|
mÜsned-İ hanbel |
oruc |
6- ramazan orucu ve
oruca başlama zamanı
1 - muaz b. cebel
(r.a.)
9891 (1) muaz b. cebel anlatıyor: hem namaz, hem de oruc üç defa
değişikliğe uğradı. namaz konusundaki ilk değişiklik şöyle gerçekleşti:
peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) medine'ye hicret ettikten sonra on
yedi ay boyunca beytu'l-makdis'e doğru namaz kıldı. sonra yüce allah:
"yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz. hoşnut olacağın kıbleye seni
elbette çevireceğiz. artık yüzünü mescid-i haram'a doğru çevir. bulunduğunuz
yerde yüzlerinizi o yöne çevirin"[bakara 144] ayetini indirdi. bu ayetle
de yüce allah, resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'i mekke tarafına
çevirdi.
İkinci değişikliğe
gelince; önceleri namazı cemaatle kılmak üzere toplanacakları zaman
birbirlerine haber verirlerdi. hatta teke tek haber vermek yerine namaz vaktini
bildirmek için çan kullanmayı bile düşündüler. sonrasında ensar'dan abdullah b.
zeyd adında biri nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'e gelerek: "ey allah'ın
resulü! uyku ile uyanıklık arasında iken, hatta tamamen uyanıkken desem
yeridir, rüyamda üzerinde iki parçalık yeşil giysi olan bir adam gördüm.
kıbleye doğru döndü ve şöyle dedi: allahu ekber! allahu ekber! eşhedu en la
ilahe illallah ... " diyerek ezanın lafızlarını ikişer defa tekrarladı.
ensar'lı şöyle devam etti: adam ezanı bu şekilde bitirdikten sonra az bir
bekledi. sonrasında aynı şeyleri bir daha tekrar etti. ancak ikinci
söylemesinde: "kad kameti's-salatu! kad kameti's-salatu" sözlerini
ekledi. peygamberimiz resulullah
(sallallahu aleyhi ve sellem) ensar'lı adama: ''bu sözleri bilal'e de öğret
namaz için çağrıyı (ezanı) bunlarla yapsın'' buyurdu. bu sözlerle de ezanı
okuyan ilk kişi bilal oldu. ezanı duyan Ömer b. el-hattab gelip: "ben de
aynı şeyi görmüştüm; ancak ensar'lı benden hızlı davranmış" dedi.
Üçüncü değişiklik ise
şöyle oldu: ashab bazen namaza geldiklerinde peygamberimiz (sallallahu aleyhi
ve sellem) namaza başlamış oluyordu. sonradan gelen kişi de safta duran birine:
"kaç rekat kıldıi" anlamında işaret eder, namazda olan kişi de artık
bir veya iki, kaç rekat kılmışlarsa işaret ederek cevap verirdi. bu şekilde
sonradan gelen kişi kaçırdığı rekatları tek başına kılar, sonra cemaate katılır
onlarla namaza devam ederdi. bu konuda muaz geldi ve: "ben de bu şekilde
geç kalırsam nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'i nasıl bulmuşsam katılıp öyle
devam edeceğim, namaz bitimi de kalkıp kaçırdığım rekatları kaza edeceğim"
dedi. bir defasında muaz namaza geldiğinde resulullah (sallallahu aleyhi ve
sellem) başlamıştı. muaz, nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) ile namaza durdu.
namaz bitince de kalkıp kaçırdığı rekatları kaza etti. bunun üzerine allah
resulü (sallallahu aleyhi ve sellem): ''bu konuda muaz size bir sünnet kıldı.
