|
zadu’l-mead |
İkİncİ kİtap peygamber'İn (s.a.) İbadetler konusundakİ tutumu |
ana sayfa
kur’an hadis sözlük biyografi
c) ramazan hİlalİnİn
gÖrÜlmesİ (rÜ'yet-İ hİlal)
1- hilal görülünce oruca başlaması:
2- Şek günü orucu:
1- hilal görülünce oruca
başlaması:
hz. peygamber
(sallallahu aleyhi ve sellem) ancak, ya hilalin muhakkak bir surette (herkes
tarafından) görülmesiyle ya da bir tek şahidin tanıklığı ile ramazan orucuna
başlardı. nitekim bir keresinde İbn Ömer'in şahidliği ile ve bir keresinde de
bir bedevinin şahidliği ile oruca başlamıştı. onların haberlerine itimad etmiş
ve "Şahidlik ederim" sözünü söylemelerini teklif etmemiştir. Şayet bu
iş bir ihbar ise ramazan'da bir tek kişinin haberi ile yetinmiş demektir; eğer
şahidlik konusu ise şahide, "Şahidlik ederim" demesini teklif
etmemiştir.
Şayet hilali görmez ve
hiç kimse de hilali gördüğüne şahidlik etmezse, Şaban ayını otuza tamamlardı.
otuzuncu gece görüş alanına bir sis yahut bulut girer de hilali göremezse Şaban
ayını otuza tamamlar, sonra oruc tutardı. hava bulutlu olduğu gün oruc tutmaz,
oruc tutulmasını da emretmezdi. aksine hava bulutlu olduğunda Şaban ayının
günlerinin sayısını otuza tamamlamayı emreder, aynen öyle de yapardı. İşte
yaptığı, işte emri! bu, hz. peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem)
"eğer hava kapalı olur, hilali görmenize bir engel bulunursa hilal için
takdir yapın." buyurmasıyla çelişmez. Çünkü takdir, burada ölçüp hesap
etme demektir. bundan maksat da ikmal etme, tamamlamadır. nitekim hadis-i
şerifte: "sayıyı ikmal edin (tamamlayın)." buyurulmuştur. İkmalden
maksat da hava kapalı bulunan ayın günlerinin sayısını (otuza) tamamlamaktır.
nitekim buhari'nin rivayet ettiği sahih hadiste hz. peygamber (sallallahu
aleyhi ve sellem): "Şaban ayının sayısını tamamlayın." buyurmuştur.
yine bir hadiste: "hilali (yani ramazan hilalini) görünceye kadar oruc
tutmayın ve hilali (yani Şevval hilalini) görünceye kadar da orucu bozmayın.
Şayet hava kapalı olursa sayıyı tamamlayın." buyurulmuştur. sayısını
tamamlamayı emrettiği ay, gerek oruca başlarken gerekse oructan çıkıp bayram
yaparken kapalı olan aydır. Şu hadis bundan daha açıktır: "bir ay yirmi
dokuz (gündür). hilali görmedikçe oruc tutmayınız. Şayet hava kapalı olursa
sayıyı (otuza) tamamlayın." bu hadis, lafzı itibariyle ayın evveline, manası
itibariyle de ayın sonuna varan bir anlam ifade etmektedir. lafzın delalet
ettiğini hükümsüz sayıp mana bakımından delalet ettiği şeye itibar etmek caiz
değildir. hz. peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): "ay otuz da çeker,
yirmi dokuz da. hava kapalı olursa otuz sayın." buyurmuştur.
hz. peygamber
(sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "ramazan'dan önce oruc tutmayın.
hilali görünce oruc tutun ve (öteki) hilali görünce orucu bozun. eğer hilalle
aranıza bir bulut girerse otuza tamamlayın. "
"hilali görünceye
veya sayıyı tamamlayıncaya kadar öne geçip aya başlamayın. hilali görürseniz
yahut sayıyı tamamlarsanız orucu tutun."
hz. aişe diyor ki:
"allah rasulü (sallallahu aleyhi ve sellem), Şaban hilalinden öyle sakınırdı
ki, ondan başkasından hiç o kadar sakınmazdı. hilali görünce oruc tutardı. hava
kapalı olursa Şaban ayını otuz gün sayar ve sonra oruc tutardı." darakutni
ve İbn hibban, bu hadisin sahih olduğunu söylemişlerdir.
hz. peygamber
(sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: "hilali görünce oruc tutun ve
(öteki) hilali görünce orucu bozun. hava kapalı olursa otuz takdir edin."
