv, 48, H.no: 1282.

272

729/1599-Ka'b b. Ucre'den (RadıydliaM anhy.

Bir adam Hz. Peygamber'e şöyle dedi:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Sana selâm vermeyi Öğrendik (teşehhüdde bunu belirttin). Sana nasıl salavât (getirilir)?'

Rasûlullah (Sattaiiaha aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

"(Bana salavât getireceğinizde) şöyle deyin:

^Allahümme salli alâ Muhammedin ve ala Âli Muhammed kemâ salleyte alâ İbrahime, înneke hamîdün mecîd,

Allahümme bank alâ Muhammedin ve alâ Âli Muhammed kemâ bârekte alâ İbrahime, înneke hamîdün mecîd."

 

730/1600-İbn Ebî Leylâ anlattı:273

Ka'b b. Ucre (RadıyailaM anh) benimle karşılaştı     ve dedi ki:

Sened: Jj ^i J J**-*/ & 'j- JC*J' j- j^h\ j. yüL. ır^i jff/ jŞ ı2Üıâ-

Sahih: Müsned, IV/241, H.no:18022; Buharı, Enbiyâ, 10; Tefsîr, 33/10; Deavât, 32; Müslim, Salât, 66-68; Ebû Dâvûd, Salât, 179, H.no:976; Tirmizî, Vitir, 20, H.no:483; Nesâî, Sehv, 51, H.no: 1285-1287; İbn Mâce, İkâme, 25, H.no:904; Dârimi, Salât, 85, H.no:1348.

Ka'b b. Ucre'den nakledilen diğer rivayetler için bk. 730/1600 ve 731/1601. badisler.

Şâhidleri İçin bk. 726/1596. hadis.

Sened:  jii .ijjı -& «Jti ıi^j-ı ^i**- 'J jU^j Cjj-, Jü J3

Sahih; Müsned, İV/241, H.no:18023; Ka'b b. Ucre'den nakledilen diğer rivayetler için bk. 729/1599 ve 731/1601. hadisler. Şâhidleri için bk. 726/1596. hadis.

"74 Metindeki ek: '(Râvi) İbn Ca'fer şöyle devam etti:' Bu rivayet Ahmed b. Hanbel'in Müsne-dinde iki ayrı tarikle gelmektedir: Yahya b. Saîd ve Muhammed b. Ca'fer.

(hadis) hediye edeyim mi? (Bir keresinde) Rasûlullah yanı-

^A'  Kendisine dedik ki:

Pa gT   Allah'ın Rasûlü! Sana nasıl selâm verileceğini öğrendik (teşehhüdde belirttin). (Sana) salavât nasü (getirilir)?'

bUllU   Rasûlullah (Sallallahü aleyhi ve sellem) Şöyle buyurdu:

Lana salavât getireceğinizde) şöyle deyin:     ^

MH^Lme  salli alâ  Muhammedin  ve  ala  Ali  Muhammed  kema

*"% Âli İbrahime, İnneke hamîdün mecıd,

sallG]M] hümme  barik alâ  Muhammedin  ve ala Ah  Muhammed kema Lrekte alâ Âli İbrahime, İnneke hamîdün mecîd. "

731/1601- Ka'b b. Ucre'den (Radıyaiiahü anhy.

Allah ve melekler Peygamber'e salât ederler...' ayeti inince insanlar dediler ki:

'Ey Allah'ın Peygamberi! Sana nasıl salavât getireceğiz?'

Rasûlullah (Saiiaiiaha aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

"(Bana salavât getireceğinizde) şöyle deyin:

'Ailahümme satli alâ Muhammedin ve alâ Ali Muhammed kema salleyte alâ İbrahime ve alâ Âli İbrahim, İnneke hamîdün mecıd,

ve barik alâ Muhammedin ve alâ Âti Muhammed kemâ barekte ala îbrahime, ve alâ Âli İbrahim, İnneke hamîdün mecîd/'

Sahih: Müsned, IV/244,' H.no: 18051; Ka'b b. Ucre'den nakledilen diğer rivayetler için bk. 729/1599 ve 730/1600. hadisler. Şâhidleri için bk. 726/1596. hadis.

(Râvi) ekledi: Biz de böyle söylüyoruz, onlarla beraber bize de (?^1 ve seiâm) olsun    .

§(Râvi) Yezid dedi ki: 'Bu (son cümle) İbn Ebî Leylâ'nın kendi söze mü yoksa Ka'b'dan rivayet ettiği bir şey mi tam bilemiyorum.'277

732/1602-Ebû Said el-Hudrî'den (ttadıyaiiahuanhy}n 'Ey Allah'ın Rasûlü! Şu sana selâm vermeyi Öğrendik 'teşehhüdde bunu belirttin), Sana nasıl salavât getireceğiz?'

Rasûlullah (Saüaiiahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

"(Bana saiavât getireceğinizde) şöyle deyin:

'Allahümme sallı alâ Muhammedin abdike ve rasûlike kemâ salleyte

alâ İbrahime,

ve  barik alâ  Muhammedin  ve Âli Muhammed kemâ  jârekte alâ

İbrahime ve Âli İbrahim.'"

"6Bk. Bennâ, IV/24

'7 Bu son cümleyi söyleyen İbn Ebî Leylâ'dır. Hakem'den gelen diğer rivayete; {ft** \ıj*, Jji j^, Jü jj J j ^y v- jtr) şeklinde sözü söyleyen beyan edlmektedir. Bk. Tirmizi, Vitir, 20, No: 483 (Hasen-sahih); İbn Hacer, el-Fethu'l-Bâri, XI/157

Sened: _<£- J -M ■& 'j- >ty J>. «Û1 -4*- J 'mj. [/- tffy /^- 'J ^ V ^^- Jü jA* 1^ ■iJ-ı-~l ^* v^"^* Sahih: Miİsned, Ûl/47, H.no:l 1371; Suftân, Tefsir, 33/10; Deavât, 32; A'^â/",ıelw. 53, H.no: 1291; es-Sünenü'l'kübrâ, 1/383, H.no: 1215; İbn Mûce, İkame, 25, H.no:9Ü3; Şâhidleri için bk. 726/1596. hadis.

733/1603-Büreyde el-Huzâî'den (liadıyaiiahüank):

'Ey Allah'ın Rasûlü! Sana nasıl selâm vereceğimizi öğrendik (teşeh-■   bunu belirttin), Sana nasıl salavât getireceğiz?' Rasûlullah tsaitaiiahu aleyhi ve seiiem) şöyle buyurdu: (Bana salavât getireceğinizde) şöyle deyin:

jlhümmec'a!    salavâtike    ve    rahmeteke    ve    berakâtike    alâ

 â       ltha alâ İbrahime ve alâ Âli

^jlahümmec'a!    salavâtike    ve    rahmeteke      e mmedin ve alâ Âli Muhammed kemâ cealteha alâ İbrahime ve alâ Âli  İnneke hamîdün mecîd."'

 / tTJZüarT^ülerini), rahmet ve bereketlerini H, Muhammet'e, « Sibi Şüphesiz. Sen övülen ve şerefli/azametli olansın.

734/1604-Musa b. Taiha (b. Ubeydullah) babasından (Radıycdlahü anh)

nakletti:280

'Ey Allah'ın Peygamberi! Sana nasıl salât getireceğiz?1

Rasûlullah (Saiuüiahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "(Bana salât getireceğinizde) şöyle deyin:

'Aliahümme  salli  alâ  Muhammedin  ve  aiâ  Âli  Muhammed  kemâ salleyte alâ İbrahime, İnneke hamîdün medd,

ve barik alâ Muhammedin ve alâ Âli Muhammed kemâ bârekte alâ

li İbrahim, İnneke hamîdün medd/'

 

Sened:

ned: ^*Bıi/> Jj-^-\^>(^***,   „.,..,   ,h W: Müsned, V/353, H.no;22884; Hadisin senedinde yer alan Ebû Dâvûd e^-a Nufey   -5-Hâris el-Hemdânî, ibn Maîn tarafindan yalanc, sayilm!S, metruk b.r rav.dır Ne "e™ hadis", Ebû Hatim: "münkcrul-hadis, daîfü'l-hadis" derken, Buhan: f^^^uZ-Yahya b. Maîn ise: "hadis uydurur, hiçbir şeydir/değemz b rid r» derler. Heysem, de bu rav, nin zayıf olduğunu söyler. Bk. Mecma\ 11/144, »163. Şâhidleri için bk. 726/1596. had.s. 280 Sened: Li> 'J oui ^ ^^Oı JX'j£^ ^ >i jîil^ö^

Sahih: MflsU 1/162, H.no:1396; «r, Sehv, 52, H.no: 1288-1289;J,-S«W«^. »383. H.no:1213-1214; IV/396, H.no:7671; Makdisî, Muhtara, 111/23-25, H.no^iz^u, Şâhidleri için bk. 726/1596. hadis.

735/1605-Halid b. Seleme'den:281

Abdülhamid b. Abdurrahman, Musa b. Tatha'yı gece oğlunda kaldı­ğında (misafir olduğunda) yanına çağırdı ve dedi ki:

'Ey Ebû İsa! Hz. Peygamber'e (Saiiaiiahu aleyhi ve sellem) salât konusunda sana nasıl bir haber ulaştı?'

Musa b. Talha şöyle anlattı:

'(Sahabi) Zeyd b. Hârice'ye (Radtyaliaha anh), Hz. Peygamber'e salât ko­nusu sordum, o şöyle dedi:

'Ben de bunu bizzat kendim Rasûlullah'a: 'Sana nasıl salât edelim?1 diye sormuştum, o şöyle buyurdu:

"Salavât getirin, bu konuda gayret edin, sonra şöyle deyin:

'Allahümme barik alâ Muhammedi'n ve alâ Âli Muhammed kemâ bârekte alâ İbrahim, İnneke hamîdün medd.fi"

* Kendilerine Salavât Getirilen Hz. Peygamber'in Ali'nin Açıklanması

Seııed:  **d 'j. JJi^ ıIîjû- -^>- 'j. jC^i- Uîii.",Ju 'J, ^__c ıS-U- J^ '_j'«ı* Cji-

Sahih: Müsned, 1/199. H.no:l714: Nesâî, İttilâh, 52. H.no: 1290; es-Sünenü'İ-kübm, 1/383. H.no:1215;IV/396, H.no:7672; Şâhidleri için bk. 726/1596. hadis.

282

736/1606-Ebû Bekir b. Muhammed b. Amr b. Hazm,' Hz Peygamber'in ashabından olan bir kişiden nakletti: 'Hz Peygamber (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) şöyle derdi: "Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ Ehil Beytihi ve alâ ezvâcihi e zürriyyetihi kemâ salleyte alâ İbrahime, İnneke hamîdün medd,

ve barik alâ Muhammedin ve alâ Ehli Beytihi ve alâ ezvâcihi ve zür­riyyetihi kemâ bârekte alâ Âli İbrahim, İnneke hamîdün medd"'

§(Râvilerden) îbn Tavus ekledi: 'Babam da bunun gibi söylerdi.'

NOT: İmam Ahrned b. Hanbel, satavât ile ilgili bir rivayet dışında diğer riva­yetlerin hepsini nakletti. Aslında bunların hepsine ulaşmak için hadis kitaplarını ta­ramak gerekirdi. Çünkü başka bir eserde salavâtlar böyle toplu halde bulunmamak­tadır. Bennâ, Bulûğu 'I-Emânî isimli şerhinde bu dev eser Müsned ile ilgili hayranlı­ğını şöyle ifade eder:

'Bunlardan da okuyucunun anladığı gibi İmam Ahmed'in Müsned'i Rasâlullah'ın hadislerini rivayet eden hadis kitaplarının en büyüğü ve en kapsamlıyıdır. İmam Nevevi ve haki bu salavâtların hepsini birçok hadis kitabından topladılar. Halbuki (o±*j—Lı ^L—^i) ziyadesi ile Ebû Hüreyre'den gelen salavât hariç, diğer salavâtların hepsi imam Ahmed'in Müsned'inde bulunmaktadır. Muhaddislerİn İmam Ahmed'e Hadis İmamlarının İmamı, demeleri ne kadar da doğru.'2*3

§Salavâtın tercemesi:

Allahım! Hz. Muhammed'in Ehl-i Beyiinin, eşlerinin ve onun soyundan gelen-

erin şanını yücelt,  tıpkı Hz. İbrahim'in Ehl-i Beytinin/Ümmetinin şanını yücelttiğin gibi.

_ (Allahım!) Hz. Muhammed'in Ehl-i Beytim, eşlerini ve onun soyundan gelen­di mübarek kıl, tıpkı Hz. İbrahim'in Ehl-i Beytini/Ümmetini mübarek kıldığın gibi. û«n hamd edilen ve şerefli/azametli olansın.

Kp8v   .^Üsned' V/374, H.no:23Û66; Heysemî, Ahmed b. Hanbel'in râvilerinin sahih hadis

 ;      ysem, Ahm

 olduklarını ifade eder. Bk. Mecmâ\ 11/144. Bennâ, age,, IV/27-28

737/1607-Ebû Humeyd es-Sâidî'den (Radıyaitahüanhy?

(Sahabiler) dediler ki:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Sana nasıl salavât getireceğiz?'

Rasûlullah (Soliaiiahu aleyhi ve seiiem) şöyle buyurdu:

"(Bana salât getireceğinizde) şöyle deyin:

'AHahümme salli alâ Muhammedin ve ezvâcihi ve zürriyyetihi kemâ salleyte ala İbrahime, İnneke hamîdün mecîd,

ve barik aiâ Muhammedin ve alâ Ehli Beytihi ve ezvâcihi ve zürriy­yetihi kemâ bârekte alâ Âli İbrahime, İnneke hamîdün mecîd."'

*

NOT: Salavâtın tercemesi:

'Ailahım! Hz. Muhammed'in eşlerinin ve onun soyundan gelenlerin şanını yücelt, tıpkı Hz. İbrahim'in şanını yücelttiğin gibi.

(Allahım!) Hz- Muhammed'in eşlerini ve onun soyundan gelenleri mübarek kıl, tıpkı Hz. İbrahim'in Ehl~i Beytini/Ümmetini mübarek kıldığın gibi. Sen hama edilen ve şerefli/azametli olansın.

 

2E4Sened

Sahih: Müsned, V/424, H.no:23491; Mâlik, Kasr, 66; Buhârî, Enbiyâ, 10; Deavât, 33; Mildim, Salât, 69; Ebû Dâvûd, Salât, 179, H.no:979; Nesâî, Sehv, 54, H.no:1292; îbn Mâce, İkâme, 25, H.no:905.

Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh) şahidi:

J* J-"3 (•-*"' J^* ^-î^ Ji' ^~Lt J—3 ^1 l^j^' JlS^jl J&v oı »_)-■ ,v : Jı* jvJ"j 4^* ^' J-" 1^3' j* '/.z* iv' j^

Senedinde yer alan Muhammed b. Ali el-Hâşİmî meçhul bir râvidir. Ebû Dâvûd ve Münzirî sükût etmiştir, Bk. Ebû Dâvûd, Salât, 179, H.no:982; Abd b. Humeyd Müsned'inde, Ebû Nuaym ve Taberânî de bu hadisi nakleder. Heysemî'nin Bezzâr'a nispet ederek verdiği metin İse şöyledir:

rt—*Jt Jj 1_O    p^**Jı J -^j^ h^_J* kivi *-*^' Ji Jı     J^ L|^J   jy q l"..   i.a V^S   Ai^ lj^     -* I ,ı_*t£-     j£-   *J ı^> t _L^£     JıP    L»^ --f^Ü1   !   1 *) *î

Heysemî, Bezzâr'ın isnadının sahih sahih hadis ricali olduklarını söyler. Bk. Mecma, 11/144.

Şâhidleri için bk. 726/1596. hadis.

 

FIKHI HÜKÜMLER

babdaki hadisler namazda teşehhüdden sonra salavâtın meşru odıığunu ■ktedir. Ancak salavâtın hükmünde ihtilaf edildi:

 şa^ Ahmed b. Hanbel ve İshak b. Râhûye gibi müctehidlere göre

salavâl okumak farzdır. Hz. Ömer, Abdullah b. Mes'ûd, Câbir b. Zeyd, Şa'bî, med b. Ka'b el-Kurazî, Ebû Cafer el-Bâkır'ın da bu görüşte olduğu nakledil-^Kadı İbnü'l-Arabî de bu görüşü tercih etti.285

? İmam Ebû Hanife, Malik ve bu iki imamın ashabı ve Sevrî, Evzaî, Şafiîler-JbnÜ'l-Münzir olmak üzere çoğunluğa göre namazda salavât sünnettir.280

Bu ihtilafın nedeni Rasûlullah'm bu konudaki emirlerinin vücûb ya da nebd ,   elmesi noktasındadır. Ancak ihtiyatlı olmak ve namazda salavâtı okumak ge-kir İshak b. Râhûye'nin ifade ettiği gibi bilerek terk edilirse namazın iptal olma riski vardır, ancak unutarak terk edilirse affedileceği umulur.287

§Namaz dışında salavâtın farz olmadığı konusunda icma' vardır.

* Hz. Peygamber'e Salavâttan Sonra Yapılan Dualar

738/1608-Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü

:k8

m Ş'razi' mh^zeb, 1/79; jbn Kudame, Muğni. 1/579; Bennâ, IV/28 ^ Kâsâni, age., 1/213; Desûki, Haşiye, 1/244; Bennâ, IV/28 Bennâ, IV/28

288 o___.''.-,„,,;          ,a-

Sahih: Müsned, 11/237, H.no:7236; Benzer rivayetler için bk. 111512, H.no:'l0714; ü/423, ^■no:9433; 11/477, H.no:10l34; 11/288, H.no:7857; 11/467, H.no:9995; "Beş şeyden sığının emri »e gelen rivayette yine burada zikredilen dört madde sıralanmıştır. Bk. 11/416, H.no: 9355" ^" nıaddenin sayılmadığı rivayetler de vardır. Bk. 11/414, H.no:9328; 11/298, H.no:7951; , H.no:7951; 11/454, H.no:98l7; U/481, H.no:10199; Buhârî, Cenâiz, 87; Müslim, Mesâcid,  Ebû Dâvûd, Salât, 179, H.no:983; Tirmizî, Deavât, 132, H.no:3604 (hasen-sahih); Nesâî,  64, H.no: 1308 (Sonunda şu ziyade ile: "iJa;C<Jû y-^p " ); İstiâze, 51, H.no:5511;

« Mâce, İkâme, 26, H.no:909; Dârimi, Salât, 86, H.no':1350.

-". a ,       ^      birrivâyetideşu lafızla nakledilmiştir:

8k. tstiâze, 49, H.no:5507.

 âlı

 ^lîlj

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) şöyle dedi:

"Sizden   biri   son   teşehhüdü   bitirdiğinde/ayrıldığında   dört   şeyden Allah'a sığınsın:

Cehennem azabından, kabir azabından, hayatın ve ölümün fitnesinden mesih-i deccalin şerrinden."

AÇIKLAMA

Peygamberimiz namazın sonunda bize dört şeyden Allah'a sığınmamız jçjn dua etmemizi tavsiye ediyor:

1-Cehennem azabı: Ayet ve hadislerde bu azabın şiddeti geçmektedir. 2-Kabir azabı: Allah teâlâ şöyle buyurdu:

 > Jİ

 JI

Hz. Âişe'den (Radtyctllahü anha) şahidi için bk. 739-740/1609-1610. hadisler. Zeyd b. Sâbit'ten (Radıyallahü anh) şahidi:

'Jj' <j aljjjl jUs-=- ^ Jaiü» ^y jUl j 41*- -M J£* 4İİI J_j^j £J iS" JlS cjL" jî jjj Je ıjjlbül J_»I- ^1 ^i İ'sâİ ^1 ^p

Ü öf U'y Jlii dUUJl ^ ljÜ* £ji 4)1 J^-j Ij ji-j JUi _^*Ul »ii C^l»w>l C>_^' y JUs 4si; ül ojIS"j 4j Lölki «I» J£ ^

IjiyJ jlî p jliJl v'-ü ^ "İl ijiü liLu ^î)l ^üt- ^. «UL \}iy3 Jli ^ JlifjJl rt_-lJiiSj ^. 4JL i^iL: lllii Jli-Jjl £__lil i3 ^

Müsned, V/190, H.no:21551; Müslim, Cennet, 67:

Jjs; 0\T ÜS" Jli 3^

 

 il ^ uio"j ii ilSJ Ji jliJı ^ Jjîis-

 ,J

 *5* *Uı

 ^' *;*Ul =ıi* ^ ^ ÜÇty\ j lj^ Jli clijİ c^U ^j^i JlJ Ul J»j JliJ yÜl (ii LjI^öi i>^' ^ JUs ı/Jy

İbn Mes'ûd'dan (Radıyallahü anh) şahidi:

»iji İİ il_> lî oJJ-j İUı U; Ji Uj al jJUJij JJ iilljı ^î} CJ.Î Jli ıJlif ii; iLj 4ü »iJ1 ^ fJl1 ûis" jli *Ui jŞ ^j-ij&ij UJJJ U >;_) iÛJı 3Aİ _^ ^. İL iy^ij LsJlİİ L. ^i-j *ÜJ'a-"-* j* ^ ^ İUl^-1 ^i-u ;^i J5" ^Ii- ^ij JÜJı alj jJİJı «I l^J JL "jj jJUJıj JJ İLLİJı klsîj liklat CjJİ jjjj j|j _^,i lijj ^'1 _ıJiJ _,Gı _..iji V, jx iyî'j SJ\ f j^j  CS)ı ^, jj

Bk. 7Y/mizf, Deavât, 13, H.no:3390 (hasen-sahih); Abdullah b. Anırman (Radıyallatîüaniuüna) şahidi:

 JuJ- Jli s-ü- [y; v' j* wl^ jî )/*(■ _/■

 ı ,_,ıü ^ İL i/i) J^-^Jı j^ı ^s ^ ib îjfcİj ç^KJlj j>>Jij f^jİlj J-İ3*l ^ İL î/î J| ^îl

Bk. Müsned, 11/185, H.no:6734; 11/186, H.no:6749; W^âf, İstiâze, 33, H.no:5487; Enes b. Mâlik'ten {Radıyallahü anh) şahidi:  ijju j^ı ,ü IşizJ v; jûi ^>i ^p ^jj ^1 ^ J^j ji.s ^Lj 4* *Iiı J^ ^Iiı öf dUii J ^ >

 ji!)i

 i1 Jti Oj.ıi

Bk. Mfcnetf, III/233-234, H.no: 13381; IH/126, H.no:12211; £&w DiSvuZ Sünnet, 24, H.no:4751;

^tbn Abbas'tan (Radıyallahü anhüma) şahidi:

Bk. MûiTîerf, 1/242, H.no:2168; 1/258, H.no:2342-2343; ^292-293, H.no:2667; 1/298, H.no:2709; 1/305, H.no:2779; 1/311, H.no:2839; Mâlik, Kur'ân, 33; Afflf/ûn, Mesâcid, 134; Ebû Dâvûd, Salât, 179, H.no:984; Vitir, 32, H.no: 1542; Tirmizî, Deavât, 76, H.no:3494 (hasen-sahih); Nesâî, İstiâze, 50, H.no:5509; An Mâce, Duâ, 3, H.no:384Û.

"ve Allah, onların  kurdukları tuzakların kötülüklerinden bu zâtı  (tehliğciyi)  korudu, ■un kavmini ise en kötü azap kuşatıverdi. O (kötü azab)îtw Firavun hanedanının sabah cine sokuldukları ateştir.   (Ayrıca) kıyamet koptuğu gün Firavun hanedanını azabın en •etlisine sokun, (denilecek)!    (Mü'min, 40/46)

Allah Teâlâ bu ayetlerde Firavun hanedanı için iki ayrı azaptan bahset-dir Birisi kıyametten önce ve sabah akşam olacaktır ki bu kabir azabıdır, I t de kıyamet koptuktan sonra olacaktır, bu da cehennemdeki şiddetli azaptır. Kabir azabı konusunda da birçok hadis bulunmaktadır.

3-Hayatın ve ölümün fitnesi: Dünyadaki musibetler, cehalet ve şehvet, ölüm anında ise şeytanın kandırması gibi fitnelerdir.

4-<Kötülük) mesihi deccalin şerri: Deccal'e rnesih denmesinin sebepleri: Yeryüzünü dolaşan, tek gözü mesh edilmiş (kapalı) ya da mesh ederı^ (değiştiren) anlamına geldiği için mesih denebilir. Hz. İsa'ya da Mesih denmiştir.2911 Bu rivayet­lerden anlaşılan; hayır tarafının Mesihi Hz. İsa ile şer tarafının mesihi deccal arasın­da olmak üzere o dönemde (iki büyük meşinin) mücadelesi olacaktır. İslâm'a karşı olan kötülük mesihi (lideri) karşısında da Müslaümanlan ve liderleri Mehdi'yi muci­zevi olarak gökten inecek olan hayır Mesihi Hz. İsa destekleyecektir. Ancak hadis­lerde geçtiği gibi Hz. îsa yeni bir din/şeriat getirmeyecek, Mehdi'ye tabi olacaktır. Manen tevatüre varan sahih hadislerdeki işaretler budur. İşte Peygamberimiz çağların en büyük fitnesi deccal'e karşı çok dua etmemizi, hatta namazlardan sonru bile dua etmemizi tavsiye etmektedir.

739/İ609-İbn Tâvûs'un babası (Tavus b. Keysân el-Yemânî),

291

Bedel manası İçin bk. Ukberi, İmlâu mâ menne bihi'r-Rahman, 515 " ' İbn Abdilber, Temhid, XIV/İ87-188

291 „

aened: v j. ^_,u= Jı j, J,-J* 'j\ lt>i Jü j\"/ j> ı3ji-Sahih: Müsned, VI/200-201, H.no:25524; Benzer rivayet için bk. Vl/57, H.no:24182:

Yatsı namazmdaki teşehhüdden sonra çok önem verdiği şu cümleler' söylerdi:

'Eûzü billahi min azabi cehennem, ve eûzü billahi min şerri'l-mesihi'd deccâl ve eûzü billahi min azabi'l-kabr ve eûzü billahi min fttneti'l-mahyg ve'l-memât.'

İbn Tâvûs bunlara önem verir ve Hz. Aişe tarikiyle Hz. Peygamber'den (Scıiiaiiahü aleyhi ve seiicm) naklederdi.

740/1610-Urve b. Zübeyr Hz. Peygamberin eşi Hz. Âişe'den (Radıyaliahü nha) nakletti:292

'Hz. Peygamber (Saiiaiiahu aleyhi ve seüem) namazda şöyle dua ederdi:

Buhâri, Ezan, 149; Deavât, 39,44-46; Fiten, 26; Müslim, Mesâcid, 129; Ebû Dâvûd, Salflt, 149, H.no:8S0; Vitir, 32, H.no:1543; Nesâî, Sehv, 64, H.no:1307;/6« Mâce, Duâ, 3, H.no:3838.

Ayrıca bk. 740/1610. hadis. Sd   jL

Sened: j*Lj

Sahih: Müsned, VI/88-89, H.no:24459; Benzer rivayetler için bk. VI/6I, H.no:24205:

^iji Ji ^JUi ı^)ı J, %\'l,\ 'ji. ^uli-S ^Jli ujû ^l'!ö- ojü â'^l-i- ^ Uf&< ^ -O- 1J1 ^î *&* £^- J*î li'ı^ı ^lJUT>ı -ûj iLC=Jı Ji ^_. Oİ -iJ1 J-= -^ı j^-j r/w j!*J'j ^■'^-l| '^ 'j=^ $ Ji ^i^> ■^'^ ^-^ J

« ÜJ it-'j,' > .X . 4i 4Jı ^ «İ!ı j^ , J^ ü U\î LJ^

VI/174, H.no;25295;

* ^â j^ ^ ^

VI/244, H.no:25953:

VI/270, H.no:26205 (JıtoJi üS V <îü^ ^ J^J ^L} 4^ *Iiı J^. 4iı J^j LJL^ tiıî OjU- o*); OJI      ''" '                                                                            id, 129; Et

 

^Allahümme innî eûzü bike min azabi'l-kabr ve eûzü bike min fitneti'i-■'ddeccâl ve eûzü bike min fitnetil-mahyâ ve fıtneti'i-memât. Allahümme yzü bike mine'i-me'semi ve'i-mağrem,"

^"Allah'ın Rasûlü! Borçtan/Borçlanmaktan ne kadar çok Allah'a sı-™sunuz?' deyince Rasûlullah şöyle buyurdu:

t        "Bir adam borçlandığı zaman konuştuğunda yalan söyler, vaad etti--inde de sözünde durmaz (hâle gelir)."

NOT' Duanın tercemesi:

-Allahım.' Kabir azabının şerrinden sana sığınırım, mesıh-ı deccalın şerrın-■ na sığınırım, hayatın fitnesinden ve ölümün fitnesinden sana sığınırım.. Sü Allahım! Günah islemekten ve borçlanmaktan sana sığınırım:

741/1611-Ebû Salih, Rasûlullah'ın ashabından olan birisinden nakletti:297

Sened:

Sahih: Müsned, III/474, H.no:İ5841; Ebû Dâvûd ikinci bir sened vererek hadisin müphem sahâbisinin Câbİr b. Abdullah (Radıyaliahü anh) olduğunu ifade etmek ister.

^^ J^J Jli  Jl^-  Caî  ^î"i   ji\>-   'j-  ^J_i=     j  4Ji  -U£  *■ İ  jUj*-C J -üî-> Lj"jj-   ^JjliJl   y  JJVİ-  ÜjAİ-  ^~~- Ji   ^j^H Uî->J-

^ ^/jl u ^ı'j j^1 İr- ■" ^'> *S"J' ^ jt-îj v^> i^"^i ''İ' jü c-X= 'i) ,/■' jî' ^ j^*1 ^ ^iaı ,X. ■ Oi 4lı jîl= y»

Bk. a« Dâvtî^, Salât, 124, H.no:792. 790-791;

İbn Mâce'nin rivayeti ise sahâbinİn Ebû Hüreyre (Radıyalkıkü anh) olduğunu göstermektedir:

/6n Mâce, ikâme, 26, H.no:910, Duâ, 4, H.no:3847 (Senedler karşılaştırılacak olursa sahâbinin Ebû Hüreyre olduğu daha İsabetli görülmektedir. Bûsırî Zevâid'de: "İsnadı sahih, râvileri sikadır" der);

Siileym el-Ensârî es-Selemî'den nakledilen rivayette ise Rasûlullah ile arasında diya-'og olan şahsın kendisi olduğu anlaşılmaktadır:

 ■;

Hz. Peygamber (Saiiaiiaha aleyhi ve seiiem) bir adama sordu: "Namazda nasıl söylüyorsun (dua ediyorsun)?" Adam: 'Teşehhüdü okuyorum, sonra şöyle diyorum: Allahümme, innî es 'elüke 'u cennete ve eûzü bike mine'n-nârj Ama senin mırıldandığın294 ve Muâz'm mı­rıldandığı duaları güzel söyleyemiyorum' dedi Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle dedi:

"Biz de benzer dualar etrafında mırıldanıyoruz."

NOT: Başka tarikten gelen bir rivayette açıklandığı gibi bu kişi Muâz b. Cebel'in mahallesinde onun cemaatinden birisidir. Muâz namazları uzun kıldırdığı

 

J\

Müsned, V/74. H.no:20577; An Huzeyme, 1/358-359. H.no:275; An HjöM/î, IH/149, H.no:868; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, VII/67. H.no:6391; Beyhakî, es-Sünenü'i-kübrâ, 111/117; Heysemî, Mecmu', 11/72, 133.

Yatsı namazındaki kıraatle ilgili olarak Enes b. Mâlik'ten (Radıyallahü anh) nakledilen hadis:

Uİi *;İİJ 4^.1, j^Jj ajLO ^ jjftJ Jji» lili- ı^'j Ûü fj-ftil «^ ^CaJ J*—ÜJl Ji-İİ «ÜJ iyLi Di İJj! '^*'j f1^- J^i> *-*jî fjî iki *y ;£afl  -i J~4> JİtİJ ^i Jü ij^-î *^ ^J ^^ |V 3j*" ^Jji5 ^j ^* ^W^Jl J^J Ûy- 0] i.1 JJ «UtaJl İlü ljJiÎ

Oöl cJi Otil : jLü iUi Ji lilij ■O* «JJı ıJla lJi\ Jjii jHî* J\ li^i ■ui-1 J^; ojiJj ı/1-'^' ^ ■^'JJ:*U" J^1 ^ C-^'

/, III/124, H.no: 12187; İII/101, H.no:l 1921; Enes b. Mâlik rivayetinin Câbir b. Abdullah el-Ensârî'den (Radtyallahü anh) şahidi:

 itli ÜÜ ı^JJı OjliJ (CJı jî i'jiliı iUi İl^Ii SILılI wi J^Jj v/^1 ^^î ilj^j ^ÜJı ^jûir jij  ü cJı ûiîii : jiü ^L-j 4^ "JJ1 J-^ ^4U İJJj ^jj Ju 4- Jıİj' ^ıi^ Jü 4. Jıî ü>lii o> -illi Jiî r^1 p j^3 i11^  U*ijj J^â iÂikJs-j ^piîUij JiÜı il'j j^-ı ^ oiy üjîî ^îî ^iiii |jîiî piki- jûj ^jü |y(3 ^rti y ilü ü cJı

 ju^ jjUi l/ji lsüs ıîı jiij J*fiı iÇj ıi-ı ^ ^ı jîî j« ijıtj iîÎj î> cJ> ^Sî oîî oı5î

, 111/299, H.no:14124; UI/308, H.no:1424l'; 111/300, H.no:14136; III/369, H.no: 14901; m/302, H.no:14175; fîuftân, Ezan, 60. 63. 66; Edeb. 74; Müslim, Salât, 178-181; Ebû DâvÛd, Salât, 67. 124, H.no:599. 600, 790; Timizi, Cuma. 57. H.no:583; Nesâî, İmame, 39, 41, H.no; 829, 833; İftitâh, 63. 70-71. H.no:982, 995-996; ibn Melce, İkâme. 10, 48, H.no:836, 986; Dârimî, Salât, 65, H.no:1300; Taberânî, el-Mu'cemü'l-evsat, VI1/233, H.no:7363; V1II/7, H.no: 7787. Abdurrahnum b. Yezid'den (Radıyallahü anh) şahidi:

J-aiJ.1 y £&jj__'. Vtll IrZ)*■ J Ijî' f »i'j _e-iJi *^j J,_jll j^oi aİı jjj- JUjN1 î_)_)__ı -'»-.^1» i_^-N' sUijJI Jjn—■ jji ,J-&

J.ail.1 J- ijj^  İJİjj Jj

Heysemî, hadisin Taberânî'nİn /Ce&ir'inde nakledildiğini belirtir ve râvilerinin sika sayıldıklarını ifade eder. Bk. Mecma', 11/119. 294 İbnii'1-Esir, M/uo-e, ü/137

Te|j.._-

kİşi onu Rasûlullah'a şikayet etmektedir, ayrıca dua ile ilgili yukarıdaki fe1*1    ne aeçen şeyleri söylemektedir.295 Burada Peygamberimiz'in engin anlayışı ve *\ "siT ortaya çıkmaktadır.  Güzel okuyamayan kişiler için verilen bir ruhsat

riy         ortaya çomaktadır.  Güzel okuyamayan kişiler için verilen bir ruhsat

ll°Şg°da onun da gönlünü almak için, (bir rivayette; gülümseyerek)296 'Biz de benzer baları mırıldanıyoruz' diye cevap vermiştir.

§Duanın tercemesi:

•'Allahım! Senden cenneti isterim, ateşten sana sığınırım " dedi.

2Q7

742/1612-Mıhcen b, Edra'dan (Radıyallahü anhtf  -'

Rasûlullah (Saiiaitaim aleyhi ve sdlem) mescide girdi. Baktı ki bir adam nama­zının (çoğunu) bitirmiş, (oturduğunda) şunları okuyarak teşehhüd yapıyor:

'Allahümme innî es 'elüke billahi 'l-vahidi 'l-ehadi \s-samed ellezi lem yelid ve lem yûled ve lem yekûn lehû küfuven ehad en tağjîra lîzünûbî, inneke ente'l-ğafûru'r-rahîm.'1

Bunun üzerine Allah'ın Peygamberi:

"O kişi mağfiret edildi, o kişi mağfiret edildi, o kişi mağfiret edildi" diye (sözünü) üç kere tekrarladı.

NOT: Duanın tercemesi:

'Allahım! Doğurmayan ve doğmayan, kendisine denk hiç kimse bulunmayan bir, tek ve samed (varlık sahibi) olan Allahfa olan şehadetim)298 ile senden günahla­rımı affetmeni istiyorum. Affeden ve bağışlayan şüphesiz, sensin.'

Müsned, V/74; /fen Huzeyme, 1/358, No:725; An HıfrMn, 111/149. No:868; Taberânî, el-Mu'cemü'Ukebîr, VII/67, No;6391; Heysemî, Mecmau'z-zevâid, 11/72, 133. ge., 11/133

ı: Müsned, IV/338, H.no: 18876; Ebû Dâvûd, Salât, 179, H.no:985; NesM, Schv, 59, H.no: 1299. Bü

 ,    no: 18876; Ebû Dâvû Büreyde tarikiyle gelen benzer rivayette:

kelimesiyle geçmektedir. Bk. İshak b. Râhûye, Müsned, IV/185, No: 29

^ ^ & h-^r-h-^ I ^ ■x*~*i) j^Sub-ijjı   &\ ^\ ^ iüî x^\ ^L iüL-t gjj ^ı) şeklinde şehadet

*Teşehhüddeki Dua Sırasında Şehadet Parmağı ile İşaret ve Şekli

.299

743/1613- Abdurrahman b. Ebzâ'dan (Radıyaiiahüanh)'.'

Rasûlullah (Saiiuiiahu aleyhi ve setiem) namazda (teşehüdde) oturduğunda

sağ elini uyluğuna (dizinin üst kısmına) koyar, sonra (şehadet) parmağı ile

işaret ederdi.

§Aynı râviden başka tarikle gelen rivayette:

Rasûlullah namazda (teşehüdde) şehadet parmağı ile işaret ederdi, şeklinde nakledildi.

744/1614-Nümeyrb. Huzâî'den (RadıyaliahUanhy.

300

Sahih: Mtf.vn«/, 111/407. H.no:153Ü6; İkinci rivayet: 111/407. H.no:15304 (Ahmed b. Hanbel bu rivayeti hocası Abdurrahman b. Mehdî ve onun hocası Süfyân es-Sevrî kanalı ile aynı senedle nakleder. Abdıırrahınan b. Ebzâ'nın oğlunun ismi yerine künye ve nisbetini verir: Ebû Saîd el-Huzâî. Süfyân es-Sevrî'nin İkinci isnadda yer alması birinci rivayetin isnadının âli, ikincisinin ise nazil olduğunu gösterir); Heysemî Taberânî'nİn (biri mürsel, diğeri merfû olan) rivayetlerine yer verir. Bk. Mecma', 11/140.

Hadisin şâhidleri;

a-Nürneyr el-Hıızâî'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 744/1614. hadis.

b-Enesb. Mâlik'ten (Radıyallahü anh) şahidi İçin bk. 745/1615. hadis.

c-Abdu)lah b. Zübeyr'den (Radtyattahü anh) şahidi için bk. 722/1592

(teŞ

*jarrlazda oturduğu halde Rasûluliah'ı (Saiiaiiaha aleyhi ve seiiem) gördüm, dua ederken   şehadet parmağını hafifçe eğip301 sağ dirseğini unun (dizinin) üstüne koymuştu.

■JAO

745/1615- EneS b. Mâlik'ten (Radıyallahü anh):

Rasûlullah {Saiiaiiahü aleyhi ve seiiem) dua eden Sa'd'ın yanına uğradı, baktı ki o, (teşehhüdde) iki parmağı ile işaret ediyor: Şöyle dedi: ;'Ey Sa'd, tek parmakla/tevhidi işaret et!"

AÇIKLAMA

el-Ehad (j—j-SO Allah'ın isimlerindendir ve tek manasındadır. Peygamberimiz burada (-^-0 emri iie tevhide işaret et, demekledir. Bu da diğer hadislerde geçtiği gibi şehadel parmağı ile olur. 303

Sahih: Müsned, 111/471, H.no:15810; Benzer rivayet için bk. 111/471, H.no:15811; Ebû DâvÛd, Salât, 181, H.no:991; Nesât, Sehv, 36, H.no:1269; îbn Mâce, İkâme, 27, H.no:911.

Bennâ, hadisi İbn Huzeyme ve Beyhakî'ye de nisbet eder ve hadisin isnadının ceyyİd olduğunu söyler. Bennâ Bk.Bulûğu'I-emânî, IV/32.

Hadis hasen seviyesindedir, çünkü senedindeki Isâm b. Kudâme el-Becelî el-Kûfî ve Mâlik b. Nümeyr el-Huzâî makbul râvilerdir, fakat bir önceki rivayette zikredilen şâhidlerle sahih li ğayrihî seviyesine yükselir. Bennâ, age. IV/33

302

 Sened:

ı: Müsned, IH/183, H.no:12836; Sened itibariyle munkatı sayılan hadisin, hadisenin Kahramanı Sa'd b. Ebî Vakkas'tan (Radıyallahü anh) şahidi vardır ve bu rivayet sahihtir:

Efeû Davut/, Vitir. 23, H.no: 1499; Nesâî, Sehv. 37, H.no:1271. Ahmed b. Hanbel Enes'ten şu rivayeti de nakleder:

Bk. Müsned, 111/138. H.no;12347;

Ek: Ebû Hiireyre'den (Radıyallahü anh) şahidi:

.İjL__iLi

 Oİ «JJ1

,      ,     ^              , H/420, H.no:94()2: Benzer rivayet için bk. 11/520, Hİno: 10687; Tirmizî.

to *vat, 104, H.no:3557 (hasen-sahilvgarib); N^Ûf, Sehv, 37, H.no:1270 'önü'1-Esir, Nihaye, 1/27; Bennâ, age., İV/33

§Teşehhudde şehadet parmağının kaldırılması ile ilgili birçok hadis nakledildi-*AH b- Abdürrahmân'dan:

İbn Ömer'in yanında namaz kıldım ve namazda çakılları karıştırdım. Bana-

'Çakılları karıştırma. Zîra çakılların çevrilmesi şeytan işidir. Sen de in yaptığı gibi yap. Ben O'nun ne yaptığını gördüm' dedi. Ben:

'Rasulullah'm ne yaptığını gördün?' diye sordum.

Şöyle anlattı: 'Sağ ayağını dikti, soluna yatırdı. Sağ elini sağ uyluğu üzerine so! elini de sol uyluğu üzerine koydu. Şehadet parmağıyla da işaret etti.'

Bir diğer rivayette şöyle denmiştir: Baş parmağı takip eden parmağı ile kıble­ye işaret etti, nazarlarını da ona dikti."

*İbn Zübeyr'den: "Rasülullah (namazda oturur vaziyette iken), duâ edince, hareket ettirmeksizin parmağıyla işaret yapar, bu vaziyette duâ (teşehhüd) okurdu. Sol eliyle de sol uyluğunun üzerine dayanırdı."

Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: Gözü de işaretinden ayrılmazdı.305

*  Vâil b. Hucr'dan: Rasülullah sol ayağını yere yaydı, elini sol uyluğunun üzerine koydu, sağ ayağını da dikti.

Nesâî'nin bir rivayetinde: Kollarını, uyluklarının üzerine koydu. Şehadet parmağıyla işaret ederek duâ ediyordu (teşehhüdü okuyordu), şeklinde nakledildi.306

* Âsim b. Küleyb el-Şermî babası yoluyla dedesinden nakletti: 'Rasülullah'in  huzuruna girdim, o namaz kıkyordu. Sol elini sol uyluğunun

üzerine koymuş, sağ elini de sağ uyluğunun üzerine koymuştu. (Sağ elinin) parmak­lan hep yumuk, sadece işaret parmağı açıktı. Şöyle duâ ediyordu:

"Ey kalbleri döndüren Allah'ım, kalbimi dînin üzere sabit kıl."

ŞTeşehhüdde şehadet parmağı ile işarette farklı rivayetler olduğu için müctehid imamlar bu işaretin yeri ve şeklinde ihtilafa düştüler. Bu görüşler için bk. Müsned T re. 719/1589 nolu hadisin açıklaması.

ŞTeşehhiidde şehadet parmağı İle işaret, tevhidi göstermek içindir ve bu şey­tanın moralini çok bozar, onu zayıflatır. Bk. Müsned Trc. 722/1592,723/1593,724/1594 nolu hadisler ve açıklamaları.

* Namazda/Teşehhüdde Okunması Tavsiye Edilen Bazı Dualar

 

m Malik, Salât 48; Müslim, Mesâcid 114-116, (580); Ebü Dâvud, Salât 186, No: 987; Tirmizt,

Salât 220, No. 294; Nesâî, İftitah 189, No: 2. 237, Sehv 32-35, No: 3, 36-38

305 Ebü Dâvud, Salât 186, No: 988, 989,990; Nesâî, İftitah 189, No: 2. 237; Sehv 35, 39, No:3. 37, 39

m Tirmizî, Salât 218, No: 292; Nesâî, Sehv 30, No: 3, 35

307 Tirmizi. Daavâı 135. No: 3581

 

746/1616-Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk (RadıyaiiaM anh),20S

Rasûlullah'a:

'Bana namazda okuyacağım/kendisiyle yalvaracağım bir dua öğret' («evince Rasûîullah (Saiiaitaha aleyhi ve setiem) şöyle buyurdu:

"De ki: Allahümme zalemtü nefsî zulmen kesîran (Bir rivayette; ke-biran), velâ yağfiru'z-zünûbe illâ ente, fağfirlî mağfiraten min ındike ve'r-hamnî. inneke  Ente'l-gafûru'r-rahîrn."

NOT: Duanın tercemesi:

"Altahım! Ben kendime çok zulmettim, günahı ancak sen affedersin, katından bir mağfiret ile beni affet ve bana merhamet et. Şüphesiz sen affeden ve bağış­layansın."

747/1617-EbûMictez'den:

309

 

Sahih- Mı"  '   ıı     '                           ~"  ' "'  ^' ^ "^ ^                 "         J  ^~    ^ ^T~

17' Tevlr^ri             4" H"no:8; Benzer rivayet için bk. 1/7, H.no:28; Buhârî, Ezan, 149; Deavât,

59' H n   Tİ«; Af«s/'m' 2ikir' 48^ Tînnizf, Deavât, 96, H.no:353I (hasen-garib); V«stf. Sehv, lQ(;    -no: 1300; Ibn Mâce, Duâ, 2, H.no:3835. Sened: Liii   i-, ., ■.■-•,-■

rVnio     WBed- IV/264, H.no:18241; Benzer rivayet için bk. IV/264, H.no:18239-18240;

rV/3|ö  u   ^                                               y      ç     bk.      /264, H.no:1823918240;

Kilo-7Qfi  M°:1581; 'V/32İ- H-I1O:I8796- Tayâîisî, s.90, H.no:650; Ebû Dâvûd, Salât, 124, no:796: Nesâî, Sehv, 62, H.no: 1303:

Ammar (b. Yasir) (Radıyallahü anh) bize namaz kıldırdı, namazı kısa tun Yaptığını yadırgadılar. Bunun üzerine Ammar şöyle dedi: 'Rükû ve secdeleri tanı yapmadım mı'T Onlar: 'Bilakis, (tam yaptın)1 deyince Ammar sözüne şöyle devam etti: 'Ben bu namazda Rasûlullah'ın (Sailaitahu aleyhi ve seiiem) yaptığı bir dua\>

da yaptım: O da şudur:

Allabümme bi ılmike'l-ğaybe ve kudratike ale'i-halkı ahyinî mâ alimte'l-hayate hayran lî ve teveffenî İzâ kaneti'l-vefâtü hayran il Es'eiüke haşyeteke fi'l-ğaybi ve'ş-şehâdeti ve kelimete'l-hakkı fi'i-gadabı ve'r-rıdğ ve'hkasde fi'l-fakri ve'i-ğınâ ve lezzete'n-nazah ilâ vechike ve'ş-şevka m likâike ve eûzü bike min darrâe mudırratin ve min fîtnetin mudılletin. Allahümme! Zeyyinnâ bi ziyneti'i-iman ve'c-ainâ hüdâten mehdiyyîn.'

AÇLIKLAMA

Farz namazlarda ve Özellikle önemli işleri olduğunda Rasûlüllah ve bazı sa-habiler namazı kısa tutarlar ve uzatmazlardı. Bu rivayette de Ammar b. Yasir namazı kısa tutuyor, ancak cemaat tarafından yadırganınca namazın tadil-i erkânına uyduğu­nu belirtiyor ve Rasûlullah'ın öğrettiği bir duayı da namazda okuduğunu söylüyor­du. Bununla sanki Ammar b. Yasir hem onlara Rasûlullah'ın bir duasını öğretmek, hem de kendisinin sahabi olması nedeniyle namaz konusunu onlardan daha iyi bildiğini hatırlatmak istiyordu. §Duanın tercemesi:

"Allahim! Senin gayb bilgin ve yamuklar üzerindeki kudretin nedeniyle sen­den şunu istiyorum: Benîm için haytın havırlı olduğunu takdir etmişsen beni yaşat, eğer benim için ölüm daha hayırlıysa beni vefat ettir. Gayb ve şehadei aleminde saygınlığım idrak etmeyi/korkmayı, rıza ve gaz.ab halinde hak sözü söylemeyi, fakir­lik ve zenginlik durumlarında orta halli olmayı, senin zat-ı şerifine bakma z.evkini, sana kavuşma iştiyakını bana nasib etmeni senden isterim. Zarar veren sıkıntıdan ve saptıran fitneden sana sığınıyorum. Allahım! Beni iman lineti ile süsle, ve bizi hidayete eren rehberler kıl."

§Bu rivayetten Allah'ın kemal sıfatları ile tevessül etmenin caiz olduğu anla­şılmaktadır. Ölümü temenni etmek aslında yasaklanmıştır, yapılması gereken en hayırlısını istemektir.310

Enes b. Mâlik'ten (Radıyallahü anh):

Resûlullah şöyle buyurdu:

/Ve^âf, Sehv, 62, H.no:1304; Münzirî, Tergîfc, 1/201-202.

Ayrıca BbuM-Yeser Ka'b b. Amr b. Abbâd es-Selemî el-Hazrecî el-Ensârîden [Radıyallahü anh) şahidi için bk. 74/944. hadis. 3l0Bennâ, age., IV/36

■■q-zden  kimse,  gördüğü bir zarar sebebiyle ölümü temenni etmesin.  Böyle > temenni   etmek  zorunda   kalırsa   şöyle  desin^Rabbim,   benim   için   hayat  şeV'           i yaşat   ölüm hayırlı ise benim canımı al!"5"

çayırlı

 

> temenni

 V'     beni yaşat, ölüm hayırlı ise benim canımı

rar veren sıkıntı şeklinde burada sıkıntı kayıtlandı, çünkü sıkıntının tatlı  olanı da vardır. Ayrıca .saptıran fitne, şeklinde fitneye de bir kayıt geti- fitne bir imtihandır ve insan bununla bazen hidayete erebilir.312

748/1618-Zâdân, Hz. Peygamber'in Ensardan olan bir sahabisinden

(Radıyallahü anh) nakletti:'

{Râvİ Şu'be ya da Ensardan olan bu sahabi) Hz. Peygamber'in (Saitaiiahn aleyh; ve seiiem) namazda yüz kere şöyle dua ettiğini duydu:

"Rabbi'ğfirlî (Şu'be dedi ki: ...ya da Allahümme'ğfirlî) ve tüb aleyye, İnneke ente't-tevvabü'l-ğafûr."

311 Buharl Merdâ 19, Da'avat 30; Müslim, Zikr 10, (2680); Tirmizî, Cenâiz 3, No: 971; Ebû Davud, Cenâiz 13, No: 3108, 3109; Nesâî, Cenâiz 1, No: 4, 3 "' Bennâ, age., IV/36

jC~j y JU*   -jt j'"f~    j- A_*-İ ÜjJj-   f*>- y -lt^ ÛjJj

Sahih: Müsned, V/371, H,no:23043; Heysemî, hadisi Ahmed b. Hanbel'in naklettiğini, râvile-sahih hadis ricali olduklarını belirtir. Bk. Mecma', X/l 10. İbn Ömer'den (Radıyallahü anhüma) bu duanın şahidi:

;'JS y'\ ,-j- J~iÎJ) y} jf J~aİ)l y) ^'^~ ^t J ür*J* ö* *^ ljJ*" -^ ^ J^' ^"^ V «L- «^. idi ji ^ ı jjîijl Lji^ii CjÎ İLfl J* LJj j >tl ^IJl ; JÛİ jJL) ^ dil ^C» *1H Jj^j ■-■ I

Bk. Müsned, 11/84, H.no:5564; Benzer rivayet için bk. 11/21, H.no:4726;_ Yjtir, 26, H.no:1516;   r/nnızf, Deavât, 38, H.no:3434 ( ^i ^ rtj 4i- Jiı J^ «îlı J^'; ^ oıT ^ oi ^ > ^ w, ^ı>) (hasen-sahih-garib); İbn Mâce, Edeb, 57, H.no:3814; Taberânî, el-

Üu'cemü'l-evsat, VI/231, H.no:6267. ,    a _ Ebû Bürde'nin (Radıyallahü anh) naklettiği muhacir bir sahâbİden şahidi de şöyledir:

f* ^ J^: j« jıi x, 4i '  *                                                  ......"" ' "' A'

 

 

 iî cJü («>

Bk. Müsned, IV/261, H.no: 18209; Diğer rivayet için bk. IV/261, H.no: 18210

NOT: Duanın tercemesi:

"Rabbim beni bağışla, tövbemi kabul et, şüphesiz sen tövbeleri  kabul eden Ve

bağışlayansın.1

749/1619-Ebu's-Selîl'den:3'4

Nümeyr oğullarından bir yaşlı kadın, Hz. Peygamber'ın (Saiiaiiakü aieyhı ve setlem) yüzü Beytullah'a dönük olarak insanlara namaz kıldırırken şöyle dediğini duydu ve ezberledi:

"Rabbi'ğfirlî hatâyaye ve cehlî."

NOT: Duanın tercemesi:

"Rabbim benim hatalarımı ve cehaletimi bağışla."

750/1620-Muâz b. Cebel (Radıyailahüanh) anlattı:

315

Sahih: Müsned, V/270, H.no:22225; Benzer rivayet için bk. IV/56, H.no:16508 (Bu rivayette namazın hicretten önce Ebtah'ta kılındığı belirtilmektedir ve duada "^-J*1 ilavesi vardır); Hadisin sahâbîsinin müphem olması rivayetin senedine zarar vermez. Bennâ hadisin isnadının ceyyid olduğunu söyler. Bk.Bülûğu'1-emânî, IV/37.

'ıs Sened: f^cuiı j> ; jJJjı J^-'^ ■&■ $ &*- <r^ 'J. ~^£ t^~ ~°j*~ ^'-^ f-=^ y) ^Âi- ^1 :Jş&~ *üı xfr ı^jj-Sahih: Müsned, V/247, H.no:22025; Bu   rivayet müselsel hadisler arasında zikredilir. Müsned'in diğer rivayeti bu silsileye işaret eder. Bk. 774/1644. hadis. (Bk. V/244-245, H.no:22018). Ebû Dâvûd, Vitir, 26, H.no:I522; Nesâl Sehv, 60, H.no:1301.

Ebû Hüreyre'den (Radiyallahu anh) şahidi için bk.775/1645. hadis.

Şeddâd b. Evs'ten (Radıyaliahü anh) şahidi için bk. 779/1649. hadis.

Ayrıca bk. 774/1644. hadis.

yet ederim:

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) benimle karşılaştığında şöyle dedi:

"Ey Muâz! Ben seni kesinlikle seviyorum." Ben:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Vallahi ben de seni seviyorum' deyince o şöyle

"O zaman her namazda şu kelimeleri okumanı316 sana tavsiye/vasi-

erim:

Allahümme eınnî alâ zikrike ve şükrike ve husni ibâdetik."

NOT: Duanın tercemesi:

"Allahım! Seni zikretme, sana şükretme ve sana güzelce ibadet etme konusunda bana yardımcı ol."

§Bu rivayette Hz. Peygamber'ın insani davranışlarından bir bölüm göze çarp­maktadır. O, sevdiği insana sevgisini ifade eden, aradaki muhabbetin artmasını iste­yen ve ona mutlaka bir iyilikte bulunma çabasında olan bir insandı.

Zikir, şükür ve güzel ibadet üçgeni üe bu tavsiye dünya ve âhiret hayrını için­de toplamakta, her konuda olduğu gibi bu konuda da mutlaka Allah'tan yardım is­tenmesi gerektiğini bize öğretmektedir.

i Ih

old

Metindeki

lafız manası;   ...okuyacağın kelimeleri tavsiye ediyorum, şeklinde halde doğru anlaşılması İçin yukarıdaki şekilde terceme edildi.

0)-SELÂM İLE NAMAZDAN ÇIKIŞ

    Namazda Selâmın Keyfiyeti ve Lafzı

    Selâmı Uzatmamak Gerekir, El ile İşaret Edip Selâm Vermek Mekruhtur

    Selâm Vermenin Farziyeti ve Tek Selâmın Farziyet İçin Yeterliliği

    İmam Olan Kişinin Farz Namazdan Sonra Bir Miktar Beklemesi, Sağdan ya da Soldan Cemaate Doğru Dönmenin Cevazı

    Selâmdan Sonra İmamın Cemaate Dönmesi, Sahabenin Rasûlullah ile Teberrükü

    Namazdan Sonra Kadınların Çıkması İçin İmam ile Erkek Cemaatin Bir Müddet Beklemesi, Farz ve Nafile Namaz Arasında Çıkmak, Konuşmak ya da Yer Değiştirmek ile Fasıla Vermenin Önemi

O)-SELAM İLE NAMAZDAN ÇIKIŞ

Tekbir ile namaza başlayan bir insan selâm ile namazdan çıkar. Bir başka deyişle tekbir ile ibadete başlanmış olup konuşma, yeme ve içme gibi birçok dünyevi mubahlar ibadet sonuna kadar yasaklanmıştır. Bu sürede kişi sadece ibadetle meşgul olmak zorundadır. İbadeti bitirdiğinde İse selâm ile ibadetini tamamlar, sonlandınr. Artık bundan sonra her türlü mubah kendisineyeniden serbest bırakılmış ve eski serbestlik geri gelmiştir. Bütün bunları biz Rasûlullah'ın hayatından öğreniyoruz. Aşağıda sahabenin Rasûhtllah 'tan gördükleri ve duydukları konular nakledilmiştir.

* Namazda Selâmın Keyfiyeti ve Lafzı

751/1621-Abdullah b. Mes'ûd'dan (Radıyallahü anhy.

317

Sened: slüij j}Lüı __* >'£M _j jÜ-^Ji -4* \* juO Jî jx

Sahih: Müsned, 1/386, H.no:3660; İkinci rivayet için bk. 1/465. H.no:4432; Benzer rivayet için bk. 1/414, H.no:3933; Bazı rivayetlerde (-—ü> ■*—^-~;i'S&. \\L& J)ıîii/,)'<£&■ f£jı) ziyadesi de vardır: 1/448, H.no:4280: 1/444, H.no:4241; 1/438. H.no:4172; 1/426-427, H.no:4055; f/409. H.no;3887-3888; 1/408, H.no:3879; 1/406, H.no:3849; 1/394, H.no:3736; 1/390, H.no:3699; Ebû Yûsuf, Kitâbü'l-Âsâr, s.56, H.no:280; Müslim, Mesâcid, 22; Ebû Dâvûd, Salât, 184, H.no:996; Nesâî, Tatbik, 83, H.no: 1140; Sehv, 70-71, H.no:1317, 1320-1323; İbn Mâce, İkâme, 28, H.no:914.

İbn Mes'ûd'dan (Radıyaltahü anh) nakledilen diğer rivayet için bk. 558/1428, 608/1478 ve 752/1622. hadisler.

Hadisin şâhidleri:

a-Sa'd b. Ebî Vakkas'tan (Radıyallahil anh) şahidi için bk.754/1624. hadis.

b-Sehl b. Sa'd el-Ensârî'den (Radıyallahü anh) şahidi İçin bk. 755/1625. hadis.

c-Adiy b. Amîra'dan (Radtyallahü anh) şahidi için bk. 757/1627. hadis.

d-Ammâr b. Yâsir'den (Radıyallahü anhüma) şahidi uiı C^'jj 'ç£& fıLjı ,%l 'j>ç ts'j. J*- »jd 'J-') *i*4 'J* '{£4 '<£■') 4* <w JL> aI)ı jp; jir jıi ^u' J jCi- 'Je

jjı C^jj '^âi. 'fiLü

İbnMâce, İkâme, 28, H.no:916.

e-Vâil b. Hucr'den (Radtyaltahü anh) şahidi için bk. 756/1626. hadis.

f-Ebû Rimse'den (Radıyallahü anh) şahidi

Bizzat ben gördüm, Rasûlullah (Satiaiiaku aleyhi ve seiiem) namazda her eği-- doğrulusunda, ayağa kalkışında, oturuşunda tekbir getiriyor ve yanak-ın' beyazı (arkadan) görülecek derecede başını sağına ve soluna çevirip la"n   veriyordu. Hz. Ebû Bekir ve Ömer'in de böyle yaptıklarını gördüm.

§Aynı râviden ikinci tarikle gelen rivayet:

Rasûlullah'ın ısaiicıihhü aleyhi ve seiu-m) sol tarafına selâm verirken başını . vırdiğinde (görülen) yanağının beyazını şu an müşahede eder gibiyim.

-îıo

752/1622- Abdullah b. Mes'ûd'dan (Radıyallahüanh):

Şu bana unutturulan şeylerden değildi:

Rasûlullah 'es-Selâmü aleyküm ve rahmetullah\ 'es-Selâmü aleyküm ve rahmetullalı diye yanağının beyazlığı görülecek şekilde (başını) sağına ve soluna (çevirerek) selâm verirdi.

Ebû Dâvûd, Salât, 188, H.no:1007.

g-İbn Ömer'den (Radıyallahü anhüma) şahidi için bk. 753/1623. hadis.

h-Bİr a'râbiden:

Bk. Müsned, V/59-60, H.no:20476-20477.

i-Câbir b. Semure'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 759/1629. hadis. j-Ebû Mâlik el-Eş'arî'den (RadıyallaKü anh) şahidi için bk. 610-611/1480-1481. hadisler. k-Câbir b. Abdullah'tan (Radıyallahü anh) şahidi için bk. Müsned, 111/294-295, H.no: •4071. Ayrıca bk. 662-665/1532-1535. hadisler.

I-Enes'ten (Radıyallahü anh) şahidi için bk. Müsned, III/172, H.no: 12694.

Sahih: Müsned, 1/390, H.no:3702; Hadisin diğer rivayetleri ve şâhidleri için bk. 751/1621. hadis.

753/1623-Vâsi' b. Habbân,"9

Rasûlullah'ın (Sallaliaha aleyhi ve seltem) namazım Abdullah b. Ömer'e {Radıyallahü anhüma) sordu. O da şöyle anlattı:

'Her eğildiğinde ve kalktığında 'Allahü Ekhef derdi, sonra sağına se­lâm verdiğinde Les-Selcunü aleyküm ve rahmelııllafr ve soluna selâm verdi­ğinde de 'esSelâmü aleyküm ve Rahmetullah' derdi.'

754/1624-Sa'd b. Mâlik'ten (Radıyaüahu anh):' J*

Rasûlullah32' (Saiiaiiaha aleyhi ve seiiem) yanağının beyazı görülecek kadar sağma selâm verir ve yanağının beyazı görülecek kadar soluna selâm verirdi (başını döndürürdü).

 

Senedi A-"ij '^j- 'jf- j'Çr- j>, ju ^ j^-tj j- i_ff^i j>, jj*^ L^/^11 *!-•.

Sahih: Müsned, 11/152, H.no:6397; Benzer rivayet için bk. 11/71-72, H.no:5402:

 ■-*

r, Sehv. 71, H.no: 1322-1323; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübro, 11/178. Ebû Uür&yre'den (Radı yal lahit anh) şahidi için bk.558/1428 ve 654/1524, hadisler. İbn Mes'ûd (Radıyatlahüanh) rivayeti ve şâhidleri için bk.751/1621. hadis.

Sened:  j—! ^ü—Lı C'lû- juw Jı Jıi jiiJ

Sahih: Müsned, 1/172, H.no:i484; Benzer rivayetler için bk. 1/180-181, H.no:1564 (Bu riva­yetin senedinde zayıf olan Mus'ab b. Sabit bulunmaktadır); 1/186, H.no:l619 (Bu rivayetin senedinde ise zayıf olan Ebû Mi'şar Nüceyh b. Abdurrahman es-Sindî bulunmaktadır); Müslim, Mesâcid, 119; Nesâî, Sehv, 68, H.no:13I4-1315; İbn Mâce, İkâme, 28, H.no:915; Dârimi, Salât, 87, H.no: 1352.

İbn Mes'ûd (RadıyallahU anh) rivayeti ve şâhidleri için bk.751/1621. hadis. Metindeki ek: Ahmed b. Hanbel'in şeyhlerinden Ebû Said'den gelen rivayette ise; (gör­düm ki Rasûlullah...selâm veriyordu) şeklinde geçmektedir.

T^/1625-Sehl b. Sa'd el-Ensarî'den (Rad,yaiiahuanhy: Uasû ullah iSaiiaiiah, aleyhi « ,^> namazda (sonunda) yanaklarının be-rülecek kadar sağına ve soluna selâm verirdi (başını dondururdu).

756/1626-Vâİl b. Hucr'dan {Radtyallahü anh)'?73

Hz. Peygamber (Satiaüahu aleyhi ve seiiem) (namaz sonunda) sağına ve solu s™ vprirrii fbasını döndürürdü).

na selâm verirdi (başını döndürürdü).

757/1627-Adî b. Amîra'dan (RadıyaliahUanh):

Sahih: Müsned'V!33S\ H.no: 22762; Hadisin senedinde İbn Lehîa bulunmaktadır. Bu râvî de

ilgili geniş bilgi için bk.22/64. hadis. Sehl b. Sa'd el-Ensârî (Radıyallahü anh) de bu hadis, ibn Mes'ûd (Radtyallahü anh) aracılığı ile nakletmiş olabilir. Bunun delil, ise şu rivayettir:

Mümed, 11/414, H.no: 3933;

îbn Mes'ûd fRadıyallahü anh) rivayeti ve şâhidleri için bk.75 1/1621. hadis. 111 Sened: ^3 J JJ~ > _C^ J Cİ. > Jıİ- ûLi^ ^ı J *1J' -^ ^ Â^ ^1*-

Sahih: M«W,' IV/317,'H.no:18759; Benzer rivayetler için bk. İV/316, H.no:18755; İV/317. H.no: 18763; Ebû DâvÛd, Salât, 184, H.no:997; Dârimi, Salât, 42, H.no:1256......

4 Sened:

Ebû Dâvûd, Salât, 168, H.no:933;

İbn Mes'ûd (RadıyallahU anh) rivayeti ve şâhidleri için bk.751/1621. hadis.

Ayrıca 474-475/1344-1345. hadislere bk.                                          ,

Sahih: Müsned, IV/193, H.no: 17656;

İbn Mes'ûd (Radıyallahü anh) rivayeti ve şâhidleri için bk.751/1621. hadis.

Ş

Hz. Peygamber (Saiiaiiahu aleyhi ve setiem) secde yaparken (kollarım övf açardı ki) koltuk altının beyazı görülürdü. Sonra yüzünü yanağının bev   I görülecek kadar sağına döndürerek selâm verir, ardından yüzünü yanağın l beyazı görülecek kadar soluna döndürerek selâm verirdi.

AÇIKLAMA

Bu babdaki hadisler namazdan çıkarken selam vermenin meşruiyetini gerekliliğini göstermektedir.

Hanefi, Şafiî, Harbeli mezhebine, ayrıca Ebû Sevr, Davud b. Aii ve Ebû Cafer et-Taberfye göre her iki tarafa da seiâm verilir, önce sağdan başlanır. Malikî mezhe­bine göre ise münferit kılan sadece sağına selâm verir, cemaatle kılan sağına ve soluna selâm verir, sonra imamın selâmına karşılık seiâm verir. Bu mezhebteki bir görüşe göre ise sağına seiâm verir, sonra İmamın selâmına karşılık selâm veriri25

Selâm verildiğinde bazı alimlere göre tek yanağın, bazılarına göre ise iki ya­nağın da görülmesi müstehabdır.

Selâmın 'es-Selâmü aleyküm ve rahmetullaK lafzı ile olması gerekir. Ancak Ebû Davud rivayetinde 've berakâtühü^26 lafzı eklenmiştir.

İmamın ilk selâm ile sağındaki meleklere, Müslüman cinlere ve insanlara, sonra sola selâm verirken de yine onlara niyet etmesi müstehabdır. Hz. Ali'den ge­len bir rivayette:

...RasûMlah'ın irukarrebûn meleklerine, peygamberlere ve onlara tabi olan mümin ve Müslümanlara selâm verdiği, nakledildi.327

Ayrıca Ebû Davud'daki bir hadiste:

"...sonra imamınıza ve kendinize selam verin"328 buyurulmuştur.

* Selâmı Uzatmamak Gerekir, El ile İşaret Edip Selâm Vermek Mekruhtur

 

758/1628-Ebû Hıtreyre'den (Radıyaiiuhuanhy.

329

"5

 İbn Abdilber, Temhid, X7206; İbn Nüceym. el-Bahru'r-Râik, 1/318; İbn Müflih, Mühdi'. 1/469; Azimâbâdi, Avnül-Mn'bûd, 111/211 ^* Ebü Dâvud, Salât 189. N< i 997

Ahmed b. Hanbel, 1/85. 16); Timizi, Salat. 318, No. 429. Salat, 419. No: 598 (Hasen); Nesâi. Es-süııenü'l-kübru, 1/147, Ne 339 m Ebü Dâvud, Salât 182. Ne: 875

" Sened:

Sahih: Müsned, 11/532, H.nc:10829; Ebû Dâvûd, Salât, 186, H.no:1004; Tirmizî, Salât, 107, H.no:297 (hasen-sahih).

(Satlalfolıti aleyhi ve selle m) dedî ki:

RaS

"Selâmı uzatmamak330 sünnettir."

.331

759/1629-Câbir b. Semüra'dan (Radıyaitahuanhy: Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve sellem) ile namaz kılarken sağa ve sola elle­rimizle 'es-Selâmü aîeyküm' diye selâm verdik/işaret ettik. Bunun üzerine

Rasûlullah şöyle dedi:

"Bu insanlara ne oluyor, hırçın atların332 kuyrukları gibi ellerini oyna­tıyorlar, onlardan (her) biri namazlarında sakin olsun,333 elini uylukları­nın/dizlerinin üzerine koysun, sonra sağındaki ve solundaki arkadaşına se­lâm versin."

* Selâm Vermenin Farziyeti ve Tek Selâmın Farziyet İçin Yeterliliği

Bu mana için bk.Bennâ, age., IV/42 Sened: Çö -Jı Jjı .Cİ '■> X^ u iî 1 ü Cj

Sahih: Müsned, V/88, H.no:20702; Mükerrer için bk. V/86, H.no:20685; Benzer rivayetler

"Ç'n bk. V/101, H.no:20854. 20860: V/93, H.no:20764-20765; V/102, H.no:20868; V/107,

8-no:20925-20926; Müslim, Salât, 119-120; K>« Dâvud, Salât, 93, 163, 184, H.no:661, 912,

998, 1000; Edeb, 14, H.no:4823; Nesâî, İmame, 28, H.no:814, Sehv, 5, H.no:1182-1183;/&«

»&*, İkâme, 50, H.no:992.

33,        İbn Mes'ûd (Radıyallahü anh) rivayeti veşâhİdieri için bk.751/1621. hadis.

^ Bk. Ibnü'1-Esir, MVîûve. 11/57!

Ahmed b. Hanbel'den gelen diğer rivayette (S^ ^ ^) .sizden (her) biri namazında sakin olm yo, şeklinde (Bk. 5/86) ve Nesâi'den de (nun j ı>5Lj) namazınızda sakin olun şeklinde (Bk. No: 557) nakledildiği için yukarıdaki hadis bu rivayetlere uygun terceme edildi.

760/1630-Hz. Ali'den (Radıyallahü anh)\n4 RaSUİUİlah (Sallallahü aleyhi ve sellem) dedi ki:

"Namazın anahtarı temizlik (abdest), (namazda dünyevî) yasaklar, başlangıcı tekbir almak ve yasakların sona ermesi de selâm iledir.335"

Sahih: Müsned, 1/123, H.no: 1006; Benzer rivayet için bk. 1/129, H.no:1072; Ebû Dâvûd, Taharet, 31, H.no:61; Salât, 73, H.no:618; 7Yrratf, Taharet, 3, H.no:3; Dâranf, Vudû', 22, H.no: 693; İbn Mâce, Taharet, 3, H.no:275; Dârekutnî, 1/360, 379; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 11/15, 173, 253, 379; Suyûtî, hadisin hasen olduğunu belirtir. Bk.el-Câmiu's-sağîr, H.no:8193. Ayrıca 181/489 ve 483/1353. hadislere bk.

Hadisin şâhidlerİ:

a-Câbir'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 181/489 ve 24/894. hadisler.

b-Ebû Saîd'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk. Tirmizî, Salât, 62, H.no:238 (hasen); îbn Mâce, Taharet, 3, H.no:276; Dârekutnî, 1/359, 365; Hâkim, 1/223-224, H.no:457 (Hâkim, Müslim'in şartına/râvisine göre sahih olduğunu söylemiş, Zehebî de onaylamıştır); Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 11/379-380;

c-İbn Abbas'tan (Radıyallahü anhüma) şahidi için bk. Heysemî hadisin Taberânî tarafından nakledildiğini, senedinin zayıf olduğunu belirtir. Bk. Mecma', 11/104

d-Abdullah b. Zeyd'den {Radıyallahü anh) şahidi için bk. Heysemî hadisin Taberânî tarafından nakledildiğini, senedinin zayıf olduğunu belirtir. Bk. Mecmu', 11/104

e-İbn Mes'ûd'dan (Radıyallahüanh) şahidi için bk. Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 11/15. Lafız olarak, "Yasakları başlatan tekbirdir ve yasağı sona erdiren selâmdır" şeklindedir.

ile Namazdan Çıkış    __   ....._________________________________      135

___—-

761/1631-Zürâre b. Evfâ'dan:3"16

Hz Âişe'ye (Radıyathha anhai Rasûlullah'ın gece namazı sorulunca şöyle

'Rasûlullah (Saitaiiaha aleyhi ve letiem) yatsı namazını (farzını) kıldıktan iki rekât daha kılar ve yatar uyurdu. Uyandığında yanında ağzı kapalı S°m   ) abdest suyu ve ağzını fırçaladığı misvağı bulunurdu. Abdestini alır, kaP   ^ikıp sekiz rekât namaz kılardı. Namazında Fatiha ve dilediği kadar 011   ivâyette: Allah'ın dilediği kadar) Kur'ân okurdu. Sadece sekizinci rekâtta teşehhüd okur ve selâm vermeksizin tekrar ayağa kalkardı. Bir rekât H-ha kılar ve oturur, teşehhüd okurdu. Sonra bizi uyandırmak için sesini •kselterek 'es-Selâmü aleykürrf diye tek selâm verirdi. Sonra oturduğu hal­le tekrar tekbir alır {namaza başlar), Kur'ân okur, oturduğu halde iki rekât daha kılardı. Böylece namazı on bir rekâta ulaşırdı.

Rasûlullah hafif şişmanlayıp vücudu ağırlaştığında dokuz rekât yerine yedi rekât kılmaya başladı. Oturma durumu öncekinde olduğu gibiydi. Sonra oturarak iki rekât daha namaz kılardı. İşte Rasûlullah'ın ruhunu teslim edinceye kadar kıldığı (gece) namazı böyleydi.'

§Behz b. Hakim'İn Zürâre b. Evfâ yoluyla Sa'd b. Hişam'dan nakletti­ği diğer rivayet:

Müminlerin annesi Hz. Aişe'ye 'Rasûlullah'ın gece namazı nasıldı?' diye sorduğumda şöyle dedi:

'Rasûlullah ıSailaiiahu aleyhi ve seitem) yatsıyı kılardı.. .(hadisin kalanını yuka­rıdaki gibi zikretti.) Sonra bizi uyandırmak istercesine, bilakis uyandıracak şekilde sesini yükselterek ayakta iki rekât (sabahın sünelini) kılardı. Sonra bize işittirecek şekilde dua ederdi. Sonra sesini yükselterek selam verirdi.'

AÇIKLAMA

Hz. Peygamber'e gece teheccüd namazı kılmak vacipti ve ömrünün sonuna kadar teheccüde devam etmişti. Teheccüdden sonra da vitir namazını kılardı. Vitir namazım bir rekât kıldığında tek rekâtlık namaz olmadığı için onu desteklemek babından iki rekât daha kılardı. Teheccüd ve vitir namazları ile ilgili Rasûlullah'ın uygulaması ve konunun müctehidler tarafından tahlili kendi Özel bölümlerinde

-136 e       -i       •■   •-                                 «•

SaMh: Mümed, VI/236, H.no:25865-25866; Benzer rivayetler için bk. VI/258, H.no: 26097; ' 109' H-no:24658; VI/94-95, H.no:24517; VI/53-54, H.no:24i50; VI/109, H.no:24656; mislim, MüsâfırÛn, 139-141; EbÛ DâvÛd, Tatavvu', 26. H.no: 1342, 1346; TirmizU Salât, 210, yı'n,°'" ^(Tirmizî diyor ki: "Hadis, hasen-sahihtir. Senedde yer alan Sa'd b. Hişâm, saha-.    en Hışâm b. Âmir'in oğludur. Scneddekİ Zürâre b. Evfa ise Basra kadısıdır. Benû Kuşeyr'e amlık yapıyordu. Bir gün sabah namazında (V—-* f'j~: -^> '^ jM ,/ >' Iji0 âyetini okurken uşerek öldü. O gün onu evine taşıyanlar arasında ben de vardım"); Nesâî, Sehv, 67. ■ııO:13l3;Kıyâm,2,64,H.no:I313, 1599, 1789; Dârimî, Salât, 165, H.no: 1483. Ayrıca 219/1089 ve 477/1347. hadislere bk.

ıju                                                                                           jcicjım  ut ııoıııciiucll I  Likit;

gelecektir. Burada sadece tek selâmın yeterliliğini göstermek için Bennâ tarafından söz konusu hadis zikredilmiştir.

§Tek selâmın meşruiyeti bu gibi hadislerden, ayrıca Hz. Âişe, İbn Ömer Enes b. Malik, Seleme b. Ekva' gibi sahabiler yanında tabiun ve etba'dan Hasarn Basrî, îbn Sirin, Ömer b. Abdülaziz ve Evzâî gibi alimlerin görüşlerinden alın­mıştır.337 Ancak bu konuda ihtiyatlı olmak ve icma' ile kabul edilen, Rasûlullah'ın sürekli yaptığı, tavsiye ettiği iki tarafa selâm vermek görüşü ile amel etmek gerekir

ŞHanefi , Şafiî, Hanbeli mezhebine, ayrıca Ebû Sevr, Davud b. Ali ve Ebû Cafer et-Taberî'ye göre her iki tarafa da selâm verilir, Önce sağdan başlanır. Malikî mezhebine göre ise münferit kılan sadece sağına selâm verir, cemaatle kılan sağına ve soluna selâm verir, sonra imamın selâmına karşılık selâm verir, bu mezhedeki bir görüşe göre ise sağına selâm verir, sonra imamın selâmına karşılık selâm verir."8

* İmam Olan Kişinin Farz Namazdan Sonra  . Bir Miktar Beklemesi, Sağdan ya da Soldan Cemaate Doğru Dönmenin Cevazı

762/1632- Müminlerin annesi Hz. Âişe 'den (Radıyatlahü anhay.  '

Hz. Peygamber (Saiiaiiaha aleyhi ve sethm) (farz) namazından sonra ancak şunu söyleyecek kadar otururdu:

"Allahümme Ente's-selâmü ve minke's-selâm, tebârakte ya ze'l-celâli ve'l-İkrâm."

337 Bennâ, age., 03/45

338  İbn Abdilber, Temhid, XI/206; İbn Nüceym, el-Bahru'r-Râik, 1/318; İbn Müflih, Mübdi',

1/469; Azimâbâdi, Avnü'l-Ma'bûd, 111/211

339 Sened: lı? J> y> 3>öı jU& tT^Î Ja ü>jji* 'J \y_ n&-

Sahih: Müsned, VI/235, H.no:25855; Benzer rivayetler için bk. VI/184, H.no:25383 ( J^ oır alU_J 'y ^C öı); VI/62, H.no:24219; Müslim, Mesâcid, 136; Ebû Dâvûd, Vitir, 25, H.no:15l2;

Tirmizî, Salât, 108, H.no:298 (Tirmİzî bu konuda Sevban, İbn Ömer, İbn Abbas, Ebû Saîd, Ebû Hüreyre ve Muğîre b. Şu'be'den (Radıyallahü anhüm) de rivayetlerin nakledildiğini, Hz. Âişe (Radıyallahü anha) hadisinin İse hasen-sahih olduğunu ifade ederek namazın peşinden okunan şu iki mervî duaya da yer verir: " j> j* 'jÂ'} o^'j ~W xJJi »İj iiO il % il_> ü Jiî-j iuı Uj «Jj u

 il!

 JsL« I3j .^4^' liJ ajL

 *—û j-iJij ûsLJ^'^1 "); Ateröf, Sehv, 82, H.no:1336; An Mâce, İkâme, 32, H.no:924; i, Salât, 82, H.no:1352.

Hz.  Aişe'den (Radımüahü anha) nakledilen bu rivayet tekrar zikredilecektir.  Bk. 790/1660. hadis

Sevban'dan (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 786/1656. hadis.

5elâm üe N_amaz_da_n_gkış_________________________________^^_________        137

 

NO: Duanın tercemesi:

-Allahım! Sen selâmsın,  selâm senden gelir.  Ey celâl ve ikram sahibi,  sen mübareksin."

763/1633-Esved b. Yezid en-Nehâî'den:34ü

Sahih: Müsned, 1/459, H.no:4383; Diğer lafızla gelen rivayet: 1/459, H.no:4384; İkinci rivayet: W83, H.no:363I; Benzer rivayetler için bk. 1/408, H.no:3872; 1/429, H.no:4084; 1/464, H.no: 4426; 1/460-461, H.no:4397 (Ebû İshâk es-Sebîî, Alkame'den işitmediğini açıkça söylediği için inkıta sebebiyle bu rivayet zayıftır. Heysemî ise Ahmed b. Hanbel'in senedindeki müphem şahsa işaret ederek Taberânî'nin muttasıl bîr sened ve sika râvilerle nakline dikkât çeker. Bk. Mecma", 11/66); Buhâri, Ezan. 159; Müslim, Müsâfirûn, 59; Ebû Dâvûd, Salât, 198, H.no: ı042; Nesâî, Sehv, 100, H.no:1358; İbn Mâce, İkâme, 33, H.no:930; Dârimi, Salât, 89, H.no: l357; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, IX/255, H.no:9262.

Hadisin şâhidieri:

a-Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 764/1634. hadis.

b-Abdullah b. Amr b. el-Âs'tan {Radıyallahüanhüma) şahidi için bk. 765/1635. hadis.

c-Enes b. Mâlİk'ten (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 766/1636. hadis.

d-Hillb et-Tâî'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 499/1369. hadis (Müsned, V/227, H.no: ; Mükerrer için bk. V/227, H.no:21873; İkinci rivayet: V/227, H.no:21871 (z.); Benzer tl    için bk. V/226, H.no:21870 (z.); V/226, H.no: 21864; V/227, H.no:21876-21877;

 H.no:21879-21880; V/4, H.no:27910; V/226, H.no:21868, 21866. 21865 (z.); V/4, :27911; Ebû Dâvûd, Salât, 198. H.no:1041; Tirmizî, Salât, 109, H.no:301; İbn Mâce,

 33, H.no:929).

e-Hz.Âişe'den (Radıyallahü anha) şahidi:

Bir adamın Abdullah b. Mes'ûd'a (Radıyaiktha anh) Rasûlullah'm

namazı bitirdikten sonra:

'Sağ tarafından mı (cemaate) dönerdi, yoksa sol tarafından mı?' djv nüsünü sorduğunu duymuştum. Bunun üzerine Abdullah b. Mes'ûd şöyle d h

'Rasûluİlah (Saiuıliahu aleyhi ve sellem) dilediği taraftan dönerdi   (a     ' çoğunlukla hane-i saadetine doğru olacak şekilde sol tarafından dönerdi '

§Başka lafızda: "Genellikle hane-i saadetlerine doğru olacak şekild tarafından dönerdi' şeklinde geçmektedir.

§İbn Mes'ûd'dan ikinci tarikle gelen rivayet:

'Sizden birisi, namazdan dönüş sadece sağdan olur, diye ısrar ederek kendi nefsinden şeytana bir parça/pay çıkarmasın. Ben Rasûlullah'ı gördüm dönüşlerinin çoğu soldan idi.'

764/1634-Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh).

Rasûluİlah (Saüaiiahü aleyhi ve sellem) namazı ayakta, oturarak, ayağı çıplak ve sandaletli / terlikti olarak da kılıyordu.