Öylesi durumlar da siz de öyle yapın'' buyurdu. namaz konusundaki üç değişiklik
işte böyle oldu.
oruçtaki değişikliklere
gelince, birincisi şöyledir: resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) medine'ye
geldiği zaman her aydan üç gün oruc tutardı. yezid der ki: "resulullah
(sallallahu aleyhi ve sellem), rebiyu'l-evvel'den (diğer yılın) ramazan ayına
kadar on dokuz ay boyunca her aydan üç gün oruc tuttu." bunun yanında
aşure günlerinde de oruc tutardı. sonrasında: "ey iman edenler! oruç
sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.
umulur ki korunursunuz. oruç günleri sayılıdır. hasta veya yolcu olanlarınız, o
günlerin sayısınca, başka günlerde oruc tutar. orucu güçlükle tutabilenler ise,
fidye olarak yoksul doyururlar. ama kim fazladan bir hayır işlerse, bu onun
için daha hayırlı olur. oruç tutmanız ise, bir bilseniz, sizin için daha da
hayırlıdır"[bakara 183, 184] ayetleri nazil oldu ve oruc farz kılındı.
bu ayetlere göre de
isteyen oruc tuttu, tutamayan da bunun yerine bir miskini doyurdu.
ancak sonrasında:
"ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden
ayırmanın açık delilleri olarak kuran'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden
ramazan ayını idrak edenler onda oruc tutsun. kim o anda hasta veya yolcu
olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. allah sizin
için kolaylık ister, zorluk istemez. bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size
doğru yolu göstermesine karşılık, allah'ı tazim etmeniz, şükretmeniz
içindir"[bakara 185] ayeti nazil oldu.
bu ayet ile de yüce allah
sağlıklı ve mukim olanların orucu tutmalarını emretti. hasta ve yolcu olanların
(daha sonra tutmaları şartıyla) oruc tutmamalarına ruhsat verdi. oruç tutmaya
güç yetiremeyen ihtiyarlar için de oruc yerine fidye verilmesini sabit kaldı.
bu şekilde iki değişiklik oldu.
Üçüncü değişiklik ise
şöyledir: Önceleri oruclu olan kişi akşam vakti girdikten sonra uyumadıkları
sürece yer, içer ve hanımıyla ilişkiye girerdi. ancak uyuması halinde yeme-icme
ve ilişkiden artık uzak dururdu. ensar'dan sirma adında biri vardı. gün boyunca
oruclu bir şekilde çalıştı. akşam eve gelince de namazını kıldı ve bir şeyler
yiyip içmeden uyudu. uyandığında ikinci gün sabah olmuştu ve hala orucluydu.
peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) onu aşırı bitkin bir şekilde
görünce: "bakıyorum da bayağı yorgun ve bitkinsin, sebebi nediri"
diye sordu. sirma: "ey allah'ın resulü! dün gün boyu çalıştım, akşam da
eve yorgun gelince iftarımı açmadan hemen uyudum. uyandığımda da sabah olmuştu
ve hala orucluydum" dedi.
Ömer de akşam uyuyup
geri uyandıktan sonra cariyelerinden veya hür olan hanımıyla birlikte olmuştu.
peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'e gelip durumunu anlatınca:
"oruç gecesinde kadınlarımza yaklaşmak size helal kılındı. onlar, size
örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. allah, (ramazan gecelerinde hanımlarınıza
yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi
affetti. artık eşlerinize yaklaşın ve allah'ın sizin için yazıp takdir etmiş
olduğu şeyi arayın. siyah iplik beyaz iplikten ayırd edilinceye (Şafağın
aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye -fecre-) kadar yiyin, için.
sonra da akşama kadar orucu tam tutun,,[bakara 187] ayeti nazil oldu. yezid der
ki: "resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), rebiyu'l-evvel'den (diğer
yılın) ramazan ayına kadar on yedi ay boyunca her aydan üç gün oruc tuttu.
[sahih]
diğer tahric: ebu davud
(506, 507) ve İbn huzeyme (381) rivayet ettiler.
2- ebu zer
9892 avf b. malik'in bildirdiğine göre ebu zer: "ey allah'ın
resulü! oruç nediri" diye sorunca, resulullah (sallallahu aleyhi ve
sellem): ''karşılığı olan bir farzdır'' dedi.
[zayıf]
heysemi der ki:
"hadisi İmam ahmed çok uzun bir hadisin içinde rivayet etmiştir. tamamı
inşallah gelecek. senedinde ismi belirtilmeyen bir adam vardır."