devam: 6- mÜslÜmanlarin
mÜslÜman olmayanlara mirasÇi olmalari (hÜkmÜnÜn beyani) babi
حدّثنا
أَحْمَدُ
بْنُ عَمْرِو
بْنِ السَّرْحِ.
ثنا عِبْدُ
اللهِ بْنُ
وَهْبٍ.
أَنْبَأَنَا
يُونُسُ عَنِ
ابْنِ شِهَابٍ،
عَنْ عَلِيِّ
بْنِ
الْحُسَيْنِ؛
أَنَّهُ
حَدَّثَهُ
أَنَّ
عَمْرَو بْنَ
عُثْمَانَ
أَخْبَرَهُ
عَنْ
أُسَامَةَ
بْنِ زَيْدٍ؛
أَنَّهُ
قَالَ: يَا
رَسُولَ
اللهِ! أَتَنْزِلُ
فِي دَارِكَ
بِمَكَّةَ؟
قَالَ: ((وَهَلْ
تَرَكَ
عَقِيلٌ مِنْ
رِبَاعٍ أَوْ
دُورٍ؟)) وَكَانَ
عَقِيْلٌ
وَرِثَ أَبَا
طَالِبٍ. هُوَ
وَطَالِبٌ.
وِلِمْ
يَرِثْ
جَعْفَرٌ
وَلاَ عَلِيٌّ
شَيْئَاً.
ِلأَنَّهُمَا
كَانَا
مُسْلِمَيْنِ.وَكَانَ
عَقِيلٌ
وَطَالِبٌ
كَافِرَيْنِ. فَكَانَ
عُمَرَ، مِنْ
أَجْلِ
ذَلِكَ، يَقُولُ:
لاَ يَرِثُ
الْمُؤْمِنُ
الْكَافِرُ. وَقَالَ
أُسَامَةُ:
قَالَ
رَسُولُ
اللهِ صلى
الله عليه
وسلم: ((لاَ
يَرِثُ
الْمُسْلِمُ
الْكَافِرُ
وَلاَ
الْكَافِرُ
الْمُسْلِمَ)).
usâme bin zeyd (r.a.)'dan rivayet edildiğine
göre, kendisi: yâ resûlallah! mekke'deki evine mi
ineceksini diye sormuş. re-sûl-i
ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem):
«akil (mekke'de) bize evden, meskenden bir şey mi bıraktıi» diye cevâb vermiştir. akil ve (kardeşi) tâlib,
(babaları) ebû tâlib'e
vâris olmuşlardı. (ebû tâlib'in
diğer oğulları) ca'fer ve alî
(r.a.) hiç bir şeye mirasçı olmamışlardı. Çünkü (ebû tâlib öldüğünde) bunlar müslüman
idiler. akil ile tâlib ise kâfir idiler.
Ömer (r.a.) bunun
için diyordu ki: mu'min, kâfire mirasçı olamaz.
usâme (r.a.) da şöyle demiştir: resulullah
(sallallahu aleyhi ve sellem)
buyurdu ki: «müslüman, kâfire mirasçı olamaz. kâfir de müslümana
mirasçı olamaz.»
aÇiklama: 2731’de