§(Hüseyin b. Muhammed'in Süfyan'dan gelen rivayetindeki) ziyade şöyledir:

.jJL_ \t'. a~*1 \s- _/_Lu'ıj LlcU'j Çilî- l5Üj 1j*Üj CJli 1İ»j Oi Jiı 1_3Cj •M Jj-j ^/

Bk. Miisned, VI/87. H.no:24448 (Hadisin senedi zayıftır fakat Nesâî'nin senedinde mütâbü bulunmaktadır. Nesâî'nin senedi şöyledir: " 'J j^ ıs^i- Ju b: dÇİ jıi '^')\ 'J '&^-\ ^ îifli j* &. ^Sı y üjp Si &İ. ^ji^"); ^fAlf, Sehv, 1ÜÜ, H.no:1359; Taberâııî, el-Mu'cemü'l-evsat, 11/123, H.no:1235; Heysenıî, senedindeki râvilerin sika olduklarını belirtir. Bk. Mecma', V/80; 11/55.

Ayrıca bk. 399/1269 ve 406/1276. hadisler. Sened: /jft ^î ^i ^»i J ^ıdt ji ^i odl. ıî3b-

Sahih: Miisned, 11/248, H.no:7378-7379; Bennâ hadisin senedindeki râvilerin sika olduklarını söyler. Bk. Bülûğu'l-emânî, III/149-150. Bu rivayetin geçtiği yerde ise senedinin ceyyid oldu­ğunu belirtir. Bk. age., VII1/292.

Ebu'l-Evber, Ziyâd el-Hârisî'dir ve sika biridir. Bk. Dûlâbî, KUnâ, 1/117. Heysem? bu râvi hakkında sika ve zayıflığını gösteren bir bilgiye rastlamadığını belirtir. Bk. Mecma, 11/54. Eserinin bir başka yerinde ise onun sika olduğunu söyler. Bk. age., IV/47.

Bu rivayet 402/1272. hadiste zikredilmişti.

Hadisin sahicileri için bk. 763/1633. hadis.

 Namazdan Çıkış

^———

'Rasûluİlah (namaz kıldığında) sağından da (cemaate) dönerdi, solun­da-'

765/1635-Amr b. Şuayb babası yoluyla dedesinin (Radıyaiiaha anhum) şu

sözünü nakletti:14"

Rasûlullah'ı (Satiaiiahü aleyhi ve sellem) namaz kıldığında (selamdan sonra cemaate) sağından da solundan da döndüğünü gördüm.

Onu ayağı çıplak, ayrıca sandaletli/terlikli olarak da namaz kılarken

gördüm.                                                                      y—'

Onun ayakta da oturarak da (su) içtiğini gördüm.

Sahih: Müsned, 11/174, H.no:6627; Benzer rivayetler için bk. 11/178, H.no:6660; 11/179.

H.no:6679 ortasında (>i';. ,2-Ji ^ i^Uj) "Seferî iken bazen oruç tutar, bazen de oruç tutmazdı"

ziyadesiyle: ü/190. H.no:6783 (bir önceki rivayette verilen ziyade metnin sonunda zikre-

ymiştir. Bu rivayetin senedinde İsmail b. Muhammed b. Cühâde var ki bu zat sadûk ve

a 'hu l-hadis sayılan biridir. Bazı rivayetlerinde hata yapmıştır. Bu nedenle hadis hasendir.

Ancak diğer rivayetlerle sahih li ğayrihî seviyesine yükselir); 11/206,  H.no:6928; 11/215,

g-no:702l; EbÛ Dâvûd, Salat, 88, H.no:653; TirmizU Eşribe, 12, H.no:i883; Nesâî, Mesâcid,

\m,     ü:723; îbn M^ce, İkâme, 33, H.no:931; 66, H.no:1038; Taberânî, el-Mu'cemul-evsat,

V"I/39,H.no:7892.

Hadis yukarıda verildiği şekli İle bir hadismiş gibi görünse de üç ayrı hadisin birleşi-Caf 'r       ac^a ^u birleşmeyi gerçekleştiren râvi ise büyük bir ihtimalle Gunder Muhammed b.

Qnj..     "ad'sin sadece ilk bölümünün şâhidleri vardır. Evs b. Evs ve Esma bt. Harise (Radıyallahü ' nvâyetleri gibi. Taberânî'nin naklettiği bu rivayetler için bk. Hcysemî, Mecma'., ü/146. Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh) şahidi için 402/1272 ve 404/1274. hadislere bk. Hadisin şâhidleri için bk. 763/1633. hadis. Bu rivayetin geniş bir tahrici için bk. 399/1269. hadis.

140                                                       _______________Selâm ile Namazdan q.

766/1636-Enes b. Mâlik1 ten (Radıyallahü emh):343

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) sağından (cemaate) dönmüştü.

* Selâmdan Sonra İmamın Cemaate Dönmesi, Sahabenin Rasûlullah ile Teberrükü

Sahih: Müsn«l m/133, H.no: 12300; Benzer rivayetler için bk. 111/179, H.no:12782 (^* III/217, H.no: 13210 (*~^^-J» Oj^ ^L} 4» *W J~= «M J.rOc^'j jüi .-»r^üı j* lUîcJL III/280-281,H.no:13920:

4$ Ji ^Lj 4* *Uı J^> "İJ1 J^-j J^. c~İJ Jü iUli ^ ^J oJL- jü lf'xJ\ Js^C-i ^ s;i> / l&- Oli* ife-

Müslim, Müsâfırûn, 60-61; A^esâr, Sehv, 100, H.no:1357; Dârimi, Salât, 89, H.no: 1358-1359.

Hadisin şâhidteri için bk. 763/1633. hadis.

 Namazdan_Çıkış

767/1637-Yezid b. Esved (es-Süvâî el-Amirî)den

Rasûlullah (SaiiaiuM aleyhi ve seiiem) ile veda haccıni yapmıştık. Bize sa­rı namazını kıldırdı. Sonra oturduğu yerde döndü ya da yüzünü cemaate345 Vu döndürdü.. Baktı ki cemaatin gerisinde cemaat ile beraber namaz İdmayan iki adam duruyor. Rasûlullah:

"Bu iki adamı bana getirin!" dedi. Bunun üzerine o ikisi göğüsleri kor­kudan inip çıktığı/titredikleri"546 bir halde getirildiler. Rasûlullah onlara:

"Cemaatle namaz kılmanızı ne engelledi?" diye sorunca onlar:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Biz evde"147 namazı kılmıştık' dediler. Rasûlullah:

"Böyle yapmayın! Sizden biri evinde namaz kıldıktan sonra imam ile namaz kıhnan bir yere geldiğinde bu namazı da kılsın, kıldığı bu namaz kendisi için nafile olur."

Onlardan biri:

'Benim için istiğfar et!' deyince Rasûlullah onun için istiğfar etti.

344 q            A-        j ' -     ■p Eî     ~* '     -    n      -   • '      t -     a     ]*' * -  -___     ı*  <*,   j.-  *:**

Sahih: Müsned, IV/161, H.no: 17406; İkinci tarik: IV/161, H.no:17408; Benzer rivayetler için bk. IV/160-16I, H.no:17404; IV/161, H.no:17405, 17407, 17409; Ebû Dâvûd, Saiât, 56, H.no:575; Tirmizî, Salât, 49, H.no:2I9 (Bu konuda Mıhcen ed-Dîlî ve Yezîd b. Âmir'den (Radıyallahü anhüma) de nakiller vardır. Yezîd b. Esved'İn rivayeti ise hasen-sahihtir); Nesâî, İmame, 54, H.no:856; Dârimi, Salât, 97, H.no: 1374.

fcbu Cuhayfe (Radıyallahü anh) de Peygamber efendimizin elini tavsif ederken benzer ifadeler kullanmıştır. İlgili rivayet için bk. 768/1638. hadis.:

Hadiste bahsedilen iki kişiden birinin Yezîd b. Âmir (Radıyallahü anh) olduğunu şu rivayetten öğrenebiliriz:

lJ~^ # J^j £U L»j^iü Jiî ;üt»iı ^» ıV4^ ji-iı p) o^-iiö sUİJı ^i jX.j <!& aJJl JL= ^Jiij L-s» : Jii yl# jj xjj 'Jt

»  '_   "l'       »I         B'         g    -     "                                                    -                                                                     '

Bk. Ebû Dâvûd, Salât, 56, H.no:577.

Diğer şahıs ise Mıhcen b. Ebû Mıhcen ed-Dîlî'dir (Radıyallahü anh):

lV/33   *?k- Müsned, IV/34, H.no: 16347; Benzer rivayetler için bk. IV/34, H.no:   16345

hi Do-'      O:18880' Mâlik, Cemaat, 8; Nesâî, İmame, 53, H.no:855.

14(1 İh ^m anla5|lması iÇin metindeki insanlar kelimesi cemaat olarak terceme edildi.

347 «nu 1-Esir, M'ftayg, ITT/432

142

 Selâm ile Namazda»

(Râvi Yezid b. Esved anlatmaya şöyle devam etti;)

Bundan sonra insanlar Rasûlullah'a doğru kalktılar, ben de onlarla k : raber kalktım, o gün ben oradaki erkeklerin en genci ve kuvvetli siydim iÜ sanları biraz iteleyerek Rasûlullah'a ulaştım. Elinden tuttum, yüzüme ya h~ göğsüme koydum. Rasûlullah'ın elinden daha güzel, daha serin bir şev a güne kadar dokunmamıştım. O gün Rasûlullah Mescid-i Hayf ta348 idi

§Aynı râviden İkinci tarikle gelen rivayet:

...İnsanlar Rasûlullah'a (Saiiaüaka aleyhi ve seiiem) doğru kalktılar, onun elinden tutuyorlar ve yüzlerine onun elini sürüyorlardı. Ben de Rasûlullah'ın elini tuttum, yüzüme onu sürdüm, o anda Rasûlullah'ın elinin kardan daha serin ve kokusunun miskten daha güzel olduğunu hissettim.

AÇIKLAMA

Rasûlullah namazdan sonra insanlara doğru döner ve bir miktar dururdu. Bunun nedeni kadın cemaatin rahatça çıkması, ayrıca insanların olası problemlerini dinlemek ve çözüm getirmekti, İşte böyle bir durumda Rasûlullah cemaate katılma­yan ve arkada ayakta bekleyen iki kişi gördü ve onları yanına çağırttı. O iki kişi Rasütullah'ın kendilerini çağırdığını görünce biraz korkmuşlar ya da heyecanlanmış­lardı. Rasûluilah onlara namaza katılmamalarının nedenini sordu. Onlar da evlerinde bu namazı kıldıklarını söyleyince Rasûlullah, evde de kılınsa cemaatle namaz kılınan bir yerde ayrı durulmaması ve cemaate katılmaları gerektiğini anlattı. Bununla sanki Rasûlullah Müslümanlardan ayrı hareket edilmemesi gerektiğini vurguluyordu. Ken­disi için istiğfar edilmesini isteyen kişi için de istiğfar etti. Çünkü İstiğfar genellikle günahlar için değil de hatalar için yapılırdı.

Bundan sonra zikredilen, insanların ona doğru kalkışması-koşuşturmaları ona olan yüksek sevgilerinden kaynaklanmaktaydı. Çünkü Rasûlullah insanların en feda­kârı, en cana yakını olup, halkı/ümmeti gibi yaşamayı severdi ve emrettiği şeyi en fazla kendisi yaşamaya çalışırdı. İnsanlar onunla konuşmaya can atardı

Zaman zaman onun elini tutmak ve yüzlerine sürmek için yansırlardı. Yuka­rıdaki rivayetten Rasûlullah ile teberrükün caiz olduğu anlaşılmaktadır.349 Onun gibi yaşayıp, sünneti (Rasûlullah'ın yaşadığı İslâm'ı) canlı tutan ve bu anlamda onun varisleri olan salih alimlerin de bu şekilde saygı görmeleri ve hayır dualarının alın­ması caizdir.

Mescid-i Hayf A/ma'da bulunan bir mescittir. Bk. İbn Abdilber, Temhid, XI/168

l4yBennâ, age., IV/50

.350

-351

768/1638-Ebü Cuhayfe'den (Radıyaiiahtı anhy.

Rasûlullah (Saiudiahn aleyhi ve seiiem) öğle sıcağında BathâJJ1 denilen yere  aldı. Öğleyi iki rekât ve ikindiyi de iki rekât olarak kıldı. Önün-

 A^e

A  fsütre olarak) kısa bir mızrak dikilmişti/duruyordu. Mızrağın Ötesinden

kadın gelip geçiyordu.  (Namazdan) sonra insanlar kalktılar ve

6 "lul'iah'ın elini tutup onu yüzlerine sürmeye başladılar. Ben de onun elini

ve yüzüme koydum. Bir de ne göreyim, onun eli kardan daha serin ve

kokusu miskten daha güzel.

NOT: Bu rivayet öncekinin şahididir. Veda haccı günü Rasûlullah'ın elini tutan ve yüzüne koyan sahabilerden birisi de Ebû Cuhayfe'dir. Ayrıca bu haberden namazların yolcu İçin cem-i takdim şeklinde kılınmasının cevazı anlaşılmaktadır.352

^—

* Namazdan Sonra Kadınların Çıkması İçin İmam ile

Erkek Cemaatin Bir Müddet Beklemesi, Farz ve

Nafile Namaz Arasında Çıkmak, Konuşmak ya da

Yer Değiştirmek ile Fasıla Vermenin Önemi

 

mi: Müsned, IV/309, H.no:18673; Benzer rivayetler için bk. IV/308, H.no:18665 (254/1124. ■s); IV/308, H.no: 18655-18657 (Bathâ'da), 18658-18659, 18661 (Ebtah'ta), 18663 (19/327. aüıs); 18664 (Mina'da); IV/307, H.no:18649-18650, 18652 (150/1320. hadis), 18653; IV/309, _^18666-18668; ıv/309, H.no:18673; Bıthârî, Vudû'. 40; Ezan, 18-19; Salât, 17; Libâs, ^eğâzî, 57; Müslim, Salât, 250, 253; Ebû DâvÛd, Salât, 34-35, 101, H.no:520-521, 688; ]'a, Salât, 30, H.no: 1.97; Nesâî, Salât, 12, H.no:468; Taharet, 103, H.no:137; Kıble, 21, H.no: HîH A/fÛCe' Sa'ât> 3' H-no:711; Dârim'- Salât< 8< H.no:1201-1202; Bennâ hadisin Nesâî, sövl UZei/mc ve 'bn Hıbbân tarafından da nakledildiğini, Tirmİzî'nin hadisi hasen saydığını ' y er' Bk. Bülûğu'l-emânî. 111/12. Si         ^nca bk.19/327. 254/1124 ve 450/1320. hadisler.

athâ (tWzjı) Mekke'deki bir vadidir. Buraya Ebtah UkAO da denir. Bk. lbnü'1-Esir, ,1/134 "â, age., İV/49

 

769/1639-Hz. Peygamber'in eşi Ümmü Seleme'den (Radıyaiiaha anhay^ Rasûlullah (Saiiaiiakü aleyhi ve seüem) (namazın sonunda) selâm verdiğimi

selâm bitince hemen kadınlar kalkar giderlerdi. Rasûlullah da gitmeden öne'

yerinde bir müddet oturur beklerdi.

§Aynı râviden ikinci tarikle gelen rivayet:

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) döneminde kadınlar namazın bitimin­de hemen kalkar giderlerdi. Rasûlullah ve onunla namaz kılan erkekler Allah'ın dilediği kadar (bir süre) otururlardı. Rasûlullah kalktığında erkekler de kalkarlardı.

NOT: Kadınlar ve erkekler aynı mekanda nama'z kılıyorlarsa namazdan son­ra kadınların rahatça çıkması için erkek cemaatin bir müddet oturması müstehabdır. Ayrıca imam erkek cemaatine doğru dönmelidir. Acelesi olanlar dışında erkek cemaatin imam kalkmadan kalkmaması sahabeden bize intikal eden güzel bir harekettir.

15.1 c              -                                                  ,  ,

sened: c^ujı ^ a* j. ^^ j &&. jü ^ 'J, '^;\ cfc. Jıî ys £ âi.

Sahih: Müsned, VT/297. H.no:26420; İkinci rivayet: VV316, H.no:26567; Benzer rivayet için bk. VI/310, H.no:26523:

, Ezan, 152 (■> > L>>Jı ^ ^ y ^";O ^ ^ ^" y ^( ^ ^ ^^ -, jû),

157, 163, 164; EbÛ DÛvud, Salât, 197, H.no:!()40; Ncsâî, Sehv. 77, H.no;1331;'/ÖH Mâce, İkame, 33, H.no:932; Ibn Huzeyme, III/108, H.no:17!8.

 145

770/l64Ü-Örner b. Ata b. Ebû Huvar'dan:354

ıvluâviye'nin (Rcuhyatiahtı anin namazda yaptığı bir şeyi sorması için Nafi'

kendisini Sâib b. Yezid'e göndermişti. Saib şöyle dedi: b- ^    ,cvet ben de onunla (Muâviye ile) mescitte ona (halifeye) ayrılmış a   Cuma namazı kıldım. Selâm verince yerimden kalktım ve namaz bölUlT1 takıldım. Girince bana haber gönderdi ve şöyle dedi:

n 'Bu yaptığını (farzdan sonra kalkıp hemen başka namaz kılmayı) bir - Cuma namazını (farzını) kıldığında (mescitten) çıkmadıkça ya

yapm t ummadıkça hemen bir başka namaza başlama. Allah'ın Peygamberi

1    ) namazdan sonra bir yere çıkılmadıkça ya da konuşulmadıkça bir hka namaza başlamama şeklinde bunu (dediğimi) emrederdi."

AÇIKLAMA

Metinde maksure (;;j^_-üı) şeklinde geçen kelime halife/başkan için mescitte aynlan ya da ayrı yapılan Öze! bölmedir.353 Hz. Muâviye haricilerin saldırısından sonra böyle bir tedbir almak zorunda kaldı. Bundan dolayı başkanlar için bu özel böl­mede kılmaya cevaz verildi. Osmanlılarda da buna benzer uygulama görülmektedir.

Selef alimleri hükümdar için böyle özel bölme yapılmasının cevazında ihtilaf

ettiler:

a-Alimierin büyük bir kısmı zaruretten dolayı bunu caiz gördüler ve hatta ba­zıları orada hükümdarlarla beraber namaz kıldılar. Hasan-ı Basri, Kasım b. Muhammed ve Salim gibi alimler bu görüştedir.

b-Bazıları da bunu mekruh telâkki ettiler. İbn Ömer, Şa'bî, İshak ve Ahmed b, Hanbel gibi alimler bunlardandır. Hatta İbn Ömer'in böyle camilerde Cuma namazı kılmadığı, zira bu camide insanların rahatça girmeyeceği bölmeler olduğunu ve bu­nunla Cuma camisi olma hükmünden çıktığını ifade etti. Ancak insanları buna zorla­madı.356

Ayrıca bu rivayetten farz namazdan sonra bir müddet durma ya da konuşma veya yer değitişrmenin müstehap olduğunu ve sahabenin bunun üzerinde hassasiyet­le durduğunu anlıyoruz.

Müsned, IV/99, H.no: 16853; Benzer rivayet İçin bk. IV/95, H.no: 16809; Abdünezzâk, r, Müslim, Cuma, 73; Ebû Dûvûd, Salât, 238, H.no: 1129; Beyhakî, age.,

 n Manzur, Lisanü't-Arab, X/100 evevi, Şerhu Sahihi Müslim, VI/160

771/1641-Ebû Hüreyre'den (Radıyaiiaha ank). Hz. Peygamber (Saitatiaha aleyhi ve seüem) şöyle dedi: ■'Sizden biri (farz) namazdan sonra Öne ilerleme ya da arkaya mekten veya sağa ya da sola çekilmekten aciz midir?"

772/1642-Atâ b. Sâıb, Ebû Abdurrahman'ın şöyle dediğini nakletti:358

357 Sened:                                 ^             ^

Hasen: Müsnea\ 11/425, H.no:9464; Ebû ASviM.'saiât, 188, H.no:1006 (ş&Ji

2, İkâme, 203, H.no:1427; İbn Ebî Şeybe, 11/23, H.no:6011; Beyhakk H/190; Deylemî, 1/396, H.no: 1596. Senedinde yer alan İbrahim b. İsmail ve Haccâc b. Ubeyd simi, ravıler meçhuldürler. Bu nedenle de rivayetin senedi zayıftır. Şuayb el-Arnavut bu sebeple nvayetm çok zayıf olduğunu ileri sürmüştür. Fakat rivayetin şâhid ve mütâbaatı bulunmaktadır. Bu destekçiler iie hasen ii ğayrihî seviyesine yükselir:

Bk.^Mü^^, ü/417, H.no:3918; BeyhaM, age., 11/190; İbn Hacer, TağlîkuUa'lîk, ü/336. Sened: j^j&&.y>\ljij^&»

H7^MtinV; "■n°:12I8; İkinci ™ây* İÇİn bk.   1/147. H.no:1250; Bezzâr, 11/210. sel r; H              ' ^rÛı EI/l96-i97' H.no:578-579 (şâhidleri ile hasen seviyesine yük-

Tka^lv^vZ^ İhlİ'ât CtmİŞ bİF r3vİ °lan Alâ b- es-Sâib'in varlına dikkat çeker. Bk. age   m6; X   07 (Bu rivayet 38/908 ve 172/1042. hadislerin şâhidlerinde zikredildi). Hadisin şâhidleri:

a-Muazb. Enrtlen (Radıyattahiianh) şahidi için bk. 172/1042. hadis.

U?   Ali'den (Radıyıdlahü anh) duydum; RasÛIullah (Sallallahü aleyhi ve sellem)

 ua\r kul namazdan sonra namaz kıldığı yerde oturursa melekler ona (dua) eder. Salâtları (duaları) şu şekildedir: 'Allahümmağfir lehi),  ( erfoamhü.' Diğer namazı beklemek için oturursa melekler ona ua)  eder.  Salâtları   (duaları)  şu  şekildedir:  "Allahümmağfir lehü,

SAynı râviden ikinci tarikle gelen rivayet:

Ebû Abdurrahnıan es-Sülemî'nin yanına girdim. O, sabah namazını kılmış, bir yerde oturuyordu. Ona:

'Yatağına dönseydin senin için daha faydalı olurdu1 deyince şöyle dedi: 'Hz. Ali'yi (Rudıyaiiahüanh) şöyle derken işitmiştim: 'Ben Rasûlullah 'in (SalUıiiahn aleyhi ve seilem) şöyle dediğini duydum: "Kim sabah namazını kılar, sonra namaz kıldığı yerde oturursa me­lekler ona salât (dua) eder. Salâtları (duaları) şu şekildedir: 'Allahümmağfir lehü, Allahümmerhamhü.' Diğer namazı beklemek için oturursa melekler ona salât (dua) eder. Salâtları (duaları) şu şekildedir: "Allahümmağfir lehü, Allahümmerhamhü.^"

NOT: Meleklerin duasının tercemesi: 'Allahım onu affet, Allahım ona rahmet et.'

 b"Enes b. Mâlik'ten (Radıyallahü anh) şahidi için bk. TirmizU Salât, 59, H.no: 586 j     e^garib); Ebû Dâvûd, İlim, 13, H.no:3667. H nO'2?îEbÛ ÜrnâmeMen (Radıyaltahü anh) şahidi için bk. Müsned, V/255, H.no: 22094; V/261,

'      j ; v/253-254, H.no:22085 (Ali b. Zeyd ve Ebû Tâlib ed-Dubâî sebebiyle hasen). Hz. ö          _Omer' Sehl b' Sa'd es-Sâidî, Abbas b. Abdulmuttalip, Hasan b. Ali, Ebû Hüreyre,

mut   T^Iû Câb" b' Semüra' Bilâi- İbn Mes'ûd ve Hz. Âişe'den - merfû olarak- (Radıyallahü m> Şahidi için bk. 172/1042. hadisin tahrici.

Ö)-(FARZ) NAMAZIN SONUNDA OKUNAN DUA VE ZİKİRLER

   (Farz) Namazın Sonunda Okunan Dualar

    Namazların Sonunda Yapılacak Olan Teşbih, Tahmid, Tekbir ve İstiğfarlar

    Namazların Sonunda Okunacak Diğer Zikir, Dua ve Sureler

    Namazdan Sonraki Bazı Zikirlerin Yüksek Sesle Okunması

ö)-(FARZ) NAMAZIN SONUNDA OKUNAN DUA VE ZİKİRLER

Allah Teâlâ buyurdu:

"Namazı bitirdiğinizde ayakta, otururken ve yanınız üzerine yat­tığınız hâlde de Allah'ı zikredin/zikretmeye devam edin..." (Nisa,4/103)

Namazlardan, özellikle farz namazlarından sonra dua ve zikir yapmak Uz Peygamber'm önemli sünnetlerindendir. Rasûlullah buna devam etmiş ve büyük sevabını hatırlatarak ümmetini teşvik etmiştir. Namazın en büyük dua olması yanında, yapılan bu ibadetin kabul edilmesi, ayrıca zikir ve şükre devamda kendisine Allah'ın yardımcı olması için çeşitli dua, zikir ve teşbihlerin yapılması insan için çok faydalıdır. Her ameli vesile edinerek Allah'a dua etmek, kişinin tevhid inancının kuvvetinden kaynaklandığı gibi, O'na olan sevgisinin bir alâmeti olsa gerek. Unutmayalım kî kalbler Allah'ın zikri ile tatmin olur (temizlenir-olgunla­şır) ve cennete hazır hale gelir.

*

* (Farz) Namazın Sonunda Okunan Dualar

773/1643-Zeyd b. Erkam'dan

Sened:

Allah'ın Peygamberi (Satiaitaim aleyhi ve seiiem) (farz) namazın sonunda

 derdi:                                                                          ;

"Allahümme, Rabbena Rabbe külli şey'in, ene şehîdün Enneke Ente'r-hbü vahdeke lâ şerike lek.360 Rabbena   Rabbe külli şey'in, ene şehîdün 'l-abde küllehüm ihvetün. Allahümme, Rabbena   Rabbe külli şey'in'ic'alnî ennhlisan leke ve ehlî   fi külli saatin mine'd-dünya ve'l-âhirati, ze'i-celâli ve'l-^"rn'isma' ve'stecib. Allahü'l-ekberu'l-ekber Allahü nûru's-semâvâti ve'l-{^a   Allahü'l-ekberu'l-ekberu hasbiyallahü ve ni'me'l-vekîl,   Allahü'l-ekberu'l-ekber."

NOT: Duanın tercemesi:

"Allahım, Rabbimiz, her şeyin Rabbi! Ben şahidim ki şüphesiz Sen ortağı ol­mayan tek Rabsın ve şüphesiz Muhammed Sen'in kulun ve peygamberindir. Allahım, Rabbimiz, her şeyin Rabbi! Ben şahidim ki şüphesiz kulların hepsi kardeştir. Ailahım, Rabbimiz, her şeyin Rabbi! Beni dünya ve âhiretin her anında senin İçin ihlaslt olan kişi kıl ve ailemi de. Ey celâl ve ikram sahibi! (Duamı) dinle ve kabul et. Allah en büyüktür, en büyüktür. Allah göklerin ve yerin nurudur (nurunu verendir). Allah en büyüktür, en büyüktür. Allah bana yeter, O ne güzel vekildir. Allah en büyük­tür, en büyüktür."

774/1644-Muâz b. Cebel (Radıyaiiaha anh) anlattı:

361

Kasen: Müsned, IV/369,  H.no:19189; Ebû Dâvûd, Vitir, 25,  H.no:1508; Taberânî, el-tnu'cemü'l-kebîr, V/210, H.no:5122; Hadisin senedinde Dâvûd b. Râşid et-Tafâvî bulunmak-u. Bu râvi hakkında olumlu olumsuz  farklı değerlendirmeler yapılmıştır. Fakat hadis şâ-.irîu       ''e kuvvetlenir ve hasen Ii gayrini seviyesine yükselir. -v>ı ^nmed b. Hanbel'in hocası İbrahim (b. Mehdi) bunu iki kere söyledi.)

 j A

Sahih: Müsned, V/244-245, H.no:22018; Benzer rivayet için bk. V/247, H.no:22025 (750/ 6-Û. hadis); Ebû Dâvûd, Vitir, 26, H.no:1522; Nesât Sehv, 60, H.no:1301. Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk.775/1645. hadis. Şeddâd b. Evs'ten (RadıyallahU anh) şahidi için bk. 779/1649. hadis. Ayrıca bk. 750/1620. hadis.

Rasûlullah t&üiaiiahu aleyhi ve seiiem) (Muâz'ın) elinden tutup şöyle dedi-

"Ey Muâz! Ben seni kesinlikle seviyorum." Ben:

■Ey Allah'ın Rasûlü! Annem babam sana feda olsun, ben de seni se­viyorum' deyince o şöyle buyurdu:

"O halde, her (farz) namazın sonunda şöyle demeni sana tavsiye/va­siyet ederim:

Allahümme eınnî alâ zikrike ve şükrike ve husni ibâdetik."

§Muâz bu şekilde Sünâbihî'ye tavsiye etti, Sünâbihî bunu Ebû Abdurrahman'a tavsiye etti, Ebû Abdurrahman da bunu Ukbe b. Müslim'e tavsiye etti.

NOT: Duanın tercemesi:

"Allahım! Seni zikretme, sana şükretme ve sana güzelce ibadet etme konusunda bana yardımcı ol."

§Bu rivayette Hz. Peygamber'in insani davranışlarından biri göze çarpmak­tadır. O, sevdiği insana sevgisini ifade eden, aradaki muhabbetin artmasını isteyen ve ona mutlaka bir iyilikte bulunma çabasında olan bir insandı.

Zikir, şükür ve güzel ibadet üçgeni ile bu tavsiye dünya ve âhiret hayrını için­de toplamakta, her konuda olduğu gibi bu konuda da Allah'tan mutlaka yardım istenmesi gerektiğini bize öğretmektedir.                    

ŞRivâyetin sonunda sahabiden başlayarak tabiûn ve diğer râviler birbirlerine bu duayı tavsiye etmektedirler ki râvilerin sona doğru bu şekilde aynı hareketi yaparak ya da aynı sözü söyleyerek naklettikleri hadise müselsel hadis denir.

775/1645-Ebû Hüreyre'den (Radıyaüaha

"

 Sened:     ji j> j j-1 J füj û£İJ jJC

Sahih: Müsned, 11/299, H.no:7969; Bu rivayete benzer bir rivayet de şöyledir:

J^a *ül -}y~j J* I^-'jl.-. oljf-İ JU ajjj jjl ji r_^jJt JjL. y} li'jJ- yCaİ jjl i;Jy' r-'yiil Uîjj- Jü jj3l y) ç-*1* ^jJ^~

İ)4jJ Jiİ-'j Ü£k^J yîj H'/i 'Jtfj İJ'J^İ ^isiı ^Jbj J4Û1 Jjî 15*1. l^- LJi^ t L^/i U fİ-j 41*- ^ Bk. 11/311, H.no:8087; U/477, H.no: 10133 ( ^îlı «i( U ^Lj & ûiı Jt- Jiı J^j 'ey '<&**- '&* i^Uj uf, ü'Jti ^fj Ib^^; y(j 3^û jıal ^ı); (Ahmed b. Hanbel'in 8087 ve 10134. hadisleri zayıftır. Çünkü senedlerinde Ferec b. Fedâle ve Ebû Saîd el-Hımsî bulunmaktadır.) Tayâlisı, s.256, H,no:1274; Ebû Nuaym, Hılyetü'l-evliyâ, IX/223. Heysemî Mûsâ b. Târik haricindeki râvİlerinin sahih hadis ricalinden sayıldıklarını, Mûsâ b. Tarık'ın İse sika olduğunu söyler. Ayrıca Heysemî şunu da ilâve eder: "Ahmed b. Hanbel bu hadisi bir rivayetinde Ebû Yezîd el-Medînî, bir başka rivayetinde ise Ebû Saîd el-Hımsî kanalı ile nakleder. Ben bu iki râviyi tanımıyorum." Bk. Mecmu', K/172. Ahmed Muhammed şâkir ise Heysemî'nin bu değer­lendirmesini eleştirir. İlgili eleştiri için bk. H.no;8087.

^iz peygamber {Saiiaiiahu aleyhi ve sel/cm) şöyle dedi:

"Duada gayretli olmayı sevmez misiniz, (o halde) şöyle deyin:

'Allahümme eınnâ alâ zikrike ve şükrike ve husni İbâdetik.'"

jSiOT: Duanın tercemesi:

"Allahım! Seni zikretme, sana şükretme ve sana güzelce ibadet etme konusunda

W» yardımcı ol."

776/1646-Ummü Seleme'den (Radıyatiahüanha):

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) sabah namazını kılıp selâm verdiğin­de şöyle derdi:

"Allahümme, innî es'elüke ilmen nâfian ve rizkan vâsian (Bir rivayette: ve rizkan tayyiben), ve amelen mütekabbelen."

NOT: Duanın tercemesi:

"Allahım, ben senden faydalı ilim, bol rızık (Bir rivayette: ...temiz rızık) ve kabul olunan amel isterim."

§Hz. Peygamber bu duada insan hayatı için önceliği olan Üç şey istemekte; ilim, rızık ve amel. Ancak bunların da faydalı, bol/temiz ve kabul olunanı şeklinde vasfetmektedir. Bu hayır üçgeninde kalan ve kendisini koruyan insan dünyada da âhirette de büyük hayırlara nail olacaktır.

Muâz b. Cebel'den (Radtyallahü anh) şahidi için bk. 750/1620 ve 774/1644. hadisler. 363 „     Seddâd b. Evs'ten (Radtyallahü anh) şahidi için bk. 779/1649, hadis.

S^' V1/305' H-no:26481; Diğer rivayet için bk. VI/294, H.no:26401; Benzer rivayetler İkam VI/318' H-no:26579-26580^ VI/322- H.no:26610; Humeydu 1/143, H.no:299; fon Mâce, Mü C'J-2' H*no:925 ^bn Mâce'nİn hocası İbn Ebî Şeybe'den naklettiği bu rivayetinde ve Sün - in d'^er rivâyetlerinde de (^VJjjj) lafzı yer almaktadır). Bûsirî, İbn Mâcenin narien'ıçin yazdığı zevâidinde: "İsnadının râvileri sikadır. Fakat Ümmü Seleme'nin mevlâsı duru phem râviier> tanıtan eserlerde bu zata yer veren birine rastlamadım. Cerh-tadil açısından C|Lı!?.UnUn ne oldu§unu da bilmiyorum" der. Fakat isminin belli olmaması zararlı değildir. ku Abdullah b. Râfi1, Setine, Nebhân, Nâfi' ve Nâim mevlâdır ve her biri de sikadır.

154                                         _______       (Farz)_Namazın Sonunda Okunan Dua_veZihr.

777/1647-Hz. Ali'den (Radıyallah&anhy.   4

Rasûlullah'm (Saiiaiiainı aleyhi ve setiem) namazını anlatırken:

Namazdan (çıkış) selâmını verdiğinde şöyle dedi:

■'Allahümmeğfirlî ma kaddemtü vema ehhartü vema esrartü ema a'lentü ve vema esraftü vema Ente alemü bihi minnî Ente'l-mukaddimu ve Ente'l- muahhiru Lâ ilahe illâ Ente."

NOT: Duanın tercemesi:

"Allahım! Benim yaptığım ve yapacağım, gizlediğim ve açığa vurduğum, haddi aştığım ve ayrıca benden daha iyi bildiğin (bütün) günahlarımı affet! Sen dilediğini   ileri götüren ve dilediğini de geride bırakansın, senden başka ilâh yoktur."

778/1648-Müslim b. Haris et-TemîmîMen (Radivaiiaha cmhy.

365

364

Sened: ^ J İJ    i Jt r

Sahih: Müsned, 1/94-95, H.no:729; Diğer rivayet için bk. 1/102-103, H.no:803; 1/119, H.no: 960 (633/1503. hadis); Mâlik, Salât, 17; Müslim, Müsâfîrûn, 201-202; Ebû Dâvûd, Salât, 119, H.no:760; Vitir, 25, H.no:1509; Tirmizî, Salât, 82, H.no:266 (İbn, Ömer, îbn Abbas, İbn Ebî Evfâ, Ebû Cuhayfe ve Ebû Saîd'den (Radıyallahü anhüm) şahidinin de bulunduğunu söyleyen Tirmizî, Hz. Ali rivayetinin hasen-sahih olduğunu ifade eder); Deavât, 32, H.no:3421-3423 (hasen-sahih); Nesâî, İftitâh, 17, H.no:895; İbn Mâce, İkâme, 15, 70, H.no:864, 1054; Dârimî, Salât,33,71,H.no:1241, 1320.

Daha detaylı biriahric için bk. 511/1381. hadis.

Sahih: Müsned, IV/234, H.no:17976; Ebû Dâvûd, Edeb, 101, H.no:5079:

4* 4!ı Jj 4)1 Jjlıj

Rasûlullah (Saiiaiiaha aleyhi ve setiem) bana şöyle dedi:

"Sabah namazını kıldığında insanlardan birisiyle konuşmadan önce ^dikere şöyle de:        ^                _

y        ^Aliahümme ecırnı mine n-nar.

O  günde  Ölürsen   izzet  ve  celâl  sahibi Allah  senin   cehennemden

nrunmanı yazar.

Akşam   namazını   kıldığında  da  insanlardan   birisiyle  konuşmadan

nncevedi kere (şöyle de):

'AHahümme innî es'elüke'l-cennete, Allahümme ecırnı mıne'n-nar.' O gecede ölürsen  izzet ve celâl  sahibi Allah senin cehennemden

korunmanı yazar."

779/1649-Şeddâd b. Evs'ten (Radıyallahüanhy?66

Nesâî, Amelü'lyevm ve'l-leyle, s.188, H.no:l 1 I. Senedindeki Hârİs b. Müslim b. Haris hakkında Buhârî herhangi bir cerhte bulunmaz. Bk. et-Târîhu'l-kebîr, VII/253.

Sahih: Müsned, IV/125, H.no: 17068; Benzer rivayet için bk. IV/123, H.no: 17050:

Rasûlullah (Saiiaiiaha aleyhi ve sellem) bize namazımızda (ya da namazımı­zın tonunda) kendisiyle dua edeceğimiz şu kelimeleri öğretti:

"Allahümme innî es'elüke's-sebâte fi'l-emri, ve es'elüke azîmete'r-rüşcf ve es'elüke şükre ni'metike ve hüsne ıbâdetike, ve es'elüke kalben selînen ve lisânen sâdikan, ve estağfiruke limâ ta'lemu, ve es'elüke min hayri mâ ta'lemu, ve eûzü bike min şerri mâ ta'lemu."

NOT: Duanın teıcemesi:

"Aüahım, ben senden bir işte sebat isterim, rüşdde (olgunlukta) kararlılık isterm, nimetine şükretme ve ibadeti güzel yapma (gücü) isterim, seiîm bir kalb ve sâdıt bir dil isterim. Senin bildiğin (hatalarım) için affını dilerim. Bildiğin hayırlı her şeyi senden isterim ve bildiğin şerli her şeyden de sana sığınırım."

* Namazların Sonunda Yapılacak Olan Teşbih,    . Tahmid, Tekbir ve İstiğfarlar

780/1650-Ebû Hüreyre'den (Radıyaiiahuanhy.

367

/Vödf,Sehv,61, H.no:1302.

Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh} şahidi İçin bk.775/1645. hadis. Mu;k b. Cebel'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 750/1620 ve 774/1644. hadisler.

Sahh: Müsned, 11/371, H.no:88l9; Benzer rivayetler için bk. 11/483, H.no:10216; 11/238. H.nc:7242 (781/1651. hadis).; Mâlik, Kur'ân, 22; Buhâri, Ezan, 155:

 M aÛfl JT li Jj^&j öjÜJnTj 1>>^; *£-

 !>• J^j» ^-i*' ûl pj!^-i Ui: jlî .ö/û£j öju&fj 0,'^'j ^ âjUJ Jiyî ^. Jlaî J^'j fjCaî C5" J

 - ^* \y ü! -?ı> ^ JJ! jİ > ^"^ fi'i

 " ^ -s/* ^ ^f Jüij J) İujTj .İn o&£ jjî jûî 4 ^r'> öyû'j ıX"ji ^fj jv^j fâ ii»*0 Deavât, [8:

 

Rasûlullah (Saüaiiaha aleyhi ve sellem) dedi ki:

"Kim namazın sonunda otuz üç kere (sübhanallah diye) Allah'ı teşbih eder, otuz üç kere (elhamdülillah diye) Allah'a hamd eder ve otuz üç kere de (Allahü ekber diye) Allah'ın yüceliğini ifade eder ve bu şekilde doksan dokuza ulaşır, sonra da yüzüncüde 'Lâ ilahe illahü vahdehû lâ şerike leh lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve ala külli şey'İn kadîr' derse o kişinin hataları denizdeki (sayısız) köpük kadar bile olsa kesinlikle affolun"

NOT: Bu rivayette zikredilen affedilme küçük günahlar için geçerlidir. Çünkü hadisle   hatalar kelimesi geçmektedir. Abdest alma ve namaz kılma gibi bir takım

Müslim, Mesâcid, 142-146: Zikir. 28; Ebû Davûd, Vitir. 24. H.no:15()4: Dârimi, Salât. 90, H.no:1360.

Hadisin şâhidleri:

a-İbn Abbas'tan {Radıyallahü anhürm) şahidi:

İtiı ıj', ;^ OyU-'j liTjî ^S"ı İli*j s^. öv'LL'j CLL" J) XiJij i'_^ öy'ÜJj ClL* 4İ)ı jlî^lL. »jjjji jUŞ-» lilj jlî ÛJjîa^aŞj Oji^J Jı^il L^'j

Tirmizu Salât, 185, H.no:410 (İbn Abbas rivayeti hasen-garibclir. Bu konuda Ka'b b. Ucre, Enes, Abdullah b. Amr, Zeyd b. Sabit, Ebu'd-Derdâ, İbn Ömer, Ebû Hüreyre, Muğîre ve Ebû Zer'den de (Radıyallahü anh) nakiller vardır); Nesâî, Sehv, 95, H.no: 1351;

b-Ka'b b. Ucre'den (Radıyallahü anh) şahidi: Emİj ;jJ*>Jj cv^'; ^^ =Ü-'   ^ ^j ıji âi'1 r<-~~> '4-^^* ■—^=-4 l) ^jLiâ- Jlî ^-U<_j -yi ■dil   Jl^ ^Ji ^i lj*_t.   ^ ı^jS" -^

Tirmizî, Deavât, 25, H.no:3412 (Bu hadis hasendir); Nesâî, Sehv, 92, H.no: 1347

c-Zeyd b. Sâbit'ten (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 782/1652. hadis.

d-Abdullah b. Amr b. el-Âs'tan (Radıyallahü anhüma) şahidi için bk. 783/1653. hadis.

e-Hz. Ali'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 784/1654. hadis.

f-Ebu'd-Derdâ'dan (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 785/1655. hadis.

g-Ebû Zer'den (Radıyallahü anh) şahidi:

S ; ^-JJ : Jü ji ^ 'jf- ajjl ^jjliJı jı »ili jiş- Jü Jü »rflt ' i _j>li- j^ _^ij '-İ JjC   j j^t jt- jj_,ljJl jj ^l1! -Ç^- L--^

  j'j-i  li-Ut ^Jl-Jj l^j  j_jİÂlai' Jljil vsÜtj "j-sj'j ^-A U-f J_^j-üij O_jC=j  Lj  LÇ-  _,_jjJJij JlyU' ^Uj^l lıÇ.  *Ul Jj~«j

Şfci jL _üi ıj^i üı ■jjJJ jj&j' \i L»'j Jiis ji^" ji o^"jj' tj c^J^ı jj U~ ^i'^1 üi: İj ■ûc «ili J^ 4lı J_^-j J.ıa

. jjUT) JJjî ^5C;j jyiiîj uıi: iijJj övüi; b'u; ;ıO js" Ljll* jJ-j

Bk. Müsned, V/158, H.no:21305; Benzer rivayetler için bk. V/168, H.no:21374; V/167. H.no:21361. 21365-21366; V/154. H.no:21260; V/173, H.no:21404:

Uj J*> U) ii ~zh^ ıi JjJ-j il ut »iı ü, «Iı luJı, Jjı jUJ!- ^rî «Ilı ;ıL= jr y'i ^ «l. ^»'/î ^ ^Cai' j^' ^ii-j 4^ ■Ji1

Zi'i 'J  J Jlİ  ' j^U İJı jJ'\  lî. ^'lk^ oJtf" V v 4)^ Uj İy

İbn Mâce, ikâme, 32, H.no:927; Beyhukî, VI/82. h-İbn Ömer'den {Radıyallahü anhüma) şahidi: tfUî ölkîj jjûîj UÜf ^Lj oî U>î jü ^j 4^ -i)1 J^ j-Sİİ fi">' »'^ ^^ i) JJ jj(âı ts^' Uj tf(j Uirj ûi ^i jî< j*

Bk. Nesâî, Sehv, 93, H.no:1349

Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anlı) nakledilen diğer rivayet için bk. 781/1651. hadis.

158________________________        (Farz) Namazın Sonunda Okunan Dua veZİkirler

ibadetler sonunda affedilen günahlar da bu şekildedir. Büyük günahlar İçin tövbe edilmesi ve kul hakkı varsa mutlaka hetalleşilmesi gerekir.368

781/1651-Ebû Hüreyre'nin naklettiğine göre*,369

EbÛ Zer (Radıyallaha anlı):

'Ey Allah'ın Rasûlü! Zenginler sevapları alıp götürdü; bizim namaz kıldığımız gibi onlar da namaz kılıyor, oruç tuttuğumuz gibi onlar da oruç tutu­yor, bir de onların tasadduk ettikleri mal fazlalığı var, bizim ise tasaddük edece­ğimiz hiç bir şey yok1 deyince Rasûlullah (SalhlUM aleyhi ve seüem) şöyle buyurdu:

"O halde uyguladığında seni geçenlere ulaşacağın ve benzerini yapmadıkça kimsenin sana ulaşamayacağı bazı kelimelere (zikirlere) seni yönlendirmemi istemez misin?" Ebû Zer:

'Bilâkis (isterim), ey Allah'ın Rasûlü!' Rasûlullah (Salkliahü aleyhi ve seüemy.

"Her namazın sonunda otuz üç kere (Allahü ekber diye) Allah'ın yüceliğini ifade etmelisin, otuz üç kere (sübhanaliah diye) Allah'ı teşbih, otuz üç kere (elhamdülillah diye) Allah'a hamd etmelisin. 370 Sonra da bunu yLâ ilahe illahü vahdehû !â şerike leh lehü'l-mülkü ve iehü'i-hamdü ve hüve ala külli şey'in kadir' diye bitirmelisin."

NOT: Ebû Zer (Rcıdıyallahü anh] ibadete çok düşkün bir sahabiydi. Bu rivayet­teki sorusunun nedeni zenginlere haset etmek değil, bilâkis onlar gibi infak edip daha çok sevap almaktı. Rasûlullah da ona fakirlerin teşbih, tahmid ve tekbirlerle onlara ulaşabileceklerini, hatta geçebileceklerini öğretti.

68 Bennâ, age., 111/58

6<)

Sahih: Müsned, 11/238, H.no:7242; Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü atık) nakledilen diğer riva­yetler için bk. 780/1650. hadis.

Burada mana tavsiye nitelikli dolaylı emir olduğu için, etmelisin şeklinde terceme edildi.

782/1652-Zeyd b. Sabit'ten

Her namazın sonunda otuz üç kere (sübhanaliah diye) Allah'ı teşbih etmekle, otuz üç kere (elhamdülillah diye) Allah'a hamd etmekle ve otuz dört kere de (Allahü ekber diye) Allah'ın yüceliğini ifade etmekle emrolunduk.

(O dönemde) ensardan bir adam bir rüya gördü; rüyasında kendisine

denildi ki:

'Rasâlullah (Saiiallahu aleyhi ve sellem) her namazın sonunda size şu şu şe­kilde teşbih etmenizi emretti {değil mi?)' Ensardan olan kişi:

'Evet' deyince, (rüyadaki) o kişi şöyle dedi:

'Onları yirmi beş, yirmi beş yapın ve buna tehlili (Lâ ilahe illahı) ekleyin'

Sabah olunca ensardan bu kişi Hz. Peygamber'm huzuruna çıktı ve gördüğünü haber verdi. Bunun üzerine Rasûlullah (Saiiaiiahn aleyhi ve sellemy.

"(Onu da) yapın" dedi.

NOT: Rasûlullah salih rüyalara değer verir, bazen Allah'ın izniyle onları uy­gular, uygulamasına izin verirdi. Ezan ve yukandaki teşbih rivayeti bunun en güzel örneğidir. Namazdan sonra çekilen teşbih için bu rivayetle amel edildiği gibi, ulema­nın genellikle kabul ettiği otuz üç kere sübhanaliah, otuz üç kere elhamdülillah ve otuz üç kere Allahü ekber rivayetleri tercih edilebilir.

Sahih: Müsned, V/1784, H.no:2!492; Benzer rivayet için bk. V/190, H.no;2155

Tirtnizî, Deavât, 25, H.no:3413 (Hasen-sahîh); Nesûİ, Sehv, 93, H.no: 1348; Dârimi. Salât,90, H.no:1361.

783/1653-Abdullah b. Amr b. As'tan (RadıyaiiaMan

RaSÛlullab (SallalUıhü aleyhi ve seltem) ŞÖyle dedi:

"İki haslet vardır ki kim onlara devam ederse cennete girmesine sebep olur, o ikisi kolay olduğu halde yapan çok azdır." Oradakiler:

'O ikisi nedir, ey Allah'ın Rasûlü!' Rasûlullah:

"Her farz namazın peşinden onar onar (elhamdülillah diye) Allah'a hamd etmen, (Allahü ekber diye) O'nun yüceliğini ifade etmen ve (sübha-nallah diye) O'nu teşbih etmendir. Yatağına geldiğinde de yüz kere (süb-hanallah diye) O'nu teşbih etmen, (Allahü ekber diye) O'nun yüceliğini ifade etmen ve (elhamdülillah diye) Allah'a hamd etmendir. Bunların hepsi dil ile ikiyüz elli eder, mizanda ise (değeri) ikibin beşyüzdür. Hanginiz bir gün ve gecede ikibin beşyüz günah işleyebilir?"

'(Ey Allah'ın Rasûlü!) O halde bu ikisine devam edenin sayısı nasıl az olur?'

"Şeytan herhangi birinize namazda gelir, şöyle şöyle hacetinin/işinin olduğunu hatırlatır da o kişi bunları söyleyemez (unutur ya da fırsat bula-

' Sened: *J 'j- v-jiiü

Sahih: Müsned, 11/160-161, H.no:6498 (Ahmed Muhammet) Şâkir bu rivayetin senedinin hasen olduğunu belirttikten sonra şunları söyler: "Senedindeki Cerîr b. Abdülhamîd ed-Dabbî bu hadisi hocası Atâ b. Es-Sâib'den ihtilâfından sonra işitmiştir. Fakat hadis bizatihi sahihtir. Çünkü Cerir'İn dışındaki râviler Atâ'nın ihtilâtından önce hadis aldılar. Meselâ Şu'bc bu talebelerden biridir. Bk. Müsned, 11/204-205, H.no:691(T); Benzer rivayetler için bk. 11/166. H.no:6554; 11/204-205, H.no:6910 (Bu rivayetin teşbih hadisi olarak bilindiği Müsned'in bu ikinci rivayetinde ifade edilmektedir); Buhârî, el-Edebü'l-müfred, s. 179; Ebû Dâvûd, Vitir, 24. H.no:1502; Edeb, 100, H.no:5065; Tirmizî, Deavât, 25, H.no:34l0 (Tirmizî hadisin hasen-sahih olduğunu belirterek Zeyd b. Sabit, Enes ve İbn Abbas'tan (Radıyallahıi anhiim) da nakledildi­ğine işaret eder); Nesâî, Sehv, 91, 97, H.no: 1348, 1353; İbn Mâce, İkâme, 32, H.no:926.

Heysemî, râvilerinîn sika olduğunu Şu'be'nin Atâ'nın ihtilâtından Önce ondan hadis aldığını söyler. Bk. Mecma', X/122. Heysemî bunu söylerken 6554 ve 6910. hadisi esas almıştır.

(Farz) Namazın Sonunda Okunan Dua ve Zikirler             ___„__________________16

maz). Uykusu anında kişiye gelir ve ona uyku verir de o da bunları söyl yemeden uyur."

(Râvi) ekledi:

'Gördüm ki Rasûlullah bu teşbihleri parmağı ile sayıyordu.'

Scned: -u 'J- l_-îiLji 'J, tıi* ırfŞİ İdi- ıi'ji- jıii tâ&-

Sahih: Müsned, 1/106-107, H.no:838; Benzer rivayetler için bk. 1/95-96, H.no:740; 1/80. H.no:604; 1/123, H.no:996; 1/136, H.no: 1141, 1144; 1/146-147, H.no: 1249; 1/144, H.no:1228; 1/153, H.no:1312; 1/104, H.no:819; Buhârî, Farzu'l-humus, 6; Nafakât, 6; Deavât, II; Müslim, Zikir, 80; Ebû Dâvûd, Harâc, 20, H.no:2988; Edeb, 100, H.no:5062; Tirmizî, Deavât, 24, H.no: 3408 (hasen-garib), 3409; Nesâî, Nikâh, 81, H.no:3382; İbn Mâce, Zühd, 1 i. H.no: 4152; Dârimi. Esti'zân, 52, H.no:2688.

Hadisin tamamı "Zikirler" bölümünde "uykuya yatmadan önce okunacak dualar" bölü­münde zikredileceği İçin baş tarafı zİkredİlmediğî İçin metnini burada vermekle yetineceğiz:

162                                                             (Farz) Namazın Sonunda Okunan Dua ve Zikirler

(Kendisi ve eşi Fatıma bir keresinde elde edilen esirlerden kendilerine bir hizmetçi vermesi için Rasûlullah'a gelmişlerdi ki bununla ikisinin yü­kü/işi biraz hafiflesin. Rasûlullah o ikisinin isteğini kabul etmedi,. .olay uzun

olarak nakledildi.)"

Sonra Hz. Peygamber (Saiiaiiahu aleyhi ve seUem) onlara dedi ki:

"Bu istediğinizden daha hayırlısını haber vermemi istemez misiniz?"

O ikisi:

'Bilâkis (isteriz).'

"(Bunlar) bazı kelimelerdir/zikirlerdir ki Cibril bana öğretmişti: Her namazın peşinden on kere (sübhanallah diye) teşbih, on kere (elhamdü­lillah diye) hamd ve on kere de (Allahü ekber diye) O'nun yüceliğini ifade edersiniz. Yatağınıza geldiğinizde (yattığınızda) otuz üç kere (sübhanallah diye) teşbih, otuz üç kere (elhamdülillah diye) tahmid ve otuz dört kere (Allahü ekber diye) tekbiri zikredersiniz."

Râvi (Hz. Ali) ekledi:

'Vallahi, Rasûlullah öğrettikten sonra bunları hiç bırakmadım.' İbnü'l-Kevvâ kendisine:

'Sıffın gecesi de dahil mi?1 deyince Hz. Ali:

'Allah sizi kahretsin, ey Irak ehli! Sıffın gecesi dahil (hiç bırakmadım).'37^

Müsned, VI/298, H.no:26430; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, XXIÜ7339, H.no:787; Heysemî Ümmü Seleme'nin (Rudıyallahü anha) bu rivayetinin hasen olduğunu söyler. Bk. Mecma', X/108. (Buradaki rivayetin ikinci kısmının Ebû Zer'den (Radıyallahü anlı) şahidi İçin bk. 792/1662. hadis);

Bu kısmın devamı Zikirler bölümünde Uykuya Yatmadan Önce Okunacak Dualar bölü­münde zikredilecektir.

Bu uzun hadisin teşbih ile ilgili kısmı terceme edildi. Rivayetin tamamı Kitabu'l-Ezkar bölümünde gelecektir.

(Farz) Ngmazm Sonunda Okunan Dua ve Zlklrler______                                           163

NOT: Sıffin gecesinden maksat Sıffin'de cereyan eden malum savaştır. Sıffm Fırat yakınlarında bir yerin ismidir. Burada halife Hz. Ali İle Şam ehli ara­sında Hz Osman'ın katilini bulma konusundaki anlaşmazlık sebebiyle büyük bir sa­vaş olmuştu. Bu gecede bile Hz. Ali Peygamberimiz7in tavsiyesini terk etmemişti.376

785/1655-Ebu'd-Derdâ'dan (Radıyaliahu anhy?11 Kendisine bir misafir geldiği zaman EbıTd-Derdâ şöyle derdi: 'Kalacaksan hayvanın eğerini alalım (dinlensin), gideceksen hayvanı­na (hemen) yem verelim.'

Eğer o kişi gideceğini belirtirse ona (ayrıca) şöyle derdi: 'Senin için Rasûlullah'ın bize emrettiği şeyi aktarmaktan daha hayırlı bir şey bulamıyorum. (Bir keresinde) ona: Ey Allah'ın Rasûlü! Zenginler ecir­leri götürdü: Onlar hac yapıyor, biz yapamıyoruz, onlar (silahlan/atları oldu­ğu için) cihada gidiyor, biz gidemiyoruz. Ayrıca şunları, şunları yapıyorlar' deyince Hz. Peygamber (SaüaiiaM aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

"Size öyle bir şeyde rehberlik edeyim ki ona yapışırsanız onlardan daha faziletli amel işlemiş olursunuz: (Bu da) her namazın peşinde otuz dört kere (Allahü ekber diye) Allah'ın büyüklüğünü ifade etmeniz,'otuz üç kere (sübhanallah diye) O'nu teşbih etmeniz ve otuz üç kere de (elham­dülillah diye) O'na hamd etmenizdir.'"

§Aynı râviden ikinci tarikle gelen rivayet: Ebu'd-Derdâ'ya bir adam misafir olunca ona şöyle dedi: 'Kalacaksan, hayvanını meraya salalım (yayılsın), gideceksen hayva­nına (hemen) yem verelim.'O kişi:                        

'Bilakis, (biraz sonra) gideceğim' dediğinde ona şöyle dedi: 'O zaman sana öyle bir azık ikram edeceğim ki eğer ondan daha fazi­letlisini bulsaydım onu verirdim: (Bir keresinde) Rasûlullah'ın (Saiiaiiaha aleyhi ve sellem) yanına geldim ve: 'Ey Allah'ın Rasûlü! Zenginler dünya ve ahireti (ecirleri) götürdü. Biz namaz kılıyoruz, onlar da kılıyor, biz oruç tutuyoruz, onlar da tutuyor, (ancak) onlar tasadduk ediyor, biz edemiyoruz' deyince o şöyle buyurdu:

"Sana öyle bir şeyde rehberlik edeyim ki onu yaparsan önünde olan kişi seni (bir daha) geçemez, peşindeki kişi sana yetişemez, ancak bunları yapan (sana yetişebilir). (O da) her namazın peşinde otuz üç kere teşbih, otuz üç kere tahmid ve otuz dört kere tekbir getirmendir."'

NOT: Bu rivayette sahabenin yolculara bile hadis rivayet etme ve Rasûlullah'ı tanıtma konusunda ne kadar hırslı olduğu görül inektedir. Fazla durmayıp gidecek olan kişiye bile Ebu'd-Derdâ tavsiyede bulunuyor. Bunu da 'Rasûlullah şöyle ya­pardı...' diye zikrediyor. Bundan, konuşmalarımızın / fıkhımızın Kur'ân ve Sünnet endeksli olması gerektiğini anlıyoruz.

Sahih: Müsned, VI/446, H.no:27388; İkinci rivayet: V/196, H.no:21606; Hamza Ahmed ez-Zeyn hadisin tahricinde 21606 numaralı hadis için: "Ebû Ömer es-Sînî, Ebu'd-Derdâ'dan hadis işitmediği için isnadı kopuktur. Sened munkatıdır" 27388 numaralı hadis için de "semai doğru ise isnadı sahihtir" der.

Heysemî, hadisin Ahmed b. Hanbel, Bezzâr ve Taberânî tarafından değişik isnadlarla

nakledildiğini, Taberânî'nin isnldtndaki râvilerin sahih hadis ricali olduklarını ifade eder. Bk.  y/u»

:

786/1656-Rasûlullah'ın azatlısı Sevban'dan {Radıyaliahu

Rasûlullah (Suiiaitaiıü aleyhi ve sellem) (farz) namazı bitirip kalkacağında üç

kere istiğfar eder ve şöyle derdi:

"Allahümme! Ente's-selâmü ve minke's-selâm, tebarekte yâ ze'l-ce-

lali ve'l-ikram,"

NOT: Duanın tercemesi:

"Aİlahım! Sen selamsın, selam senden gelir. Ey celal ve ikram sahibi! Sen mübareksin."

ŞYukarıdaki rivayetlerden namazdan sonra teşbih, tahmid ve tekbire devam etmenin Önemi anlaşılmaktadır. Hatta sahabi bunları duyduktan sonra bırakmadıkla­rını ifade etmektedirler. Ayrıca yolcu bile olsa insanlara aktarma çabasında olmuş­lardır.

Rasûlullah'tan nakledilen zikirlerde sayılara riayet etmek gerekir. Başka hadislerde de akşam ve sabah namazları gibi bazı namazlarda tavsiye edilen zikirler vardır. Bunlar ilerde gelecektir. Bu konuda Nesâi'nin (v.303/915) 'Amelü'l-yevmi ve'l-leyle'$\, Taberâni'nin (v.360/971) 'Kitabıı'd-Duası ve Nevevi'nin (v.676/1277) 'el-EzkafY119 tavsiye edilir. Rasûluliah'ın duaları başkasının duasından daha güzeldir. Sahabe de bunları nakletmeye ve amel etmeye ihtimam gösterirdi.

* Namazların Sonunda Okunacak Diğer Zikir, Dua ve Sureler

378

Seiıed:

: Müsned, V/275, Rno:22265; Benzer rivayet için bk. V/279-280, H.no:22307; Müslim, Mesâcid, 135; Tirmizû Salât, 108, H.no:30Û (hasen-sahih); Nesâî, Sehv, 81, H.no:1335; İbn Ma^e, İkâme, 32, H.no:928; Dârimi, Salât, 88, H.no:1355.

379         Hz. Âişe'den (Radtyallahüanha) şahidi için bk. 762/1632 ve 790/1660. hadis. Nevevi'nin kitabı Türkçe'ye terceme edildi.

787/1657-

Hz. Peygamber (ScdlaUaM aleyhi ve sellem) her namazın sonunda şöyle derdi: "Allahümme, innî eûzü bike mine'l-küfri ve'l-fakri ve azabi'l-kabri.

§Râvi (Müslim b. Ebû Bekre)den ikinci tarikle gelen rivayet:

"8Q Sened: *J j* »£>. d y. P-—■ ^-^- f^^-J* ^^ ıS^*- t^j ^^-

Sahih: Müsned, V/39, H.no:20288; Mükerrer rivayet için bk. V/36, H.no:20260; İkinci tarik: V/44, H.no:20326; Tirmizî, Deavât, 79, H.no:3503 (" jS vü*j J^Vj # > Slı î>f Jl #!>" lafzı ile naklettiği rivayetin "hasen-sahih" olduğunu belirtir); Nesâî, Sehv, 90, H.no:1345; İstiâze, 16, H.no:5462.

Benzer bir rivayette Ebû Bekre'nin (Radıyallahü anh) Abdurrahman İsimli diğer oğlu ise şu duayı nakleder:

Bk. V/42, H.no:20309, 27989; Ebû Dâvûd, Edeb, 101, H.no:5090 (Sonunda şu ziyâde bulunmaktadır: (v-^ J* '-ky. (4-*"Tj)

Suyûtî bu rivayeti Ebû Dâvûd ve Hâkim'e nisbet ederek sahih olduğuna hükmetmiştir. Bk. el-Câmiu's-sağîr, H.no:1510. Münâvî ise Nesâî'nin de Amelü'l-yevm ve'l-leyle isimli eserinde naklettiğini, senedindeki Cafer b. Meymûn'un kuvvetli biri olmadığını İfade ettiğini nakleder. Bk. Feyzu'l-kadîr, 11/171. Nesâî de Ahmed b. Hanbel'in bu zat hakkındaki görüşünü almıştır. Bk. Zehebî, Kâşif, Trc.no:805; İbn Hacer "saduktur, bazen hata yapar" der. Bk. Tukrîb, Trc.no:961.

Ebû Saîd el-Hudrî'den (Radıyallahü anh) şahidi: V oujjjj ; Jij JL5İ i jüJlj _,i>Jı ^j* İL ijti ,JJ ~-$ü\ : Jjii jü" «ji jl'-j ■Cü 41ı İ_LJ' JJı Jj—j j^ ıij-1™' x«— ^ ^

Bk. N^m, İstiâze, 29, 23, H.no:5482, 5470-5471.

O (Müslim b. Ebû Bekre) dua ederken babası (Ebû Bekre)nin yanına gelmişti- Babası şöyle diyordu:

'Allahümme, innî eûzü bike mine 'l-küfri ve 'l-fakri ve azabi 't-kabriS

(Râvi) anlatmaya şöyle devam etti:

Ben bu sözleri babamdan aldım ve her namazın sonunda bunlarla dua ediyordum. Babam bana:

"Ey yavrum! Bu kelimeleri nereden ezberledin?' diye sorunca şöyle

dedim:

'Ey babacığım! Seni dinledim, her namazın sonunda bu sözlerle dua ediyordun, bunları ben senden aldım/ezberledim.' Babam:

ıEy yavrum! Bunlara iyi yapış/devanı et! Rasûlullah her namazın sonunda kesinlikle bunlarla dua ederdi.'

NOT: Duanın tercemesi:

"Allahım! Küfürden, fakirlikten ve kabir azabından sana sığmıyorum."

788/1658-Hz. Ali'den (Radıyallahüanhy,3S1

Hz. Peygamber (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) vitrinin sonunda şöyle derdi: "Allahümme! İnni eûzü birıdâke min sahatike ve eûzü bimuâfâtike

min ukûbetike ve eûzü bike minke,  lâ uhsî senâen aleyke, ente kemâ

esneyte alâ nefsik."

ocned: -ûj __, ,^;l>Jı j, ^-/ -ut j- -^ y_ -u^ -j- w~ j >\U^- tisJİ ±>y_ l3jj-

Sahih: Müsned, 1/96, H.no:751; Benzer rivayetler için bk. 1/1 İS. H.no:957; 1/150. H.no:I294; Ebû Dâvûd, Vitir, 5, H.no: 1427; Tirmizî, Deavât,  i 12. H.no:3566 (hasen-garib); Nesâî, Kıyam, 51, H.noA145- İbn Mâce, İkâme, 117. H.no:1179. Hz.Âişe'den (Radıyallahü anha) şâhidİ:

 -Cj ^t allı ^^Ca 4Jl

Bk. MMJned, VI/58, H.no:24193; Benzer rivayet için bk. VI/201, H.no:25531; JpdUrrezzâk, 11/161; Ma/^, Kur'ân, 31 (&£ ^Lj ^i *îiı J^ *Bı J^j ^ J bıî ^); Müslim, Salât, 222; £M ûâv/iJ, Salât, 148, H.no:879; Tirmizî, Salât, 75, H.no:3493 (hasen-sahih) Nesâî, Tatbik, 47, 7], H.no:1098, 1128; İbn Mâce, Duâ, 3, H.no:3841; Dârekutnu 1/143.

Hz. Âişe'den (Radıyallahü anha) nakledilen bu rivayet için bk. 684-685/1554-1555 ve 637/1507. hadisler.

NOT: Duanın tercemesi:

"Allahım! Senin gazabından rızana sığınırım. Senin cezandan bağışiarnan sığınırını. Senden sana sığınırım. Seni övmeye güç yetiremiyorum. Sen kendini öv düğün gibisin."

789/1659-Muğireb. Şu'be'nin katibi Verrâd'den.

382

382 Sened: _&j gj y Ullİı ^-~ JÜ jA^ _> &> -^ >U ^" 51^ _^

Sahih: Müsned, IV/250, H.no:18100; İkinci tarik: IV/247, H.no:18076; Üçüncü tarik: IV/245,

H.no:18057; Benzer rivayetler için bk. IV/97, H.no: 16831; IV/254-255, H.no:18149; IV/255,

Muğire b. Şu'be, Muâviye'ye (RmUyaitahüunhüma) şunlan yazdı (gönderdi): 'Rasûlullah (Saüaiiaha aleyhi ve seiiem) selam verdiğinde şöyle derdi: "Lâ İlahe illailahü vahdehû lâ şerike teh, lehü'l-miHkü velehü'l-hamdü hüve alâ külli şey'in kadîr. Allahümme! Lâ mania limâ a'tayte, velâ mu'tıye Ve - mena'te velâ yenfeu ze'l-ceddi minke'l-ced.'"

§Aynı râviden ikinci tarikle gelen rivayet.

Muâviye, Muğire b. Şu'be'ye Rasûlullah'tan duyduğu bir şeyi kendisine öndermesi (için) mektup yazdı. Muğire (mektubunda) şöyle dedi:

'Rasûlullah (Saiiattahu alevi» ve seiiem) namazı bitirince şöyle derdi:

"Lâ ilahe illailahü vahdehû lâ şerike leh, lehü'l-mülkü velehü'l-hamdü ve hüve alâ külü şey'in kadîr. Aliahümme! Lâ mania limâ a'tayte, vetâ mu'tıye limâ mena'te velâ yenfeu ze'l-ceddi minke'l-ceddü."'

§Üçüncü tarikle gelen benzer rivayet:

Abde b. Ebû Lübâbe yoluyla gelen nakilde Muğire b. Şu'be'nin mev-lasının haber verdiğine göre:

Muğire b. Şu'be, Muâviye'ye bir mektup göndermişti, onu da Muğire için Verrâd yazmıştı, (mektup şu şekildeydi;)

'Ben Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) selam verdiğinde şöyle dediğini işittim:'

"Lâ ilahe illailahü vahdehû lâ şerike leh, lehü'l-mülkü velehü'i-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. Allahümme! Lâ mania limâ a'tayte, velâ mu'tıye limâ mena'te velâ yenfeu ze'l-ceddi minke'l-ceddü."'

H.no: 18150 (sonunda "oi_â >'j '/\ fJ# U*! " ziyadesi ile); IV/250-251, H.no:18108; IV/251, H.no:18115; Buharî, Ezan, 155;Deavât, 18; Kader, 12; İ'tisâm, 3 (sonunda " ^'jır '4\4\ '^"> ol_i} £___.'_, oı_dı ji'jj oi^Jı j_jii _> J& lıii"j j_iı ii-O>i) Jijijı ı'}s"j Jıij jj 'ji- " ziyadesi ile ); Müslim,

Mesâcid, 137-138; Ebû Dâvûd, Vitir, 25, H.no:1505; Nesâî, Sehv, 85. H.no:1339-1340; Dârimi, Salât, 88, H.no: 1356.

Bayram günleri hutbede okuduğuna dair rivayetler:

Bk. MH.sne_, IV/98, H.no: 16836 (8/205. hadisin birinci kısmı); IV/93, H.no: 16793 îf^ ui Ji j^- ^L, 4i Jj, J_ Jj, j^- \j_); ıv/95, H.no:16803; IV/98, H.no:16836; Mâlik,

Kader, %\Buhâri, İlim, 13; Farzu'l-humus. 7; Menâkıb, 28; İ'tisâm, 11; Tevhîd, 29; Müslim, Zekât, 98. 100; İbn Mâce, Mukaddime, 1.17, H.no:9, 221; DârimU Mukaddime, 24, H.no:230, 232. Dâvûd peygamber'in Tevrat'ta zikredildiği nakledilen namaz sonu duası:

 îj;_!___ ^. _j_, îjiîj i___,   • üO^ î>l JS

Bk. Nesâî, Sehv, 89, H.no:1344. Ayrıca bk. 8/205. hadis.

Râvi Verrâd ekledi:

'Bundan sonra Muâviye'nin yanma elçi olarak gittim. Onu minberd insanlara bu sözü emrederken ve öğretirken dinledim.'

NOT: Duanın tercemesı:

"Allah'tan başka ilah yoktur, O'nun ortağı da yoktur. Bütün egemenlik/ otorite ve hamd O'na aittir. O her şeye kadirdir. Allahım! Senin verdiğini engelleyecek, senin menettiğini de verecek kimse yoktur. Varlıklı383 olan kişjnjn varlığı sana fayda vermez/katında itibar görmez."

ŞTevhid inancı bu duada bütün sınırlarıyla zikredilmektedir. O'na karşı hiçbir otorite duramaz ve varlıklı/şanslı kişinin varlığı da onun yanında itibar görmez Önemli olan, kişilerin iman ve taatidir.

' " Bu mana için bk. Bennâ, age., IV/65 384 Bennâ, age., IV/66

Sened:  ^jUjı J tüı jli- 'j. jjiJı j. ^Lc 'j j* &%-

Sahih: Müsned, VI/184, H.no:25383; Benzer rivayetler için bk. VI/235, H.no:25855 (762/1632. hadis); VI/62, H.nû:242i9: Müslim, Mesâcid, 136: Ebû Dâvûd, Vitir, 25, H.no:1512; Tirmizl Salât, 108. H.no:298 (Tirmizî bu konuda Sevban, İbn Ömer. İbn Abbas, Ebû Saîd, Ebû Hüreyre ve Muğîre b. Şu'be'den (Radıyallahü anhüm) de rivayetlerin nakledildiğini. Hz. Aişe (Raciıyaüahii anka) hadisinin ise hasen-sahih olduğunu ifade ederek namazın peşinden okunan şu iki mervî duaya da yer verir: " ^j_j <.\y. y J* y»3 L~^~. -W İ^Jı îij ilü li ü '^Ji, ü Ü^-'} *»' ^! y! u ^ûjı ili. 'j^i\ ıi Liüj y'j '^z. CJ |>ü ü'j ciii CJ ^jû ü U15'"," jijJij ö^-yjı J* fûlj Jr1^ ^ ^S*11 ^j '•&'■> J^" ^âVj^");^^;", Sehv, 82, H.no: 1336; /frn Mâce, ikâme, 32, H.no:924; Dârimi, Salât, 82. H.no:1352.

Hz. Âişe'den (Radıyallahü anha) nakledilen bu rivayet daha önce zikredilmişti. Bk. 762/1632. hadis

Sevban'dan {Hadıyallahü anh) şahidi için bk. 786/1656. hadis.

 

790/1660-Hz. Aİşe'den (Radıyaltahaanha):        *

Rasûlullah (Sattaiiahu aleyhi ve setiem) namazda selam verince şöyle derdi: "Allahümme!   Ente's-selâmü ve minke's-selâm, tebarekte yâ ze'l-celâli ve'l-ikram."

NOT: Duanın tercemesi:

"Allahım! Sen selamsın, selam senden gelir. Ey celal ve ikram sahibi! Sen mübareksin."

791/1661-Ebu'z-Zübeyr'den:386

Abdullah b. Zübeyr'i (Radıyallahü anhüma) hutbede konuşurken dinlemiş­tim, şöyle diyordu:

'Rasûlullah (Saiiaiiaka aleyhi ve seiiem) namazın ya da namazların sonunda selam verdiği zaman şöyle derdi:

"Lâ ilahe illaliahü vahdehû lâ şerike leh, lehü'l-mülkü velehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. Lâ havle velâ kuvvete illâ billah, velâ na'büdu illâ iyyâhü ehle'n-ni'meti ve'l-fadli ve's-senâi'1-hasen lâ ilahe î'lallahü muhlisine lehü'd-dine ve lev kerihe'l-kafirûn.'"

Şİkinci tarikle gelen rivayet: Ebu'z-Zübeyr'den:

Abdullah b. Zübeyr (Radıyaüaha anhüma) her namazın sonunda selam ver­diğinde şöyle derdi:

 #$ y\ ani. ^Uji ^ı 'J. U^- ı3ji- J^CJ-ı ıiji- Ju Sahih:   Müsnecl,   IV/5,   H.no: 16067;   İkinci   rivayet   için   bk.   İV/4,   H.no: 16050:   Müslim, Mesacid, 139-140; Ebû Dâvûd, Vitir, 25, H.no:1506; Nesât Sehv, 83-84, H.no:1337-1338.

'Lâ ilahe illallahü vahdehû lâ şerike leh, lehü'l-mülkü velehü'l-hamdü ve hüve alâ küili şey'inkadîr. Lâ havle velâ kuvvete illâ billah, velâ na'büdu illâ iyyâhü, ve lehti'n-ni'metü ve lehü'l-fadlü ve lehüVsenâü'l-hasen. Lâ ilahe illallahü muhlisine lehü'd-dine ve lev kerihe'l-kafirûn.'

Râvi ekledi: Rasûlullah her namazın sonunda bunlar ile tehlili açık­ça387 zikrederdi.

AÇIKLAMA

*Duanın tercemesi:

"Allah'tan başka ilah yoktur, O'nun ortağı da yoktur. Bütün otorite ve hamd O'na aittir. O her şeye kadirdir. Güç388 ve kuvvet sahibi sadece Allah'tır. Kafirler hoşlanmasa da biz dini Allah'a has kılarak sadece O'na, kendisinden başka İlah olmayan O nimet, fazilet ve güzel övgü sahibine ibadet ederiz,"

§İkinci rivayetteki farklı kısmın tercemesi:

'...nimet O'na aittir, fazilet O'na aittir ve güzel Övgü O'na aittir...'

§İmam Şafiî'den gelen İbn Zübeyr (Radıyallahü anh) rivayeti:

İbn Zübeyr'den (Radıyallahü anhy:

Rasûlullah namazdan çıkmak için selam verdiğinde yüksek sesli olarak şöyle derdi:

"Lâ ilahe İilallahü vahdehû lâ şerike leh, lehü'l-mülkü velehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. Lâ havle velâ kuvvete illâ billah, velâ na'büdu illâ iyyâhü iehü'n-ni'metü ve lehü'l-fadlü ve lehü's-senâü'l-hasen lâ ilahe illallahü muhlisîne lehü'd-dine ve lev kerihe'l-kafirûn."

-Namazdan sonraki zikirlerde sesin yükseitilmesinin cevazı ile ilgili ahkam için bk. Müsned Trc. 796/1666 nolu hadisin açıklaması.

§Lâ havle velâ kuvvete illâ billah, sözü yukarıdaki şekilde terceme edildi. Ancak bu sözün tefsiri tercemesi bazı alimlere göre şu şekildedir: Günahlardan dönmek ve îaata devam etmek ancak Allah ile olur.

§Birinci rivayette geçen ehle'n-nime, mansub okunabildiği gibi merfu da okunabilir. Mansub okunduğu zaman ihtisas, medh ya da na'büdü'nün mefulünden bedel olur ki biz tercemede bedel manasını tercih ettik. Merfu okunması durumunda ise başına ente (c—if) ya da hüve (j_*) takdir edilir. Manası da, Sen nimet, fazilet ve

Bu açıklama için bk. İmam Şafiî. Müsned, 44; Ayrıca bk. bu hadisin açıklaması. 'Sh Karahisarİ, Ahteri~i kebir, 1/260

389

İmam Şafiî, Müsned, 44

3   Zürkâni, Şerhu'l-Muvutıa, 11/39

c    r-, \    >jclj I İdi." ı   j^ııuııyu   vı\uııuıı   ı_^ua   v*3  ^.ımııcı                                                                      -i-/  —'

r   I fîVgü sahibisin ya da O I, Allah) nimet, fazilet ve güze! övgü sahibidir, şeklinde

#.   '   .191

nlur.                                                                                             /

792/1662-Abdurrahman b. Ganm'dan :392

Hz. Peygamber (SaUaüaim aleyhi ve seliem) şöyle dedi:

391 Sindî. Haşiye, 111/70. Azimâbâdi. age., IV/261

'    Sened:  ~~t-'y- J< J^ '__/■ 'J>^ j~—=*- ,=•' J: *^h ^ ^"^ '^ ^'-^ r'jj ^^

Sahih: Müsned, İV/227, H.no: 17913;

Abdurrahman b. Ganm el-Eş'arî (v.78) kibâru't-tâbiînden sika bir râvidir. Sevbân b. Bucdüd, Ebû Zer Cündüb b. Cünâdc, Şeddâd b. Evs, Ubâde b. es-Sâmit, Ebû Hüreyre Abdııı-rahman b. Sahr, Ebu'd-Derdâ Uveymir b. Mâlik ve Muâz b. Cebe! gibi sahabeden hadis almıştır. Şehr b. Havşeb ise en meşhur öğrencilerinden biridir. Bu iki râvi ile ilgili olarak bk. 4/4. hadis.

Abdurrahman b. Ganm buradaki rivayetini doğrudan Hz. Peygambere nispet ettiği için mürsel bir nakilde bulunmuştur. Mürsel rivayetler tabiînden birinin Hz. Peygamber'den naklettiği söz, fiil ve takrirlerdir. Delil olup olmayacağı hadis usulü kaynaklarımızda tartışıl­mıştır. Fakat Tirmizî'nİn naklettiği bir rivayet bu rivayeti mürsellikten kurtarmaktadır. Çünkü bu nakilde aradaki düşen sahâbinin Ebû Zer Cündüb b. Cünâde (Radıyallahü anh) (v.32) olduğu görülmektedir.

Tirmizt, Deavâi, 62, H.no:3474 (hasen- garib -sahih); Heysemî İse Şehr b. Havşeb dı-?'ndaki râvilerin sahih hadis ricalinden olduklarını. Şehr'in ise rivayetlerinin hasen olduğunu 'fadder. Bk. Mecma\ X/107.

Ümmü Seleme'den (Radtyaüahii anha) şahidi için bk. 793/1663. hadis.

Ebû Eyyûb el-Ensârî'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 794/1664. hadis.

Ebû Saîd el-Hudrî'den (Radtyailahii anh) şahidi:

: İtlûJı İU^> J>   i jli 'J. ; jü '^j Öt- «Di Jjj. ^îlı Jt ^yJUl J^- Jj j* İbn Mâce, Edeb, 54, H.no:3799.

 ayakla

"Kim    akşam    ve   sabah    namazından    ayrılmadan   ve (teşehhüd) şeklinden" değiştirmeden on kere "Lâ ilahe illallahü vahdehn şerike leh, lehü'l-mülkü velehü'l-hamdü biyedihi'i-hayr yuhyî ve yümît hüve alâ külli şey'in kadîr' derse bunların her birinde kendisine on ha (sevap) yazılır, on günah silinir, (makamı) on derece yükseltilir, hoşi mayan her şeye karşı bunlar zırh olur, kovulmuş her şeytana karşı 2,!t olur, şirk dışında başka bir günah onu telef etmez. Bu dediğinden daha fa zi.letlislnl söyleyen dışında insanların en faziletlisi olur."

AÇIKLAMA

Bugün akşam ve sabah namazlarından sonra bazı camilerde okunan salatM îüncina türü dualar yerine Rasûfullah'ın tavsiye ve teşvik ettiği dua ve zikirler okunsa daha yi olur. Yukarıdaki rivayette geçtiği gibi fazileti ve sevabı çok fazladır, bilinmektedir ve kesindir. Ayrıca ibadetlerimizin sünnete uygun olması emredilmek-tedir. Çünkü ibadetler taabbüdîdir, bunlara müdahale edilmez. Ancak nafile ibadet­lerde serbestlik vardır. Nafile ibadetlerde de Rasûlullah'a tabi olmak daha faziletli­dir. İlerde sünnet olarak anlaşılması ve mevcut sünnetleri yok etmesi, yerine geçme­si gibi sakıncalardan dolayı hadislerde geçmeyen bazı duaların camilerde sürekli yapılması sakıncalıdır, ulema tarafından tavsiye edilmemektedir.

ŞYukandaki rivayetteki dualar o kadar faziletlidir ki kişiyi zırh gibi korur. Şirk dışındaki günahları Allah affettiği için bu gibi dualaı;da mağfiret vesilesidir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

"Göklerin ve yerin otoritesi Allah'a aittir, O dilediğini affeder, dilediğine azap eder. Allah affeden ve bağışlayandır."™

"Allah kendisine şirk koşulmasını kesinlikle affetmez, bunun dışındaki günahları dilerse affeder. Kim Allah'a şirk koşarsa (bilinsin ki) o, bütünüyle yoldan çıkmıştır.394

 "394

ŞRasûlullah'ın en faziletli kişi olarak tarif ettiği şahıs her zaman daha iyi şeyler yapmaya çalışan ya da iyiliklerini sürekli artıran kişi olarak tanımlanır. Bu da model insan olan Müslüman'ın sürekli daha iyi şeyler üretmesi ve güzel şeylere devam edip, onları artırması demektir. Öncekilerin yaptıkları ile iktifa etmek ve sürekli mirasyedi/tüketici olmak doğru değildir. Allah Teâlâ şöyle buyurdu:

" dj ılrf oi/i   iH

"Ve siz ne olursa olsun halâ Önceki mirası/onların ürettiklerini yiyip duru-yorsunuz.