"hilali görünceye
kadar oruc tutmayın ve (öteki) hilali görünceye kadar orucu bozmayın. hava
kapalı olursa takdir yapın."
"bir veya iki gün
önceden oruca başlamak suretiyle ramazan'a başlamayın -yahut ramazan'ın önüne
geçmeyin.- ancak bir kimsenin adeti olan orucu o günlere rastlarsa işte o kimse
oruc tutsun."
havanın kapalı olduğu
günün de bu yasağa dahil olduğunun delili, İbn abbas'ın hz. peygamber'den
(sallallahu aleyhi ve sellem) rivayet ettiği şu hadistir: "ramazan'dan
önce oruc tutmayın. hilali görünce oruc tutun ve (öteki) hilali görünce orucu
bozun. eğer hilalle aranıza bir bulut girerse otuza tamamlayın." bu hadisi
İbn hibban, sahih'mde rivayet etmiştir.
bu hadis, hilal
görülmeksizin ve ayın günleri otuza tamamlanmaksızın havanın kapalı olduğu
günde tutulan orucun, ramazan'dan önce tutulan bir oruc demek olduğu konusunda
açıktır.
hz. peygamber
(sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: "hilali görünceye veya sayıyı
tamamlayıncaya kadar öne geçip aya başlamayın. hilali görürseniz yahut sayıyı
tamamlarsanız orucu tutun."
"hilali görünce
oruc tutun ve (öteki) hilali görünce orucu bozun. Şayet hilalle aranıza bir
bulut girerse sayıyı otuza tamamlayın, ayı karşılamayın." tirmizi:
"bu hadis, hasen-sahihtir." diyor.
nesai'nin, yunus - simak
- İkrime - İbn abbas senediyle rivayetine göre hz. peygamber (sallallahu aleyhi
ve sellem): "hilali görünce oruc tutun ve (öteki) hilali görünce orucu
bozun. Şayet hava kapalı olursa ayı otuz sayın, sonra oruc tutun. ondan önce
bir gün oruc tutmayın. Şayet hilalle aranıza bir bulut girerse sayıyı, Şaban'ın
sayısını (otuza) tamamlayın." buyurmuştur.
simak'ın ikrime'den
rivayetine göre İbn abbas anlatıyor: İnsanlar, ramazan hilalinin görülmesi
konusunda tartışmaya giriştiler. kimileri "bugün" ve kimileri de
"yarın" dediler. bir bedevi çıkageldi ve hz. peygamber'e (sallallahu
aleyhi ve sellem) hilali gördüğünü söyledi. bunun üzerine hz. peygamber
(sallallahu aleyhi ve sellem) ona: "allah'tan başka tanrı bulunmadığına ve
muhammed'in allah'ın peygamberi olduğuna tanıklık eder misini" diye sordu.
bedevi: "evet" cevabını verince hz. peygamber (sallallahu aleyhi ve
sellem) bilal'e insanlar arasında "oruç tutun" diye nida etmesini
emretti ve sonra şöyle buyurdu: "hilali görünce oruc tutun ve (öteki)
hilali görünce orucu bozun. Şayet hava kapalı olursa sayıyı otuza tamamlayın,
sonra oruc tutun. ondan önce bir gün oruc tutmayın. "
bütün bu hadisler sahihtir.
bir kısmı sahihayn'da ve bir kısmı da İbn hibban'ın sahih'inde, hakim(in
müstedrek'm)de ve başka hadis kitaplarında rivayet edilmiştir. maamafih, tamamı
ile istidlalde bulunmanın sıhhatine bir kusur getirmeyecek şekilde bazıları
illetli görülmüştür. bu hadisler, birbirlerini tefsir etmekte ve bir kısmı
diğer bir kısmıyla birlikte itibara alınmaktadır. hepsi de birbirini
doğrulamaktadır. hepsinde anlatılmak istenen de birdir.
