|
TEYEMMÜM YAPILACAK DURUMLAR |
C. SU KULLANMANIN
TEHLİKELİ OLDUĞU DURUMLAR
Teyemmümü mübah kılan
üçüncü durum; suyu kullanma durumunda bir organın işlevini kaybetmesi korkusu bulunacak
derecede bir hastalığın söz konusu olmasıdır.
Daha güçlü olan görüşe
göre; [su kullanılması halinde] hastalığın iyileşmesinin gecikmesi ve bedenin
başkalarınca görünen bir kısmındaki bir organda belirgin bir biçimde çirkinlik
meydana gelmesi söz konusu ise [kişi teyemmüm yapar]. Şiddetli soğuk da
hastalık hali gibidir.
A- HASTALIK
B- HASTALIK GİBİ
DEĞERLENDİRİLEN DİĞER DURUMLAR
C- TEYEMMÜM VE SU
KULLANMANIN BİRLİKTE YAPILACAĞI DURUMLAR
A- HASTALIK
Teyemmümü mübah kılan
üçüncü durum, suyu kullanma durumunda; körlük, dilsizlik vb. bir organın
işlevini kaybetmesi korkusunun söz konusu olduğu bir hastalıktır. Yine; görme
veya koku alma duyusunda zayıflık meydana gelmesi de böyledir.
[Hastalık sebebiyle
teyemmüm yapılabilceğinin] delili [teyemmüm ile ilgili ayette geçen]
"şayet hasta iseniz ... teyemmüm yapınız" [Maide, 6] ifadesidir.
[*] - İbn Abbas bu ayet
hakkında şunları söylemiştir: Bu ayet; abdest alması halinde sıkıntı ile
karşılaşacak olan, Allah (celle celalühüj yolunda yaralanan, yaraları ve çiçek
hastalığı bulunan kimseler cünüp olduğunda yıkanması halinde ölme tehlikesi
bulunan kimseler hakkında indirilmiştir. Onlar teyemmüm yaparlar.
Bu hadisin senedi hasendir.
Daha doğru olan, bu ifadelerin [Nebi {s.a.v.} e değil,] İbn Abbas'a ait
olduğudur.
Nevevİ'nin ifadesinden
canı ve organı [bütünüyle] kaybetme korkusu bulunması halinde kişinin haydi
haydi teyemmüm yapabileceği anlaşılmaktadır. EI-Muharrer'de bu açık olarak
ifade edilmiştir.
Kişinin hastalığı hafif
ise veya hasta olmadığı halde su kullanması halinde tehlikeli [korkutucu] bir
hastalığa yakalanmaktan korkuyarsa mezhepte kabul edilen görüşe göre teyemmüm
yapar.
Yine kişi [suyu
kullanınca] bitkin düşmekten korktuğunda da teyemmüm yapar.
EI-Mecmu'da şöyle
denilmiştir: Bu, günah bir sebepten hastalığa yakalanmadığında böyledir. Ancak
günah bir yolla hastalığa yakalanmışsa tövbe etmedikçe teyemmüm yapması sahih
değildir.
[Soru]: Nevevİ'nin
sözünden teyemmüm yapabilmek için hastalığin şart olmadığı, suyu kullanma
durumunda belirtilen tehlikelerle karşılaşmaktan korkmanın şart olduğu
anlaşılmaktadır.
[Cevap]: Tehlikelkorku
çoğunlukla hastalık durumunda söz konusu olur. Bununla birlikte Nevevİ [hastalıktan
bahsetmeyip] "suyu kullanmaktan korkmak" deseydi daha iyi olurdu.
B- HASTALIK GİBİ
DEĞERLENDİRİLEN DİĞER DURUMLAR
1. İyileşmenin gecikmesi
ve görünen organlarda çirkinlik meydana gelmesi
[Bu durumda teyemmüm
yapmanın caiz olup olmadığı konusunda iki görüş vardır]:
[Birinci görüş]: Daha
güçlü görüşe göre;
> Kişi abdest
aldığında -acısı artmasa bile- iyileşme süresi uzuyorsa teyemmüm yapabilir.
Yine illetin artması durumunda da böyledir. İllet, acının süresi uzun olmasa
bile şiddetli olmasıdır. .
> Yine kişi abdest
aldığında, görünen organlarında -aşırı kararma vb.- belirgin bir çirkinlik
meydana gelecekse teyemmüm yapabilir.
Çünkü bu iki durumda
karşılaşılacak zarar, "piyasa fiyatı üzerinde para ödeyerek su satın
alma"nın zararından daha büyüktür. Ayrıca bu, kişinin fizik görünümünü
çirkinleştirir ve kalıcıdır.
Rafil'nin dediğine göre
"görünen organlar"dan kasıt, çalışırken çoğunlukla görülen yüz ve
eller gibi organlardır.