393 Fetih, 48/14

194 Nisa, 4/116 ■19sFecr, 89/19

793/1663-Şehr b. Havşeb'den::'%

Ümmü Seleme'yi (kadıvaiiahuanhu) naklederken duydum, şöyle dedi:

Hz. Fatıma, Allah'ın Peygamberi'ne gelip işlerin (ağırlığından) şika­yet etti (esirlerden bir köle/cariye istedi) ve dedi ki:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Ellerim değirmen (kolu çevirmekten) nasır tuttu, bir un öğütüyorum, bir hamur yoğuruyorum' Rasûlullah (Saitaihm aleyhi ve seüem)

şöyle dedi:

"Eğer sana Allah rızık verirse, o sana ulaşır. Ben sana, bundan daha hayırlısına rehberlik yapayım mı? Yatağına yattığında otuz üç kere (sübha-

396

 Sencd:

 jıi

 Sencd: o^J LL \\ LJ— jıi > J^ -^-J' ■#■ ^ ^ y> ^

Sahih: Müsned, VI/298, H.no:26430^ Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, XXIII/339, H.no:787. Heysemî hadise yer vererek Ahmed b. Hanbel ve Taberânî tarafından nakledildiğim her ikisi­nin de isnadının hasen olduğunu ifade eder. Bk. Mecma\ X/108. Heysemî, Şehr b Havşeb sebebiyle bu karara varmıştır. Şehr b. Havşeb (v.100) de hocası Abdurrahman b. Gmma-Eş'arî (v.78) gibi tabiînden biridir. Ümmü Seleme Esma bt. Yezîd, Bilâl b. Rabah e -Habeşi, Câbir b. Abdullah, Cerir b. Abdullah, Ebû Zer Cündüb b. Cünâde, Ummü Habîbe Ramle bt bbı Süfyân, Ebû Saîd Sa'd b. Mâlik el-Eş'arî, Übû Ümâme Suday b. Aclân. Abdullah b. ADDas, AbduUah b. Ömer, Abdullah b. Amr b. el-Âs, Ukbe b. Âmir, Ebû Hüreyre Abdurrahman b. bahr, ve Muâz b Cebel gibi sahabeden hadis almıştır. Bu ravi ile ilgili olarak bk. 4/4. hadis, hiaaıs Şâhidleri bulunmasa da sahih seviyesindedir. Heysemî'nin bu râvi hakkında çelişkilerine işaret edilen hadisin tahricinde yer verilmiştir.

Ayrıca bk. 784/1654. hadis.

EbûZer'den ve diğer sahabeden şahidi için bk. 792/1662. hadis.

nallah diye) Allah'ı teşbih edersin, otuz üç kere (Allahü ekber diye) tekbir getirirsin ve otuz dört kere de (elhamdülillah diye) hamd edersin ki ta­mamı yüz olur. İşte bu senin için hizmetçiden daha hayırlıdır.

Sabah namazını kıldığında namazdan sonra on kere şöyle de: 'Lâ ilahe illallahü vahdehû lâ şerike leh, lehü'l-mülkü velehü'l-hamdü yuhyî ve yümît biyedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadir.'

Akşam namazından sonra da on kere bunu söyle! Bunlardan her birisinin İsmail oğullarından bir köle azad etme kadar sevabı vardır. Şirk dışında bu gün işlenilen bir günah seni telef etmez/zararlı olmaz. "Lâ ilahe illallahü vahdehû lâ şerike leh' sözü, söyleyeceğin sabahtan diğer söyle­yeceğin akşam vaktine kadar her türlü şeytandan ve her türlü kötülükten senin koruyucun (zırhın) olur."

794/1664-Ebû Eyyüb el-Ensarî'den (Roâıyattohamh): Rasûlullah iSaüailahu aleyhi ve seiiem} şöyle dedi:

397 e>        j       .        ",.........     ,. ,    ımı.ı     -.-■,'  '1 ■•'.■]'   ,■> -   '

Neııeci: j> ^u)ı jt- ^ı* ^ j^je ^ ^.^ jt- jl-t—; ^ x*^* ^-^ j-^1 ^ **j-< "■*»■ ^

Sahih: Müsned, V/415, H.no:23410; Benzer rivayetler için bk. V/414-415, H.no:23408:

V/418, H.no:23436 (ıfi j( v«j > > J^ ^V--); V/422, H.no:23473; V/420, H.no:23458 (Bu rivayetin sonunda şu ziyade vardır: " jıî i>y ^*^ üi* ü»^' ju; ^ »^1 Ji ji^ı J'y j* iiXJ i) jf j dUİ jûi ^ ^ "); BM/zân, Deavât, 64; Müslim, Zikir, 30; Tirmizh Deavât, 103, H.no:3553

(Ebû Eyyûb el-Ensârî'den mevkuf olarak da nakledilir).

Senedinde yer alan Abdullah b. Yaîş mechûl bîr râvtdir. Fakat Müsned'in diğer sened-lerinde bu râvinin mütâbileri bulunmaktadır: Ebû Muhammed el-Hadramî, Abdurrahman b. Ebî Leylâ ve Ebû Ruhm es-Semeî gibi.

Ebû Ayyaş'tan (RadıyaUahu anlı) şahidi İçin bk. Müsned, IV/60, H.no:16536. Ayrıca bk. 794/1664. hadis.

Ebû Zer'den ve diğer sahabeden (Radıyallahü anhüm) şahidi İçin bk. 792/1662. hadis.

"Kim sabah namazını kıldığında on kere 'Lâ ilahe illallahü vahdehû lâ şerike leh, lehü'l-mülkü velehü'hhamdü ve hüve alâ külli şey'in kadir' derse dört köle azad etmeye denk sevap almış olur. (Ayrıca) ona on hasene (sevap) yazılır, ondan on günah silinir ve onun (makamı) on derece yük­seltilir, bu söz onun için akşama kadar şeytandan koruyucu olur. Akşam (namazından) sonra da böyle derse aynı şeyler (sabaha kadar) geçerlidir."

795/1665-Ukbe b. Âmir el-Cühenî'den (Radıyaitahu anh):39B Rasûlullah (Saüattaha aleyhi ve seiiem) bana her namazın sonunda muavvizât surelerini okumamı emretti.

NOT: Muavvizât kelimesi İhlas ile birlikte Felak ve Nas surelerini ihtiva eder.399 Tirmizi ve Nesâi'nin rivayetlerinden ise400 muavvizât (oii^il) yerine tesniye olarak muavvizeteyn (oûijAl-Ş) şeklinde nakledilmiştir. İki koruyucu anlamına gelen

bu kelimeden kasıt Felak ve Nas sureleridir. Rasûlullah birçok sahabiye namazdan sonra ya da namaz dışında, meselâ uyumadan önce bu iki surenin okunmasını tavsiye etmiştir ki bu sureler insanın her türlü serden ve şeytani saldırıdan Allah'a sığınması ve onu vekii/koruyucu kabul etmesi, demektir.

* Namazdan Sonraki Bazı Zikirlerin Yüksek Sesle Okunması

401

796/1666-Amr b. Dinar'dan:

»ened: ^     ^ ^ j j       ^Ş ^ j j    j        ,/        j J         j> Sahih: Müsned, IV/201, H.no:17719; Benzer rivayetler için bk. IV/155, H.no:17348; IV/144, H.no: 17229-17230, 17236; Müslim, Müsâfirûn, 264-265; Ebû Dâvüd, Vitir, 19, 26, H.no: 1462, !523; Tirmizi Fezâilü'l-Kur'ân, 12, H.no: 2902 (hasen-sahih) -2903 (hasen-garib); Nesâî, İftitâh, 45-46, H.no: 950-952; Sehv, 80, H.no:1336; Dârimi, Fezâilü'l-Kur'ân, 25, H.no: 3442-3444. Ayrıca bk.580/1450. hadis. 4oo Nevevi' Mecmu', 111/448 4Q| Tirmizi, Fedâüü'l-Kur'ân. 12, No: 2903; Nesâi, es-SünenM'l-kübm, VI/222, No: 10725

Sened: jC> 'J .'^ j^\ >   '^. ^ı b-p.( fa £ -j\-, yfj, ^ c^

İbn Abbas'ın mevlası Ebû Ma'bed anlattı:

'İbn Abbas'ın (Radıyaitaha anhiima) kendisine bildirdiğine göre, insanlar farz namazı bitirdikten sonra söylenecek zikirde sesi yükseltmek Rasûlullah (Saikıiiahü aleyhi ve seiiem) döneminde vardı.'

İbn Abbas ekledi:

'Bunu duyduğumda insanların namazı bitirdiklerini anlardım.'

AÇIKLAMA

İbn Abbas'tan gelen bu rivayet bazı alimler tarafından yadirganmıştır. Çünkü diğer rivayetlerde bu şekilde sesli okuma söz konusu değildir. İmam Şafiî bu riva­yeti, Rasûlullah döneminde geçici bir süre olabileceğini ya da arkada cemaate katı­lan kadınların çıkması için işaret anlamına geldiğini ifade etmiştir. İbn Hazm ise na­mazdan sonraki sesi yükseltmenin müstehap olduğunu söylemiştir. Bundan sonraki rivayette de îbn Abbas bunu tekbir ile nakletmektedir. İbn Abbas o dönemde yaşı küçük olduğu için saflara girmemekte ya da arkada katılmaktaydı, bundan dolayı namazın bittiğini yüksek sesli zikirden anlardım, diyor. Ancak Rasûlullah'tan gelen diğer uygulamalarda ise namazdan sonra tekbir getirilmesi ya da zikirlerin sesli

olması nakledilmemiştir.4 2

Ayrıca raf u's-savt (0^^) Arapça'da terennüm etmek, hafif mırıldanmak

manasına da gelmektedir.                                                    ,

Bu konuda mezheplerin görüşü:

1-Hanefi mezhebine göre camide namazdan sonra zikir ve teşbihlerin sesli söylenmesi caizdir, Ancak Rasûlullah döneminde bu şekilde bir uygulama yoktur. İbn Abbas rivayeti diğer rivayetler karşısında şaz kalmakta ya da bazen caiz olduğu­nu göstermektedir. Cihada asker gönderirken sabah ve akşam namazlarından sonra üç kere sesli tekbir getirilmesi, şeklinde bazı alimlerin görüşleri dışında namazdan sonraki tekbirle ilgili bir içtihad da bulunmamaktadır. Sadece teşrik tekbirleri nakledilmiştir. Hatta İbnti'l-Hümam (v.861/1456), camide namazdan sonra okunan ayete'l-kürsi ve çekilen teşbihlerle ilgili şunları söylemektedir: 'Asrımızda uygula­nan namazdan sonra camide ayete'l-kürsi okumak, otuz üçer teşbihlere Peygamberi­miz döneminde camide sürekli devam ettirilmemiş, bilakis bunlar (kişisel olarak

uygulanan) menduplar olarak kalmıştır.'403

2-Malikî mezhebine göre namazdan sonraki zikirler açıktan okunmaz, gizli okunur. İmam Malik ve bir gurup alime göre farz namazdan sonraki zikirlerin açık­tan söylenmesi mekruhtur.404

3-Şafıî ve Hanbelilere göre namazdan sonraki zikirler gizli okunur, ancak İmam cemaate bunu öğretmek isterse geçici bir süre açıktan okuyabilir. İbn Zübeyr405 ve İbn

Sahih: Müsned, 1/367, H.no:3478; Benzer rivayet için bk. 1/222, H.no:1933 (797/1667. hadis); Buhârî, Ezan, 155; Müslim, Mesâcid, 120-122; Ebû Dâvûd, Salât, 185, H.no:1003; Nesâî,

Sehv,79,H.no:1333.

Ayrıca bk. 797/1667. hadis. w Nevevi< ?erhu Sahihi Müslim, V/84; îbn Hacer, Fethu'l-Bâri, 11/326

■ İbnü'l-Humam, Fethu'l-Kadır, t/440 403 Ebu'l-Hasen el-Malikî, Kifayetu't-Talib, 1/391

İmam Şafiî, Müsned, 44; Bu hadisin metni için bk. Müsned Trc. 791/1661 nolu hadisin

açıklaması.

(Farz) Namazın Sonunda Okunan Dua ve_Ziklrjer_____                                                    179

Abbas rivayetlerindeki nakiller geçici olarak yapılan uygulamalardır. Ancak Rasülul­lah'tan nakledilen rivayetlerin genelinde böyle bir uygulama görülmemektedir.406

§Farz namazdan selam verdikten sonra yapılması tavsiye edilen zikirler:

a)Üç kere (estağfirullah diye) istiğfar etmek

b)Sonra 'AU.ahümm.e ente's-selamü veminke's-selam" demek

c)İhlas, muavvizeteyn (muavvizât denildiğinde üçü anlaşılır) ve ayete'l-kürsi4"7 okumak,

d)Otuz üçer kere teşbih, tahmid ve tekbir getirmek

e) Lâ ilahe illallahü vahdehû lâ şerike leh, lehü'l-mülkü velehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadir, demek

Yada

Lâ ilahe illallahü vahdehû lâ şerike leh, lehü'l-mülkü velehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. Lâ havle velâ kuvvete illâ billah, velâ na'büdu illâ iyyâhü ehle'n-ni'meü ve'l-fadli ve's-senâi'l-hasen lâ ilahe illallahü muhlisine lehü'd-dİne ve lev kerihe'l-kafırûn, demek.

f-Sabah ve akşam namazlarından sonra yerinden kalkmadan on kere 'Lâ ilahe İllallahü vahdehû lâ şerike leh, lehü'l-mülkü velehü'l-hamdü ve hüve alâ külü şey'in kadir' demek.

g-Hadislerde geçen zikirleri mümkün olduğu kadar yapmak, riayet etmek.408

§Bugün camilerde namazdan sonra okunan 'Sübhanallahi ve'l-hamdülillahi velâ ilahe illallahü vallahü ekber velâ havle vela kuvvete illa billahi'l-aliyyi'l-azîm' ile ilgili olarak Rasûiullah'ın bunu namazdan sonra okuduğuna ya da okuyun dedi­ğine dair bir rivayete ulaşılamadı. Ancak Peygamberimiz'in sadece Tirmizi'de geçen şöyle bir hadisi bulunmaktadır:

Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh):

Rasûlullah  (Sallallahü aleyhi ve seltem):

406 Nevevi, Mecmu', III/448; İbn Müflıh, Ebû Abdullah, Furu', 1/399

17 Taberanî, el-Mu'cemu'l-kebir, 111/83, No: 2733 ; Heysemi, isnadının hasen olduğunu belirtti. Bk. Mecmeu'z-zevâid, 11/148

Hadisin metni: P>-j Jıî Jtf

 Nevevi, Mecmu', III/44S; İbn Müflih, age., 1/392; İbnü'l-Hümam, fethu'l-Kadir, 1/339-440; Ebu'l-Hasen el-Malikî, age., 1/391

180

(Farz) Namazın Sonunda Okunan Dua ve Zikirler

"Cennet bahçelerine uğrayınca oraların gıdasından istifade edin" deyince ben

dedim ki:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Cennet bahçeleri de nedir?' Rasûlullah:

"Mescitlerdir."

'Peki, ey Allah'ın Rasûlü! Oraların gıdasından istifade etmek, nedir?1

"Sübhanallahi ve'l-hamdülillahi velâ ilahe illallahü vallahü ekber (demektir).1'409

-Belki de bu hadisten yola çıkılarak namazlardan sonra söylenmesi bizde adet haline gelmiştir.

§Namazdan sonraki zikir ve teşbihlerin zamanı:

1-Hanefi mezhebine göre eğer farzı kılan kişi aynı yerde sünneti de kılacaksa sünneti kıldıktan sonra bu zikir ye teşbihleri yapar. Bunların belli bir sırası ya da peş peşe olması şart değildir. Bir kısmını camide, bir kısmını da evinde yapabilir.410

2-Maiİki mezhebine göre farz namazdan sonra bu zikir ve teşbihler yapılır. Ancak İmam Malik ve bir gurup alim farz namazdan sonra imam ve cemaatin açıktan dua etmesini mekruh gördüler.

3-Şafiî ve Hanbeli mezheplerine göre farz namazdan sonra bu zikir ve teş­bihler yapılır.412

: Jlİ

V/V1V

 

 U : jLâ <jz

797/1667-îbn Abbas'tan (Radıycülahü anhümaf.

Ben (küçükken) Rasûlullah'm (Satiallahualeyhi ve selkm) namazını bitirdiği­ni ancak (aldığı) tekbir ile bilirdim.

§(Râvilerden) Amr b. Dinar, (Ebû Ma'bed'e): 'Bunu bana sen naklettin' deyince o: 'Hayır, ben sana bunu nakletmedim1 dedi.

AÇIKLAMA

Râvilerden Amr b. Dinar'ın hocası Ebû Ma'bed'e tekid için bu rivayeti sen naklettin, deyince o bunu inkar etti. Onun inkarı İmam Şafiî'nin dediği gibi, ıınutma-

Tirmizî, Deavât, 82, H.no: 3509 (hasen-garib). 4l0İbnü'l-Hümam, age., 1/339-440 4" Ebu'l-Hasen el-Malikî, age., 1/391 112 Nevevİ, Mecmu', III/448; İbn Müflih, age., 1/392 4l\Senerl   li    ('.ı    •- •- ■>,'•' ■*-

UVIIVU,     ıJ*7*'*         Jl      "J-      4   rJ*-*'      ~ r*"    Ot—ıî~-h     LjwL;^

Sahih: Müsned, 1/222, H.no: 1933; Benzer rivayet için bk. 796/1666. hadis.

(Farz) Njn^zjnjonunda^Qkunan Dua ve Zikirler________ 181

sına hamlolunur. Çünkü Şafiî'ye göre Amr b. Dinar, İbn Abbas'ın en sadık (doğru) mevlasıdır.414

ı

y

§Ibn Abbas o dönemde yaşı küçük olduğu için saflara girmemekte ya da ar­kada katılmaktaydı. Bundan dolayı namazın bittiğini -önceki rivayette geçtiği eibi-yüksek sesli zikirden ya da -bu rivayette geçtiği gibi- getirilen tekbirden anlardım, diyor. Ancak Rasûlullah'tan gelen diğer uygulamalarda ise namazdan sonra tekbir getirilmesi ya da zikirlerin sesli olması nakledümemiştir.415

İbn Abbas rivayeti diğer rivayetler karşısında şaz kalmakta ya da bazen caiz olduğunu göstermektedir. Cihada asker gönderirken sabah ve akşam namazlarından sonra üç kere sesli tekbir getirilmesi, şeklinde bazı alimlerin görüşleri dışında na­mazdan sonraki tekbirle ilgili bir içtihad da bulunmamaktadır. Sadece teşrik tekbir­leri nakledilmiştir.4I6

ŞNamazlardan sonraki teşbihlerde ya da dualarda sesi yükseltme konusunda­ki müçtehid imamların görüşleri önceden geçmişti. Bk. Müsned Trc. 796/1666 nolu hadisin açıklaması.

_ Şafiî, Müsned, 1/44; Bennâ, age., IV/7I

"5 Nevevi. Şerhi* Sahihi Müslim, V/84; İbn Hacer, Feîhu'l-Bâri, 11/326 ibnü'I-Hümam, ferim'I-Kadir, 1/440

p)-NAMAZI BOZAN, NAMAZDA YAPILMASI MEKRUH VE MUBAH OLAN FİİLLER

    Namazda Konuşmanın Yasaklanması

    Namazı Bölen Durumlar

    Namaz Kılanın Saçını Bağlaması, Namazda Çakıllarla Oynaması ve Üflemesi

    Namazda Gülmek, Kıbleden Başka Tarafa Yönelmek, Parmakları Çıtlatmak ve Kenetlemek

    Namazda Göğe Bakmak, El ile İşaret Etmek ve Mescitte Özel Bir Yer Edinmek

    Tuvalete Daralmış Olarak, Uyuklarken ve Yemek Hazırken Namaz Kılmak

    Eller İçerde Kalacak Şekilde Bir Kumaşa Bürünerek (İstimal)/ Elbiseyi Eller İçerde Kalacak Şekilde Giyerek (Sedl) ve Elbisenin Uçlarını Tümüyle Yere Sarkıtarak (îsbâl) Namaz Kılmak

    Namazda İhtiyaç Anında Teşbih (Sübhanallah Demek), El Çırpmak ve İşaret Etmek

    Namazda Aflah Korkusu ya da Huşu' Nedeniyle Ağlamak

    Namazda Yılan, Akrep Gibi Zararlı Hayvanları Öldürmek, İhtiyaç Anında Biraz Yürümek ve Başka Tarafa Bakmak

    Namaz Kılanın Sırtında Küçük Çocuk Taşıması

    Çizgili Elbise ve Hayız Gören Kadının Büründüğü Kumaş ile Namaz Kılmak

    Karanlıkta Namaz Kılanın Karşısında Eşinin Uyuması/Yatması Caizdir

p)-NAMAZI BOZAN, NAMAZDA YAPILMASI MEKRUH VE MUBAH OLAN FİİLLER

Allah Teâlâ buyurdu: 'Müminler  kurtuluşa  ermiştir,  onlar  ki  namazlar.nda  huşu

içindedirler..." (Mü'minûn, 23/1-2)

Allah Teâlâ buyurdu:

"Namazlara ve orta namaza417 devam edin. Allah'a saygı/bağ­lılık içinde bunları kilini" (Bakara, 2/238)

Müslümanlar ilk dönemlerde namazda rahat hareket ediyorlarîardt. Yukarıdaki ayetler inince hareketlerine dikkat ettiler ve huşûu bozacak hareketlerden kaçındılar. Hz. Peygamber bunu bizzat gösterdi ve müminlere emretti. Bununla ilgili rivayetler:

* Ebû Hüreyre'den:41

417 Ayetteki orta namazı hakkında ihtilaf edildi:

a- Hz. Ali, îbn Abbas ve Malik b. Enes'ten gelen bir rivayette sabah namazıdır, dendi.

b- Hz. Âişe, Ebû Saîd, Zeyd b. Sabit, Urve b. Zlibeyr, Abdullah b. Şeddâd ve İbn Ömer'den gelen rivayette ise öğle namazıdır.

c-Ancak bu konuda en kuvvetli görüş ikindi namazıdır, zira hadislerde Peygamberimiz bizzat açıklamıştır ve yukarıda ismi geçenlerin bir çoğu da dahil sahabe, tabiûn, etba ve müctehid İmamların birleştiği görüş budur. Bu görüş Hz. Ömer, Ali, îbn Mes'üd, Ebû Eyyub, Abdullah b. Amr, Semüre b. Cündüb, Ebû Hüreyre, Ebû Saîd, Haf'sa, Ürnmü Habibe, Ümmü Seleme, ayrıca İbn Ömer, Ubeyde, İbrahim en-Nehâî, Said b. Cübeyr, İbn Şîrîn, Hasan b. Münzir, Ebû Hanife, Ebû Yusuf, Şafiî, Ahmed b. Hanbel... gibi alimlerden nakledilmiştir. Ayrıca Müsned Trc. H.no: 125/9995'de Hz. Ali orta namazını sabah namazı olarak bildikle­rini, ancak ikindi namazı olması gerektiğini kendisi söylemiştir. (Bk. Malik, Salat, 8, H.no: 25-28; İbn Hazm, Muhatla, IV/249; Şîrâzî, MUhezzeb, 1/53; Zemahşerî, Keşşaf, 1/283-284; Nevevî, Mecmu, 111/60-61; İbn Kudâme. Muğnî. 1/387-389; İbn Kesir, Tefsir, 1/274-278: İbnü'l-Hlimam, Fethu'l-Kadir, i/257; Bennâ. age., 11/263: Hadisler için bk. Müsned Trc. H.no: 124/994, 125/9995, 126/996, 127/997. 129/999)

Taberâni, el-Mu'cemu'l-evsat, IV/240, No: 4082; (Heysemî seneddekİ Hıbre isimli zatın tercüme-i hâlini bulamadığını, diğer râvilerin ise sika olduğunu belirtti. Bk. Meaneu 'z-z.evûid, 11/80)

* Hz. Ali'den de bu ayetin sağa sola bakmamakla ilgili olarak indiğini belirttiği benzer rivayet için bk. Beyhakî, es-SünenU'l-kiübra, 11/279, No: 3333

Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekmh_ve_Mu_bah Olan Fiiller_________________185

Rasûlullah önceleri namazlarında .yağma ve soluna dönerdi/bakardı. AllahTeâlâ;

(ûj^il». jj^u. j ^j, ^jjı jji*jiı ™jiı ji) ayetlerini indirince Rasûlullah huşâa dikkat etti ve

sağına soluna bakmadı.

* Zeyd b. Erkam şöyle anlattı:

'Bizden birisi hacetini kardeşinden isteyecek şekilde biz namazda konuşurduk, sonunda şu ayet indi {o&ü ■* '^yj t>-V' »'*-*//, ^ijLJı J* <jJül-) ve biz namazda susmakla emrolunduk'.

§Huşû (£jjJ-ı);selef tarafından namazda gözü yere, secde mahalline indirmek, sağ ve solla meşgul olmamak, ibadeti samimi olarak Allah için yerine getirmek, şeklinde anlaşılmış­tır420 ki bu da saygı ve tevazuun üst noktası demektir.

Aşağıda o döneme ait pratik uygulamalar zikredilmektedir. Ayetleri bu uygulamalar bağlamında anladığımızda namazlarımız Allah ve Rasülünün isteklerine daha uygun olacaktır.

* Namazda Konuşmanın Yasaklanması

Namaz özel bir ibadet olduğu İçin başlandıktan sonra orada konuşmak, selâm vermek ve almak yasaklanmıştır. Başlama tekbiri ile dünyadaki bütün mubah fiiller namaz bitinceye kadar Allah rızası için terk edilmiştir. Artık kul namazda Allah ile yalnız kalmıştır ve O'na yönelip dua etmektedir. Başlangıç tekbirinin bir adı da 'tahrine tekbiri'dir. Tahrime, haram kılmak demektir. Yani bu tekbir bazı şeyleri geçici olarak haram kılmaktadır.

Sahabe önceden namazda konuşurlardı. Bir süre sonra Rasûlullah tarafından namazda konuşmak ve selam alıp vermek yasaklandı. Hatta Habeşistan'a hicret eden bazı sahabiler döndüklerinde bu durumu öğrendiler ve konuşmayı bıraktılar.

Bundan sonra kıyamete kadar namazda dünya kelamı yasaklanmış ve namazı bozan fiillerden sayılmıştır.

798/1668-Zeyd b. Erkam'dan (Radıyaiiahüanhy.421 Rasûlulah (Sailaiiahu aleyhi ve seiiem) döneminde (önceleri) bir adam namaz kılarken herhangi bir ihtiyacı için arkadaşıyla konuşurdu. Sonunda şu ayet indi: 'Allah'a saygı/bağlılık içinde bunları (namazları) kılın!'

Peşinden biz de namazda susmakla emrolunduk.

9 Ahmed b. Hanbel, 1/435; Buharı, el-Amel fi's-saiât, 2, Tefsiru's-sûre, 2, 33; Müslim,

Mesacİd, 35, (539); Tirmizi, Salât, 180, H.no: 405 İbnü'l-Esir, Nihaye, IV/225

4? I               ,               J

Sahih: Müsned, IV/368, H.no:19174; Buharı, Amel, 2 (Âyetin tamamı zikredilmiştir: " >>i^ «aşJii Ji ^J'j J^^ı sıİUjij .^itjı J^"); Tefsîr, 2/43; Müslim, Mesâcid, 35; Ebû Dâvûd, Salât, 174,

H.no:949; Tirmizi Salât. 180. H.no;405; Tefsîr. 2/33, H.no:2986; Nesûî. Sehv, 20. H.no: 1217. ' Bakara, 2/238

799/1669-Abdullah b. Mes'ûd'dan (Radıyatiatmanhy.*23

Biz Rasûlullah'a (SaUaiiahu aleyhi ve settem) namaz kılarken selam verirdik.

O da (namazda) bizim selamımızı alırdı. Necaşî'nin yanından (Habeşistan'dan)

döndüğümüzde Rasülullah'a selam verdik, ancak o (namazda) selamımızı

almadı. Bunun üzerine biz:

'Ey Allah'ın Rasülü! Önceden sen namaz kılarken biz selarn verirdik,

sen de selamımızı alırdın' deyince o şöyle buyurdu:

senea:         j ^^\ (j j           J    j

Sahih: Müsned, 1/376, H.no:3563; İkinci rivayet: 1/377, H.no:3575; Benzer rivayetler İçin bk. 1/409, H.no:3884^3885; 1/415, H.no:3944; 1/435, H.no:4145:

1/463, H.no:4417; fiwMn, Amel, 2, 15; Menâkıb, 37; Mw.Wim, Mesâcid, 34; Ebû Dâvûd, Salât, 166, H.no:923-924; yVesdf, Sehv, 20, H.no:1218-1219;îbnMâce, İkâme, 59, H.no:İD19.

Suheyb'den (Radıyallahü anh) nakledilen rivayetle karşılaştırınız. Bk. 848/1718. hadis. Ammar b. Yâsir'den (Radıyallahü anh) şahidi:

: Jli jX_ J jU                                                                 ....."

Müsned, IV/263. H.ııo: 18234; Wf,v«ı, Sehv, 6, H.no:l 186.

Benî Âmir'den (Bir rivayette; Benî Kuşeyr'den) bir kişi Ebû Zerr'in {Radıyaüahü anh) yanına girdiğinde namazda iken selâm verdiği, Ebû Zerin ise bu selâmı almadığına dâir rivayet için bk. 17/868. hadis.

Ayrıca bk. 848/1718. hadis.

Namazı Bozan, J^amazda Yapılması Mekruh ve_Mubah Olan Fiiller                       .         187

"Namazda424 (saygı içinde ibadetle) meşguliyet vardır (konuşma ya­saklanmıştır)."

§Aynı râviden ikinci tarikle gelen rivayet:

Biz Habeşistan topraklarına gitmeden önce Mekke'de Rasülullah'a (SaiiaUahu aleyhi ve settem) (namaz kılarken) selam verirdik. Habeşistan'dan dön­düğümüzde onun yanına gittik, kendisine (namazda) selam verdik, selamımı­zı almadı. Yakın ve uzak bütün ihtimaller/şüpheler beni sardı. Sonunda Rasülullah namazı bitirdi, kendisine bunun sebebini sordum. O şöyle dedi:

"İzzet ve celal sahibi Allah emrinde/işinde dilediğini değiştirir425. Emrinden birini namazda konuşulmaması şeklinde değiştirdi."

424 ..     .

Metindeki ziyade: Yada benim meşguliyetim var "' Bk. Azimâbâdi, Avnü'l-Ma'bûd, 111/136

800/1670-Muaviye b. Hakem es-Sülemî'den (Radıyaüahü anhy. Biz Rasûlullah (SaliaUahu aleyhi w sellem) ile namaz kılarken topluluktan bir adam aksırdığında ona:

'Yerhamükallati*21 dedim. Topluluk bana sert bir şekilde baktı. Bunun üzerine ben:

'Vay başıma gelenek Size ne oldu da bana böyle bakıyorsunuz?" dedim Bu sefer de ellerini uyluklarına/dizlerine vurmaya başladılar, Onların beni susturmaya çalıştıklarını görünce ben de sustum. Rasûlullah namazı kılınca -annem babam ona feda olsun ben ne önce, ne de sonra onun gibi güzel öğreten bir öğretici görmedim- bana ne suratını astı429, ne sövdü ne de dövdü. O şöyle dedi:

126 Sened: ^; J, Â* ^ 'nj£ ^î J, jû* 'ji. js J 'J J4 J&- v& J; 'J i^ j& r*Q v-Sahih: Müsned, V/447, H.no:23652; Benzer rivayetler için bk. V/447-449, H.no:23653-23658 (Mükerrer için bk. III/442, H.no: 15600); V/449, H.no:23659; Müslim, Mesâcid, 33; Ebû Dâvûd, Salât, 167, H.no:930-931; Eymân, 16, H,no:3282; NesâU Sehv, 20, H.no:1216 ( Jiteâ

'r*jCA!#&); Dârimi, Salât, 177, H.no: 1510.

Ayrıca cariyenin âzâd edilmesi ile İlgili benzer rivayetler için bk. 39-40/81-82. hadisler. 21 Namaz dışında aksıran kişi 'el-Hamdülittah* derse karşısındaki de ona 'Yerhamükâllah' der. Bu söz, Allah sana rahmet etsin, şeklinde bir duadır. Sahabi namazda konuşma işinin yasaklandığını bilmediği için namazda aksıran birisine bu şekilde dua etmektedir.

Metindeki sözün lafız tercemesi, vay/yazık annemin çocuğunun başına gelene şeklindedir. Bu söz Araplarda beddua anlamında kullanılmaktadır. Bir kişi yaptığı bir hatadan dolayı kendini bazen bu şekilde tenkid ederdi. Bk. Nevevi, Şerhıt Sahihi Müslim, V/20

429

"Bu namaz (öyle bir ibadettir ki), içinde insanların sözlerinden bir şey bulunması uygun değildir. Namaz teşbihtir, tekbirdir ve,Kur'ân okumaktır."

Ya da Rasûlullah buna benzer bir şey dedi. Ben:

ıEy Allah'ın Rasülü! Biz cahiliye döneminden yeni kurtulan bir kavi­miz. Bizden bir topluluk var ki kahinlere giderleri Rasûlullah:

"Siz onlara gitmeyin."

'Bizden bir başka topluluk da uğursuzluk inancına sahipler/

"Bu onların içlerinde duydukları bir şeydir (aslı yoktur).1'

'Bir başka topluluk remil ile uğraşırlar.'

"Bir Peygamber430 de remil ile uğraşırdı. Onun üslûbuna uyarsa onun gibidir (değilse yanlıştır)."

'Benim Uhud ve Cevvâniyye taraflarında koyun sürümü güden bir cariyem vardı. Bir kurdun sürüden koyun götürdüğünü öğrendim. Ben de Adem oğullarından bir adamım, onların kızması gibi ben de kızdım, fakat ben (ayrıca) o cariyeyi çok şiddetli bir şekilde tokatladım,' Sonra Hz. Peygamber'e geldim, (yaptığım) bana431 ağır geldi. Ona dedim ki:

'O cariyeyi azad edeyim mi? Rasûlullah:

"Onu bana getir" dedi.

Cariyeyi Rasûlullah'ın yanına getirdim. Rasûlullah ona:

"Allah nerede?" dedi. Cariye:

'Gökte/yukarıda.'

"Ben kimim?" Cariye:

'Sen Allah'ın Rasûlusün' deyince Peygamberimiz bana şöyle buyurdu:

"Onun azad et, o mümin bir kadındır.432"

AÇIKLAMA

Bu hadisten namazda konuşmanın mekruh olduğu, ama namazı bozmayacağı şeklinde bir hüküm anlaşılabilir. Ancak bu hüküm, namazda konuşmanın namazı bozacağını bilmeyen kişi için geçerlidir. Namazda bilerek (amd), unutarak (nisyan) ve yasak olduğunu bilmeyerek (cehalet ile) konuşmak arasında fark vardır:

1-İbn Münzir: Namazda konuşmanın yasak olduğunu bilerek (amden), bir kişinin konuşması durumunda namazının bozulacağı konusunda müçtehidlerin icmaı vardır (hiçbir muhalefet olmaksızın görüş biıiiğindedirler).433

2-Unutarak (sehven) ya da yasak olduğunu bilmeyerek (cehaleten) konuşma­nın namazı bozması konusunda ihtilaf edildi:

a-Bir kişi namazda nasıl olursa olsun her türlü konuşması İle namazı bozulur. Bu alimlere göre bilerek ya da bilmeyerek veya cehaleten konuşma arasında fark yoktur. Bu görüşte olanlar: Süfyan es-Sevrî, Abdullah b. Mübarek, Nehâi, Hammad,

Bu kişi İdris ya da Danyal peygamber olabilir. Doğrusunu Allah bilir. Bk. Bennâ, age, İV/75 4^ Diğer rivayette: ...Rasûlullah'a ağır geldi, şeklindedir. B-k. Ahmedb. Hanbel, V/448

" Metindeki ek: Bir keresinde şöyle buyurdu: "O mümin bir kadındır, azad et!" k3 İbn Münzir. İcma'25, No: 45

 iNdiıid4.ı DUidiı, iNainaz.ua   lapıııııcıaı neMUiı ve rmuan wıaı

Ebû Hanife ve bir rivayette Katade'dir. Bu alimlere göre Zeyd b. Erkam hadisinde434 herhangi bir ayırım yoktur, her türlü konuşma yasaktır ve namazı bozmaktadır.4 '

b-Ancak cumhura göre bilerek konuşma dışındaki (sehven ya da cehaleten) konuş­malar namazı bozmaz. Bu görüşü İbn Mes'ûd, İbn Abbas, İbn Zübeyr, Urve b. Zübeyr, Ata, Hasan-ı Basri, bir rivayette Katade, ayrıca Malik Şafiî, Ahmed b. Hanbel ve Ebû Sevr benimsemişlerdir 436 Cumhura göre ise bu konuda birçok rivayet bulunmaktadır:

*Zi'l-yedeyn (RadıyaUahü anh) hadisi437,

*Ebû Hüreyre {RadıyaUahü anh) hadisi:

Ebû Hüreyre'den (Radıyaüahüanh)\ ~

Hz. Peygamber namazda unutarak konuştu ve (namazını bozmayıp) kalanını

tamamladı.

*Yukarıda zikredilen Muaviye b. Hakem (Radıyallaha anh) hadisi. *Hata ve unutmanın affedildiğine dair meşhur hadis:

Ebû Zerden (Radıyallahü anh):

434 Bk. Müsned Trc. 798/1668 nolu hadis. 4" İmam Muhammed, el-Hucce, i/150-151

436  İmam Şafiî, İhtilafü'l-Hadis, 230; İbn Abdilber, ysft/Ud, 1/343^ Nevevi. Meemu', III/158; İbnMüfıh, Furw', 1/432;

437  Sehiv secdesi bölümünde gelecektir.

4'   Sened: j*^ ^ î*ju. j, aj—j fU-»j Oj* w^ —-y ^ -Wj _v .jl?- uj^- J'j Juojiı ^-v ^ J^ ^-^- Jl; j-^-î üjj-

Zayıf: Taberani, el-Mu'cemu'l-Evsau H/162. No: 1582; Heysemi, senedde durumu tartışmalı (kimine göre münker) ravi bulunduğunu, söyledi. Mecmeu 'z-zevâid, 11/81

9 Sened: ^sjUJi ;i jî _^ _-iy- y_ ^. w* Jjiı /j ri ü ^^- ^ vjiÎ lJ jii>Ji ji-jî _j j-j* _^ ^j'^! lijj-

Hasen: //?;ı Mace, Talak, 16 .No: 2043

İbn Abbas'tan şahidi için bk. İbn Hibban, XV1/2O2, No: 7219; Hakim. U/216, No: 2801; Taberani, el-Mu'cemu'l-Kebir, KI/133, No: 11274; Heysemi, senedde tarışmah ravi İbn Lehia'nın olduğunu, söyledi. Bk. Mecmeu'z-zevâid, Vl/250; Burada tartışmalı râvi sadece İbn Lehîa bulunmaktadır. Ebû Abdurrahman Abdullah b. Lehîa b. Ukbe el-Hadramî el-Mısrî hakkında İbn Hacer, "Sadûktur. Kitapları yandıktan sonra ihtilât etti. İbnü'l-Mübarek ve İbnÜ'i-Vehb'in kendisinden rivayetleri daha doğrudur. Müslim'in ricalinden biridir," der. Bk. Takrib, Trc. no.3563. Zehebî ise zayıf sayıldığını ifade eder ve Ebû Dâvûd kanalıyla Ahmed b. Hanbel'İn bu zât hakkında şöyle dediğini nakleder: "Çok hadis rivayet etmiştir, zabt ve İtkânında Mısır'da O'nun gibi kim vardır?" (Bk. Zehebî, Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed, el-Kâşif, Thr. Ahmed Muhammed Nemr el-Hatîb (Muhammed Avvâme taliki ile), Cidde, 1992, Trc. no.2934.) Kâşifin Haşiyesinde EbÜ'1-Vefâ: "İhtilât tarihinin h.169 veya 170 yılları olduğu için bu tarihten önceki rivayetleri makbuldür. Sonrakiler merdûd ve zayiftır"der. Buna göre, h.174 yılında vefat eden İbn Lehîa'nın 4-5 yıllık dönemdeki rivayetlerinin iyi bir tetkik ve araştırmaya tabî tutulması gerekliliği kanaatine varılabilir. İhtilâtından önce kendisinden hadis nakleden râvîler şunlardır: Evzaî, Şu'be, Süfyân es-Sevrî, Amr b. el-Hâris... Bu râvîler İbn Lehîa'nın kitapları yanmadan yani ihtilâfından önce vefat eden kişilerdir. Yine Abdullah b. Mübarek, Abdullah b. Vehb, Abdullah b. Mesleme el-Ka'nebî ve Abdullah b. Yezîd el-Mukrî ise ihtilâtından sonra ibn Lehîa'dan nakilde bulunmadılar. Rivayetlerine son verenler arasında Kuteybe b. Saîd, Velid b. Mezîd el-Beyrûtî ve Abdurrahman el-Mehdî de sayılabilir. Bk. İbn Hacer, Muhammed b. Ali, Ebu'1-Fadl Ahmed b. Ali el-Askalânî, Lisânü 'I-Mizan, Müessesetü'l-İlmiyye. Beyrut, 1406/1986, III. Baskı, i/10, el-Müsned Trc, I. cild, 22/64 nolu hadisin tahrici.)

Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ye Mubah Olan fiiller

Rasûlullah dedi ki:

"Allah ümmetimin hata, unutma ve ikrah altında işlediklerinden vazgeçti (affetti).1'

ŞNamazda konuşarak selam almak haramdır ve ittifakla namazı bozar. Fakat el ile işaretle selam almanın cevazında ihtilaf edildi:

1-Hanefi mezhebine göre namazda işaretle selam almak namazı bozmaz, an­cak mekruhtur. Cumhurun delili olarak aşağıda zikredilen hadiste Rasûlullah'ın sela­mı işaretle aldığına dair kendisinden bir söz bulunmamaktadır. Sahabe gördüğü fiili nakletmiş, yorumlamıştır. Rasûlullah'ın bu işareti, selam almaya ihtimali olduğu gibi, kendisinin namazda olduğunu işaret ederek nehyetmek kasdıyla da işaret etmiş olabilir. Böyle şüpheli bir durumda işaretle de olsa selam almamak tavsiye edilir ya da mekruh olduğuna hükmedilir.440

Ayrıca bu konuda namazda anlaşılır işaretin namazı bozacağına dair bir riva­yet bulunmaktadır:

Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh):

Rasûlullah şöyle dedi:

"Namazda (imamı uyarmak için) erkeklere düşen teşbihtir, (erkekler uyar-mazsa) kadınlara düşen de el çırpmadır. Kim namazında anlaşılır bir işaret yaparsa namazını İade etsin!"

2-Cumhurun görüşü ise namazda işaretle selam almanın cevazı yönünde­dir,442 Bu konuda varid olan bir hadisle delil getirmektedirler;

 * * iÜU^ ajjı   J-**> öjjı Ju* j o j ^ ^jlî 4jl ı-U-1

Rasûlullah'ın sahabisi Suheyb'den (Radıyaliainianh):44'

Rasûlullah namaz kılarken yanma uğradım ve selam verdim, selamı işaretle aldı/cevap verdi.

(Râvi) ekledi: Bilemiyorum, ancak parmaklarıyla işaret etmişti.

10 İmam Muhammed, el-Hucce, 1/150-151: Tahavi. Şerhu Meâni'l-âsâr, 1/454; Kâsânî, Bedâiu'S'Sanâi', 1/237

Sened: Jn)ı>^ oukp Jj^-^y. >-?jZ*ı j> s^-\.y. x^uî ju ^^ ^y, ui Jiî v-y. ->** ^ §*^W~ y- Vb'-^ Sahih: Tahavi, age., 1/453; Darekutni, IÎ/83, Babü'l-işare fi's-salat,!; Beyhaki, 11/262, No: 3233 (Beyhaki, şeyhi Ebû Bekir b. Ebû Davud es-Sicistani'den bu rivayetin senedinde Ebû Katafan'ın bulunduğunu ve bu kişinin meçhul bir şahıs olduğunu, nakletti.) Ancak Yahya b. Main, onun sika olduğu söyledi. Bk. İbn Ebi Hatim, el-Cerh ve't-ta'dil, DC/424, No: 2076; Ayrıca İbn Hibban onu sika kabul etti. Bk. Sikât, V/567, No: 6279; İbn Hacer, senedlerde geçen Ebû Gatafan isminin meçhul olduğunu, ancak Ebû Gatafan b. Tarifin meçhul olmadığını belirtti. Bk. Lisanü'l-mizm, VII/90, No: 934: Bu senededdeki şahıs da Ebû Gatafan b. Tariftir, meçhul değildir ve sika bir râvidir.

442 Sehnûn, el-Müdevveneiü'l-kübru, 1/99; Şirazi. Mühezzeb, 1/88; İbn Kudâme, MuğnL 1/663 Sahih olan bu hadisin tahrici için bk. Müsncd Trc, 848/17 18 nolu rivayet.

Namazı pozdiı, ı^arridzud napııııidsı ıvıeKrun ve muDarı

ŞDiğer sahabilerin yaptıkları da amel-i kesir kapsamına girmemektedir ve onların da namazını bozmaz. Çünkü namazları bozulsaydı, muüaka Rasûlullah iade etmelerini isterdi. Erkeklerin yanılan imamı uyarmak için tekbir getirmeleri, onlar uyarmadığında kadınların ellerini birbirine vurmalarını emreden hadis ile bu rivayet cem edildiğinde doğru hüküm verilebilir.

§Hata yapan sahabiye karşı bu rivayette Rasûİullah'ın olgun davranışı, konuyu izah etmesi ve onun diğer sorularına sabırla cevap vermesi Peygamberimizin yüksek ahlâkını göstermektedir. Davetçi her zaman sabırlı olmalıdır. Rasûiullah böyle dav­randığı için insanlar onunla konuşmaya bayılıyorlar, annem babam sana feda olsun, diyecek şekilde onu seviyorlardı.

§Bu sahabi kendi topluluğundaki sorunlu bazı şeyleri Rasûlullah'a aktarıp çözüm istemektedir. Kendisinin de ifade ettiği gibi cahİliyeden yeni kurtulmuş in­sanlardan birisidir Peygamberimiz bütün bu sorulara uygun bir şekilde cevap ver­mekte ve cevaplarında dikkat edilirse (onlara siz gitmeyin sözü ile) pratik şeyler tav­siye etmekte, (uğursuzluk onların içlerinde duydukları bir şeydir) diyerek konuyu ruhsaî açıdan değerlendirmekte, aslının olmadığını da ima etmektedir. Remi444 konu­sunda ise bir peygamberin bunu yaptığı, onunkine uyarsa doğru olabileceğini ifade ederek, onun vahiy ile desteklendiğini ve metodunun da bugün bilinmediği İçin böy­le şeylerle uğraşılmaması gerektiğini nezih bir üslûpla izah etmiştir.

Bu konuşmalardan sonra söz konusu sahabinin belki de kalbi yumuşamış ve eskiden yaptığı bir hatayı tamir etmek istemiştir. Rasûlullan'a bir zamanlar cariyesi­ni tokatladığını ve şimdi onu azad etmek istediğini arz edince, Rasûluilah o cariyeye iki soru sormuştur: Bunlar tevhid ve risalet ile iigilidir. Peygamberimizin bu kadının putperest olup olmadığını anlamak için 'Allah nerede?' şeklindeki sorusuna, o 'Gökte/yukarıda,' diyerek cevap vermiş ve putperest olmadığını ifade etmiştir. Biz onun yüceliğini ifade için yukarıdadır, deriz ve ellerimizi dua ederken yukarıya aça­rız. Bunlar sembolik söz ve hareketlerdir. Allah mekandan münezzehtir.

* Namazı Bölen Durumlar

444 Remi, kumlara çizilen çizgi ile gaipteki bîr takım gizemleri keşfetmektir. Söz konusu Peygamber ilahi emir ve yardım ile bunu yapmaktaydı. Ancak sonra onu taklit edenlere böyle bir ilahi yardım söz konusu olmadığı için hata yapma ve insanları saptırmaları söz konusudur, yasaklanmıştır. Bk. Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, M/16

_Namazı Bozan^Narnazda Yapılması Mekrulvve Mubah Olan Fiiller______________193

801/1671-(Z.) Husayn el-Müzeni'den:445 Hz. Ali (Radtyaiiahaanh) minberde şöyle dedi:

'Ben Rasûlullah'ı (Sailaiiaha aleyhi ve seilem) şöyle derken dinlemiştim: "Namazı ancak abdesti bozan şeyler (hades hali) böler." Rasûİullah'ın çekinmediği bir konuda ben de size karşı çekinmem. Hades,446 kişinin sessiz ya da sesli yellenmesidir.'

NOT: Sesli ya da sessiz yellenmenin namazı bozmasında herhangi bir ihtilaf yoktur. Ancak namazı böler (V bs.) lafzının kullanılması kişinin bu durumda hiç

konuşmadan gidip abdest alması durumunda gelip aynı yerde namazı kaldığı yerden tamamlamasının vurgulanması içindir.

802/1672-Ebû Zer'den (Radıyaliahü anhy.

447

Scned: ı'J- Ji /j~° j* '.jj- jî jC=- CjJ~ jiÎJ 'J, j^J> ü1!^ Jlı _Çî. üji-

Hasen: Müsned, 1/138. H.ııo: 1164; Taberânî, el-Mu'cemü'l-evsat, 11/274, H.no:l%5; Dârekutnî, Mel, III/189; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/220, H.no:993; Heysemî hadisin senedinde yer alan Husayn hakkında Yahyab. Maîn'in "Onu tanımıyorum"dediğini nakleder. Bk. Mecma'. 1/243.

Heysemî hadisin Hz.Ali'den gelen rivayetine yer vererek sü'nenlerde Ali b. Talk el-Hanefî'den nakledildiğini, asıl Hz.Ati rivayetinin Abdullah b. Ahmed b. Hanbel'in Müsned'e yaptığı ziyâde olduğunu, ayrıca bu hadisin râvilerinîn de sika olduklarını belirtir. Bk. age., 1/243; IV/299. Heysemî'nin bahsettiği ziyâde bu hadistir.

Husayn el-Müzenî mechûl, Hıbbân b. Ali ise zayıf bir râvidir. Fakat hadis şâhid ve mütâbileri ile hasen İi ğayriiıî seviyesine yükselir. Hz. Aliden nakledilen diğer bîr rivayet için bk. 349/657. hadis {Müsned, 1/86, H.no;655; Ebû Dâvûd, Taharet, 81, H.no:205; Salât, 187, H.no:1005; Tirmizî, Radâ\ 12, H.no: 1164-1166; Dârimî, Vudû', 114, H.ııo: 1141; îbn Hıbbân, V/514-515, H.no:4199, 4201; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, V/324-325, H.no:9023-9026). Ebû Hüreyre'den (Radıyaliahü anh) şahidi için bk. 351-352/659-660 ve 37/907. hadisler. Ebû Saîd el-Hudrî'den (Radıyaliahü anh) şahidi için 38/908. hadise bk. Hades ile ilgili bu açıklama Hz. Ali'nin sözüdür. Bk. Taberani el-Mu'cemu'l-evsat, 11/274, No: 1965

Sened: ı^lUji 'J> «Ilı Xi. k^. jıl* 'J, JI1İ- j'J^ v^ &*- ^ui ^^

Rasûlullah (Saiiaiiaha aleyhi ve settem) şöyle dedi:

"Bir adamın önünde hayvan semerinin arka kısmı (gibi bir sütre) bu­lunmazsa (önünden geçen) kadın, merkep ve siyah köpek onun namazını böler."

§Ben (Abdullah b. Sanat):

'Siyahın kızıldan farklı durumu nedir?' deyince Ebû Zer şöyle dedi: 'Ey kardeşimin oğlu! Bana sorduğun gibi ben de Rasûlullah'a sormuş­tum, o şöyle demişti:

"Siyah köpek şeytandır.1"

AÇIKLAMA

Rivayette geçen (J_^ ~>j-^) binek üzerindeki semerinin arka kısmıdır, bu da

süvarinin dayandığı tahta olup yaklaşık 1 zira' kadardır.44S

En küçük sütrenin boyutunda ihtilaf edildi: 1 zira' ya da zira'ın 2/3 kadar kısmıdır, denildi.449 Abdürrezzak'ın (v.211/826) Nâfi'den rivayetinde İbn Ömer'in bu dayanak tahtasının 1 zira' kadar olduğu, nakledildi.45"

1 zira' iki karış ya da altı avuçtur ki bu da yaklaşık 50-68 cm. arasındadır.451

Sahih: Müsned, V/149, H.no:21220; Benzer rivayetler için bk. V/155-156, H.no:2i274 (Yuka­rıdaki metindeki parantezler bu rivayetten İlâve edildi); V/151, H.no: 21239: (Başında şu zi­yade ile:

;>T jî. ÇıS 2* 'j& LÎ ıiıi Ç~*Jı ö>î jl. Cj^ ^ dvs" ij| "JLS Z\j j^4 '^'^J j-ii ıij jİj *I& «m J-# «ili j^ Jii

(...îîıiu iL^ iTl* ju^jı

V/158. H.no:21296; V/I60, H.no:21317; V/161, H.no:21323; V/164, H.no:21347 (>uJı iTjJfj jû ip-î); Abdürrezzâk, 11/26, H.no:2348; Müslim, Saiât, 265; EM üâvûrf, Salfit, 109, H.no:702 (^6ı ^ /^iiı ^ p-ö' 'j> t'^Â jç ii); Tirmizî, Salât, 136, H.no:338 (Bu konuda

Ebû Saîd, Hakem b. Amr el-Gıfârî, Ebû Hüreyre ve Enes'ten de nakiller vardır. Ebû Zer rivayeti ise hasen-sahihtİr); Nesâî, Kıble, 7. H.no:748; /&rc Mâce, İkâme, 38, H.no:952; Sayd, 4, H.no:3210; Dârimi, Salât, 128, H.no: 1421. Hadisin şâhîdleri:

a-Hz. Âişe'den (Radıyallahü anha) şahidi için bk. 803/1673. ve 805/1675. hadisler.

b-Abdullah b. Muğaffel'den (Radıyallaha anh) şahidi İçin bk. 804/1674. hadis.

c-ibn Abbas'tan [Radtyallahü anhiima) şahidi için bk. 806/1676. hadis.

d-Ebû Hüreyre'den {Radtyallahü anh) şahidi için bk. 807/1677. hadis.

e-Ebû Saîd el-Hudrî'den (Radıyallahü anh) şahidi:

JÜa_i y> ÜJlj Ljk^l L. ijîjiIj c*^İ îLLUJl (Jai' U ; ICj 4

Bk. £ö« DâvÛ^, Salât, 114, H.no:719.

Metinde geçen (j-^ı i^j—) lafzı, bineğin (devenin) palanının arka kısmı, dayanılan bölümdür. Bu palanın ön tarafına ise (J-j-jJi ü_..ü.) denir. (Bk.Nevevî, ^erfty Sü/hTî/ Müslim. 1/231; Âsim Efendi, ^m«s Tercemesi, IH/1319; Karahisarî, Ahteri-i kebîr, 1/426)

İbn Hacer, Fethu'l-Bârî, 1/581 150 Abdürrezzak, Musannef, H/9

Necmüddin, Muhammed, el-Mekadîru'ş-şer'iyye, 253-254

Namazı Bozan£_Nam_azda_Yapılma';ı Mekruh ve Mubah Olan Fiiller                              ___195

§Namaz kılanın önünden geçen kadın, merkep ve siyah köpeğin namazı böl­mesi, cumhura göre hakiki anlamda değildir, belki o kişinin huşûunu götürür, fakat namazı bozmaz. Geniş açıklama konu sonunda gelecektir.''

803/1673-Hz. Peygamber'in eşi Hz. Âişe'den (Radıyaiiahaanha):452 Rasûlullah (Satiaiiahu aie\-hi ve sellem) buyurdu ki:

"Müslümanın namazını ancak (önünden geçen) merkep, kafir, köpek ve kadın böler."

Bunun üzerine Hz.Aişe şöyie dedi:

"Ey Allah'ın Rasûlü! Kötü hayvanlarla biz yanyana getirildik."

804/1674-Abdullah b. Muğaffel'den (Radıyallahüanh):453

Hz. Peygamber (Saitailahu aleyhi ve sellem) şöyle dedi:

"Kadın (Bir rivayette: Hayızlı kadın), merkep ve köpek namazı böler."

Sahih: Müsned, Vl/84-85, H.no:24427: Benzer rivayetler için bk. VI/54-55, H.no:24155; VI/44, H.no:24051; Heysem! râvilerinin sika sayıldıklarını belirtir. Bk. Mecma', 11/60.

Ebû Zer'den ve diğer sahabeden (Radıyallahü anhüm) şahidi için bk. 802/1672. hadisin tahrici.

Hz. Âişe'den (Radıyallaha anha) nakledilen diğer rivayetler İçin bk. 378/686 ve 805/1675. hadis.

153 o             .     -                -    ■ ,     .

aened: JJ*)\ j* üvâ ji j_^ ıi'ji- j&l\ SŞ Cj^.

Sahih: Müsned. V/57, H.no:20450; Benzer rivayet için bk. İV/86, H.no:16741 (Ahmed b. Hanbel hocası Abdula'lâ ile birlikte işittiği Muhammed b. Cafer kanalı ile ve aynı senedle "Sakletmiştir); İbn Mâce, İkâme, 38, H.no:951.

Ebû Zer'den ve diğer sahabeden (Radıyallahü anhüm) şahidi için bk. 802/1672. hadisin tahrici.

805/1675-Hz. Âİşe'den (RadıyallakUanha):454

Bir takım insaniarın 'köpek, merkep ve kadın namazı böler' sözü ken­disine ulaşınca şöyle dedi:

'Onların bizi köpekler ve merkeplerle denk tuttuklarını görüyorum. Ben kendisiyle kıble arasındaki bir yatakta yatarken Rasûlullah'ı (Saiiaiiaha

454 Sened: S^l-Lu _A ^ı'^ı '-^ ^jj=(it Cjj- jıi ;J_,ui Jî lSji-

Sahih: Musned, VI/42, H.no;24035; İkinci rivayet için bk. VI/44, H.no:24051 (Mükerrer için

bk. VI/54-55, H.no:24155); Benzer rivayetler için bk. VI/32, H.no:23926; VI/37, H.no:23970;

VI/41,  H.tıo:24021;  VI/50,  H.no:24ll8; Vl/64, H.no:24240;  VI/67, H.no:24263; VI/70,

H.no:24294; VI/86, H.no:24443; VI/94, H.no:24510; VI/95, H.no:24523; VI/98, H.no:24545;

VI/99, H.no:24556; VI/103, H.no:24596; VI/125, H.no:24818; VI/126, H.no:24828:

-Ilı Jo «İJı û^'j lşX 'JŞ ^%/j olii t^. ÇGJ ıij âr^Jı oj üj& oJıü Jü iÇJij JCjJi ıIUi Jv* jLLJı üıi 0 üjıi oJı»

VI/134, H.no:24905; VI/137, H.no:24945; VI/146, H.no:25010, 25012; VI/148, H.no:25028; VI/152, H.no:25062; VI/154, H,no:25085; VI/155, H.no:25100; VI/174, H.no:25288; VI/176, H.no:25308; VI/182, H.no:25365; VI/192, H.no:25475; VI/199, H.no:25504;VI/I99-200, H.no:25513; VI/200, H.no:25523; VI/204, H.no:25562; VI/205, H.no:25572; VI/220, H.no:25718; VI/225. H.no:25760; VI/230, H.no:25805-25806:

*l)l JPj ^"j Jİ) _t^Jlj ^ÛÜb l;_^Jİ ÛJlt LJÛÎ iî'pVj jC^Jlj LİÎOl SÜtail Jiıİy JjJji C-L; J I^İİ' jü 5JJIİ ^p

,4_ix^l 01 V*'^" _^j—'i   l^-j Jj jj J—j'J ii-ljjl   i JjSj "Jlijl j^j »4j ali ^'j j^r—'1 ji^* Lıl*'>: (^-"J "0* *^' J--3

Vl/231, H.no:25818 (Bu rivayetin metni: '^} '*-> <^^~ $} J~4 'J~-\ ^ Jjı J^ 4Ji J_^'j jıf *7jG ^1 ^jî j( iijt lîıî iîiij y, 4» i^ tfJiİ >/J' J* ö); VÎ/249. H.no:25996; VI/251, H.no:260l4; VI/255, H.no:26059; Vl/260, H.no:26112; Vl/266, H.no:26180; VI/275, H.ııo:26235 (** 465/1335. hadis); Mâlik, Salâtü'1-leyt, 2; Buhân, Salât, 22. 104, 108; Mü.s-/im. Salât, 272; £feö DâvÖrf, Salât, 111, H.no:710-7 14; Nesâl, Taharet, 120, H.no:166-168; Kıble. 10, H.no:757; İbn Mâce, İkâme, 40. H.no:956.

Hz. Âİşe'den (Radıyallahü anha) nakledilen diğer rivayetler için bk. 378/686, 875/1745, ** 465/1335 ve 803/1673. hadis.

Ayrıca 30/834, 873-874/1743-1744 ve 876-877/1746-1747. hadislerle karşılaştırınız.

Ebû Zer'den ve diğer sahabeden (Radıyallahü anhüm) şahidi için bk. 802/1672. hadisin tahricİ.

 Yapılması Mekruh_ve_^ı_uDarı

aleyhi ve set/em) gece (bana dönük olarak) namaz kılarken gördüm. Benim bir ihtiyacım olduğunda Rasûlullah'a (o namaz kılarken) yüzümle dönmekten hoşlanmadığım için yatağın ayak ucu kısmından yavaşça çekilir giderdim.'

§Aynı râviden ikinci tarikle gelen rivayet: ...Bunun üzerine Hz. Âişe (Radıyallahüanha) şöyle dedi: 'Bizi köpek ve merkebe ne kötü denk tuttunuz. Rasûlullah'ı (Saiiaüaha aleyhi ve seüem),   ben onun önünde enlemesine yatarken (bana dönük olarak) namaz kılarken gördüm. Secdeye gittiğinde dokunurdu, yani ayağıma, ben de ayağımı kendime çekerdim, sonra Rasûlullah secde ederdi.'

806/1676-îbn Abbas'tan (Radıyallahü anhüma):455

(Râvi Yahya, Şu'be'nİn bunu merfu olarak rivayet ettiğini bildirdi.) "Köpek ve hayızlı kadın namazı böler."

807/1677-Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anhy.456 Hz. Peygamber (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) şöyle dedi: "(Önden geçen) kadın, köpek ve merkep namazı böler.'

Sahih: Müsned, 1/347, H.no:3241; Ebû Dâvûd, Salât, 109, H.no:703; Nesâi Kıble, 7, H.no:749; İbn Mâce, İkâme, 38, H.no:949.

Ebû Zer'den ve diğer sahabeden (Radıyallahü anhüm) şahidi için bk. 802/1672. hadisin tahrici.

Sahih: Müsned, 11/299, H.no:7970; Benzer rivayet için bk. 11/425, H.no:9458; M&î/im, Salât, 266 (sonunda: (>> ;>>: j^ ^ui ^) ziyadesi ile); İbn Mâce. İkâme, 38, H.no:95ü.

Ebû Zer'den ve diğer sahabeden (Radıyallahü anhüm) şahidi için bk. 802/1672. hadisin tahrici.

AÇIKLAMA

Namaz kılanın Önünden kadın, köpek ve merkep gibi varlıklar geçtiğinde namazı böler (<M>) şeklindeki lafızdan Öncelikle namazı bozduğu anlaşılır. Ancak Peygamberimiz'in, odasında yerde yatan Hz. Âişe'ye dönük olarak namaz kılması, cemaatle namaz kılarken önünden merkep ve kızlar geçtiği halde namazını bozmaması gibi rivayetleri457 de göz önüne alırsak Rasûlullah'ın burada dikkatin dağılması, huşûun kaybolması gibi durumlara dikkat çekmek istediği anlaşıl­maktadır. Zahirîler dışında Cumhur ulemaya göre bunların namaz kılanın önünden ceçmesi ile namaz bozulmaz. Ahmed b. Hanbel siyah köpeğin de namazı bozacağı kanaatinde, çünkü onun bozmayacağına dair diğerlerinde olduğu gibi herhangi bir nas bulunmamaktadır.458

§Hadiste siyah köpeğin şeytan olarak vasfedilmesi, şeytanın o surete girme­sinden ya da bu tür köpeklerin daha tehlikeli olmasından kaynaklanmış olabilir.459

§Hz. Peygarnber'in eşlerine ait odalar küçüktü ve karşısında yatan birisine müsaade ederdi. Hattâ secde edecek bir yer bile kalmazdı. Peygamberimiz (Salfallahu aleyhi ve seUem) secdeye gideceğinde Hz. Âişe'nin ayaklarına dokunur, o da ayaklarını çekerdi ve Rasûlullah secde ederdi.4'1" Peygamberimiz gece namaz kılacağında kendisi kalkar ve kılardı. Ev ahalisini buna zorlamazdı, sadece sabaha yakın vitir kılacağında onları uyandırırdı.461 Burada Peygamber Efendimizin nezaketi ve yük­sek ahlâkı gözümüzü kamaştırmaktadır.

§Hz. Peygarnber'in secdeye giderken eşinin ayağına değmesini Hanefiler gibi bazı alimler kadına dokunmakla abdestin bozulmayacağına delil getirirlerken, Şafiîler ise burada kumaş üzerinden dokunma vardır ya da kendi hanımı olduğu için abdesti bozmaz şeklinde anlamışlardır.462

§Hz. Âişe'nin Peygamberimizin sözüne taaccüp etmesi belki de yanlış anla-masındandır. Peygamberimiz bunu kalbin Önden geçenle meşgul olması, şeklinde ifade etmek İstemektedir. Ancak Hz. Âişe'nin kendi yapısından olsa gerek anlama­dığı ya da yanlış anladığı şeylerde mutlaka açıklama isterdi. Peygamberimiz de her seferinde ona olgun bir şekilde davranmış, anlamadığı konulan izah etmişti Çünkü Hz. Aİşe Peygamberimiz için çok önemliydi. Onun önemi belki de eşinden öte çok zeki olması, insanlarla ve özellikle kadınlarla çok İyi diyalog kurmasından kaynak­lanmaktadır. Çünkü İslâm'ı en iyi bilen yedi sahabeden birisiydi. İnsanlar ona sü­rekli gelir ve farklı konuları sorarlardı. O da gücü yettiğince sorulara cevap verirdi.

Allah ondan razı olsun.

457 4S8

Bk. MÜsned Trc. 458/1328, 466/1336,467/1337, 468/1338, 469/1339 nolu rivayetler.

İbn Abdilber, Ternhid, XXI/168; Nevevi, Mecmu', 1117222-223; Kâsâni, Bedâiu's-sanâi', 1/241; İbn Kudame, Muğni, 11/44; İbn Müflih, Furû\ 1/417; 4S9Bennâ, age., IV/78 m B«fcarf,Salat, 22; Müslim, Salât, 272

461  Buharı, Salat, 103; Müslim, Salât, 268; Ebû Dâvûd, Salat, 112, H.no: 7 11

462  Bennâ, age., IV/79

 Yapılması MeKrun ve nuua■

§Namaz kılanın önünden kadın, köpek ve merkebin geçmesiyle namazın bölünmesi şeklinde Peygamberimizden rivayet edilen başka hadisler de bulunmak­tadır. Bu rivayetlerde Peygamberimiz kuzu. oğlak gibi hayvanlar yanında, insanlar­dan da sadece kadınlar değil, erkeklerin de namaz kılanın önünden, özellikle secde mahallinden geçmelerine izin verilmemesini emretmektedir.4" Sütre de bu nedenle emredilmiştir.464 Bundan dolayı olsa gerek ki Hz, Âişe önden geçenlerin namazı bölmelerinin kadınla sınırlı tutulmasına' tepki göstermektedir. Aynı tepkiyi İbn Abbas'ta da görmekteyiz.461 Diğer hadisler de gözönüne alındığında namaz kılanın önünden geçen her türlü varlığa engel olunması gerekliği anlaşılır. Bu nedenle Rasûlullah'ın hadislerini ve sünnetini doğru olarak anlamak gerekir.

* Namaz Kılanın Saçım Bağlaması, Namazda Çakıllarla Oynaması ve Üflemesi

Bazı hallerin namaz kılan için Rasûlullah tarafından sakıncalı olduğu beyan edilmiştir. Bunlar:

1 -Saçı uzun olan erkeğin saçı bağlı oİarak namaz kılması: İnsan secde yaptığı zaman bütün uzuvlarının yere gelmesi şartından dolayı uzun saçı olan erkeğin de saçlarının yere dökülmesi ve bu şekilde secde yapması emredilmiştir. Saçı bağlı olarak namaz kılan ve secdeye giden kişi, elleri omzunda bağlı olarak secdeye giden kişiye benzetilmiştir.

2-Namazda çakıllarla oynamak: Nakledilen rivayetlerde keyfi oarak çakıllarla oynan­ması kesinlikle yasaklanmıştır. Ancak sahabenin yaptığı çok sıcak oian bir yere secdeye gittiklerinde buradaki çakılları/taşları hafif oynatmaları ya da elleriyle dokunup biraz da olsa sıcağını gidermeleridir. Peygamberimiz bunun doğru olmadığını, ancak secde yapan kişi sıcağa dayanamıyorsa söz konusu çakıllara bir kere dokunabilir/mesh edebilir, şeklinde ruhsat vermiştir. Değilse şeytan o kişiye vesvese verecek ve namazı huşu İçinde kılamayacaktır. Namazda ise huşu çok önemlidir.

3-Naınazda yere liflemek: Namaz kılan kişinin secde mahalline üflemesini Peygambe­rimiz hoş karşılamadı ve yüzün Allah için topraklanması gerektiğini anlattı.

46"}

Namaz kılanın önünden geçmeye çalışan insan ya da bir başka şeyin engellenmesi   İle ilgili hadisler için bk. Müsned Trc. H. No: 454/1324 ve devamı. 46_ Sütre emri ile İlgili hadisler için bk. Müsned Trc. H. No: 445/1315 ve devamı. ' Bk. Müsned Trc. 469/1339 nolu rivâyeı.

808/1678-Küreyb'den:4('6

İbn Abbas (Radıyailaha anhttma), Abdullah b. Haris'i saçları arkadan bağ­lanmış olarak namaz kılarken gördü, arkasına dolandı ve çözmeye başladı. Öbürü de hareket etmeksizin ona İmkan tanıdı. (Namazı bitirdikten) sonra

İbn Abbas'a yöneldi ve:

'Benim başımdan sana ne?' deyince İbn Abbas şöyle dedi: 'Ben Rasûlullah' in (Sattaiiahü aleyhi ve seüem) şöyle dediğini işittim: "Bunun misali, ellerini omuzuna bağladığı halde namaz kılan kişiye

benzer (uzun saçların da secdeye dökülmesi gerekir)."'

NOT: Rivayette geçen mekfûf (o^C); elleri arkaya, omuza doğru bağlamak anlamındadır. Bu şekilde namaz kılan kişinin secde azalarından bir kısmı yere değmez. Uzun saçı olan erkeklerin de saçlarını bağlaması yasaklanmıştır, saçlarının da secdeye katılması gerekir.

809/1679-Ebü Rafi'den (Radıyallahü anh):

6 Sened: ^& Jt '£> j* o>Jı J ;^ J ^ Sahih: Müsned, 1/304, H.no:2768; Benzer rivayetler için bk. 1/316, H.no:2904-2905; Müslim, Salât, 232; Ebû Dâvûd, Salât, 87, H.no:647; Nesâî, Tatbik, 57, H.no: 1 i 12; Dârimi, Saiât, 105, H.no: 1388; Taberânî, el-Mu'cemtt'l-kebîr,XU413,422-423, H.no:12174, 12196-12197,

Sened

 j J>.

Sened: j*j J* -a-üj J. Sy  j    Ç          ^j

Hasen: Müsned, VI/391, H.no:27062; Benzer rivayet için bk. VI/8, H.no:23746; Ebû Dâvûd, Salât, 87, H.no:646; Tirmizî, Salât, 165, H.no:384 (Ümmü Seleme ve İbn Abbas'tan (Radıyallahü anhiim) da nakiller vardır. Ebû Rafı' rivayeti ise hasendir); İbn Mâce, İkâme, 67, H.no: 1042; Dârimi, Salât. 105, H.no: 1387; İbn Huzeyme, U/58, H.no:911; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, 1/331, H.no:990; XXlII/252, H.no:512; Beyhakî, 11/109.

Hamza Ahmed ez-Zeyn 23746. hadis için zayıf, 27062. hadis için de hasen ifadesi

kullanarak çelişkiye düşmüştür.

Senedde yer alan Muhavvel b. Râşid en-Nehdî sika biridir. İsmi bazılarınca Mihvel olarak telaffuz edilmiştir. Bk. Zehebî, Kâşif, Trc. no:5345; îbn Hacer, Takrîb, Trc.no:6543. Ahmed b. Hanbel'in Müsned'deki her iki rivayetinde de Muhavvel'in hocası belirli değildir. Bu yüzden de rivayet müphemdir. Fakat Dârimî'nİn naklettiği rivayette bu şahsın Ebû Saîd Keysân el-Makburî (v.100) olduğu görülmektedir:

«İtli oûj* Jü jı ifij& oU& llîj J>-C ÜTj jjû j *jj> 41ı J^> tül J^'j ^Tj Jlî cif) ^,1 'J* _l^ ^ 'Ji- J_^« y-

İbn Mâce'nin rivayetinde ise Medineli Ebû Sa'd (J—i' ^—■ üij j5^ ı^1 î=-i-^- Jü a*C 'j. Sy^ ^^-s: i_LxJı) olarak bu zata işaret edilmiştir. Dârimî'nİn metninden yasağın bizzat Ebû Râfı'e yöneltildiği sonucu çıkarülabilir. Diğer kaynaklarda da Ebû Râfı'den nakledenin Ebû Saîd el-Makburî olduğu anlaşılmaktadır. Ebû Dâvûd. Tirmizî ve Dârimî'nİn rivayetlerinde ise Ebû Râfi'in Hz. Hasan b. Ali'ye bu yasağı hatırlattığı İfade edilmektedir. Fakat bu zatın talebesi olarak Muhavvel değil, Imrân b. Mûsâ isimli bir râvİ vardır.

Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh_vg^Hubah Olan Fiiller            __________    201

Rasûlullah (Saiiaitaha aleyhi ve seiUm), bir erkeğin saçını bağladığı halde namaz kılmasını yasakladı (uzun saçların secdeye dökülmesi gerekir).

810/1680-Ali b. Abdurrahman el-Muâvî'den:468

İbn Ömer'in (RadıyaUaka anhüma} yanında namaz kıldım. O sırada da (secdeye giderken) çakılları (sıcaklığını almak ya da düzeltmek için) kurca­ladım/çevirdim. İbn Ömer şöyle dedi:

Bu metinler Ebû Dâvûd, Tirmizî ve İbn Mâce'nin rivayetlerinden alınarak birleşti­rilmiştir.

Taberânî'nin bir rivayetinde Ebû Râfi'in bu rivayeti Ümmü Seleme annemizden aldığı görülmektedir. (uJ—. fi y-^j'j ^ j* ^^ -V— j* j-i'j j> Jj» ,yO Bk. Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr,

XXlII/252. H.no:512. Heysem!, hadisin Taberânî tarafından nakledildiğini, râvilerinin sahih hadis ricali olduklarını belirtir. Bk. Mecmu'. 11/86.

İbn Mes'ûd'dan (Radıyallahii anh) nakledilen bir rivayet şöyledir:

Heysemî bu rivayetin Taberânî tarafından Kebîr'inde nakledildiğini, râvilerinin sika olduklarını belirtir. Bk. Mecmu', 11/125-126.

senecı: ^^ ji jj ıX-* Jj-^ jm— LiJj-

Sahih: Aflunai D710, H.no:4575; Benzer rivayetler için bk. n/119, H.no:6000 (721/1591. hadis); H/45, H.no:5043; 11/73, H.no:5421; 11/131, H.no:6153; U/147, H.no:6348; 11/65, H.no:5331 (723/1593. hadis); Mâlik, Salât, 48; Müslim, Mesâcid, 114-116; Ebû Dâvûd, Salât, 181, H.no: 987; Tirmizî, Saiât, 104, H.no:294 "Bu konuda Abdullah b. Zübeyr, Nümeyr el-Huzâî, Ebû Hüreyre, Ebû Humeyd ve Vâil b. Hucr'dan (Radıyallahü anhüm) da nakiller vardır. İbn Ömer rivayeti ise hasen-garibdir" der; Nesât, Tatbik, 98, H.no:l 158; Sehv, 32-33, H.no:1264-1265: Bu rivayetlerde metin içinde geçen müphem şahsın Ali b. Abdurrahman el-Muâvî olduğu anlaşılmaktadır (723/1593, hadise bk.), 1269; İbn Mâce, İkâme, 27, H.no:913; Dârimi, Salât, 83, H.no:1345.

Ayrıca bk. 721/1591. hadis.

202                                    Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve NuPan ma;

'(Namazda) çakılları kurcalama, şüphesiz bu şeytandandır. Fakat Rasûlullah'ı (Saiialiahu aleyhi ve seüem) gördüğüm gibi (yapabilirsin), o şöyle ha­reket ettirirdi.'

§Ebû Abdullah ekledi: 'Yani bir kere469 sıvazlamak, şeklinde.'

AÇIKLAMA

İmam Ahmed, râvinin şöyle hareket ettirirdi, sözünü bir kere mesh etmek, sıvazlamak şeklinde açıkladı. Bennâ da Câbir (Radıyallahü anh) hadisine470 dayanarak kişi mutlaka dokunmak istiyorsa böyle yapabilir, terk etmesi efüaldir, dedi.471 Ancak aynı hadisin başka tarikten gelen rivayetinde; Rasûlullah teşehhudde şehadet parmağını hareket ettirirdi, şeklinde açıklanmış olarak nakledildi. Bu daha doğru olsa gerek:

*Ali b. Abdurrahman el-Muâvî'den:472

Ben namazda çakıl taşlarını kurcalarken Ibn Ömer (Radıyallahü anhüma) beni gördü. Namazı bitirince beni bundan menetti ve:

'Sen de RasüSullah'm yaptığı gibi yap!' dedi. Ben:

'Rasüiullah naşı yapardı?' diye sordum. İbn Ömer:

'Namazda oturduğu zaman, Peygamberimiz sağ avucunu sağ dizinin üzerine koyarak, parmakların hepsini yumar, başparmağını takip eden parmağıyla da (tevhidi) işaret ederdi. Sol avucunu da sol uyluğunun üstüne koyardı, İşte Rasûlullah böyle yapardı.'

473 81 1/168 1-EbÛ Zer (Radıyallahü anh)\

46<)Bk. Bennâ, age., İV/81

47U Bk. Müsned Trc. 812/1682 nolu hadis.

471  Bk. Bennâ, age., IV/82

472  Sened:

Sahih: Muvatta, Salât 48, (1, 88); Ahmed b. Hanbel, ü/65, 73; Müslim, Mesâcid 114-116, (580);

EbÛ Dâvud, Salât 186, (987); Tirmizî, Salât 220, (294); Nesaî, İftitah 189, (2, 237), Sehv 32-

35,(3,36-38).

473 Sened: ^*-ft Jı'J*Uj>j>'1 &■'<&" ^

 iNdmazaa Yapılması Mekrun_vej^ıuı

Hz. Peygamber'e (Saiialiahu aleyhi ve seüem) şu sözü isnad etti: "Biriniz namaz kılmaya kalktığında şüphesiz rahmet ona yönelir, kesinlikle çakıllarla oynamasın!"

§Bir diğer rivayette.

"Çakıllarla oynamasın!" ya da "Çakıllara dokunmasın!" şeklinde geç­mektedir.

4-74-

812/1682-Câbirb. Abdullah'tan (Radıyallahü anh):

Sahih: Müsned, V/150, H.no:21227; Diğer rivayet: V/150, H.no:21229; Benzer rivayetler için bk. V/163, H.no:21338 Qj> jî il^-ıj Jlj» ^>-^^ ji 'A £. t'Jr$T^ £.} 4* ili J^ ^3ı Ut);

V/163, H.no:21340 (^ ı/^J ÜS); V/179, H.no:21445 (l4T>J ü'j J^J\ "^Z £ ii-'Ji ü^İı); Ebâ Dâvûd, Salât, 171, H.no:945; Tirmizî, Salât, 162, H.no:379 (Bu konuda Muaykıb, Ali b. Ebû Tâlİb, Huzeyfe ve Câbir b. Abdullah'tan (Radıyallahil anhüm) da nakiller bulunmaktadır. Ebû Zer (Radıyallahü anh) hadisi hasendir); Nesâî, Sehv, 7, H.no:1189; İbn Mâce, İkâme, 62, H.no:1027; İbn Huzeyme, 11/59, H.no:913; Humeydî, 1/70, H.no: 128. (EK) Huzeyfe'den (Radıyallahü anh) şahidi:

: Jli ^lJJ- '^j- JlLs i! JUj' çp. 'Ji- Jli ^l jjı Jt ^} l2oi-

Bk. Mi«n^, V/385, H.no:23168; Mükerrer için bk. V/402, H.no:23311; Heysemî, Mecma1,11/68.

Muaykıb'dan (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 813/1683. hadis.

Câbir b. Abdullah'tan (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 812/1682. hadis. seneo: -u^^ j_J->^j. vJa ji j^1^ "^>^^-

Hasen: Msî/icrf, 111/300. H.no:14138; Ziyâdeli diğer rivayetler için bk. III/328, H.no:1445l; IH/384. H.no:15062; 111/393. H.no: 15165; Heysemî senedinde Şurahbil b. Sa'd'ın bulunduğu­nu, bu râvinin ise zayıf olduğunu belirtir. Bk. Mecmu', U/86.

Senedinde yer alan Şürahbîl b. Sa'd el-Ensârî el-Hâcib (v. 123/741) sadûk olup son za­manlarında ihtilât eden bir râvidir. Ebû Dâvûd üç. İbn Mâce dön. Dârimî bir ve Ahmed b. Hanbel 19 rivayetini nakletmiştir. Ebû Hüıeyre, Câbir, İbn Abbas ve Ebû Katâde (Radıyallahü anhüm) gibi sahabeden hadis işitmiş bir tabiîdir. İmam Mâlİk'in de hocasıdır. Zehebî, Dârekutnî'nin "zayıftır" dediğini nakleder. Bk.Kâşif, Trc. no:2256. İbn Hacer ise "sadûktur, son döneminde ihtilât etti" der. Bk.Takrîb, Trc. no:2764. İbn Mâce'nin bir hadisinde Bûsırî Şürahbîl için şunları dile getirir: "Zayıftır. Birçok kimse zayıf saydı, hattâ bazıları onu yalanla itham ettiler. Fakat İbn Hıbbân onu Sikât'mda zikretti ve (Sünen'de zikredilen hadisi) Sahih'inde nakletti. Aynı Şekilde İbn Huzeyme de Sahih'ine aldı." Bk.Sünen, İkâme, 44, H.no:974.

204                                    Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve Mubah Olan Fiiller

Hz. Peygamber'e (Sattaiiahu aleyhi ve sellem) (namazda secdeye giderken) çakıllara (sıcağını almak ya da düzeltmek için) el sürmenin hükmünü sorun­ca o şöyle buyurdu:

"Bir kere (el sürebilirsin). (Ancak namazda) onlardan geri durman senin İçin hepsi en kaliteli475 yüz deveden daha hayırlıdır."

§Başka rivayetteki ziyade:

"Eğer şeytan bu durumda birinize galip geliyorsa (vesvese veriyor­sa) çakıllara (sıcağını almak ya da düzeltmek için) bir kere elini sürebilir."

813/1683-Muaykîb'den (Radıyatiahu anhy.™

Hz. Peygamber'e (Sallallahü aleyhi ve sellem),

'Mescitte (secdeye giderken) çakıllara el sürmek (caiz mi), denilince o şöyle dedi:

"(Sıcaktan dolayı ya da düzeltmek için) mutlaka yapman gereki­yorsa bir kere (dokunabilirsin)."

Hamza Ahmed ez-Zeyn 14138, 14451 ve 15062. hadislerin tahricinde sahih, 15165, hadisle ise hasen hükmü verir.

Ayrıca 148/456. hadisin lahricinebk.

7S Araplarda en kaliteli develer (ajj-ı >y~) şeklinde vasfedİlirdi. İri gözlü, gözünün siyahı iri olan manasına gelen bu kelime en kaliteli, en güzel develer için kullanılırdı. Bk. Bennâ, age İV/82-83; Bu kelime iri gözlü, gözünün siyahı iri olan insan için de kullanılır. Bk. Münâvi, Feyzu'l-Kaclir.VnO

Sened: l~Jw J&*- Ju ^J-- y */■ &£ ^ 'J< J^. ^^- Jü ■1-^; lSü» jj- ji j^h £-»>■ Sahih: Müsned, III/426, H.no: 15448; Mükerrer için bk. V/425, H.no:2350i; ikinci rivayet için bk. EH/425, H.no:15450; V/425-426, H.no:23503; Benzer rivayet için bk. V/425, H.no:23500; Buharı, Amel, 8; Müslim, Mesâcid, 47-49; Ebû Dâvûd, Salât, 171, H.no:946; Tirmızî, Salât, 162, H.no:380 (hasen-sahih); Nesâî, Sehv, 8, H.no:119Ü; İbn Mâce, İkâme, 62, H.no:1026; Dârimi, Salât, 110, H.no:1394.

Câbir'den (Radıyullahü anlı) şahidi için bk. 812/1682. hadis.

Namazı Bozan^Jjamazda Yapılmam Mekruh ve_Mubah Olan Fiiller__________________205

§Ayni râviden ikinci tarikle gelen rivayet:

Rasûlullah (Satkaiahu aleyhi ve seiiem) secdeye giderken toprağı düzelten bir kişiye şöyle dedi:

"Eğer mutlaka düzeltmen gerekiyorsa (bu seni rahatsız ediyorsa) bir kere (düzeltebilirsin)."

