devam: 20- ma'ruf'u
(yan dnen y olarak taninan Şeyler) emretmek ve mÜnker'i (yan dnen fena
sayilan Şeyler) menetmek babi
حدّثنا
سَعِيدُ بْنُ
سُوَيدٍ.
حدّثنا يَحْيَى
بْنُ
سُلَيْمٍ،
عَنْ عَبْدِ
اللهِ بْنِ
عُثْمَانَ
بْنِ
خَثَيْمٍ،
عَنْ أَبِي
الزُّبَيْرِ،
عَنْ
جَابِرٍ؛ قَالَ:
لَمَّا
رَجَعَتْ
إِلَىرَسُولِ
اللهِ صلى
الله عليه
وسلم
مُهَاجِرَةُ
الْبَحْرِ،
قَالَ: ((أَلاَ
تُحَدِّثُونِي،
بِأَعَاجِيبِ
مَارَأَيْتُمْ
بِأَرْضِ
الْحَبَشَةِ؟))
قَالَ فِتْيَةٌ
مِنْهُمْ:
بَلَى.
بَارَسُولَ
اللهِ! بَيْنَا
نَحْنُ
جُلُوسٌ.
مَرَّتْ
بِنَا عَجُوزٌ
مِنْ
عَجَائِزِ
رَهَابِينِهِمْ
تَحْمِلُ
عَلَى
رَأْسِهَا
قُلَّةً مِنْ
مَاءٍ. فَمَرَّتْ
بِفَتًى
مِنْهُمْ.
فَجَعَلَ
إِحْدَى يَدَيْهِ
بَيْنَ
كَتِفَيْهَا،
ثُمَّ دَفَعَهَا.
فَحَرَّتْ
عَلَى
رُكْبَتَيْهَا.
فَانْكَسَرتْ
قُلَّتُهَا.
فَلَمَّا
ارْتَفَعَتِ،
الْتَفَتَتْ
إِلَيْهِ
فَقَالَتْ:
سَوْفَ
تَعْلَمُ،
يَاغُدَرُ!
إِذَا وَضَعَ
اللهُ
الْكُرْسِيَّ،
وَجَمَعَ
الأَوَّلِينَ
وَالآْخِرِينَ.
وَتَكَلَّمَتِ
الأَيْدِي
وَالأَرْجُلُ
بِمَا
كَانُوا يَكْسِبُونَ،
فَسَوْفَ
تَعْلَمُ
كَيْفَ أَمْري
وَأَمْرُكَ،
عِنْدَهُ
غَداً. قَالَ:
يَقُولُ
رَسُولُ
اللهِ صلى
الله عليه وسلم
((صَدَقَتْ:
صَدَقَتْ.
كَيْفَ
يُقَدِّسُ اللهُ
أُمَّةً
لاَيُؤْخَذُ
لِضَعِيِفِهِمْ
مِنْ
شَدِيدِهِمْ؟)).
في الزوائد:
إسناده حسن.
وسعيد بن سويد
مختلف فيه.
cabir (r.a.)'den
rivayet edildiğine göre: deniz muhacirleri (yani habeşistan'a hicret edenler)
resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in yanına döndükleri zaman resül-i
ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) (onlara): habeşistan memleketinde
gördüğünüz acayip şeyleri bana anlatmaz mısınızi buyurdu. muhacirlerden bir
gurup genç :
peki ya
resulallahı (bir gün) biz oturuyorduk. o esnada onların rahibelerinin
yaşlılarından biri başında büyük bir su testisini taşıyarak yanımızdan geçti.
biraz sonra onların gençlerinden birisinin yanından geçti. genç de ellerinden
birisini kad-nın iki omuzu arasına koyup onu itti. kadın da dizleri üstüne
düştü ve testisi kırıldı. sonra kad-n kalkınca genc'e dönüp baktı ve: ya zalim!
allah'ın kürsiiyü koyup önceki ve sonrakileri (yani bütün insanları) topladığı
ve eller ile ayakların sahibierinin işemiş oldukları şeyleri anlattıklan zaman
(yani kıyamet günü büyük mahkeme kurulduğunda) sen (ne suç işlediğini)
bileceksin, yarın allah'ın huzurunda benim durumum ile senin durumunun nasıl
olacağını bileceksin, dedi.
cabir demiştir ki
resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): kadın doğru söylemiş, kad-n doğru
söylemiştir. allah, zayıfının hakkı güçlüsünden alınmayan bir ümmeti nasıl
takdis eder (pisliklerden ve günahlardan arındınr).
not: zevald'de
şöyle denilmiştir: bunun senedi hasen'dlr. ravi, sald bin süveyd hakkında
ihtilaf vardır.