2- Şek günü orucu:
soru: Şayet bu hz.
peyğamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) sünneti ise şu sahabi ve tabiiler
o'na nasıl muhalefet edebilmişlerdiri Ömer İbnü'l-hattab, ali b. ebu talib,
abdullah b. Ömer, enes b. malik, ebu hureyre, muaviye, amr b. as, hakem b.
eyyub el-Ğıfari, ebu bekir'in kızları aişe ve esma; salim b. abdullah, mücahid,
tavus, ebu osman en-nehdi, mutarrif b. Şıhhir, meymun b. mihran, bekir b.
abdullah el-müzeni. hadis ve sünnet ehlinin imamı ahmed b. hanbel nasıl hz.
peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) muhalefet etmiş olabiliri bütün bu
zatların görüşlerini kesiksiz (musned) senedlerle ortaya koyabiliriz:
1- Ömer İbnü'l-hattab'in
(r.a.) rivayeti: velid b. müslim - sevban - babası - mekhul senediyle rivayet
edildiğine göre Ömer İbnü'l-hattab o gece gökyüzü bulutlu olduğu zaman oruc
tutar ve "bu öne geçmek ve önce başlamak değildir. bu bir
araştırmadır." derdi.
2- hz. ali'den (r.a.)
gelen rivayet: Şafii'nin abdülaziz b. muhammed ed-deraverdi - muhammed b.
abdullah b. amr b. osman - onun annesi hüseyin'in kızı fatıma senediyle
rivayetine göre ali b. ebu talib: "Şaban'dan bir gün oruc tutmam bana göre
ramazan'dan bir gün oruc yememden daha iyidir." demiştir.
3- İbn Ömer'den gelen
rivayet: abdürrezzak'ın kitabında, ma'mer - eyyub senediyle rivayet edildiğine
göre İbn Ömer, (şek gününde) havada bulut olduğu vakit oruc tutardı, bulut
olmadığı zaman oruc tutmazdı.
sahihayn'da İbn Ömer'den
rivayet edildiğine göre hz. peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem):
"hilali gördüğünüz zaman oruc tutun ve (öteki) hilali gördüğünüz zaman
orucu bozun. Şayet hava kapalı olursa takdir yapın." buyurmuştur. imam
ahmed (r.h.) sahih bir senedle nafi'in şöyle dediğini ilave eder: Şaban ayının
yirmi dokuzu olunca abdullah (İbn Ömer) hilali gözetlemesi için adam gönderir,
şayet adam hilali görürse oruca başlardı. hilali göremezse ve gökyüzünde
görüşünü engelleyecek bir bulut veya sis bulunmazsa oruc tutmazdı. eğer
gökyüzünde görüşünü engelleyecek bir bulut veya sis bulunursa oruc tutardı.
4- enes'ten gelen
rivayet: İmam ahmed'in, İsmail b. İbrahim'den rivayetine göre yahya b. ebu
İshak anlatıyor: Öğle vakti yahut ona yakın bir vakitte hilali gördüm.
İnsanlardan bir kısmı orucu bozdu. enes b. malik'e gidip ona hilalin
görüldüğünü ve bir kısım insanların orucu bozduğunu haber verdik. dedi ki:
bugün benim için tam otuz bir gün oluyor. zira hakem b. eyyub, insanlar oruca
başlamadan önce bana, "ben yarın oruc tutacağım." diye haber
gönderdi. ben de ona muhalefet etmek istemedim, oruc tuttum. ben bugünümü
geceye tamamlayacağım.
5- muaviye'den gelen
rivayet: ahmed'in, mugire - said b. abdülaziz - mekhul ve yunus b. meysera b.
halbes senediyle rivayetine göre muaviye b. ebu süfyan: "Şaban'dan bir gün
oruc tutmam bana, ramazan'dan bir gün yememden daha iyidir." derdi.