 

814/1684-Câbir b. Abdullah'tan       y

Rasûlullah (Sattailahu aleyhi ve sellem) ile birlikte öğle namazı kılıyordum. (Yerdeki) sıcağın şiddetini azaltmak/serinletmek için (önümdeki) çakıllardan elime bir avuç aldım ki (onlar serinlesin ve rahatlıkla üzerlerine) secde yapabileyim.

§Diğer rivayette:

Onları sıcağın şiddetinden dolayı diğer elime alıyordum (ki serinle­sin), sonra da üzerlerine secde yapabileyim.

815/1685-(Talha'nm mevlâsı) Ebû Salih anlattı:478

öened: <^jC*Ui o-jiiJı J, j^L. ^ irs. J, xS^ 'Jc- *£* J*. ^ 12i* -O^iı J. <j&- iÜ-**-

Sahih: Müsned, III/327, H.no: 14444; Diğer rivayet için bk. 111/327, H.no: 14443 ( : ^ ^ J^ A J* ü=i! ojUJı ^' 1^ y, ujij îti iflı 4u .' ^^^ ls_,xiJı j^- J ^ ^ V _^' ^^ ^ !>!?*>}; ^i1" Dâvûd, Salât, 4, H.no:399; /V«4f, Tatbik, 33, H.no:1079.

Sened:  ji^ı jl^i 'J 1^ dâi. jii. J ft£ ^ jli ü&-Hasen: Müsned, VI/301, H.no:26451; Benzer rivayet için bk. VI/323. H.no:26623:

Ümmü Seleme [Radıyaiiaha anhai annemizin yanına geldim. Kendi karde­şinin oğlu da yanına geldi ve Ümmü Seleme'nin evinde iki rekât namaz kıldı. Secdeye gittiğinde (oradaki) toprağı üfledi. Bunun üzerine Ümmü Seleme

ona şöyle dedi:

'Ey kardeşimin oğlu, (böyle) üfleme! Ben Rasûlullah'm (Saiiaiiaha aleyhi

ve seiiem) toprağı üfleyen Yesar isimli kölesine şöyle dediğini işittim: "Yüzünü Allah için topraklandır!'"

816/1686-Abdullah b. Amr (b. Âs)'tan (Radıyallahü anhOtna):*19

Rasûlullah (Saüaiiam aleyhi ve seiiem) döneminde güneş tutuldu. Rasûlullah namaza durdu, biz de durduk. (Namazda) kıyamı o kadar uzattı ki rükûa gitmeyecek zannettik. Sonra rükûa gitti, (o kadar durdu ki) neredeyse başını

, Salat, 163, H.no:381:

Tirmizî, Ümmü Seleme (Radıyallahü atıh) hadisinin isnadının pek kuvvetli olmadığını ifade eder ve şunu ekler: "Senedeki Meymûn Ebû Hamza bazı ilim sahibi zatlar tarafından zayıf sayılmışlardır."

Sened: *J 'J*- ^jCji 'J, tıi»i ûj^- J^aî ^1 tfîıi-

Sahih: Müsned, 11/159, H.no:6483; Hadisin son kısmı Kusuf bölümünde gelecek, orada terceme edileceği için metnini burada vermekle yetiniyoruz:

____jlj CJ; 'S$^ u ^~ı Ju ■   ,                     _

Benzer rivayetler için bk. 11/188, H.noİ6763; H/163  H "0:6517, IV198  ^ 11/220, H.no:7046; U/223, H.no:7080; 11/175, H.no:6631; Buhâri Kusut, 3, 8, Müslim, Ku^t. 20; EbÛ DavÛd, İstiskâ. 9, H.noıl 194; Nesat KusÛf, 20, H.no:1494. ^rıca bk. 639/1509. hadis

kaldırmayacaktı. Sonra başını kaldırdı (doğruldu ve o kadar durdu ki) nere­deyse secdeye gitmeyecekti. Sonra secdeye gitti, (o kadar durdu ki) neredey­se başını kaldırmayacaktı. Sonra oturdu (o kadar durdu ki) neredeyse sec­deye gitmeyecekti. Sonra tekrar secdeye gitti, (o kadar durdu ki) neredeyse başını kaldırmayacaktı. Birinci rekâtta yaptığını ikinci rekâtta da yaptı (na­mazı uzattı). İkinci rekâtta secdeye giderken yere üflemeye başladı ve ağlı­yordu. Şöyle demeye başladı:

"Rabbim! Ben onların içinde olduğum halde onlara niçin azap ede­ceksin?

Rabbim! Biz sana istiğfar ettiğimiz halde, bize niçin azap edeceksin?'1

Bundan sonra başını kaldırdı, güneş açılmıştı...480

AÇIKLAMA

Yukarıdaki hadislerde zikredilen fiiller namazı bozmamakta, ancak bunlar mekruh kabul edilmiştir. Bu konuda m üç teh İd! erin görüşleri:

1-Uzun saçlı erkeğin namaz kılarken saçını bağlamaması gerekir ki secdeye gittiğinde bütün yüzü ve saçları ile secde edebilsin. Saç bağlı olarak namaz kılmayı sahabeden Hz. Ömer, Osman, Ali, Huzeyfe, İbn Ömer, Ebû Hüreyre, İbn Mes'ûd, İbn Abbas (Radıyattahu anhüm), tabiûndan İbrahim en-Nehâi gibi zatlar mekruh gör­müştür.481

İmam Nevevi şöyle dedi: 'Namazda elbisenin ya da saçların toplanması, saçın topuz yapılması ya da uzun saçın sarığın içinde toplanması mekruhtur. Ancak kerahet tenzihidir, namazı bozmaz. Cumhurun görüşü bu şekildedir. İbn Münzir ise Hasan-ı BasrîMen namazın iade edilmesi görüşünü nakletti. Bunun hikmeti saçların

da secdeye katılmasıdır.'4 2

§Buradakı mekruh olma durumu erkekler içindir. Kadınların başlarını örtme­leri farzdır.

2-Secdeye giden kişinin secde mahallindeki taşların sıcak ya da düzensiz olması nedeniyle onlara elini sürmesi ya da düzeltmesi Peygamberimiz tarafından yasaklanmıştır. Ancak secdeye giden kişi sıcağa dayanamayacaksa ya da oradaki durum kendisini rahatsız edip namazına mani olacaksa, bu durumda bir kerede onların düzeltilmesine izin verilmiştir.

3-Namazda secde mahalline üflemek mekruhtur. Bazı alimlere göre mekruh olmasının nedeni iki ya da üç harf çıkması ve namazın bozulma tehlikesidir. Bu konudaki bazı rivayetler:

 

*Ümmü Seleme (Radıyatlahü anAaJ,483

Namaz kılan ve namazda yere üfleyen bir akrabasına şöyle dedi:

483

Hadisin tamamı Kusûf Namazı bölümünde gelecektir.

 Sehnûn, el-Müdevvenetü'l-kübra, 1/96: Şevkâni, Neylü'l-evtar, 11/387: Bennâ, age., IV/85

 Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, IV/209

 İshak b. Râhûye. Müsned, İV/135. No: 92; Nesâi, es-SUnenUH-kübra, 1/196. No: 548

Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve MuDan uidi

'Böyle yapma! Ben Rasûlullah'ın Rabah isimli kölesine şöyle dediğini işittim: "{Bu şekilde) üfleme! Üflemek kelam (konuşmak) sayılır.'"

*İbn Abbas'tan (Radıyallahüanhlimay!"** '(Secdeye giderken) üflemek kelam demektir.'

EbÛ Hüreyre'den fRadıyallahü anh):495

'(Secdeye giderken) üflemek kelamdır.'

§ Peygamberimizin Küsûf namazında yere üflemesini de bu şekilde almak ve kelam olmamasına hamletmek daha doğru olsa gerek.

§Üflemenin namazı bozması konusunda müçtehidler ihtilafa düştüler:

a-İmam Azam ve Muharnmede'e göre işitilen bir üfleme namazı bozar, çünkü kelam gibidir. İ. Ebû Yusuf'a göre ise namazı bozmaz.

b-îbn Vehb'den gelen rivayete göre İmam Malik, namazda boğazı temizlemek (tenahnuh), üflemek (nefh) ve inlemek namazı bozmaz, görüşündedir. İbn Kasım'dan gelen rivayette ise Malik, üflemek kelam sayılır ve namazı bozar görüşündedir.

c-1. Şafiî'ye göre, üflemekten hece harfleri anlaşıirmyorsa namazı bozmaz, bu kelam değildir. Ebû Sevr'in de görüşü bu şekildedir.

d-î. Ahmed b. Hanbel'e göre üflemek namazı »bozmaz, ancak mekruhtur. Üflemekten bir kelam anlaşılıyorsa namazı bozar.486

* Namazda Gülmek, Kıbleden Başka Tarafa Yönelmek, Parmaklan Çıtlatmak ve Kenetlemek

m Abdürrezzak, 11/189, No: 3018; İbn Ebi Şeybe, 11/67, No: 6542, 6543 mAbMrrezzak 11/189, No: 3019                                                o u „      , t....          .,.,,

486 İmam Muhammed, el-Hucce ala Ehli'l-Medine, 1/260-261; Sehnun, el-Mudevvenetul-kübra, 1/105; İbn Abdilber. Temhid, XIV/156; İbn Kudame. Muğni. 1/705 ; Şevkâni, Neylu l-evtar, 11/368

817/1687-Ebû Hüreyre'den (Radıyaiiaha anhy.

487

Sahih: Mtlsned, 11/265, H.ııo:7585; İkinci rivayet için bk. 11/311, H.no:8091. Taberânî, el-Mu'cemü'l-evsat, V/266. H.no:5275:

Beyhakî, 11/120. Heysemî, Ebû Ya'lâ'nm Müsned'ine de nispet ederek hadisin isna­dının hasen olduğunu söyler. Bk, Mecma', 11/79-80.

Sadece Müsned'in bu iki rivayetinde emredilen ve yasaklanan maddeler dile getirilmiştir. Taberânî'nin metni de bu İki rivayet gibidir.

Hadisin senedinde Yezîd b. Ebû Ziyâd ei-Kuraşî el-Hâşİmî (v. 136/753) yer almakta­dır. Bu râvi ise yaşlandığında hafıza kaybına maruz kaldığı için zayıf biridir. Sadûk sayılan talebesi Muhammed b. Fudayl ile birlikte şîı olmakla suçlanmışlardır. Heysemî, Yezîd b. Ebû Zİyâd'ın hadisinin hasen olduğunu belirtir. Bk. age., VIII/258; Müslim (mütâbî olarak) bir, Nesâî üç, Dârİmî sekiz, Tirmizî 14, Ebû Dâvûd İ9, îbn Mâce 21, Ahmed b. Hanbel 110 riva­yetini nakleder. Tirmizî hadislerini "hasen-sahih" sayar. Bk. Sünen, Taharet, 83, H.no: H.no: 114; Savm, 61, H.no:777. Ayrıca Yezîd'in hocası, Ebû Hüreyre'nin ise öğrencisi bilinmediği için senedi de müphemdir. İkinci rivayetle müphem şahstn Mücâhid b. Cebr el-Mahzûmî (v.102) olduğu görülmekledir. Bu râvi ise sika biridir. Taberânî'nin ise senedinde görüldüğü gibi Saîd b. Cübeyr kanalı ile tamamen farklı bir isnadla nakledilmektedir. Kısacası bu rivayet Yezîd b. Ebû Zİyâd sebebiyle hasendir. Hadis şâhidleri ve mütâbileri ile sahih 1İ gayrihî seviyesine yükselir.

Benzer rivayetlerin hemen hemen hepsinde sadece emredilen maddeler yer almıştır: 11/258, H.no:75Ö3; 11/277, H.no:7711; 11/392, H.no:9074; 11/402, H.no:9189; 11/459, H.no: 9878-9879; 11/497, H.no:10399; H/499, H.no:10431; 11/526, H.no:10756; Buharı, Teheccüd, 33; Savm, 60; Müslim, Müsâfirûn, 85; Ebû Dâvûd, Vitir, 7, H.no: 1432; Tirmizî, Savm, 54, H.no:760; Nesâî, Kıyam, 28, H.no:1675-1676 (jJ> J&"S})\ Dârimi, Salât, 151, H.no:1462; Savm, 38, H.no: 1752. Sonunda (lyfj^ ;ı£* ^ J*Zâi* ;ıi^j) ziyâdesinin bulunduğu rivayetler de vardır: 11/265, H.no:7586; 11/505, H.no: 10507.

Sadece "uyumadan önce vitir" maddesinin tavsiye edildiği rivayet de vardır: 11/347, H.no:8555;

Emredilen rivayetlerin bîr kısmında ise "duhâ namazı" yerine "cuma günü gusletme" maddesi yer almıştır: 11/233, H.no:7I80; 11/254, H.no:7452; 11/260, H.no:7527; 11/229, H.no: 7138; 11/231, H.no:8366; 11/472-473, H.no:10067; 11/484, H.no:10222; 11/329, H.no:8339.

"Cuma günü gusletme" maddesinin bir yanılgı eseri olarak alındığına şu rivayet değinmektedir: 11/271, H.no:7658 (Abdürrezzak - Ma'mer - Katâde - Hasan el-Basrî):

11/489, H.no: 10291 {Muhammed b. Ca'fer - Saîd - Katâde - Hasan el-Basrî) ('£1Â ->( p > ^ fV jUİı j&ü jk-} '$£ ^jf);

Hadisin ilk bölümünün Ebu'd-Derdâ'dan (Radıyallahü anh) şahidi:

______                    Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve Mubah Olan Fiiller

Bana dostum (Hz. Muhammed) (SaliaUahB aleyhi ve seiiem) üç şeyi emretti,

üç şeyi yasakladı:

Bana uyumadan önce vitri kılmamı, her (hicrî) aydan üç gün oruç

tutmamı ve iki rekât duhâ namazı kılmamı tavsiye etti.

Namazda başka tarafa (sağa, sola) yönelmekten, maymun oturuşu gibi oturmaktan ve horoz gagalaması gibi (rükûya. secdeye) çabuk gitmek­ten/acele hareketlen48S beni menetti.

§Aym râviden ikinci tarikle gelen rivayet:

Bana Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve sellem) üç şeyi tavsiye etti, üç şeyden

de beni menetti:

Bana her gün iki rekât duhâ namazı kılmamı, uyumadan önce vitri

kılmamı ve her (hicrî) aydan üç gün oruç tutmamı tavsiye etti.

Namazda horoz gagalaması gibi (rükûya, secdeye) çabuk gitmek­ten/acele hareketten, köpek oturuşu gibi oturmaktan, tilki gibi (sağa sola) yö­nelmekten beni menetti.

NOT: Bu konudaki izah için bk. MüsnedTrc. 829/1699 Nolu hadisin açıklaması.

818/1688-Muaz b. Enes el-Cühenî'den (Racityaiiahüanh):4Z9

Bk. Müsned, VI/440, H.no:27354 (müphem bir râvi bulunduğu İçin İsnadı zayıftır); Vl/451, H.no:27422 (senedinde inkıta bulunduğu için bu rivayetin de isnadı zayıftır: " ûfc-... ...^jfcLiı ^jjiı J< "y. ^ 'J, 'c/J&>" Hamza Ahmed bunun isnadı için sahih hükmü verir); Müslim, Müsâfırûn, 86 (Müslim, bu rivayeti muttasıl ve sahih bir isnadla nakletmiştir:

Ş>J& yj| j* y& fi J'y

Ebû Dâvûd, Vitir, 7, H.no:1433 (Ahmed b. Hanbel'in ikinci isnadı gibidir, rivayette

inkıta vardır);

Yasaklanan maddeler ile İlgili bölümün Abdurrahman b. Şİbl'den (Radıyallahü anlı)

şahidi için bk. 829/1699. hadis (Uj pJ\ ji'Ji J>j *j(jh i'j& 'y- £aIİ ^ J& j&j <İ* J)ı Jİ» *flı J^-j o^—

Şuayb  el-Arnayut  senedinde  Yezîd  b.  Ebû  Ziyâd  el-Kuraşî el-Hâşimî  bulunan rivayetleri zayıf, Ahmed Muhammed Şâkir ise sahih olarak değerlendirmiştir. Diğerlerinin senedlerinde bulunan Ali b. Âsim ve Leys b. Ebî Süleym sebebiyle rivayetleri tenkit etseler de rivayetler mütâbaallan ile kuvvetlenir. 488Bennâ, age., [V/86

Sened:  *J 'je iûi _J jfc* 'je- tâ'j '_* *^=«J '$ ı&â- \-~- Cji.

211

Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve_ Mubah Olan Fiiller______________

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve sellem) şöyle derdi:

"Namazda gülen, (sağa sola) yönelen ve parmaklarını çıtlatan aynı hükme tabidir."

819/1689-Ebû Zer'den (RadtyaUaha mhy*m

Hasen: Müsned, m/438, H.no:15194; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, XX/189, H.no:419; Beyhakî, 11/289. Heysemî, hadisin Ahmed b. Hanbel ve Taberânî tarafından nakledildiğini, senedinde hakkında tenkid bulunan İbn Lehîa'nın bulunduğunu, ayrıca Zebbân b. Fâid'in zayıf olduğunu belirtir. Bk. Mecma\ 11/79. İbn Lehîa. ile İlgili geniş bilgi için bk.22/64. hadis. Zehebî, Zebbân b. Fâid el-Habrânî'nin (v.155/772) zayıf olduğunu söyler. Tirmİzî bir. İbn Mâce iki, Ebû Dâvûd üç, Ahmed b. Hanbel ise 35 rivayetini nakleder. Tirmİzî tenkît etmemiştir. Bk.Sünen, Cum'a. 17, H.no:513; Ahmed Muhammed Şâkir Tirmizî'nİn şerhinde bu râvî hakkında şu değerlendirmeyi yapar: "Ahmed b. Hanbel ve Yahya b. Maîn zayıf saydı. İbn Hıbbân ise "Gerçekten münkeru'l-hadistir. Sehl b. Muâz'dan rivayette tek kaldı. Sanki mevzu gibidir. Onunla delil getirilmez" der. Ebû Hatim: "Salih bir şeyh" olduğunu söyler. Bende oluşan kanaata göre hadisi hasen derecesinin altına düşmez.". Aynca bu râvi hakkında bilgi için bk.496/804. hadisin tahrici.

Sened: y} ^-^ ^ tâ>*4 -^ ^ J'y j«j*-Ui u '^X~* Ju              '^                J^         3^ 'J ^      i

Sahih: Müsned, V/172, H.no:21400; Ebû Dâvûd, Salât, 161, H.no:909; NesM, Sehv,  10. H.no:1193;//w Huzeyme, 1/244, H.no:482; Dârimi, Salât, 134, H.no:1430. Yunus b. Yezid'in (v.159) İbn Şihâb ez-Zührî'den (v.124) işittiği rivayetleri kuvvetli nakillerdir. Hârİs el-Eş'arî'den (Radıyallahü anh) şahidi:

 J Ji J^4 ^-^ îiJj^1 j* -«i oıs _ii> ^J ,j  '"«-    ,    '   .«.', s   • s    -. - •

 1J : Jlü

Ulli aj 1jS"_,iİJ Uj ıjA^Bİİ ^-SUjjj ^XÂİ=- Jjrj ^i ibl OJj İİİİ5' a-llf ıl)_jS^ jl Sji- »5-jÜ o-^l-

lpü= Üî ^İİb              j                                           İ         İ      ^^

 ,       .       .....

 yjjı ^! jij jü" 1UÎ jî

212                                   Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve Mubah Olan Fiiller

Rasûlullah (Saiiaitaha aleyhi w seitem) şöyle dedi:

Kul namazında (sağa, sola) dönmedikçe izzet ve celâl sahibi Allah o kula yönelmeye devam eder. Kul yüzünü başka tarafa döndürdüğü anda Allah da ondan sarf-ı nazar eder/döner.

820/1690-Hz. Âişe'den i&odıyaliahüanha):491

Hz. Peygamber'e ısaiiaiiahu aleyhi ve seitem) namazda (sağa, sola) yönelme­nin hükmünü sorunca o şöyle dedi:

"Bu bir kapıp kaçırmadır ki şeytan o kulun namazından alıp kaçı­rır/bir şeyler eksiltir."

Mümed, IV/130, H.no:17104; Mükerrer rivayet için bk. IV/202, H.no:17727; TirmizU Edeb, 78, H.no:2863 (hasen-sahih).

Sened: Jj'/-~- 'Je (.ıiLiı ^î ^* ^iüı' y> ijjij £fü- Jıi ;J^ 'J, Cji^ ıi'i^

Sahih: Müsned, VI/70, H.no:24293; Diğer rivayet için bk. VI/106, H.no:24627; Buharı, Ezan, 93; Ebû Dâvüd, Salât, 161, H.no;910; Tirmizî, Cum'a, 60, H.no:590 (hasen-garib); Nesâî, Sehv, 10, H.no:1194, 1197.

821/1691-Abdullah b. Selâm'm oğlu Yusuf anlatıyor:492 Bir şeyler öğrenmek için Ebü'd-Derdâ'nın iRadıyaiiaMmh) yanındaydım. Öleceği vakit bana dedi ki:

'İnsanlara ölüm anında olduğumu haber et!' Ben de gittim ve insan­lara bu sahabinin ölüm anında olduğunu haber verdim. Evinin içi ve dışı zi­yaretçilerle doldu. Ona:

'Senin ölüm halinde olduğunu insanlara ulaştırdım, evin içi ve dışı ziyaretçilerle doldu' deyince:

'Beni onların yanma götür!' dedi. Kendisini insanların yanına götürdüm,

'Beni oturtun!' dedi, biz de kendisini oturttuk. Orada şunları söyledi:

'Ey insanlar! Rasûlullah'ın (Saiiatiaha aleyhi ve sdiem) şöyle dediğini duy­muştum:

"Kim abdest alır, abdestini güzelce tamamlar, sonra iki rekât na­maz kılar ve bunu eksiksiz olarak tamamlarsa, Allah ona istediğini hemen (dünyada) ya da daha sonra (âhirette) mutlaka verir." Ebû'd-Derdâ sözüne şöyle devam etti:

'Ey İnsanlar! Sakın namazda (kıbleden) başka tarafa dönmeyin. Zira başka tarafa dönenin namazı kabul olmaz. Nafilede bunu yaptıysanız farzda mutlaka dikkat edin / yapmayın!'

»ened:   ^ vaUi^ ::iLJ'-i Jr .

Hasen: Müsned, VI/442-443, H.no:27370; Bennâ hadisin isnadının ceyyid olduğunu belirtir. ^■Bulûğu'l-emânî, IV/88. Eserinin bir başka yerinde ise hasen olduğunu ifade eder. Bk.age., fiW.^ Heysemî, Taberânî'nin rivayet ettiği hadisin senedinde zayıf kabul edilen Atâ b. Aclan'ın bulunduğunu belirtir. Bk. Mecma', 11/80; Bir başka yerde senedinde Meymûn Ebû Muhammd'i    bldğ            lk

 ş     y                            y

 bulunduğunu söyleyerek, Zehebî'nin "Bu râvî tanınmıyor" dediğini nakleder. . Mecma MI/278;

Bu rivayet 210/518. hadiste zikredilmişti. Ayrıca 368/10794. hadiste de tekrar edilecektir. Benzer bir rivayet için bk. 211/519. hadis (Müsned, VI/450, H.no:27417).

822/1692-Ka'b b. Ucre'den

Rasûlullah (Saitaiiahu aieyiv w seiiem) mescidde yanıma getdi, ben parmak­larımı birbirine kenetlemiştim. Bana dedi ki:

"Ey Ka'b! Mesciddeyken sakın parmaklarını kenetleme! Sen namazı beklediğin sürece namazda sayılırsın."

823/1693-Ka'bb. Ucre'den

Hz. Peygamber (Saiiaiiahu aleyhi ve sdlem) şöyle dedi:

"Bir kul evinde temizlenir (abdestini alır), sonra sadece namaz kılmak İçin dışarıya çıkarsa o kişi namazını bitirinceye kadar kesinlikle namazda sayılır. Biriniz namazdayken ellerinin parmaklarını birbirine kenetlemesin!"

" Sened: <jj~£ti ^        y        ^           J ^J ^      ^

Sahih: Miisned, IV/242, H.no:18033; Benzer rivayetler için bk. IV/241, H.no:18021; IV/242, H.no:18030 (823/1693. hadis), 18032; IV/243-244, H.no:18048; Mâlik, Taharet, 33; Abdürrezzâk, H/271, H.no:3331; Ebû Dâvûd, Salât, 50, H.no:562; Tinnizt. Saiât, 167, H.no:386; Dârimî, Salât, 121, H.no:14U; îbn Huzeyme, 1/227, H.no:441; Hakim, 1/324-325, H.no:745 (Hâkim: Şerik b. Abdullah, Muhammed b. Aclan'dan rivayet etti" derken. Zehebî ise: "Şerik, İbn Aclan'dan, o babasından, babası da Ebû Hüreyre'den nakleder" der); Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebtr, XIX/146, H.no:321; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, IH/230; Hadis Ebû Üsâme el-Hannât (bazı nüshalardaki "Hayyât" hatalıdır) sebebiyle hasen gösterilmiştir. İbn Hıbbân sika, Dârekutnî mechûl sayar, fakat bu râvinin mutâbîleri vardır.

Hadisin Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anlı) şahidi için bk. Taberânî, d-Mu'cemü'l-evsat, 1/256, H.no:838: Hâkim, 1/324-325, H.no;744. 746 (Hakim. Buhârî ve Müslim'in şaıtına/rüvîlerine uygun olarak sahih olduğunu söyler, Zehebî de bu görüşü onaylar). Heysemî, Mecmu'. 1/240;

Teşbîk (parmakların birbirine geçirilmesi) ile ilgili olarak Ebû Saîd el-Hudrî'nİn mevlâsından nakledilen rivayet iç İn bk. bir önceki 316/1186. hadis. Şerîk b. Abdullah b. Ebû Şerik en-Nehaî (v. 177/793) hakkında bilgi için bk. 145/453. hadis.

Ayrıca bk. 196/504 ve 317/1187. hadisler.

494 o        A      '..

aeneu: *■** j*

Hasen: Miisned, IV/242, H.no: 18030; Bu rivayet senedindeki müphem râviler sebebiyle zayıftır. Fakat hadis diğer rivayetlerle kuvvetlenmektedir. Bk. 196/504, 317/1187 ve 822/1692. hadisler.

AÇIKLAMA

Namazda bazı hareketler vardır ki farklı şekillerde namaza tesir eder. Kimisi namazı bozarken, kimisi de namazdaki mekruh fiillerden sayılır:

1-Sağa sola yönelmek/bakmak (iltifat) hadislerde geçtiği gibi namazın sevabından önemli bir kısmını, belki de hepsini şeytanın alıp kaçtığı andır. Namazda insan bir nöbetçi dikkatiyle durması gerekir. Sağa sola bakıp dikkatini dağıttığı anda şeytan onun sevabını alır ve gider. Ayrıca Allah bu kula yönelmişken ondan sarf-ı nazar eder, kendi haline bırakır.

§ Namazda sağa sola yönelmek/bakmak Cumhur ulemaya göre mekruhtur Ancak bir ihtiyaç varsa göğsünü kıbleden çevirmemek şartıyla bakmasına izin verilmiştir. Zira göğsünü kıbleden çevirmek namazın bozulmasına sebeptir. İhtiyaç anında başı çevirme ile ilgili rivayet:

Sehl b. Hanzale'den (Radıyallahüanh);495

Sabah namazı için kamet getirildi. Rasûlullah dağ tarafındaki yoîa bakarken namaza başladı.

-Ebû Davud ekledi: Dağ yoluna Rasûlullah etrafı kolaçan eden bir süvari göndermişti, (onu bekliyordu)

Namazda arkaya bakmak ya da göğsü kıbleden çevirmek namazı bozar. Bu konudaki rivayet:

Ajr-    -J

İbn Abbas'tan (Radıyallahü anhiima):49'1

Hz. Peygamber namaz kılarken (ihtiyaç anında) sağa ve sola (göz ucuyla)498 bakardı, ancak boynunu sırtının gerisine çevirmezdi.

§1. Ebû Hanife ve Şafiî'ye göre secde mahalline bakmak müstehabdır. İ. Malik'e göre ise kıble tarafına bakmak müstehabdır. Bu konuda herhangi bir nas bulunma-

Sahih: Ebû Davud, Salaı. 168, No: 916; İbn Huzeyme. 1/245, No: 486Senedin sıhhati için bk «enna, age., IV/89                                                                                                               v

Bu açıklamnın geçtiği uzun rivayet için bk. Ebû Davud,C\î\ad, 17. No- 2501- Nesâi  es-^ıenü'1-kübra, V/273, No: 8870; Hakim, 1/362. No: 864

Sened: -u ...ı ..« <, ., ,, •.,..;. 6 ,., ,;...... ^, , „, -.

Sahih: Ahmed b. Hanbel, 1/275; Nesai, es-Sünenü'l-kübra, I/19I, No: 529; An Huzeyme, 45, No: 485 (İbn Huzeyme rivayetin sonunda şöyle dedi: S1^., w. ^ i^ ^ ^ 4 ^ J/ namazda dönerdi sözünden sağa ve sola gözüyle bakardı, anlaşılır.)

 Tîrmizi'deki rivayetle (.> ^ ** s^ vu^ W. bl-ji 4   ^ w) şeklindedir. Bk. Sünen,

1!,3; ^°' No: 587; Ay°ca 'bn Huzeyme de rivayetinin sonunda böyle bir açıklama ekledi.  Sahih, 1/245, No: 485

ıvaıııa.ıı  duioıı,  naıııatua   ı apıımdbl  fi CM uı ı  Vt;  rıuut

maktadır, ancak bütün müçtehidlerin ittifakla kabul ettiği şey namaz kılanın ön tarafa bakması sünnettir, sağa ve sola bakması mekruhtur. Bazı alimler de namaz kılan kişinin kıyamda ön tarafa, rükûda ayaklarına ve secdeye giderken secde ma­halline ve otururken de kucağına bakmasının daha uygun olduğunu belirttiler.499

2-Namazda tebessüm etmek namazı ittifakla bozmaz, ancak namazda gülmek namazı ittifakla bozar. İbn Münzir bu konuda icmaın olduğunu belirtti. Ancak gül­menin abdesti de bozduğu konusunda ihtilaf vardır:

a-Hanefılere göre kendisi duyacak şekilde gülenin namazı bozulur, kahkaha şeklinde başkasının da duyacağı şekilde gülmekle de abdesti bozulur, namazın iade edilmesi gerekir.5

Bu mezhebin delili bazı rivayetlerdir. Zeylaî (v.762/1361) bunları incelemiş ve iki guruba ayırmıştır:

-Müsned olan rivayetler: Ebö Musa el-Eş'âri, Ebû Hüreyre, İbn Ömer, Enes, Câbir ve İmran b. Husayn gibi sahabilerden gelmektedir, hepsi zayıftır.

-Mürsel rivayetler: Ma'bed el-Cüheni, Ebu'l-Âliye, İbrahim en-Nehâi, Hasan-ı Basri'den gelmektedir. Bu mürsellerden sadece Ebu'l-Aliye'nin kendisinden gelen mürsel rivayet sahih, diğerleri zayıftır.501

ŞHanefi mezhebinde genel kurallara aykırı olmadıkça zayıf hadisler ve tabiûnun mürsel rivayeti eriyle amel edilir.

b-Cumhura göre ise kahkahayla gülmek ile abdest değil namaz bozulur, ancak bu kişin abdest alması müstehabdır.

Bu konudaki rivayetler zayıftır. Namaz dışında gülmek abdesti bozmaz ki, namazda gülmek abdesti bozsun.

3-Namaza giderken, mescitte namaz vaktini beklerken ve namaz kılarken parmaklan çıtlatmak ya da kenetlemek mekruhtur, ancak namazı bozmaz.503

* Namazda Göğe Bakmak, El île İşaret Etmek ve Mescitte Özel Bir Yer Edinmek

499 İbn Abdilber, Temhid, XVll/393

^ou İmam Muhammed, el-Camiu's-sağîr. 101; el-Hucce, 1/203-204

"  Bu rivayetler için bk. Zeylai'. Nasbıı'r-raye, 1/4753; Ayrıca bk. Heysemi, Mecmeu'z-zevâid, 1/246,11/82

s'12 Selinim, el-MüdevvenetU'l-kübra, 1/100; Şirazi, Mühezzeb, 1/24: İbn Teymiyye el-Harrânî, Şerhu'l-Umde, 1/323

'°3 Nevevi, Mecmu', IV/464; İbn Nüceym, el-Bahru'r-râik, 11/22; Azimâbâdi, Avnü'l-Ma'bûd, 0/189

,.504

824/1694-Enes b. Mâlik'ten iRadıyaiiahuanh)',1

Hz. Peygamber (SailaUahü aleyhi ve seüem) şöyle dedi:

"Bazı kişilere ne oluyor da namazlarında gözlerini (göğe) dikiyorlar."

Bu konuda Peygamberimiz ağır konuştu ve sonra şöyle dedi:

"Ya bundan vaz geçerler ya da gözlerinin feri (gücü) alınır."

825/1695-Ebü Hüreyre'den       y

(Peygamberimizden (Saiialiahu aleyhi ve sellem) benzeri nakledildi..,)

Sened: iSıi* jl -v— j* LjuiJij j_*1. ü-b- _/ü- ^iıj j^— ji- ı^ji ,ji jJı Uîâi-

Sahih: Müsned, III/109, H.no: 12004; Benzer rivayetler için bk. III/112, H.no:12043; III/115, H.no:12085; IH/116, H.no:12094; III/140, H.no:12366; IH/258, H.no:13645; Buhâri, Ezan,

92; Ebû Dâvûd, Salât, 163, H.no:913; Nesâî, Sehv, 9, H.no:1191; /ön Mâce, İkâme, 68, H.no:1044; Dâr/mi", Salât, 67, H.no:13Ü7. Hadisin şâhidleri:

Ebû Hüreyre'den (Radıyaüahü anh) şahidi için bk. 825/1695. hadis.

İsmi belirtilmeyen bir sahâbiden (Radıyaüahü anh) şahidi İçin bk. 826/1696. hadis.

Câbir b. Semüra'dan (Radıyaüahü anh} şahidi için bk. 827-828/1697-1698. hadisler.

: Jıİ 'S 'fX*'}

Bk. MösneJ, V/258, H.no:22126. ^ened: _~>Jı j- JjûJi lij^ _^ih j.i L3Ü-

Sahih: A/fened, 11/333. H.no:8389; Benzer rivayet için bk. 11/367, H.no:8788 (^_ H'j^-Jİ); Müslim, Salât, 118; /Vesâf, Sehv, 40, H.no:1274; Müslim ve Nesâî'nin rivayetlerinde (ou^_jı ^ (ıii_)ı ^_^) kaydı bulunmaktadır. Bu ziyâde Ebû Hüreyre'den hadis aian A'rac pbdurrahman b. Hürmüz <v.l 17) tarafından eklenmiş olabilir. Bu râvi de sİka-sebt biri olduğu 'Çin sikanın bu ziyadesi hadis usulcülerine göre kabul edilmektedir.

Enes b. Mâlik ve diğer sahabeden (Radıyallahü anhiim) şâhidleri için bk. 824/1694. hadis.

826/1696-Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe b. Mes'ûd'dan,*10 Rasûlullah'ın bir sahabisinin (Radıyaüaha anh) kendisine naklettiğine göre: Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve sellem) şöyle dedi:

"Sizden biri görme gücünün alınması (tehlikesi) sebebiyle namaz­dayken gözlerini göğe dikmesin!"

827/1697-Câbir b. Semüra'dan (Radıyallahü anh):501 Hz. Peygamber (Saiküiahu aleyhi ve seikm) şöyle dedi: "Sizden biri namazdayken başını göğe kalırdığında görme gücünün kendisine geri dönmemesinden/verilmemesinden korkmaz mı?"

AÇIKLAMA

Namazda gökyüzüne bakmak Rasûlullah tarafından yasaklanmıştır. Ayrıca ağır tehditler/cezalar ile konunun önemine dikkat çekilmiştir. Çünkü namazda dönülmesi ve bakılması gereken mahal kıbledir, gökyüzü değil. Bu konuda icma' vardır.

Namazda başın gökyüzüne çevrilmesinin yasaklanma hikmeti olarak, namaz sırasında meleklerin yukarıdan inmesi ve bunların görülmesi durumunda şuasından dolayı gözlerin kör olma ihtimali de nakledildi.508

506

Senedi jj»—• j> ^ J* 4iı xi- 'J, «ili İ!İ j

Sahih: Müsned, IH/441, H.no:15589; Benzer rivayet için bk. V/295, H.no:22415; Nesâî. Sehv,9, H.no:1192.

Enes b. Mâlik ve diğer sahabeden (Radıyaüahü anhüm) şâhidleri için bk. 824/1694. hadis. oened: âi^> _r: ^n "ji. .ljjJJ' -jij 'J, C__Jjı '■c^~^ Ju oO-' ^ CXİ Uiji- jû^ 'Jl ilki ûii-

Sahih: Müsned, V/93, H.no:20766; Mükerrer rivayet için bk. V/90, H.no:20729; Benzer rivayetler için bk. V/10I, H.no:20861 (J^iı '^'JU jİ îik)ı ^eı^Ji J\ J£,C4 'üy*Ji$^*£ U) lafzı ile; V/108, H.no:2Ü940 (...fı>î^'); Mws/an, Salât, 117; Efcö Dâvfc/, Salât, 163, H.no:912:

 ^, İkâme, 68, H.no:1045; Dârimi, Salât, 67, H.no:1306; Taberânî, el-Mu'cemü'i-kebîr, 11/220, H.no:1817.

Enes b. Mâlik ve diğer sahabeden (Radıyallahü anhüm) şâhidleri için bk. 824/1694. hadis.

Câbir b. Semüra'dan (Radıyallahü anh) nakledilen diğer rivayet için bk. 828/1698. hadis "    İbn Hacer, Fethu'l-Bâri, 11/234

Duada başın gökyüzüne çevrilmesinin cevazında ihtilaf edildi. Kadı Şureyh mekruh görürken. Cumhur ulema caiz olduğunu ifade ettiler. Çünkü namazın kıblesi Kabe olduğu gibi, duanın da kıblesi gökyüzüdür, bu nedenle ellerin içi gökyüzüne

...    509

çevrilir.

82'8/1698-Câbir b. Semüra'dan (Radıyaiiaha anh):510 İnsanlar ayrı ayrı halkalar halinde dururlarken Rasûlullah aleyhi ve seiiem) mescide girdi. Şöyle dedi:

"Bana ne oluyor, sizi gurup gurup ayrılmış görüyorum,"

 

S()<) Nevevu Şerhu Sahihi Müslim. İV/152;

Sened: -j^i J. ^ ji- a>0 'J ^4—" ^^- .^^■'^l j*- -W- 'J ^i '^'■i^-Sahih: Müsned, V/101, H.no:20854; Benzer rivayetler için bk. V/1Ü1, H.no:20860:

j,^ jÛ'lji J ü : JÜİ ÛL- Û> di- c : Jli ? L^, ûlf- iİJO LiUj L*X ! 43ı j^lj Ç : ijiü : Jlî .l^'j JÎp îİJÜUi oûaî Lİ5" ûyiaî Uı : Jüi Ûi ^'_^ p

V/107, H.no:20925 (ojî£ ^ fâ) - 20926:

V/93, H.no:20764-20765; V/102, H.no:20868; V/88, H.no:20702 (Mükerrer için bk. V/86, H.no:20685. Bk.759/1629. hadis); V/107, H.no:20925; Müslim, Salât, 119-120: ( ü| ^

J^> «îjı j_^^ JÛÎ j^iUJl Jl <Jİ jliİj J)l İ^-jj '^i. fl£j! Jjl C-jj j^İi> flİLjl lii |Xj 4*1 ^( c£= ^ Jj"j t" ^^

...ıJ-li j^. L.UÎI ı^(r jj^^'t j^J fû* ,Xj 4i- Jjı) ve ( £j& üi ı^ı- bi ı^î ^Lj 4^ ■JJ1 J^ ^ Jr-j t" ^^ (X 'M ,^-li jX Ljiîît ı^fıir fi^j^tf cij^J i^Ai C : Juü JX.j 4İi Jiı J^ «in j^3 Q\ >i jJçi* füİJi ^i* f1^1 ^. l^jj Uj ^.o Jı L^gi ^Ü-f.) lafızları ile; Ebû Dâvûd, Salât, 93, 163, 184, H.no:661, 912. 998, 1000; Edeb, 14, H.no:4823; Nesâî, İmame, 28, H.no:814, Sehv, 5, H.no:l 182-1L83; İbn Mâce, İkâme, 50. H.no:992.

İbn Mes'ûd (Radıyallahü anh) rivayeti ve şâhidleri İçin bk.75 i/1621. hadis.

Enesb. Mâük ve diğer sahabeden (Radcyallahü anhiim)şâhidleri için bk. 824/1694. hadis.

Câbir b. Semüra'dan (Radıyallahü anh) nakledilen diğer rivayet için bk. 827/1697 ve 759/1629. hadisler.

220                                    Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve Mubah Olan Fiiller

İnsanlar (namazdaki selamda) ellerini kaldırırlarken Rasûlullah mesci­de girdi. Şöyle dedi:

"Onlar ellerini hırçın atların kuyrukları gibi kaldırıyorlar/oynatıyorlar.

Namazda sakin olun!"

AÇIKLAMA

Câbir b. SemUradan (RadıyaUahU anh) başka tarikle gelen rivayette yukarıdaki iki konu daha açık olarak nakledildi, ayrıca saflarla ilgili bir başka olay da haber

verildi: Bu üç olay:

1-Namazda selam verirken elle işaret ediliyordu ve Rasûlullah bunu yasak­layıp, sağa ve sola bakarak es-Selâmü aleyhim ve rahmetullâhi veberakâîühû demek yeterlidir.

 jll İ^jj f£)fi f*-Jl LOi    ^j <> & J*.    il Sr-J £• l~U b[ UT Jü

Câbir b.. Semüra'dan (Radıyallahü anh):

Rasûlullah ile beraber namaz kıldığımızda, ellerimizle (işaret ederek): 'es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâh, -Seİâmü aleyküm ve rahmetullâh1 demiştik. (Râvi göstermek için) eliyle de iki tarafına işaret etti. Rasûlullah bunun üzerine:

"ellerinizle neye işaret ediyorsunuz? Niye etlerinizi hırçın atların kuyruğu gibi oynatıyorsunuz? Namazda sükûnet içinde olun. Herbirinizin ellerini dizlerine koyup, sonra sağındaki ve solundaki kardeşine selam vermesi yeterlidir."

2-Rasûlullah insanların mescitte halkalar halinde ayrı ayrı durmasını tefrika­ya düşerler korkusuyla tenkid etmiştir. Çünkü Müslümanların birlik halinde bulun-maları ve beraber hareket etmeleri asıldır;

3-Bu rivayette üçüncü olarak geçen olay farz namaza duruş şeklidir. Bu duruşta safların birinci saftan itibaren arkaya doğru düzgün bir şekilde yapılması emredilmekte ve meleklerin saf biçiminin bu şekilde olduğu haber verilmektedir.

Müslim'deki farklı tarikle gelen rivayet bunu açıklamaktadır. Bu rivayetin saf ile ilgili kısmı:

Uj Jûs- SSJ^I .JuaJ LS tiyMÜ "l1! JUi Lif- ^^- f JLİ y^- Jz\} JL. Jlls Uij- Uly Lls- gj* f...

...Rasûlullah yanımıza geldiğinde bizi ayrı ayrı halkalar halinde gördü ve şöyle dedi:

"Bana ne oluyor, sizi gurup gurup ayrılmış görüyorum."

Sonra Rasûlullah yanımıza geldiğinde şöyle dedi:

"Meleklerin, Rableri katında saf tutmaları gibi saf tutmaz mısınız?" Biz:

Sahih: Müslim, Salât 119, (430); Ebû Davud, Salât 189, No: 998, 999, 1000); Nesaî, Sehiv 5,

No: 3, 4, 5.

512 Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, IV/152

Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve Mubah_Oian Fiiller___________221

'Melekler Rableri katında nasıl saf tutarlar?" deyince o şöyle dedi: "Önce ilk safları tamamlarlar ve safta düzenli dururlar.

829/1699-Abdurrahman b. Şibl el-Ensârî'den (Radtyat!ahüanh);5H

Rasûlullah (Saiiaüahü aleyhi ve seUem) namazda üç şeyi yasakladı:

Karga gagalaması (gibi hızla inip kalkmayı), yırtıcı hayvan oturuşunu

ve devenin bir yeri (devamlı) tutması gibi bir adamın da bir yeri devamlı

kendine ayırmasını (yasakladı).

513 Müslim, Salât 119, (430) ; Ebû Davud, Salât 94, No: 661; N-esât, İmamet 2 8, No: 2, 92.

Sened: j

Hasen: Müsned, 111/428, H.no:15470; İkinci tarik için bk. IH/428. H.no: 15469; Benzer rivayetler için bk. 111/444. H.no:15607 G>4 ^'ur j^lJt ^ Ebû Dâvûd, Salât, 144, H.no:862

(ju^-Jı ^); A/ei'üî, Tatbik. 55, H.no: 1110; Sünenü'l-kübrâ, 1/233. H.no:696; /fcn Mâce, İkâme, 204, H.no:1429; DârimL Salât. 75, H.no:1329; îbn Ebî Şeybe. 1/432, H.no:4978; İbn Huzeyme, 1/331, H.no:662; 11/280. H.no:1319; İbn Hıbbân, VI/53, H.no:2277; /AMw», 1/352, H.no:833 (Hâkim "Buhârî ve Müslim Sahihlerinde zikretmemi^ olsalar bile bu hadis sahihtir" der, Zehebî de bu görüşü onaylar); Beylıakî, es-Sünenü'l-kübrâ, illi 18; IH/239.

Teinim b. Mahmûd el-Leysî hakkında ibn Hacer "fîhi lîn/zayıflığı var" der. Buhârî "fî hadîsihî nazar / rivayetleri su götürür, tartışılır", Ukaylî ise "lâ yütâbeu alâ hadîsihî / rivayet­lerine mütâbaat aranmaz" der. İbn Hıbbân Sikat'ında, İbn Huzeyme Sahîh'inde ve Hâkim de Müstedrek'inde bu râviye yer verir. Dulâbî ise zayıf sayar.

Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 817/1687. hadis.

Ebû Seleme Rafı' b. Sinan el-Ensârî'den (Radıyallahü anh) şahidi:

_EJl jüj, CS iLLaJl   i a^Li^ Jft-^l jby. Olj (V—Jı ii*j ji-j ky)^*)l s^E 'jf- J$> 'fX*'} *& *İJl Jrf -jJLJ 1 J_^-j O'

Bk. Müsned, V/446-447, H.no:23648. Abdülhamîd b. Seleme mechûl biridir. Ömer b. el-Hakem'in amcası kanalı ile dedesinden (Radıyallahü anh) naklettiği şâhid rivayet:

Bk. Ahmedeş-Şeybânî, Âhâd, IV/216, H.no:2201.

§Aym râviden ikinci tarikle gelen rivayet:

Rasûlullah'tan tSaUaüaha aleyhi ve seüem) (namazda) üç şeyi yasakladığını duydum:

Karga gagalaması (gibi hızla inip kalkmayı), yırtıcı hayvan oturuşunu ve devenin bir yeri (devamlı) tutması gibi bir adamın da bir yeri devamlı kendine ayırmasını (yasakladı).

AÇIKLAMA

Rasûlullah efendimiz namazların huşu içinde kılınabilmesi için bazı şeylere dikkat etmemizi istemektedir

t-Namazı hızlı kılmamak gerekir. Hızlı kılanın ve tadil-i erkana riayet etme­yenin hali bu rivayette karga gagalamasına, Müsned Trc. 817/1687 noiu rivayette ise horoz, gagalamasına benzetilmiştir. Namaz çok önemli bir ibadet olup,,bu sırada Allah kuluna teveccüh ettiği için kulun da namazını güzei kılması gerekir. Bu konuyu Peygamberimiz çeşitli vesilelerle ifade ederek Müslümanların dikkatini çekmiştir. Namazda tadil-i erkân Cumhura göre farzdır; rükû ve secdelere, kıraat ve kıyam gibi fiillere dikkat edilmediği ve özen gösterilmediği takdirde namazın batıl olma tehlikesi vardır.

2-Namazda oturuş diz çökerek olmalıdır, çünkü bu kulluğun bir ifadesidir. Ama bu rivayette geçtiği gibi yırtıcı hayvan oturuşu, Müsned Trc. 817/1687 nolu rivayette ifade edildiği gibi köpek oturuşu bu mantığa aykırıdır. O hayvanların oturuşu; arka ayaklarını/dizlerini dikip kalçaları üzerine oturmak ve ön ayaklarını da yere koymak şeklindedir. Ayrıca kalçanın yere konması şeklindeki oturuşun Yahu­dilere has olduğu ve onlara muhalefet edilmesi gerektiği de bazı alimler tarafından ifade edildi.

§Namazda otururken kalçanın yere konmasının cevazında ihtilaf edildi:

1-Ebû Hüreyre ve Katade gibi zatlara göre mekruhtur.

2-Ibn Abbas'a göre ise böyle oturmak da sünnete uygundur. Tavus ve Atiyye el-Avfi ise Abadile denilen sahabileri (Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Zübeyr'i) böyle otururken gördüklerini naklettiler.

Ebû Amr ise Abdullah b. Ömer'in bir rahatsızlığından dolayı böyle oturduğu­nu, aslında bunun sünnet olmadığını belirtti. Diğer sahabilerin de böyle bir özür sebebiyle oturdukları ihtimaii bulunmaktadır.515 Zaruret olmadıkça böyle oturma-mak en güzeli ve hadislere en uygunudur.

3-Bir kişinin camide devamlı bir yeri kendisine tahsis etmesi de yasaklanmış­tır. Çünkü mescitler Allah'ındır, böyle bir tahsiste özel mülkiyet/sahiplenme anlamı vardır. Ayrıca bu kişi değişik yerlerde namaz kılmayı terk ederek kıyamette bu yerlerin kişi lehine şahitlik yapması nimetinden de mahrum kalacaktır.516

315 İbn Abdilber, Temhid, XVI/274-275 sl6Bennâ, age., IV/91

830/1700-Abdullah b. Erkam'dan (RadıyaüaM anh):5il

Kendisi hacdaydı, arkadaşlarına ezan okuma ve kamet ile birlikte namaz kıldırıldı. Bir gün namaz için kamet etti ve dedi ki: Biriniz namaz kıldırsın, ben RasûSullah'ın (Saiiaüahıı aleyhi ve setum) şöyle dediğini duydum:

'Sizden biri tuvalete gitmek ihtiyacı duyarsa ve namaz kameti de yapıldıysa o kişi tuvalete gitsin!'

831/1701-EbÛ Ümâme'den (RadıyallaManh)V

M 7 o        ,    - ı    .-.<-,::■>.    .    -    - -      -   ■.....;--

Sened:   j> J,^ Jb *)/• y. ■ı-^-i j* -v- j< ,^>. Lj-A;-

Sahih: Müsned, 111/483. H.no: 15901; Mükerrer rivayet için bk. IV/35, H.no: 16352 {>£># f?.tîl* 'j^'j 'Ji 'ui jûi =üLüı £.'# '»üii ^jl*) jîj/'j '^.'f. J\s", s&); Mâlik, Kasr, 50 ( J[ Jlü ii-j p «İW L~*-ü ...,Xj4U ^ j~* ^ j^-j oi»-) ziyadesi ile: Ebû Dûvııd, Taharet, 43. H,no:88: J$ «ûkjı J\ ^jjj 'çk'j^J ilüJ jıi p -4İ=Jı îiL. îiüajı »iÜ >$ ob tâ £ü 'Jt*'$ı ^- ^-ûı '^'2 ı'j*Sİ ji wi. -> c\

■ ■   , ■■■   ,       ■','•-.      ,'t TirmİzU Taharet, 108, H.no: 142 (Başında şu ziyade ile: " tâ'} Cm >j ^ a^u iU^Ji .w1

*+) {C.r nakleden Tirmizî, hadisin Hz. Âişe, Ebû Hüreyre ve Ebû Ümâme'den (Radıyallahü anhüma) de nakledildiğini, Abdullah b. Erkam'ın (Radtyallahü anh) rivayetinin de hasen-sahih olduğunu ifade eder); Nesâî, İmame, 51, H.no:85Ü; İbn Mâce, Taharet, 114, H.no:616; Dârimi, Salât, 137, H.no: 1434; Beyhakî, m/72.

Sened: 7v^i jj İjjÎ j* '^ j>. z^1 ^ r}^ '^ <J*î '^-}^ ^■'•^- -^^ y- jl*=" ı-;-^

Hasen: Müsned, V/250~, H.no:22052; Ziyâde bulunan rivayet için bk. V/260, H.no:21738; Benzer rivayet için bk. V/261, H.no:21752 (i&Li ^ÇO 'y'4 u>-.); İbn Mâce, Taharet, 114,

Rasûlullah'ı (Saiiaiiaha aleyhi ve seiiem) şöyle derken işittim:

"Biriniz tuvalete daraldığı  halde namaza  gelmesin/başlamasın,  bir

eve izinsiz girmesin ve cemaati bırakıp duayı sadece kendisine edecekse

başkalarına imamlık yapmasın!"

§Diğer rivayette şunu ekledi: "...Kim böyle yaparsa onlara (cemaate)

ihanet etmiş olur."

H.no:617 (sadece " >_J- i-i} j_i> [/*-! V Jlj&j4i * J^> & J/0 'd" lafzı ile naktetmiştir); Taberânî, el-Mu'cemiiİ-kebîr, VTII/105, H.no:7507.

Heysemî, senedinde zayıf saydığı Sefr b. Nüseyr et-Ezdî el-Himsî bulunduğunu, fakat İbn Hıbban'ın bu râviyi sika saydığını belirtir. Bk. Mecmu', U/79. Sefr b. Nüseyr'İn Tİrmizî (işârelen) ve İbn Mâce birer, Ahmed b. Hanbel ise dört rivayetini nakletmiştir.

Hadis Sefr sebebiyle zayıf sayılmış olsa da şâhidleri ile hasen !i ğayrİhî seviyesine

yükselir.

(EK:) Sevban'dan (Radıyallahü anh) şahidi:

Müsned, V/280, H.no:22314; £&Ü Dâvurf, Taharet, 43, H.no:90 (" Ü -^i) J- ü î*ıE .,-3rf^" lafızları İle başlayan hadisten sonra Ebû Hüreyre (Radıyallahü anh) rivayetine yer verir:

Uj : Jü ÜUı lü ^ip İ^kj! 'jC p i Lü^4 Ji- j£- '£■'} 'J^4 ui /tül j.^ı'_, J3L ^.jj' Jİ-^ J^' li : Jü jX.j Oi ^ J-1

.^;li İÜ Jİİ Ols ^jjr_jj S^ti. fl^; j/âiny Uj   S J^ib Ul iVji ^J,' l)I _,s.Ul fj3(j AÜb j^j; Jâ-^l J~

Ve der ki: "Bu Şamlı âlimlerin metodudur. Onların bu rivayetine kimse ortak olma­mıştır". Ebû Dâvûd Basralıların da rivayetlerinde tek kalış (teferrüd) metoduna sahip olduk­larını belirtir. Bk. Sünen, Menâsik, 14, H.no:1752); Tirmizî, Salât, 148, H.no:357 (Ebû Hüreyre ve Ebû Ümâme'den (Hadıyallahii anhiima) şahidinin olduğunu söyleyen Tirmİzî, Sevbân (Radıyallahü anlı) hadisinin hasen olduğunu belirtir. Bu şâhidlerin senedlerinî de kısmen vererek Yezîd b. Şurayh - Ebû Hay el-Müezzin - Sevbân tarikinin isnad açısından en iyi/ceyyİd ve en meşhur ol­duğunu ifade eder); İbn Mâce, Taharet, 114, H.no:619 (sadece " '^X^,_ J*- "j£- '^} jyJLİÎı > 'jJ \£ ü"

lafzı ile); Hac, 82, H.no:923 (sadece " ^t jü _w jı> "^^ >'^. "Cj& ^i-j Ji \'C 0 " lafzı ile);Bu rivayet ise senedinde sadûk olan Ebû Hay el-Müezzin bulunduğu için hasendir. Gerek Ebû Ümâme, gerek Sevbân ve gerekse Ebû Hüreyre (RadıyaMhti anhüm) rivayetlerinde Yezîd b. Şurayh el-Hadramî'nin bulunması dikkatimizi çekmektedir. Yezîd b. Şurayh, Ebû Ümâme rivayetinde direkt sahâbiden hadis alırken, Sevbân ve Ebû Hüreyre rivayetlerinde Ebû Hay el-Müezzin kanalı ile nakletmiştir. Rivayetin benzerliği İlk anda aklımıza Sefr b. Nüseyr el-Ezdî'nin hatası ihtimâlini getirmektedir. Fakat ayrı ayrı rivayetler olduğu da unutulmamalıdır.

Bennâ Sevban'dan nakledilen bu rivayete terhîb ünitesinin sülâsiyyât (üç maddelik hadisler) bölümünde yer vereceğini hadisin şerhinde ifade ediyor. Bk. 104/8963. hadis. Fakat burada da zikredilse idî daha isabetli olurdu. Çünkü bazı hadisleri farklı konularda zikretmesi âdeti İdi.

Ebû Hüreyre (Radıyallahü anh) şahidi:

Bk. İbn Mâce, Taharet, 114, H.no:618 (İdrİs b. Yezid b. Abdurrahman el-Evdî babası aracılığı ile nakletmektedir. Her ikisi de sika râvidir. Bu da bir nevi Ebû Dâvûd rivayetinin mütabaatıdır); Ebû Dâvûd, Taharet, 43, H.no:90 (metni senedi ile birlikte verilmişti).

 

832/1702-Hz. Âişe'den (RadıyaUahüanha):m Rasûluîlah'ı (Sallaiiahaaleyhi ve seüem) şöyle derken işittim: "Yemek hazır olduğunda, büyük ve küçük tuvaleti kendisini sıkıştır­dığında kimse namaz klimasın!"

833/1703-Hz. Âişe'den (RadtyallahUanha):520

Sened: J_>*

Sahih: Müsned, Vr/43, H.no:24048; Mükerrer rivayet için bk. VI/54, H.no:24151; Benzer rivayetler için bk. VI/73, H.no:24330 (^"^ 'J&_ U); Müslim, Mesâcid, 67:

iii U CiJli «J °^JUi JJ j fU O15"j iîliJ LU-^, ^LâJl jlS'j L^-G- l^Ü alil ^j İJJlp âlc L-U)lj lil cibu Jü J^i- ı»;1 jî' ^J-^lj Cli 14lü L...'jj1j »—Lâii ^__âii Jü İjI İIÎji LJl} *^1 si'Sİ lü o_ı"I yi ^. oJJi Jİ   Jİ IJ^l Iji   j^I j^l OJİJ;' Uf cjjİu1 U

...LA~_ yîj jı^ ^jjii cJü Jılal Jı jıi ^tri oJu Jiitfi Jü jî1 '^^ fü ^ i/' •** ^^ °'J^" Ebû Dâvûd, Taharet, 43, H.no:89 ( uf Ju Aİki J —.üjı ^İ ijüâ p JÇ ^İ ^1 ^jJ^ ^ ,^ y} jıi

. . .oJUİ    Jİ2j ,,_-LaJl »Uİ LjjIİLij [   ») İİJli lûf).

S20 o                      '                          s      i               :■■,'■■•                    

seneu: îlıû ^^1 ji ı//>-1 Jü i*1—* ^-^ t*^^ -1 -ıL^- j) *^"j ^-^

Sahih: Müsned. VI/194, H.no:25497 (Hem Vekî b. el-Cerrâh hem de Süfyân b. Uyeyne'den aldığı rivayettir. Asıl nüshada sadece Vekî'in ismi zikredilmiştir. Ahmed b. Hanbel hadîsin metnindeki lafız farklarını naklederken Süfyan b. Uyeyne'ye de değindiği için parantez içinde »nun da ismini ilave ettik. Ahmed el-Bennâ'nın esas aldığı nüshada Vekî'in de ismi zikredil-Üflediği için şerhte bu konuda açıklama ihtiyacı hissetmiştir. Tabi bu arada muhtemelen eksikliği izah etmenin heyecanına kendisini kaptırdığı için hadisin tahricini yapmayı unut­muştur); Benzer rivayetler İçin bk. VI/40, H.no:24002 (Hocası Süfyân b. Uyeyne'den aldığı rivayet); VI/51, H.no:24127 (Hocası Yahya b. Saîd el-Kattan'dan aldığı rivayet "İCÛİı^ıîş"

lafzı ile nakledilir); Buharı, Ezan, 42; Et'ıme, 58; Müslim, Mesâcid, 65; İbn Mâce, İkâme, 34, Ş.no:935; Dârimi, Salât, 58, H.no:1284.

Hadisin sahicileri:

a-(EK) İbn Ömer'den (Radıyallahu anhiima) şahidi:

226           _______           Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve Mubah Olan Fiiller

Rasûlullah'ı (Sallallahaaleyhivesellem) şöyle derken işittim:

"Akşam yemeği konulsa ve bu sırada da namaz vakti gelse önce ye­meğe başlayın/onu yeyin!"

§(Râvi) Vekî: Akşam yemeği hazır olduğunda, şeklinde nakletti.

§(Râvi Süfyan) İbn Uyeyne akşam yemeği konuldu zaman, şeklinde nakletti.

834/1704-Hz. Peygamber'in eşi Âişe annemiz'den (Radıyallahüanhay.™

: Jli jjt-j 4* «ÎSı J^> ^11 j- j-i J< _> ğl) > LjJ\ £ai- L^j iSSi- Jlii- l3U-

iIİJüV Ij^aJiİ Sl&Jı cJ^JIj sLÎJJl iv>j üj

»liUl «/i *-»—-! j*j =_-■ f*S- y\ ^f^J -A^J Jl*

Bk. Müsned, 11/103, H.no:5806; Benzer rivayetler için bk. 11/25, H.no:4780 ( «ili J/0 jâ *£JJ 'is Jk^J y.} îiıiıiı £UJ 'yS- 'J>\ lıirj JÛ iii^J) oii vt ^iU j^ ıİ ^Lj 4* ^ J^) (Senedindeki Abdullah b. Nâfi' zayıftır); 11/20, H.no:4709 $% J* fy,' ifi î£j c^'j £ü>1 iûi ^ ıÎ0; 11/148, H.no:6359:

 J J jiJu-j 4Î* -JÜ J-» "-L'1 ^ Jli

, Ezan, 42; Et'ıme, 58; Müslim, Mesâcid, 66; Tirmizî, Salât, 145, H.no:354; Ebû Dâvûd, Et'ıme, 10, H.no:3757 (Hocası Ahmed b. Hanbel'den naklettiği hadislerden biridir): İbn Mâce. İkâme, 34. H.no:934; Taberânî, el-Mu'cemü'l-evsat, 111/197, H.no:2911;. b-(EK) Enes b. Mâlik'ten (Radıyallahüanh) şahidi:

iL^ılb ljsJj> İÜ^aJl C-J'j

Bk. Müsned, III/100, H.no:I1910; Benzer rivayetler için bk. III/I10. H.no:120l5; UI/249, H.no:13534 (il^ji -^>-j); IH/230-231, H.no:13345; m/238. H.no:13425; III/161. H.no: 12582; Si(/iân, Ezan, 42; Et'ıme, 58; Müslim, Mesâcid, 64; nnnizt, Salât, 145, H.no:353; Nesâî, İmame, 51, H.no:853;/ön Mâce, İkame, 34, H.no:933; Dârimi, Salât, 58, H.no:1285.

521 c         j         '• ■     '-.••-. .                  --       ,  . , ,     -■

Sahih: Miima/, Vl/56, H.no:24168; Benzer rivayetler için bk. VI/202, H.no:25537; VI/259.

H.no:26109 (âh >^); VI/205, H.no:25575; VI/268, H.no:26187:

'■zJaŞji ç'p, ı^lft \>\f i'jğ Slİ^ JİLJL   iÜ; l^jj ! jJJı Jj^'^ iJ : «i J^t n*J ol sUyJı jX«j <& ^ j-* ^' J^y '^j"

 s ÎÜ^aîl Ji- oJjJ li J^ü ; 'X.'j 4* *lJı yLs Jlı J_^-j JUi : JU

 

Rasûlullah (Saiiaüahu aleyhi ve seiiem) şöyle dedi:

"Biriniz uyukladığmda522 uykunun (tesiri) geçinceye kadar uyusun! (Çünkü) bu kişi uyuklarken namaz kılarsa istiğfar etmeye yöneldiğinde kendisine karşı saçmalamaya/sövmeye başlayabilir."

AÇIKLAMA

Uyuklama ve hükmü ile ilgili hadis bir sonraki rivayetin açıklamasında gele­cektir. Yukarıdaki rivayette yesubbü (I----->) kelimesi geçmektedir. Burada sövmek

manasına değil, sadece kötü ve alçaltıcı söz anlamında kullanılmıştır. İstiğfar ederken Allahümmeğjİr lî (J ^ ^ı) şeklinde ğaym'(^) ile okunan kelimeyi uyuklar­ken ayın (^) ile Allahümme'firlî (J. j—i^ ri-ü\) şeklinde söylerse mana af islemekten çıkar, kişinin kendisini kötülemesi ve alçaltilmasmı istemesi, anlamına döner. Bu gibi örnekler çoğaltılabilir, önemli olan namaz kılarken huşu içinde olmaktır ve namazda uyuklayan insanın da huşu sahibi olmadığı kesindir.

Mâlik, Salâtü'1-leyl. 3: Buhârî, VudıY, 53 (İmam Mâlik ve Buhârî'nin lafzında şu deği­şiklik bulunmaktadır. İbn Mâce'de de benzer lafızlar görülmektedir: (İ_LJ ^^ ü ^*ıj '£', J^, ısı);

Müslim, Müsâfirûn, 222; Ebû Dâvûd, Tatavvu', 18, H.no: 1310; Tirmizî, Salât, 146, H.no:355 (Enes ve Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh) şahidi olan Hz. Âişe hadisi hasen-sahihtİr); Nesâî, Taharet, 117, H.no:162 (^jii u y»i«-!' J*£%'&); İbn Mâce, İkâme, 184, H.no: 1370 (tfA*i«# &İ^'y.-jJ^\l\);Dârimi, Salât, 107, H.no: 1390.

Hz. Aişe'nin (Radıyallahü anha) rivayetleri arasında geçen bir nakil hadisimizin sebeb-i vürûdu olabilir. Buna göre rivayetin baş kahramanı Ümmü Züfer Havla bt. Tüveyt b. Habîb b. Esed b. Abdüluzzâ b. Kusay el-Kuraşiyye el-Esediyye'dir (Radıyallahü anha). Medîne hicre­tinde bulunan ve çok ibadetiyle tanınan "geceleri uyumayan" bîr hanım sahâbİdir. (Hz. Hatice'nin dedesi Esed'de nesepleri birleşir: "Hatice bt. Huveylid b. Esed") (Bk. Îbnü'1-Esîr, Üsdü'l-ğâbe, VI1/76-77, Trc.no:6865) Müsned'de zikredilen bir başka rivayette bu zâtın bu yönüne değinilmektedir:

jjjiy .jjİJaj û JÜJı jj ijJj- ! JIUı fö tf : Jui . jlLJı f\3 U 0 'jüj'j cÜ^İOı iÜ ! <Jjı jjLj C : liü : cJlî 1X-j aIİi- *JJı

Bk. Vl/247, H.no:25973; VI/51, H.no:24126 (v-U Oi »y, U diı J; ^Sjı L^î jı) ziyadesi ile; VI/199, H.no:25508:

Jİ ölj ıLj-C^ aJ* fJÜ li J=TJ j* JJJ| J] Ja*İ' v^"'j ı>^ ^" J*i ^ J*TJ j* ^' ^ üjJ-iaJ U J»jJl j* I jJj1 « Ü

VI/233, H.no:25839; VI/244, H.no:25954; VI/46, H.no:24071; Vl/189, H.no:25434; Vl/128, H.no:24848; VI/122. H.no:24793: VI/84, H.no:24421; Mâlik, Salâtü'1-leyl. 4 (İsmail b. Hakîm kanalı ve belagat yolu ile nakledilen hadisin metni şöyledir:

 

Mw.v//m, Müsâfirûn, 220-221; tf«flf. Kıyam, 17. H.no:164Ü; /&n Hibbân, U/14. H.no:359; VI/322, H.no:2586; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, XXlV/222, H.no:964; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, IH/17.

Enes b. Mâlik'ten nakledilen rivayetler için bk. 835/1705. hadis ve tahrici. Nüas (^Ui), uykunun başlangıcı manasında olduğu için uyuklamak, şeklinde terceme edildi. Bk. tbnti'1-Esir, Nihaye, V/80 F Münavİ, Feyzu'l-Kadir, 1/448; Azimâbâdi, Avnü'l-Ma'bûd, IV/137

835/1705-Enes b. Mâlik'ten {Radıyaliahu anh):524

RaSÛlUİlah (SallallahUaleyhi vesettem) dedi ki:

"Biriniz namaz kılarken uyuklarsa namazı bıraksın ve ne dediğini bilinceye (uykusu açılıncaya) kadar uyusun!"

AÇIKLAMA

Uyuklarken namaz kılmak mekruhtur. Çünkü bu kişi namaz kılarken* Allah'ın huzurunda olduğu için ne yapttğınt bilmesi ve düzgün hareketler yapması lazımdır. Hatta hadisle geçtiği gibi istiğfar edeceğim, derken kendisine sövebilir, saçma sapan sözler söyleyebilir. El ve ayağıyla da ne yaptığını bilemez.

Az olan uyuklamanın abdesîi bozmadığı konusunda alimler ittifak ettiler. Sadece Müzenî'ye (v.264/877) göre bu durumda abdest bozulur.""'23

524 Sened: yıli ,J '^ L,J\ &ji- J ı£j^- .lJUjı -i* £%■

Sahih: Müsned, ffl/142, H.no:12386; Mükerrer rivayet için bk. m/150, H.no:12459 Benzer rivayetler için bk. m/250, H.no:13545; m/100, H.no:l 1910; Buhârî, Vudû1, Libâs, 24; Nesâî, Gusl, 29, H.no:443 Ç&J$ lafzı ile.

Enes b. Mâlik'ten (Radıyallahii anh) nakledilen bir başka rivayet, 834/1704. hadisin talıricinde metnini verdiğimiz (VI/268, H.no:26187) Hz. Âişe'nin (Radıyallahii anka) rivayetine

benzer bir nakildir:

J*Hi cJj bıs ciî* li J Bk. /V/m.v/7^, IH/204, H.no:13054; Benzer rivayetler için bk. ITI/184, H.no: 12850:

111/101, H.no: 11925: (JJTİi! UJ J15 p ^ J1" "i 'cS^ b/j jî ^Ls" üi> isi LJİ^i ı_Jıi ili û  V J—f ijy itüJ); IIİ/256, H.no: 13624-13625:

Buhârî, Teheccüd, 18 (—JJ); Müslim, Müsâfirûn, 219 t--rı), 222; Ebû Dâvûd, Tatavvu', 18, H.no:1312 (Ebû Dâvûd iki hocasından farklı isimler vererek nakleder: Hocası Harfin b. Abbâd el-Ezdî'den (j^i İsi, ^ ^), Ziyâd b. Eyyûb'dan (L^>) şeklindedir); Nesâî, TahAret, 116, H.no:162 (U';J); İbn Mâce, İkâme, 184, H.no:1370 (Ui'j). Enes'ten nakledilen bu rivayetlerde Cahş'ın iki kızının da ismi zikredilmektedir: Hamne bt. Cahş ve Peygamberi­mizin eşi Zeynep bt. Cahş.

25 İbn Abdilber, Temhid, Nevevi, Şerha Sahihi. Müslim,   VI/74; İbn Hacer, el-Felhu'l-Bâri, 1/314,111/37

* Eller İçerde Kalacak Şekilde Bir Kumaşa Bürünerek (İstimal),

Elbiseyi Eller İçerde Kalacak Şekilde Giyerek (Sedl) ve Elbisenin

Uçlarını Tümüyle Yere Sarkıtarak (İsbâl) Namaz Kılmak

Bazı giyim şekilleri namazda yasaklanmışta. Bunlar: 1-İştimâl (Ju^yı): Eîier İçerde kalacak şekilde bir kumaşa bürünmektir. 536 2-Sedl (Jj~Ji)' Eller içeride kalacak şekilde bir gömleği ya da bir elbiseyi giymektir.52J 3-İsbâl (JL-^1): Elbisenin uçlarını yere salmak, yerde sürünmesi İçin sarkıtmaktır. 5"a Namazda yasaklanan istimal ve sedl şeklindeki'giysiler insanın hareketini engelle­mektedir, rükû veya secdeye gidildiğinde ya da eller kullanıldığında avret mahallinin açılma tehlikesi vardır. Ayrıca Allah'ın huzurunda olan insanın düzgün ve normal olarak giyinmesi gerekir. İsbâl şeklindeki giyside ise, zaruret yokken elbisenin uçları yerde süründüğü için kibir alâmeti kabul edilmiştir. Yürürken yerde sürünen elbise uçlarının yerdeki necasetleri de toplayacağı unutulmamalıdır.

836/1706-Ebû Said el-Hudrî'den (Radıyaliahu anh):529 Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) iki giysiye ve iki akdi (sözleşmeyi) yasakladı:

Yasaklanan iki akid: Münâbeze ve mülâmesedir.

S26 Bk. İbnüM-Esir, Nihaye, 11/501

Ibnü'l-Esir, Nihaye, 11/355; $2S Zemahşeri, Faik, 11/150; Bennâ, age., IV/96-98

529 c               «  ,'                                                           '

Sahih: Müsned, IIİ/6, H.no: 10964-10965; Benzer rivayetler için bk. 111/66, H.no: 1 i 574

111/66, H.no: 11575; 111/95, H.no: 11843: yjdı j,'), ^ai j^-ij _,y ^» J^!iJ ji tC^aJı JUiiü jiîllliı iŞi jÜİ °Jt-') ^Lli ji ^X.j *^* ^ J^ «ili»

 J> |p5v -1' t^U'j

111/96, H.no:11849; İII/13, H.no:11036; IH/46, H.no: 11359-11360; Bu/iârf, Büyü', 63; Libas, 20; İsti'zân, 42; Müslim, Büyü', 3; £M Dâvûd, Savm, 49, H.no:2417; Büyü', 24, H.no:3377; Nesâî, Büyü', 23-26, H.no:4506-4514; İbn Mâce, Libas, 3, H.no:3559; Dârimî, BüyÛ',28, H.no:2565.

Ebû Hüreyre ve diğer sahâbiden (Radıyallahii anh um) 390/1260 ve 391/1261. hadîsler.

Yasaklanan iki giysi ise: Bir elbiseyi eller içinde kalacak şekilde giy­mek ve avret yerlerinin örtünmesine dikkat etmeksizin tek parça kumaşla bü­rünmektir.

AÇIKLAMA

Peygamberimiz cahilİyede uyguianan iki sözleşmeyi yasaklamıştır. Bunlar: 1-Münâbeze (;j_;U.ı): Müşteri ya da satıcı tarafından atılan malın satışının

bağlayıcı olmasıdır, iki taraftan birisi der ki: 'Ben bu dükkandaki mallardan sana

attığımı alıyorum (ya da satıyorum).'

2-Mülâmese (*—~otlı): Mala dokunma ile gerçekleşen ve bağlayıcı hale geien

satıştır. Müşteri ya da satıcı tarafından: 'Dokunduğum malda satış geçerlidir1 şeklin-

,       531

de olur.

Bu şekildeki satışta kavga çıkma (münazaa) ve kandırılma (gabn) ihtimali olduğu İçin ve sözleşmenin ciddiyeti de bulunmadığı için yasaklanmıştır.

§Cahüiyede uygulanan iki tür giyinme şekli de yasaklanmıştır: 1-îştimâl (ju^-iVi): Bir elbiseyi eller içinde kalacak şekilde giymektir. "2 Bu giysi ile İnsan rahat edemez ve yürüyemez. Ayrıca hareket ederken avret mahallinin açılma ihtimali vardır. Müsiümanın bu gibi komik hallere düşmesini Peygamberimiz istememektedir.                                                          *

2- Avret yerlerinin örtülmesine dikkat etmeksizin tek parça kumaşla bürün­mektir ki bunda da aynı tehlike ve gülünç duruma düşme söz konusudur.

:1i

837/1707-Ebû Hüreyre'den (Radtyaüaha anhy. ~

530 Îbnü'l-Esir, Nihaye, V/5

m İbnü'!-Esiı\ age., İV/269 "2 Bk. İbnü'1-Esir, Nihaye, 11/501 Sened: cü

Hasen: Müsned/lU34l, H.no:8477; Benzer rivayetler için bk. 11/295, H.no:7921; 0/345, H.no:8532; 11/348, H.no:8565; Ebû Dâvûd, Salât, 85, H.no:643 (sonunda (îlj J-İ> '^J-Ü ity ziyadesi ile); Tirrnizî, Salât, 161. H.no:378 (Ebû Cühayfe'den (Radıyallahü anh) şahidi bulun­maktadır); Dârimi. Salât. 104, H.no:l386. Senedinde yer alan isi b. Süfyân et-Temîmî el-Basrî el-Yerbûî zayıf biridir. Fakat Süleyman b. Ebû Müslim el-Ahval el-Mekkî bu râvinin ınütâbiidir. Ebû Davud'un ziyâdeli rivayetinde Atâ'nın talebesi olarak bu zatı görebiliriz. Ayrıca bk. îbn Huzeyme, 1/379, H.no:772; U/60, H.no:918; îbn Hıbhân, Vl/117, H.no:2353; Hâkim, 1/384, H.no:931 (Hâkim, Buhârî ve Müslim'in şartına göre rivayetin sahih olduğunu söyler. Zehebî de bu görüşü onaylar); Beyhakî, 11/242.

Îbn Mâce'nin rivayetinde ise mütâbi Hasan b. Zekvân'dır:

 Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve Mubah Olan Fiiller_______                     231

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) elbiseyi eller içerde kalacak şekilde giymeyi (sedl) yasakladı, yani namazda.

NOT: Sedl (Jj~jı): Eller içeride kalacak şekilde bir gömleği ya da bir elbiseyi giy­mektir. 534 Bu giyim şeklinde de ciddiyet olmadığı için yasaklamıştır.

838/1708-Atâ b. Yesar, Hz. Peygamber'in ashabından olan bir kişiden

(Radıyallahü anh) nakletti:5 5

Bk. îbn Mâce, İkâme, 42, H.no:966; Bİr diğer mütâbî Âmir el-Ahval'dir ( J^ /^ & i*tıkpjft). Bk. Taberânî, el-Mu'cemü'l-evsat, 11/70, H.no:1280. Ebû Cühayfe'den (Radıyallahü anh) şahidi:

Taberânî, el-Mu'cemü'l-evsat, VI/193, H.no:6164;   el-Mu'cemü"l-kebîr, XXII/111, H.no:283 (u* -uku iy Jj- ji J** j^ ^Uj 4* & J*> ^ y); et-Mu'cernü's-sağîr, 11/110, H.no:

867. Bu rivayetin de senedinde Hafs b. Ebî Dâvûd bulunmaktadır. Bu râvi hakkındaki ihtilâfa rağmen zayıf bîridir.

Ebû Hüreyre'nin (Radıyallahü anh) hadisi ise şâhid ve mütâbaaıları ile hasen li ğayrihî seviyesine yükselmektedir. m İbnü'1-Esir, Nihaye, 11/355.

Sahih: Müsned, IV/67, H.no:16581 (Bu hadis hatam Hayye b. Habis et-Temîmî başlığa altın-^a yer almıştır. Hayye b. Habis ise babası Habis b. Rabîa eı-Temîmî'den bu hadîsi nakleder. Halbuki bu sahâbinin nazarın hak oluşu İle ilgili naklettiği rivayetten başka bir nakli bulun­mamaktadır); Mükerrer rivayet için bk. V/379. H.no:23110; Nesâî, es-Sünenü'1-kübrâ, V/488, H.no:9703; Bu üç rivayetin senedindeki müphem sahâbinin Ebû Hüreyre olduğunu Ebû Davud'un rivayetinden Öğreniyoruz:

Rasûlullah (Satiallaha aleyhi ve settem), izannı yere sarkıtarak namaz kılan adama şöyle dedi:

"Git ve abdest al!"

O adam gitti, abdest aldı ve döndü. Rasûlullah ona:

"Git ve abdest al!" dedi.

Adam tekrar gitti, abdest aldı ve döndü. Sonra birisi Rasûlullah'a:

'Sana ne oluyor, ey Allah'ın Rasûlü! Sana ne oluyor ki (önce) adama abdest almayı emrettin, sonra da sustun (açıklama yapmadın)' deyince Peygamberimiz şöyle buyurdu:

"O, izannı yere sarkıtarak namaz kılıyor. İzzet ve celal sahibi Allah, izarınt sarkıtarak (kibirle) namaz kılanın namazını kabu! etmez."

AÇIKLAMA

Rasûlulİah'ın yaşadığı toplumda elbisenin/izarın yere sarkıtılması ve bu şe­kilde toplumda dolaşılması kibir alâmeti sayılırdı. Allah kibirlileri, özellikle kibirle namaz kılanları sevmez, çünkü kibir kulluğa aykırıdır. Bu rivayetteki şahıs abdesti bozucu bir hareket yapmadığı halde Peygamberimiz onun abdest almasını istedi, ikin­ci defa da bunu emretti. Bunun nedeni o kişinin düşünmesi ve hatasını bulmasıydı. An­cak adam bunu anlamayınca Peygamberimiz kendisi açıklama yapmak zorunda kaldı.

§Namazda ve namaz dışında elbisenin kibirle yerde sürünmesi İmam Âzam, Şafiî ve diğer müctehidlere göre mekruhtur. İmam Malik ise namazda caiz olduğu­nu, ancak kibir alameti olarak o elbise ile yürümenin caiz olmadığını belirtti. Bu ko­nuda alimlerin görüşleri birbirine yakındır.536

Ebû Dâvûd, Salât, 82, H.no:638; Libâs, 25, H.no:4086; Beyhakî, es-SUnenü'l-kübrâ, 11/241-242; $uûfc«7-/mân, V/145-146, H.no:6126-6I27.

Heysemî, hadisi Mizzî'nin Nesâî'ye tıisbet ettiğini, fakat Sünen-i Suğrâ'da bulamadı­ğını, Sünen-i Kübrâ'da nakledilmiş olabileceğini, Ahmed b. HanbeFin râvilerinin sahih hadis ricali olduklarını belirtir. Bk. Mecma', V/125.     ,

S3Û Azimâbâdi, Avnti'l-Ma'bÛd, 11/240

839/1 709-Hz. AİŞe'detl (Radtyallahii aıılıa)^^

Hz. Peygamber (SaUaüam aleyhi ve seUem) nakışları olan bir elbise ile namaz kıldı. Namazı bitirince şöyle dedi:

"Bu elbisenin nakışları beni meşgul etti. Bunu Ebû Cehm'e götürün, bana da Enbİcân yapımı elbiseyi getirin!"

§Aynı râviden ikinci tarikle gelen rivayet:

Hz. Peygamber'in (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) nakışlı bir elbisesi vardı. Onu Ebû Cehm vermiş, Hz. Peygamber'den de Enbicân yapımı elbiseyi almış ve şöyle demişti:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Bu nakışlı elbise Enbicân yapımından daha ha­yırlıdır/iyidir.' Rasûlullah şöyle dedi:

"(Ancak) ben namazda onun nakısına bakıyorum (beni meşgul ediyor)."

AÇIKLAMA

Rivayette hamtsa (k^-^M) kelimesi geçmektedir. Harhîsa; yünlü olan kaliteli ve ince bir elbise türüdür538 ki o dönemde Peygamberimiz'e Ebû Cehm hediye et­miştir. Ancak elbisenin nakışları Peygamberimiz'i namazda meşgul edince, Peygam­berimizi bu elbiseyi acele ile gönderdi ve kalın, daha az kaliteli, ama nakışsız olan Enbicân yapımı elbiseyi istedi.339 Peygamberimizin nakışlı elbise yerine Enbicân yapımı elbiseyi istemesinin nedeni hediyeyi reddetme şeklindeki yanlış anlaşılmayı önlemek İçindir.

Enbicânî elbise; nakışsız yün elbise demektir ve Şam bölgesindeki Enbicân denilen yere nispet edilmiştir.540

Namaz kılarken secde mahalline/kıbleye bakmak müstehabdır, başka şeylerle uğraşmak huşûa aykırıdır.

Rivayette geçen sahabi Ebû Cehm'in adı, Âmir b. Huzeyfe b. Ganim el-Kureşî'dir.541

5.17.             ,      -     ,           ,       ,

Sahih: Müsned, VI/37, H.nc:23969; İkinci rivayet VI/46, H.no:24072; Benzer rivayetler için bk. V1/177, H.no:25321:

VI/199, H.no:25511 (^L > liî ^i( ı^i); VI/208, H.no:25610; Mâlik, Salât, 67-68; Buharı, Salât,  14; Ezan. 93; Libâs,  19; Müslim, Mesâcid, 61-63; Ebû Dâvûd, Salât,  163. H-no:914; Libâs, 8, H.no:4052; Nesal Kıble. 20. H.no:77I: İbn Mûce, Libâs. I, H.no:3550. sw Nevevt, Şerhu Sahihi Müslim, V/43; İbn Hacer, Fethu'i-Bâri, 1/483 S4u Nevevi- a§e- V/43; İbn Hacer, age., 1/483 '    Bk. İbn Hacer. Fethıt'l-Bâri, 1/483 Bennâ, age., IV/99-İÜ0

840/1710-İbn Sirin'den:542

Hz. Peygamber (SaiiaiiaM aleyhi ve sdiem) kadınların bürgül eri/ç arş afi arı543 ile namaz kılmayı (erkeklere) mekruh gördü.