Bir görüşe göre
"gösterilmesi kişiliği zedelemeyen organlar"dır.
Bir başka görüşe göre
ise avret organları dışındaki organlardır.
Çirkinlik; rengin
değişmesi, aşırı zayıflama, görüntünün bozulması, kalıcı bir yarık veya
fazladan bir et parçasının çıkması şeklinde bir değişimdir. Rafii bunu
"diyetler" konusunda zikretmiştir.
[İkinci görüş]: Bu gibi
durumlarda bir organ kaybı söz konusu olmadığı için kişi teyemmüm yapamaz. İbn
Abbas'tan teyemmüm ile ilgili ayette hem merfu hem de mevkuf olarak bu
hastalığın ölüm tehlikesinin bulunduğu hastalık olduğu rivayet edilmiştir.
İlk görüşe göre;
yukarıda sayılan durumlarda kişi ancak şu şartla teyemmüm yapabilir:
> Abdest alması
halinde kendisinde bu tehlikeli durumların meydana geleceğini sözüne güvenilir
bir doktorun bildirmesi. Bu doktor köle ve kadın bile olabilir.
> Kişinin [abdest
alması halinde] bu durumlarla karşılaşacağını
kendi [adetine
dayanarak] bilmesi.
Şayet bu şart
gerçekleşmezse teyemmüm yapamaz.
Nevevi et-Tahkik'te
yalnızca bu görüşü zikretmiş, er-Ravda'da Ebu Ali es-Sind' den nakledip
onaylamıştır. İtimad edilen görüş de budur.
Beğavı kişinin bu
durumda kesin olarak teyemmüm yapacağını söylemiştir.
İsnevi ise şöyle
demiştir: Şerhu'!-Mühezzeb adlı eserin "yiyecekler" bölümünde yer
alan İmam Şafii'nin şu açık ifadesi de bunu göstermektedir: "Açlıktan ölme
tehlikesi altında olan kişi, kendisine sunulan yiyeceğin zehirli olmasından
korkarsa onu bırakıp ölü hayvan etini yiyebilir".
Hocam Remll ikisi
arasındaki farkı şu şekilde belirtmiştir: Burada kişi, suyu kullanarak abdest
almak ile yükümlüdür; bir delil bulunmadıkça bu yükümlülükten sıyrılamaz. Ölü
hayvan etini yemek ise böyle değildir.
"Belirgin bir
çirkinlik" [eş-şeynü'l-fahiş] ifadesiyle; hafif kararma veya çıçek
hastalığı izinin kalması gibi küçük çaplı çirkinlikler dışarıda kalmaktadır.
"Görünür
organlarda" ifadesi ile görünmeyen organlar dışarıda kalmaktadır; çünkü
onlarda bir çirkinliğin meydana gelecek olması sebebiyle abdest terk edilemez.
İzz b. Abdüsselam bunu
şu açıdan problemli görmüştür: Abdest alan kişi bir köle olabilir ve abdest
alması halinde değerinde büyük çaplı azalma meydana gelebilir. Suyu emsal
bedelinin üzerinde satılırken bulma durumunda bile su satın almayıp teyemmüm
yapmaya izin verilirken böyle bir durumda kölenin teyemmüm yapması nasıl mübah
olmaz?
Abdest alan kişi hür bir
şahıs ise; insanlar nezdinde suyu satın alırken birkaç kuruş fazladan vermek,
yüzünde çiçek hastalığı izinin kalmasından veya başkasınca görülmeyen bir
yerinde -özellikle de evlenecek genç kız için- çiçek hastalığı izinin kalma-
sından daha hafif bir
zarardır .
Buna şu şekilde cevap
verilmiştir:
[1] - Suyun değerinin
üzerinde satılması durumunda kişi bunu alırsa zarar edeceği kesindir, kölenin
abdest alması durumunda değerinde bir azalmanın meydana gelmesi ise kesin
değildir. Bu sebepledir ki kişi, güneşte bekletilmiş bir sudan başka su
bulamazsa alaca hastalığına yakalanmaktan korksa bile o suyla abdest alması
gerekir. Çünkü alaca hastalığının meydana geleceği kesin değildir.
[2] - Su elde etmek için
malı telef etmek [değerinin üzerinde bir fiyata satın almak] hükme etki eder,
ancak suyu kullanmak için malı telef etmenin bir etkisi yoktur. Elbiseyi
kuyudan su çekmede kullanma sebebiyle meydana gelen eksilmenin de hükme bir
etkisi yoktur. Nitekim bu görüşte olan kimse yoktur. Çirkinleşme suyun
kullanılmasından kaynaklanıyorsa bunun hükme etkisi olur. Suyu kullanma sonucu
meydana gelecek zarar, suyu elde etmek için meydana gelecek zararın ötesinde
bir durumdur. Şu husus da bunu göstermektedir: Kişi su ararken namaz vaktinin
çıkacağından korksa teyemmüm yapar. Ancak suyu kullanırken namaz vaktinin
çıkacağından korksa teyemmüm yapamaz.