§Katâde dedi ki: Bunu bana Kesir (ya da Abdurabbih, ki burada râvi Hemmam, Katâde'nin şeyhinde şüphe etti), Ebû Iyaz yoluyla Hz. Aişe'den

(Radıyallahü anha) nakletti."

'Hz. Peygamber üzerinde, Aişe'ye ait yünden çarşaf544 olduğu halde namaz kıldı, halbuki (yatarken) o çarşafın bir kısmı (hayızlı olan) Aişe ve bir kısmı da Hz. Peygamber üzerinde olurdu."

AÇIKLAMA

Yukarıdaki iki rivayet birbirine aykırı görülmektedir. Ancak bu haberleri aynı konuda gelen diğer rivayetlerle beraber düşündüğümüzde tenakuz olmadığı ortaya çıkar.

1-Temiz olması şartıyla her türlü kumaş ya da elbise ile namaz kılmak caizdir.

2-Kadınların kullandığı çarşafların temiz olması durumunda bunlarla namaz kılmakta bir sakınca yoktur.

' ~ Sened: ;Sı3 £ai- ju Jı!U ı&- Ju ûlü> ıİ-ö-

Sahih: Müsned, VI/129, H.no:24860; Benzer rivayetler için bk. VI/10I, H.no:24579:

jûjJı ^Ui ı_/4^ lSJJ' v-'yJ' >* .A-j Jii ij^t-i v j^j U İİİ.J «ili- "JJı ^LU 4)ı Jjl.j ji5"

VI/204, H.no:25562; VI/146, H.no:25012; VI/70, H.no:24294; VI/99, H.no:24556; VI/137, H.no:24945; VI/199, H.no:25504; VI/220, H.no:25718; VI/249, H.no:25996; VI/330, H.no:26683-26684; VI/251, H.no:26014; VI/179. H.no:25336; VI/245, H.no:25962; Müslim. Taharet, 75; Ebû Dâvûd, Salât, 133, H.no:367, 370: Tirmizî, Cum'a, 67. H.no:600 (hasen-sahih); Edeb, 49, H.no:2813 ("î>î ^ > J»> 4*; a^ oiî ^i-'j 4*- -î'1 Ju ^Jı ^>" hasen-garib-

sahih); We.vaf, Kıble. 17. H.no:766.

Hz. Peygamber'in eşi olan Meymûne annemizden (Radıyallahü anha) şahidi için bk. 30/834. hadis

543 Karahisari, Ahter-i kebir. 11/339

544  Karahisari, age., 11/286

141 Bu kayıt için bk. İmam Şafiî, es-Sünenü'l-me'sûra, 298, Nü: 147

3-Bu çarşaflar hayızlı kadın tarafından kullanılıyorsa temiz olan kısmı ile namaz kılınabİHr.

ŞYukarıda geçen birinci rivayette Peygamberimiz bu konuda dikkatli olun­masını istemektedir. Birçok kişinin söz konusu çarşafın temizliğine dikkat etme­mesi nedeniyle bunlarla namazı mekruh görmüştür. Ancak ikinci rivayette geçtiği o-jbi bu çarşaflar temiz olsa, onlarla namaz kılmak caizdir. İkinci rivayetin başka ta­riklerle gelen lafızlarında hayızlıyken kaydı bulunmaktadır.

841/171 1- İbn Ömer'den (Radıyallahü

Hz. Peygamber (Saiiatiaha aleyhi ve setiem) mescitte kıble tarafında bir bal-

KAS

gam gördü. (Bir dal parçası ile)     onu sıyırdı/attı ya da eliyle onu sildi. Sonra insanlara yöneldi, onlara kızdı ve şöyle dedi;

"İzzet ve celâl sahibi Allah sizden biri namazdayken sizin yüzünüze döner. Biriniz namazda iken kıble tarafına balgam atmasın!"

54(1 Azimâbâdi, Avnü'l-Ma'bûd, 11/22, 237

Sened: ^ [/■ L/Ji ıT

Sahih: Müsned, 11/6, H.no:4509; Benzer rivayetler için bk. 11/34-35, H.no:4908; 11/29, H.no:4841; 11/53, H.no:5152; H/32, H.no:4877 (... *w ı&J k^'}û> Ji.fi); 11/66, H.no:5335;

II/18, H.no:4684 0-4^ ^_tj ı^İJ); 11/72, H.no:5408; 11/141, H.no:6265; 11/144, H.no:6306; 11/99, H.no:5745 (<j'^ j-^ cJ^i ji^ıl^ j^ js^} *^4'J* %'J*J~eJ[ **^ ty '^ i^J'j^Z,yj 'J"j^-'J^> ii;); Mâlik, Kıble, 4; Buhârî, Salât, 33; Ezan, 94; Amel, 12; Edeb, 75; Müslim, Mesâcid, 50; Nesâî, Mesâcid, 31, H.no:722; İbn Mâce, Mesâcid, 10, H.no:763.

Ebû Dâvûd ve Dârimî'nİn rivayetinde bu hadisenin hutbe esnasında cereyan ettiği anlatılmaktadır:

Bk. Ebû Dâvûd, Salât, 22. H.no:479; Dârimt Salât, 116, H.no:i404.

Heysemî, yine İbn Ömer'den (Radıyallahü anhüma) nakledilen ve Bezzar'a nisbet ettiği bir hadiste şöyle buyrulur: "Kıbledeki tükürük kıyamet gününde sahibinin yüzünde iken ba'solur/dirilir." Bu rivayetin senedinde Âsim b. Ömer var. Buhâri ve birçok âlim onu zayıf saydı. İbn Hıbbân Sikât'ında zikretti. Bk. Mecma', 11/19. Enes'ten (Radıyallahü anh) şahidi İçin bk. 327/1197. hadis. Ebû Saîdel-Hudrî'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 324-325/1194-1195. hadisler.

Ayrıca bk.322/1192. hadis. '4R Bu ziyade için bk. Müsned Trc. 322/1 192 nolu hadis

842/1712- Enes b. Mâlik'ten (Radıyallahü unhy.549 Allah'ın Peygamberi (Satuuiahü aleyhi ve seiiem) şöyle dedi: "Sizden   birisi   namazdayken   Rabbine yönelmiştir/ona  yalvarmak­tadır. (O hâide kimse öne tükürmediği gibi) sağına da tükürmesin!"

(Râvi) İbnCa'fer ekledi: "Önüne ya da sağına tükürmez/tükürmesin. Ancak (zor durumdaysa) soluna ya da ayaklarının altına tükürüğünü bırakabilir."

'Sened: =J6 j*- V- &&*■ y^ öî1j ***• 'y- *<£■** ^' S*1 &'■**-

Sahih- Müsned. 111/109, H.no:12002; Benzer rivayetler için bk. III/109, H.no:12001; M/176, H.no:I2745; III/214, H.no:13176; III/234, H.no:133S4-133485; 111/273, H.nû:13823; 111/278. H.[io:13888; 111/291. H.no:1403!; III/269, H.no:13780; III/245, H.no:13501; III/191-192, H.no:12926; 111/188. Etm: 12394; İII/I99-200, H.no:130Ü0; III/252, H.no:13581; 111/238. H.iiü:13434; 111/209, H.no: 13 115; III/277. H.no: 13883; III/173. H.no: 12711 Cil^İ) lâfzı ile: 111/274, H.no:i3841; III/232. H.no:13367 fj>>J) lâfzı ile; 111/289. H.no:14008; 111/183, H.no: 12825-12826 (fa) lâfzı ile; 10/252. H.no:I3581; 111/212. H.no:13l49 ( *ÎU JL-îh J^ ji *-C ı^k» o*,LÜı ih j Lilii ^îj 'çLj 4^); 111/238, H.no:13434 (wM; Buharı, Mevâkît, 8; Salât, 37; Müslim, Mesâcid, 54, 56; Ebû Dâvüd, Salât, 22, H.no:474-475; Tirmizî, Cum'a, 49, H.no:572; Nesât, Mesâcid, 30, 35, H.no:721, 726; İbn Mâce, Mesâcid, 10, H.no:762; Dârimî, Salât, 116, H.no: 1402-1403.

Hadisin şâhidleri:

a-Ebû Saîd el-Hudrî'den (Radıyallahü anh) şahidi İçin bk.324/1194. hadis.

b-Târık b. Abdullah'tan (Radıyallahü anh) şahidi için bk.332/1202. hadis.

c-Huzeyfe'den (Radıyallahü anh) şahidi: Heysemî, hadisin Bezzâr tarafından nakledil­diğini, râvilerinin sahih hadis ricâü olduklarını belirtir. Bk. Mecma', 11/18-19.

d-Semüra b. Cündüb'den (Radıyallahü anh) şahidi: Heysemî, hadisin Bezzâr ve Taberânî'nin Kebîr'inde nakledildiğini, senedinde zayıf olan Yusuf b. Hâlid es-Semtî'nin bulunduğunu belirtir. Bk. age., 11/19.

e-îbn Ömer'den (Radıyallahü anhüma) şahidi için bk.322/1192 ve 841/1711. hadis. Ayrıca şöyle bir rivayet de nakledilir: (w-**» <*j j ^j ;M> j ^U1 f* U«)ı i*j) Heysemî, hadisin

Bezzâr tarafından nakledildiğini, senedinde Asım b. Ömer'in bulunduğunu, bu râviyi Buharı'nin ve bir topluluğun zayıf saydığını, İbn Hibbân'ın ise Sikât'ında zikrettiğini belirtir. Bk. age., W\9,

f-Ebû Ümâme'den (Radıyallahü anhj şahidi: Heysemî, hadisin Taberânî'nin Kebîr'inde nakledildiğini, senedinde çok zayıf olan Cafer b. ez-Zübeyr'in bulunduğunu belirtir. Ebû Ümâme'den nakledilen bir rivayet için de Heysemî şöyle der: "Bu hadis de Taberânî'nin

de nakledilir. Senedinde zayıf olan Ubeydııllah b. Zahr ve Ali b. Yezîd baluamakta--r Bk. age., 11/19.

Ayrıca 326-327/1196-1 197. hadise bk.

843/1713-Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anhy*50

Hz. Peygamber (Saiiaiiahü aleyhi ve seiiem) kıble tarafında bir balgam (atılmış) gördü. (Râvi bir keresinde de: 'Onu sildi' şeklinde nakletti). Kalktım ben de (kalanı) sildim. Sonra Peygamberimiz şöyle dedi:

"Sizden biri namazda iken yüzüne balgam atılmasını ya da yüzüne tükürülmesini İster mi? Biriniz namaz kılarken ön tarafına ve sağ tarafına tü

 , l_.

Sahih: Müsned, 11/415, H.no:9337; Benzer rivayetler için bk. H/266, H.no:7598:

11/324, H.no:8280 {m c>g p') ziyadesi  ile;   11/260,   H.no:7522 (323/1193.  hadis); II/471-472, H.no:10052; 11/532. H.no:10833; 11/250, H.no:7399:

_^j '^&j ^___. »i «j^ ^j Jjiij ^ıiiı _ij>jj .^y  i ıjXi J^yi j<w 1! oli taJİ ^jıj H/318, H.no:8217 (Hemmâm, H.no:124):

 {.6 li i) - lâi İjV **Li^ İJrfS îö â*>U)l > İflrî ^lİ lİl

f, Salât, 33-35, 38; Mto/im, Mesâcid, 52-53; Wes4f, Taharet, 193, H.no:308; Ebû Oavûd, Salât, 22, H.no:477; İbn Mâce, Mesâcid, 10, H.no:761; İkâme, 61, H.no:1022; Dânmî, Salât, 116, H.no: 1405.

Câbir b. Abdullah'tan (Radıyallahü anh) şahidi:

 î y.

     Bk- W"^e^ IH/324, H.no:14407; Benzer rivayetler için bk. IIV337, H.no:14560;

ÖI/395,H.no: 15196.

Enes'ten (Radıyallahü anh) şahidi: (o^i *hL* aui) j ^r" j j^ J-j -g# Âı ,x*^ı c^>ij) Heysemî, hadisin Taberânî'nin Evsafında nakledildiğini, râvilerinin sahih hadis ricali

o'dukianrn belirtir. Bk. Mecma', 11/19. Heysemî aynca hadisin EbÛ Ümame, Sa'd b. Ebî

Vfh      Ib7-A,bbaSı Huzeyfe' Semüra b. Cündub, İbn Ömer, Abdullah b. Amr, Amr b. Hazm e ibn Mes'ûd'dan (Radıyallahü anhüm) da şâhidierini verir. Bk. age., 11/18-19. Ayrıca bk. 323/1193. hadis.

kürmesin!  Fakat (zor durumdaysa) sol tarafa ayağının altına bunu bıraksın. Bunu yapma imkanı da yoksa onu elbisesinin (kenarı) ile şöyle alsın!"

AÇIKLAMA

Peygamberimiz'in karşılaştığı insanların bir kısmı eğitimsizdi. Özellikle çölden gelenler kaba yapıları yanında, temizliğe dikkat etmemeleri ile biliniyordu. O günkü şartlarda mescid kumluktu ve herhangi bir sergi de bulunmamaktaydı. Kumluk olma­sına rağmen Peygamberimiz mescidin temiz tutulmasını ister, balgam ve tükürük gi­bi maddeleri bazen bizzat kendisi temizler, yukarıdaki hadislerde geçtiği gibi insan­ları uyarır, bazen de onları kıyametteki kötü son ile korkuturdu/uyarırdı:

Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve seiiem) buyurdu ki:

"Kim kıble tarafına tükürürse kıyamet günü bu tükürüğü iki gözünün (ka­şının) arasında olduğu hâlde gelir." 5SI

Ayrıca Rasûlullah, imamlık yaparken tüküren kişiyi görünce; onu bir daha imam yapmayın, diye uyarmıştı.

Mescidde görülen balgam ya da tükürüğün yok edilmesini emretmişti. Hattâ bu temizliği hasene (sevap/iyilik) olarak nitelemişti.532

Peygamberimiz özellikle kıble ve sağ tarafa tükürülmeme üzerinde durmakta ve insanları uyarmaktadır. Sol tarafa tükürülmesi ile ilgili ruhsatı o günkü şartlarda anlamak doğru olur. Eğitimsiz bazı çöl insanlarının tükürme problemlerini asgariye indirme ve kumluk olan zeminde onun yok edilmesini emretmekteydi. Bu şekildeki olayla ilgili rivayetler fazla bulunmamaktadır, bundan birkaç olay üzerine Peygam­berimiz'in onları uyardığı anlaşılmaktadır. Bugün için mescidde öksürük vb. Sebep­lerle önlenmesi mümkün olmayan balgam ve sümüğün yok edilmesi, yere düşerse onu temizlemek ya da mendil içine alıp dışarı atmak şeklinde anlaşılır. Önemli olan, mes-cidlerin temiz tutulmasıdır, her dönemin kendisine göre temizlik şekli vardır.

Allah mekândan münezzehtir. Burada kıble tarafında şeklindeki izafet kıble­nin önemine yapılan bir vurgudur.

Rasûlullah bu insanların her şeyleriyle ilgilenmiş ve toplumu rahatsız edecek konularda onları eğitmiştir. Bu eğitim burada tükürük vb. pisliklerin temizliği ile İl­gili görülürken başka yerde soğan ve sarımsak yiyenlerin mescidlere gelmemelerini istemesi şeklinde tezahür etmektedir.

551

İbn Huzeyme, 111/83; Ebû Davûd, Efıme, 40; İbn Hıbbân, IV/518; Beyhakî, 111/76 552 Bk. Müsned Trc. H.no: 328/1198

.553

844/1714-Ziyad b. Subeyh/Sabîh el-Hanefî'den:'

Ben Kabe'ye doğru namaz kılıyordum, yanımda da bir ihtiyar vardı. Namazı (biraz) uzattım ve elimi böğrüme koydum. (Yanımdaki) ihtiyar eliy­le göğsüme azımsanmayacak şiddette vurdu. Kendi kendime:

'Bendeki hangi şey onu buna sevk etti554?' dedim.

Namazı aceleyle bitirdim. Baktım ki bir köle arkasında oturuyor.

Ben:

'Bu ihtiyar kim?' deyince o köle şöye cevap verdi:

'Bu Abdullah b. Ömer'dir.'

Ben de Abdullah b. Ömer namazını bitirinceye kadar yanında oturdum ve sonra dedim:

'Ey Ebû Abdurrahman! Bendeki hangi şey seni buna sevk etti?' Abdullah:

'Sen şu (elini böğrüne koyan) kişi misini'

Ben:

'Evet.'

Abdullah:

'Bu (hareketin), namazda haç(a benzemekitir'", Rasûlullah bundan len ederdi?

553 ,-.         ,     .

Sened:

Sahih: Müsned, 11/30, H.no:4849; Benzer rivayet için bk. 11/106, H.no:5836:

£öiî DüvwJ, Salât, 156, H.no:903 Cj>^)\ Nesâî, İftitâh, 12, H.no:891. Hz.Aişe'den (Radıyaltahii anim) şâhîdi:

Buhârî, Ezan, 50 (mevkuf olarak).

Ebû Hüreyre'den (Radıyaltahii anh) şahidi için bk. 845/1715. hadis.

Râbe (vlı); şüphelendirdi, vehim verdi man aşırıdadır, Arapçada bir deyim olan bu söz doğru analaşılmaS! için burada 'sevk etti' şeklinde terceme edildi.

845/1715-Ebû Hüreyre'den (Radıyaiiahüanlı)?56 Namazda ihtisar (elleri böğürlerine koymak) yasaklandı.

§(Râvi Yezid b. Harun) ekledi: Biz bunu (rivayeti aldığımız) Hişam'a sorduk:

'İhtisar nedir?'

O şöyle dedi:

'Namaz kılarken kişinin ellerini böğürlerine koymasıdır.'

Hişam'a, bunu Hz. Peygamber'den mi naklediyor, diye sorduk. O da başıyla 'evet' işareti yaptı.

AÇIKLAMA

İhtisar (jU_^j), elleri böğürlere koymaktır"7 ki yukanda geçen hadiste Rasûlullah

namazda yasaklamıştır.

Namazda ihtisarın hükmünde ihtilaf edildi: 1-Zahirilere göre haramdır. 2-Diğer müctehidlere mekruhtur.

^İhtisarın namazda haram kılınmasının sebebi konusunda farklı görüşler nak­ledildi:

1-İbn Abbas ve Tirmizi'ye göre burada şeytana benzeme vardır. 2-Hz. Âİşe'ye göre burada Yahudilere benzeme vardır.

555 Bk. Bennâ., IV/104

Sened: -C^J- 'Jc- fü* u^i-t Jjjü> y. j*jî £jj-

Sahih: Müsned, U/290, H.no:7884; Benzer rivayetler için bk. 11/295, H.no:7917; 11/232, H.no: 7175:

11/331, H.no:8356 (ı^ifci ıfifJ 'J^ 'J); 11/399, H.no:9153 (i>W ji-> JU' oı); Bm/ıüh, Amel, 17; Müslim, Mesâcid, 46; Ebû Dâvûd, Salât, 172, H.no:947; Tirmizî, Salât, 164, H.no: 383 (Hadisin hasen-sahih olduğunu ifade eden Tirmizî şöyle bir rivayetin varlığına da dikkat çeker: " ı>S^ J& J& ûj ^ öf"); Neidf, İftitâh, 12, H.no:888; Dünmj, Salât, 138, H.no:1435. '" Azİmâbâdi, Avnü'l-Ma'bûd, 01/120

3-Hz. Âişe ve Ebû Hüreyre'den gelen rivayetlere göre bu, cehennemliklerin istirahat şeklidir.

4-İbn Ebî Safra'ya göre Mütekebbirlere benzeme vardır. 5-Hattabİ'ye göre musibete uğrayanlara benzeme vardır. 6-Yııkarıdaki rivayette ise haça benzetilmiştir. Doğrusunu Allah bilir.358

* Namazda İhtiyaç Anında Teşbih (Sübhanallah Demek), El Çırpmak ve İşaret Etmek

846/1716-Câbir b. Abdullah el-Ensârî'den (Radıyatlah

.yy-)

u anı

Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, V/36; Azinıâbâdİ, age., IH/120; Bennâ, age.. İV/105; Şevkani, Neylü'l-eviar, 11/383

559  c        .     ,J         ,:    ,;s,     .„,     ,:,„,     ,       .      ,;s.

senea: ^jjı y) lja»- ^y lj-^>- ^u u;j^

Sahih: Müsned, III/312, H.no:14281; Ziyâdeli rivâyeı için bk. IH/334, H.no:14523; Benzer rivayetler için bk. III/339-34Ü, H.no: 14577 {-X >j >îj USU ^ jûi); III/300, H.no: 14134 f jU'

f-Üi'&jJpÂ'£S<±~ijJ»y, III/379, H.no:15001; III/388, H.no:15104; III/351, H.no;14724 (ortasında " ıis"j üT ^J^U Lİîi iii-t ^ ^^ C ^ jıi" ziyadesi ile; III/363, H.no: 14844 (*J& fa *fr lı£ ^İU <U ,XJ ^J <ü ^î cJ^İ); 111/388-389, H.no:15113; III/350-351, H.no:14719:

 -ij Jİ& isSj, JzJ Lir ^ uı içü ı jf y ^ü; jj îS, ıiî 111/332, H.no: 14491:

Rasûlullah (SaüaUahu aleyhi ve sellem) Benî Mustalık (savaşı için) yola çık­tığında beni (bir iş İçin) göndermişti. (İşi bitirip) döndüm, Rasûlullah devesi üzerinde namaz kılıyordu. Kendisine (bir şeyler) söyledim, eliyle şöyle yaptı (reddetti). Sonra tekrar (bir şeyler) söyledim, eliyle şöyle yaptı (reddetti). Onu okurken ve (bineği üzerinde) başı ile ima ederken dinledim. Namazı bitirince şöyle dedi:

"Seni gönderdiğim (o işi) ne yaptın? Namaz kılmam sana cevap vermeme mani oluyordu."

§Aynı râviden farklı yolla gelen rivayet:

Rasûlullah (Sattaitahu aleyhi ve nitem) beni bir iş için göndermişti. Sonra kendisine yetiştim ve selam verdim. Eliyle işaret etti, namazı bitirince de beni çağırdı ve şöyle dedi:

"Sen bana namazdayken selam vermiştin...1' Rasûlullah o anda do­ğuya yönelmişti.

NOT: Bu rivayette namaz kılan birisine selam vermenin caiz olmadığı anla­şılmaktadır. Bu durumda namaz kılan el işareti ile cevap verir.

Binek üzerinde nafile namaz kılmak caizdir. Zaruret olmadıkça binek üzerin­de farz namaz kılınmaz.

ŞBenû Mustalık savaşı h. 6. yılın Şaban ayında gerçekleşti. Bu kabile Rasûlullah ve ordusunu yok etmek için toplanmıştı. Bu konudaki tafsilat Kitabu's-Siyer'in Gazevût bölümünde gelecektir.560

Bazı rivayetler de şöyledir:

Bk. 111/330, H.no: 14470; III/304-305, H.no: 14206; [ü/378, H.no: 14978 ( «Lıj Ji jL& j <, L4ij; cZ- £%?); EH/380, H.no: 15011 (*t£j ^/j îi^iı ^ jŞ&İJi 'j^i %&) -^j Jf ,> j» J 111/296, H.no:14088 (437/1307. hadis); Suftârf, Salât, 31, Taksir, 7, 9; Amel, 15; Meğâzî, 34: Müslim, Mesâcid, 36-38; Ebû Dâvûd, Salât, 166, H.no:926, Sefer, 8, H.no:1227; Tinnizî, Salât, 143, H.no:351; Nesâî, Sehv, 6, H.no: 1187-1188; İbn Mâce, İkâme, 59, H.no:I0L8; Dûrimî, Salât, 181, H.no:1521.

Câbİr b. Abdullah'tan (Radıyallahil anhüma) nakledilen diğer bir rivayet için bk. 437/1307. hadis. 560 Bk. İbn Hacer, age., VE/429; Bennâ, age., IV/106

,.56J

847/1717- Câbir b. Senıüra'dan (Radıyaiiahü anhyr

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve sellem) bize sabah namazını kıldırdı. Eliyle (namazda) öne doğru eğildi/meyletti. Namazı bitirincebir topluluk bunun se­bebini sordu. O şöyle dedi:

"Şeytan beni namazda meşgul etmek için üzerime ateş parçaları (kıvılcımları) atıyordu. Ona (doğru) meylettim/yakalamaya çalıştım. Eğer tutabilseydim benden kurtulamazdı, hatta o, mescit direklerinden bir dire­ğe bağlanırdı da Medinelilerin çocukları onu görürdü.1'

AÇIKLAMA

Bu rivayette Peygamberimiz kendisini meşgul eden ve namazdaki huşûunu bozmaya çalışan şeytana karşı mücadele etmekte ve eliyle işaret etmektedir. Zaruret olduğunda bu gibi hareketler mekruh değildir.

Bu şekildeki bir olay Ebu'd-Derdâ'dan (Radıyallahüanh) da nakledilir:

 

561 c*        j     '\  '*■ \- > -   * * ~  ,   *   *   ut             ,     '      n      '-      - *       

seneü: j^ Sj-^ j, y\^ ^, *îi jJı— ^ jjı^t ı3Ü uu jjyı

Sahih: Müsned, V/104, H.no:20898; Benzer rivayetler için bk. V/105, H.no:20904:

ij> ^iji Ji ^i)ı oıl^llı İlli Juİ ;dt Ü>Jı ılii Îİlüî ib, 3^ j^J -^)ı ;ıb jX.} ^t Jlı Ji^. Jjı J_^j U. J^

Heysemî, hadisin Ahmed b. Hanbel ve Taberânî tarafından nakledildiğini, Taberânî'nin râvilerinin sahih hadis ricali olduklarını belirtir. Bk. Mecma', 11/87. Hadisin sahicileri: a-Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh) şahidi:

: Jli |X._, şU JJl J^ ^âl _i i^y, ^i y: jij'j ^ aÜJ ^ «li Gjİ. ,-Û^ ^ ilki Gji.

 11/298, H.no:7956; fiu/itîrf, Salât. 75; Amel,  10; Bed'iil-halk, 11; Tefsîr, 38/1: Enbiyâ. 40 (^> l^lU *^; jL k jf^Jj > S'^iî ( U> )) ziyadesi ile; Müslim, Satât, 39.

b-Ebû Saîd el-Hudrî'den (RadıyallahU anh) şahidi için bk. 456/1326. hadis. (Müsned. g/82-83, H.no: 11719; Heysemî. senedindeki râvjlerin sika olduklarım belirtir. Bk. Mecma', H/87). Ebû Saîd el-Hudrî'den (Radıyallahii anh) farklı bir rivayet için 455/1325. hadise bk.

c-Ebu'd-Derdâ'dan (Radıyallahii anh) şahidi: Jj£' iris- iç k-Tj w; *I'ı cl. iiiji ju ^j iıL *îiı l^ j^ ;c_j ^Lj 4^ Jn Ju ân jjlj fıi jıi eısjjjı ^t j*

Müslim, Salât, 40; Mu^f, Sehv, 19, H.no:1213.

244                                    Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve Mubah Olan Fiiller

Ebu'd-Derdâ'dan:562

Bir keresinde Resûluliah namaza kalktı. Şöyle dediğini işittik:

"Senden Allah'a sığınırım."

Sonra da üç kere:

"Seni Allah'ın lânetiyle lanetliyorum" dedi ve sanki bir şey yakaiıyormuşca-sına elini uzattı. Namazı bitirince:

'Ey Allah 'm Resulü! Senden bugün daha Önce hiç söylemediğin bir şey işit­tik. Ayrıca ellerini de açtığını gördük?' dedik. O şu cevabı verdi:

"Allah'ın düşmanı olan iblis, yüzüme atmak için ateşten bir afev getirdi. Ben de ona, üç kere: Senden Allah'a sığınırım, dedim, Sonra da: Seni Allah'ın eksiksiz lânetiyle lanetliyorum, dedim, geri çekilmedi, üç kere tekrarladım. Sonunda onu yakalamak istedim. Vallahi kardeşim Süleyman'ın duası olmasa idi, bağlı olarak sabaha ulaşacak ve Medine'nin çocukları onunta oynayacaklardı."

§Hz. Süleyman'ın duası, başkasına verilmeyen büyük bir mülkün sadece ken­disine verilmesidir:

Allah Teâlâ buyurdu:

"(Süleyman;) Rabbim! Beni bağışla; bana, benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver. Şüphesiz Sen, daima bağışta bulunan­sın, dedi.

Bunun üzerine biz de, istediği yere onun emriyle kolayca giden rüz­gâr, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanlar, demir halkalarla bağlı diğer

yaratıkları onun emrine verdik.

îşte bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister (elinde) tut, hesap yok, dedik."

Doğrusu onun, bizim katımızda büyük bir değeri ve güzel bir yeri

vardır." (Sad, 38/35-40)

848/1718-Rasûluilah'ın sahabisi Suheyb'den (Radıyaliakuanh):

563

Sahih: Müslim, Mesâcid 40, (542); Nesâi, es-Sünenü'l-kÜbra, 1/196, No: 549, 1/361, No: 1138; İbn Huzeyme, 11/50, No: 891 Sened:

Sahih: Müsned, IV/332, H.no:İ8833; Ebû Dâvûd, Salât, 166, H.no:925; TirmizU Salât, 154, H.no:367 (Bilâl, Ebû Hüreyre, Enes ve Âİşe'den de şahidi vardır. Suheyb hadisi hasendir);

 Yapılması Mekrun ve MuDa_n_uıan_rfiııer

Rasûlullah (Seutaiiahu aieyiü ve seitem)  namaz kılarken yanına uğradım ve selam verdim, selamı işaretle aldı/cevap verdi.

(Râvi) ekledi: Bilemiyorum, ancak parmağıyla işaret etmişti.

849/1719-İbnÖmer (Radıyaiiahuanimma) anlattı:564 Bilâl'e:

'Rasûlullah (Saikutahu aleyhi ve seiiem) namazdayken kendisine selâm ver­diklerinde nasıl cevap verirdi?' deyince o şöyle dedi: 'Eliyle işaret ederdi.'

Nesâî, Sehv, 6, H.no: i 184-1185 {*—% o,-^—î Ju_, 4* j^JJ v Ü. öıs"j QL, Gj'Li); İbn Mâce, İkâme, 59, H.no: 1017 (jC

Hadisin şâhidleri:

a-Ammar b. Yâsİr'den (Radıyalîahü anlı) şâhîdİ:

r, IV/263, H.no:18234; Nesâî, Sehv, 6, H.no:1188 (Bu rivayet 799/1669. ha-dİste de şâhid olarak zikredildi).

b-İbn Mesûd'dan (Radıyalîahü anh) şahidi İçin bk. 799/1669. hadis.

c-Bilâl'den (Radıyalîahü anh) şahidi için bk. 849/1719. hadis.

d-Benî Amir'den (Btr rivayette; Benî Kuşeyr'den) bir kişi Ebû Zerr'in (Radıyalîahü anh) yanına girdiğinde namazda iken selâm verdiği, Ebû Zer'in ise bu selâmı almadığına dâir rivayet için bk. 17/868. hadis.

senen: ^u jc- jj^. j> -uj> l;j^- ^t: l,^~

Sahih: Müsned, VI/12, H.no:23771; Ebû Dâvûd, Salât, 166, H.no:927: Tirmizî Salât, 154, H.no:368 (Tirmizî: "Bilâl (Radıyallahii anh) hadisi hasen-sahih, Suheyb hadisi hasendir" der ve Şunları ekier:

J_jt Jı   ■ f~t-    __■ jj*Lj j ı^if Jjj-L*.  ijjli' w^-  *Z^ 'S~ y *^t «JJı J~=    J)l jLT _j4^ JUJ ~lJi Jli ^jP _Jl ji-

"Bence (birinin senedi hasen olsa da) her iki hadis de sahihtir. Suheyb kıssası ile Bilâl kıssaları farklı rivayetlerdir. Her ne kadar İbn Ömer her ikisinden de bu rivayeti nakletmiş °lsa da her ikisi İle aralarında benzer hâdise yaşanmış ve İbn Ömer ikisinden de hadis nakletmiş olabilir".

Hadisin şâhidleri için bir önceki (848/1718.) hadisin tahricine bk.

246                    _______   Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve Mubah Olan Fiiller

850/1720-Enes b. Mâük'ten (Radıyaitahaanh):565

Hz. Peygamber (Sailaikıhü aleyhi ve sellem) namazda işaret ederdi.

851/1721-Yezîd b. Keysân'dan:566

Salim b. Ca'd namaz kılarken (yanma gelmek için)567 ondan izin istedi. (Anlatmaya şöyle devam etti;)

Bana teşbihle (Sübhanallah diyerek)568 cevap verdi. Selam verince de şöyle dedi:

'Erkeğin izni namazdayken teşbihle, kadının izni de el çırpmakla olur.'

^ Sened: İ?^ jp ^- £^- jO J> ^^~

Sahih: Müsned, III/138, H.no:J2347; Ebû Dâvûd, Salât, 170, H.no:943. Râvileri sahih hadis ricalidirler.

Ayrıca bk. 745/1615. hadis.

Sened: öCJs' y_ \j_ ıf^iî iş/fl -4^ 'J, oıjy ısîü-

Sahih: Müsned, U/290, H.no:7880-7882 (Ahmed b. Hanbel bu hadisi hocası Mervân b. Muâviye el-Fezârî kanalı ile üç ayrı isnadla ve aynı metinle nakleder: a- Mervân - Yezîd b. Keysân -Salim b. Ebi'1-Ca'd "Bu bir eserdir, hadis değildir, isnadı sahihtir", b-Mervân - Avf- Hasan -Hz. Peygamber "Hasan-ı Basrî'nin mürseli olduğu için isnadı zayıftır", c-Mervân - Avf- İbn Şîrîn - Ebû Hüreyre - Hz. Peygamber "Bu merfû muttasıl isnâd sahihtir"); Benzer rivâyetlerdeki hadisin metni şöyledir:

Bk. 11/529, H.no:10795; 11/507, H.no:10540; 11/492-493, H.no:10337-10339; 11/479. H.no:10165; 11/473, H.no:10070; 11/440, H.no:9644; 11/432, H.no:9551; 11/376, H.no:8877; 11/241, H.no:7283; 11/261, H.no:7541; 11/317, H.no:8189 (Hemmâm b. MünebbUYin sahifesİ, H.no:95); Buhân, Amel, 5; Müslim, Salât, 106-107; Ebû Dâvûd, Salât, 169-170, H.no:939, 944; Tirmizî, Salât, 155, H.no:369; Nesâî, Sehv, 15-16, H.no:1205-1208; İbn Mâce, İkâme, 65, H.no:1034; Dârimi, Saİât, 95, H.no:1370. Ebû Htireyre'den nakledilen bu rivayet için bk. 855/1725. hadis.

Ebû Hüreyre (RudıyalUıhü anh) hadisinin sahicileri:

a-Câbir'den (RadıyallaMunh) şahidi için bk. 853/1723. hadis.

b-Sehl b. Sa'd es-Sâidî'den (Radtyallahü anh) şahidi için bk. 854/1724. hadis.

c-İbn Ömer'den IRadıytdlahii anhüına) şahidi:

Bk. İbn Mâce, İkâme, 65, H.no: 1036.

Bk. Müsned Trc. 852/1722 nolu rivayetin tahricindeki haberler. (ıbBennâ, age., IV/108

852/1722 (Z.)-HZ. Ali'den {Radtyallahü anh):569

Ben Hz. Peygamber'in (SaliaHaha aleyhi ve seiup) yanma gelir ve (girmek içi n) izin isterdim. Eğer namazda ise Sübhanallah derdi (teşbihle izin verirdi), namaz dışında ise (sözlü olarak) izin verirdi.

Sened:

 Ji-

Hasen: Müsned, 1/79, H.no:598; Mükerrer rivayet için bk. 1/103. H.no:809 (z.); Benzer rivayetler için bk. 1/98, H.no:767 (Bu rivayeti Ahmed b. Hanbel hocası Yahya b. Âdem'den İbnü'l-Mübârek kanalı ile aynı isnadla nakleder); 1/112, H.no:899; Bu rivayetlerin sened-lerinde Ali b. Yezid el-EIhânî bulunmaktadır. Bu râvi zayıf sayılmıştır. İbn Hacer ve Zehebî de zayıf sayanlardandır. Bk. Takrîb, Trc.no:48l7; Kâşif, Trc.no:3983. Tirmizî ve İbn Mâce yedi, Dârimî bîr ve Ahmed b. Hanbel 40 rivayetini nakleder. Tirmizî hadisleri için: "Âlimler zayıf saydılar" Buyu", 51, H.no:1282; "hasen" Zühd, 35, H.no:2347; Zühd, 61, 2406; "isnadı kuvvetli değildir" İsti'zân, 31, H.no:2731; "Buharı hadiste zayıf sayıldığını söyledi" Tefsîr, 31/1, H.no:3195. Tamamen farklı bir İsnadla nakledilen hadisin metni şöyledir:

Bk. 1/77, H.no:570; Sadûk sayılan Abdullah b. Nücey'in Hz. Ali'den naklettiği bu rivayetin bir benzeri nakil de şudur:

: <üp 4)1 ^j>j j"Ji Jü Jü   Jtd jj C* (#jXi JUİ iÜ bli      S         J         4

 uj V^r ü'j lir

Bk. 1/80, H.no:608; 1/139, H.no:1172; 1/83, H.no:632 (438/746. hadis); 1/104, H.no:815; 1/85, H.no:647; î/107, H.no:845; I/İ50, H.no:1289; 1/148, H.no:1269; 1/146, H.no: 1246-1247. Müsned'deki benzer rivayetler şu lafızlarla rivayet edilir (Bu hadislerin tercemeleri "Lİbâs ve Zînet" konusunun "içinde suret, köpek ve cünüp bulunan eve meleklerin giremeyeceği" bölümünde (155-167/7178-7190. hadislerde) terceme edilecektir. Nesâî,$ehv, 17. H.no: 1209, •210 (J'^2 jİil UÂ^-i üt ^j j0\> j^x.j jiij J^â; ju^l-^j 4İi *i)ı ^ ^1 J^-Jl-.^1 jii"), 1211:

4^ ^J^î Ujj ^üî j; cJ'^ı *Z*ji ju J)ı *j l," iıiî r1^11 Jj*^ y^~ J^" İbn Mâce, Edeb, 56. H.no:3708.

Rivayet mütâbaatî ile birlikte hasen seviyesine yükselir. Bu rivayetleri 438/746. hadisle birlikte değerlendiriniz.

853/1723-Câbir b. Abdullah'tan (ttadıyaitahü <mhy. 57° Hz. Peygamber'in (SaiMiaha aleyhi ve seüem) şöyle dediğini işittim: "Şeytan bana namazımdan bir şey unutturursa erkekler Sübhanafiah desin, (onlar uyarmazsa) kadınlar el çırpsın."

854/1724-Sehl b. Sa'd es-Sâidî'den       y

Hz. Peygamber (SaiiaUaha aleyhi veseiiem) şöyle dedi:

"Namazda kişinin başına bir şey geldiğinde (uyarmak için) Sübhanaltah desin. (Bu durumda) kadınlar için el çırpma, erke*kler için teşbih geçerlidir (caizdir)."

Sened: £-)\

Sahih: Müsned, III/340, H.no:14589; Benzer rivayetler için bk. IH/348, H.no:14686; IH/357, H.no:14795; Hadisin senedinde İbn Lehîa bulunmaktadır. Bu râvî i!e ilgili geniş bilgi için bk.22/64. hadis.

Hamza Ahmed ez-Zeyn 14589 ve 14686. hadisleri İbn Lehîa sebebiyle hasen, 14686. hadisi de bu râvi bulunmadığı için sahih saymıştır.

Hadis hasen seviyesinde kabul edilse bile mülabat ve şâhidieri ile sahih li ğayrihî seviyesine yükselir.

Ebû Hüreyre ve diğer sahabeden (Radıyallahüanhüm) şâhidieri İçin bk. 851/1721. hadis.

Sahih: Müsned, V/330, H.no:22700; Benzer rivayetler için bk. V/331, H.no:22706; V/332, H.no:22714 (1401/2271. hadis); V/332-333, H.no:22715; V/335-336, H.no:22338; V/336, H.no:22746; V/337, H.no:22750; V/338, H.no:2276l; Mâlik, Kasr, 61; Buharı, Ezan, 684; Ezan, 48; Amel, 5, 16; Sehv, 9; Sulh, I; Müslim, Mesâcid, 102-104; Ebû Dâvûd, Salât, 169, H.no:940; Nem, İmame, 7. 15, H.no:782. 791. Sehv, 4. H.no:ll81; İbn Mâce, İkâme. 65, H.no: 1035; Dârimı, Salât, 95, H.no:1371.

Ebû Hüreyre ve diğer sahabeden şâhidieri için bk. 851/1721. hadis.

Bu hadis uzun bir rivayetten bir parçadır. Bu uzun rivayet için bk. 1401/2271. hadis.

855/1725-Ebû Hüreyre'den (RadtyaUahUanh):*12 Rasûlullah (Saiiatiahu aleyhi ve seiiem) şöyle dedi:

"(Namazda   birini  uyarmada)   erkekler için  teşbih,   kadınlar için  et çırpma geçerlidir (caizdir)."

* Namazda Allah Korkusu ya da Huşu' Nedeniyle Ağlamak

856/1726-Mutarrif b. Abdullah b. Şihhîr babası (Abdullah b. Şihhîr)'dan

(Radıyalkıhü anh) nakletti:

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) namaz kılarken yanına geldim, göğ­sünde tencere(deki su) kaynaması gibi bir kaynama (sesi) vardı.

" Sened: JC-

Sahih: Müsned, 11/440, H.no:9644; Benzer rivayetler için bk. 11/529, H.no:10795; 11/507. H.no:10540; 11/492-493, H.no:10337-10339; 11/479, H.no:10165; 11/473, H.no:10070; 11/432, H.no:9551; 11/376, H.no:8877; 11/317, H.no:8189 (Hemmâm b. Münebbih'in sahifesi, H.no:95); 11/241, H.no:7283; 11/261, H.no:7541; Buhârî, Amel, 5; Müslim, Salât, 106-107; Ebû Dâvûd, Salât, 169-170, H.no:939, 944; Tirmizl Salât, 155, H.no:369 (Bu konuda Hz. Ali, Sehi b. Sa'd, Câbir, Ebû Saîd ve İbn Ömer'den nakiller vardır. Ebû Hüreyre hadisi İse hasen-sahihlir); Nesût, Sehv, 15-16, H.no:1205-1208; İbn Mâce, İkâme, 65, H.no:1034; Dârimi, Salât, 95, H.no: 1370.

Ebû Hüreyre (RadıyaUahü anh) nakledilen diğer rivayet ve şâhidieri için bk. 851/1721. hadis.

Sahih: Müsned, IV/25, H.no:16269; İkinci tarik: IV/25, H.no:16264 (Rivayetin sonunda Abdullah b. Ahmed b. Hanbel şöyle der: "(s^'1 ^*) ekini sadece (babamın hocası) Yezid b. Hâı-ûn nakletti"; Benzer rivayetler için bk. IV/26, H.no: 16278 rivayet ('^J' Ljı) lafzı ile başlar; Ebû Dâvûd, Salât, 157, H.no:904 (cı^ı ^ ^> >/ır) lafzı ile; Naat, Sehv, 18, H.no:1212 $£&)) lafzı ile nakledilir. Abdullah b. Mübarek, Zühd. s.36, H.no: 109; İbn Huzeyme, 11/53,

H.no:900; Ebû Ya'lâ, III/174, H.no:1599; İbn Hıbbân, 11/439, H.no:665; İÜ/30, H.no:753; Hâkim, i/396, H.no:97I (Hâkim "Buhârî ve Müslim'in şartına/râviîerine uygun olduğu halde eserlerine almadıkları İsnadı sahih bir hadistir" der); Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 11/251;

Bennâ, hadisi Tirmİzî'ye de nisbet ederek Tirmizî'nin sahih saydığını söyler. ok.Bülûğu'l-emânî, 111/162, IV/1U. Fakat biz bu rivayeti Tirmizî'nin Sünen'İnde bulamadık.

Bu rivayet 486/1356. hadiste zikredilmişti.

250                                     Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve Mubah Olan Fiiller

§(RâviJ başka yolla gelen rivayet:

Rasûlullah'ı gördüm, ağlamaktan dolayı göğsünde tencere kaynaması gibi bir kaynama sesi vardı.

574

857/1727-Hz. Âişe'den (Radıyaüahü anha)\

Rasülullah (SaiiaiiaM aleyhi ve seîlem) (yakalanıp da vefat ettiği en son has­talığında) benim odama geldiğinde şöyle dedi:       t

''Ebû Bekir'e söyleyin, insanlara namazı kıldırsın!" Hz. Aişe dedi ki:

S74 Sened: '^ -m- J<

Sahih: Müsned, VI/34, H.no:23943; Benzer rivayetler için bk. VI/96. H.no:24528:

 i           '    ^' £   Π     C        İJU- oJlİs J&\ J_^k  i^ U ı}'J. ^y,   i }\i '^J~j 4& tUl JLs *J^ JÎ

 Ui

 İsu J >}

VI/159, H.no:25134 («'Ji Js';j; j^.ll. ^ _^ii li^f j^ ^C lI jı) sonunda şu ziyade vardır: { j—»1 ^^ litii ^ ^ 41i »Ilı J^ ^ı J^j /,;); VI/210, H.no:25637:

 j b" Ûi j^ÜL JJUi jSj Çı \jj* Jlii ;iLaJU Jjjjj' JlL îfli- a_j bt. (jJJı İi^ lîlij «İl* *U' J-^1 °^' Jj"j C/1-^

*; ^-j-i UÜ ,ji>jbl ^ji jUiİtJ oLlirjj jiU-3 jj i^JL^j r ^ki li* <__iî ^> İLİjj Çlc <iiı J^ ,-3l üy ^-uİLj ,J^ai  J J| lIC-_|U

y ülT} jfc ^i ^ J; ^Jİ- ^S- ^t-j 4^ 4)ı J^ y» »Uj İLrlC ^f ^L,j 4Lİ- «Ilı J^> yiı 4!) &fi %'& s-*i J^' *'

VI/202, H.no:25539; VI/224. H.no:25752; VI/229, H.tıo:25793; VI/231, H.no:25819; VI/249, H.no:25991; VI/251, H.no:26015; VI/270. H.no:26201; Mâlik, Kasr, 83; BwMn, Vudû', 45; Cenâiz, 3; FezâiIü'I-aKhâb, 5; Meğâzî, 84; Tıb, 21; Müslim, Salât, 92-97; Tirmtzl Menâkıb, 16. H.no:3672 (hasen-sahİh olan bu rivayet, îbn Mes'ûd, Ebû Mûsâ, İbn Abbâs. Salim b. Ubeyd ve Abdullah b. Zem'a'dan (Radtyaltahü anhiim) da nakledilmiştir); Nesâî, İmame, 40, H,no:831; Cenâiz, 11, H.no: 1837-1839; îbn Mâce. İkâme, 142, H.no:1232; Cenâiz, 65, H.ııo: 1627; Dârimi, Mukaddime, 14, H.no:82.

'Ey Allah'ın Rasûlü! Ebû Bekir gözyaşlarına sahip olamayan ince kalbli/hassas bir adamdır. O, (şimdi) Kur'ân okurken ağlar, babamdan baş­kasına emretseniz.1

(Hz. Aişe anlatmaya şöyle devam etti;)

Rasûlullah'ın makamına geçecek ilk kişi olan Ebû Bekir(in ağlaması) nedeniyle insanların günaha girmesinden hoşlanmayarak böyle dedim. Bun­ları iki ya da üç kere tekrarladım. Her seferinde Rasülullah şöyle dedi:

"Ebû Bekir'e söyleyin, insanlara namazı kıldırsın! Gerçekten sizler Yusuf (Peygamberin) yanındaki kadınlar {gibisiniz, duygusal davranırsınız)575."

AÇIKLAMA

Yukarıda zikredilen hadislerden namazda ağlamanın namazı bozmayacağı anlaşılmaktadır. Ancak bu ağlamanın Allah korkusu ya da huşu' ile kayıtlanma şartında ihtilaf edildi:

1-Hanefi mezhebine göre, namazda Allah korkusu ya da huşu' nedeniyle ağlamak namazı bozmaz. Bir ağrı ya da başına gelen bir musibet sebebiyle ağlarsa namazı bozulur.3

2-MalikiIere göre, namazda Allah korkusu veya huşu' nedeniyle ağlamak namazı bozmaz. Ama bunlar dışında dünyevi bir sebeple ağlarsa bakılır: Eğer sessiz ağlarsa beis yoktur. Ama sesli ağlarsa bilerek (amden) olduğunda azı ya da çoğu namazı bozar, sehven olursa azı namazı bozmaz, çoğu bozar.577

3-Şafiîlere göre, ağlamada iki harf söylenmedikçe (konuşmaya benzemedikçe) namaz bozuimaz. Ancak ağlarken iki harf söylenirse namaz mutlak olarak bozulur, ağlamanın nedeni Allah korkusu ya da huşu da olsa hüküm bu şekildedir.578

4-Hanbelilere göre, Allah korkusu veya huşu' nedeniyle ağlama ne şekilde olursa olsun mutlak olarak namazı bozmaz. Ancak dünyevi nedenlerle olan ağlama­da iki harf çıkarsa namaz bozulur.579

* Namazda Yılan, Akrep Gibi Zararlı Hayvanları Öldürmek, İhtiyaç Anında Biraz Yürümek ve Başka Tarafa Bakmak

858/1728-Ebû Hüreyre'den (Radıyaiiakuanhy.

^ Bu ek için bk. Nev&vi, Şerhu Sahihi Müslim, W /140; İbn Hzcev, Fethu'l-Bâri, 11/153 ■   Kâsâni, Bedâiu's-sanâi', 1/235 ",J İbn Abdilber, Temhid, XXII/134

İbn Hacer, age., 11/206,

İbnMüflıh, Mübdi'. 1/5 17

B80

Hz. Peygamber (Saiiaiiahu aleyhi w seüem) namazda esvedeyn olarak (bilinen) akrep ve yılanın öldürülmesini emretti/izin verdi.

NOT: Hadiste geçen esvedeyn G^S'1) kelimesi akrep ve yılan için tağlib yo­luyla kullanılmıştır. Ebeveyn kelimesinin anne-baba manasına gelmesi gibi. Sadece esved (»^0 kelimesi ise yılan için kullanılır.

859/1729-Hz. Âişe'den (Radıyatlaküanha):%S2

Hz. Peygamber (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem} kapısı kapalıyken evde namaz kılardı. Ben geldiğimde bana kapıyı açma mesafesine kadar yürüdü, sonra (geriye doğru gelerek) tekrar yerine döndü.

Râvi (Urve)58 ekledi: Hz. Âişe kapının kıble tarafında olduğu, şeklin­de (evi) tarif etti.

Sahih: Müsneâ, 11/248, H.no;7373; Benzer rivayetler için bk. 11/475. H.no:lG108; 11/473, H.no: 10072; 11/284, H.no:7804 (^' ü U &*. üi* jı^jı i> jıi.); H/233, H.no: 7178 (^^i v^J'3 LSJ jı_J Ji^ft, ^") (Mükerrer için bk. 11/490, H.no: 10306); 11/255, H.no;7463; Ebû Dâvûd, Salât, 165, H.no:921; Tirmizî, Salât, 170, H.no:390 (İbn Abbas ve Ebû Râfı'den de nakledilen Ebû Hüreyre hadisi hasen-sahihtir); NesâU Sehv, 12, H.no:1200-1201; İbn Mâce, İkâme, 146, H.no:1245; Dârimi, Salât, 178, H.no:1512. 581Bennâ, age.,TV/113

~ Sened: tj'J>'j* îfj*^ jt- >'J ı3ii ıSÎİJi ^ ^ \fç'

Sahih: MfenoJ, VI/31, H.no:23909; İkinci rivayet için bk. VI/234, H.no:25848; Benzer rivayet için bk. VI/183, H.no:25379; Ebû Dâvûd, Salât, 165, H.no:922 (Hocası Ahmed b. Hanbel'den naklettiği hadislerden biridir); Tirmizî, Cum'a, 68, H.no:601 (hasen-garib); Nesâî, Sehv, 14, H.no:l204; Beyhakt, 11/265.

Tirmizî'nin rivayeti hasen saymasının sebebi Bürd b. Sinan'dır (v.135). Fakat Yahya b. Maİn, Nesâî, Ebû Hatim ve   diğer cerh tadil âlimleri bu râvİyî sıka saymışlardır. Bk. Ahmed Muhammed Şâkir'in Tirmizî'nin Sünen'ine (Cum'a, 68, H.no:601) yaptığı haşiye. s:iBennâ, age., IV/I13

§Aynı râviden başka tarikle gelen rivayet:

Hz. ÂİŞe (Radıyalluhfı anha) dedi ki:

'Kapıyı açmasını istedim, o sırada Rasûlullah (Saliaiiahu aleyhi ve seüem) ayakta namaz kılıyordu. Ya sağdan ya da soldan kıble tarafına yürüdü, bana kapıyı açtı. Sonra namaza (yerine) döndü.'

860/1730-Ezrakb. Kays'tan:^4

Ebû Berze (el-Eslemî) (Radıyaüahti anh) Ehvâz beldesinde nehir kenarın­daydı. (Hayvanın) yularını eline aldı, namaza başladı. Hayvan geriye gitti, o da hayvanla geriye gitti. Bunun üzerine Haricîlerden bir adam şöyle dedi:

'Allahım, bu ihtiyarı rezil et, nasıl namaz kılıyor?'

Ebû Berze namazını bitirince şöyle dedi:

584 f .,„„

Sahih: Müsned, IV/420, H.no:19658; Diğer rivayet için bk. IV/423. H.no:!9679:

:—-   ^-

Buhârî'nin metni şöyledir:

 Jıi ı4*3j' Jiss-j «>ji£ v'jJi oiüj jjl aj'ıj JıiJ ijij iXüj' ji-j ıij _^i ^j^?r ı_sli- u'ı O

 ^ ^ oj> Ji  ^j^î ^J     Jı jıi ^l)ı L>>'ı ılu ^l)ı 14, jüı ^4Bı 'S£ ^/^

Bk. Buhârî, Amel, 11; Buhârî'nin diğer bir metni de şöyledir:

 lCc Ü^îs ^^ilı oJliJü İli-/ jli-j ^Jlai ^/ (_sü ^»Ü-Uı î'j'J _jji (iij sCJı ili- L~^ Ji _jijİUl _^î ^i.Li Ji-

 Jui JjÎÎ y_> j^i [y ^ıc, üy ~^jı ui Ji ij>İi jjî: jşt ^îj Ü J^'_, ıiij i;ıts ^ü =Ur Jİ liJili ı

Bk. S«/^rf, Edeb. 80; Beyhakî, 11/266.

254                                    Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve Mubah Olan Fiiller

'Dediğinizi işittim. Ben Rasûlullah (SaiMiahu aleyhi ve sellem) ile birlikte altı ya da yedi veya sekiz savaşa katıldım. Onun emrini ve ruhsatını gördüm. Hayvanımla geri gelmem onu kendi haline bırakmaktan bana daha kolay geldi. (Çünkü bırakırsam) dilediği yere gider ve (onu bulmak/yakalamak) benim için zor olur.1

§Ebû Berze (yolcu olduğu İçin) ikindi namazını iki rekât kıldı.1

AÇIKLAMA

Ebû Berze'nin (v. 65/685) asıl ismi Nadle b. Ubeyd b. Haris el-Eslemî'dir. Bu sahubinin yolculukta hayvanını tutarak namaz kılması o dönemdeki sert fikirleriyle tanınan Haricilerden bazı kişilere tuhaf geldi ve onlardan biri kızarak bu namazın ol­madığını söyledi. Ebû Berze de kendisinin Rasûlullah'la Hayber, Mekke've Huneyn başta olmak üzere uzun süre savaşlara katıldığını ve o Peygamberin emirlerini ve ruhsatlarını çok iyi bildiğini ifade etti. Yani ben bu işi sizden iyi biliyorum, derce-sine onlara güzel bir ders verdi.

§Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde Ebû Berze yoluyla gelen 47 hadis bulun­maktadır. Bunların on yedisi kütüb-i sittede nakledilmiştir.

§Ehvâz (j\j—*%, Basra taraflarında bir beldedir. Hz. Ömer'in halifeliği zama­nında fethedilmiştir.585                                               *

861/1731-îbn Abbas'tail (Radıyallahaanhümay.™

Hz. Peygamber (Saitaiiahü aleyhi ve seiiem) namaz kılarken (ihtiyaç anında) sağa ve sola (göz ucuyla)587 bakardı, ancak boynunu sırtının gerisine çevirmezdi.

S85Bennâ, age., IV71I4

1 Sened: ^^- \t 4) J iy 'y- -û* ,J J j^ 'J «İh xi lij^- ^y ' j jyit £İi. uâ fjiiiıkiij -kJ y' ^_iJı ıS^-Sahih: Müsned, 1/275. H.no:2485; Benzer rivayetler için bk. 1/275, H.no:2486 (862/1732. hadis); 1/306, H.no:2792; Tirmizt, Cum'a, 60. H.no:587 (Tirmizî "Bu rivayet garibdir" der. Fakat Ahmed Muhammed Şâkir haşiyede bütün nüshalarda bu şekilde kayıtlı olduğunu, bir nakilde de: "hasen-garib" dediğinin kayıtlı olduğunu, hattâ İmam Nevevî'nin isnadının sahih olduğuna dâir bir görüşünün bulunduğunu ifade eder ve kendisi de isnadının sahih olduğunu söyler); Nesâî, Sehv, 11, H.no:ll99; es-Sünenul-kübrâ, 11/191. H.no:529; İbn Huzeyme, 1/245, H.no:485 (ibn Huzeyme rivayetin sonunda şöyle dedi: 'VL_&j v. <^ j^j, ^ &&? j c~a, 4/ namazda

dönerdi sözünden sağa ve sola gözüyle bakardı, anlaşılır); Dârekutnî, 11/83; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, XI/223, H.no:11559; Hâkim, 1/362, H.no:864 (Hâkim "Buhârî'nin şartı-na/râvilerine uygun olduğu halde eserine almadığı isnadı sahih bir hadistir" der. Zehebî de buna muvafakat eder); Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 11/13-14.

Tirmizi'deki rivayette (^ ^u si* ^jk, vı^j ı^. î^LaJi j Ji^l oiT) şeklindedir. Bk. Sünen, Cum'a, 60, No: 587; Ayrıca İbn Huzeyme de rivayetinin sonunda böyle bir açıklama ekledi. Bk. Sahih, 1/245, No: 485; Ayrıca bk. Müsned Trc. 862/1732 nolu rivayet.

862/1732-Abdullah. Said b. Ebû Hind, tkrime'nin ashabından olan bir

adamdan nakletti:588

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve sei/cm) namazında boynunu sırtının gerisine çevirmeksizin göz ucuyla bakardı.

863/1733-Enes b. Sîrîn'den:5sy

Enes b. Malik'i (Radıyaiiaha mh) namaz kılarken bir şeye gözünü dikmiş ona bakarken gördüm.

AÇIKLAMA

..

Bu konuda geçen hadislerden istinbat edilen hükümler:

1-Namazda yılan ve akrep gibi zararlı varlıklar mutlak olarak Öldürülebilir. Cumhura güre bu caizdir. Ancak İbrahim en-Nehâi, Katade gibi bazı alimlere göre bunlar saldırmadıkça namazda öldürmek mekruhtur. Buradaki vuruş bir veya iki ile sımrlanmahdir, değilse namaz bozulur.

2-Namazda ihtiyaç anında az bir fiil caizdir, namazı bozmaz. Çünkü az; ken­disinden kaçınılması zor olan ve zaruret/hacet kapsamında olan şeylerdir. İslâm fık­hında bunlar affedilen, ibadeti ya da muameleyi bozmayan şeylerdir. Bu konudaki kural: {'=J}^ jıSü. jjüüı ,.u^ ü-)

Zaruret/hacet kapsamında olduğu için aza itibar edilmez, (hükme tesir etmez). Ancak namazda az da olsa yemek, içmek, konuşmak gibi fiiller af kapsamında değildir ve namazı bozar. Az kabul edilen fiiller peşpeşe yapılırsa da namazı bozar.

Sened: ^._5U -j\^Zj\ ^ ji-j j* ji» ,ji j>. ^- jî ıliı '£* ı3ü- *^"} £jj-

Hasen: Müsned, 1/275, H.no:2482; İbn Ebî Şeyhe, 1/396, H.no:4548; Tirmizî, Cum'a, 60. H.no:588 (" ;ül=_tı ^j, ki; jii"r lafzı ile nakledilmiştir. Enes ve Âişe'den de birer nakil vardır); Hem mürsel, hem de müphem bîr rivayettir. Bu senedle rivayet zayıftır. Fakat 861/1731. hadiste bu rivayetin merfû ve muttasıl bir halde naklini görmekteyiz. Böylece bu rivayet de hasen li ğayrihî seviyesine yükselir.

Sened: j-'u l^ ^^ £^

Sahih; Müsned. 1/429, H.no:4()83; İbn EbîŞeybe, 1/396. H.no:4552.

m Kâsâni, age.. 1/97

591 İbn Abdilber, Temhid, XX/95

§Az kelimesinin namazdaki tarifinde müctehidler İhtilaf ettiler.

a-Hanefilere göre dışardan bakanın yadırgamadığı hareketler az sayılır. Ama dışardan bakan kişiye, namaz kılmıyor vehmini verdirecek kadar fazla olan fiiller amel-İ kesir (çok fiil) hükmündedir ve namazı bozar. Bir amelde iki el kullanılırsa namazı bozar.

b-Malİkîlere göre insanın yadırgamadığı ve hafif görülen fiiller az sayılır, na­mazı bozmaz. Akrep öldürmek, mest giymek, el ile işaret ve hafifçe yönelmek/bak-inak, gibi.

c-Şafiîlere göre azın tarifinde örfe bakılır. İnsanların gözünde küçük/az görü­len fiiller az kapsamındadır. Mestleri çıkarmak, hafif bir elbise giymek, bit, pire gibi haşeraU öldürmek, orta halli iki adım atmak, haşeratı öldürmek için iki kere vurmak, işaretle selam almak gibi...Çünkü bu konularda Rasülullah'tan gelen ruhsatlar bulunmaktadır.

d-Hanbelilere göre de azın tarifinde örfe bakılır. İnsanların gözünde küçük/az görülen fiiller az kapsamındadır. Şafiiîlerde  az olarak zikredilen fiiller bu mezhebe

,         .                j   j     595

güre de az kapsamındadır.

3-Namazda az iltifat (başka tarafa yönelmek/bakmak) göğsün kıbleden çev-rilmemesi halinde namazı bozmaz. Ancak zaruret/hacet yokken yapılan bu fiiller mekruh kabul edilmiştir. Bu konuda yukarıda zikredilen rivayetler bunun delilidir.596

* Namaz Kılanın Sırtında Küçük Çocuk Taşıması

864/1734-Ebû Katâde (Radıyaliahüanh) anlattı:

192 Kâsâni, age., 1/241 593 İbn Abdilber, age., XX/95

194 Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, V/20; Şirbînî, Muğni'l-muhtac, 1/199 595 İbn Müflih, Mübdı, 1/484

'% İbn Abdilber, age., XVII/391; Kâsâni, age., 1/215; Şirbini, age., 1/201; İbn Müflih, Mübdi', 1/476 Sened: J£ ki3 çl ^ 'S 'j:;^ ^x j }p. -j. ^ J, 'j ^ ^%. ^ ^ ^ ^j ^ ^j -j ^^ ^

Sahih: Müsned, V/303, H.no:22483; Benzer rivayetler için bk. V/295, H.no:22418 (420/1290. hadis); V/296, H.no:2243i; V/303, H.no:22478; V/303, H.no:22483; V/304, H.no:22488 (865/1735. hadis); V/310, H.no:22544 (Bu rivayette "İnsanlara imamlık yapıyor, namaz kıldırıyordu" ziyadesi vardır); V/311, H.no:22550; Mâlik, Kasr, 81; Buharı, Salât, 106; Edeb, 18; Müslim, Mesâcid, 43; Ebû Dûvûd, Salât, 165, H.no:917-919, 920:

 idpıımast ıvıeKrun ve ı-ı

Biz mescidde otururken yanımıza Rasûlullah (Saihüiahu aleyhi ve seüem) geldi. Kendi kızı Zeyneb'in çocuğu olan Ümâme bt. Aş'ı taşıyordu.598 Sonra çocuğu boynuna/sırtına59''1 aldı ve çocuk boynundayken namaza durdu. Rü-kûya gittiğinde çocuğu yere bırakıyordu, ayağa (kıyama) kalktığında tekrar sırtına alıyordu. Onunla bu şekilde hareket ederek namazı bitirdi.

NOT: Ümâmc'nin o dönemde süt emen küçük bir bebek olması nedeniyie zarar görme endişesi bulunduğu ve Rasûlullah'm bu davranışının zaruret kapsamı içinde düşünülmesinin daha doğru olacağı alimler tarafından belirtildi.(m

865/1735- EbÛ Katâde'den (Radıyaliahüanh):

Yukarıdaki rivayetin benzeri nakledildi.

§Bu metindeki ziyade:

(Râvi) Âmir ekledi: 'O hangi namaz, diye sormadım.'

(Râvilerden) İbn Cüreyc dedi ki:

V   .a ^j)l L^>l5^-   i "ji, âü?. djj j">Ci.   j jju- • Oi «Ijı lXa ajjl 1 y~ ı fi** '^J- J^- "$ ^-i .r3^1

;, Mesâcid. 19, H.no:709; Sehv, 13. H.no: 1202-1203: Dâri/nf, Salât, 93. H.no: 1367. Peygamber efendimizin kızı Zeyneb'in kocası Ebu'l-As b. er-Rabf b. Abdüluzzâ'dır. Bu İsim bazı eserlerde Ebu'l-Âs b. Rabîa b. Abdüşşems olarak geçer. Bk. Mâlik, Kasr, 81; Buhâri, Salât, 106.

Ayrıca bk.420/L290 ve 865/1735. hadisler.

Bu kısım metinde hâl cümlesi olduğu halde rahat anlaşılması için bu şekilde terceme edildi. Metindeki atık {^) kelimesi, boyun ile omuzlar arası yer İçin kullanılır. Bk. İbnü'1-Esir. Nihaye, 1/333 600Bennâ, age., IV/117

Sened: J_^' ;S£ d L^. i' 'i'/ji' Jİ J- )J^- jî ^ı J-. JJ' jj ^ ^-ıi- ^'^ gîS* .i/'1 L-'^-* JÖt" -^ ^-^ Sahih: V/304, H.no:22488. Bu rivayetin tahrici için bk. 864/1734. hadis

258__________Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve Mubah Olan Fiiller

'Bana Zeyd b. Ebû Attâb yoluyla Amr b. Süleym'den nakledildiğine göre söz konusu namaz sabah namazıydı.1

Ebû Abdurrahman (Abdullah b. Ahmed b. Hanbel) şöyle dedi: (İbn Cüreyc) bu senedin ceyyid olduğunu belirtti.602

866/1736-Şeddâd (b. Hâd eI-Leysî)'den (Radıyaitahaanhy.

603

ÖO2Bk.Bennâ,age.,IV/118

 _jl Js- iOJj j! .dil J_t ji- lr'_)i<j ^j! -y, -ÛJ^j C Jli »jli- J, j,^- \ı'^r-\ Jli jj_jli jj -Ujj IİjJ--

Sahih: Müsned, Vl/466, H.no;27519 (Müsned'in normal leribindeki en son hadisi); Mükerrer rivâyet için bk. ni/493-494. H.no:15975; İbn EM Şeybe, VI/379-380. H.no:32191; Nesât, Tatbik. 82, H.no:1139: es-Sünenü'l-kübrâ, 1/243, H.no:727; Taherânî, el-Mucemü'l-kebu; VD7270, H.no: 7107; Ahmed eş-Şeybânî,Âhâd, SI/187-188. H.ııo:934; Hâkim, 111/181. H.no:4775 (Hâkim "Buhârî ve Müslim'in şartina/râvîlerine uygun olduğu halde Sahih'lerine almadıkları sahih bir hadistir" der. Zehebî de buna muvafakat eder); III/726, H.no:663i; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 11/263.

Hadisin sahabİsi Şeddâd b. Üsâme b. ei-Hâd (Anır) b. Abdullah el-Leysî'dir (RadıyaUahli anh). Dedesine nisbetle Şeddâd İbnü'1-Hâd olarak da bilinir. Sahâbinin şeceresi ve hakkında bilgi için bk. Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, VII/270; Îbnü'l-Esîr. Üsdii'l-ğâbe, 11/616. Trc.no:2400.

Hadisin şâhidleri:

a-Ebû Bekre'den (Radıyallahü anh) şahidi:

Bk. Müsned, V/51, H.no:20395; Benzer rivayetler için bk. V/37-38, H.no:2Ü271; V/44, H.no:20327; V/47, H,no:20352; V/49, H.no:20378; Buharı, Sulh, 9; Menâkıb, 25; Fezâilü'l-ashâb, 22; Fiten, 20; Ebû DâvÛd, Sünnet, 12, H.no:4662; Tirmizî, Menâkıb. 30, H.no:3773 (hasen-sahih); Nesât, Cum'a, 27. H.no: 1408; Tayâlisî, s.l 18, H.no:874; //j/i tfifeMn, XV/418-419, H.no;6964; Heysemî, hadisin Taberanî ve Bczzar tarafından da nakledildiğini, Ahmed b.

Namazı Bozan, Narnazda Yapılması Mekruh ve Mııbah Olan Fiiller

Hanbel'in senedinde Mübarek b. Fedâle'nin bulunduğunu, bu râvinin de sika sayıldığını belir­tir. Bk. Mecma',IX/l75.

b-Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh) şahidi: & jıi '->}■)> J 'y- piO J > yiJı ıî>ı Jû ^' Jü f^1 j? J-t^ üSi. jJİJı ylj j-ır iij^ ^ıi ^ ipi c!^

L^j jûi iiy Uİ^i lli'jî <îiı J wj I' 1-Ui 4) ^-" Jü ^iJjJ J* UİJ^> ^U^ tP" lil J^ lili ili- lil» ^>jUı

Bk. Müsned. 11/513, H.no: 10607; Taberanî, el-Mu'çemü'l-kebîr, 111/51-52, H.no:2659; Hâkim, III/183, H.no:4782 (Hâkim "Buhârî ve Müslim'in şartına/râvİlerİne uygun olduğu halde Sahih'lerine almadıkları isnadı sahih bir hadistir" der. Zehebî de buna muvafakat eder); Heysemî, hadisin (özet olarak "<JJi- aj 4 " ziyadesi ile de) Bezzâr tarafından da nakiedildiği-ni, Ahmed b. Hanbel'in râvilerİnin sika olduklarını ifade eder. Bk. Mecma', IX/181.

c-Enes b. Mâlik'ten (Radıyallahü anh) şahidi:

Bk, Ebû Ya'lâ, VI/150, H.no:3428: Heysemî. hadisin senedinde Muhammed b. Zekvân'ın bulunduğunu, bu râviyi İbn Hıbban'ın sika. diğer cerh tadil âlimlerinin ise zayıf saydığını, diğer râvilerİnin ise sahih hadis ricali olduklarını belirtir. Bk. Mecma', IX/181.

d-Berâ b. Âzib'den (Radıyallahü anlı) şahidi:

Bk.   Tayâlisî,  s.99,   H.no:732;  Taberanî,   el-Mu'cemü'l-evsal,   İV/205,   H.no:3987; Heysemî, hadîsin isnadının hasen olduğunu belirtir. Bk. Mecmu', 1X/182. e-Abdullah b. Mesûd'dan (Radıyallahü anh) şahidi:

Bk. Nesâî, es-Sünenü'l-kübrâ, V/50, H.no:8170; £M Ka7â, VIII/434, H.no:5017; k/250, H.no:5368; An Huzeyme, 11/48, H.no:887; ^(, 11/113, H.no:638; Heysemî, hadisin Bezzâr ("-üi u^^. ;->La)ı _^i ıiıi " ziyadesi ile) ve (muhtasar olarak da) Taberanî tarafından da nakledildiğini, Ebû Ya'lâ'nın râvilerİn sika olduklarını, diğerlerinde de ihtilâfın bulunduğunu söyler. Bk. Mecma', DC/179-180.

f-İbn Abbas'tan (Radıyallahü anhüma) şahidi:

Uiî jj_ j jJs- &\ J^a ili J_^,j   __^Ji J*   Lfj /y-   ^-V-J-İJ ^^J-l JJÎ İJjil ^   JIS" Uİ!   ^r^-11 ?A-a jj—J lii- İl' J-J    J)1 J_J-J J-=

: Jli *^   -~^'l ^U-   Jj^ J^—ilj -J^ 'icjlt'   J^ -^   *iv" * <*Jj- (JJİ   i~3 h^J! J y*j .V-^^  -™J-1   İJlj s_j^

.J—J   -uU   jjll           J)|   J>—J   >^—'   "-o^Li   > , j-'j   J-U ^   ^_ı   İ>^^^   Ujjarj      -J.^ j   "-U   İl     J-rf>      ^jl1   Jj~-J   U'Jj-   jı-J

-J"J ^- ^-~|J-11 UaU > ^Jlb jî OJ Ol* >i U^i^j ^i Jıl   ,j; _Jla ji ^j  ^j*^ U+^Cj ■uf İl    -j; ^JlJff _jl

Bk. Taberanî, el-Mu'cemü'l-kebîr, 111/66, H.no:2682; el-Mu'cemü'l-evsat, Vl/298. H.no:6462; Heysemî, hadisin senedinde metruk bir râvi olan Ahmed b. Muhammed b. Ömer b. Yunus el-Yemamî'nin bulunduğunu belirtir. Bk. Mecma', 1X7184.

g-EbÛ Saîd'den (Radıyallahü anh) şahidi:

260____________   Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve Mubah Olan Fiiller

Günün sonraki namazları olan öğle ya da ikindi namazlarından birinde Hz. Peygamber (Sailaiiahü aleyhi ve seüem) yanımıza geldi. Hasan'ı veya Hüseyin'i taşıyordu. Rasûlullah öne geçti ve çocuğu yere bıraktı. Sonra namaza durdu, namazın ortasında secdeye gitti ve secdeyi uzattı. Ben başımı kaldırdım, o da ne, Rasûlullah secdedeyken küçük çocuk onun sırtında duruyor, ben (tekrar) secdeye döndüm. Rasûlullah namazı bitirince insanlar:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Sen namaz ortasında secdeyi o kadar uzattın ki bir şey oldu veya sana vahiy geliyor zannettik' dedi. Bunun üzerine Rasûlullah şöyle buyurdu:

"Bunlardan hiç biri olmadı. Ancak oğlum (torunum) beni binek yaptı. Onu acele ettirmek istemedim, böylece istediği olsun."

AÇIKLAMA

Bu rivayetlerden bir kişinin namazda Rasûlullah'ın yaptığı gibi sırtında ço­cuk olduğu halde namaz kılmasının ya da sırtına çıkan çocuğun inmesini bekicyerek secdeyi uzatmasının caiz olduğu anlaşılmaktadır. Bu konuda müclehid alimlerin görüşü:

1-Hanefi mezhebine göre çocuğun sırtta taşınarak namaz kılınması mekruh­tur, ancak namazı tamdır. Çünkü namazda genel kural huşûyu bozacak fiillerden ka­çınmaktır. Yukarıdaki rivayet amel-i kesirin namazı bozmadığı döneme ait bir haber ya da zaruret durumu olarak açıklanabilir.604

Bk. Tuberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, 111/51, H.no:2657; Heysemî, hadisin râvileri ile delil getirilip getirilmeyeceği konusunda ihtilâfın bulunduğunu ifade eder. Bk. Mecmu'. IX/186. Ebû Saîd'den (Radıyallahü anh) nakledilen bir başka rivayet de şudur:

Bk. Heysemî, bu hadisin de Bezzâr tarafından nakledildiğini, bunun da isnadında ihtilâfın bulunduğunu belirtir. Bk. Mecma', IX/175. h-Zİrb. Hubeyş'ten (Radıyallahü anh) şahidi:

Bk. Beyhakî, es-Sünenü'İ-kübrâ, 11/263.

ı-Zeynep bt. Cahş'tan (Radıyallalıü anha) nakledilen bir rivayette ise evde kıldığı bir namazda kucağına aldığı nakledilir:

Bk. Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, XXIV/54. H.no:l41; Heysemî, hadisin Taberanî tarafından iki isnadla nakledildiğini, râvileri arasında meçhul kişilerin bulunduğunu belirtir. Bk. Mecma', K/188.

i-Zübeyr'den (Radıyalkıhii anh) şahidi:

Bk. Heysemî, hadisin Taberânî tarafından nakledildiğini, İsnadında /.ayıf olan Ali b. Abis'in bulunduğunu belirtir. Bk. Mecma', IX/175.

İmam Muhammed, Asi, 1/213; Kâsâni, Bedaiu's-sanai', 1/241

Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve Mubah Olan_Riller^__________________261

2-Malikilere göre bu durum sadece nafile namazda caizdir, rivayetlerde farz namaz olduğu açıklanmamıştır. 605 Bazı Maliki alimleri, bu durumun mensuh olduğunu, bir kısmı da Rasûlullah'a has olduğunu söyledİler:a)(ı

3-Şafıî mezhebine göre farz ya da nafile namazda küçük çocuk taşımak caizdir. Bu hem imam için, hem de cemaat veya münferit olarak kılan için geçerlidir.607

4-Hanbelilere göre yukarıdaki rivayette olduğu gibi bir Özür sebebiyle çocu­ğun taşınması ya da secdenin uzatılması caizdir.608

* Çizgili Elbise ve Hayız Gören Kadının Büründüğü Kumaş ile Namaz Kılmak

867/1737-Enes b. Mâlik'ten (Radıyallahü anhy.m

Hz. Peygamber (Sailaiiahü aleyhi ve seiiem) çizgili Yemen elbisesi610 İİe na­maz kıldı.

(Râvi Enes) ekledi: Zannederim iki ucunu (çaprazlama olarak) bağladı.

NOT: Rivayette zikredilen bağlama şekli: Sol kolun altından alınıp sağ omuz üzerine atılan kumaşın bir ucu ile sağ kolun altından alınıp sol omuz üzerine atılan kumaşın diğer ucu birlikte çekilip göğüs üzerinde bağlanır.611

Ws İbn Abdilber, Temhid, XX/95-96 606 Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, V/32

Nevevi, age., V/32 308 Ebû Abdillah Muhammed b. Yusuf, et-Tac ve'i-İklil, 11/87

aened: -v-^ J* ^> û%-

Sahih: Müsned, 111/99, H.no:l 1884; Makdisî, Muhtara, VI/59, H.no:2437;

Bu şekli ile sadece bu rivayeti görebiliyoruz. Fakat Hz. Peygamberin hoşlandığı elbise çeşidinden bahsedilirken bu rivayet zikredilir:

BU JJı J^, 4Jı j^.-_j J\ IjJ y jût Jlİ LJ^İ 01S" ^ÇLH İsi ^jJi 'cJi jli îili l&- fili Cji- Ülî ûû*j j* ^'^

Bk. 111/134. H.no:12318: [ü/184, H.no:12840; 111/251, H.no:13559; 111/291, H.no: 14040; Buharı, Libâs. 18: Mto/im, Libâs. 32-33; Ebû DâvfuL Libâs, 12, H.no:4060; Tirmizî, L'bâs, 45, H.no:l787.

6lü 611

Bk. İbnü'1-Esir, Nihaye, 1/128

Bennâ, age., fV/121

262                                 Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve Mubah Olan Fiiller

868/1738- Enes b. Mâlik'ten ıRadıyallahü anh):   '

612 Sened: *&• J'J

Sahih: Müsned, III/159, H.no:12554; Benzer rivayetler için bk. IH/262, H.no: 13696, 13698; IH/216, H.no:13193 CL_*û i-^j «_ ı^-S^l S^'«ît); m/243, H.no:13490; m/128, H.no: 12324 {869/1739. hadistir. Mükerreri: m/127, H.no: 12220) Tirm&t, Salât, 151, H.no:363 (Tirmizî " ij_j.ıi /L; ji Uİ^ *^v </" ziyâdesi İle naklettiği rivayetin sonunda şunları söyler: "Hadis hasen-sahihtir. (,_,—'' 'y- ^ j* -^ J*0 senedi ile nakledilen rivayet daha sahihtir/doğrudur" ); Nesûî,

İmame, 8, H.no:785.

Ahmcd b. Hanbel ve Nesâî'nin rivayetlerinde Humeyd et-Tavîl bu hadisi, Enes b. Mâlik'ten Sabit aracılığı olmadan işitmiştir. Fakat Tİrmİzî'nin rivayetinde Sabit aracılığı ile nakletmiştik Humeyd et-Tavil'in sika-müdellis bir râvi olduğunu ve muanan bir rivayet naklettiğini dikkate alırsak rivayetin zayıf olduğunu belirtmeliyiz. Ancak Tİrmİzî'nin naklinde düşerj râvinin kim olduğu tesbit edildiği için rivayet kuvvetlenmektedir. Ayrıca Enes b. Mâlik'ten (RadıyaliahU anh) nakledilen diğer rivayetler ve şâhid nakiller de rivayeti kuvvetlendirir. Enes b. Mâlik'ten (Radıyallahü anh) nakledilen diğer rivayetler:

 111/239, H.no:13444; TU/257, H.no:13637 (Mükerreri: 111/281. H.no:13923); Heysemî Enes'ten nakledilen hadisleri Bezzâr ve Ebû Ya'lâ'ya nisbet eder. Bir rivayetin râvilerinin sika sayıldığını, diğer rivayetin ise senedindeki» râvilerin sahih hadis ricalinden olduklarını ifade eder. Bk. Mecma', 11/49. Enes b. Mâlİk'in bu konudaki rivayetlerinden biri de Ümmü'1-Fadl bt. Hâris'tcn naklettiğidir, "o" maddesine bk. Hadisin diğer şâhidleri:

a-Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk.378/1248, 377/1247 ve 386/1256. hadisler.

b-(Ek) Ebû Seleme b. Abdurrahman'ın Hz. Peygamber'i gören bir sahâbîden (Radıyallahü anh) şahidi:

Müsned, III/462, H.no:15744 (Mükerrerleri: IV/17. H.no:16162; V/366, H.no:22996); Heysemî, Ahmed b. HanbePin râvilerinin sahih hadis ricâü olduklarını belirtir. Bk. age., 11/49. c-(Ek) Ömer b. Ebû Seleme'den (Radıyallahü anh) şahidi:

Miw««/, IV/27, H.no:16287; IV/26, H.no:16281 (CS, 'İ oî ^}; IV/27, H.no:16288; İV/26, H.no: 16285; Mâ/iife, Cemâat, 29; fîu/idrf, Salât, 4; Wfli/wi, Salât, 278-280; Ebû Dâvûd, Salât, 77, H.no:628; îbn Mâce. İkâme, 69, H.no:1049; Taberânî, el-Mu'cemü'î-kebîr, 1X/21. 24. H.no:8270, 8286;

d-(Ek) Abdullah b. Ebû Ümeyye'den (Radıyallahü anh) şahidi: js^ alı jjLj ^ij iı çı ^,ı ^ jjjı i^i ^s'ji-î jıî îü ^]ı J i^'i ^_i oi y- jiî*jJi jÎ ^Jı ı3ji- ju jlki ^ ^4^- ^*^-

Müsned, IV/27, H.no: 16294; Heysemî, senedindeki râvilerinden Abdurrahman b. Ebu'z-Zinâd'm zayıf olduğunu söyler. Fakat hadisin Taberânî tarafından nakledildiğine işaret ederek bu sözünü "tariklerinden birinde bulunan..." cümlesi ile kayıtlar. Bir diğer rivayette sika-müdellis biri olan İbn İshak'ın bulunduğunu, bu zatın da an'ane ile naklettiğini ifade eder. Heysemî, İbn Abdilberr'in İmam Müslim b. Haccac'ı senedinde hatalı bulur. Çünkü senede ismi geçen Urve b. Zübeyr değil, Abdullah b. Ebû Ümeyye'nin oğlu Urve'dir der. Ayrıca o

 Namazda Yapılması Mekruh ve Mubah_Olan Fiiller______'-.                       263

Abdullah b. Ebû Ümeyye'nin yaşının küçüklüğünü bahane göstererek sahabeden oluşunu kabullenmez. Bk. age., 11/48-49.

Bu sahabİ Abdullah b. Abdullah b. (Ebû Ümeyye) Muğîre el-Mahzûmî (Radıyallahü anh) olarak da karşımıza çıkar:

 ^ ^' J} ^ '^ -^ y f1 ^ -J* r^ '->* i'-'-'*' ^ ^ ^~ ^ JL^! ^ ^ J) -J-^" ^ '^^ ^

Müsned, IV/27, H.no: 16293; Heysemî, senedindeki râvilerin sika olduklarını belirtir. Bk. ög^-» ü/48. Heysemî bir önceki rivayetin değerlendirmesinde İbn İshak'tan ve onun an'ane yapmasından bahsetmişti. Demekkİ o sadece Taberânî'deki hadise vakıf olmuş, bu rivayeti gözden kaçırmış. İbn İshak bu rivayetle tahdis sigası ile nakletmektedir.

e-Ebu'd-Derdâ'dan (Radıyallahü anh) şahidi:

/fol Mâce, Taharet, 83-84, H.no:541-542.

f-Ebû Saîd el-Hudrî'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 870/1740. hadis. g-Câbİr b.  Abdullah'tan (Radıyallahü anh) şahidi   için  bk.  380/1250,  381/1251 388/1258. hadisler

h-Keysan'dan (Radıyallahü anh) şahidi için bk.379/1249. hadis. ı-Sehl b. Sa'd'dan (Radıyallahüanh) şahidi için bk.382/1252. hadis. İ-Übey b. Ka'b'dan (Radıyallahü anh) şahidi için bk.384/1254. hadis. j-İbn Abbas'tan (Radıyallahü anhüma) şahidi için bk.385/1255. hadis. k-İbn Ömer'den (Radıyallahü anhüma) şahidi İçİn bk.387/1257. hadis. 1-Seleme b. Ekva'dan (Radıyallahü anh) şahidi için 389/1259. hadise bk. m-Ümmü Hânî'den (Radıyallahü anim) şahidi için 383/1253. hadise bk. n-(Ek) Ümmii Habîbc'den (Radıyallahü anha) şahidi:

.,.-_..   ii ,,   ,-i ,-_■,.   i     '■.',       i.,.-..,-!        .,,',,.     .;■,.-,         .,,',,,;■..■■       ,.".,.,.   ,i ,t j\ *™- t' »—— «j' «ıV   ^üi11 jLs_-   ji v -ÛÂ* ji___-   j i j^j CjJ~ Jli nJCj   j ij .il. Uj'jj-   lü _jLj-Jı -J jJ'; IİÜ

Bk. Müsned, VI/325, H.no:26640; Heysemî, senedindeki râvilerin sika olduklarını belirtir. Ebû Ya'lâ ve Taberânî'ye nisbet ettiği hadisi de ele alır ve Ebû Ya'lâ'nın isnadının hasen olduğunu söyler. Bk. age., 11/49.

o-Ümmü'1-Fadî bt. Hâris'ten (Radıyallahü anha) şahidi için bk. 578/1448. hadis.

p-(Ek) Hz. Aişe'den (Radıyallahü anha) şahidi:

 4JI J^.                                                                                        ^

Bk. Müsned, Vl/32, H.no:23926; £M Dâvûd, Salât, 79, H.no:631; Bu rivayeti Heysemî Sbmed b. Hanbel'in Huzeyfe'den de naklettiğini râvilerinin ise sahih hadis ricalinden olduk-|mm söyler (Bk. age., 11/49):

Bk. (Ek) Müsned, V/402, H.no:23289; V/403, H.no:23297. Ebû Ya'Iâ'nın Hz. Aişe'den naklettiği rivayete Heysemî hasen; Hz. Âişe'nin bakıcısı/dadısı Ebû Abdurrahman'ın Taberânî'nin Evsat'ında geçen rivayeti için de zayıf hükmü verir. Bk. age., 11/49-50.

r-Meymûne'den (Radıyallahü anha) şahidi için bk.871-872/1741-1742. hadis.

Ayrıca Heysemî bu konuda şu sahâbilerden de nakledilen hadislere yer verir: Esma bt. Ebû Bekir, Ammar, Ebû Cühayfe, Ubâde, Muâz, Ebû Ümâme. Abdullah b. Üneys, Abdullah b. percis, Hâlid b. Velid ve el-Felctân b. Âsim el-Cermî'den (Radıyallahü anhüın) de rivayetler verir. p-age., 11/48-51.

* Tek parça elbise giyilirken dikkat edilmesi gereken konu hakkında Ebû Hüreyre (390/1260) veCâbir b. Abdullah (391/1261) (Radıyallahü anhüma) hadislerine bk.

264                                    Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve Mubah Olan Fuller

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve setiem), cemaatle beraber kıldığı en son namazı Ebû Bekir'in arkasında tek kumaşa bürünerek kılmıştı.

NOT: Bu rivayetin benzen:

Enes b. Malik ve Hasan b. Ali'den (Radıyallahüanhüm):

Rasûlullab Üsame b. Zeyd'e dayanarak çıktı geldi. Üzerinde iki ucunu çap­razlama (göğsünde) bağladığı pamuktan bir kumaş vardı. Onlara namaz kıldırdı.

869/1739-Musa b. İbrahim b. Ebû Rabia babasından nakletti:6'4

Enes b. Malik'in (RadıyaUakumh) yanına, o tek kumaşa bürünerek namaz kılarken girdik. Ridası da oraya konulmuştu. Namazı bitirince ona dedik ki:

'Sen namazı böyle (mi) kılıyorsun, halbuki ridan buraya konulmuş. O şöyle cevap verdi:

'Ben Ras&Mlah'ıtSatiaiûıhü aleyhi ve seüem) böyle namaz kılarken gördüm.'

870/1740-Ebû Said el-Hudri'den (Radıyaliahümh):

616

Sened: j—^^ ^ j* j**- j* u~ y iU~ u j^~ uî ji jJa» &\ jl* 14**

Sahih: Ahmed b. Hanbel, III/239; Ebû Abdullah el-makdisî, el-Ehadisİt'l-muhtâra, Vl/20 (isnadı sahih); Heysemi bu rivayetin Bezzar tarafından da nakledildiğini ve ricalinin sahih olduğunu belirtti. Bk. Mecmeu'z-zevâid, 11/49 Sened: ^lıjUı .J 'J y^)^ ^ Cİa*- yU $ liiji

Sahih; MUsned, III/12S, H.no: 12324. Mükerreri: 111/127, H.no:1222Û. hadisin tahrici için bk. 868/1738. hadis.

Bir rivayette; 'Tek elbise içinde namaz kılıyorsun (ha)?' denildi.

6I6                   *   '

Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh_ve_ Mubah Olan Fiiller_____      V________265

Rasûlullah (Saiiaitaiuı ak-yht ve tettem) dedi ki:

"Biriniz tek parça kumaşla namaz kılacağında onun ucunu iki omuzu Üzerine atsın (ve çaprazlama bağlasın)617."

871/1741-(Hz. Peygamberdin eşi) Meymûne annemizden (Radtyaiiahüanhay}

Sahih: Müsned, 111/15, H.no:11058; Benzer rivayet için bk. 111/54, H.no:11457 (Bu rivayet Ali b. İshak - Abdullah b. Mübarek - İbn Lehia ... senedi ile nakiedİlİr); Heysemî, senedinde hakkında tenkid bulunan İbn Lehîa'nm bulunduğunu belirtir. Bk. Mecma', 11/48-49. Ebû Saîd el-Hudrî'den (Radıyallahii anh) nakledilen diğer rivayetler:

, ni/59. H.no: 11498; 111/52, H.no: 11431; ffl/15, H.no:11058;IIV10, H.no:11014:

4-î'Lİ- Jji 4j__J= ujslj Jj4j ~j_jî ^j ~Hj "İli- "JJl   J_a tljl Jj—j JJ

Müslim, Salât. 281-283; /to Mâce. İkâme. 69. H.no:!048. Bu hadis Müsned'de şu sened ve metinle de geçer:

Müsned, 111/356-357, H.no: 14780. Hadisin şâhidleri için bk. 868/1738. hadis. Önceki rivayetten faydalanılarak bu şekilde bir açıklama konuldu.

*\*»ri£iH'     -i, '       .   i   ,  -      -      -\     - iı      -  -     ,        m   :      in^,

UÇUCU.      J'-J—■      -!   *UJı J-J'    >     jUJJi      .P A^;^   -j   JLJ^v   IJJj-

Sahih: Müsned, V1/330. H.no:26683; Benzer rivayetler için bk. VI/335. H.no:26728; Vl/330-331, H.no:26684 (Mükerreri için bk. VI/336, H.no:26730) Sadece: ('^', ^h J^ A J^j ûtf

^Jı Ji ^J) lafzı ile; VI/330-331, H.no:26686 (30/834. hadis. Ayrıca 872/1742. hadisin ikinci tariki); VI/330, H.no:26685 (872/1742. hadis); VI/331, H.no:26689; V1/33İ, H.no:26690; p/334, H.no:26713; VI/331, H.no:26687 (415/1285. hadis. Abdullah b. Şeddad'ın mütâbî olarak Yezid b. Esam'ı görmekteyiz); Buhârî, Hayz, 30; Salât, 19, 21, 107; Müslim, Salât, 273; Ebû Dâvûd, Salât, 90, H.no: 369 (">;lJ- ^_«j " ziyadesi ile); 656; Nesâî, Taharet, 174, H.no:272; Mesâcid, 44, H.no:736; İbn Mâce, Taharet, 131, H.no:653 (">t y} " ziyadesi ile); İkâme, 40, 63, H.no:958, 1028; Dârimt, Salât, 101, H.no:1380; Taberânî, el-Mu'cemü'i-kebîr, XXlV/22, H.no:53.

Meymûne (Radıyaüahü anha) annemizden nakledilen diğer rivayetler için bk. 30/834 ve 415/1285. hadisler.

^ Hz. Âişe'den (Rudıyalkıhü anha) şahidi:

Bk. Müsned, VI/32, H.no:23926; VI/179, H.no:25335 (           J         ^

(Mükerreri için bk. VI/149, H.no:25041); VI/209, H.no:25625; VI/204, H.no:25562; VI/146, H.no: 25012; VI/70, H.no:24294; VI/99, H.no:24556; Vl/129, H.no:24860; VI/137, H.no:24945;

266                                    Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve Mubah Olan Fiiller

Hz. Peygamber (Saiiaiiaha aleyhi ve seüem) üzerinde hanımlarından birisine ait yünden bir çarşaf*19 ile namaz kıldı. Secdeye gittiğinde o çarşafın bir kıs-mı eşınm üzerine gelirdi.

(Râvi) Süfyan ekledi: Bana görünen o ki hayızlı hanımına ait, şeklinde

açıklama yaptı.

NOT: Bu rivayeti aşağıdaki ile haber ile değerlendirdiğimizde doğru sonuca ulaşırız.

872/1742-Abdullah b. Şeddâd b. Hâdi'den:621

Hz. Peygamber'in (SaüallaM aleyhi ve settem) eşi teyzem Meymûne bt. Haris'ten

(Radıyullahiıunhü) İşittiğime göre,

Meymûne annemiz hayızlıyken seccadesi üzerinde namaz kılan Rasû-lullah'ın secde mahalli hizasında (çarşafına) bürünerek dururdu/yatardı. (O şöyle dedi):

VI/199, H.no:25504; VI/220, H.no:25718; VI/249, H.no:25996; Vl/251, H.ııû:26014; Vi/179, H.no:25336; VI/245, H.no:25962; VI/111, H.no:24683. Müslim, Salât, 274; Ebû Dâvûd, Salât, 79, 133, H.no: 367, 370, 631; Nesâî, Kıble, 17, H.no:766. Bu rivayeti Heysemî Ahmed b. Hanbel'in Huzeyfe'den de naklettiğini râviierinin ise sahih hadis ricalinden olduklarını söyler (Bk. age., 11/49): 4İI JLo *JJı J_^j çUi sii iL'j *İ 4Üi  İj «i)ı J^j Ji ch «Jiİ- J\i Jy /£& J, jJ^iı jt- 'jJ# CjS- -İÜ y b^-

İJ V ^*ti- j«*j ^'J3 ^^ J^j JîliJlı Ci^t- *Ili-j ^A jU^-j ^

Bk. (Ek) Miisned, V/402, H.no:23289; V7403, H.no:23297. Ebû Ya'lâ'nın Hz. Âişe'den naklettiği rivayete Heysemî hasen; Hz. Âişe'nin bakıcısı/dadısı Ebû Abdurrahman'ın Taberânînın Evsat'ında geçen rivayeti için de zayıf hükmü verir. Bk. age., 11/49-50 619 Karahisari, age., 11/286 Ö2U Azimâbâdi, Avnü'l-Ma'bûd, 11/22

Sened: »ı^iı J >\xi. 'J Jjı xj-1&- Jü ^C^1 oılİ. £jJ~ Jl» sîı^i y ıSji. ^_»fyı %_r^& ^ >i ıSji-Sahih: Miisned, Vl/331, H.no:26685; İkinci rivayet için bk. VI/331, H.no:26686; Ayrıca bu rivayet 30/834. hadîste zikredilmişti. Hadisin şahidi için bk. 871/1741. hadis.

Namazı Bozarı, NamazdaY^pılması Mekruh ve Mubah Olan Fiiller             ____              267

'Rasûlullah secde ettiğinde elbisesi bana değerdi, halbuki ben hayız-

hydım.'

§Diğer rivayette şöyle dedi:

'Gece Rasûlullah kalkar ve ben onun yanı başındayken namaz kılardı. Secdeye gittiğinde ise elbisesi bana değerdi, halbuki ben hayizlıydım.'

AÇIKLAMA

Bu rivayetlerden anlaşılan hükümler:

1-Temiz olması şartıyla her türlü kumaş ya da elbise ile namaz kılmak caizdir.

2-KadınIarın kullandığı çarşafların temiz olması durumunda bunlarla namaz kılmakta bir sakınca yoktur.

3-Namaz kılan kişinin elbisesinden bir kısmı hayızlı eşine gelmesi namaza mani değildir.

* Karanlıkta Namaz Kılanın Karşısında Eşinin Uyuması/Yatması Caizdir

873/1743-Hz. Âişe'den (Radıyaltahüanhay.

622

"' Sened: jS-*)\ 4* J ^i- .J1* *üı ali J 'JS j'y J±2\ ^ 'Jk lıiu ■. ^4; J yj~y ±i Ji- bi'J ju Sahih: Miisned, VI/148, H.no:25028; Benzer rivayetler için bk. VI/225, H.no:25760 ( &$j$i'j) '&U, j^y); Vl/255, H.no:26059; Mâlik, Salât, 258; Buharı, Salât, 22, 104; Amel, 10; Menâkıb, 24; Müslim, Salât, 267, 274; Müsâfırûn, 121, 134-135; Ebû Dâvûd, Taharet, 133, H.no:370; Salât, 79, Ul, H.no:631, 710; Tatavvu", 1, H.no:1251; Tirmizl Salât, 208, H.no:440; Nesâî, Taharet. !20, H.no: 166, 168; Kıble, 7, 17, H.no: 753, 766; îbn Mâce, Taharet, 131, H.no:652; İkâme. 40, 123, 181, H.no: 956, 1191, 1358.

Müsned'deki rivayetlerin bir kısmı da şöyledir: ( î> <tj .J^ ,Xj &&J^tJk o' îîsıi. 'y-r* >j tâ îiiO Bk. VI/137, H.no:24945; VI/67, H.no:24263; VI/70, H.no:24294; VI/204, H.no:25560; VI/249, H.no:25996; VI/220, H.no:25718 (üi; Ç&j ^ & ^A > J»> *^j); p/251, H.no:26014 (^ ^J ^; <£;,); VI/146, H.no:25012 (4^ ^> ^'Vj JÛ); W32, H-no:23926 (Jw ^ ^> ^^ >:■ dikili 1>> <tj ^ f^-); VI/199, H.no:25504:

Mükerreri için bk. VI/99, H.no:24556.

Ayrıca 29-30/833-834,419/1289,378/686, 874-877/1744-1747. hadislerle karşüaştınnız.

268                                    Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve Mubah Olan Fiiller

Ben Rasûlullah'ın (Saiiaiiahü aleyhi ve seitem) önünde uyurken ayağım da kıb­le tarafında olurdu. Secdeye gittiğinde bana dokunurdu, ben ayağımı toplar­dım, kalktığında da ayağımı uzatırdım. O günlerde evde kandiller yoktu.

874/1744-Hz. Âİşe'den (Rtuiıyattahüanha):622

Ben sağında ve solunda uzanmışken Rasûluilah (SaiiaiiaM aleyhi namaz kılardı.

875/1745- Hz. Âİşe'den (Radıyallahü anha}:1'

Sahih: Müsned, VI/146, H.no:25010; Benzer rivayetler için bk. VI/86, H.no:24443:

VI/95, H.no:24523 (Jüi j*j *~»J ^* d^ ^; Jt* jıi" jjj-) 4ı* -JJ' J^> *J3' î>f : ^^ j*.) VI/41, H.no:2402i (^'^'^ /-& VI/174, H.no:25288:

UU-Jl J-İl» (UJj ^ '^î ji '^Ji/ > JL jl cjSjI lİJ) Jiaj' 'jij jî»j 4& JJl ^L= allı Jjl,j \f% '£ j_jS"l cJf cJli ijijli- ^İ

Vİ/50, H.no:24118:

Vl/192, H.no:25475; VI/205, H.no:25572; Vi/231, H.no;25818; VI/1O3, H.no:24596:

>fî jC j£j ^ ûü ljü ^lu= ^i jiTj ;ik_ i^li j^vc jjuı ^ J^' jir ,*!-._. Çu Jjı ^L= *iı j^} 'J cju ^

,iU_^xîl    Jl  j- j*^j pj    JayJ< **Jj*r ^.,Tİı «j /j^Jlj&-   -^Jjjt~^ A^n—^J » »flj *j aLU^Jb

VI/98,H.no:24545:

VI/176, H.no:25308; VI/94, H.no:24510 (şi^'ı ^ ^ ufj Jw üir);

Ayrıca 465/1335, 873/1743 ve 875-877/1745-1747. hadislerle karşılaştırınız. Hadisin tahrici için bk. 873/1743. hadisin tahrici. 624 Sened: "<■'}}■ ^i- ^jlı je. Sıil, ısii-

Sahih: Müsned, VI/37, H.no:23970; Benzer rivayetler için bk. VI/154, H.no:25085; VI/134, H.no:14905:

Namazı Bozan, Namazda Yapılması Mekruh ve Mubah^Ojgn Fiiller        _____________269

Ben tabutun/cenazenin ön tarafa konulması gibi Rasâffeall&h'la (S hsyhiveseilem) kıble arasında uzanmış yatarken625 Rasûluilah gece namazını kılardı.

NOT: Hz. Âişe annemiz bu örneklerle namaz kılanın önünde bulunan/geçen kadının, namazı bozmayacağını anlatmak istemektedir.

876/1746- Hz. Âişe (Radıyallahü anha)f26

Kendisinin Hz. Peygamber1 in (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) önünde uzanmış yatarken Hz. Peygamber'in namaz kıldığından bahsetti.

(Râvi Urve)627 ekledi: 'O kadınlar da sizin anneleriniz, kardeşleriniz ve halalarınız değiller mi?'

 «Ilı jjl.j lşX 'jŞ. 'C^J^- <M'j Jii : Lİli s JUjJij LİSJıj ;S'pı ııilaii 'Xi._ o££ Jii

VI/126, H.no:24828:

^Jiı uj yliiı ^ijj t?s iZ,j. jü jii, VI/260, H.no;261 12:

VI/275, H.no:26235 (** 465/1335. hadis); VI/23Ü, H.no:25805; Vl/125, H.no:24828:

DU-îı uJaî

VI/266, H.no:26180; V^42, H.no:24035 (805/1675. hadis); VI/44, H.no:24051 (805/1675. hadisin ikinci rivayeti); VI/54-55, H.no:24155;

Ayrıca 873-874/1743-1744 ve 876-877/1746-1747. hadislerle karşılaştırınız. Hadisin tahrici için bk. 873/1743. hadisin tahrici.

5 İbn Racer,Fethu'l-Bâri, 1/492

626 e      j   :-...,-,.,    ^      ..........-    t,.    ...     a. , t ■ ■&■

ötned: ı^ j* tUat jt- ijCiiı j_j*i* j; ı»^1/;! j* ^jiiı ,ji j^ı ^^ jjij bjj- ^,-jjj Uj'j^

Sahih: Müsned, VI/64, H.no:24240; Benzer rivayet için bk. VI/154, Rno:25085;

Ayrıca 465/1335, 873-875/1743-1745 ve 877/1747. hadislerle karşılaştırınız.

Hadisin tahrici için bk. 873/1743. hadisin tahrici. ™Bennâ, age., İV/124

 - Hz. Âişe'den (Radıyallahüanhy?2*

Ben Hz. Peygamber'le (Sallallaha aleyhi ve sellem) kıble arasındaki yatak üzerinde uzanmış yatarken Hz. Peygamber namaz kılardı.

(Râvi Urve şöyle devam etti;)

Ben: 'İkisi arasında mescidin duvarları mı vardı?' diye sorunca Hz. Âişe şöyle dedi:

'Hayır. (Rasûlullah) evde mescidin duvarlarına dönük olarak (namaz kılıyordu).'

AÇIKLAMA

Hz. Âişe yukarıdaki rivayette hadisi kendisinden alan Urve'nin namazın mes­citte olması ile ilgili sorusuna; hayır, namazı evde mescidin duvarlarına doğru kılıyordu, şeklinde cevap verdi. Bu rivayetler, namaz kılan kişinin önünde yatan karısının na­mazı bozmadığını göstermektedir. Alimler bu kadının, namaz kılanı meşgul etme en­dişesi üzerinde durmuşlar, o günlerde kandillerin bulunmaması nedeniyle namaz kılanın kalbinin meşgul olmasının söz konusu olmadığını belirtmişlerdir. Bazı alimler de bunun Rasûluilah'a has olduğum söylemişlerdir, ancak bu zayıf bir ihtimaldir. Önde yatan kadının (eşin) namaz kılanın kalbini meşgul etmesi ve dikkatini dağıtması durumunda bu şekilde namazın mekruh olduğunda alimler müttefiktir.62y

6:8 Sened: Lnî '4'JtJ '&&■ jî 'i^\ £)\

Sahih: Musned, VI/200, H.no:25523;

Ayrıca 873-876/1743-1746. hadislerle karşılaştırınız.

Hadisin tahrİci için bk. 873/1743. hadisin tahrici. 629 Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, IV/228

r)-SEHİV SECDESİ

    Namazında Tereddüt Edenin Yapması Gereken Fiil

    Namaz Kılana Gelen Şeytan Vesvesesi ve Kurtulma Yolları

    Dört Rekâtlık Farz Namazda Yamlarak İkinci Rekâtta Selam Vermek ve İlgili Zü'l-Yedeyn Rivayeti

    Selam Verdiğinde Namazından Bir Rekât Eksik Kıldığını Anlayanın Durumu

    İlk Teşehhüdde Oturmayı Unutup Ayağa Kalkan Kişi Geri Dönmez, Namaza Devam Eder

    Dört Rekâtlık Namazı Beş Kılanın Durumu

    Her Unutma İçin Selamdan Sonra Sehiv Secdesi Yapmak

272________________________________________                     Sehiv Secdesi

r)-SEHİV SECDESİ

Sehiv secdesi namazdaki bir unutmanın telafisi için Rasûlullah tarafından gerçekleşti­rilen bîr uygulamadır. Ancak bu unutma namazın farzlarının birini terk şeklinde olmamalıdır Namazın sonundaki iki secde ile sanki Allah'tan af dilenmektedir. Bu bölümde sehiv secdesi­nin sebepleri ve yerleri ile ilgili Hz. Peygamber döneminde yaşanan olaylar zikredilmektedir

* Namazında Tereddüt Edenin Yapması Gereken Fiil

878/1748-İbn Abbas'tan (RadıyaMahü anhüma)'™

Hz. Ömer (Radıyaiiahu ankj kendisine şöyle dedi: 'Ey genç! Namazda tereddüt eden adamın ne yapması gerektiği ile ilgili Rasûlullah'tan ya da onun sahabesinin birinden bir şey işittin mi?' O bu durumdayken kendisine Abdurrahman b. Avf yöneldi ve: 'Siz ikiniz ne konuşuyorsunuz?1 dedi. Hz. Ömer:

Sahih: Müsned, 1/190, H.no: 1656; Benzer rivayetler için bk. 1/193, H.no:1677:

1/195, H.no:1689 (ht) (885/1755. hadis); Tirmizî, Salât, 174, H.no:398 yerine (^Ü) lafzı ile (hasen-garib-sahih); îbn Mâce, İkâme, 132, H.no:1209. Ayrıca bk. 885/1755. hadis.

Sehiv Secdesi

'Ben bu gence, namazda tereddüt eden adamın ne yapması gerektiği ile ilgili Rasûlullah'tan ya da onun sahabesinin birinden bir şey işitip işitme­diğini, sordum.'

(Bunun üzerine) Abdurrahman b. Avf dedi ki: 'Rasûlullah'ı (Saiiaiiaka aleyhi ve sellem) şöyle derken dinledim: "Sizden biri namazında tereddüt edip, bir rekât mı kıldı ya da iki re­kât mı kıldı, tam bilemezse kıldığını bir rekât kabul etsin (ve devam etsin). İki rekât mı kıldı yoksa üç rekât mı kıldı, tam bilemezse kıldığını iki rekât kabul etsin. Üç rekât mı kıldı ya da dört rekât mı kıldı, tam bilemezse kıldı­ğını üç rekât kabul etsin. Namazını bitirdiğinde de selâm vermeden önce iki secde daha631 yapar/yapsın.'"

879/1749-Hz. Osman'dan (Raâıyallahüanhy. Bir adam Hz. Peygamber'e (Saiiaiiakü aleyhi ve seiiem) geldi ve: 'Ey Allah'ın Rasûlü! Ben namaz kıldım; (ancak) çift mi kıldım, tek mi kıldım tam bilemiyorum' deyince Rasûlullah şöyle buyurdu:

1 İbn Hacer, age., 111/94

Sened: ~^S ^} J> \$ [/■ ■£d '■). î'J-^ £^î- _^ı J>. «W -^ j>. j^j &'x>-

Sahih: Müsned, 1/63, H.no:450; İkinci tarik 1/63, H.no:451; Birinci rivayetin senedinde bulunan Yezîd b. Ebû Kebşe bu rivayeti Hz. Osman'dan işitmediği İçin isnadı kopuktur. Fakat ikinci tarikte aralarında Mervân b. el-Hakem vardır. Bu isnad İse muttasıldır. Heysemî de râvilerinin sika olduklarını ifade eder. Bk. Mecma', D7150. Şuayb eUAmavut isnadlarının hasen olduğunu belirtir.

274                                                                                                      Sehiv Secdesi

"Namazınızda şeytanın sizinle oyun oynamasından korunun633. Biriniz çift mi kıldı yoksa tek mi kıldı, tam bilmiyorsa (namaz sonunda) iki secde daha yapsın. Bu İkisi namazı tamamlayıcı sayılır."

§Aynı râviden ikinci tarikle gelen rivayet:

(Râvi Murre b. Ma'bed) anlattı:

Yezid b. Ebû Kebşe bize ikindi namazını kıldırdı. Namazdan sonra bi­ze döndü ve şöyle dedi:

'Mervan b. Hakem ile birlikte namaz kıldım. O da (namazın sonunda) bu iki secde gibi secde yapmıştı. Sonra (Mervan) bize döndü ve Hz. Osman (Radıyatiahü anh) İle namaz kıldığını ve onun Rasûlullah'tan (Saliailaha aleyhi w setkm) (yukarıdakine benzer bir) rivayette bulunduğunu bildirdi.'

Metinde (<^y) beni koru, şeklinde nefsi mütekellim sığası geldi. Ancak Bennâ, bu kelimenin cümlenin devamı ile uyuşmadığını belirterek bu kullanımın nahiv alimlerİnce şaz kabul edildiğini söyledi. Buradan murat muhatabın uyarılması olduğu İçin 'korunun' şeklinde terceme edildi. Bk. Bennâ, age., IV/126

880/1750-Abdullah (b. Mes'ûd'dan) (Radıyaliahüanh)\

Rasûlullah (Saiiaiiaha aleyhi ve setlem) namaz kıldı. (Ancak) fazlamı yoksa eksik mi kıldı, tam bilemiyorum. Selam verilince kendisine şöyle denildi:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Namaz konusunda bir şey mi oldu?635' Rasûlullah:

"Hayır. Ne oldu?" Onlar:

'Namazı şöyle şöyle kıldın?'

(Râvi) anlatmaya şöyle devam etti:

Rasûlullah iki ayağını birleştirdi (secde halini aldı)636 ve iki sehiv sec­desi yaptı. Selam verince şöyle buyurdu:

"'Ben de sizin unuttuğunuz gibi unutabilen bir beşerim. Biriniz na­mazda tereddüt ederse namaza (kanaatine göre) devam etsin637. Selam verdikten sonra da iki secde daha yapsın."

§Ayni râviden ikinci tarikle gelen rivayet:

...Sonra (Rasûlullah) ayağını topladı, kıbleye döndü ve iki secde daha yaptı. Sonra yüzünü bize döndürdü ve şöyle dedi:

"Eğer namazda bir değişiklik olsaydı ben size muhakkak bidirirdim. Fakat ben sizin unuttuğunuz gibi unutabilen bir beşerim. Ben unuttuğum­da beni uyarın. Hanginiz namazında tereddüt ederse doğruya en yakın (kanaatine) yönelsin ve onunla namazını tamamlasın, selam versin, sonra da iki secde daha yapsın!"

Sahih: Müsned, 1/379, H.no:3602; İkinci rivayet için bk. 1/438, H.no:4174; Benzer rivayetler için bk. 1/420, H.no:3983; 1/376, H.no:3570 (fiİLj j_JJ £—l\ j jŞüJLjı 3—); 1/376. H.no:3566 (899/1769. hadis); 1/409, H.no:3883:

1/419, H.no:3975: 1/424, H.no:4032; 1/428. H.no:4072 (Senedinde Ca'bir el-Cu'fî vardır); 1/438, H.no:4l70:

İAJi JL. jj^-j 4İİ JJl LjC=   J\ ^j. sDl a!c 'jf- Cali- ^jJ=- ^J j!üâ>l< Jjn^i Jli İJJ cJii _,^*l

1/443, H.no:4237; 1/448, H.no:4282; 1/455, H.no:4348; 1/456, H.no:4358 ( â^J îıCji ^ ^ ^İı ^ j^jı ^=o^); 1/463, H.no:4418 (Senedinde Ca'bir el-Cu'iî vardır); 1/465, H.no:4431; Buharı, Salât, 31-32; Sehv. 2; Eymân, 15; Âhâd, 1; Müslim, Mesâcid, 89-96; Ebû Dâvûd. Salât, 190. H.no:10l9-1020, 1022; Tirmizî, Salât, 172, H.no:392 (hasen-sahih) - 393 (Bu konuda Muâvİye, Abdullah b. Cafer ve Ebû Hüreyre'den de nakiller vardır); Nesât, Sehv. 25-26, H.no:1238-I244, 1252-1257; İbn Mâce, İkâme, 129-130, 133, 136, H.no:1203, 1205. 1211-1212, 1218; Dârimi, Salât, 175, H.no:1506.

Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh) şahidi: Müsned, 11/532, H.no:l0831:

Ayrıca bk. 899/1769. hadis. _  İbn Abdilber, Temhid, IV/52

636 t-,

Benna, age., IV/127

Bu mana için bk. İbn Hacer, age., 1/504

AÇIKLAMA

Bu rivayetlerden namazda sehiv secdesinin meşru olduğu anlatılmaktadır. Ayrıca:

1-Rasûlullah da bir beşerdir ve unutabilir, hata edebilir. Bu durum peygam­berlerin tanrı olmadığını göstermektedir. Ancak onların hataları Allah tarafından dü­zeltilir, çünkü onların masumluk vasfı vardır. Bu rivayetlerde olduğu gibi insanların hatırlatması ile düzeltilen şeylerde bulunmaktadır.

İmam Nevevi Rasûlullah'ın unutabileceği şeylerin sınırında ulemanın ihtilaf ettiğini belirtti ve şöyle dedi:

'Rasûluüah tebliğ ve şer'i ahkamın açıklaması dışında katan fiil, âdet ve zikirlerde unutabilir. Ancak sözlü tebliğde unutma olmamasında icma' edildi.'638

Çünkü vahiy süreci Allah'ın kontrolündedİr. O dilediğini nesh eder (hükmü­nü kaldırır) ve dilediğini de unutturur.

Aliah Teâlâ şöyle buyurdu:

4)1 îiiü Vl  .__î "M -iHj^—

"(O Kur'ân'ı) sana biz okutacağız ve sen Allah'ın dilediği dışında (hiçbir ayeti) unutmayacaksın..."(A'lâ, 87/6-7)

2-Tabi olan kişi imamını hata yaptığında uyarmalıdır. İmamı da olgun bir şekilde hatasını düzeltmeli veya unuttuğu şeyi tamamlamalıdır.

3-Hadiste geçen taharri (yr>3) kelimesinin manasında ihtilaf edildi:

-İmam-i Âzam Ebû Hanife'ye göre namazda bu şekilde tereddüt ilk defa oluyorsa namazı yeniden kılar. Ancak çok olduğunda zann-ı galibi ile amel eder.

-İ. Şafiî'ye göre tereddüt eden kişi namazı zann-ı galibe göre değil de yakîne (kesin bilgisine) göre tamamlaması gerekir.

-İ. Ahmed'e göre taharri imam için zann-ı galiple amel etmesi, ama münferit kılan için yakîn (kesin bilgisi) ile amel etmesidir.

-Bazı alimlere göre taharri her durumda zann-ı galiple ame! etmektir.639

"8 Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, V/62 639Bennâ, age., IV/128

Sehiv Secdesi

640

881/1751-Abdullah b. Mes'ûd'dan (Radıyatiahiıanhy.

Hz. Peygamber (Saiiatiahu aleyhi v<? seUem) şöyle dedi:

"Namazda (klimanın) üç ya da dört olduğunda tereddüt ettiğinde zannının çoğu dört ise teşehhüde oturursun/okursun. Sonra oturduğun halde selamdan önce iki secde daha yaparsın. Sonra teşehhüde tekrar oturursun/okursun, sonra selam verirsin."

§Aynı tarikle (mevkuf olarak) gelen ikinci rivayet:

Abdullah b. Mes'ûd (Radıyaliahaonh) şöyle dedi:

'Namazda otururken tereddüt etsen, üç rekât kıldığını ya da dört kıldı­ğını tam bilmesen, eğer zannının çoğu üç rekât kıldın şeklindeyse kalk ve bir rekât daha kıl, sonra selam ver, sonra iki secde daha yap, sonra teşehhüde otur/ oku, sonra selam ver. Eğer zannının çoğu dört rekât kıldın şeklindeyse selam ver, sonra iki secde daha yap, sonra teşehhüde otur/oku, sonra da selam ver!'

882/1752-Ebû Hüreyre'den (RadıyaUaMaahf.  '

Hz. Peygamber (Saiiaiiaha aleyhi ve sellem) şöyle dedi:

Senedi .ijhI^ y sUi jj- *ji '■/■ â-C^ ^} 'j& .j—ı*1 jî- ~CX* J jlk* \2%-

Hasen: Müsned, 1/428-429, H.no:4075; İkinci rivayet için bk. 1/429, H.no:4076; Ebû Dâvûd, Salât, 192, H.no: 1028.

Ebû Ubeyde'nİn babası İbn Mes'ûd'dan hadis işitmediği dikkate alınırsa İsnadı kopuktur denilebilir. Senedinde Husayf b. Abdurrahman el-Hıdrî (v.!37) bulunmaktadır. Hakkında ihtilâf edilmiştir. İbn Hacer: "Sadûktur, hafızası zayıftır, son zamanlarında ihtİlât etti. mürcielikle de suçlanmıştır" der. Tirmizî yedi. Nesâî beş, Ebû Dâvûd dokuz, İbn Mâce üç, Ahmed b. Hanbel 32 ve Dârimî aitı rivayetini nakletmiştir. Tİrmİzî rivayetlerini hasen saymıştır. Örnek olarak bk. Sünen, Salât, 185, H.rıû:410; Vitir, 9, H.no:463.

Ahmed Muhammed Şâkir ve Şuayb el-Arnavut rivayeti inkıta sebebiyle zayıf saymışlardır.

Bu senedi ile zayıf olan rivayet 880/1750. hadiste zikredilen rivayetlerle desteklenir ve hasen li ğayrihî seviyesine yükselir.

64 i  t,        ,     -   -         , ,      ,    , ı            •,

Sahih: Müsned, 11/241, H.no:7284; Benzer rivayetler için bk. i/283, H.no:7790 (>ii ,•> ifj 'J ^A ı£);

11/284, H.no:7809; 11/273, H.no:7680; Mâlik, Salât, 154, 224; Buharı. Ezan, 4: Amel, 18: Sehv, 6-7; Bed'ü'l-halk, 11: Müslim, Salât, 16; Ebû Dâvûd, Salât, 31, 192, H.no:516, 1030; Tirmizl Salât, 174, H.no:397 (hasen-sahih); Nesâî, Ezan, 30. H.no:668; Sehv. 25, H.no:1250-I25l;/&n Mâce, İkâme. 135, H.no:l216: Dârimi, Salâl. 174. H.no:1502.

Ebû Saîd el-Hudrî'den (Radıyaliahü anhi şahidi için bk. 883-884/1753-1754. hadisler.

Ebû Hüreyre'den (Radtyatlahü anhi nakledilen diğer rivayetler için bk. 888/1758 ve 901/1771. hadisler.

278______________________    Sehiv Secdesi

"Biriniz namazdayken kendisine şeytan gelir, o kişiyi şaşırtır. Hatta o kişi kaç rekât kıldığını bilemez. Kim kendinde böyle bir şey bulursa otur­duğunda iki secde daha yapsın!'"

883/1753-Iyaz anlattı:642

EbÛ Saİd el-Hudrî'ye (RadıyaUahüanhy.

'Birimiz namaz kılıyor, (ancak) kaç rekât kıldığını bilemiyor (ne yap­malı)?' deyince şöyle dedi:

(Bu konuda) Rasûiullah (Sathiiahualeyhi w setlAn) şöyle buyurdu:

Sahih: Müsned, Ilİ/12, H.no:l 1024; Müslim, Mesâcid, 88; Ebû Dûvûd, Salât, 191-192, H.no:1024. 1026, 1029; Tirmizî, Salât, 174, H.no:396 (Hasen-Sahih); Nesât, Sehv, 24, H.no:1236-1237; İbn Mâce, İkâme, 129, 132, H.no:1204, 1210; Dârimî, Salât, 74, H.no:1503; Dârekutnî, 17374; Hâkim, Müstedrek, 1/227, H.no:464-466 (Hâkim, Buhârî ve Müslim'in şartına/râvisine uygun olduğunu söyler. Zehebîde aynı görüştedir).

Müsned'de nakledilen benzer bir rivayet bk. 111/96, H.no;11852 (358/666. hadis); Diğer rivayet için bk. M/96, H.no: 1185 I; İbn Mâce, Taharet, 74, H.no:514;

Heysemî, Ebû Ya'lâ tarafından rivayet edilen hadisin senedindeki Ali b. Zeyd İle İhti-cacta İhtilaf edildiğini, hadisin özetinin İbn Mâce'nin Sünen'inde bulunduğunu belittir. Ahmed b. Hanbel tarafından rivayet edildiğine değinmez. Bk. Mecma1, 1/242. Heysemî, bir başka hadisin senedinde Ali b. Zeyd'İn zayıf olduğunu, kendisiyle delil getirilip getirilmeyeceğinde İhtilafın varlığını ifade eder. Bk. age., 1/128; Bûsirî de aynı şeyleri söyler. Bk. Mİsbâhu'z-zü-câce, IV/228. Buhârî bu zat hakkında herhangi bir değerlendirme yapmamıştır. Bk.et-Târîhu'1-kebîr, VI/275, Trc.no:2389; İbn Hacer, "zayıftır" derken (Bk.Takrîb, Trc.no: 4734); Zehebî: "Hadis hafızlarından biridir; fakat sebt/hafizası kuvvetli değildir" der ve Dârekutnî'nin şu görüşünü nakleder: "O, benim nazarımda leyyin/zayıf olarak kalacaktır." Bk.Kâşif, Trc.no: 3916. İmam Müslim, bu râviyi (Sabit el-Bünâni ile birlikte) mütâbaat açısından eserine almıştır. Bk.Sahih, Cihâd, 100; Tirmizî ise: "Saduktur; fakat bir başkasının mevkuf yaptığı haberleri merfû yapar" diyerek sadece zaptını tenkid etmiştir. İşte bu sebeble bazı âlimler, bu râvînin hadislerini hasen olarak telakki etmişlerdir. Fakat Tirmizî. bu râvînin de yer aldığı ha­dislere "hasen-sahih" hükmü de verir. Bk.Sünen, Taharet, 80, H.no: 109 (Ahmed Muharnmed Şâkir, sika olduğunu; hakkında tenkidde bulunanların ise delilsiz hareket ettiklerini ifade eder): Cuma, 39, H.no:545.

Ali b. Zeyd için 29/180. hadisin tahricine bk.

Ayrıca bk. 358/666 ve 38/908. hadisler.

Sehiv Secdesi

279

"Biriniz namaz kılarken kaç rekât kıldığını bilemezse oturduğunda iki secde, daha yapsın. Şeytan kendisine gelipte 'sen abdestini bozdun' derse ona 'yalan söyledin' desin. Ancak burnuyla kokusunu alması veya kulağı ile

 duyması bunun dışındadır. "

884/1754- Ebû Said el-Hudrî'den (RadıyaUahüanhy.

RaSÛIullah (Sallallahü aleyhi ve sellem) dedi ki:

"Sizden biri namazında tereddüt eder ve kaç rekât kıldığını bilemez­se o andaki kesin bilgisine dayanarak namaza devam etsin. Namazı ta marnladı kanaati kendisinde oluşunca selamdan önce iki secde daha yap­sın. Eğer tek kıldıysa bu kıldığı ile namazı çift olur, çift kıldıysa şeytanın burnunu yerde sürtmüş644 olur."

Sahih: Müsned, 111/72, H.no: 11629; Benzer rivayetler için bk. 111/12, H.no:l 1024 (883/1753. hadis); III/37, H.no: 11259; 111/42, H.no: 11322; IH/50, H.no:11406; 111/51, H.no:l 1416; IH/53, H.no: 11437:111/54, H.no:l 1451; 111/72, H.no: 11629; 111/83, H.no: 11721; 111/84, H.no: 11733; HI/87, H.no:11769; 111/96, H.no:i 1853-11852; Mâlik, Salât, 214; Müslim, Mesâcid, 88; Ebû DâvÛd, Salât, 191-192, H.no:1024, 1026, 1029; Tirmizî Salât, 174, H.no:396 (Hz. Osman. İbn Mes'ûd, Âişe ve Ebû Hüreyre'den de nakledilen Ebû Saîd rivayeti basendir); Nesât, Sehv. 24, H.no:1236-1237; İbn Mâce. Taharet, 74, H.ne:5I4; İkâme, 129, 132, H.no:1204. 1210: Dârinü, Salât, 174. H.no:1503; Dârekutnî, 1/374; Hâkim. Müstedrek, 1/227, H.no:464-466 (Hâkim, Buhârî ve Müslim'in şartına / râvisine uygun olduğunu söyler. Zehebî de aynı görüştedir). Ali b. Zeyd için 29/180. hadisin tahricine bk. Ayrıca bk. 38/908, 883/1753 ve 358/666. hadisler.

EbÛ Hüreyre'den (Radıyallahü anlı) şahidi için bk. 882/1752, 888/1758 ve 901/1771. hadisler. 4 Azimâbâdi, Avnu'l-Ma'bûd, IIJ/232

280                                                                                                 Sehiv Secdesi

885/1755-(Ht.) İbn Abbas'tan (Radıyallahü anhüma);645

Kendisi namaz konusunda Hz. Ömer'le müzakere yaparken Abdurrah-man b. Avf onlara yöneldi ve:

'Size Rasûlullah'tan (SaiiaiiaM aleyhi ve sellem) duyduğum bir hadisi naklet­memi istemez misiniz?' deyince onlar:

'Bilâkis (isteriz)' dediler. Bunun üzerine Abdurrahman şöyle dedi:

'Şehadet ederim ki ben Rasûlullah'ın (Saiiailahü aleyh* ve sellem) şöyle dediğini duydum:

"Kim eksikliği konusunda tereddüt ettiği bir namazda olursa ziyade olduğundan kuşku duyuncaya kadar namaza devam etsin.'"

NOT: Ziyadede şüphe noksanlıktaki şüpheden iyidir.

886/1756-AbdulIah b. Ca'fer'den (Radiyaiiahumhy.

040

tJ"1-  Spnprf*   ,_ı' !,'■       i     \<    ,'        ıu,  -V'     " - *ı,  ,-i.    î  u-î  «Ilı:    " M'ı'        '    -.....,"     t'   Ilı,I    ^

Hasen: Müsned. 1/195, H.no:1689 (Bu rivayet. Müsned'i nakleden râviierden Ahmed Katîî'nin ziyadesidir}. Benzer rivayetler için bk. 1/190. H.no: î656 (878/1748. hadis); 1/193, H.no: 1677: Tirmizî, Salât, 174, H.no:398 (ı+fejî) lafzı yerine (^) lafzı ile (hasen-garib-sahİh); İbn Mâce, İkâme, 132, H.no: 1209.

Bu rivayetin senedinde İsmail b. Müslim el-Mekkî bulunmaktadır. Bu râvi zayıftır. Tirmizî on, İbn Mâce on bir, Dârİmî altı, Ahmed b. Hanbel ise sadece bu rivayetini nakleder. Ahmed b. Hanbel bu râvi için "münkeru'l-hadis" der. Tirmizî ise rivayetlerini hasen olarak kıymetlendirir, rivayetleri naklettikten sonra hakkında değerlendirmelerde bulunur: "Bazı âlimler hafızası sebebiyle hakkında tenkiite bulundular, hafızası kötü olduğu İçin onu zayıf saydılar" Bk. Sünen, Salât, 58, 195, H.no:233,421; Hac, 50, H.no:879; Diyât, 9, H.no:1401, Hudüd, 27, H.no:1460; Sayd, 17, H.no:1490; Et'ıme, 4, H.no:1792; Sıfatü'l-kıyâme, 6, H.no:2427. Bir rivayeti için de "hasen-sahih" hükmü verir. Bk. Sünen, Edâhî, 21, H.no:I522.

Rivayeti bu senedi ile zayıf saymış olsak bile diğer rivayetlerle hasen li ğayrihi seviyesine yükselir.

Ayrıca diğer rivayetler için bk. 878/1748. hadis.

Sahih: Müsned, 1/204, H.no:î747; Diğer lafızla nakledilen rivayetler: 1/205-206, H.no:1761: 1/205, H.no: 1752-1753 (902/1772. hadis). EbÜ DâvÛd, Salât, 193, H.no:1033; Nesâî, Sehv, 25, H.no: 1246-1249.

Senedinde Mus'ab b. Şeybe bulunmaktadır. Bu râvi Müslim'in ricâlindendir. Müslim dört, Tİrmizî ve İbn Mâee iki, Nesâî üç, Ebû Dâvûd beş. Ahmed b. Hanbel ise sekiz rivayetini

Sehiv Secdesi                                                                                                            281

Hz. Peygamber (Sailaiiaha aleyhi ve sellem) şöyle dedi:

''Kim namazında tereddüt ederse oturduğunda iki secde yapsın."

§Diğer rivayetteki lafız:

"...selam verdikten sonra iki secde daha yapsın."

887/1757-Ebû Hüreyre'den (RadıyaliaManhy^1 Rasûiullah dedi ki:

"Namazda eksik kılmak da yoktur (doğru değildir), selamlaşmak648 da yoktur."

888/1758-Süfyan (es-Sevrî) anlattı:649

nakleder. Tirmizî naklettiği rivayetlerinden birisi için hasen, diğeri için hasen-sahih hükmü vermiştir. Bk. Sünen, Edeb, 14, 49, H.no:2757, 2813. Müslim'in Sahih'indeki rivayetleri için bk. Sahih, 261, 314, 2081,2424. Bazı rivayetlerde Abdullah b. Müsâfî1 (gC ^ı «îjı Ü), Mus'ab b. Şeybe'yi atlayarak doğrudan Ukbe b. Muhamnıed b. Hâris'ten nakletmiştir. Bk. Müsned, 1/205, H.no:1752-1753; Nesâî, Sehv, 25, H.no:1246-1247.

Şuayb el-Arnavut isnadının zayıf, Ahmed Muhamnıed Şâkir ise sahih olduğunu belirtir.

Abdullah b. Ca'fer'den (Radıyaüahüanh) nakledilen diğer rivayet için bk. 902/1772. hadis. Sened: -jii- ^ı 'Jt- "j^JiUi SiC ^ı [/■ öÇiL Gü- Jü U-& 'J> j^j-^1 J^ ^"J^

Sahih: Müsned, H/461, H.n'o:9898; Ebû Dâvûd, Salât, 166, H.no:928 (Hocası Ahmed b. Hanbel-den naklettiği hadislerden biridir. Ebû Dâvûd hocası Ahmed b. Hanbel'in şu değerlendir­mesini de ilave eder: "ki ı*i ^ij lj^& *;ti^ '^)\ "J^ İÇ^ jÛ-i Uj jJÜ ü °J: (&'} ili ^ j^î Jıî "), 929 (.ü, tjj ^a j '// u); Tahâvî, Müşkilü'l-âsâr, 1/264, Beyhakî, 11/260. Ayrıca bir sonraki 888/1758. hadise bk.

Bennâ, age., IV/133

aened: ou- je- j^-'/ -ui üÜU-

Sahih: Müsned, 11/461, H.no:9901; Senedde zikredilen Süfyan (b. Saîd b. Mesrûk) es-Sevrî'dir Cv. 161). Babası Saîd b. Mesrûk (v. 127) sika biridir. Ayrıca bir önceki 887/1757. hadise bk.

.651

Babamın şöyfe dediğini işittim:

Namazda iğrar (eksik kılma) yoktur, şeklindeki Rasûlullah'm (SaUatiahü aleyhi ve setlem) sözünü Ebû Amr eş-Şeybânî'ye sordum. Şöyle dedi:

'O hadis 'namazda gırar yoktur' şeklindedir. Gırarm manası da şudur: Namazda eksik (rekât) kaldığından kuşkulanan kişinin kesin ve tam bir kanaate ulaşıncaya kadar namazdan çıkmamasıdır.'

AÇIKLAMA

Hadis naklinde dikkatli olunmalı ve lafızlar doğru aktarılmalıdır. Yukarıdaki rivayette hemzenin fazla olduğu açıklanmıştır.Gırar (_■»>) ise noksanlık demektir65".

§Bü konudaki bazı hadisler:

1-Abdullah b. Malik b. Buhayne'den (Radıyatiahuanh): Rasûlullah öğle namazının ilk iki rekâtini tamamlamıştı, (oturması gerekir­ken) kalktı. Namazı bitirince iki secde daha yaptı, sonra selam verdi.

2-Ebu Hüreyre'den (Radıyalkıhüanh):

Rasûlullah namazın ikinci rekâtında selam verip bitirdi. Zü'1-Yedeyn (Radıyallahü anh) kendisine:

'Ey Allah'ın Rasûlü, namaz kısaldı mı yoksa unuttunuz mu?7 diye sordu. Peygamberimiz:

"Zü'1-Yedeyn doğru ma söylüyor? " dedi. Oradakiler:

'Evet!' diye cevap verdiler. Rasûiullah iki rekât daha kıldı, sonra selam verdi, sonra tekbir getirip iki secde daha yaptı. Bu İki secde diğer secdelerinin uzunluğun-daydı veya biraz daha uzundu. Sonra namazdan kalktı.

3-Muğîre b. Şu'be'den (Radtyallahit anh):653

Rasûlullah şöyle dedi:

"İmam, (yanılarak ikinci rekâtta oturacağı yerde diğer) rekâta kalkmaya teşebbüs eder ve tam doğrulmadan hatırlarsa, hemen otursun. Tam kalkıp doğrul-muşsa artık (geri dönüp) oturmasın, namazın sonunda sehiv secdesi yapsın."

§Sehiv secdesinin yerinde ihtilaf edildi:

1-îmam Ebû Hanife'ye göre Abdullah b. Mes'ûd rivayeti nedeniyle sehiv secdesi selamdan öncedir.654

2-L Malik'e göre Zü'1-Ycdcyn rivayeti nedeniyle ziyadeden dolayı yapılan sehiv secdesi selamdan sonradır.   İbn Buhayne rivayeti nedeniyle de noksanlıktan

650 İbnü'1-Esir, Nihaye, 111/356

151  Buharı, Sehv 1, 5 ; Ezan 145,147, Eymân 15 ; Müslim, Mesacid 85, (570) ; Ebû Dâvud. Salât 200, No: 1034,1035; Tirmizî, Salâl 288, No: 391; Nesâi, Sehv 21, No: 3,19, 20; 28, No: 3,^34, İftitâh 196, No: 2, 244 ; İbn Mace, İkâmet 131, No: 1206

152  Buharı, Sehv, 3,4,5, Mesâcid 88, Cemâ'at 69, Edeb 45, Haber-i vâhid 1; Müslim, Mesâcid 97, (573); Ebû Dâvud, Salât, 195, No: 1008, 1009, 1010, 1011, 1012; Tirmizî, Salât, 289, No: 394; 292, No: 399; Nesâî, Sehv, 22-23,. No. 3, 20, 26.

653  Ebû Dâvud, Salât, 201, No: 1036; Tirmizî, Salât, 269, No: 365.

654  Mergınâni, Hidaye, 1/80

dolayı yapılan sehiv secdesi de selamdan Öncedir, sonra teşehhüd okunup yeniden selam verilir.655

3-İ. Şafiî hadisleri toplar ve mücmel olanı açıklayan rivayete hamleder. Açıklayan ise Ebû Said ve Abdurrahman b. Avf rivayetleridir. Bu iki rivayetten anlaşılan yakîn (kesin) olanla amel etmek ve kalan rekâtı kılmaktır. Bunlardan anlaşılan ziyade sebebiyle olsa da sehiv secdesinin selamdan önce olmasıdır. Taharri ona göre yakîn manasındadır.

4-İ. Ahmed'e göre sehiv secdesi selamdan önce yapılır. Ancak unutarak se­lam verme ya da namazı zann-ı galibe güre tamamlama durumunda secde selamdan sonra yapılır. Ondan gelen diğer rivayet İmam Malik gibidir.6"""

§Hattabi şöyle dedi: Taharri iki durumdan evlasını ve doğruya yakınını araştırıp seçmektir.'

§Bennâ, İmam Nevevi'nin zikrettiği akı hadis ve diğerlerinin Müsned'de zikredildiğini belirtti.

§Sehiv secdesinden sonraki teşehhüdde ihtilaf edildi. 1-Bazılarına göre sehiv sedesinden sonra teşehhüd ve selam vardır. 2- Bazılarına göre de sehiv sedesinden sonra teşehhüd ve selam yoktur. Bu konuda yukarıda geçen imamların ihtilafına bakılabilir.

ŞSehiv secdesinin hükmünde ihtilaf edildi:

1-Hanefilere eöre vaciptir.

2-Malikilere göre noksanda vacip, ziyadede sünnettir.

3-Şafiîlere göre siinnetth\6S<

4-Hanbelilerde konu biraz tafsilatlıdır:

-Eğer mahalli dışında (Kur'ân, teşbih gibi) meşru bir kelam zikretmişse sehiv secdesi sünnettir.

-Sünneti terk ettiyse sehiv secdesi mubahtır.

-Unutularak fazladan rükû, secde, kıyam, (celse-i istirahat kadar da olsa) kuûd eklense veya namaz tamamlanmadan selam verilse, manayı zedeleyen bir hata yapılsa, bir vacip terk edilse bu durumda sehiv secdesi vacip olur.

* Namaz Kılana Gelen Şeytan Vesvesesi ve Kurtulma Yolları

 Jlî

 U -pj-üj f.Q*«î jj^ÇiJl IüJlbt UI

6* Sehnûn, Müdevvene, 1/128, 130 ^ Şirbini, Muğni'l-muhtaç, 1/213-214

7 İbn Müflih, Furû', 1/527 W İbn Abdilber, Temhid, XX/192

Nevevi, Mecmu', 4/154

İbn Kudame, el-Kafı, 169; İbrahim b. Muhammed, Menaru's-sebii, 1/103

Allah Teâlâ şöyle buyurdu:

"Ey Adem oğulları! Şeytan, ana-babanızı, ayıp yerlerini kendi­lerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyece­ğiniz yerden sizî görürler. Şüphesiz biz şeytanları, iman etmeyen­lerin dostları kıldık." (Arat; 7/27)

Şeytan insanları kandırmak ve hak yoldan uzaklaştırmak için her fırsatta gelir ve vesvese verir. Namaz, Kur'ân okuma ve her türlü ibadet sırasındaki bu saldırısına karşı yapılması gereken Allah'a sığınmaktır. Ayrıca gücü yettiği kadar kişinin bu vesveseyi giderecek söz ve hareketlerde bulunması gerekir. Kur'ân'da Allah Teâlâ bizi sürekli şeytana karşı uyarmakta, hatta Kur'ân tertibinde en son olan Felak ve Nas sureleri gibi özel surelerde de bu vurgulanmaktadır. Rasûlullah döneminde de şeytanın vesvesesine maruz kalan sahabiler olmuşta. Aşağıda onlarla ilgili haberler zikredilmektedir.

Sehiv Secdesi

285

889/1759- Ömer b. Ebû Bekir b. Abdurrahman b. Haris babasından nakletti:661

Ammar (b. Yasir) (Radıyaliatm <mh) iki rekât namaz kıldı. Ona Abdurrahman b. Haris:

'Ey Ebu'l-Yakazân! İki rekâtı hafif kıldığım görüyorum' deyince Ammar:

'Onun şartlarından bîrini eksik mi yaptım?' Abdurrahman:

'Hayır, fakat iki rekâtı hafif kıldın.' Ammar:

'Unutma (şeytanın vesvesesi)662 tehlikesini hissettim/çabuk kıldım. (Çünkü) ben Rasûlullah'ın (Satiaiiahü aleyhi ve setlem) şöyle dediğini duydum:

"Bir adam namaz kılar, ancak namazından (sadece) onda biri, do­kuzda biri, sekizde biri, yedide biri...(son sayıya kadar saydı) o kişiye ait/ faydalı olur. '"

§îkinci tarikle gelen rivayet:

İbn Lâs el-Huzâi'den:

Ammar b. Yasir mescide girdi ve orada hafifçe iki rekât namaz kıldı, namazı tamamladı. Sonra oturdu. Biz de ona doğru gittik ve yanına oturduk. Sonra dedik ki:

cEy Ebu'l-Yakazân! Şu iki rekâtı gerçekten hafif kıldın?' Bunun üze­rine Ammnr (Radtyaiiahıimıh) şöyle dedi:

;O iki rekâtta şeytanın bana musallat olması (tehlikesini) hissettim/ça­buk kıldım ...(hadisin devamını zikretti).'

Sahih: Müsned, IV/319, H.no: 18781; İkinci rivayet için bk. IV/264, H.no:18239; Benzer riva­yetler için bk. IV/264, H.no: 18240; IV/321, H.no: 18796; IV/264, H.no: 18241:

 jji'C'ı J ı'> ı\i'

 jj

 iiı ^ Zaili} u='_jr;,__^î)i  j ^

£6m DâviÂi, Salât, 124, H.no:796; Abdullah b. Mübarek, ZUM, 459: Tayâlisî, s.90. H-rıo:650; Nesâît Sehv, 62. H.no:1303-1304; Münzirî, r^rg», 1/201-202. j         Ebu'l-Yeser Ka'b b. Amr es-Selemf den (Raclıyallahüanh) şahidi için bk. 74/944. hadis. ş'Bennâ, age., İV/138

890/1760-Ebû Ala b. eş-Şihhîr'den:663

Hz. Osman (Radıyallahüanh) dedi ki:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Benimle namazım ve kıraatim arasına şeytan

girdi.' RaSUİUİlah (SallallahUaleyhi veseliern) \

"Bu kendisine Hanzeb denilen bir şeytandır. Onu hissettiğinde ondan Allah'a sığın ve sol tarafına üç kere tükür" dedi. Hz. Osman ekledi:

'Böyle yaptım, izzet ve celal sahibi Allah onu benden uzaklaştırdı.'

AÇIKLAMA

Hz. Osman bu rivayette, şeytanın araya girmesini vesveseden kinaye olarak kullanmaktadır. Peygamberimiz de namazı bozan bu şeytana Hanzeb denildiğini ha­ber veriyor. Hanzeb; kokmuş/bozulmuş et parçası, demektir ki cahiliye döneminde bir kişiyi zemm (aşağılamak) için kullanılırdı.664

Bu rivayetlerden namazda huşûun önemli olduğu anlaşılmaktadır. Hatta na­mazda huşûun bozulması durumunda namazın kısa tutulması caizdir. Değilse şeytanın oyuncağı olma söz konusudur. Bu durumda yapılması gereken namazı kısa tutmak ya da şeytanın şerrinden Allah'a sığınmak ve soi tarafa hafifçe üç kere tükürmektir. Ancak namazda amel-i kesir yasaklandığı için buradaki tükürmenin çok hafif olduğu anlaşılmaktadır. Kötü rüya görme durumunda da Peygamberimiz bu şekilde emret­miştir. Bu fiil hem şeytana bir eziyettir, hem de o kişinin içinde bulunduğu durum­dan kurtulmasına, moral kazanmasına bir sebeptir.

* Dört Rekâtlık Farz Namazda Yanılarak (kinci Rekâtta Selam Vermek ve İlgili Zü'1-Yedeyn Rivayeti

 

Sahih: Müsned, İV/216, H.no:17823; Müslim, Selâm, 68; Tabcrânî, el-Mıı'cemü't-kebîr, K/43, H.no:8368: Osman b. Ebu'l-As'tan nakledilen bir başka rivayetin metni şöyledir:

^i_^ij   Jiı «j _^1 Jji »Ü   j jiT Li «iiı C_jjij Üli ^Jjü Jlî ajti U ji -^ <îj-ü t »ili j^«; i^t1 Jij ^j'y jr-'

Müsned, IV/21, H.no:16221, 16227; İV/217, H.no:17832 ( ^Stî tfi il^ > ii^i ^

iİCJ JT ^ i*( t; > > o-jÂîj Jlı ;> î>( jij ^iy ^ v. jj^î); IV/216, H.no: 17824; Mö/ijt, Salât,

1754; £6d Dâviîrf, Tıb. 19. H.no:3891; 7în««f. Tıb, 29. H.no:2()80 (lıasen-sahih); İbn Mace,

Tıb, 36. H.no:3522.

1164 InüM-Esir, Mhave, 11/83, V/13

891/1761-Muhammed (b. Sîrin), Ebû Hüreyre'den (Radıydiahümh) nakletti:

665

■ Sened: ±*             J J        ^ j

Sahih: Müsned, 11/234-235, H.no:7200; İkinci rivayet için bk. 11/248, H.no:7370; Üçüncü rivayet için bk. 11/271, H.no:7653; Dördüncü rivayet için bk. 11/386, H.no:8987; Beşinci rivayet için bk. 11/423, H.no:9431; Altıncı rivayet için bk. 11/459-460, H.no:9887; Benzer rivayetler için bk. 11/247, H.no:7368; H/532. H.no:10831; 11/468, H.no:9997; 11/447, H.no:9739; 11/284, H.no:7807; Mâlik, Salât, 210-211; Buhârİ, Salât, 88; Ezan, 69; Sehv, 3-5; Edeb, 45: Âhâd, 1; Müslim, Mesâcid, 97; Ebû Dâvûd, Salât, 189, H.no:1008, 1014-1015; hrmizî, Salât, 107. 172, 175, H.no:297, 394, 399; Nesâî, Sehv, 22-23, H.no: 1222-1228, 1231; İbnMâce, İkâme. 134, H.no: 1214; Cihâd, 39, H.no:2859; Dârimi, Salât, 175. H.no:1504-1505 (i'X) _J IjlA^ 'Js'j ^'-J^ '^ J. jjü -v- S*1 JJ1^'1 >)'. Beyhakî, 11/357.

Ek: (Z.) el-Hirbâk b. Amr b. Nadlc es-Sülemî el-Huzâî (Zü'l-yedeyn)'den (Radıyallahü anh) şahidi:

j* 'Jli oCj flj^li jjjJi i^i lijJl^-  vt ÎİL-O l^ln oJl Jü jLJLj  -jj ^J*j j1^1' J^ J^1 lji j~^ j^-^~ *^' -1-* '-'■A^ (j) Ulii JjJl  ji  Jj^ U jLu  L^Iİ «İ!l  ^j ^ij jSj" ^i  Js- Jjİ p  '- .,,  '■  Üj ilİtaJl ^^Ui U Jü  C^J r' i1^1 ■^"^' jî^O1

Bk. Müsned, İV/11, H.no:16653 (z.) -16654 (z.); Senedindeki Ma'dî b. Süleyman zayıf, Şuays b. Mutayr ve babası Mutayr ise mechûl râviler olduğu İçin isnadı zayıftır. Heysemî "Ma'dî b. Süleyman'dan ki bu zat sika idi" diye başlayarak zikrettiği rivayetin sonunda Abdullah b. Ahmed b. Hanbel'in Müsned'e yazdığı ziyadeler arasında geçtiğini, senedindeki Ma'dî b. Süleyman'mn Ebû Hatim tarafından "şeyh" olarak değerlendirildiğini, Nesâî'nİn ise zayıf saydığını ifade eder. Bk. Mecmu', 11/150-151. el-Hırbâk es-Sülemi, Zü'l-yedeyn olarak

Rasûlullah (dört rekâtlık) gündüz namazlarından birisini kılıyordu. (Ebû Hüreyre bu namazı zikretmişti. Ancak (râvi) İbn Sîrin bunu hatırlaya-madı.) İki rekâtı kılınca selam verdi. Mescidin ön tarafına konulmuş kütüğün yanına geldi. (Bir rivayette: Kıble tarafında bulunan kütüğün yanına geldi ve sırtını ona dayadı.) Elini onun üzerine koydu. Öfkeli gibiydi. Mescidin kapısından hızla çıkanlar 'Namaz kısaldı' diyorlardı., bunların içinde (durumu Rasûlul-lah'a) sormaktan hicap duyan Hz. Ebû Bekir ve Ömer de vardı. Cemaat içinde iki eli/kolu uzun olan bir kişi vardı ki ona Zü'1-Yedeyn (uzun kollu) diyorlardı. Bu kişi dedi ki:

"Ey Allah'ın Rasûlü! Unuttun mu yoksa namaz mı kısaldı?' Rasûlullah

{SatlaUahÜ aleyhi ve seilem j '.

"Unutmadım, namaz da kısalmadı" dedi. Zü'1-Yedeyn:

'Sen sadece iki rekât kıldın.1 Rasûlullah:

''(Durum) Zü'l-Yedeyn'in dediği gibi mi?" deyince cemaat:

'Evet' dediler.

Rasûlullah geldi, terk ettiği rekâtları kıldı, sonra selam verdi, sonra tek­bir aldı ve secdeye gitti, secdesi önceki secdeleri gibiydi veya daha uzundu. Sonra başını kaldırdı ve tekbir aldı (oturdu).

*Muhammed (b. Sîrin)e; (Rasûlullah sehiv secdesinden)666 sonra selam verdi mi? şeklinde sorulunca dedi ki:

Bana haber verildiğine göre Tmran b. Husayn şöyle dedi: '...sonra selam verdi.'

§Aym râviden ikinci tarikle gelen benzer rivayet: Muhammed b. Sîrin nakletti:

Ebû Hüreyre'nin (Radıyallahüanh) şöyle dediğini işittim: (Rasûlullah) (Saihiiahü aleyhi ve seüem) gündüz namazlarının birini kıldı. O na­maz öğleydi, (zannedersem) galiba ikindiydi.. .(Önceki geçen rivayeti zikretti.)

§Aynı râviden üçüncü tarikle gelen benzer rivayet:

Ebû Hüreyre'den (Radıyallahüanh):

Rasûlullah (SaüaUaM aleyhi ve seilem) öğle ya da ikindiyi kıldı ve iki rekâtta selam verdi. Ona, Zühre oğullarının müttefiki olan Zü'ş-Şîmâleyn b. Abdüamr:

'Namaz azaltıldı mı yoksa unuttun mu?' dedi. Hz. Peygamber:

"Zü'1-Yedeyn ne diyor?" deyince etrafındakiler:

'Ey Allah'ın Peygamberi! O doğru söyledi' dediler. Bunun üzerine Hz. peygamber onlara eksik kalan iki rekâtı kıldırdı.

tanındığı gibi Zü'ş-şimâleyn, Tavîlü'l-yedeyn olarak da bilinmektedir. Ebû Hüreyre'den ve Imrân b. Husayn'dan nakledilen rivayetler el-Hırbak Zü'1-yedeyn hadisini kuvvetlendirmektedir.

İmrân b. Husayn'dan (Radıyallahüanh) nakledilen rivayet için bk.893/1763. hadis.

Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh) nakledilen bir başka rivayet için bk. 882/1752 ve 901/1771. hadisler. û6fiBennâ, age., IV/143

Sehiv Secdesi

§Aynı râviden dördüncü tarikle gelen benzer rivayet: Rasûlullah (Saiiaiiaha aleyhi ve seiiem) öğleyi iki rekât kıldı, sonra selam ver­di. Oradakiler:

'Namaz kısaltıldı mı?' deyince Hz. Peygamber kalktı iki rekât daha kıldı, selam verdikten sonra iki secde daha yaptı.

§Aynı râviden beşinci tarikle gelen benzer rivayet:

Rasûlullah'la (SaiialiaM aleyhi ve seüem) birlikte öğle namazı kılıyordum. İki rekâtta selam verdi. Süleym oğullarından biri kalktı ve şöyle dedi:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Namaz kısaltıldı mı yoksa sen mi unuttun?' Rasûlullah:

"Kısaltılmadı ve ben de unutmadım." Zü'1-Yedeyn:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Sadece iki rekât kıldın.'

Rasûlullah etrafındakilere:

"Zü'l-Yedeyn'in dediği doğru mu7" diye sordu, onlar:

'Evet' dediler.

Bunun üzerine Hz. Peygamber kalktı ve onlara diğer iki rekâtı da kıldırdı.

*(Seneddeki râvilerden) Yahya (b. Ebû Kesir) ekledi: Damdam b. Cevs'ten: O, Ebû Hüreyre'nin şöyle dediğini işitti: '...sonra Rasûlullah iki secde daha yaptı.'

§Aynı râviden altıncı tarikle gelen benzer rivayet:

(Z.) Rasûlullah (Saüaiiahü aleyhi ve seilem) bize ikindi namazını kıldırdı ve iki rekâtta selam verdi. Zü'1-yedeyn kalktı ve şöyle dedi:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Namaz kısaltıldı mı yoksa sen mi unuttun?' Rasûlullah:

"Bunlardan hiç biri olmadı." Zü'1-Yedeyn:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Bunlar oldu.'

Rasûlullah etrafındakilere:

"Zü'l-Yedeyn'in dediği doğru mu?" diye sordu, onlar:

'Evet' dediler.

Bunun üzerine Hz. Peygamber kalan iki rekâtı tamamladı, sonra otur­duğunda iki secde daha yaptı.

NOT: Ebû Hüreyre'den allı farklı tarikle gelen rivayetler birbirlerine benze­mektedir. Ancak bazı farklı kısımlar da bulunmaktadır. Bu rivayetlerden o dönemde vaki olan olayın daha doğru anlaşılması imkânı doğmaktadır. Bu nedenle İmam Ahmed b. Hanbel Müsned'inde aynı râviden farklı tariklerle nakledilen haberleri aldı, bu bütün muhaddislerin metodudur ki zikredilen rivayet kuvvetlensin., farklı yönler ortaya çıksın. Bennâ da bunları zikrettiği için biz de bunları tertibe almayı uy­gun bulduk.

892/1762-Atâ'dan:6fı7

(Abdullah) b. Zübeyr (Radıyaiiahu anhüma) akşam namazını kıldırdı. İki re­kâtta selam verdi ve Hacer-i esvede dokunmak için kalktı. Oradakiler teşbih getirdiler (sübhanallah dediler). İbn Zübeyr:

'Size ne oluyor?' dedi. (Durumu Öğrenince) kalan rekâtı kıldırdı, se­lam verdi ve iki secde daha yaptı. Bu durum İbn Abbas'a (Radıyaitaha anhüma} zikredilince :

'(İbn Zübeyr) Peygamberinin sünnetinden ayrılmamış1 dedi.

AÇIKLAMA

Rivayette geçen istdeme {^J) temas etmek/dokunmak manasmdadır ki bu da öpmek ya da e! ile dokunmak şeklinde olur.668 Hacla ilgili bazı kitaplarda işaret etmek şeklindeki terceme doğru değildir. İşaret etmek eşara (_,uî) fiili ile zikredilir.

667 Sened:   k- 'j- \*L. l^ jifiı iş ûîi

Sahih: Müsned, 1/351, H.no:3285; Heysemî. hadisin Ahmed b. Hanbel, Bezzâr ve Taberânî (Kebîr ve Evsat'ında) tarafından nakledildiğini, Ahmed b. HanbePin râvilerinİn sahih hadis ricali olduklarını belirtir. Bk. Mecmu', 11/150.

Matar'ın Atâ'dan rivayetleri zayıftır. Fakat Matar'ın mütâbilerİ vardır. Atâ b. Ebû Rabâh'tan Asel b. Süfyan et-Temîmî, Âmir. Eş'as ve Hemmâm gibi râvİler de nakletmişü'r.

j^^Jı _. &\ j_i LU ;jyi jji; «™Jı jU   ^^-; -Ji i.    1~b   .^ j__-    ^ iL.İ L> ^'^j ^j;Jı ^_-    ıo ^j^-'1' J^

Bk. Tamim, s.346, H.no:2658; Beyhakî, es-Süneriii't-kübrâ, 11/360:

/&n EbîŞeyhe, 1/392, H.no:4504; Taberfınî, el-Mu'cemü'l-evsat, VI/21. H.no:5674; «/ Mu'cemü'l-kebîr, XI/199, H.no:11484;

£öw yio'M, IV/466, H.no:2597, 168 İbnü'1-Esir, M/îaye, H/395; Râzi, Muhtanis-Sıhah, 311; İbnManzûr, Usanü'l-Arab, Xll/297

gehiv Secdesi    __                                                                                            293

§İmam Ncvevi (v. 676/1277) bu rivayetlerin şerhinde şöyle dedi:669

Burada birçok faide ve kaideler bulunmaktadır. Bunlar şunlardır:

1-Bazı fiiller ve ibadetlerde peygamberler yanılabilir veya unutabilir.

2-Cemaatin huzurunda olan bir olay tek kişi tarafından haber verildiğinde oradakilere de sormak ve teyid ettirmek gerekir.

3-Sehiv secdesi iki secde ile olur ve her secdeye giderken tekbir getirilir. Namazdaki ziyadeden dolayı sehiv secdesi selamdan sonra yapılır. (Bu konudaki ihtilaf aşağıda zikredilecek.)

4-Selamdan sonra namaz ile ilgili kısa konuşma namazı bozmaz. Bu cumhur ulemanın görüşüdür. Ancak İmam Ebû Hanife ve ashabı, ayrıca Sevrî'ye göre unu­tularak ya da bilmeden olan konuşmalar da namazı bozar. Bu konuda İbn Mes'ûd ve Zeyd b. Erkam rivâyetleriyie amel edilir. Onlann delilleri:

-Zü'1-Yedeyn rivâyetindeki konuşmanın cevazı ile ilgili hüküm mensuhtur (hükmü kaldırılmıştır). Onu nesh eden İbn Mes'ûd ve Zeyd b. Erkam rivayetleridir. Çünkü Zü'1-Yedeyn Bedir savaşında şehil edildi. Ebû Hüreyre'nin sonra Müslüman olması ve bu olayı nakletmesi garip değildir, çünkü sahabe birbirlerinden bu şekilde nakiller yapmaktadır.

-Buna İbn Abdİlber (v.463/1071) Temhid'de şöyle cevap verir:

a-Ebû Hüreyre hadisinin İbn Mes'ûd hadisiyle mensuh olması doğru değildir. Çünkü İbn Mes'ûd rivayeti herkesin bildiği gibi Habeşistan hicreti dönüşü Mekke'de sadır olmuştur. Ama Zü'1-Yedeyn'in zikrettiği olay Medine'de oldu.

b-Zeyd b. Erkam hadisinin Ebû Hüreyre hadisinden sonra olduğuna dair bir açıklama yoktur. Araştırmalar onun Ebû Hüreyre hadisinden önce olduğunu gösterir.

c-Ebû Hüreyre hadisinin şahidinin olmadığı doğru değildir. Zü'1-Yedeyn rivayeti ayrıca Abdullah b. Ömer, Muaviye b. Hudeyc, İmran b. Husayn ve İbn Mes'ade gibi sahabilerden de nakledilmiştir. (Ancak îmran b. Husayn'dan gelen ri­vayette kılınan rekât sayısı üç olarak geçmekte, ve Muaviye b. Hudeyc'den gelen rivayette de soran kişi Talha b. Ubeydullah olarak zikredilmektedir.670)

d- Zü'İ-Yedeyn'in Bedir savaşında öldürülmesi görüşü hatalıdır. Çünkü Bedir'de şehit edilen Zü'ş-Şimaleyn'dir. İbn İshak ve diğer siyer alimleri bu şekilde zikretmişlerdir. İbn İshak, Zü'ş-Şimaleyn'in adının Zühre oğullarının müttefiki Umeyr b. Amr olduğunu belirtir. Zü'1-Yedeyn, Müslim'in rivayetinde Süleym oğullarından olarak, nakledilir. Halbuki Zü'ş-Şimaleyn Huzaî kabilesindendir. İki kişi tamamen farklıdır. Zühri'den gelen Zü'ş-Şimaleyn rivayetinin mütabii yoktur. (Burada İbn Abdilberr'e katılmak mümkün değildir. Çünkü zayıf da olsa Nesâi de bu rivayetin mütabii bulunmaktadır.671) Zühri'nin bu rivayetinde ızdırap vardır. Müslim bu rivayette Zühri'nin hataya düştüğünü belirtti. Çünkü Zü'1-Yedeyn Bedir'de öldürülmedi.

§Eğer burada niçin sadece Zü'1-Yedeyn konuştu denilirse şu şekilde cevap verilir:

Diğerleri namazdan kalan olduğu konusunda emin olmayabilirler ya da namazın kısaltıldığını zannedebilirler.

670 Bk. Şerhu Sahihi Müslim, V/71

67j Bu rivayetler için bk. Müsned Tr. 893/1793 ve 894/1794 nolu hadisler. Nesâi, es-Sünenü'l-Kübra, 1/200, No: 561

294                                                                        ________       .______        Sehiv Secdesi

§Hz. Peygamber Zü'l-Yedeyn'den duyduğunu niçin cemaate tekrar sormuş­tur, denirse şöyle cevap verilir: Ez. Peygamber onların da hatırlamasını ve olayı tasdik etmesi istemektedir ki olay kesinlik kazansın. Onlar da tasdik edince kalkıp namazın kalan kısmını kılmıştır.

§Mescitten çıkanlar bazı rivayetlerde geçtiği gibi geri dönüp Rasûlullah'a uymuşlar ve namazlarını tamamlamışlardır.

672

* Selam Verdiğinde Namazından Bir Rekât Eksik Kıldığını Anlayanın Durumu

893/1763-İmran b. Husayn'dan (Radtyaliahüanh):  '

Hz. Peygamber (Satiatiahü aleyhi ve selim) ikindi namazının üç(üncü) rekâtında selam verdi. Sonra kalktı ve odasına girdi. Eli uzun olub da Hırbak diye çağırılan bir adam ona doğru gitti ve :

'Ey Allah'ın Rasûlü!' diye seslendi. Rasûiuüah onun yanına çıktı. Bu kişi (namazda) yapılanı anlattı. Hz. Peygamber geldi ve.

"Bu kişi doğru mu söylüyor?'1 dedi.

672 İbn Abdilber, Temhid, î/353-354; Nevevi, Şerha Sahihi Müslim, V/71-72; Bennâ, age..

İV/i 47-148

' " Sened: _i$Iiı ^J \i <^ui J 'j- cuJı Uıi- li-u- _^lJ-ı CjJ^-

Sahih: Müsnecl İV/427, H.no:19714: Benzer rivayetler için bk. IV/431. H.no:t9754; IV/440-

441, H.no: 19845: Müslim. Mesâdd,   101: Ebû Dâvûd, Salâl.   1X9,   196, H.no:10l8,   1039:

Tîrmizî, Salât,  173. H.no:395 (hasen-garib); Nesûî, Sehv, 23, H.no:1234~I235; İbn Mâce,

İkâme, 134. H.no:1215.

EbÛ HUreyre'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk. 882/1752. 891/1761 ve 901/1771. hadisler.

el-Hııbâk es-Sülemî (Zü'l-yedeyn)'den (Radıyallahü anh) şahidi için de Ebû Hüreyre'den nakledilen 891/1761. hadisin tahricine bk.

Sehiv Secdesi                                                                                                                      295

Oradakiler: 'Evet' deyince kılmadığı rekâtı kıldı, sonra selam verdi, sonra iki secde daha yaptı, sonra (tekrar) selam verdi.

NOT: Bazı rivayetlerde hurma kütüğüne gittiği zikredilirken, burada da odasına girdiği zikredilmektedir. Burada râvinin Rasûlullah'ın odasına girdiğini zan­netmesi ya da unutması söz konusu olabilir. İki ayrı oiay olması uzak bir ihtimaldir. Ya da önce kütüğün yanına gitmiş, sonra da odasına girmiş olabilir. Doğrusunu Allah bilir.

894/1764-Muâviye b. Hudeyc'den (Radıyallahüanh):674.

Rasûlullah (Saiiaiiahü a/eyiû ve sellem) bir gün namaz kıldı, namazı bitirdi­ğinde (selam verdiğinde) bir rekât kalmıştı. Bir adam onun yanına geldi ve dedi ki:

'Namazdan bir rekât unuttun.' Bunun üzerine Hz. peygamber mescide geri döndü, Bilâl'e kamet etmesini emretti, sonra da cemaate o bir rekâtı kıldırdı. Bunu insanlara bildirince bana:

'Sen o adamı tanır mısın?1 dediler. Ben.

'Onu görsem tanırım' dedim. Sonra o kişi yanıma uğradı, ben:

'İşte bu o' dedim. Bunun üzerine:

'O, Talha b. Ubeydullah' dediler.

NOT: Buradaki rivayetle İmran b. Husayn ve Ebû Hürcyre rivayeti farklılık arz etmektedir. Muaviye b. Hudeyc'in zikrettiği olay Zü'l-Yedeyn rivayetinden farklı olsa gerek. Çünkü bu şekilde unutma bir kaç kere vaki olmuş olabilir. İbn Huzeyme ve bazı alimler bu görüştedirler.

Sahih: Müsnecl, VI/401, H.no:27129; Ebû Dâvûd, Salât, 190. H.no:1023: Nesâî, Ezan, 24, H.no:662; İbn Huzeyme, 11/128, H.no:1052; Taberânî, d-Mu'cemü'l-kebîr, XIX/43l, H.no:1048; B            11/359.

296                                                                                                            Sehiv Secdesi

§Bu rivayetlerden mescidin dışına çıkılması halinde de namazla ilgili konuş-maların namazı bozmayacağı ve dönüp kalan rekâtın kılınmasının caiz olduğu anla­şılmaktadır. Ancak bu şekilde namazın tamamlanmasına cevaz veren müctehidler aradaki sürenin fazla olmaması gerektiğini söylediler.

* İlk Teşehhüdde Oturmayı Unutup Ayağa Kalkan Kişi Geri Dönmez, Namaza Devam Eder

895/1765- Abdurrahman el-A'rac'dan:

676

675Bennâ, age.,IV/150

676 c       j     '       - .     ,..,;„.      ,.  ı , ,

Sahih: Müsned, V/345, H.no:228I6; Diğer rivayet: V/345-346, H.no:22827; İkinci rivayet: V/345, H.no:228l7; Ziyâdeli rivayet: V/346, H.no:22828; Benzer rivayetler için bk. V/345, H.no:22826; V/346, H.no:22829-22830; Mâlik, Salât. 218-219; Buharı, Ezan, 146; Müslim,

Sehiv Secdesi__                                                      ___________V________  297

Abdullah b. Buhayne (RadıyaUahüanh) kendisine şöyle nakletti: Rasûluİlah (Saiiaiiaha aleyhi ve seiiem) öğle namazının ikinci rekâtında otur­mayı unutup ayağa kalktı. Namazı bitirip selam verdikten sonra iki secde da­ha yaptı, sonra selamla namazını bitirdi.

(Bir rivayette;) Kalan iki rekâtı kıldıktan sonra insanlar onun selam vermesini beklediler. O tekbir getirip secdeye gitti, sonra tekbir getirip tekrar secdeye gitti, sonra da selam verdi.

§Aynı râviden ikinci tarikle gelen rivayet:

İbn Buhayne'den:

Rasûluİlah (Saiiaiiahü aleyhi ve seiiem) bize namaz kıldırdı, ki onun ikindi olduğunu zannediyoruz. İkinci rekâtta teşehhüde oturmadan ayağa kalktı. Selamdan önce iki secde daha yaptı.

(Bir rivayetteki ek;) Rasûluİlah oturması gereken yerde ayağa kalktı. Namazı tamamlayınca selamdan önce oturduğu halde secde yaptı, her secde­de tekbir getiriyordu. Cemaat de onunla birlikte unuttuğu oturmanın yerine iki secde daha yaptı.