2. Şiddetli soğuk
Teyemmümün mübah olması
bakımından şiddetli soğuk da hastalık hali gibidir. Isıtılmamış su kullanmaktan
veya yıkanma sonrasında bedeni örtecek bir şey bulamamaktan dolayı yukarıda
zikredilen tehlikeli durumların meydana gelmesinden [örneğin ölüm, organ kaybı,
organın işlevinde azalma, bedende fiziksel bir kusurun meydana gelmesinden]
korkulursa teyemmüm yapılır.
[*] - Çünkü Abr b. As,
bir yolculukta cünüp olmuş, soğukta ölmekten korktuğu için teyemmüm yapmış,
Nebi (s.a.v.) de bu hareketi onaylamıştır. (Ebu Davud, Taharet, 334)
Bu hadisi Ebu Davud
rivayet etmiş, Hakim ve İbn Hibban da sahih olduğunu söylemişlerdir.
C- TEYEMMÜM VE SU
KULLANMANIN BİRLİKTE YAPILACAĞI DURUMLAR
Herhangi bir organın su
ile yıkanması mümkün değilse [burada iki durum söz konusudur]
[Birinci durum]: Bu
organı örten bir şey yoksa teyemmüm yapılması gerekir. Mezhepte esas kabul
edilen görüşe göre sağlam olan organların da yıkanması gerekir.
Cünüp için yıkama ile
teyemmüm arasında tertip söz konusu değildir.
Kişi abdestsizse daha
doğru olan görüşe göre sorunlu kısmı yıkama sırası gelince [orayı yıkama
yerine] teyemmüm almak şarttır.
Kişinin iki organı
yaralanırsa iki teyemmüm gerekir.
[İkinci durum]: Bu
organı örten sargı gibi çıkarılması mümkün olmayan bir örtü varsa organın
sağlam olan kısmını yıkar ve -anlatıldığı şekilde- teyemmüm yapar. Bununla
birlikte sargının tümünü su ile meshetmesi gerekir. Sargının bir kısmını
meshetmesinin yeterli olacağı da bir görüş olarak söylenmiştir.
1. Taharet organlarının
bir kısmının sorunlu [hasta, yaralı] bir kısmının sağlam olması
. -
Herhangi bir organ ın su
ile yıkanması mümkün değilse; bu organı örten bir şey yoksa teyemmüm yapılması
gerekir. Mezhepte esas kabul edilen görüşe göre sağlam organların yıkanması
gerekir.
Hastalık, yaralanma vb.
bir sebeple abdest organlarından herhangi birinin yıkanması mümkün olmazsa;
şayet bu organı örten bir şey yoksa [o organı yıkamak yerine] teyemmüm yapmak
farzdır.
Bu konuda tek görüş
vardır. Bunun sebebi, sorunlu organın taharetsiz kalmamasıdır. Bu durumda
sorunlu bölge teyemmüm yapılan alanda ise kişi toprağı, imkan ölçüsünde buranın
üzerinde gezdirir. Nevevi "kişi [bildiğimiz anlamda teyemmüm yapmaz,
yalnızca] toprağı sorunlu bölge üzerinde dolaştırır" diyen bazı alimleri
reddetmek amacıyla burada "teyemmüm" sözcüğünü elif-Iamlı bir şekilde
zikretmiştir.
Aynı şekilde mezhebte
esas kabul edilen görüşe göre imkan ölçüsünde sağlam organların su ile
yıkanması gerekir.
[*] - Bunun deli li Ebu
Davud ve İbn Hibban'ın, Amr b. As'tan yaptıkları rivayette yer alan şu
ifadelerdir: "[Bir yolculukta cünüp olan ve havanın çok soğuk olduğunu
gören] Amr b. As, kıvrım yerlerini yıkadı, namaz abdesti gibi abdest aldı daha
sonra namaz kıldırdı. (Ebu Davud, Taharet1
Beyhaki şöyle demiştir:
Bunun anlamı "yıkaması mümkün olan yerleri yıkadı, abdest aldı ve kalan
yer için teyemmüm yaptı" demektir.
Diğer bir tarike
Irivayete göre ise, abdestelgusle yeterli gelmeyecek kadar su bulan kimsenin bu
su ne kadarına yetiyorsa o kadarlık kısmı kullanmasının gerekli olup olmadığı
konusunda Şafii'ye ait iki görüş vardır. Nevevi bunu el-Mecmu'da zikretmiştir.