NOT: Buradaki secdenin sebebinin teşehhüd olmayıp, oturmak olduğu râvi tarafından zikredilmektedir. Hatta bir kişi bu görüşe göre bir miktar otursa, teşehhüd okumasa bile sehiv secdesi yapmaz. Bu İmam Şafiî ve bazı alimlerin görüşleridir.077

896/1766-Muaviye b. Ebû Süfyan {RadıyaliaManh) anlattı:e7S Kendisi onlara önlerinde namaz kıldırdı. Oturması gereken yerde ayağa kalkınca insanlar teşbih getirdiler (sübhanallah dediler). Muaviye namazını tamamladıktan sonra oturduğunda iki secde daha yaptı. Sonra minbere otur­du ve şöyle dedi:

Mesâcid, 85-87; Ebû Dâvûd, Salât, 194, H.no:1034; Timizi Salât, 171, H.no:391 (hasen-sahih); msâî, Tatbik, 106, H.no:1175; Sehvi 21, H.no:122(M221; İbn Mâce, İkâme, 131, H.no: 1206-1207; Dârimi, Salât, 176, H.no:1507-1508.

677         Muğîre b. Şu'be'den (Radtyallahüanh) şahidi için bk. 897-898/1767-1968. hadisler. Bennâ, age., IV/151

Sahih: Müsned, IV/100, H.no:16857; Benzer rivayet için bk. IV/100, H.no:16855; Nesâı. Sehv, 27, H.no: 1258; Taberânî, el-Mu 'cemü'l-kebu\ XlX/334, H.no:769.

298                  _________________________________________     Sehiv Secdesi

'Ben Rasûlullah'ı (Saitaiiaha aleyhi veseiiem) şöyle derken dinledim: "Kim namazından bir şeyi unutursa bu iki secde gibi iki secde   daha yapsın!'"

NOT: Bu hadisin umum manasına bakıp yanı I manialıyız. Rükünlerin eksikli­ğinde sehiv secdesi yeterli değildir. Çünkü onlar olmazsa olmaz niteliğinde namazın parçalandır. Ancak birinci teşehhüd gibi rükün olmayan fiillerin unutularak terkinde sehiv secdesi yeterlidir/'79

897/1767-Ziyad b. Ilâka anlattı:68"

Bize Muğire b. Şu'be (RadıyaUaha ank) namaz kıldırdı. İki rekât kıldıktan sonra (oturması gerekirken) ayağa kalktı, oturmadı. Arkasında bulunan kişi teşbih getirdi (sübhanallah dedi). Muğire onlara kalkın diye eliyle işaret etti. Namazını bitirince selam verdi, sonra iki secde daha yaptı ve selam verdi. Sonra şöyie dedi:

'Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve setiem) İşte böyle yaptı.'

6™Bennâ, age., IV/151 Sened:

Sahih: Müsned, İV/247, H.no:18081; Benzer rivayetler için bk. IV/253, H.no:18132; IV/248, H.no:18091; IV/254, H.no:18148; Buharı, Vudû', 60; Ebû Dâvûd, Salât, 195, H.no:1037; Tirmizî, Salât, 152, H.no:364 (Tirmizî bu rivayeti İbn Ebî Leylâ - Şa'bî kanalı ile nakleder ve rivayeti verdikten sonra şunları dile getirir: "Bu konuda Ukbe b. Âmir, Sa'd ve Abdullah b. Bühayne'den de nakiller vardır. İbn Ebî leylâ'nın hafızası sebebi ile âlimler onu tenkit ettiler. Ahmed b. Hatibe!: 'İbn Ebî leylâ'nın hadisi İle delil getirilmez1, Muhammed b. İsmail (Buhârî): 'O. sadûk biridir, fakat ondan hadis rivayet etmem. Çünkü o sahih ile zayıf hadisi ayırt edeme­mektedir' derler. Câbir el-Cu'fî kanalı ile nakledilenler ise zayıftır. Çünkü bu râviyi Yahya b. Saîd ve Abdurrahman b. Mehdî metruk saymışlardır") - 365 (hasen-sahih); İbn Mâce, İkâme. 131. H.no:1208; Dârimi, Salât. 176, H.no:1509.

Muğîre b. Şu'be'den diğer bir rivayet için bk. 898/1968. hadis.

Sehiv Secdesi                                        __                      _____                       299

898/1768-681 Muğire b. Şu'be'den (Radıyallahuanhy.

Rasûîullah (Saiiaiiahü aleyhi ve seiiem) bize öğle ya da ikindi namazında imam­lık yaptı. (Oturması gereken yerde) ayağa kalktı. Biz 'sübhanallah' dedik. O da 'sübhanallah' dedi ve kalkın diye eliyle işaret etti. Sonra şöyle dedi:

"Sizden biri ayağa kalkarken (oturması gerektiğini) hatırlarsa otur­sun. Ayağa tam kalktığında ise oturmasın."

AÇIKLAMA

Bu rivayetlerden istinbat edilen hükümler:

1 -İlk. leşehhüd namazın rükünlerinden değildir. Terki durumunda sehiv sec­desi yeterlidir, namaz fasit olmaz. Bu İmam Ebû Hanife, Malik, Şafiî ve cumhur ulemanın görüşüdür. İ. Ahmed ve Zahirilere göre ilk teşehhüdde oturmak da farzdır, ancak son teşehhüd kadar kuvvetli değildir. Çünkü son teşehhüdü terk etmekle namaz bozulur, ancak ilk teşehhüdü terk etme durumunda sehiv secdesi yeterlidir.682

2-Namaz kılan kişinin ilk teşehhüdde oturması gerekirken ayağa kalkması durumunda eğer tam ayağa kalmamışsa geri döner/oturur, fakat tamamıyla ayağa kalkmışsa dönmez/oturmaz. Tamamen ayağa kalktığında dönüp oturursa namazı fasit olur. Bu Hanefi ve Şafiî alimlerin görüşüdür. İmam Nevevi cumhurun görüşü­nün de bu şekilde olduğunu ifade etti. Eğer bu kişi geri dönmenin haramlığını ve na­mazı bozacağını bilerek dönüp oturursa namaz bozulur.

îlk teşehhüdde ayağa kalkmaya çalışan kişi tam ayağa kalkmadıkça oturur. Bu kişi cumhura göre sehiv secdesi yapmaz. Kaffal ve bazı alimler ise bu durumda eğer kıyama yakınsa sehiv secdesi yapar, oturmaya yakınsa secde yapmaz, dediler.

Malikilere göre unutarak ayağa kalkma durumunda bu kişinin elleri ve dizleri yerden ayrılmadıkça döner/oturur. Kendisine de sehiv secdesi gerekir. Eğer bu zikre­dilenlerle birlikte yerden ayrılmış ve ayağa kalkmışsa geri dönmez/oturmaz. Namaza ayakta devam eder. Bu durumda geri dönüp oturan kişinin namazını bozulması

Hasen: Müsned, İV/253, H.no:18138; Benzer rivayet için bk. IV/253-254, H.no:18139 (»û ıîj ^i—Ji Jj^, i^Ljj \jij di lju jU£.ı liij ^ui &\i ^=LJ 'çjj '(S'^); Ebû Dâvûd, Salât, 195, H.no: 1036 (Bu râvînin benim kitabımda bu (sehv) hadisinden başka hadisi yoktur. -Münzirî de bu zâtın hadisleri ile delil getirilemeyeceğini belirtir.-); İbn Mâce, İkâme. 131, H.no: 1208.

Senedinde Câbir el-Cu'fî bulunmaktadır. Câbir b. Yezİd b. el-Hâris el-Cu'fî (v. 128/746) sebebiyle rivayet zayıftır. Bu râviyi Şu'be ve Süfyân sika, ekseriyet zayıf saydı. EkMecma', i/241. Tirmizî altı, Ebû Dâvûd iki, İbn Mâce 16, Dârimî üç ve Ahmed b. Hanbel 97 rivayetini nakletti. Zehebî, Câbir b. Yezîd el-Cu'fî hakkında Şîa âlimlerinin ileri gelenlerinden biri oldu­ğunu, sadece Şu'be'nin sika saydığını, hadis hafızlarının bu zâtı terk ettiklerini söyler" dedi­ğini nakleder. Bk.Kâşif, Trc. no:739. Fakat Ebû Dâvûd, Diyet bahsinde (H.no:4580) mütâbaat olarak da olsa bu râvinin hadisine yer vermiştir. Tirmizî, Câbir el-Cu'fî hakkında "Alimler »adisini zayıf saydılar. Yahya b. Saîd ve Abdurrahman b. Mehdî bu râviyi terk ettiler. Hocam Cârûd Vekî'in şöyle dediğini nakleder: "Şayet Câbir el-Cu'fî olmasaydı, Kûfeliler hadissiz kalırlardı..." Bk.Sunen, Salât, 38, 152, H.no:206, 364; İbn Sa'd da çok zayıf biri olduğunu söyler. Bk.Tabakât, VI/240; Bu râvî için bk.150/458, 63/260 ve 7/315. hadisler.

Fakat rivayet bir önceki hadisle kuvvetlenir.

' Hırakî, Muhtasar, 29; Şirazi, Miiherzeb. 1/90; İbnü'l-Hüınam, Fethu'i-Kadir, 1/504; Desûki, tioşiye, 1/243; Azıınâbâdi, Avnü'l-Ma'bûd, III/246-247

300                                                                       _________________          Sehiv Secdesi

konusunda İki görüş vardır: Tercih edilen görüşe göre bu kişi Fatiha'yı bitirmeden önce dönse namazı bozulmaz. Ancak Fatiha bittikten sonra dönerse namazı bozulur. Hanbelilere göre ise unutarak ayağa kalkan kişi tamamen ayağa kalktığında bir şey okumamışsa dönmemesi evlâdır, namazına kıyamda devam eder. Fakat dön­mesi de caizdir. Çünkü bir rükün karışmamış olur. Kıyam onlara göre kendi başına bir rükün değildir. Bu kişiye her durumda sehiv secdesi gerekir.1'81

§ Bu kurallar imam ve tek başına kılan için geçerlidir. Cemaat olan kişi ise imamı oturduğu halde unutarak ayağa kalksa, imama tabi olması gerektiği için döner/oturur. Bu görüş Hanefi, Maliki, Hanbeli ve tercih edilen kavle göre Şafiîlere aittir.684

* Dört Rekâtlık Namazı Beş Kılanın Durumu

- Ibn Abdılber, Temhid, X/185-186; Şirazi, age., 1/90; Kâsâni, Bedaiu's-sanâV, 1/171; İbn Müflıh, Mtibdi', 1/521; Azinıâbâdi, age., 111/246-247 184 Bennâ, age., İV/153

899/1769-Abdullah b. Mes'ûd'dan       y

Hz.. Peygamber (Saiiattahü aleyhi ve seikm) öğle namazını beş rekât kıldı. Kendisine 'namaz fazla kılındı,' denildi, 'namazı beş rekât kıldın' denildi. İki secde daha yaptı.

§Aynı râviden ikinci tarikle gelen rivayet:

Hz. Peygamber (SaiialUıha aleyhi ve seüem) onlara beş rekât kıldırdı, sonra (selamla)686 namazı bitirdi, döndü. İnsanlar birbirleriyle fısıidaşmaya6R7 baş­ladı. 'Ey Allah'ın Rasûlü! Beş rekât kıldın' dediler. (Tekrar) döndü. Onlara İki secde daha yaptırdı ve selam verdi. Sonra şöyle dedi:

"Ben de sizin unuttuğunuz gibi unutabilen bir beşerim.'1

§Aynı râviden üçüncü tarikle gelen rivayet:

Hz. Peygamber (Satiailahü aleyhi ve seltem) onlara selamdan sonra (sehiv) secdesi yaptırdı. (Abdullah b. Mes'ûd) bir keresinde de şöyle dedi: 'Hz. Peygamber unutmadan dolayı selamdan sonra secde yaptı.'688

Sened: UÎiî. 'Jı '~jX}\ 'J* »İJ-Ji

Sahih; Müsned, 1/376, H.no:3566; İkinci rivayet için bk. 1/448. H.no:4282; Üçüncü rivayet için bk. S/376, H.no:3570; Dördüncü rivayet için bk. 1/409. H.no:3883; Beşinci rivayet için bk. 1/456, H.no:4358; Benzer rivayetler için bk. 1/379. H.no:3602 (880/1750. hadis); 1/438. H.no:4174; 1/420, H.no;3983; 1/419. H.no:3975; 1/424. H.no:4032; 1/428, H.no:4072 (Senedinde p'birel-Cu'fî vardır); i/438, H.no:4170; 1/443, H.no:4237; 1/455. H.no:4348; {j^Sî^j^

f^ı^, £jj&^y, 1/463, H.no:4418 (Senedinde Ca'bir el-Cu'fî vardır); 1/465. H.no:4431;

Buhûri, Salât, 31-32; Sehv. 2; Eymân. 15; Âhâd, 1; Müslim, Mesâcid. 90-96; Ebû Dâvûd, Salât, 190. H.no;1019-1022; Tirmizl Salât, 172. H.no:392-393 (Muâviye, Abdullah b. Ca'fer ve Ebû Hüreyre'den (Radıyalİahü anlı) şahidi vardır); Nesâî, Sehv, 25-26, H.no; 1238-1244, 1252-1257; İbn Mâce, İkame, 129-130, 133, 136, H.no:1203, 1205, 1211-1212, 1218; kârimi, Salât, 175, H.no:1506.

Ayrıca bk. 880/1750. hadis, «enna, age., IV/154 ^ Bennâ, age., IV/154

Bu rivayetlerden sehiv secdesinin birkaç kere olduğu anlaşılmaktadır. Bazen selamdan Önce, bazen de selamdan sonra, (Bk. Bennâ, age., IV/154)

302____________________________________Sehiv Secdesi

§Aynı râviden dördüncü tarikle gelen rivayet:

Hz. Peygamber öğle ya da ikindi namazını beş rekât kıldı, sonra iki sehiv secdesi yaptı. Sonra Rasûlullah şöyle dedi:

"Sizden namazını fazla ya da eksik kıldığını zannedene işte bu iki secde yeterlidir."

§Aynı râviden beşinci tarikle gelen rivayet:

Rasûlullah (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) namazda unuttu. (İnsanların) konuş­masından sonra iki sehiv secdesi yaptı.

AÇIKLAMA

Sehiv secdesinden önceki konuşmanın hükmü çin bk. Müsned Tr. 892/1762 nolu hadisin açıklaması.

§Sehiv secdesinin selamdan önce yada sonra olmasında ihtilaf edildi: 1-İmam Ebû Hanife'ye göre Abdullah b. Mes'ûd rivayeti nedeniyle sehiv secdesi selamdan öncedir.689

2-İ. Malik'e göre Zü'l-Yedeyn rivayeti nedeniyle ziyadeden dolayı yapılan sehiv secdesi selamdan sonradır. İbn Buhayne rivayeti nedeniyle de noksanlıktan dolayı yapılan sehiv secdesi selamdan öncedir. Sonra teşehhüd okunup yeniden selam

■T   690                                                                                                                 

verilir.

3-î. Şafiî hadisleri toplar ve mücmel olanı açıklayan rivayete hamleden Açık­layan ise Ebû Said ve Abdurrahman b. Avf rivayetleridir. Bu iki rivayetten anlaşılan yakın (kesin) olanla amel etmek ve kalan rekâtı kılmaktır. Bunlardan anlaşılan ziyade sebebiyle bile olsa sehiv secdesinin selamdan önce olmasıdır. Taharri ona göre yakîn manasındadır.691

4-î. Ahmed'e göre sehiv secdesi selamdan önce yapılır. Ancak unutarak se­lam verme ya da namazı zann-ı galibe göre tamamlama durumunda secde selamdan sonra yapılır. Ondan gelen diğer rivayet İmam Malik gibidir.692

* Her Unutma İçin Selamdan Sonra Sehiv Secdesi Yapmak

900/1770-Sevban'dan: (Radıyaliaha anh>

693

689Mergınâni, Hidaye, 1/80

690 Sehnûn, Müdevvene, 1/128, 130

691 Şirbİnİ, Muğni'l-muhtac, 1/213-214 6"2 İbn Müflih, FzmT, T/527

693 Sened:

Sehiv Secdesi                                                  __________________                      303

Hz. Peygamber (Saiiaiiaha aleyhi ve seüem) şöyle dedi:

"Her sehiv (unutma) için selamdan sonra iki secde yapılmalıdır/ye­terlidir."

AÇIKLAMA

Rivayetin zahirinden namazdaki her sehiv (unutma) için müstakil sehiv secdesi yapılması anlaşılmaktadır. Bir tane sehiv secdesi yeterli değildir, tedahül yoktur. Bu Abdurrahman b. Ebî Leyla ve Evzaî'nin görüşüdür. Ancak dört mezhep dahil cumhur ulemanın görüşü tek sehiv secdesinin hepsi için yeterli olmasıdır. Çünkü Önce geçen rivayetlerde namazdaki fazla ya da eksik kılma şeklindeki unutmalar için tek sehiv secdesinin yeterli olması zikredilmiştir. Hz. Âişe'den gelen şu hadis bunu beyan etmektedir:

* Hz. Aİşe'den {Radıyallahü anha):<>4

Rasûlullah (Sallallahü aleyhi ve telletti) şöyle dedi:

"İki secde ile yapılan sehiv secdesi her ziyade ve noksanlık için yeterlidir."

901/1771-Ebû Hüreyre'den (RacUyaiiahs

Hasen: Müsned, V/280, H.no:22316; Ebû Dûvûd, Salât, 195, H.no:1038; İbn Mâce, İkâme, 136, H.no:1219; Beyhakî, 11/336. Bennâ, Beyhakî'nin bu hadisi zayıf saydığını belirterek hataya düştüğünü izah etmeye çalışır ve der ki: "Ebû Dâvûd sükût ettiği için en azından hadis hasendir. Râvilerinden İsmail b. Ayyâş'ın Şamlılardan naklettiği rivayetlerinde de sikadır." Beyhakî'nin bizzat kendisinin de kan sebebiyle abdest alınmaması gerektiği konusunda ismail b. Ayyâş'ın Şamlılardan naklettiği bir rivayeti için sahihtir dediğini de ilâve eder. Bk. Bulûğu''l-emânî, İV/156.

î

 ^ju- jz- oi __j- '■/■ *jj > q Ya'lâ, VJII/140, No: 4684

Sahih: Müsned, U/441, H.no:9739; Ayrıca şu rivayet de nakledilir:

Bk. 11/503-504, H.no:10491; Bu rivayetin benzerleri için bk. 11/531, H.no:10820; Ü/522, H.no: 10715; 11/483, H.no:10212 (Senedindeki Füleyh kendisinden daha sika birilerine muhalefet ettiği için şaz olması sebebiyle bu rivayetin isnadı zayıftır); 11/460, H.no:9893; 11/398. H.no: 9143 (239/1109. hadisin ikinci rivayeti); 11/411, H.no:9307; 11/313, H.no:8124 (239/13 09. hadiste zikredildi. Hemmâm b. Münebbih'in Sahifesi, H.no:26); Mâlik, Salât, 6; Sehv, 1; Buharı, Ezan, 4; Müslim, Salât, 17; Ebû Dâvûd, Salât, 31. 192. H.no:516, 1030; Tırmizî, Salât, 174, H.no:397 (hasen-sahih); Nesâî, Ezan, 30, H.no:668; İbn Mâce, İkâme, 135, H.no: 1216-1217; Dârimi, Salât, 11, H.no: 1207; İbn Huzeyme, 1/204, H.no:392.

304             _________________^______________                                 Sehiv Secdesi

Kasûlullah (Saiiatiahtt aleyhi ve i-ettem) kendilerine namaz kıldırdı ve şeh­vetti (unuttuğu yer oldu). Selam verdikten sonra iki secde daha yaptı. Sonra (tekrar) selam verdi.

902/1772-Abdullah b. Ca'fer'den (Radıyaliaha anhy.696

Rasûlullah (Saiiaitaha aleyhi ve seiiem) şöyle dedi:

"Kim namazında tereddüt ederse selamdan sonra iki secde yapsın!'

Ebû   Hüreyre'den  (Radtvalhmü anhi  nakledilen diğer rivayetler için   bk   239/1109, 882/1752 ve 891/1761. hadisler.

ljCIİCU.     ■—■ ıbrJI     _  ^j,,      , ijc   , t .    J i     ı      '               n      .1         Vilh VI       -   "n-        "         \    lı- '   ı1  '     ı*1-*, ■

Sahih: Miisned, 1/205, H.no:1752; Abdullah b. Ca'fer'den nakledilen diğer rivayet ve tahrici için bk. 886/1756. hadis.

Sehiv Secdesi

Tablo XII

Kunut, Teşehhüd ve Selam

AMEL

İLGİLİ HÜKÜMLER

GENEL

ÖZEL

HANEFİ

MALİKİ

ŞAFİİ

HANBELI

 

 

 

 

 

Sabah

 

Sabah Namazında Kunut Duası

Musibet anında sabah namazında okunabilir

Sabah namazında mü steh abdır

Sabah namazında sünnet-i müekk ededir

namazında müsl eh abdır, bu konuda İ. Ahmed'den iki

 

 

 

 

 

rivayet vardır

Kunut

Kıımıiim Yeri

Kunut rtikûdan

Kunut rükûdah

Kunut rtikûdan

Kunut rtikûdan

 

 

Önce okunur

önce ya da

sonra okunur

önce veya

 

 

 

sonra

 

sonra

 

 

 

okunabilir.

 

okunabilir.

 

 

 

önce olması

 

sonra olması

 

 

 

tercih edilir

 

tercih edilir

 

 

 

 

 

İkisi de sünnet.

 

İlk Oturuş ve

 

 

 

İ. Ahmed'den

 

Teşehhüd

İkisi de vacip

İkisi de sünnet

İkisi de sünnet

gelen diğer

 

okumak

 

 

 

rivayete göre

 

 

 

 

 

ikisi de farzdır

Teşehhüd

İkinci Oturuş

Oturuş farz.

Oturuş farz,

İkisi de farz

Oturuş farz,

 

ve Teşehhüd

(eşehhüd vacip

teşehhüd

 

teşehhüd

 

okumak

 

sünnet

 

sünnet, İ.

 

 

 

 

 

Ahmed'den

 

 

 

 

 

gelen, diğer

 

 

 

 

.

rivayete göre

 

 

 

 

 

ise farzdır

 

Salavâi

SUnnei

Sünnet

Farz

Farz

 

okumak

 

 

 

 

 

Selam

Her iki tarafa

Münferit kılan

Her iki tarafa

Her iki tarafa

 

vermek

da selâm

sadece sağına

da selâm

da selâm

 

 

verilir, Önce

selâm verir.

verilir, önce

verilir, önce

 

 

sağdan

cemaatle kılan

sağdan

sağdan

 

 

başlanır

sağına ve

başlanır

başlanır

 

 

 

soluna selâm

 

 

 

 

 

verir

 

 

Selam

Sehiv

Sehiv secdesi

Ziyadeden

Ziyade

Sehiv secdesi

 

secdesinde

selamdan

dolayı yapılan

sebebiyle olsa

selamdan önce

 

selam

öncedir

sehiv secdesi

da sehiv

yapılır. Ancak

 

 

 

selamdan

secdesi

unutarak selam

 

 

 

sonra,

seiamdan

verme ya da

 

 

 

noksanlıktan

öncedir

namazı zann-ı

 

 

 

dolayı yapılan

 

galibe göre

 

 

 

sehiv secdesi

 

tamamlama

 

 

 

de selamdan

 

durumunda

 

 

 

öncedir

 

secde

 

 

 

 

 

selamdan

 

 

 

 

 

sonra yapılır.

 

 

 

 

 

Ondan gelen

 

 

 

 

 

diğer rivayet

 

 

 

 

 

İmam Malik'in

 

 

 

 

 

görüşü gibidir.

s)-TİLAVET VE ŞÜKÜR SECDESİ

    Tilavet Secdesinin Fazileti ve Kur'ân'daki Secde Ayetleri

    Tilavet Secdesinde Okunan Dua

    Namazda Cehrî (Açıktan) ve Sırrı (Sessiz Olarak) Olarak Secde Ayetlerinin Okunması

    Secde Ayetini Okuyan ve Dinleyen Secde Eder

    Mufassal Surelerde Secde Yoktur Diyenlerin Delili

    Mufassal Surelerde Secde Vardır Diyenlerin Delili

    Hac ve Sâd Surelerîndeki Secde Ayetleri

    Ebû Saîd ei-Hudrî'nin Sâd Süresindeki Secde ile İlgili Rüyası

    Şükür Secdesi

308                                                                                                   Tilavet ve Şükür Secdesi

S)-TİLAVET VE ŞÜKÜR SECDESİ

* Tilavet Secdesinin Fazileti ve Kur'ân'daki Secde Ayetleri

903/1773- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahüanhy.m

Rasûlullah (Satiatiahaaleyhi w-seiie/n) dedi ki:

"Adem oğlu secde (ayeti) okuyup (secde ettiği)698 zaman şeytan ağ­lar halde şöyle diyerek uzaklaşır:

'Eyvah. O secde ile emrolundu ve secde etti. Ona cennet var. Ben ise secde ile emrolundum ve isyan ettim. Bana da ateş (cehennem) var."'

904/1114-Ebu'â-Derda:dan (Radıyaiiaha anh):699

Sened: *J

Sahih: Müsned, 11/443, H.no:9674; Müslim, îmân, 81; An Mâce, İkâme, 70, H.no:1052; ibn Huzeyme, 1/276, H.no:549. Enes'ten (Radıyaltahü anh) şahidi:

Bk. Heysemî, hadisin Bezzâr tarafından nakledildiğini, senedinde Kinaye b. Habele'nin bulunduğunu, bu râviyi Ebû Hâtim'in sika, diğerlerinin ise zayıf saydığını belirtir. Ayrıca Süheyl b. Ebû Hazm'in Yahya b. Maîn tarafından sika. büyük bir topluluk tarafından da zayıf sayıldığını, kalan diğer râvilerinin ise sika olduklarını ifade eder. Bk. Mecmu', 11/284.

İbn Mes'ûd'dan (Radıyaltahüanh) şahidi:

Bk. Heysemî, hadisin Taberânî tarafından (Kebîr'inde) nakledildiğini, râvilerinin sahih hadis ricalinden olduklarını, fakat İbn İshak'ın İbn Mes'ûd'dan semâmın bulunmadığını belirtir. Bk. age., 11/284,

W8Bennâ, age.,IV/158

Tilavet ve Şükür Secdesi_______________                    309

Hz. Peygamber'le (Saitoiiahtı aleyhi ve setum) (Kur'ân'daki) on bir (yer için) secde ettim. Onlardan birisi de Necm suresinin secdesiydi.

AÇIKLAMA

Kur'ân'daki tilavet secdelerinin sayısı on beştir: Bununla ilgili bazı rivayetler: -Ebu'd-Derdâ'dan (Radıyallahü anh) başka tarikle gelen rivayet:

Ljl Sjj-  jUJ_._,  jU^l î-U^j  «J-lj *-._,.; J-fl^-J jJJ J^Jlj  -ı-*vllj  -»I^Vl c^ wUiiJ-1 jJ> Ifc* ^ ;

* Ebu'd-Derdâ'dan (Radıyallahü anh):

Hz. Peygamber'le (Kur'ân'daki) on bir (yer için) secde ellim, onların içinde mufassal sureler yoktu: A'râf, Ra'd, Nahl, Benû İsrail, Meryem, Hac, Secde, Furkan, Süleyman (Nemf), Secde, Sâd ve Havamîm (Ha mim ile başlayan) surclerdeki secdeler.

-Amrb. Âs'tan (Radıyaltahüanh)gelen rivayet:

:i; Amr b. Âs'tan fRadıyallahü anh):     '

___^_________

Basen: Müsned, VI/442, H.no:27367; Benzer rivâyei için bk. V/194, H.no:21588; Tirmizî, Cum'a, 47, H.no:568 (Bu konuda Hz. Ali, İbn Abbas, Ebû Hüreyre, İbn Mes'ûd, Zeyd b. Sâbrt ve Amr b. Âs'tan da nakiller vardır. Ebu'd-Derdâ'nın rivayeti gariptir); İbn Mûce, İkâme, 71, H.no: 1055; İbn Mâce'nİn bir rivayetinde ise secde âyetlerinin geçtiği sûrelerin iaimleri verilmiştir:

 u^lû^v ; Jlî c(ijjjl    jI \t

 Jl3ı Sj^j jLll-j jürili Jjji—'j »liJı) (-ij^j ıji_j—■!

 , İkâme, 71, H.no:1056. Ebû Dâvûd da Amr b. Âs'ın hadisini naklettikten sonra Ebu'd-Derdâ rivayetine işaret eder ve isnadının zayıf olduğunu ifade eder.

Rivayetin senedinde zayıf sayılan Rişdîn bulunmaktadır. Ömer b. Hayyân ed-Dımaşkî de meçhul biridir. Ayrıca müphem (=^î ı^ki oî) bir râvi de vardır. Müsned'İn ikinci senedinde

Rişdiıı'in mütâbü (İbn Vehb) zikredilmektedir. İbn Mâce'nİn ikinci rivayetinde de mütabi vardır. Fakat bu rivayetin senedinde de Osman b. Fâid / Fâyİd bulunmakladır.

Amrb. Âs'tan (Radıyallahüanh) şahidi: juj^u^ ^Ji ıjy* jj \ ~"-H j .^jUj ı^j_j ji jj< ^ o^?w üj^ ^r^a?~ a^yı t^*) ^^ ^' s^* ^ ^y) ^ ^-3^ j^ j^*^ '^

Bk. Ebû Dâvûd, Sücûd. 1, H.no: 1401; İbn Mâce, İkâme. 71, H.nü:lÜ57: Hakim, 1/345. No: 811; Bu hadisi Miinziri ve Nevevi hasen kabul etti. Abdülhak ise zayıf gördü. Bk. Mübarekpûrî, TuhfeNi'I'Ahvezi, MI/127.

Ebû Hüreyre'den (Radıyaüahü anh) şahidi için bk. 912/1782. hadis.

'(X)   £■             ]                                ,

Zayıf: İbn Macl îkâmeJl. No:l056: Beyhaki, 11/313, No: 3521; Ahmed b. Ebû Bekir. Misbahu'z-Zücâce, 1/121, No: 39 (Senedde bulunan Osman b. Fâid'den dolayı rivayet zayıftır.)

310___________________        Tilavet ve Şükür Secdesi

Rasûlullah onu Kur'ân'daki on beş secde ayetini okuttu. Onlardan üç tanesi mufassal surelerde, iki tanesi de Hac sürecindedir.

* Tilavet Secdesinde Okunan Dua

Allah Teâlâ buyurdu:

"De ki: Siz ona ister inanın, İster inanmayın; şu bir gerçek ki, bundan önce kendilerine ilim verilen kimselere o (Kur'ân) okunun­ca, derhal yüz üstü secdeye kapanırlar. Ve derlerdi ki: Rabbîmizi teşbih ederiz. Rabbimizin vaadi mutlaka yerine getirilir. Ağlayarak yüz üstü yere kapanırlar. (Kur'ân okumak) onların saygısını artı­rır." (İsra, 17/107-109) (Secde ayeti)

905/1775-Hz. Aİşe'deil (Radıyallahü anha):

.702

Hasen: Ebû Davud, Salât 328, No: 1401; İbn Mâce, İkâmet 73. No: 1057; Hakim, 1/345, No: 811: Bu hadisi Münzirİ ve Nevevi hasen kabul etti. Abdülhak ise zayıf gördü. Bk. Mübarekpûrî, Tuhfctü'l-Ahvezi, 111/127.

Sahih: Miisned, Vl/30-31, H.no:23904; Benzer rivayet için bk. VI/217, H.no:25697( ol^ .... ..._İdi ^jlJi '^—p?', 'x*i* ijV'^ijkİJiyj İi'jî' jib oi'jjı jji^ ^ JyJ); £&(! Dâvûd, Sueûd, 7, H.no: 1414; Tirmizî, Cum'a, 55, H.no:580 (Tirmizî'nin senedinde EbuAl-Â3iye'nin öğrencisinin Hâlid el-Hazza olduğu görülmektedir. Tirmizî bu hadis içiı, hasen-sahih hükmü verir); Deavât, 33, H.no:3425 (hasen-sahih); Nesâî, Tatbik, 70, H.no: 1127; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, IX/231. H.no:515; Beyhakî, es-Sünenü's-suğrâ, s.509. H.no:907.

Hadisin senedinde müphem bir râvi vardır. Fakat diğer senedlercle bu râvinin Hâlid el-Hazzâ olduğu görülmektedir. Bazı rivayetlerde müphem bir râvi aracılığı İle bazı rivayetlerde ise aracısız olarak naklettiği anlaşılmaktadır. Bu da müphem şalısın önemli olmadığın' aklımıza getirmektedir. Tilâvet secdesi ile ilgili olarak İbn Abbas'lan nakledilen şu hadis ise bu rivayetin şahididir:

Tilavet ve Şükür Secdesi______________________   311

Rasûlullah (Saitaiiaha aleyhi ve seiiem) Kur'ân'daki secdesinde şöyle derdi: "Yüzüm onu yaratana, hareketi/gücü703 ve kuvvetiyle onda kulak ve göz var edene secde etti."

NOT: Tilavet secdesinde okunan dua ya da zikir namaz secdesİndekinin aynısıdır, yani 'Subhane Rabbiye'l-a'lâ" denir.

Ayrıca 'Subhane Rabbina in kâne va'dü Rabbina le mefûlâ' okumak müs-tehabdır. Çünkü Aliah Teâlâ secdeye kapanan velilerinin böyle söylediklerini ifade etmektedir.

Yukarıda geçen zikri yapmak da sünnettir.    .

* Namazda Cehrî (Açıktan) ve Sırrî (Sessiz Olarak) Olarak Secde Ayetlerinin Okunması

906/1776-EbÜ Rafı'den:'

Tirmizî, Cum'a, 55, H.no:579 (Ebû Saîd'den (Radıyallahü anh) şahidi olan bu rivayet hasen-garibdir); Deavât, 33, H.no:3424 (garib bir rivayet olan bu hadis Ebû Saîd'den de nakledilmiştir); İbn Mâce, İkâme, 70, H.no: 1053.

" Bu mana için bk. Nevevİ, Şerlin Sahihi. Müslim, IV/87; Aynı yerde Nevevi başka manaları da zikretti. Onlar: a-HavI (J^): Şerrin defi, Kuvve (;>>): Hayrın tahsilidir. b-HavI: Allah'ın yasaklarından kaçınmak, Kuvve: Allah'ın emrettiklerini yapmaktır.

 Râzi ise havi kelimesini güç olarak açıkladı. Bk. Muhtara 's-Sıhah, 163 İbnü'l-Hümam, Fethu'l-Kadir, 11/62; Şirbini, Muğni'l-muhlac, t/217

705

Sahih: Müsned, 11/229. H.no:7140: Benzer rivayetler için bk. 11/529. H.no:10789; ü/487, H.no:10263: 11/466. H.no:9978; 11/466. H.nu:9977 ( 4U Jn >. :Ji> j!^J') -, jıi î ıi,i ^'^, 3jl^jf...

fe^î^Jy __;£.>.); 11/461, H.no:9900 (914/1784. hadis); 11/459. H.no:9877; 11/456, H.no: 9840; 11/454, H.no:9821 (Senedindeki Abdülaziz b. Ayyaş meçhul bir râvidir); 11/451. H.no: 9591; 11/449, H.no:9765; 11/434, H.no:9573: 11/413. H.no:93I9:

4li *ül Jj âlı j_^-_, jf |U j) : j« V l«J o^-. İI13Î JJ : _î ^_> c-bjl ît_lı l'i) f"j İ'^'^i Lİ _Jf'_, ; JU İX. ^î >

I        i    -      -      ,..»-:--,--

.    _J Jj_-       L-       4_J       J-?T—O       |l-l-~" J

11/281. H.no:7764; 11/249, H.no:7390; 11/247, H.no:7365.

312                                                                                                    Tilavet ve Şükür Secdesi

Ebû Hüreyre (Radıyatiahn anh) ile yatsı namazı kıldım. 'İze's-semâü'n-

şakkat' (suresini) okudu ve secde etti. Ben ona:

'Ey Ebû Hüreyre! (Bu ne secdesi?)™1' deyince şöyle cevap verdi: 'Ben Ebu'l-Kasım (Hz. Muhammed)'in (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) arkasında

bu surede secde ettim. Ben o secdeye ölünceye kadar707 devam edeceğim.'

907/1777-İbn Ömer'den (Radıyallahü anhüına)V

Mâlik, Salâl. 478; öi/feK Ezan, 100-101;Sucûd.7. 8\ Müslim. Mesâcid, 107-109 (=Uu;  ziyadesi ile; Ebû Dâvûd, Sucûd, 4, H.no:1407-1408 (sj^—n =jJ= l.) ziyadesi İle; Tirmizî,

Cum'a, 50, H.no:573 (hasen-sahih); Nesâî. İfiitâh. 51. 53. H.no:959-966; îbn Mâce, İkâme, 7I,H.no:1058-1059;/Mnmı, Salât, 162. H.no: 1476-1478: Bteyhakî, es-Sünenü's-suğm, s.5O8, H.no:905.

Ebû Hüreyre'den nakledilen benzer rivayet için bk. 914/1784. hadis.

6 Bu cümle asıl nüshadan düşmüştür. Halbuki Müslim, Ebû Davud rivayetlerinde bulunmaktadır. Bu nedenle prantez içinde terceme edildi. Bk. Müslim, Mesâcid, 107 (578); Ebû Dâvûd, Salât, 731, No: 1408

707 Bu kelime ölümden kinayedir. Bk. İbn Hacer, Fethu'l-Bâri, 11/250

708 Sened: £w .J 'y. ^âı ûıCL ıTJ-f j_,jii 'J, i^i &-

Hasen: Mü'sned, 11/83, H.ııo:5556; AbdurrezzÂk, 11/105, H.no:2678:

An EbîŞeybe, 1/381, H.no:4386; £M taVâ, X/113. H.no:5743; Hâkim, 1/343, H.no:806:

İJı*.__il JjJJ Ijj Jjl LJÜ ^fÜ1    -Lb ,-L-_j 4J* sili    J-e   ^J' J1    _-»(■    J j£  jitr Jİ jt ,-»Jl JU_L. ^

(Hâkim, Buhâri ve Müslim'in şartına/râvisine uygun olduğu halde eserlerine almadığı sahih bir hadis olarak değerlendirir. Zehebî de bu görüşü onaylar. Ayrıca Hâkim şunu ilâve eder: "İmamın açıktan okuduğu namazlarda tilâvet secdesi yaptığı gibi gizli kıraatta bulunduğu namazlarda da liiâvet secdesi yapması gerçekten ilginç sahih bir sünnettir") Hatîb, el-Bağdâdî, Târîhu Bağdûd, XII/310; Beyhakî, es-Sünenü's-suğrâ, s.508, H.no:906. Ahmed b. Hanbel'in bu rivayetinin metninde de görüldüğü gibi Süleyman et-Teymî, Ebû Miclez'den işitmediğini belirtmektedir. Dolayısıyle isnadında inkıta vardır. Fakat Ebû Dâvûd'dan nakledilen rivayette Süleyman ct-Teymfnin hocasının Ümeyye olduğu görülmektedir:

'y^ Uı Âi-i Ç' '/-C JJ :   j-^ 'J\ Jü   ,iikl_n ^p i'j $ l5f

£6iî Dâvûd, Salât, 127, H.no:807 (Ebû Davud'un hocası Mııhammed b. îsâ, Ümeyye ismini zikreden kişinin de sadece kendi hocası Mu'temir b. Süleyman olduğunu İfade eder. Diğer hocaları Hüşeym ve -Ahmed b. Hanbel'in de hocası olan- Yezid b. Hârûn ise Ümeyyc'nİn ismini vermezler); Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 11/322.

Müsned'deki benzer rivayet:

Hz. Peygamber ısaiiatiahü aleyhi ve setitm) öğle namazının ilk rekâtında (kıyamdayken) secdeye gitti. Ashabı onun 'Tenzilü's-secde' suresini okudu­ğunu anladı/gördü.

§(Râvi Süleyman et-Teymî) şöyle dedi: 'Ben bunu Ebû Miclez'in ken­disinden işitmedim.'

AÇIKLAMA

Râvilerden Süleyman et-Teymî senedde tedlis yaptı. Kendisi ile Ebû Miclez arasındaki râviyi zikretmedi. Ancak sorumluluktan-kurtulmak için kendisinin bunu Ebû Miclez'den işitmediğini de ifade etti.

Bu konudaki hadislerden sesli ve sessiz okunan bütün namazlarda imamla ya da münferit olsun secde ayetlerini okumanın ve secde yapmanın meşru olduğu gö­rülmektedir. Bu konudaki ihtilaf:

1-İmam Ebû Hanife ve Ahmed b. Hanbel'e göre sessiz namazlarda cemaatin şaşırması söz konusu olduğunda secde ayeti okumak ve secdeye gitmek mekruhtur.709

2-1. Malik'e göre farz namazlarda cemaatin şaşırması söz konusu olduğunda ya da bunu adet haline getirerek secde ayeti okumak ve secdeye gitmek mekruhtur.710

3-İ. Şafiî'ye göre mekruh değildir.7"

* Secde Ayetini Okuyan ve Dinleyen Secde Eder

908/1778-İbn Ömer'den (Radıyaüahuankama);112

 s** ^

 O* S^

Bk. 11/115, H.no:5957 (Bu rivayetin de senedinde Câbir el-Cu'fî bulunmaktadır. Heysemî, bu râvi hakkında tenkidin bulunduğunu, Şu'be ve Sevrî'nin bu râviyi sika say­dıklarını söyler. Bk. Mecma', 11/285). Ebû Davud'un senedinde zikredilen Ümeyye zİyedİsi makbuldür. Çünkü bu ziyâdeyi yapan Mu'îemir b. Süleyman sika biridir. Sika birinin sened ve metinde yaptığı ziyadeler de makbuldür. Fakat Ümeyye mechûl bir râvidİr. Bk. Mizzî, Tehzîbü'l-Kemâl, III/342, Trc.no:563: Azîmâbâdî, Avnü'l-Ma'bûd, 111/17.

İbn Ömer'in (Radıyallalıü anhüma) de öğle namazında tilâvet secdesi yaptığı rivayet olunmaktadır:

Bk. İbn Ebî Şeybe, 1/381, H.no:4387. İbn Ömer'in uygulaması da yukarıda metni verilen rivayeti kuvvetlendirmekledir.

7|o ibn Nüceym. el-Bahru'r-râık, 11/130; İbn Müflih. MubdV, 11/32-33 10 Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, VI/168; Azimâbâdi, Avnü'l-Ma'bûd,  III/289; Ebu'l-Hasen Bl-Maliki, Kifayetü't-talib, 1/456 711

711

 Nevevi, age., VI/68: Kaftal, Hilyetü'l-ulema, II/I24

314                                                                                                   Tilavet ve Şükür Secdesi

Rasûlullah (Saiiatiahu aleyhi ve seiiem) bize (Kur'ân'dan) sure okur, sonra secde ayeti(ne gelince onu da) okur, secde eder ve biz de kendisiyle beraber secde ederdik. (Kalabalıktan bazen) birimiz alnını koyacak bir yer bile bulamazdı.

NOT: İzdihamdan dolayı secde eımek için yer bulamayan kişinin durumunda ihtilaf edildi:

1-Hz. Ömer'e göre bu durumda kişi kardeşinin sırtına secde eder. Hanefi ve Hanbeliler bu görüşü aldılar.

2-Atâ ve Zührî'ye göre secde edecek yer bulamayan, diğerleri secdeden kal­kıncaya kadar bekler, sonra secde eder. Maliki mezhebinin görüşü de bu şekildedir.

3-Şafiîlerde ise iki görüş vardır: a-Bu durumda kardeşinin sırtına secde eder, b-Ya da muhayyerdir, dilerse o şekilde secde eder, dilerse bekler sonra yere secde eder.'

713

909/1779-İbn Ömer'den (Radiyallahü anhüma)'?

" Sened: *& ^^ı *JJı ^ ^ ^^ i3^~

Sahih: Müsned, 11/17, H.no:4669; Benzer rivayetler için bk. 11/157. H.no:6461 (909/1779. hadis); 11/142. H.no:6285:

Buhârî, Sucûd, 8-9 (v* ^-~j ^'y •^^J L'^i-î j^ l. J^~ ^-=-j'P ^ i*1jj Âi^-j), 12; Müslim.

Mesâcid. 103-104; £ö« Dâvûd, Sucûd, 6. H,no:1412 (Hocası Ahmed b. Hanbcl'den naklettiği hadislerden biridir. Ayrıca hocası Ahmed b. Ebû Şuayb kanalı ile naklettiği rivayette İbn Nümeyr'İn farklı şu lafzını da ekier: ";ıît*Jı ^ .j "). Müslim'in bir başka rivayetinde namaz dışında da gerçekleştiği anlatılmaktadır:

Bk. Müslim, Mesâcid, 103-104.

Ebû Davud'un bir rivayetinde ise bu namazın Mekke'nin fethi yılında kılındığı ifade edilmektedir:

Bk. Ebû Dâvûd, Sucûd, 6, H.no:1411.

13 Sehnûn, et-Müdevvenetü'l-kübra, I/147;Şirazi, Mühezzeb, 1/115; İbn Hacer, Feîhu'l-Bâru 11/560; İbn Mülih, MöWf, Kasâni, Bedâiu's-sanâi', i/210

Sened:  ^u "> 4lı ü £jj- Sc^ g:a>-

Hasen: Müsned, 11/157, H.no:6461; £öm Dâvûrf, Sücûd, 6, H.no:1413:

Rasûlullah (Saiiatiahu aleyhi ve seiiem) bize Kur'ân öğretirdi. Kur'ân'daki secde ayetine geldiğinde secde etti, biz de kendisiyle beraber secde ettik.

AÇIKLAMA

Dinleyenin secde etme zorunluluğu hakkında müçtehid alimlerin görüşleri:

I-Hanefi mezhebine göre secde ayetini işitene de secde yapmak vaciptir.

2-Şafiîlere göre dinleme kastı olmadıkça, bu ayeti duyan kişiye secde sünnet değildir.

Mafikiler ve Hanbeliler de Şafiî mezhebinin görüşündedirler. Ancak Malikiler dinleme kastının Kur'ân'in kıraatini ya da ahkamını öğrenmek olmasını şart koştular. Hanbeîiler ise okuyan ve dinleyen fmüstemi') kişinin secde yapmasını şart koştular, duyan (sami') için secde gerekmez, sünnet değildir, dediler.

Bu ihtilaf yukarıdaki ve ilgili hadislerin farklı anlaşılmasından kaynaklan­maktadır.

§Tilavet secdesi yapılırken tekbir getirmenin meşruiyetinde ihtilaf edildi:

1-Hanefi ve Maliklere göre burada başlama tekbiri sünnettir.

2-Bazı Şafiî alimlerine göre tilavet secdesine giderken iftitah tekbiri yanında nakil için de tekbir alınmalı.

-Bir kısım Şafiî alimleri de bilakis oturduğunda teşehhüd okur ve selam verir, dediler.

3-HanbeIilere göre ise secdeye giderken ve doğrulurken tekbir alınır, ancak iftitah tekbiri yoktur.715

 1   j~p

Senedinde yer alan Abdullah b. Ömerb. Hafs b. Âsımb. Ömer el-Umerî (v. 171) zayıf biri­dir. Bu râvi hakkında Ahmed b. Hanbel: "Salih biridir, kendisinde sakınca yoktur, isnadlara eklemelerde bulunur ve başkalarına muhalefet eder", Yahya b. Maîn: "Bİr beis yok, hadisleri yazılabilir", Yakûb b. Şeybe: "Sika-sadûk biridir, fakat hadislerinde ızdırap bulunmaktadır", îbn Adİy " Bir beis yok, sadûk biridir", Ali b. el-Medînî ise: "zayıftır" derler. Müslim mütâ-baatı ile birlikte iki yerde bu râviye yer verir. Bk. Müslim, Hudûd, 1686; Âdâb, 2132. Tİrmizî 12, Nesâî üç, Ebû Dâvûd on, İbn Mâce 16, Ahmed b. Hanbel 79 ve Dârimî altı rivayetini nakleder. Tirmizî iki rivayetine hasen hükmü verirken (bk. Sünen, Hac, H.no:854; Deavât, H.no:3432), diğerlerinde râvinin zayıf oluşunu belgelendirmiştir: "Yahya b. Saîd el-Kattân hafızasının zayıflığı yüzünden onun zayıf sayıldığını söyledi." Bk. Sünen, H.no:113, 172 (Hadis âlimlerince kuvvetli biri değildir, sadûk olduğu halde bu rivayetini muzdarİp saydılar), 346, 2185. Bir yerde de "hadiste zayıf sayılır" {Bk. Sünen, H.no:1891) demekle yetinir.

Ayrıca 908/1778. hadisle karşılaştırınız. Bu rivayetle hadis hasen li ğayrıhî seviyesine yükselir.

Sehnûn, el-Müdevvenetü'î-kübra, T/111; Şİrazi. Müheızeh, 1/85; Şirbini, Muğni'l-Muhtac, 1/215; Kasâni, Bedaiu's-sanâi', 1/192; Jbn Müflih, Mübdi', 11/28, 30;

316_____________________________Tilavet ve Şükür Secdesi

* Mufassal Surelerde Secde Yoktur Diyenlerin Delili

910/1780-Zeyd b. Sabitken (Radıyallahüanh):716

Hz. Peygamber'e (Saiiaiiahu aleyhi ve seüem) Necm suresini okudum, secde yapmadı.

NOT: Tilavet secdesinin vacip ya da sünnet oimasi konusunda alimlerin görüşleri:

1-Bu hadisten dolayı Maliki, Şafiî ve Hanbelîlere göre secde vacip değil, sünnettir.

2-Ebû Sevr'e göre sadece Necm suresinde secde zorunluluğu yoktur, sünnet­tir, diğerleri vaciptir.

3-Hanefilere göre ise bu yerlerde secde etmek vaciptir. Yukarıdaki hadisten muhayyerlik sonucu çıkmaz. Belki Rasûlullah sonra secde edecektir, böyle bir ihtimal bulunduğu için de asıl hükümden ayrılmak doğru değildir.

* Mufassal Surelerde Secde Vardır Diyenlerin Delili

911/1781-îbn Mes'Ûd'dan (Radıyailahüanhy.'

Sened; ji~y Jı ıikt '■*■ ial—* ■). -^s- j* "^ V jî1 _' -v1-* .> j^ ^^

Sahih: Miİsned, V/183, H.no:21483; Benzer rivayet için bk. V/186, H.no:21515; Buhârî, Sucûd, 6; Müslim, Mesâcid, 106; Ebû Dâvûd, Sucûd, 2, H.no:1404; Tirmizî, Cum'a, 52, H.no: 576 (hasen-sahih); Afesdf, İftitâh, 50, H.no:958; Dârimi, Salât, 163, H.no:l480. 717 İbn Abdilber, Temhid, XIX/119; Şirazi, Mühezzeb, 1/85; İbn Hümam, Fethu'l-Kadir, U/14; İhnUüüih, Mübdi ',11/28

Sened: i> ^ s^tiı ^ jt^-j ^' ö^ ^ÇiL ı3jû- J^j ı3j> Sahih: Mjlsned, 1/388, H.no:3682; Benzer rivayetler için bk. 1/401, H.no:3805:

lylf J^ ^lj jİÜ 4)1 İİ Jü Üi ^iS;' jüj «4^ Ji i*i^ jUi- ^. LiS" j>.î İ4^ ÜJ JÜ Ül j-jill ^- Ü-l ^Îj' Cli

1/437, H.no:4164; 1/443, H.no:4235; 1/462, H.no:4405; Bu/iârf, Sucûd, 1 («il» jk ^11> ...&-, p-âı ^Lj 4İ); Menâkıbü'l-ensâr, 29; Meğâzî, 8; Müslim, Mesâcid, 105; Ebû Dâvûd,

Tilavet ve Şükür Secdesi__________________                 317

Hz. Peygamber (Satiaitahü aleyhi ve seüem) Necm suresinde secde etti. Müslümanlar (ve müşrikler de) secde ettiler. Ancak Kureyş'ten bir kişi yer­den bir avuç toprak alıp alnına götürdü ve ona secde yaptı.

§Abdullah ekledi: Daha sonra o kişinin (Bedir savaşında) kafir olarak öldürüldüğünü gördüm.

AÇIKLAMA

Başka tarikten gelen sahih rivayetlerde Hz. Peygamber Mekke'de Necm suresini okuduğunda Müslümanlarla birlikte müşrikler de secdeye gitmişlerdi. Bu rivayet:

*tbn Abbas'tan (RadıyaUahü anhümaV. h9

Hz. Peygamber Necm suresinde secde yaptı, kendisiyle birlikte Müslümanlar, müşrikler, ins ve cin secde yaptılar.

Sucûd, 3, H.no:1406; Nesâî, İftitâh, 49, H.no:957; Dârimi, Salât, 160, H.no:1473. Heysemî, Taberânî'nin Kebîr'ine nisbet ederek şu rivayetini de verir:

Bu rivayetin râvilerinin sika oldukların!, İbn Sîrîn'in İbn Mes'ûd'dan hadis işittiğini belirtir. Bk. Mecma', 11/286. Hadisin şâhîdleri: a-lbn Abbas'tan {Radıyailahü anhiima) şahidi:

Buhârî, Sucûd, 5; Tefsîru'i-Kur'ân, 53/4; Tirmizî, Cum'a, 51, H.no:575 (İbn mes'ûd ve Ebû Hüreyre'den de şahidi vardır. İbn Abbas rivayeti ise hasen-sahihtİr.)

b-Muttalibb. Ebû Vedâa'dan (Radıyailahü anh) şahidi 913/1783. hadis.

c-Ebû Hüreyre'den (Radıyailahü anh) şahidi İçin bk.912/1782. hadîs.

d-Hz. Aişe'den (RadıyaUahü anim) şahidi: ( ı~li ^Jl  ^. *> Jn J^  İSsi Jj-j i> Jı; ^ju- j-

ı             - .           İl    - I   \

Bk. Heysemî. Taberânî'nin Evsat'mda nakledilen rivayetin senedinde münkeru'l-hadis sayılan Abdurrahman b. Beşîr'in bulunduğunu ifade eder. Bk. Mecma'. 11/285. e-Amr el-Cümahî"den (Radıyailahü anh) şahidi:

Bk. Heysemî, Taberânî'nin Kebîrinde nakledilen rivayetin senedinde bilinmeyen bir râvinin bulunduğunu, Osman b. Salih'in sahabeden sadece bir râviye yetişiiğini belirtir. Bk. Bge., 11/285.

f-İbn Ömer'den (Radıyailahüanhiima) şahidi:

Bk. Heysemî, Taberânî'nin Kebîr'inde nakledilen rivayetin senedinde Mus'ab b. Sâbit'İn bulunduğunu, bu râviyi İbn Hıbbân ve diğerlerinin sika, Ahmed b. Hanbel ve diğerlerinin ise zayıf saydıklarını belirtir. Bk. age., 11/285-286.

71<I Buhari, SücûdU'l-Kur'ân, 5; Taberani, el-Mu'cemü'l-evsat, 111/197, No: 2910 İbn Ömer'den şahidi için bk. Tahavi, Şerhu meâni'l-âsâr, 1/353

318______________________________                                  Tilavet ve Şükür Secdesi

§Buhari'deki aynı yerde secdeye gitmeyen kişinin Ümeyye b. Halef olduğu belirtildi.

912/1782-Ebû Hüreyre'den

Hz. Peygamber (Sailalîahü aleyhi ve seitem) Necm suresini okudu, secde yaptı, onunla birlikte şöhret (öne çıkma) meraklısı iki kişi dışında herkes secdeye gitti.

913/1783-Cafer b. Muttalib b. Ebû Vedâe babasından nakletti:

721

Sahih: Müsned, 11/304, H.no:8021; Benzer rivayet için bk. 11/443, H.no:9673 ( j^ «İ» j^ j— i'jİİ-Ji üji, ıjı'ji ^j> V, ^oij u'ı ^jjı ^ jplijf, jL-'} 4i Jiı). Heysemî bu rivayeti zikreder, Ahmcd b. Hanbel ve Taberânî'ye (Kebîr'inde) nİsbet ederek râviferinirı sika olduklarını belirtir. Ayrıca Bezzâr'a nisbet ederek "râvileri sikadır" dediği bir rivayeti de verir:

Bk.Mmrcfl', 11/285.

Ebu'd-Derdâ'dan (Radıyatlahü anh) şahidi için bk. 904/1774. hadis İbn Mes'ûd ve diğer sahabeden (Radıyallahu anhiim) şahidi için bk. 911/1781. hadisin tahrici. Sened: ^ j ■£.'£* 'J. ^jıi J,\ y^^; l^ ı£^ ^jû ^) ^»ı'^ı ıs5û-

Sahih: Müsned, 111/420, H.no:15404; Mükerrerleri için bk. IV/215-216, H.no:17819; VI/399-400, H.no:27120. İkinci rivayet için bk. 111/420, H.no:15403 (Mükerrer için bk. IV/215, H.no: 17818; VI/400, H.no:2712l); Nesâî, İflitâh, 49, H.no:956 (Hocası Abdülmelik b. Abdülhamid'in aracılığı ile Ahmed b. Hanbel'den naklettiği hadislerden biridir);

İbn Mes'ûd ve diğer sahabeden (Radıyallahuanhiim) şahidi için bk. 911/1781. hadisin tahrici.

Tilavet ve Şükür Secdesi               ^^_^_-——________-_________319

Rasûlullah (Saiiaiiaha aleyhi ve seiiem) Mekke'de Necm suresini okudu ve secde yaptı, yanındakiler de secdeye gitti. Ben başımı kaldırdım ve secde etmekten kaçındım. O gün Muttalib Müslüman değildi. (Müslüman olduk­tan) sonra kimin o sureyi (secde ayetini) okuduğunu duyduysa secde etti.

§Aynı râviden ikinci tarikle gelen rivayet:

Rasûluilah'ı Necm suresini (okuduğunda) secde ederken gördüm, onunla birlikte insanlar da secde etti.

(Râvi) Muttalib dedi ki: 'Ben o günlerde müşrik olduğum için secde yapmadım.'

Muttalib ekledi: 'O suredeki secdeyi bir daha bırakmayacağım.'

914/1784-Bbü Hüreyre'den (y 'îze's-semâün şakkat' ve 4Ikra' bismi Rabbike' (surelerini) okuduğun­da Rasûtullah'la (Sailalîahü aleyhi ir seiienu birlikte secde yaptık.

AÇIKLAMA

Bu rivayetler Mufassal olan surelerde de secde yapmanın vücûbiyetini göstermektedir. Cumhurun görüşü bu şekildedir. Malikilere göre ise Mufassal sure­lerde secde zorunluluğu yoktur. Onların delili:

İbn Abbas'tan (Radtyallahüanhüma):

Rasûlullah (Sallallalıü aleyhi ve seitem) Medine'ye hicret ettikten sonra Mufassal suerelerde(ki secde ayetlerinde) secde etmedi.

§îbn Abbas'tan gelen bu rivayetin senedi Nevevi724, İbn Hacer725 gibi alim­lere göre zayıf, İbn Abdilber'e726 göre ise münkerdir. Ayrıca Ebû Hüreyre'nin haber verdiği (914/1784 nolu) rivayet çok açıktır. Bizzat Ebû Hüreyre Rasölullah'la secde yaptıklarını beyan etmektedir. Ebû Hüreyre ise Peygamberimizin Medine'deki son dönemlerinde Müslüman olan kişilerden olduğu malumdur.7"7

Sened: ^ J> süi* j- ^^ J, _^y ^ jC*L \* ^-'^ -^ ı5ö*-

Sahih:   Müsned,  11/461.  H.no:9900;  Hbû   Hüreyre'den  nakledilen  benzer rivayet  için  bk. 906/1776. hadis ve tahrici.

~" Sened: ,-Lt ^ ^ **&£■  & J1,'*-'1 )*>  ■*■ ia-ü «î lj •&£.^j -ı** _!u ,__'U)1 -■ /•j' lj «jk ■,, j-^# uj>

Ebû Davud, SücûdU'l-Kur'ân, 2, No: 1403; Taberani, el-Mucemu'î-kebir, XI/334, No: 11924

724  Nevevi, Şerlm Sahihi Müslim, V/76

725  İbn Hacer, Fetku'l-Bâri, 11/555 72fı İbn Abdilber. Temhid, XIX/120

-   İbn Hıızeyme'deki açıklama için bk. Sahih, 1/280, No: 559

320_______                                                                                    Tilavet ve Şükür Secdesi

§Necm suresi okunduğunda Müslümanlarla birlikte müşriklerinde secdeye gitmesi farklı şekillerde anlaşıldı. Bu konuda en güzel yorum rahmetli Seyyid Kutub tarafından yapıldı:

".. .AllahTeâlâ buyurdu:

"Bu Kur'ân sizin tuhafınıza mı gidiyor?

Onu dinlerken ağlayacağınız yerde gülüyorsunuz.

Siz gaflet içinde yüzüyorsunuz."

Ayetteki orjinal deyimle "bu söz" yani Kur'ân, son derece ciddi ve önemli­dir. İnsanların omuzlarına büyük görevler yüklediği gibi aynı zamanda kendile­rini eksiksiz bir hayat sistemine iletiyor. Öyleyse onun nesini tuhaf görüyorlar, neresine gülüyorlar? Oysa onun yansıttığı katıksız ciddiyet, Önerdiği büyük yükümlülükler ve İnsanları bekleyen, yeryüzündeki hayatlarına ilişkin hesaplaş­ma, bütün bunlar ağlanacak bir durumla karşı karşıya olduklarını gösterir. Üstelik o hesaplaşmanın ötesinde daha nice korkunçluklarla ve sıkıntılarla yüz yüze geleceklerdir.

Bu noktada müşriklere gök gürlcmesinİ andıran bir uyarı yöneltiliyor. Ku­laklarını ve gönüllerini tırmalayan yüksek bir ses tonunun yankısı ile sarsılıyor­lar. Uçurumun kenarında titreşen bu şaşkınları kendi insiyatifleri ile yapmaları gereken bir görevi yerine getirmeye çağırıyor. Okuyoruz:

'Haydi, hemen Allah 'a secde edin, O'na kuttuk edin.'

Uzun bir hazırlama aşamasından sonra sure, işte bu kalpleri titreten, ürpertici ve akılları baştan alıcı bir çığlıkla noktalanıyctr.

Bundan dolayı dinleyenler hemen secdeye kapandılar. Müşrik oldukları halde bazıları da secdeye vardılar. Vahyi ve Kur'ân'ı şüphe ile karşıladıkları, Allah ve Peygamber hakkında tartıştıkları halde secdeye yattılar.

Kalplerine ardarda inen bu müthiş darbelerin etkisi altında alınlarını yere koydular. Peygamberimiz bu sureyi okuyor. Dinleyiciler arasında Müslümanlar da vardır, müşrikler de. Surenin sonunda Peygamberimiz secdeye kapanınca bütün Müslüman ve müşrik dinleyicileri onunla birlikte secdeye varıyorlar. Kur'ân'ın bu müthiş etkisine karşı koyamıyorlar, onun büyüleyici yaptırım gücü karşısında direnemiyorlar. Bİr süre sonra kendilerine geldiklerinde anlaşılıyor ki yaptıkları secdenin bilincinde değildirler. Tıpki secde ederken ne yaptıklarının bilincinde olmadıkları gibi.

Değişik kanallardan gelen rivayetler bu olayı aktardıktan sonra bu şaşırtıcı gelişmeyi açıklama konusunda farklı görüşler öne sürüyorlar. Oysa olay aslında garip ve şaşırtıcı değildir. Sebep şu Kur'ân'ın hayret verici etkisi ve gönüllere yönelik müthiş yaptırım gücüdür.

Garanik Olayı veya Şeytan Ayetleri

Değişik rivayet kanallarının bize aktardığı bu olay, yani müşriklerin Müslü­manlarla birlikte secde etmeleri olayı, uzun zaman kafamı kurcaladı. Onu bir türlü açıklayamıyor, tutarlı bir nedene bağ] ayamı yordu m. Fakat daha sonra yaşadığım bir olay, bu olayın içimde meydana getirdiği duygusal deneyim ufku­mu genişletti. Bu deneyim sayesinde artık sözkonusu olayı açıklayabilmiş, asıl sebebini açık bir biçimde görebilmiştim.

"Garanik Olayı" diye anılan bu olay hakkındaki uydurma rivayetleri daha önce okumuştum. İbn SaU "Tabakat" adlı eserinde ve İbn Ceriı Tâberi, ünlü "Tarih"inde bu rivayetleri aktardıkları gibi kimi tefsir bilginleri de aşağıdaki ayetleri açıklarken bu söylentilere yer vermişlerdir.

"Senden önce gönderdiğimiz bütün resuller ve nebiler bir şey dilediklerin­de şeytan, bu dileklerine mutlaka birtakım beşeri arzular karıştırırdı. Fakat

Tilave^eŞükür Secdesi

Allah, şeytanın körüklediği bu arzuları her defasında gidererek arkasından ayetlerini pekiştirirdi. Allah her şeyi bilir ve her yaptığı yerindedir.

Amaç şeytanın körüklediği bu arzular vesilesi ile kalpleri hasta olanları ve katı yüreklileri sınavdan geçirmektir. Hiç kuşkusuz zalimler gerçeğe son dere­ce uzak düşen bir ayrılığa saplanmışlardır." (Hacc Suresi, 52-53)

Ünlü tefsir alimi İbn Kesir, tefsirinde bu rivayetlerden sözederken "Bunların tümünün rivayet zincirlerinde kopukluk var, aralarında rivayet zincirinin halkaları tamam olanına rastlamadım" der.

Bu rivayetlerin en ayrıntılısı, hurafelere en az batmış olanı ve Peygamberi­mize yönelik en az iftiraya yer vereni İbn Hatem'in aktardığı şu rivayettir. İbn Hatem diyor ki: Musa b. Ebu Musa Kufî'nin, .Muhammed b. İshak b. Şeybi, Muhammed b. Fuleyh ve Musa b. Akabe kanalı ile bize anlattığına göre İbn Şihab şöyle der:

"Necm suresi inmişti. O günlerde müşrikler şöyle diyorlardı: Eğer bu adam (yani Hz. Peygamber) bizim tanrılarımız hakkında saygılı bir dil kullansa biz de onu ve arkadaşlarını anlayışla karşılardık. Fakat o bizim tanrılarımıza karşı, dininin öbür karşıtları olan Yahudilere ve Hristiyanlara karşı kullandığından daha sert ve kırıcı sözler kullanıyor.

Bu sıralarda müşriklerin Peygamberimize ve arkadaşlarına yönelik baskıları ve yalanlama girişimleri doruk noktasına ulaşmıştı. Peygamberimiz bu eziyetler­den bıkmıştı. Adamların sapıklıkları O'nu üzüyor, bir an önce doğru yola gelme­lerini temenni ediyordu. Necin suresi inip de "Lât ve uzza hakkındaki görüşü­nüz nedir? Ya bunların öbürü, üçüncüsü olan tnenat hakkında ne düşünüyor­sunuz'!" ayetlerini okuyunca şeytan bu putların isimlerinin söylenişinden sonra araya girerek "Onlar kutsal kuğu kuşlarıdırlar. Kuşku yok ki, Allah katında onların aracılığı umulur" dedi. Bu sözleri şeytanın kendisi uydurmuştu, amacı zihinleri karıştırmaktı.

Bu iki cümle bütün Mekke müşriklerinin hoşuna gitmişti. Onları dilden dile aktarmaya koyulmuşlardı. Olaydan son derece memnun olmuşlar ve "Muhammed, eski dinine, atalarının inancına döndü" diyerek bu sevinçlerini dile getirmeye yönelmişlerdi.

Bu arada Peygamberimiz, surenin son ayetini okuyup da secdeye kapanınca Müslüman ve müşrik bütün dinleyicileri de secdeye kapandı. Sadece çok yaşlı bir ihtiyar olan Velİd b. Muğİre secdeye varamamıştı. O da avucuna doldurduğu toprağı yukan kaldırarak ona secde etmişti.

Her iki grup da taraftarlarının Peygamberimiz ile birlikte secde etmelerine şaşırmışlardı. Müslümanlar ise müşriklerin inanmadıkları, İkna olmadıkları halde secde etmelerine anlam veremiyorlardı. Çünkü şeytanın kulaklarına fısıldamış olduğu sözkonusu cümleleri işitmemişlerdi. Müşrikler ise istediklerine ermişler­di. Şeytan, Peygamberimizin dileklerine müdahale ederek araya bazı cümleler katmış ve müşriklere bu sözleri Peygamberin kendisinin surenin bir parçası gibi okuduğunu sandirmiştı. Bunun üzerine müşrikler pullarına saygı gösterisi olarak secde etmişlerdi.

Bu sözler kısa sürede halk arasına yayıldı. Şeytan bu yayılmayı körüklemiş, öyle ki, yankıları Habeşistan'a kadar uzanarak, oradaki Müslümanların kulak­larına kadar varmıştı. Osman b. Maz'un ve arkadaşlarından oluşan Müslüman göçmenler Mekkelilerin topluca Müslüman olduklarını ve Peygamber İle birlikte namaz kıldıklarını işilmişlerdi. Velid b. Muğirc'nin de avucuna doldurduğu toprağa secde ettiğini. Müslümanların artık Mekke'de güven içinde yaşadıklarını haber almışlar, bu yüzden hemen Mekke'ye geri dönmüşlerdi.

Ama yüce Allah, şeytanın sözlerini silip atmış, ayetlerini sağlamlaştırmış ve bu aldatma girişiminden korumuştu. Bu amaçla "Senden önce gönderdiğimiz bütün resuller ve nebiler bir şey dilediklerinde şeytan bu dileklerine mutla-

322                                                                                                    Tilavet ve Şükür Secdesi

ka birtakım beşerî arzular karıştırırdı' diye başlayan ayetleri indirdi. (Hacc Suresi, 52-53) Yüce Allah bu konudaki kesin hükmünü açıklayıp şeytanın uydur­malarını şilince müşrikler tekrar eski .sapıklıklarına ve nıüslümanlara yönelik düşmanlıklarına döndüler. Hatla bu düşmanlığın dozajını daha da arttırdılar." İfan Hatem'in sözleri burada sona eriyor.

Bu konuda daha aşın ve daha çok iftira dolu rivayetler de vardır. Bu riva­yetler sözkonusu şeytan uydurması cümleleri Peygamberimizin araya katlığını ve bu işi -haşa- Kureyşli müşriklerin gönüllerini kazanmak amacı ile yaptığını öne sürecek kadar ileri giderler.

Ben daha işin başından beri bu rivayetlere tümü ile karşı çıkanı. Çünkü bu iki cümle Peygamberlerin yanılmazlığı ve Kur'ân'tn uydurma ve tahrif girişim­lerine karşı korunmuşluğu ilkeleri ile bağdaşmadıkları gibi .surenin içeriğine de taban tabana ters düşüyorlardı. Sebebine gelince sure baştan sona kadar müşrik­lerin bu putlara ilişkin inançları ve onların çevresinde uydurulmuş masalları alaya alan ifadelerle dolu idi. O halde bu cümlelere surenin akışı içinde uygun bir yer bulmak asla mümkün değildi. Bu uyuşmazlık o kadar belirgindi ki, "Bu cümleleri şeytan sadece müşriklerin kulaklarına fısıldamıştı, müslümaniarın onlardan hiç haberleri olmamıştı" diyenlerin görüşleri bile inandırıcı olmaktan uzaktı. Çünkü Mekkeli müşrikler dillerinin ifade zevkini özümlemiş Araplardı. Bu niteliklerini gözönünde tutarak şöyle düşünelim: Adamlar bu uydurma, bu şeytan tarafından araya sokuşturulmuş cümleleri İşittikten sonra şu ayetleri dinlemiş olacaklardı:

"Demek erkekler sizin, dişiler Allah'ın, öyle mi? Öyleyse bu haksız bir bölüştürmedir.

Aslında bunlar sizin ve atalarınızın uydurduğu kuru isimlerdir. Allah, onlara ilişkin hiçbir kanıt indirmemiştir. "

"Ahirete inanmayanlar, meleklere dişi adlan takıyorlar. Oysa onların hu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Sadece sanılarının peşinden gidiyorlar. Sanıları ise, gerçeğin kırıntısının bile yerini tutamaz."

"Göklerde nice melek var ki, Allah'ın dilediklerine ve hoşlandıklarına ilişkin izni olmadıkça şefaatleri hiçbir yarar sağlamaz. "

Adamlar o uydurma cümlelerin arkasından bu ayetleri işitince Peygamberi­mizle birlikte secdeye varmazlardı. Çünkü bu gerçek ayetler sözkonusu şeytan fısıltıları ile tanrılarına yönelik övgülerle ve onların Allah katında aracılık fonksiyonu üstleneceklerinin beklenmesi gerektiği yolundaki vurgulama ile asla bağdaşmaz. Zira Mekke müşrikleri bu rivayetleri uyduranlar kadar aptal deği­llerdi. Daha sonraları ya maksatlı olarak ya da bilmeyerek batılı oryantalistler o aptalca uydurmalara dört elle sarılmışlardır.

Durum böyle olunca gerek müşriklerin Peygamberimizle birlikte secde etmelerinin ve gerekse hicret eden Müslümanların Habeşistan'dan dönmelerinin ve bir süre sonra başka müslümanlarla birlikte oraya geri. gitmelerinin başka sebepleri olmalıydı.

Hicret eden Müslümanların neden önce Habeşistan'dan döndüklerini ve bir süre sonra niçin başkaları ile birlikte tekrar oraya gittiklerini incelemenin yeri burası değildir.

Müşriklerin secde etmelerine gelince burada bu konu üzerinde durmamız gerekir.

Uzun bir süre bu secde olayına tutarlı bir sebep aradım. Ara sıra böyle bir olayın olmadığını, sadece Habeşistan göçmenlerinin iki-üç ay sonra geri dönmelerini açıklamak için ileri sürüldüğünü düşünüyordum. Çünkü bu kısa süreli dönüşün mutlaka bir sebebi olmalıydı.

Tilayet_ve Şükür Secdesi                           _____^_^^_^___________________323

İşte bu tereddütlü günlerimden birinde yukarda sözünü ettiğim özel psikolojik deneyimi yaşadım. Kafamdaki tereddüt bulutlarını dağıtan olay şu oldu: Gecenin birinde idi. Birkaç arkadaş toplanmış, aramızda sohbet ediyorduk.

Derken bir ara kulağımıza Kur'ân sesi geldi. Sesin kaynağı yakınımızda idi. Necm suresi okunuyordu. Konuşmayı keserek Kur'ân'ı dinlemeye koyulduk. Okuyanın sesi etkileyici ve güzeldi. Kelimeleri tek tek ve çarpıcı bir ahenkle okuyordu.

Yavaş yavaş okunan ayetlerin ahengine ve içeriğine kapıldım. Peygamberi­mizin yüceler alemine yönelik yolculuğunu onun kalbi ile birlikle yaşadım. Cebrail'i, Allah tarafından yaratıldığı asıl süreri ile gördüğü sahneyi onunla birlikle yaşadım. Eğer insan düşünecek, haya! etmeye çalışacak olursa ne müt­hiş, ne çarpıcı bir olaydır bu! Peygamberimizle birlikte o yüce ve uyana yolculuğu yaşadım. "En uçtaki ağacın (Sidret-ül Mıtııieha'nın) yanında, "Me'va" cennetinin yanında onunla birlikte oldum. Havai gücümün elverdiği, sezgimin kanal çırpabildiği, duygularımın ve algılarımın kaldırabildiği oranda onunla birlikte yaşadım. Onun önderliğinde müşriklerin sapıklıklarını kavramaya çalıştım. 0 zavallıların meleklerin niteliklerine ilişkin masallarının, onları ilah sayan saplantılarının, onların erkek ya da dişi olduklarına yönelik kuruntula­rının ne kadar saçma olduğunu, bu iddiaların ilk okunuşta yıkılan oyuncak çocuk çadırlarına ne kadar benzediklerini gönlümün derinliklerinde hissettim.

"İnsan" denen varlığın topraktan yaratılışını ve analarının karnındaki "cenin"leri somutlaştıran sahnelerin önünde durdum. Yüce Allah'ın bilgisi bu olayları tek tek izliyor, onları kapsamı içinde tutuyordu. Surenin son keskindeki ardışık dokunuşların etkisi altında bütün vücudum titremeye başladı. Bilgimize kapalı "gayb" alemini yüce Allah'tan başka hiç kimse göremiyordu. Kayda geçen "ameller'in hiç biri hesaplaşma ve ödül-ceza verme işlemi sırasında, ihmal edilmiyor, gözden kaçırılmıyordu. Kulların üzerinden geçtikleri her yol sonunda yüce Allah'a varıp dayanıyordu. Ağlayanlar, gülenler. Ölüler ve diriler yığın yığın karşımda duruyordu. Bir meni damlası içinde yüzen embriyo hücresi karanlıklar içinde yol bularak adım adım gelişiyor ve sonunda sırlarını ortaya koyarak ya erkek ya da "dişi" kimliğinde karşımıza çıkıyor. Yeniden diriliş. Eski toplumların toplu vokoluş sahneleri. Yerin dibine geçen "iftiracı sapıklar" ve onları her yönden kuşatan ilahi gazap!

Derken "son uyarıcının" "müthiş felaketin eşiğindeki şu çığlığına kulak verdim: "Kıyamet günü iyice yaklaştı.

Onun dehşetini Allah 'tan başka hiç kimse başınızdan savamaz."

Arkasından son feryadın titreşimleri kulak zarlarıma çarptı ve bu müthiş "Bu Kur'ân sizin tuhafınıza mı gidiyor? Onu dinlerken ağlayacağınıza, gülüyorsunuz, öyle mi? Gaflet içinde yüzüyorsunuz değil mi?", darbe karşısın­da tiril tiril titredim

Bütün bunlardan sonra "Haydi, hemen Allah a secde ediniz, O'na kulluk ediniz ' ayetini duyunca kalbimin titremesi gerçekten eklemlerime, kemiklerime geçti. Artık tüm vücudum gözle görülür biçimde zangır zangır titriyordu. Çok uğraşmama rağmen bunu Önieyemiyordum. Ayrıca gözlerimden de sürekli yaşlar boşaltıyordu, bunu da bütün gayretime rağmen durduramıyordum.

İşte o anda sözkonusu "secde olayı"nın doğru olduğunu ve bu olayın nede­nini açıklamanın hiç de zor olmadığını anladım. Olayın sebebi şu Kur'ân'm çarpıcı etkisi ve surenin ayetlerinde yankılanan bu sarsıcı nağmelerin büyüle­yiciliği idi. Necm suresini ilk kez okuyor ya da dinliyor değildim. Fakat bu defa üzerimdeki etkisi ve benim ona karşı reaksiyonum böyle oldu. Bu da Kur'ân'ın bir başka esrarengiz özelliğidir. Önceden bilinmesi mümkün olmayan bazı uğurlu Özel anlar vardır. Belirli bir ayet, ya da belirli bir sure bu anlarda bambaşka bir duyarlılıkla algılanır ve insan kalbi ile güç kaynağı arasında kontak kurulur; o zaman da olacak olanlar olur.

324______________________                                            Tilavet ve Şükür Secdesi

Anlaşılan Necin suresinin o günkü bütün dinleyicilerinin kalpleri böyle bir ana yakalandılar. Peygamberimiz bu sureyi tüm benliği ile okuyordu. Daha önce bizzat yaşadığı olayların bu defa somut sahnelerinde yaşıyordu. Surenin burun potansiyel enerjisi Peygamberimizin sesinin dalgaları aracılığı ile dinleyicilerin sinir sistemine akıyor, onlar da "Haydi, hemen Allah'a secde ediniz, O'na kulluk ediniz' buyruğunu işirir-işitmez titremeye tutuluyorlar. Sonra Peygambe­rimiz ile müslümanlar secdeye varınca kendilerini tutamayarak secdeye kapanı­yorlar. ,

Denebilir ki; "Sen bu açıklamayı yaparken kendi başından geçen bir anı yüz yüze geldiğin bir psikolojik deneyimi ölçü olarak alıyorsun. Sen Müslümansın. Bu Kur'ân'a İnanıyorsun. Onun senin ruhuna yönelik özel bir etkisi vardır. Oysa o adamlar müşrikti. İmanı da Kur'ân'ı da reddediyorlardı." Fakat bu İtirazı yapanlar şu iki önemli noktayı gözönünde tutmalı, hesaba katmalıdırlar.

/- O gün bu sureyi okuyan, Peygamberimize/!- O bu Kur'ân'ı kaynağından doğrudan doğruya almış, onu iliklerine kadar yaşamıştı- Onu o kadar seviyordu ki, içinde Kur'ân okunan dostunun evinin önünden geçerken adını/arı ağırlaşıyor, kapının önünde dikilerek okuma bitinceye kadar dinlemekten kendini alamıyordu. Üstelik bu sureyi okurken yüceler aleminde yaşamış olduğu anların, Cebrail ile birlikle onu asıl hlığında görerek geçirdiği dakikaların anısını tazeliyordu. Oysa ben bu sureyi sıradan bir okuyucunun sesinden dinlemiştim. Bu iki pozisyon arasında büyük fark olduğu kuşkusuzdur.

2- Sözü edilen müşrikler. Peygamberimizi dinlerken ürpermekten ve titre­mekten kendilerini alamazlardı. Fakat yapmacık inatları onları dinlediklerini kabul etmekten alıkoyuyordu. Aşağıdaki iki olay onların kalplerinde doğan bu ürpermelerin tanığıdır:

İbn Asakir, azdı müşriklerden biri olan Utbe b. Ebu Leheb'in hayatını anla­tırken şunları söyler: İbn İshak'tn Osman b. Urve, İbn Zübeyr ve İbn Zübeyr'in babası kanalı ile bize verdiği bilgiye göre Hennad b. Esved şöyle diyor: Ebu Leheb ile oğlu Utbe bir gün Şam'a gitmeye hazırlanmışlardı. Ben de onlarla birlikte gitmek üzere hazırlanmıştım. Ebu Leheb'in oğlu Utbe "Vallahi, Muhammed'e gideceğim ve O'na Rabb'i hakkında sataşacağım" dedi. Gerçekten Peygamberimizin yanına varıp "Ya Muhammed" diye söze girdi ve "Yüce ufuk­tayken sonra yaklaştı, yere doğru uzandı. Öyle ki, Peygamber İle araları iki yay aralığı ya da daha yakın oldu." (Necm Suresi, 7,9) ayetlerine inanmadığını belirtti. Peygamberimiz de ona "Ya Rabbi, bunun üzerine köpeklerinden birini sal" diye beddua etti.

Utbe Peygamberin varımdan ayrılarak babasının yanma döndü. Babası "Oğlum, Muhammed'e ne dedin?" diye sordu. Utbe. söv/ediklerini aktardı. Babası "Peki. o sana ne dedi?" diye sorunca kendisine "Ya Rabbi. bunun üzerine köpeklerinden birini sal" diye beddua ettiğini anlattı. Bunun üzerine Ebu Leheb "Onun bedduasının seni tutmayacağından vallahi emin değilim" dedi.

Yola çıktık. Sudde'deki "Ebrah" denen yerde mola verince bir Hristiyan rahibinin manastırına vardık. Rahip bize "Ey Araplar, burada ne işiniz var? Biz burada arslan gezdiririz. Sizin çayıra koyun saldığınız gibi" dedi. Ebu Leheb, Rahibe "Biliyorsunuz ben yaşlı bir adamım ve aramızda eskiden beri gelen bir dostluk var. Şu adam oğluma bir beddua yaptı da vallahi bedduası tutar diye korkuyorum" dedi. Sonra bize dönerek "Erzakınızı toplayıp manastıra taşıyın ve oğluma orada bir yatak serin ve kendi yataklarınızı da onun etrafına serin " dedi. Biz de dediği gibi yaptık. Bir ara arslan gelip yüzlerimizi kokladı. İstediğini bulamadığı için geri çekildi ve hemen erzaklarımızın üzerine atıldı. Arkasından Utbe'nin de yüzünü kokladı ve sert bir darbe ile başını dağıtıverdi. Bunun üzerine Ebu Leheb "Muhammed'in bedduasından yakasını kurtaramayacağını biliyordum" dedi.

Tilavet ve Şükür Secdesi

325

Anlatılan bu ilk olayın merkezindeki kişi Ebu Leheb'dir. Bu adam Peygam­berimizin en amansız düşmanıdır. Onun aleyhinde düzenlenen her komplonun elebaşısıdır, kendisi de ailesi de Peygamberimize ellerinden gelen her kötülüğü yapmışlardır Bu yüzden Kıır'ân'da kendisine ve ailesine şöyle beddua edilmiştir; "Ebu Leheb'in elleri kurusun, (kendisi de) yokolsun! Malı ve kazancı ona fayda vermez. O, kızgın alevli ateşe atılacaktır. Esi de boynunda bir urgan olduğu halde ona odun taşıyacaktır." f Leheb Suresi) Fakat bu azılı düşmanlı­ğına rağmen Peygamberimiz ve onun sözü hakkındaki gerçek düşüncesi budur. Görüldüğü gibi Peygamberimizin onun oğluna yönelik bedduası karşısında kalbi iliklerine kadar titremektedir!