Ed-Dekaik'te ise el-Muharrer'in ifadesini ve sağlam olan organların yıkanması
gerektiği görüşünü terk ettiğini, doğru olan görüşün teyemmüm etmek olduğunu
söylemiş, bu görüşten de dönerek el-Minhac'taki görüşü benimsemiştir. Çünkü
doğru olan budur; zira teyemmüm yapması kesin olarak farzdır. Er-Ravda' da şu
fazlalık vardır: "Kırılmış yer taharetsiz kalmasın diye [böyle
yapılır]". Nevevi şöyle demiştir: Alimlerimiz arasında, bu durumda
teyemmümün gerekli olduğuna aykırı bir görüş görmedim.
Kişi sorunlu organa
bitişik olan sağlam yerleri yıkarken dikkatli davranır; sorunlu yere bitişik
kısma ıslak bir bez konulur, bezin etrafını su akıtmaksızın beze damlayan
damlalarla yıkar. Kendi başına bunu yapamazsa -ücret ödemek yoluyla da olsa-
başkasından yardım ister. Bu da mümkün olmazsa el-Mecmu'da belirtildiğine göre
namazı kaza eder.
Nevevİ'nin ifadesinden
anlaşıldığı kadarıyla sorunlu bölgeyi su ile meshetmek -bunun zarar vermesinden
korkulmasa bile- gerekmez. Nitekim Rafil'nin imamlardan nakletliğine göre bu
hüküm doğrudur. Çünkü farz olan yıkamaktır. Rafil şöyle demiştir: Bunun farz
olduğuna dair Şafii' nin açık ifadesi vardır.
Bu sebeple bez koymanın
müstehap olması uygundur.
Örtülü bölge üzerine
mesh yapabilmek için sorunlu bölgenin üzerine bir örtü koymak gerekmez; çünkü
mesh ruhsatlır. Bunu gerekli kılmak ruhsata uygun değildir.
2. Gusletmesi gerekli
olan kimsenin yıkama ve teyemmümü birlikte yapması
Cünüp için yıkama ile
teyemmüm arasında tertip söz konusu değildir.
Cünüp, hayızlı vb. kimseler
için; teyemmüm yapma ile sağlam yerleri yıkama arasında sıralama gözetmek farz
değildir.
Sünnet olan gusüllerde
de böyledir. Çünkü teyemmüm, sorunlu yerin yıkanmasının bedelidir. Aslolan
yıkamada tertip gerekli olmadığı gibi onun bedeli olan şeyde de tertip gerekli
olmaz.
Nevevİ "gusleden
kimse için bu ikisi arasında sıralama söz konusu değildir" deseydi, ifade
benim yaptığım açıklamayı kapsamış olurdu.
[Soru]: Kişinin abdest
almak için yeterli olmayacak kadar su bulunduğunda önce suyu kullanması
gerekmektedir. Bu meselede de önce suyu kullanması gerekmez miydi?
[Cevap]: Diğer meselede
söz konusu olan kişi su bulunmadığı için teyemmüm yapmaktadır, su bulunduğunda
teyemmüm yapması caiz değildir. Bu meselede ise kişi bedenindeki sorun
sebebiyle teyemmüm yapmaktadır, bu sorun ise devam etmektedir. Hatta Şafii,
teyemmüm sonucu oluşan toprak izini gidermek için yıkamanın sonra yapılmasının
mendup olduğunu ifade etmiştir.
3. Abdestsiz kimsenin
yıkama ve teyemmümü birlikte yapması
Kişi abdestsizse daha
doğru olan görüşe göre [abdest alırken] sorunlu organa sıra gelince yıkama
vaktinde teyemmüm almak şarttır.
Abdest organlarında
sorun [hastalık, yara vb.] bulunan kimse abdestsiz ise [sorunlu bölgeyi yıkama
yerine geçecek olan teyemmümün ne zaman yapılması gerektiği konusunda üç görüş
vardır]:
[Birinci görüş]: Daha
doğru olan görüşe göre abdestte tertibe riayet etmiş olmak için, teyemmümü sıra
sorunlu organı yıkamaya geldiğinde yapmak şarttır. Kişi sorunlu organ üzerinde
asıl ve bedel olan tahareti [yıkama ve teyemmümü] tamamlamadan diğerlerine
geçmez. Aynı organın sağlam ve sorunlu kısımlarına gelince; yıkama ve
teyemmümden dilediğini önce yapar. EI-Mecmu'da belirtildiğine göre bu durumda
da teyemmümü yıkamadan önce yapmak müstehaptır.
[İkinci görüş]: Cünüp
konusunda belirttiğimiz gerekçe sebebiyle kişi öncelikle yıkanabilen organların
tümünü yıkar [en son teyemmüm yapar].
[Üçüncü görüş]: Tıpkı
cünübün yaralı olması meselesinde olduğu gibi kişi dilediğini yapabilir.
4. İki organı yaralı
olan kimsenin abdestsiz kişinin durumu
Kişinin iki organı
yaralanırsa [bu iki organı yıkama yerine geçmesi için] iki teyemmüm gerekir.
Abdestsiz kimsenin iki
organı yaralı olursa veya yara dışında bir sebeple iki organı su ile yıkamak
imkansız olursa; sorunlu organı yıkamaya sıra geldiğinde teyemmüm yapılmasını
şart koşan daha doğru görüşe göre iki teyemmüm gerekir. Çünkü sorunlu organ
birden fazladır. İki kol bir organ gibi, iki ayak bir organ gibi
değerlendirilir. Her birini tek bir organ gibi değerlendirmek müstehaptır.
Buna göre kişinin dört
organında yara var ve bu yaralar organ ın tümünü kaplamamışsa üç teyemmüm
yapması şarttır; bunların biri yüz için, ikincisi kollar için üçüncüsü de
ayaklar içindir. Başın az bir kısmının meshedilmesi -daha önce geçtiği üzere-
yeterlidir. Şayet [yukarıdakilere ilaveten ayrıca] başın tamamı yaralı ise bu
durumda dört teyemmüm gerekir.
Şayet kişinin abdest
organlarının tümü yaralı ise tümü için bir teyemmüm yeterlidir. Çünkü yıkama
farziyeti düşünce tertibe riayet farziyeti de düşer.
EI-Mecmu'da şöyle
denilmiştir:
[Soru]: Kişinin yüzü ve
kollarında yara varsa; yüzünün sağlam kısmını önce yıkasa, yüz ve kolların
yaralı kısımları için yapılacak olan iki teyemmümü peşpeşe yapması ca.iz olur. Böyle
bir durumda bütün abdest organları yaralı olan kimsenin durumunda olduğu gibi
niçin tek bir teyemmüm yeterli olmamaktadır?
[Cevap]: Burada
teyemmüm, tertibin kesin şart olduğu bir abdest içinde yapılmaktadır. Şayet tek
bir teyemmüm yeterli olsaydı aynı anda yüz ve kolların temizliği gerçekleşmiş
olurdu ki bu mümkün değildir. Tüm abdest organlarının yaralı olması durumu ise
bundan farklıdır; çünkü o durumda yıkama farz olmaktan çıktığı için sırayı
gözetme de farz olmaktan çıkmıştır.
Şerhu't-Tenbih adlı
eserimde bu görüşe yapılan bir itiraz i ve buna verilecek cevabı zikrettim.
Gerekçe olarak ortaya
konan şeyden anlaşıldığına göre yüzün ve kolların tümü yaralı olsa bu ikisi
için bir tek teyemmüm yeterli olur. Yine yüz ve kollar ile birlikte başın tümü
yaralı olduğunda da böyledir. Bu anlaşılan anlam, yıkama farziyetinin düşmesi
ile tertibe uyma
farziyetinin de düşmesi
sebebiyle, zahir bir görüştür.
5. Abdestte yıkanması
gereken organ sargılı olan kimsenin durumu
Abdest organını örten
sargı gibi çıkarılması mümkün olmayan bir örtü varsa organ ın sağlam olan
kısmını yıkar ve -anlatıldığı şekildeteyemmüm yapar. Bununla birlikte sargının
tümünü su ile meshetmesi gerekir.
[a] - Su ile yıkanması
mümkün olmayan organ üzerinde sargı gibi bir örtü varsa ve bu örtünün
çıkarılması halinde daha önce geçen tehlikeli durumlar söz konusu olduğundan
örtüyü çıkarmak mümkün olmuyarsa teyemmüm yapılır.
Ayaktaki yarabandı da
böyledir. Yine kişinin suyu engelleyen bir şey damlatmaya ihtiyaç duyduğu
yarıklar da böyledir.
Sargı; kırık ve çıkık
olan yerin düzelmesi için orayı düz tutmak üzere konulan tahta, kamış vb.
şeylerdir. (not: Maverdi'nin
belirttiğine göre kırık üzerine konulan sargılara "cebira", yara
üzerine konulana ise "lüsuk" denilir. (Şirbini))
Yarık üzerine sarılan
bant da böyledir.
Nevevi, ifade kapsamlı
olsun diye "örtü" kelimesini kullanmış, buna örnek olarak da sargıyı
zikretmiştir.
[b] - Kişinin zikredilen
örtüleri yara üzerinden kaldırması mümkün olmazsa, mezhepte esas alınan görüşe
göre sağlam yerleri yıkar.
Çünkü bu, zorunlu
hallerde yapılan bir taharettir, bu yüzden imkan yettiği ölçüde
yapılabilenlerin tümünün yapılması gerekir.
[c] - Ayrıca teyemmüm
yapar.