Müşriklerin Peygamberimizin hakkında besledikleri gerçek duyguyu belge-leven ikinci olay da şudur: Bu olayı yaşayan müşriklerden biri olan Utbe b. Ebu Rebia'dır. Bİr defasında Kureyşliler bu adamı Peygamberimize göndermişlerdi. Onunla pazarlık etmesini istemişlerdi. Bu pazarlığa göre Peygamberimiz Kureyş kabilesini ikiye bölen yeni dininden ve müşriklerin putlarını kötülemekten vazgeçmeyi kabul ettiği takdirde kendisine mal. mevki kadın, kısacası ne isterse verilecekti. Utbe teklifin: açıkladıktan sonra Peygamberin/iz kendisine "Ey Utbe söyleyeceklerin bitti mi?" dîye sorar. Utbe "Evet bitti" der. Bunun üzerine Peygamberimiz "öyleyse şimdi beni dinle" der. Utbe'nin "Peki söyle" demesi üzerine besmele çekerek "Fussilet" suresini okumaya başlar:

"Ha Mim. Bu, Rahman ve Rahim olan Allah tarafından indirilmiştir. Bilen bir toplum için ayetleri açıklanmış, arapça okunan bir kitaptır. Müjdele-yici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat çoktan onu anlayıp, kabul etmekten yüz çevirmiştir. Onlar işitmezler. '

Surenin devamında sıra "Eğer yüz çevirirlerse de ki; Ben sizi Ad ve Semtıdoğullarının başlarına gelen yıldırıma benzer bir yıldırım tehlikesine karşı uyardım " ayeti gelince Utbe, büyük bir korku içinde yerinden fırlayarak eli ile Peygamberimizin ağzını kapattı ve "Aramızdaki akrabalığın hatırı için seni susmaya çağırıyorum" dedi. Biraz sonra Kureyşlilerin yanına vararak olup bitenleri anlattıktan sonra sözlerini şu değerlendirme ile bağladı: "Muhammed bİrşey söyleyince yalan söylemeyeceğini biliyordum. Bu yüzden başınıza bir azap, bir bela geleceğinden korktum." (Bu olay değişik rivayetlerden özetlenerek aktarılmıştır)

İşte Müslüman olmayan bir adamın Peygamberimize yönelik gerçek duy­guları. Bu duyguların ürperme içerdiği açıktır. İnadının ve kof gururunun baskısı altında kalan etkilenmİşliği meydandadır.

İşte bu gibi insanlar Peygamberimizin sesinden dinlediklerinde kalplerinin en duyarlı anını yaşamaları, bu yüzden işittikleri sözlere karşı koyamayarak kendilerini Kur'ân'ın çarpıcı etkisine kaptırmaları ve bunun sonucunda secdeye kapanan Müslümanlarla birlikte secdeye varmaları son derece akla yakın bir ihtimaldir. Yoksa bu davranışın sebebi ne "garanik" olayı, ne de uydurma rivayetlerin Heri sürdüğü başka bir gerçektir.'

728 Seyid Kutup, Fi zılâli'l-Kur'ân, VI/3418-3422

Tilavet ve şuKur Secdesi

Hac ve Sâd Surelerindeki Secde Ayetleri

915/1785-Ukbe b. Amir1 den (Radtyatiaha anh):129

Ben:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Hac suresi Kur'ân'daki diğer surelere iki secde (ayeti) ile üstün mü kılındı?' diye sorunca o şöyle buyurdu:

"Evet. Kim o iki (ayette) secde etmezse/etmeyecekse o ikisini oku­masın."

916/1786-İbn Abbas'tan {Radıyaliahu anhUma):

730

Sened: /&■ J,. &£ LX^~ Jy ^^iıiiJi ,_J^ ^ oüıi J, LJ^ gj^. i^j ^ı \g!&.   *,£ j, Jy.

 J   J             ^             j Jy

Hasen: Müsned, [V/151, H.no:17297; Benzer rivayet için bk. IV/155, H.no:17343; Ebû Dâvûd, Sucûd, 1, H.no:1402; Tirmizt, Cum'a, 54, H.no:578 (isnadı o kadar kuvvetli değildir. Hz. Ömer ve oğlu İbn Ömer'den iki secde bulunması sebebiyle Hac sûresinin diğer sûrelere üstün oluşu ile ilgili rivayetler nakledilir); Beyhakî, 11/317.

Senedindeki îbn Lehîa ve Mişrah b. Hâân Ebû Mûsâ el-Meâfirî sebebiyle hadis zayıf sayılmıştır. İbn Lehîa ile ilgili geniş bilgi için bk.22/64. hadis. Mişrah b. Hâân ise makbul bir râvidir. Bk. İbn Hacer, Takrîb, Trc.no:6679; Zehebî de "sikadır" der. Bk. Kâşif, Trc.no:5456. Tirmizî üç, Ebû Dâvûd ve İbn Mâce birer, Dârimî iki ve Ahmed b. Hanbel 18 rivayetini nakleder. Tirmizî rivayetlerinden ikisi için "isnadı kuvvetli değildir" derken, bir rivayeti için de hasen hükmü verir. Bk. Sünen, Cum'a, 54. H.no: 578; Mcnâkıb. 17, 48, H.no: 3686. 3844.

Hz. Ömer'den {Radıyaliahu anh) şahidi:

Bk. Mâlik, Salât, 479. Sened: <*£* [^ L,J{ ûj^ jç^ 'j, '^±, ct^ jûi ûtü-

Sahih: Müsned, i/219, H.no:2521; Benzer rivayetler için bk. 1/364. H.no:3436 (^j^'p^ s ^_i i^L_j jx.j -£■) (Senedinde Leys b. Ebî Süleym bulunmaktadır): 1/360. H.no:3387-3388 (919/1789. hadis); Sw/iün, Sucûd, 3; Enbiyâ, 39; Tefsir, 6/5. 38:

jjİJı İUji ) ( jCXjs i'/i o^i 'ja~} ) ı^i C jı JUî ^j^, ^t V ^ıi ^'ı ^jt. jiü _^ j ;ik^ ^ ıjjûJ LX. ju H^ ^  ^j uj^ .ıLiı ^ ijb Ujj^J ^ ^ji' jı jJLj Oi «Ilı JJ

"Hlavet ve Şükür Secdesi                                                          _____________________327

Rasûlullah'ı (Saiuaiaha aleyhi ve seüem) Sâd süresindeki (secde ayetini oku­duğunda) secde ettiğini gördüm.

 J\

 

917/1787-İbn Abbas (Radıyallaha anhlUna),731

Sâd süresindeki secde hakkında şöyle dedi:

ıBen Rasûlullah'ı (Saiiaiiahualeyhi ve settem)ondaki (secde ayeti İçin) secde ederken gördüğüm halde onun secdesi (bana göre) kesin/vacip olan secdelerden değildir.'

NOT: Metinde geçen azâim (^ij—Ji) kelimesinden fiildeki azimet anlaşılmak­tadır. İbn Abbas'a göre Sâd süresindeki secde ayetinde secde yapmak kesin emir­lerden değildir. Bu konuda Hz. Ali'nin görüşü:

*Hz. Ali (Radıyaliahu anh) şöyle dedi:732

'Azimet (secde edilmesi kesin olan) sureler Elif lâm tenzil, Hâ mim secde, Necmvelkra' sureleridir.'

§Abdürrezzak ekledi: ben de bunların hepsinde, yani azimet kabul edilen surelerde secde ediyorum.

Tirmizî, Cum'a, 53, H.no:577 (hasen-sahih); Ebû Dâvûd, Sucûd, 5, H.no: 1409; Nesâî, tftitâh, 48, H.no:955 (Sonunda " ı'jki tâü«*J^ sTy jjiS Uj^- jı^j " ziyâse ile); Dârimi, Salât, 160.

H.no:1473.

İbn Abbas'tan (Radıyaliahu anh) nakledilen diğer rivayetler için 917/1787 ve 919/İ789. hadislere bk.

Ebû Hüreyre'den (Radıyaliahu anh) şahidi: (^ j j^~ ~>-> ^ Jn ^ ^ı ji s^y. j'o*)

Bk. Heysemî, hadisi Ebû Ya'lâ ve Taberânî'nin (Evsat'ında) naklettiğini, senedinde Muhammed b. Amr'ın bulunduğunu, ve râvi hakkında tenkit yapıldığını, bununla birlikte rivayetlerinin hasen olduğunu belirtir. Bk. Mecma', 11/285.

İbn Mes'ûd'dan (Radıyaliahu anh) gelen bir rivayete göre de Sad sûresinde secde etmediği kayıtlıdır:

Bk. Heysemî, hadisi Taberânî'nin Kebîr'inde naklettiğini, râvilerinin sahih hadis ricali olarak sika olduklarını ifade eder. Bk. age., 11/284.

sened: uj&jt. Vjsıüji- J^u-ıüj^. Sahih: Müsned, 1/359. H.no:3387; Tahrici için bir önceki 916/1786. hadise bk.

Hasen: Abdürrezzak, 111/336, No: 5863; İbn Hacer senedinin hasen olduğunu belirtti. Bk. Fethıt'l-Bâri, U/552

918/1788 (Z.)-Sâib b. Yezid'den:"3

Osman (b. Affan) (RadıycUiahüanh) Sâd suresînde(ki secde ayetinde) secde etti.

919/1789-Avvâm b. Havşeb'den;'"

Mücahid'e Sâd süresindeki secde durumunu sordum, şöyle dedi: 'Evet, ben de onu İbn Abbas'a (Radıyaiiahaanhuma) sordum, o şöyle dedi: '...onun soyundan da Davud ve Süleyman'ı...doğru yola erdir­miştik...' ayetinden sonraki '...sen de   onların doğru yoluna tabi ol!1 kısmına kadar okur musun?   İşte Peygamberiniz de (Sâd suresinde) Davud (Peygambere ) tabi olmakla emrolundu.'

AÇIKLAMA

İbn Abbas (Radıyallahü anhüma) bu rivayette geçen ayetleri, Sâd süresindeki secdenin sebebini açıklamak için okudu. Bu rivayet onun Kur'ân bilgisinin ne kadar kapsamlı olduğunu göstermektedir. Sâd süresindeki secde ayeti;

'Davud: Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek­le sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakların çoğu, birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. Yalnız iman edip de iyi işler yapanlar müstesna. Bunlar da ne kadar azdır! dedi. Davud, kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeve kapandı, tövbe edip Allah'a yöneldi.' (Sâd, 38/24)

 ç     ,   -.........,.;.            ,    -

Sahih: Müsned, 1/73, H.no:541; Heysemî, Abdullah b. Ahmed b. Hanbel'in râvilerinin sahih hadis ricali olduklarını belirtir. Bk. Mecına', 11/285.

İbn Abbas'tan (Radıvallahii anlüimaj şahidi için 916-917, 919/1786-1787, 1789. hadislere bk. Sened: ^j.?~ ^ fv ^ J^ v ^ J>. d^Jı -^ 'J J~ C'j^ Sahih: Müsned, 1/360, H.no:3387-3388. Tahrici için bir önceki 916/1786. hadise bk.

§Yukarıdaki Sâd suresinde geçen ayette secde yapılmasının nedeni En'âm süresindeki şu ayetlerdir:

'İşte bu, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimizdir. Biz dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki senin Rabbin hikmet sahibidir, (her şeyi) hakkıyla bilendir.

Biz ona İshak ve (İshak'ın oğlu) Ya'kub'u da armağan ettik; hepsini de doğru yola ilettik. Daha önce de Nuh'u ve onun soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u doğru yola iletmiştik; biz iyi davrananları işte böyle mükâfatlandırırız.

Zekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas'ı da (doğru yola iletmiştik). Hepsi de salih

insanlardandı.

İsmail, Elyesa', Yunus ve Lût'u da (hidayete erdirdik). Hepsini âlemlere üstün kıldık.

Onların babalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden bazılarına da (üstün meziyetler verdik). Onları seçkin kıldık ve doğru yola ilettik.

İşte bu, Allah'ın hidayetidir, kullarından dilediğini ona iletir. Eğer onlar da Allah'a ortak koşsalardı yapmakta oldukları amelleri kesinlikle boşa giderdi.

İşte onlar kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer onlar (kafirler) bunları inkar ederse şüphesiz yerlerine bunları

inkar etmeyecek bir toplum getiririz.

O peygamberler Allah'n hidayet ettiği kimselerdir. Sen de onların yoluna tabi

ol! De ki: Ben buna (peygamberlik görevime) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Bu (Kur'an) âlemler için ancak bir öğüttür/hatırlatmadır.' (En'âm, 6/83-90)

§Peygamberimizin yolu, En'âm suresinde zikredildiği gibi önceki peygam­berlerin yoludur. Bu nedenle Sâd suresinde Davud Peygamberin secde ettiği yerde Peygamberimiz de secdeye gitmiştir. İşte İbn Abbas bunu anlatmaktadır. Allah ondan razı olsun.

 Ebû Saîd el-Hudrî'nin Sâd Süresindeki Secde ile İlgili Rüyası

330            ___________________                                                 Tilavet ve Şükür Secdesi

920/1790-Ebû Said el-Hudrî (Radıyaiiaha anh) anlattı:735 Rüyasında kendisi Sâd suresini yazarken gördü. Secde ayetine gelince yanındaki divit, kalem ve her şey secdeye gitmişti. Bu (rüyasını) Hz. Pey-gamber'e (Salkutaha aleyhi ve setlem) anlattı, ondan sonra (o ayette) secde etmeyi

bırakmadı.

AÇIKLAMA

Tilavet secdesi bölümünde zikredilen yerlerden Kur'ân'daki on beş ayette secde edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Ancak bu surelerin hepsinde secde ayet­lerinin vücubiyetinde ihtilaf edildi:

1-Hanefı mezhebine göre secde on dört ayette yapılır:736

-Araf suresi, 7/206,

-Ra'd, 13/15,

-Nahl,l6/49,

-İsra, 17/107,

-Meryem, 19/58,

-Hac suresinde ilk ayet, 22/18, (77. ayet ise onlara göre namazdaki secdeyi emretmektedir. Çünkü secdeye rükû emri eklendiğinde bundan namaz secdesi anla­şılır, tilavet secdesi değil.)

-Furkan, 25/60,

-Nemi, 27/25,

-Secde, 32/15.

-Sâd, 38/24,

-Fussiict, 41/38.

'' Scned: [jj^ij j-hI- ı'î jî =^i «S ^ ^'j*- Jü ^C«j-&*=- ^j3 "$ ^J*i b?. £-■■=- ou* üjji-Sahih: Mösned, III/78, H.no:11680; Benzer rivayet için bk. 111/84, H.no:11738: BeyhaM, 11/318. Heysemî, Ahmed b. Hanbel'in râvilerinin sahih hadis ricali olduklarını belirtir. Bk. Mecma', 11/284. Hıımeyd et-Tavîl sika müdellis bîr râvidir. Fakat semâa delâlet eden tahdis sigası ila naklettiği İçin ittisale hamlolunur.

Ebû Dâvûd, Ebû Saîd el-Hudrî'den (Rcutıyaltahü anh) şu rivayeti nakleder:

^j l^j ^ ^y iy &! : |^j 4^ <U' ^ ys^ı Jlü >_»i>—u ^lâı j>ü ijkljı ii; dıi ufy ^î fy jlT ılı*

Bk. Ebû Dûvûd, Sucûd, 5, H.no:1410; Dârimi, Salât, 161, H.no: 1474 (\?J~3 ü^l^g. ^ &i^} ^^ j-p j^^iji ^i^j ai ^-ijî ^Jj ^; i,y ^ ıiîj ju uıj liîi j^^Lu). Heysemî'nin Ebû Ya'lâ ve Taberânî'ye nisbet ederek zikrettiği bir rivayet daha vardır:

J oJUi oi^ i^^Jı ^U- oji LUi ^ (_^ i^^^jı jU'j ;_^i ^ jîr ^yı ^^ ı_î ^Jj : Jü ^_,^ı o^ J j-

Bk. Heysemî Taberânî'nin Evsat'ında naklettiği rivayette: " v1 u J -^' ^"ı " lafzının da bulunduğuna dikkat çeker. Ayrıca rivayetin senedinde el-Yemân b. Nasr'm bulunduğunu. Zelıebî'nin bu râviyi mechııl saydığını belirtir. Bk. age., 11/284-285. 1' Kâsâni, Bedâiu's-sanâi', 1/193

Tilavet ve Şükür Secdesi                            ^____________                   331

-Necm, 53/62, -İnşikak, 84/21, -Alak, 96/19.

2-Maliki mezhebine göre ise on bir ayette secde yaplılır:"7 Bunlar Hanefi mezhebinde zikredilen ayetlerden üçünü istisna ederler: -Necm. 53/62, İnşikak, 84/21, Alak, 96/19. Ayrıca Hac, 22/77, yani ikinci secde ayetini de istisna etmektedirler.

738

3-Şafıî ve Hanbeli mezheplerine göre secde ayetleri on dörttür:

Hac süresindeki İki secde ayetini ayrı ayrı sayarak Hanefilerdeki sıralamayı

kabul etmektedirler. Sadece Sâd süresindeki ayetin tilavet değil de şükür secdesi

olduğunu belirmektedirler.

§Bu konudaki ilgili ihtilaflar terk edilip ihtiyatla amel edilmelidir. Hac süresindeki iki ayet ve Sâd'daki ayette de secde kabul edildiğinde bu ayetlerin toplamının on beş olduğu ortaya çıkar.

Şükür Secdesi

İbn Abdilber, Temhid, XIX, 119

Nevevi, Mecmu', IV/67: Şirbini, Muğni'l-Muhtac, 1/215; Maverdi. insaf, H/196

921/1791-Abdurrahman b. Avf tan (RadıvaiiahümkK739

-   Sened: ^.Jp, j jlkİ 'J. &f£â J> 'J. sjS J J, }p. 'j. a# J, j^' ^ ci üSt ^j IX. ^ j jU. ££. jŞ !&.

Sahih: Müsned, 1/191, H.no:1662-1663; İkinci rivâyel için bk. 1/191, H.no;1664; Makdisî, Muhtara, İÜ/126, H.no:926 (hasen); Heysemî, senedindeki râvilerin sika olduklarını belirtir Bk.Mecma ',11/287.

£feÖ Ka'M, 11/158, H.no:847:

Vİ J* ■—"j* f L™ ^A^ «j^1 J-. -s-^ -^l ^ UjU-    _l__. »_U mi) ^u>   Jıl jj^j _,i^ _k^__lı ij-j J LJü ,-,,-,< a^j  LJj Igj j_j»—İl Jli>U  ıAjı_-  Jjb—> J^ıSj  J^s J    J_,j j_[p ajji ^_Lj    dili Jj^.j  La,â  JIjjV1 J  ÜsJb-    L^j  j3  "Jjj^ ^ J,^  jl  Jü li> ^ Jİtiy Al  &l J^So ji  ^_ii_î    c.^*_  ^O*.-  ^ij  cJ jl  oJX' «J  oi;U    jX-j  «Jj, il  _^L=    iı J^

■uj- Jjl (4-- J^ -~- j^j   ~!_j Ut Al ^^L*.     İt ^L= __. ji j_^j

Heysemî Ebû Ya'Ia'dan gelen ziyâdeii bir rivayete de yer verir ve birinci rivayette tanımadığı bir râvinin bulunduğunu, ikinci rivayette ise zayıf biri olan Mûsâ b. Ubcyde er-Rabezî'nin bulunduğunu söyler:

 Jj.

 us1-*

Bk. Mecma', X/160-161.

Muâz b. Cebel'den (Raüıycdlaim anlı) şahidi:

 U ! x^ L, : Jüi .^_, jui_, ^^ J ^T L. ^U ji :J|î ,>i J^^ Âl : cJi* dli ,1 ^x~ : JUİ

Bk. Taberânî, el-Mu'cemü'l-hebîr, XX/102, H.no:199; Müsnedü'ş-Şâıniyyîn, 11/122, H.no: 1032. Heysemî, Haccâc b. Osman es-Seksekî'nin Muaz'a yetişmediği halde ondan naklettiğini, İbn Hıbbân'ın bu zatı etbâu't-tâbiînden saydığını belirtir. Ayrıca bu rivayetin Bakıyye kanalı ile de nakledildiğini, bu zatın da an'ane yaptığını ifade eder. Ebû Katâde'nin Muâz'dan naklettiği bir başka rivayeti de şöyledir:

Tilavet ve Şükür Secdesi_______________________________333

Rasûlullah (Satuaiahu aleyhi ve seiiem) çıktı. (Bir rivayette; Ben mescide girdim ve Rasûlullah'] mescitten çıkarken gördüm.) Hemen peşinden gittim. Bir hurma bahçesine girdi. Orada secde yaptı, secdeyi uzattıkça uzattı. (O kadar ki) ben Allah'ın onun ruhunu teslim almasından korktum. Kendisine bakmak için (yanına) geldim. Başını kaldırdı ve :

"Ey Abdurrahman! Sana ne oldu?" dedi. Ben durumu anlatınca şöyie dedi:

"Cibril {Altyhîsselâm) bana dedi ki:

'Sana bir müjde vereyim, istemez misin? izzet ve celaf sahibi Allah sana şöyle diyor: 'Kim sana salâvat getirirse ona rahmetimle karşılığını veririm. Kim sana selam verirse ben de ona selam veririm.'"'

§(Aym râviden) ikinci tarikle gelen rivayet:

Rasûlullah (SalhllaM aleyhi vs seiiem) çıktı ve kendi hurma bahçesine740 yöneldi. Oraya girdi, kıbleye döndü ve secdeye kapandı. Secdesi uzadıkça uzadı, hatta izzet ve celal sahibi Allah'ın orada onun canını aldığım zannet­tim. Kendisine yaklaştım ve (yanına) oturdum. Başını kaldırdı ve:

"O kim?" dedi. Ben:

'Abdurrahman' deyince O:

"Sana ne oldu?"

'Ey Allah'ın Rasûlü! Öyle secde yaptın (ve orada durdun) ki izzet ve celal sahibi Allah'ın senin ruhunu teslim almasından korktum.1

"Cibril {Aleyhisselâm) bana geldi ve bir müjde verdi, dedi ki:

'İzzet ve celal sahibi Allah şöyle diyor: 'Kim sana salâvat getirirse (dua ederse) ona rahmetimle karşılığını veririm. Kim sana selam verirse ben de ona  selam veririm.'

Ben de bunun üzerine izzet ve celal sahibi Allah'a şükür secdesi yaptım."'

Heysemî, bu rivayeti de Taberânî'nin Evsat ve Sağîr'İnde naklettiğini, senedinde Müzeyneoğullarının mevlâsı İshak b. İbrahim el-Medcnî'nin bulunduğunu, bu râviyi Ebû Ziir'a ve diğerlerinin zayıf saydığını sözlerine ekler. Bk. oğe., 11/288.

Heysemî konu ile ilgili şâhid rivayetleri tek tek verir ve rivayetleri değerlendirir. Bu rivayetler Huzeyfe b. ei-Yemân, Câbir, Ömer b. el-Hattâb. Abdurrahman b. Ebû Bekir, Cerîr, Ebû Mûsâ. İbn Ömer, Arfece ve Esma bt. Ebû Bekir'dendir IRadıvullahii anhiim). Bk. age., 11/287-290. 74i)Bk. Bennâ, aee.. IV/185

922/1792-Ebû Bekre t/?«</,vallahi: <mh> anlattı:741

Sahih: Müsned, V/45, H.no:20334; Benzer rivayetler için bk. V/43, H.no:20317: V/38, H.no: 20281; V/47, H.no:20353, 20356-20357; V/50, H.no:20388 {vicâde yolu ile nakledilen hadis­lerden biridir); Buharı, Meğâzî, 83; Fiten, 18; Tirmizî, Fiten, 75, H.no: 2262 (hasen-sahih):

aj fiil

Ebû Bekre'den (Radıyaliahü anlı) bu konuda gelen bir diğer rivayet de şöyledir:  -ûü- »Ilı J^j ^iiı oı ö^iv ı^1 ^ ^' j^ ''A'' ı^1 oî j^1 -^ o* -> ■ ^*- r^ j** ^*~ u^1 y- '■^^

Tirmizî, Siyer, 25, H.no: 1578 (hasen-garib); Ebû Dâvûd, Cihâd, 162, H.no:2774; îbn Mâce, İkâme, 192, H.no: 1394 (J&j 'û'jÇ 4i\'^j. ıi*C ^- *j /J}İ ^ ^.i «ı'i ıij üis").

Şükür secdesi ile ilgili diğer rivayetler: a-Sa'd b. Ebî Vakkas'tan (Radıyaliahü anh);

CUj -Ûj-I j^İ İJjrC-  ^ »j sî-C-  a^Jj  «İjj »Ü lj Ujjis Ö-S-^s UsrO ji. p 3pC âJJl lijj ajjj >jy ^li ^J LLjİj ılJCj lJt«-C jj"-

Bk. £/w D«vtW, Cihâd, 162, H.no:2775 (hasen li ğayrihî);

b-Enes b. Mâlİk'ten (Radıyallahtitınhy. (<S~L. '^ ^-b^ ,i-'X.; 4^ "i1 j^> ^ll S' ^UU J ^ 'J-) Bk. /fcn Mâce, İkâme, 192, H.no:1392 (hasen).

c-Ka'b b. Mâlik'ten {Radıyaliahü anh): (ıja,C > ■> iÎJi L.iî iÜ)

Bk. /ö/î Mâce, İkâme, 192, H.no:1393 (sahih). (Bu rivayetler Tebük savaşı ile İlgili bölümde uzunca verilecektir):

.., j^jjl â^Lrfi Jj> jjv»- UJ* JjI âjji   ~L-_; *Jj- "İl ^La   J)l Jj~j ıJJİj r jd\ t Ur Jİ 'Jı C-i^J

Bk. Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 111/369. d-Hz. Ali'den (Radıyallahıi anlı}:

^-Ij^Ji liJİ_, Ul pi Jü ^,Û\ '^ J35 iü J^j ^i; JJ Ojj j-lâl ^i ^J5 İÜ J^j

 "it

Bk. Müsned, 1/147, H.no:1254; Benzer rivayetler için bk. 1/160, H.no:1378; 1/155. H.no:1330; 1/151, H.no:1302; 1/144, H.no:1223; 1/141, H.no:1196; 1/140-141, H.no:I188-1189; 1/139, H.no:1179; 1/134, H.no:1127; 1/131. H.no:1086; 1/126, H.no:1034; 1/122, H.no:988; 1/121, H.no:982-983; 1/113, H.no:904, 912; 1/107-108, H.no:848; 1/95, H.no:735; 1/91-92, H.no:706; 1/90, H.no:696-697; 1/88, H.no:672; t/83, H.no:626; 1/81, H.no:6l6; Buhârî, Ezan, 25; Müslim, Zekât, 154-155; Ebû Dâvûd, Sünnet. 28. H.no:4763, 4767-4768; îbn Mâce, Mukaddime, 12, H.no: 167.

e-Ebû Hüreyre'den (Radıyaliahü anh):

Kendisi Hz. Peygamber'] (Saiuatahu aleyhi ve seiu-m) bir müjdeci geldiğinde gördü, ona ordusunun düşmanlara karşı zafer kazandığını müjdeliyordu. (O sırada) Rasûlullah'ın başı Hz. Âişe'nin kucağındaydı. Rasûlullah ayağa kalk­tı ve secdeye kapandı. Sonra müjde getiren kişiyi (düşman hakkında) sorgu­ladı. O da düşmanın yönetimini bir kadının üstlendiğini haber verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle dedi:

"Erkekler, kadınlara itaat ettiği zaman helak oldu. Erkekler, kadınla­ra itaat ettiği zaman helak oldu ..." Bunu üç kere tekrarladı.

NOT: RasÜlullah Allah'ın nimetleri için muhtelif zamanlarda şükür secdesi yapardı, bu da onun şükreden/vefakâr bir insan olduğunu gösterir.

^Kadınların yönetime geçmesi ise duygusal ve ince ruhlu oldukları için sakın­calı görülmektedir. Bu nedenle dünya tarihinde kadınların başkanlık yaptığı dönemler çok azdır. Bu durum kadının yaratılışı ile ilgilidir. Halta Peygamberimiz erkeklerden de duygusai olanların yönetime gelmelerini istememekledir. Mesela, sahabeden Ebû Zer duygusal bir insan olduğu için Peygamberimiz ondan yönetime talip olmamasını işlemiştir.   "

Bk. Müsned. 11/502. H.no:10469 (Bu rivayetin tahrici için bk. 695/1565 ve 705/1575. hadisler)

f-Berâ b. Azib'den {Radıyaliahü anh):

Hemedânlılann Müslümanlığı kabul etmesi ile ilgili olarak Hz. Ali'nin Yemen'den gönderdiği mektuptan sonra Peygamber efendimizin secdeye kapanması ile ilgili rivayet için bk. Bk. Rüyam, Müsned, 1/218, H.no:304; Beyhakî, age., İÜ/369.

742 Tayalisi, 1/66, No: 485; Müslim, İmaret 16, 17, (1825), (1826); Ebû Davud. Vesaya 4, No: 2865; Nesâi, es-Sünenü'l-kübra, IV/112, No: 6494

ŞAHIS VE YER

Abbas b. Abdülmuttalib, 18 Abde b. Ebû Lübâbe, 169

Abdullah b. Abbas, 8, 9, 10, 13, 14, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 26, 27, 28, 35, 42, 50, 57, 59, 60, 62, 67, 70, 72, 80, 82, 86, 87, 89, 90, 93, 112, 134, 136, 154, 157, 160, 170, 175, 178, 179, 180, 181, 184, 190, 194, 197, 199, 200, 203, 207, 208, 215, 222, 237, 240, 252, 254, 259, 263, 272, 280, 292, 309, 310, 317, 319, 326, 327, 328, 329, 363    

Abdullah b. Abdurrahman, 20, 21 Abdullah b. Akram el-Huzâî, 10 Abdullah b. Amr b. Âs, 160 Abdullah b. Buhayne, 4, 282, 297, 302 Abdullah b. Ca'fer, 280, 304 Abdullah b. Haris, 19, 200 Abdullah b. Kasım, 34

Abdullah b. Mes'ud, 18, 42, 57, 67, 70, 71, 73, 76, 77, 78, 80, 82, 86, 87, 97, 100, 112, 128, 130, 131, 133, 134, 138, 147, 184, 190, 201, 207, 219, 237, 245, 250, 277, 279, 308, 309, 316, 317, 318, 327, 362

Abdullah b. Selam'ın Oğlu Yusuf, 213 Abdullah b. Samit, 194 Abdullah b. Şeddat b. Hadi, 266 Abdullah b. Muğaffel, 194, 195

Abdullah b. Ömer, 2, 3, 23, 25, 42, 50, 57, 70, 71, 72, 83, 87, 90, 93, 94,

96, 120, 123, 129, 130, 136, 145, 147, 157, 170, 175, 184, 194, 201, 202, 207, 216, 222, 225, 235, 236, 237, 245, 246, 249, 263, 293, 312, 313, 314, 315, 317, 326, 333

Abdullah b. Samit, 194

Abdullah b. Zübeyr, 72, 85, 87, 90, 92, 94, 95, 118, 171, 201, 222, 362

Abdurrahman b. Ebza, 34, 118

Abdurrahman b. Avf, 272, 273, 280, 283, 302, 332

Abdurrahman b. Şibl el-Ensârî, 221

Abdurrahman b. el-A'rac, 296

Adî b. Amîra, 131

Ahmed b. Hanbel, II, VII, 3, 5, 7, 14, 15, 19, 20, 21, 22, 23, 25, 29, 30, 32, 34, 35, 36, 39, 42, 47, 48, 52, 58, 59, 60, 71, 80, 81, 85, 86, 87, 88, 89, 93, 96, 98, 103, 104, 109, 111, 118, 119, 123, 130, 132, 133, 137, 145, 151, 152, 164, 166, 175, 184, 185, 189, 190, 193, 195, 198, 200, 202, 203, 208, 209, 210, 211, 215, 224, 225, 226, 232, 243, 246,

338__________________^____________________       İndeks

247, 249, 252, 254, 258, 259, 262, 263, 264, 266, 277, 278, 280, 281 289, 291, 292, 298, 299, 312, 313, 314, 315, 317, 318, 326, 328, 33û' Hz. Âişe, 29, 30, 31, 33, 42, 71, 72, 84, 87, 89, 90, 91, 112, 114, 135, 136 147, 165, 167, 170, 184, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 212, 223, 225 ' 227, 228, 233, 234, 240, 241, 250, 251, 252, 253, 263, 265, 266, 267' 268, 269, 270, 303, 310, 317, 335

Hz. Ali, 25, 26, 34, 35, 42, 58, 60, 64, 65, 99, 132, 134, 147, 154, 157

161, 162, 163, 167, 184, 193, 247, 249, 309, 327, 334, 335, 358, 366 Ali b. Abdurrahman el-Muâvî, 94, 201, 202 Alkame, 57, 65, 73, 75, 137 Ammar b. Yasir, 122, 285, 357, 362 Amr b. Abese, 32 Amr b. Dinar, 177, 180 Amr b. Malik el-Cenbî, 103 Amr b. Selime, 37, 362 Amr b. Şuayb, 139 Amr b. Yahya, 19 Asım el-Ahval, 55 Atâ b. Sâib, 58, 146 Atâ b. Yesar, 231 Avvâm b. Havşeb, 328 Behz b. Hakim, 135 BenîAbdileşhel Mescidi, 22 Beni Mustalık, 362 Berâ b. Âzib, 11, 12, 60, 259, 335 BeytuMah, 101, 124 Bi'ru Maûne Faciası, 43 Bişrb. Sa'd, 102

Buhârî, 2, 3, 4, 5, 7, 9, 14, 16, 21, 27, 29, 30, 34, 36, 46, 50, 51, 55, 61, 62, 71, 88, 104, 106, 107, 110, 111, 114, 116, 121, 137, 143, 144, 155, 156, 160, 161, 169, 176, 178, 185, 186, 196, 204, 206, 209, 212, 214, 217, 221, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 233, 235, 236, 237, 239, 240, 242, 243, 246, 247, 248, 249, 250, 253, 254, 256, 257, 258, 259, 261, 262, 265, 267, 275, 277, 278, 279, 289, 296, 298, 301, 303, 312, 314, 316, 317, 326, 334

Büreyde el-Huzâî, 100

Câbir b. Abdullah, 8, 26, 115, 116, 129, 175, 203, 205, 237, 241, 242, 248, 263

Câbir b. Semüra, 133, 147, 217, 218, 219, 220, 243

Cafer b. Muttalib b. Ebû Vedâe, 318 Cevvânİyye, 189

Dârimî, 2, 5, 7, 12, 13, 16, 21, 26, 33, 36, 46, 51, 55, 60, 65, 91, 92, 116, 134, 135, 143, 154, 193, 200, 203, 209, 214, 229, 235, 236, 237, 242, 247, 257, 265, 277, 278, 280, 299, 315, 326

Ebû Amr eş-Şeybânî, 282

Hz. Ebû Bekir, 44, 52, 57, 64, 75, 109, 121, 129, 191, 250, 251, 263, 264, 285, 290, 309, 333, 362

Ebû Bekir b. Muhammed b. Amr, 109 Ebû Bekre, 166, 167, 258, 334 Ebû Berâ Âmir b. Malik, 43

Ebû Dâvûd, 2, 3, 5, 6, 7, 8, 9, 11, 12, 13, 16, 18, 21, 22, 24, 26, 27, 30, 31, 33, 35, 36, 46, 51, 55, 60, 61, 62, 65, 71, 72, 80, 81, 87, 88, 89, 91, 92, 94, 95, 96, 97, 99, 103, 104, 107, 110, 111, 112, 114, 115, 116, 117, 119, 121, 123, 124, 128, 129, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 139, 141, 143, 144, 145, 146, 147, 151, 154, 157, 160, 161, 166, 167, 169, 170, 171, 177, 178, 185, 186, 188, 190, 193, 194, 196, 197, 198, 200, 201, 203, 204, 205, 206, 209, 210, 211, 212, 214, 217, 218, 219, 221, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 234, 235, 236, 237, 239, 240, 242, 244, 245, 246, 248, 249, 252, 256, 258, 261, 262, 263, 265, 266, 267, 275, 277, 278, 279, 280, 281, 285, 286, 289, 294, 295, 297, 298, 299, 301, 303, 309, 310, 312, 313, 314, 315, 316, 326, 327, 330, 334

Ebû Eyyüp el-Ensâri, 176

Ebû Hanife, 14, 17, 25, 35, 42, 57, 59, 76, 85, 86, 90, 111, 184, 190, 215, 276, 282, 293, 299, 302, 313

Ebû Hasan ei-Mâzinî, 19

Ebû Humeyd es-Sâidî, 5, 12, 13, 88, 100, 110

Ebû Hüreyre, 2, 3, 7, 8, 15, 18, 24, 25, 30, 31, 32, 34, 42, 48, 51, 59, 60, 61, 63, 70, 89, 90, 94, 109, 110, 111, 115, 119, 124, 130, 132, 136, 137, 138, 139, 146, 147, 151, 152, 156, 157, 158, 170, 173, 175, 179, 184, 190, 191, 193, 194, 197, 201, 203, 207, 208, 209, 214, 216, 217, 221, 222, 223, 224, 227, 229, 230, 231, 237, 239, 240, 241, 243, 244, 246, 248, 249, 251, 252, 259, 262, 263, 275, 277, 279, 281, 289, 290, 291, 293, 294, 295, 301, 303, 304, 308, 309, 312, 317, 318, 319, 327, 334, 370

Ebûİshak, 11, 59,93 Ebû Katâde b. Rıb'î, 5 Ebû Kılâbe, 36, 37, 38, 57 Ebû Malik el-Eşcaî, 64 Ebû Miclez, 121,312,313

340_________________________________________                       İndeks

Ebû Musa el-Eş'arî, 80, 81

Ebû Rafi, 200, 311

Ebû Said el-Hudrî, 10, 84, 99, 100, 106, 229, 278, 279, 330

Ebû Salih, 115, 205

Ebû Seleme, 61, 221, 262

Ebû Süleyman Malik b. Huveyris, 37

Ebû Ümâme, 147, 223, 224, 236, 237, 263

Ebû Zer, 157, 158, 162, 173, 175, 176, 186, 190, 193, 194, 195, 196, 197, 202,203,211,245,335

Ebû'd-Derda, 59, 157, 164, 173, 209, 213, 243, 244, 263, 308, 309, 318 Ebu'I-Mütevekkil, 84 Ehvâz, 253, 254

Enes b. Mâlik, 7, 10, 21, 43, 44, 45, 48, 49, 55, 56, 57, 58, 59, 70, 89, 119, 122, 136, 140, 217, 228, 236, 246, 255, 261, 262, 264

Esved b. Yezid en-Nehâî, 137

Hz. Fatima, 162, 175, 358, 363, 366

Fedâle b. Ubeyd, 103

Garanik Olayı, 320

Habbab b. Eret, 25

Habeşistan, 185, 186, 187, 293, 321, 322, 362

Halid b. Seleme, 108

Hasan b. Ali, 65, 147, 200, 264

Hasan~ı Basri, 145, 190, 216

Hıttân b. Abdullah er-Rakaşî, 81

Husayn el-Müzeni, 193

Huzeyfe, 36, 70, 203, 207, 233, 236, 237, 263, 266, 333

Irak, 109, 162, 370

İbn Aclân, 24

İbn Ebî Leyla, 57, 104, 106, 298

İbn İshak, 87, 262, 263, 293, 308, 324

İbn Mâce, 5, 7, 8, 10, 11, 12, 13, 14, 16, 18, 21, 25, 26, 27, 30, 33, 35, 36, 46, 51, 55, 58, 64, 65, 71, 72, 80, 81, 87, 88, 91, 92, 94, 96, 100, 104, 106, 110, 111, 112, 114, 115, 116, 119, 121, 123, 128, 130, 133, 134, 136, 137, 139, 143, 144, 146, 153, 154, 157, 160, 161, 165, 167, 169, 170, 173, 186, 194, 195, 196, 197, 200, 201, 203, 204, 209, 211, 217, 218, 219, 221, 223, 224, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 231, 233, 235, 236, 237, 242, 245, 246, 247, 248, 249, 250, 252, 262, 263, 265, 267, 272, 275, 277, 278, 279, 280, 286, 289, 294, 297, 298, 299, 301, 303, 308, 309, 310, 311, 312, 315, 326, 334

jndeks__                                                                                                       341

İbn Şirin, 25, 55, 58, 90, 136, 234 İbnü'l-Kevvâ, 162

İmam Mâlik, 19, 203, 227

İmran b. Husayn, 216, 290, 293, 294, 295

Ka'b b. Ucre, 104, 105, 214

Kasım b. Muhammed, 84, 145

Kasım b. Muhaymire, 75

Küfe, 64

Medine, 43, 88, 208, 244, 293, 319

Mekke, 37, 51, 52, 60, 90, 143, 187, 254, 293, 314, 317, 319, 321, 322

Mervan b. Hakem, 274

Meymûne, 9, 10, 11, 12, 28, 234, 263, 265, 266

Mihcen b. Edra, 117

Muâviye, 34, 73, 145, 169, 170, 246, 275, 295, 301

Muâviye b. Hudeyc, 295

Muaykîb, 204

Muâz b. Cebel, 116, 124, 151, 153, 156, 173, 175, 332

Muğîre b. Şu'be, 168, 169, 298, 299, 364

Murre b. Ma'bed, 274

Musa b. Talha, 107, 108

Mutarrıf b. Abdullah, 249

Müslim, 2, 3, 4, 7, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18, 19, 20, 21, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 36, 42, 43, 46, 47, 48, 51, 52, 53, 54, 55, 60, 61, 71, 72, 80, 81, 82, 89, 91, 93, 94, 95, 99, 104, 110, 111, 112, 114, 116, 120, 121, 123, 128, 130, 133, 134, 135, 136, 137, 140, 143, 145, 152, 154, 155, 157, 161, 165, 166, 167, 169, 170, 171, 176, 177, 178, 181, 185, 186, 188, 190, 192, 194, 196, 197, 198, 200, 201, 202, 204, 206, 207, 209, 210, 214, 217, 218, 219, 220, 221, 225, 226, 227, 228, 229, 230, 233, 234, 235, 236, 237, 240, 241, 242, 243, 244, 246, 248, 249, 250, 251, 256, 258, 259, 261, 262, 265, 266, 267, 270, 275, 276, 277, 278, 279, 280, 282, 286, 289, 293, 294, 296, 301, 303, 308, 311, 312, 313, 314, 315, 316, 319, 334, 335

Müslim b. Ebû Bekre, 166, 167 Müslim b. Haris et-Temîmî, 154 Nâfi, 34, 83, 153, 194, 226 Necaşî, 186 Nesaî, 220 Nümeyrb. Huzâî, 118

342______________________                                                                          İndeks

Hz. Ömer, 14, 23, 24, 34, 38, 42, 51, 52, 57, 67, 70, 71, 83, 86, 90, 111, 147, 184, 207, 254, 272, 280, 314, 326

Ömer b. Atâ b. Ebû Huvar, 145

Sa'd b. Malik, 130

Sa'd b. Ubâde, 102

Salim b. Ca'd, 246

Sehl b. Sa'd el-Ensarî, 131

Sevban, 136, 165, 170, 224, 302

Seyyid Kutub, 320, 368

Sıffin, 162, 163, 368

Suheyb, 186, 191, 244, 245

Süfyan, 14, 44, 47, 59, 88, 138, 189, 225, 226, 266, 281, 292, 297

Şam, 52, 58, 163, 233, 324

Şeddâd b. Evs, 124, 151, 153, 155, 173

Şehr b. Havşeb, 173, 175

Şu'be, 8, 28, 93, 123

Talha b. Ubeydullah, 70, 99, 100, 293, 295

Tavus, 89, 109, 113

Tirmizî, 2, 5, 7, 8, 10, 11, 13, 14, 16, 18, 21, 24, 26, 30, 35, 50, 60, 64, 65, 71, 80, 87, 88, 89, 92, 94, 96, 97, 99, 103, 104, 111, 112, 116, 119, 120, 121, 123, 132, 134, 135, 136, 137, 139, 141, 143, 147, 154, 155, 157, 159, 160, 161, 165, 166, 167, 170, 173, 176, 177, 180, 185, 193, 194, 200, 201, 202, 203, 204, 206, 209, 211, 212, 214, 223, 224, 226, 227, 230, 234, 236, 240, 242, 244, 245, 246, 247, 249, 250, 252, 254, 255, 258, 261, 262, 267, 272, 275, 277, 278, 279, 280, 282, 286, 289, 294, 297, 298, 299, 301, 303, 309, 310, 311, 312, 315, 316, 317, 326, 327, 334

Ubeydullah b, Abdullah b. Utbe, 218

Uhud, 43, 44, 48, 49, 189

Ukbe b. Âmir el-Cühenî, 177

Urve b. Zübeyr, 42, 44, 114, 184, 190, 262

Übey b. Ka'b, 57, 58

Ümâme bt. As, 257

Ümmü Seleme, 42, 70, 144, 153, 162, 173, 175, 184, 200, 201, 206, 207

Vâil b. Hucr, 2, 11, 12, 13, 14, 87, 92, 93, 94, 120, 131, 201

Vâil el-Hadrâmi, 13

Yezid b. Ebû Kebşe, 274

Yezid b. Esved, 141, 142

Yezid b. Harun, 240

İndeks________                                                          ______________343

Yezîd b. Keysân, 246 Zâdân,123

Zeyd b. Erkam, 29, 42, 150, 185, 190, 293

Zeyd b. Hârice, 99, 100, 108

Zeyd b. Sabit, 159, 316

Zeyd b. Vehb, 24

Zeyneb, 257

Ziyad b. Subeyh, 239, 298

Zü'l-Yedeyn, 190, 282, 286, 290, 291, 293, 294, 295, 302

Zürâre b. Evfâ, 135

344____________________________________________                  İndeks

HADİS NO                              HADİS KONUSU                             SAYFA NO

1526 - Secdeye gidiş ve orada duruş şekli...........................................2

1527  - Yüz ve elin secdesi......................................,.......................... 3

1528  - Secdede kollan açmak............................................................4

1529  - Rasulullah'ın namazı............................................................... 5

1530  - Secdede ta'dil-i erkana uymak.................................................7

1531  - Secdede kollan yaymamak......................................................q

1532  - Secdede dirsekleri yere koymamak..........................................8

1533  - Secdede kollan açmak............................................................ g

1534  - Secdede böğrün görülmesi.....................................................10

1535  - Secdede koltuk altlarının görülmesi.........................................10

1536  - Secdede koltuk altlarının beyazlığının görülmesi .......................10

1537  - Secdede avuçları yere koymak...............................................11

1538  - Secdede koltuk altlarının beyazlığmın görülmesi ..............:........n

1539  - Secdede avuçları yere koyup, dirsekleri kaldırmak....................12

1540  - Secdede alnı ve burnu yere koymak........................................12

1541  - İki elin arasına secde etmek...................................................13

1542  - Secdede yerin sertliğini hissetmek..........................................14

1543  - Yedi âzâ üzerine secde etmek.................................................16

1544  - Yedi âzâ üzerine secde etmek.................................................18

1545  - Secdede uzun saçları toplamamak..........................................19

1546  - Elbisenin bir kısmına secde etmek............*...............................20

1547  - Sıcakta elbise üzerine secde etmek.........................................21

1548  - Sıcakta elbise üzerine secde etmek.........................................21

1549  - Yağmurlu bir günde elbise üzerine secde etmek........................22

1550  - Kalabalıkta cemaatten birinin sırtında secde etmek...................22

1551  - Secdeler uzadığında dirsekleri dizlere koymak..........................24

1552  - Secdede okunan dua..................,..........................................26

1553  - Secdede okunan dua.............................................................27

1554  - Secdede okunan dua.............................................................29

1555  - Secdede okunan dua.............................................................30

1556  - Secde kulun Rabbine en yakın olduğu haldır.............................31

Secdede duayı çoğaltmak....................................................................

1557  - Rasulullah'ın namazı..............................................................33

1558  - Rasuiullah'm namaz kılış şekli.................................................34

1559  - iki secde arasında dua...........................................................35

1560  - İki secdeden sonra ayağa kalkarken biraz oturmak...................36

1561  - Bi'ru Haûne faciası................................................................45

1562  - Rasululîah'ın bir ay kunut okuması..........................................49

1563  - Rasulullah'ın bir ay kunut okuması..........................................49

1564  - Sabah namazında kunut........................................................50

1565  - Sabah namazında kunut........................................................51

1566  - Sabah namazında kunut........................................................53

1567  - Saban namazında kunut........................................................55

1568  - Kunutun ruküdan önce yapıldığı..............................................55

1569  - Kunut okumaya devam etmek................................................56

1570  - Öğle namazında kunut...........................................................59

İndeks          __                                                                     ____________    345

1571  - Sabah ve akşam namazlarında kunut......................................60

1572  - Yatsı namazının son rekatında kunut.......................................60

1573  - Öğle, yatsı ve sabah namazında kunut....................................61

1574  - Beş vakit namazda kunut.......................................................62

1575  - Ruküdan sonra kunut............................................................63

1576  - Sabah namazında kunut musibet anında okunur.......................64

1577  - Vitir namazında okunan kunut................................................65

1578  - "et-tahıyya" duası.............................,...................................71

1579  - "et-tahıyya" duası.................................................................75

1580  - "et-tahıyya" duası.................................................................76

1581  - Rasulullah'ın et-tahıyya duasını öğretmesi................................77

1582  - Rasulullah'ın et-tahıyya'yı Kur'an'dan bir süre gibi öğretmesi......77

1583  - "et-Tahiyya" duasındaki selamın her salih kula ulaşması............79

1584 - Rasutullah'ın teşehhüdü öğretmesi..........................................80

1585  - Namazda imama tabi olmak...................................................81

1586  - Teşehhüdde oturuş ve şehadet parmağı ile işaret......................87

1587  - Teşehhüdde oturuş...............................................................89

1588  - Rasulullah'ın namaz kılış sekti.................................................91

1589  - Rasulullah'ın namaz kılış şekli.................................................92

1590  - Teşehhüdde şehadet parmağıyla işaret ihlastır..........................93

1591  - Teşehhüdde şehadet parmağıyla işaret tevhide İşarettir....,........94

1592  - Teşehhüdde şehadet parmağıyla İşaret tevhide işarettir.............95

1593  - Teşehhüdde şehadet parmağıyla işaret tevhide işarettir.............95

1594  - Namazda ellerine dayanarak oturmamak.................................96

1595  - Rasuiullah'm namazda oturuş şekli..........................................97

1596  - Namazda Rasulullah'a salavat getirmek...................................99

1597  - Namazda Rasulullah'a salavat getirmek.................................102

1598  - Namazda hamd ve salavat getirmek......................................103

1599  - Namazda Rasulullah'a salavat getirmek.................................104

1600  - Namazda Rasulullah'a salavat getirmek.................................104

1601  - Namazda Rasulullah'a salavat getirmek.................................105

1602  - Namazda Rasulullah'a salavat getirmek.................................106

1603  - Namazda Rasulullah'a salavat getirmek.................................107

1604 - Namazda Rasulullah'a salavat getirmek.................................107

1605 - Namazda Rasulullah'a salavat getirmek.................................108

1606  - Kendilerine salavat getirilen peygamberin âli..........................109

1607  - Namazda Rasulullah'a salavat getirmek.................................110

1608  - Son teşehhüdden sonra dualar.............................................111

1609  - Yatsının son teşehhüdünden sonra okunan dua.......................113

1610  - Namazda dua.....................................................................114

1611  - Namazda nasıl dua edilir......................................................115

1612  - Namazda dua mağfiret sebebidir...........................................117

1613  - Teşehhüdde şehadet parmağı İle işaret..................................118

1614 - Teşehhüdde şehadet parmağı ile İşaret..................................118

1615  - Teşehhüdde tek parmak iie şehadet işareti yapmak.................119

1616  - Teşehhüdde okunması tavsiye edilen dua..............................121

1617  - Ammar b. Yasİr'İn namazda okuduğu dua..............................121

1618  - Namazda Rasulullah'ın yüz kere okuduğu dua ........................123

346                                                             ______                                    İndeks

1619  - Namazda Rasulullah'ın okuduğu dua .....................................124

1620  - Rasulullah'ın Muaz b. Cebel'e öğrettiği dua.............................124

1621  - Namazdan selam vererek çıkış.............................................128

1622  - Namazdan selam vererek çıkış.............................................129

1623  - Namazdan selam vererek çıkış.............................................130

1624 - Namazdan selam vererek çıkış.............................................130

1625  - Namazdan selam vererek çıkış.............................................131

1626  - Namaz sonunda sağa-sofa selam vermek...............................131

1627  - Namaz sonunda sağa-sola selam vermek...............................131

1628  - Selâmı uzatmamak gerekir..................................................132

1629  - Namazda el ile işaret edip selam vermemek...........................133

1630  - Namazın anahtarı temizlik....................................................134

1631  - Rasulullah'ın gece namazı nasıldı..........................................135

1632  - Farz namazdan sonra okunan dua.......................................... 136

1633  - Namazdan sağdan ya da soldan dönerek çıkmak.....................137

1634  - Namazdan sağdan ya da soldan dönerek çıkmak.....................138

1635  - Sağından cemaate dönmek..................................................139

1636  - Sağından cemaate dönmek..............................................,...140

1637  - İmamın namazdan sonra cemaate dönmesi............................ 141

1638  - Rasulullah ile teberrük.........................................................143

1639  - Namazdan sonra bir müddet oturmak.................................... 144

1640  - Namazdan sonra bir müddet oturmak.........*...........................145

1641  - Namazdan sonra yer değiştirmek..........................................146

1642  - Namaz kıldığı yerde oturanlara meleklerin duaları...................146

1643  - Farz namazın sonunda okunan dua.......................................150

1644  - Muaz b. Cebel'e Rasulullah'ın öğrettiği dua.............................151

1645  - Duada gayretli olmak..........................................................152

1646  - Sabah namazından sonra okunan dua...................................153

1647 - Namazın selamından sonra okunan dua.................................154

1648  - Sabah ve akşam namazından sonra yedi kere okunan dua.......154

1649  - Namazda okunan dua..........................................................155

1650  - Namazın sonunda 33 kere teşbih, tahmid ve tekbir

okumak.............................................................................156

1651  - Her namazın sonunda okunacak teşbihler..............................158

1652  - Ensardan bir adama rüyada teşbih öğretilmesi........................159

1653  - Cennete girdirecek iki haslet................................................160

1654  - Rasulullah'ın kızı Fatıma ve damadı Hz. Ali'ye

öğrettiği dua......................................................................161

1655  - Namazın arkasından teşbih çekmek.......................................164

1656  - Namazın arkasından üç kere istiğfar etmek............................165

1657  - Her namazın sonunda okunan dua........................................166

1658  - Vitir namazının sonunda okunan dua.....................................167

1659  - Namazda selamdan sonra okunan dua...................................168

1660  - Namazda selamdan sonra okunan dua...................................170

1661  - Namazlardan sonra okunan dua............................................171

1662  - Akşam ve sabah namazından ayrılmadan okunan dua.............173

1663  - Rasulullah'ın kızı Fatıma ve damadı Hz. Ali'ye öğrettiği dua......175

1664 - Sabah namazından sonra okunan dua...................................176

İndeks_______^___________________347

1665  - Her namazdan sonra ihlas, Felak ve Nas surelerini okumak......177

1666  - Namazdan sonra zikirde sesi yükseltmek...............................177

1667  - Namazdan sonra zikirde sesi yükseltmek...............................180

1668  - Namazda konuşmanın yasaklanması.....................................185

1669  - Namaz kılana selam vermenin yasaklanması..........................186

1670  - Namaz, tekbir, teşbih ve Kur'an okumaktır.............................188

1671  - Namazı, abdesti bozan şeyler böler.......................................193

1672  - Namaz kılanın önünden kadın, merkep ve köpek geçerse.........193

1673  - Namaz kılanın önünden kadın, merkep ve köpek geçerse.........195

1674  - Namaz kılanın önünden kadın, merkep ve köpek geçerse.........195

1675  - Namaz kılanın önünden geçenler hakkında

Hz. Aişe'nin açıklaması........................................................196

1676 - Köpek ve hayızlı kadın namazı böler......................................197

1677  - Kadın, köpek ve merkep namazı böler...................................197

1678  - Uzun saçlı erkeklerin namazda saçlarını bağlamamaları...........200

1679  - Uzun saçlı erkeklerin namazda saçlarını bağlamamaları...........200

1680  - Namazda çakıllarla oynamamak............................................201

1681  - Namaz kılmaya kalkana rahmet yönelir.................................202

1682  - Namazda çakıllara bir defa el sürmek....................................203

1683  - Namazda çakıllara bir defa el sürmek....................................204

1684  - Sıcağın şiddetinden namazda çakılları alıp serinletmek.............205

1685  - Namazda secde mahalline üflememek...................................205

1686  - Güneş tutulması namazı......................................................206

1687  - Rasulullah'ın Ebu Hüreyre'ye tavsiyeleri.................................209

1688  - Namazda gülmemek, sağa sola dönmemek ve

parmakları çıtlatmamak.......................................................210

1689  - Namazda Allah'ın kula yönelmesi..........................................211

1690  - Namazda sağa-sola dönmenin hükmü...................................212

1691  - Ebu'd-Derda'nın vefat ederken halka dini konuları öğretmesi ..,.213

1692  - Namazı beklemenin fazileti...................................................214

1693  - Namazı beklemenin fazileti...................................................214

1694  - Namazda gözleri göğe dikmemek..........................................217

1695  - Namazda gözleri göğe dikmemek..........................................217

1696  - Namazda gözleri göğe dikmemek..........................................218

1697  - Namazda gözleri göğe dikmemek..........................................218

1698  - Namazda safları düzgün yapmak..........................................219

1699  - Namazda yasaklanan üç şey.................................................221

1700  - Tuvalete daralmış olarak namaz kılmamak.............................223

1701  - Tuvalete daralmış olarak namaz kılmamak.............................223

1702  - Yemek hazırken namaz kılmamak..............................,..........225

1703  - Yemek hazırken namaz kılmamak.........................................225

1704  - Uykulu iken namaz kılmamak...............................................226

1705  - Uykulu İken namaz kılmamak...............................................228

1706  - Yasaklanan iki giysi ve akid..................................................229

1707  - Eller elbise içinde olacak şekilde giyinmenin yasaklanması.......230

1708  - Kibirle elbiseyi sürükleyerek namaz kılmamak........................231

1709  - Nakışlı elbise ile namaz kılmamak.........................................233

1710  - Erkerlerin kadınların bürgüleri İle namaz kılmaları...................234

 indeks

1711  - Kıble taraftaki balgamı temizlemek.......................................235

1712  - Namazda tükürmemek........................................................236

1713  - Namazda tükürmemek........................................................237

1714  - Namazda elleri böğrüne koymamak.......................................239

1715  - Namazda elleri böğrüne koymanın yasaklandığı......................240

1716  - Deve üzerinde namaz..........................................................241

Namaz kılana selam vermemek............................................................

1717  - Rasululfah'ın namazını bozmaya çalışan şeytanla mücadelesi....243

1718  - Namaz kılana selam vermemek............................................244

1719  - Namazdayken selamı elle almak...........................................245

1720  - Namazda işaret etmek.........................................................246

1721  - Namazda teşbihle izin vermek..............................................246

1722  - Namazda teşbihle izin vermek..............................................247

1723  - Namazda teşbihle veya el çırpma ile uyarmak........................248

1724  - Namazda teşbihle veya el çırpma ile uyarmak....................'....248

1725  - Namazda teşbihle veya ei çırpma ile uyarmak........................249

1726  - Namazda ağlamak..............................................................249

1727  - Rasulullah'ın vefatından önce Ebu Bekir'i imam

olmasını istemesi................................................................250

1728  - Namazda akrep ve yılanın öldürülebiîeceği.............................251

1729  - Namazda iken ihtiyaç anında yürümek...................................252

1730  - Yolculukta hayvanını tutarak namaz kılmak............................253

1731  - Namazda sağa-sola göz ucuyla bakmak.................................254

1732  - Namazda sağa-sola göz ucuyla bakmak.................................255

1733  - Namaz kılarken bir şeye gözü dikip bakmak...........................255

1734 - Namaz kılanın sırtında küçük çocuk taşıması..........................256

1735  - Namaz kılanın sırtında küçük çocuk taşıması..........................257

1736  - Namaz kılanın sırtında küçük çocuk taşıması..........................258

1737  - Çizgili elbise ile çaprazlama bağlayıp namaz kılmak.................261

1738  - Tek kumaşa bürünerek namaz kılmak....................................262

1739  - Tek kumaşa bürünerek namaz kılmak....................................264

1740  - Tek kumaşa bürünerek namaz kılmak....................................264

1741  - Hayız gören kadının elbisesi ile namaz kılmak.........................265

1742  - Namaz kılanın elbisesinin bir kısmı hayızlı eşine dokunması......266

1743  - Namaz kılanın karşısında eşinin yatıp-uyuması.......................267

1744  - Namaz kılanın karşısında eşinin yatıp-uyuması.......................268

1745  - Namaz kılanın karşısında eşinin yatıp-uyuması.......................268

1746 - Namaz kılanın karşısında eşinin yatıp-uyuması.......................269

1747  - Namaz kılanın karşısında eşinin yatıp-uyuması.......................270

1748  - Namazında tereddüt edenin yapacağı şey..............................272

1749  - Sehiv secdesi.....................................................................273

1750  - Sehiv secdesi.....................................................................275

1751  - Sehiv secdesi.....................................................................277

1752  - Sehiv secdesi....................................................................277

1753  - Sehiv secdesi.....................................................................278

1754  - Sehiv secdesi.....................................................................279

1755  - Sehiv secdesi.....................................................................280

1756  - Sehiv secdesi............................           ...............              ......280

İndeks

1757  - Namazda eksik kılma ve selamlaşma yoktur...........................281

1758  - Namazda eksik kılma ve selamlaşma yoktur...........................281

1759  - Şeytanın vesvesesinden dolayı namazı çabuk kılmak...............285

1760  - Namazda şeytanın vesvesinden kurtkulma yolu......................286

1761  - Namazda yanılarak ikinci rekatta selam vermenin durumu.......289

1762  - Namazda yanılarak ikinci rekatta selam vermenin durumu.......292

1763  - Selam verdiğinde namazının eksik kaldığını

anlayanın durumu...............................................................294

1764  - Selam verdiğinde namazının eksik kaldığını

anlayanın durumu...............................................................295

1765  - İlk teşehhüdde oturmayıp ayağa kalkanın namazı...................296

1766  - İlk teşehhüdde oturmayıp ayağa kalkanın namazı...................297

1767  - İlk teşehhüdde oturmayıp ayağa kalkanın namazı...................298

1768  - İlk teşehhüdde oturmayıp ayağa kalkanın namazı...................299

1769  - Dört rekatlık namazı beş rekat kılanın durumu........................301

1770  - Namazda her unutma için tek sehiv secdesi yapmak...............302

1771  - Namazda her unutma için tek sehiv secdesi yapmak...............303

1772  - Namazında tereddüt edenin sehiv secdesi yapacağı.................304

1773  - Secde ayetinde secde edildiğinde şeytanın ağlaması................308

1774 - Secde ayetlerinin sayısı.......................................................308

1775  - Tilavet secdesinde okunan dua.............................................310

1776  - Yatsı namazında secde ayetlerini okumak..............................311

1777  - Öğle namazının ilk rekatında secde ayetini okumak.................312

1778  - Secde ayetini duyanların tilavet secdesi yapacağı....................313

1779  - Secde ayetini duyanların tilavet secdesi yapacağı....................314

1780  - Necm suresinde tilavet secdesi yapılmadığı............................316

1781  - Necm suresinde tilavet secdesi yapıldığı.................................316

1782  - Necm suresinde tilavet secdesi yapıldığı.................................318

1783 - Necm suresinde tilavet secdesi yapıldığı.................................318

1784  - Mufassal surelerde secde yapmanın vacipliği..........................319

1785  - Hac süresindeki secde ayeti.................................................326

1786  - Sa'd süresindeki secde ayeti.................................................326

1787  - Sa'd süresindeki secde ayeti.................................................327

1788  - Sa'd süresindeki secde ayeti.................................................328

1789  - Sa'd süresindeki secde ayeti.................................................328

1790  - Ebu Said el-Hudri'nin Sa'd süresindeki secde ile ilgili rüyası......330

1791  - Şükür secdesi.....................................................................332

1792  - Şükür secdesi...................:.................................................334

350                                                                                                                İndeks

İNDEKS KONULAR                                                                                      HADİS NO

Abdullah b. Mes'ud'un Habeşistan hicreti........................................1669

Abdullah b. Zübeyr'in hutbesi........................................................1661

Hz. Aişe'nin kıskançlığı.................................................................1555

Hz. Aişe'nin namaz kılanın Önünden kadın geçerse hadisi

hakkında açıklamaları...................................................................1675

Akşam namazından ayrılmadan okunan dua....................................1662

Akşam namazından sonra 7 kere okunan dua..................................1648

Alimlere göre teberrükün hükmü...................................................1637

Allah'ın gazabından Allah'a sığınmak..............................................1658

Allah'ın sıfatlarıyla tevessül...........................................................1617

Ali İmran 128. ayetinin nuzül sebebi............................1561, 1564, 1575

Ammar b. Yasir'in namazda okuduğu dua...................................*.... 1617

Amr b. Selime'nin imamlığı...........................................................1560

Ayakta veya oturarak su içmek.....................................................1635

Bakara 238. ayet nüzulü...............................................................1668

Beni Mustalık savaşı.....................................................................1716

Beş vakit namazda kunut.............................................................1574

Bi'ru Maune faciası.......................................................................1561

Borçlanmaktan Allah'a sığınmak.........................♦..........................1608

Cebraiiin müjdesi.........................................................................1791

Cehennem azabından Allah'a sığınmak...........................................1608

Celse-i istirahat...........................................................................1560

Cemaatle namazın fazileti.............................................................1637

Cemaatle tilavet secdesi yapmak...................................................1778

Cennete girdirecek iki haslet.........................................................1653

Çizgili eîbise ile çaprazlama bağlayıp namaz kılmak..........................1737

Çocuğun imamlığı........................................................................1560

Çorapsız namaz kılmak.........................................................1634,1635

Deccal'in fitnesinden Allah'a sığınmak............................................ 1608

Deve üzerinde namaz...................................................................1716

Devlet başkanı için camide yer ayrılması.........................................1640

Dört rekatlı namazın beş rekat kılanın durumu................................1769

Duada gayretli olmak...................................................................1645

Duha namazı kılmak....................................................................1687

Ebû Bekir'e Rasulullah'ın öğrettiği dua............................................1616

Ebû Bekir'in imamlığı...................................................................1727

Ebu'd Derda'nın vefat ederken halka dini konulan öğretmesi.............1691

Ebû Saİd el-Hudri'nin Sa'd süresindeki secde ayeti ile ilgili rüyası.......1790

Elbisenin bir kısmına secde etmek.................................................1546

El-ika oturuşu ne demektir............................................................1587

Elin secdesi.................................................................................1527

Eller elbise içinde olacak şekilde giyinmenin yasaklanması................1607

Elleri namazda böğüre koymamak.................................................

İndeks                                                                                                                351_

Enes b. Malik'in dayısı Haram'ın şehid olması..................................1561

Ensardan bir adama rüyada teşbih öğretilmesi................................1652

Ensar'ın şehidleri.........................................................................1561

Erkeklerin kadınlara itaat edince helak olacağı.................................1792

Erkeklerin kadınların bürgüleri ile namaz kılmaları ...........................1710

"et-Tahıyya" duası..........................1578, 1579, 1580, 1581, 1582, 1583

et-Tahıyya duasındaki selamın her salih kula ulaşması.....................1583

Evlere izinsiz girmemek................................................................1701

Fakirleri zenginlerin sevabına ulaştsracak teşbihler...........................1651

Fakirlikten Allah'a sığınmak...........................................................1657

Farz namazdan sonra okunan dua.................................................1632

Farz namazın selamından sonra tavsiye edilen zikirler......................1666

Farz namazın sonunda okunan dua................................................1643

Fatıma'nın ev işlerinden dolayı ellerinin nasır tutması..............1654, 1663

Garanik olayı...............................................................................1784

Gece ibadeti için halkını uyandırmak..............................................1631

Gece namazının 9 veya 7 kılındığı..................................................1631

Günahları affettiren dua ...............................................................1650

Güneş tutulması namazı.........................................,.....................1686

Güneş tutulması namazında Rasulullah'ın ağlaması..........................1686

Hac süresindeki secde ayeti..........................................................1785

Hades nedir?..,............................................................................1671

Hadis rivayetinde lafza dikkat etmek...........................,..................1758

Haricilere tuhaf gelen namaz.........................................................1730

Hayatın ve ölümün fitnesinden Allah'a sığınmak..............................1608

Hayız gören kadının elbisesi ile namaz kılmak........................1741, 1742

Her aydan üç gün oruç tutmak......................................................1687

Her namazdan sonra ihlas, felak nas sureleri okumak......................1665

Her namazın sonunda okunacak teşbihler...................,..........1651, 1652

Her namazın sonunda okunan dua.................................................1657

Hünkar mahfillerinin hükmü..........................................................1640

İbadetlerde kolaylığın hükmü........................................................1551

İbadetlerin taabbudiliği.................................................................1662

İbn Abbas'ın Rasulullah'ın evinde gecelemesi..................................1553

İhtisas ne demektir......................................................................1715

İki secde arasında dua.................................................................1559

İki secdeden sonra ayağa kalkarken biraz oturmak..........................1560

İlk teşehhüdde oturmayıp ayağa

kalkmanın durumu............................................1765, 1766, 1767, 1768

İmam kalkmadan cemaatin dağılması............................................1639

İmamın cemaate yüzünden dönmesi..............................................1637

İmamın namazdan sonra dönmesi.....................,,..........................1637

İnsanların en faziletli yapan zikir...................................................1662

İstimal giyinişi.............................................................................1706

Kabir azabından Allah'a sığınmak..........................................1608, 1657

Kadınlarda saçın büyük topuz yapılmaması.....................................1545

352_________________________________                                        İndeks

Kadınların cemaatle namaza katılması............................................1639

Kahinlere gitmemek.....................................................................1670

Kalabalıkta cemaatten birinin sırtında secde etmek..........................1550

Kendilerine salavat getirilen peygamberin âli...................................1606

Kıble tarafındaki balgamı temizlemek...........................1711, 1712, 1713

Kibirle elbiseyi sürükleyerek namaz kılmamak.................................1708

Kunut dualarının hükmü......................................'.........................1577

Kunut okumaya devam etmek.......................................................1569

Kunutun rükudan önce yapıldığı............................................1568, 1569

Kurban hafızlarının şehid edilmesi..................................................1561

Kur'an'dan neshedilen ayet...........................................................1561

Kureyş'e Yusuf as dönemi gibi kıtlık bedduası..................................1565

Küfürden Allah'a sığınmak............................................................1557

Meleklerin duaları......................................................................... 1642

Mescide parmakları kenetlememek....................................... 1692, 1693

Misafire hadis rivayeti..................................................................1655

Muaviye'nin namazda konuşması...................................................1670

Muaz b. Cebel'e Rasulullah'ın öğrettiği dua............................1620, 1644

Mufassal surelerde secde yapmanın vacipliği........1781, 1782, 1783, 1784

Muğire b. Şu'be'nin Muaviyeye yazdığı mektup................................1659

Mustaz'aflara dua etmek...............................................................1565

Müameze satışı ..................................................*........................1706

Mü'min cariyeyi azad etmek..........................................................1670

Münabeze satışı...........................................................................1706

Müselsel hadis nedir?...................................................................1644

Nakışlı elbise ile namaz kılmamak..................................................1709

Namaz kılana selam vermemek..........................1669, 1716, 1718, 1719

Namaz kılanın karşısında kadının

yatıp uyuması.........................................1743, 1744, 1745, 1746, 1747

Namaz kılanın önünden kadın, merkep ve

köpek geçmesi...............................1672, 1673, 1674, 1675, 1676, 1677

Namaz kıldığı yerde oturanlara meleklerin duaları............................1642

Namaz kılmanın fazileti................................................................1691

Namaz kılmaya kalkana rahmet yönelir..........................................1681

Namaz konusunda uygulamalarda tedricilik olduğu..........................1669

Namaz sonunda sağa-sola selam vermek..............................1626, 1627

Namaz, tekbir, teşbih ve Kur'an okumaktır.....................................1670

Namazda ağlamak..............................................................1726, 1727

Namazda akrep veya yılanın öldürülebileceği...................................1728

Namazda Allah'ın kula yönelmesi.................................1689, 1711, 1712

Namazda beddua okumak.............................................................1566

Namazda bir şeye gözü dikip bakmak.............................................1733

Namazda çakıllara bir defa el sürmek....................................1682, 1683

Namazda çakıllarla oynamamak..................................1680, 1681, 1682

Namazda dua..............................................................................1610

Namazda dua mağfiret sebebidir...................................................1612

Namazda el çırpma ile uyarmak...................................1723, 1724, 1725

İndeks________________________________         353

Namazda el ile işaret edip selam vermemek....................................1629

Namazda elbisenin ve uzun saçın toplanması ..................................1545

Namazda elle selam vermemek.....................................................1698

Namazda elleri böğrüne koymamak......................................1714, 1715

Namazda ellerine dayanarak oturmak............................................1594

Namazda eksik kılma yoktur................................................1757, 1758

Namazda "Gırar" ne demektir........................................................1758

Namazda göz ucuyla sağa-sola bakmak.................................1731, 1732

Namazda gözleri göğe dikmemek.......................1694, 1695, 1696, 1697

Namazda gülmemek....................................................................1688

Namazda iken ihtiyaç anında yürümek...........................................1729

Namazda iken selamı elle almak...........................................1718, 1719

Namazda imama tabi olmak..........................................................1985

Namazda işaret etmek...........................................................1720,174

Namazda konuşmamak................................................................1716

Namazda konuşmanın yasaklanması..............................................1668

Namazda nasıl dua edilir?.............................................................1611

Namazda okunan dua..................................................................1649

Namazda parmakları çıtlatmamak..................................................1688

Namazda Rasulullah'a salavat getirmek..........1596,1597,1598,1599,1600

1601,1602,1603,1604,1605,1607

Namazda Rasulullah'ın okuduğu dua..............................................1619

Namazda Rasulullah'ın yüz kere okuduğu dua.................................1618

Namazda safları düzgün yapmak....................................................1698

Namazda sağa-sola dönmenin hükmü.................1688, 1689, 1690, 1691

Namazda secde mahalline üfiemek................................................1686

Namazda secde mahalline üflememek............................................1685

Namazda selamın anlamı..............................................................1627

Namazda selamların sayısı............................................................1631

Namazda selamlaşma yoktur ..-......................................................1757

Namazda sırtında çocuk taşımak..................................1734, 1735, 1736

Namazda şeytan vesvesinden kurtulma yolu...................................1760

Namazda tadili erkan..........................................................1529, 1558

Namazda tekbirler...............................................................1621,1623

Namazda tereddüt edenin ne yapacağı...........................................1748

Namazda  teşbihle izin vermek..................1721, 1722, 1723, 1724, 1725

Namazda tükürmemek........................................................1712, 1713

Namazda yanılarak ikinci rekatta selam vermek....................1761, 1762,

Namazda yasaklanan üç şey.........................................................1699

Namazdan sağdan veya soldan dönerek çıkmak.....................1633, 1634

Namazdan sonra bir müddet oturmak...................................1639, 1640

Namazdan sonra okunacak dua.....................................................1654

Namazdan sonra tehlili açıkça okumak...........................................1661

Namazdan sonra yer değiştirmek...................................................1541

Namazdan sonra zikirde sesi yükseltmek...............................1666, 1667

Namazdan selam vererek çıkış ..1621, 1622, 1623, 1624, 1625,1626,1627

354                                                                                                           İndeks

Namazı, abdesti bozan şeyler böfer................................................1671

Namazı beklemenin fazileti.........................................1642, 1692, 1693

Namazı hızlı kılmamak.........................................................1687, 1699

Namazı kısa tutup uzatmamak......................................................1617

Namazı Şeytan vesvesesinden dolayı çabuk kılmak..........................1759

Namazın anahtarı temizliktir.........................................................1630

Namazın arkasından teşbih çekmek......................................1651, 1655

Namazın arkasından üç kere istiğfar etmek.....................................1656

Namazın eğitim amaçlı gösterilmesi...............................................1560

Namazın eksik kılınması......................................................1763, 1764

Namazın sonunda 33 kere teşbih, tahmid,

tekbir okumak...................'........................................1650, 1651, 1652

Namazın selamından sonra okunan dua........................1647, 1659, 1660

Namazın yasakları selamla sona erer.............................................._1630

Namazın yasakları tekbirle başlar..................................................1630

Namazda tereddüt edenin sehiv secdesi edeceği.....................1748, 1772

Namazlardan sonra okunan dua....................................................1661

Neon suresinde secde.......................................1780, 1781, 1782, 1783

Öğle namazında kunut okumak...................................................,. 1570

Öğle namazında secde ayetini okumak...........................................1777

Öğle, yatsı ve sabah namazlarında kunut........................................1573

Önündeki cemaatin sırtına secde etmek...................•......................1550

Parmakla teşbihleri saymak..........................................................1653

Rasulullah'ın arkasını görmesi.......................................................1530

Rasulullah'ın beşeri yönü.....................................................1750, 1769

Rasululiah'm bir ay kunut okuması........................................1562, 1563

Rasulullah'ın bütün hayırları öğretmesi...........................................1580

Rasulullah döneminde imamlık yapanlar.........................................1560

Rasulullah'ın Ebu Hüreyre'ye tavsiyeleri..........................................1687

Rasulullah'ın elbiseleri..................................................................1709

Rasulullah'ın elinin güzelliği ve serinliği.................................1637, 1638

Rasulullah'ın elinin kokusu...................................................1637, 1638

Rasulullah'ın et-tahıyya duasını öğretmesi.............................1581, 1584

Rasulullah'ın et-tahıyya'yı Kur'an'dan bir sure

öğrettiği gibi öğretmesi................................................................1582

Rasulullah'ın Fatıma ve Hz. Ali'ye öğrettiği dua.......................1654, 1663

Rasulullah'ın gece ağzını misvaklaması...........................................1631

Rasuiullah'ın gece namazı nasıldı?...................,.............................1631

Rasulullah'ın gece namazının secdesinde okuduğu dua............1553, 1554

Rasulullah'ın hoşgörüsü................................................................1611

Rasulullah ile teberrük.........................................................1637, 1638

Rasulullah'ın kunutları..................................................................1561

Rasulullah'ın Kur'an öğretmesi......................................................1779

Rasulullah'ın Muaz b. Cebel'i çok sevdiğini söylemesi..............1620, 1644

Rasulullah'ın mucizeleri................................................................1530

Rasulullah'ın namazı................................1529, 1557, 1558, 1588, 1589

Rasulullah'ın namazda oturuş şekli.................................................1595

İndeks

Rasululiah'm namazını bozmaya çalışan şeytanla mücadelesi.............1717

Rasulullah'ın öğretmenliği.............................................................1670

Rasulullah'ın sehiv secdesi yapması ......................................1750, 1761

Rasulullah'ın teşehhüdü öğretmesi.................................................1584

Rasulullah'ın torunu Hasan-Hüseyin sırtında iken namaz kıldırması .... 1736

Rasuiullah'ın torunu Ümame sırtında iken namazı kıldırması.....1734, 1735

Rasulullah'ın üzülmesine sebeb olan olay........................................1561

Remille uğraşmamak...................................................................1670

Ruhsatlarla amel.........................................................................1730

Rükû ve secdeleri tam yapmak......................................................1530

Rükûda elleri diz kapaklarına koymak.............................................1542

Rükûdan sonra kunut...................................................................1575

Rüyada teşbih'in öğretilmesi.........................................................1652

Sabah namazında kunut...........................1563, 1564, 1565, 1566, 1567

Sabah namazında kunut musibet anında okunur..............................1576

Sabah namazında ayrılmadan okunan dua......................................1662

Sabah namazından sonra okunan dua...................................1646, 1664

Sabah namazından sonra 7 kere okunan dua..................................1648

Sabah ve akşam namazında kunut.................................................1571

Saçlarla ilgili Arapların kullandığı kelimeler......................................1545

Sad süresindeki secde ayeti...................... 1786, 1787, 1788, 1789, 1770

Sağından cemaate dönmek..................................................1635, 1636

Sahabeden gelen teşehhüdler.......................................................1585

Sahabenin biriyle karşılaşınca ona hadis rivayet etmesi....................1600

"Salaten tüncina" okumak yerine...................................................1662

Salavatın fazileti.....................................................■....................1791

Salavat getirilmesi tavsiye edilen yerler..........................................1598

Saüh rüyalara değer vermek................................................1652, 1790

Secde ayetinde secde edildiğinde şeytanın ağladığı..........................1773

Secde ayetini duyanların tilavet secdesi yapacağı...................1778, 1779

Secde ayetlerinin sayısı................................................................1774

Secde, kulun Rabbine en yakın olduğu haldir...................................1556

Secdede alnı ve burnu yere koymak...............................................1540

Secdede avuçları yere koymak......................................................1537

Secdede avuçları yere koyup, dirsekleri kaldırmak...........................1539

Secdede böğrün görülmesi............................................................1534

Secdede dirsekleri yere koymamak................................................1532

Secdede duayı çoğaltmak................................................■............1556

Secdede iki elin arasına secde etmek.............................................1541

Secdede koltuk altlarının görülmesi..............................1528, 1535, 1627

Secdede kolları açmak................................................1528, 1533, 1537

Secdede kolları yaymamak.........................................1530, 1531, 1532

Secdede koltuk altlarının beyazlığının görülmesi.....................1536, 1538

Secdede okunan dua.........................................1552, 1553, 1554, 1555

Secdede saç ve elbiseyi toplamamak............................1543, 1545, 1678

Secdede tadili erkana uymak........................................................1530

356                                    ^__________                                       îndeks

Secdede uzun saçları toplamamak.................................................1545

Secdede yerin sertliğini hissetmek.................................................1542

Secdeler uzadığında dirsekleri dizlere koymak.................................1551

Secdeye deve çöküşü gibi çökmernek.............................................1526

Secdeye gidiş ve orada duruş şekli................................................1526

Sehiv secdesi...............1749, 1750, 1751, 1752, 1753, 1754, 1755, 1756

Sehiv secdesini tek yapmak.................................................1770, 1771

Selamı uzatmamak gerekir...........................................................1628

Seleme b. Hişam'a beddua ...........................................................1565

Seyyid Kutub'un IMecm suresinde secde ayetini açıklaması................1784

Sıcağın şiddetinden namazda çakılları ele alıp serinletmek................1684

Sıcakta elbise üzerinde secde etmek............................1546, 1547, 1548

Sıffin savaşı................................................................................1654

Son teşehhüdden sonra dualar............................,.......................'.. 1608

"Şeytan ayetleri" meselesinin açıklanması..............,........................1784

Şeytanı ağlatan şey.....................................................................1773

Şeytanın insanoğlu secde ettikçe ağlaması......................................1773

Şeytanın namazda kişiye vesvese vermesi...........1653, 1752, 1753, 1760

Şeytanın Rasulullah'ın namazını bozmaya çalışması.........................1717

Şeytanlardan insanları zırh gibi koruyan zikir......................,...........1663

Şükür secdesi .....................................................,..............1791, 1792

Teberrük...........................................................................1637, 1638

Teheccüd hakkında bilgi...............................................................1631

Tek kumaşa bürünerek namaz kılmak..........................1738, 1739, 1740

Tek parça elbise ile namaz............................................................1546

Terlikle namaz kılmak.........................................................1634, 1635

Teşehhüdde okunması tavsiye edilen dua.......................................1616

Teşehhüdde şehadet parmağı ile işaret.......1586, 1589, 1613, 1614, 1615

Teşehhüdde şehadet parmağı ile işaret ihlastır................................1590

Teşehhüdde şehadet parmağıyla ile işaret

tevhide işarettir.........................................................1591, 1592, 1593

Teşehhüdde tek parmak Ue şehadet yapmak...................................1615

Teşehhüde oturuş......................................................1586, 1587, 1589

Tilavet secdesinde okunan dua......................................................1775

Tuvalete daralmış olarak namaz kılmamak....................1700, 1701, 1702

Uğursuzluk diye bir şeyin  olmadığı................................................1670

Uykulu iken namaz kılmamak...............................................1704, 1705

Uyumadan önce okunacak teşbihler...............................................1654

Uzun saç.............................................................,.............1545, 1678

Uzun saçlı erkeklerin namazda saçlarını bağlamamaları...........1678, 1679

Velid b. Muğire'ye beddua.............................................................1565

Vitir hakkında bilgi.......................................................................1631

Vitir namazı kılmadan uyumamak..................................................1687

Vitir namazında kunut..................................................................1577

Vitir namazının sonunda okunan dua..............................................1658

Yağmurlu bir günde elbise üzerine secde etmek..............................1549

indeks_______________________—-------------------------------

Yasaklanan iki giysi ve akit türü ....................................................1706

Yatsı namazında secde ayetini okumak...........................................1776

Yatsı namazının son rekatında kunut..............................................1572

Yatsının son teşehhüdünden sonra okunan dua ...............................1609

Yedi âzâ üzerine secde etmek..............................................1543, 1544

Yemek hazırken namaz kılmamak.........................................1702, 1703

Yol üzerinde namaz kılmamak.......................................................1550

Yolculukta hayvanı tutarak namaz kılmak.......................................1730

Yüz ve elin secdesi.......................................................................1527

Yüzün secdesi...................■.................................-■.......................L~"L/

Zikir şükür ve güzel ibadet konusunda Allah'tan

Yardım istemek.................................................................■1620' 1744