[*] - Çünkü Ebu Davud ve
Darekutni'nin -ravilerinin tümü güvenilir olan bir senetle- Cabir' den rivayet
ettikleri bir hadis şöyledir: [Nebi (s.a.v.) tarafından müfreze olarak
gönderilen bir birlikteki şahıslardan birinin başı yarılmıştı. Bu kişi ihtilam
oldu. [Bu durumda iken gusletmeyip de teyemmüm yapsa yeterli olup olmayacağını
sordu. Birlikteki bazıları gusletmesinin gerekli olduğunu söylediler.] Adam
gusledince [yarasına su kaçtı] öldü. [Durum dönüşte Nebi'e (s.a.v.) iletilince
o [söz konusu fetvayı verenlere çok kızarak] şöyle buyurdu: Allah (celle
celalühü) onları kahretsin! Adamı öldürdüler. Madem ki hükmü bilmiyorlar bir
bilene sorsaydılar ya! Bilgisizliğin çaresi sormaktır. Adamın teyemmüm yapması,
başına bir bez sarıp sonra bezin üzerini meshetmesi sonra da bedeninin diğer
yerlerini yıkaması yeterliydi. (Ebu Davud, Taharet, 336; Darekutni, Taharet,
1,190)
Daha önce abdestsiz
kimsenin tertibe riayet etmesi gerektiği, yaralı organın birden fazla olması
durumunda birden fazla teyemmümün gerekli olduğu vb. hususlar geçmişti.
Nevevi'nin ifadesinden
şu anlam da çıkmaktadır; örtünün herhangi bir tehlike söz konusu olmaksızın
çıkarılması mümkün ise çıkarılması gerekir. Bu anlam doğru olup bu konuda başka
görüş yoktur. Üç imamdan bunun farz olmadığı görüşü nakledilmiştir. Nevevi'nin
ifadesinden bu meselede de öncekinde olduğu gibi teyemmümün gerekli olduğu gibi
bir anlam akla gelebilir, oysa bu kastedilmemiştir. Bu konuda [Şirazl]
et-Tenbih'te Şafii'ye ait iki meşhur görüş bulunduğunu, teyemmüm yapma
görüşünün daha güçlü olduğunu belirtmiştir.
[d] - Bununla birlikte;
suyu imkan ölçüsünde kullanmış olmak için çıkarılmasında zarar olan sargının
bütününün su ile meshedilmesi gerekir. Toprak ise sudan farklı olup teyemmüm
organında bir sargı olsa bile bunun tümünün meshedilmesi gerekmez; çünkü
[toprakla yapılan taharet] zayıftır, örtünün gerisinden örtü içini etkilemez.
> Meshetme herhangi
bir süre ile sınırlanmış değildir; yara iyileşinceye kadar kişi meshetmeye
devam edebilir. Çünkü bu konuda dinde herhangi bir süre sınırı konulmamıştır.
> Ayrıca sargılar
cünüplük durumunda çıkarılmaz.
Mestler üzerine yapılan
mesh, bu iki açıdan sargılar üzerine yapılan meshten farklıdır.
et-Tahkik ve diğer
eserlerde belirtildiğine göre bu konuda bahsi geçen teyemmüm, sorunlu organı
yıkama yerine geçer. Örtülü yerin meshedilmesi ise yaralı kısım sarılırken
sargının altında kalan sağlam kısmın yıkanması yerine geçer. Rafil'nin
"sargılı yeri meshetmek sargının altındaki kısmı yıkamanın bedelidir"
sözü de bu anlama gelir. Bu ifadeden anlaşıldığına göre sargı yalnızca sorunlu
bölge üzerine konulmuşsa veya sargının fazlalık olan kısmının tamamı yıkanmışsa
sargının üzerini meshetmek gerekmez. Bu anlaşılan anlam doğrudur. Bu durumda
alimlerin "sargının üzerini meshetmek gerekir" şeklindeki genel ifadeleri,
çoğunlukla sargı sarılırken sorunlu bölge ile birlikte bir kısım sağlam
bölgenin de sargı altında kalması ve abdest alan kişinin genellikle buraları
yıkamadığı dikkate alınarak söylenmiştir.
Sargının bir kısmını
meshetmesinin yeterli olacağı da bir görüş olarak söylenmiştir.
Mestler üzerine yapılan
mesh ve başı meshetmede olduğu gibi burada da sargının bir kısmı üzerine
meshetmenin yeterli olacağı da söylenmiştir.
Cünüp vb. kimseler
[yıkanma sırasında] dilediği zaman mesheder. Abdestsiz kimse ise sıra sorunlu
organı yıkamaya geldiğinde mesheder.
Sargı üzerine mesh
konusunda yukarıda geçenlerle yetinilebilmesi için, sargının, organın sağlam
yerinden ancak sargının düzgün durabilmesi için gerekli olan miktarı kaplaması
gerekir. Kişi bu bölgeyi yavaşça yıkayabilecek durumdaysa şu hadis sebebiyle
burayı yıkaması gerekir: Size bir şey emrettiğimde gücünüz ne kadarına
yetiyorsa o kadarını yapın. (Buhari, İ'tisam, 7288; Müslim, Hac, 412)
Şayet bu mümkün olmazsa,
et-Tahkik ve diğer eserlerde belirtildiği üzere yaranın etrafındaki iki yöne
akıtmaksızın su sürülür.
Kan aldırma yeri de,
yıkanmasında tehlike bulunan yara gibidir.
Kişi burayı yıkamaktan
korkuyarsa teyemmüm eder. Kan aldırma yerine sarılan sargı da yara üzerine
sarılan sargı gibidir. Kan aldırılan yerden akan kan sargı üzerinde görülse ve
bu sargıyı açmak zor olsa üzerine mesh yapmak gerekir. Suya karışan bu kana göz
yumulur. Çünkü farz olanın maslahatını elde etmek haram olanın mefsedetini
gidermekten önce gelir. (Genel kural)
Hocam Remli: "bu,
farz namaz kılan kimsenin farz olan kıraati yerine getirememesi durumunda
öksürerek sesini açması gibidir" demiştir. (Kıyas)
6. Organlarının bir
kısmını yıkayıp bir kısmına mesh yapan kimsenin abdestinin bozulmasl
Kişi ikinci farz namaz
için teyemmüm yapsa ve abdestini bozmasa; cünüp kimse yıkamayı yeniden yapmaz.
Abdesti bozulan kimse ise yaralı olan organından sonraki kısmı tekrar yapar.
Bir görüşe göre hem
cünüp hem de abdestsiz kişi baştan yapar. Bir görüşe göre ise abdesti bozulan
kimse de cünüp gibidir.
Ben [Nevevi] derim ki:
Bu üçüncü görüş en doğru görüştür. Allah (celle celalühü) daha iyi bilir.
[Bu konuda üç görüş
vardır]
[Birinci görüş]:
Organının sağlam kısmını yıkayan, geriye kalan kısmı için de teyemmüm yapan ve
bir farz namaz kılan kişi, ikinci, üçüncü vb. bir farz namaz için teyemmüm
alsa, ilk abdestinden sonra abdestini bozmasa cünüp ve onun gibi olanlar
yıkanılan yerleri yeniden yıkamaz, meshedilen yerleri yeniden meshetmez. Abdesti
bozulan kimse ise yaralı yerden sonraki kısmı yıkar; çünkü teyemmüm yaralı
yerin yıkanmasının bedelidir.
Abdesti bozulanın aksine
cünüp açısından yaralı yerin yıkanması ile sonrasının yıkanması arasında bir
sıralama yoktur. Bir organın temizlenmesini tekrarlamak gerektiğinde bu organ
tam olarak temiz olmaktan çıkar. Kişi o organı tamamlayınca ondan sonraki kısmı
da tamamlar. Bu, organ içinde bir bölgeyi yıkamayı unutma gibidir.
[İkinci görüş]: Bir
görüşe göre hem cünüp olan yeniden gusleder, hem de abdestsiz olan yeniden
abdest alır.
Bu, "mestlerini
mesheden kişi mestlerini çıkarınca yeniden abdest alması gerekir"
görüşünden çıkarılmış bir görüştür. Çünkü her ikisi de bir asıl ve bedelden
oluşan taharettir. Bedel geçersiz olunca asıl da geçersiz olur. (Genel kural)
Nevevi el-Mecmu'da bu
görüşü garipsemiş ve şöyle demiştir:
"Yeniden
gusletmenin gerekli olmadığı konusunda tarikler / rivayetler ittifak
etmiştir".
Rafii ise şöyle
demiştir. "Bu konu, tıpkı abdest gibi ihtilaflı bir konudur".
Rafii'nin görüşü zayıf
ve terk edilmiş bir görüştür.
[Üçüncü görüş]: Bir
görüşe göre ise abdesti bozulan kişi cünüp gibidir, yaralı yerden sonrasını
yıkamaya ihtiyacı yoktur. Yaralı yerin tahareti geçersiz hale gelseydi bunu
yapmaya gerek duyulurdu. Oysa yaralı yerin tahareti devam etmektedir. Nitekim
bu abdestle nafile namaz kılabilir. Teyemmümü tekrarlaması teyemmümün ikinci
farz namazı kılma konusunda zayıf olması sebebiyledir. Yıkanması gereken
bölgede herhangi bir yeri yıkamayı unutmak meselesi bundan farklıdır; çünkü
organın temizliği o bölge yıkanmadıkça gerçekleşmiş olmaz.
Nevevİ bu üç görüş ile
ilgili şu yorumu yapmaktadır:
Ben [NevevI] derim ki:
Bu üçüncü görüş en doğru görüştür. Allah (celle celalühüj daha iyi bilir.
Buna göre hem cünüp hem
de abdesti bozulan kişi yalnızca teyemmümü tekrarlar.
İlk teyemmüm birden
fazla ise bunların tümünü tekrarlamak gerekir mi? Örneğin kişi ilk defasında
dört teyemmüm yapmış olsa bunların tümünü tekrarlar mı? Sonraki alimler bu
konuda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Hocam Remlı'nin de dediği gibi bu
konuda esas alınması gereken görüş "tek bir teyemmümün yeterli
olduğu" görüşüdür. Birden fazla teyemmüm alınması gerektiğini söyleyenler,
tertibe riayet sebebiyle Rafii'nin ileri sürdüğü görüşü esas almışlardır.
Nevevi'nin
"abdestini bozmasa" ifadesi ile abdestini bozma durumu dışarıda
bırakılmaktadır. Çünkü abdestini bozan kimse bunların tümünü iade eder.
Nevevi el-Mecmu'da şöyle
demiştir:
Yarası üzerinde sargı
bulunan kimse cünüp olsa, sağlam yerleri yıkar, [sargılı yer için] teyemmüm
yapar. Mestlerin aksine, cünüp olan kimsenin sargısInI çıkarması gerekmez.
Aradaki fark şudur: Sargıyı çıkarmayı zorunlu kılmak zorluk doğurur.
Cünüp kimse yıkansa ve
ab de st organları dışındaki bir organda bulunan yara sargılı olduğundan onun
için teyemmüm yapsa, farz 6 namaz ve farz tavafı yaptıktan sonra abdestini
bozsa teyemmümü bozulmaz; çünkü teyemmüm abdest organları dışındaki bir organ
için yapılmıştır. Abdestin bozulmasının bu organ üzerinde etkisi yoktur. Bu
yüzden kişi abdest alır ve abdesti ile dilediği kadar nafile namaz kılar.
Bu şekilde abdest alan
kişi abdestli iken yarası iyileşse, teyemmümün gerekçesi ortadan kalktığı için
teyemmüm geçersiz hale gelir, ister cünüp olsun ister abdestsiz olsun, özrün söz
konusu olduğu organı yıkaması gerekir. Abdestsiz kişinin, tertibe riayet etmiş
olmak için, özür bölgesinden sonraki organlarını yıkaması gerekir. Çünkü
teyemmümün geçersiz olması yüzünden organın yıkanması gerekli hale gelince
organ tam olarak taharetli olmaktan çıkmıştır. Organın temizliğini tamamlayınca
-abdestte yıkanması gereken yeri unutan kimsenin orayı ve sonrasını yıkaması
durumunda olduğu gibi- sonrasını da yıkaması gerekir. Cünüp ve onun durumunda
olanlar ise farklı olup bunlar yeniden taharet yapmazlar. Taharetin bir
kısmının geçersiz olması diğer kısmın da geçersiz olmasını gerektirmez.
Kişi yarasının
iyileştiğini zannederek sargıyı kaldırsa, yaranın iyileşmediğini görse teyemmüm
geçersiz olmaz. Bundan farklı olarak suyun geldiğini zanneden kimsenin
teyemmümü -suyun gelmediği sonradan anlaşılsa bile- bozulmaz. Çünkü suyun
geldiğini zannetmek araştırma yapmayı gerektirir. Yaranın iyileştiğini
zannetmek ise bu konuda araştırma yapmayı gerektirmez.
[Soru]: el-Mecmu'da
Nevevi şöyle demiştir: "Kişinin yara Üzerine sardığı sargı namazda iken
düşse, yara iyileşmemiş olsa bile namaz batıl olur. Bu, mestin çıkarılması
gibidir." Nevevi'nin bu sözleri, yukarıdaki ile çelişmektedir.
[Cevap]: Burada
söylenenler "sağlam kısımdan yıkanması gereken bir bölgenin görünmemiş
olması, yara bandının yara ile aynı boyda olması, yaralı bölgenin üzerinden
toprak gezdirmeyi gerektirmeyecek durumda olması" şeklinde anlaşılır.
Diğer mesele ise "sağlam kısımdan yıkanması gereken bir bölgenin görünmüş
olması" şeklinde yorumlanır.
Yaranın üzerinde iki
sargı olsa bunlardan birini kaldırınca diğerini de kaldırmak gerekmez. Mestler
ise bundan farklıdır. Çünkü iki sargının aksine iki mestin birlikte giyilmesi
şarttır. Bu, el-Mecmu'da zikredilmiştir.
BİR SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNK’E TIKLAYIN