6- amr b. as'tan gelen
rivayet: ahmed'in, zeyd b. habbab - İbn lehia - abdullah b. hübeyre senediyle
rivayetine göre amr b. as, ramazan olup olmadığında şüphe edilen günde oruc
tutardı.
7- ebu hureyre'den gelen
rivayet: (ahmed'in) abdurrahman b. mehdi - muaviye b. salih - ebu hureyre'nin
kölesi ebu meryem senediyle rivayetine göre ebu hureyre demiştir ki: acele edip
ramazan orucuna bir gün Önce başlamam bana göre geri kalmamdan daha iyidir.
Çünkü acele ettiğimde kaçırdığım gün olmaz. geri kaldığımda kaçırdığım gün
olur.
8- hz. aişe'den gelen
rivayet: said b. mansur, ebu avane - yezid b. humeyr senediyle ramazan olup
olmadığında şüphe edilen günde hz. aişe'ye sormak için giden haberciden hz.
aişe'nin şöyle dediğini aktarır: Şaban'dan bir gün oruc tutmam bana göre
ramazan'dan bir gün yememden daha iyidir.
9- hz. ebu bekir'in kızı
esma'dan -allah her ikisinden de razı olsun- gelen rivayet: yine said'in, yakub
b. abdurrahman - hişam b. urve - münzir'in kızı fatıma senediyle rivayetine
göre, ramazan hilali, hava kapah olduğu için görülmediği vakit esma mutlaka bir
gün önce oruca başlar ve böyle yapılmasını emrederdi.
ahmed'in, ravh b. abbad
- hammad b. seleme - hişam b. urve - fatıma senediyle rivayetine göre esma,
ramazan olup olmadığı şüpheli olan günde oruc tutardı.
ahmed'den akladığımız
bütün rivayetler fadl b. ziyad'ın ondan derlediği mesaif dendir.
esrem'in rivayetine göre
ahmed: "gökyüzünde bir bulut yahut görüşü engelleyen bir durum olursa oruc
tutar; gökyüzünde görüşü engelleyen bir durum olmazsa oruc tutmaz."
demiştir. iki oğlu salih ile abdullah, el-mervezi, fadl b. ziyad ve daha
başkaları ondan aynı görüşü aktarmışlardır.
cevap: birkaç yönden
cevap verilecektir:
1- sahabeden yaptığınız
nakiller arasında o günün orucunun farz olduğunu açıkça ifade eden münasip bir
rivayet mevcut değil ki, onların yaptıkları allah rasulü'nün (sallallahu aleyhi
ve sellem) sünnetine aykırı olsun. nihayet onlardan gelen nakiller olsa olsa o
gün ihtiyaten oruc tutmayı ifade etmektedirler. enes, emirlere (ümera)
muhalefet etmek istemediğinden o gün oruc tuttuğunu açıkça belirtmiştir. bu
yüzden bir rivayete göre İmam ahmed: "halk, oruca başlama ve orucu bozma
konusunda devlet başkanına bağımlıdır." demiştir. allah rasulü'nden
(sallallahu aleyhi ve sellem) gerek fiil gerek söz olarak aktardığımız naslar
yalnızca hava kapalı olduğu gün oruc tutmanın farz olmadığım gösterir, haram
olduğunu göstermezler. Öyleyse o gün oruc tutmayanlar caiz olanı yapmış, oruc
tutanlar ise ihtiyatlı davranmış olurlar.
2- sahabenin bir kısmı sizin
aktardığınız gibi o gün oruc tutar, bir kısmı ise tutmazdı. o gün oruc tuttuğu
en sahih ve en açık şekilde rivayet edilen abdullah ibn Ömer'dir. İbn abdilber
diyor ki: tavus el-yemani ve ahmed b. hanbel de onun görüşündedir. bunun
benzeri hz. ebu bekir'in kızları aişe ve esma'dan da rivayet edilmiştir.
bunlardan başka İbn Ömer'in görüşünü paylaşan kimse bilmiyorum. Şu sahabilerden
şek günü (ramazan olup olmadığı bilinmeyen günde) oruc tutmanın mekruh olduğu
rivayet edilmiştir: Ömer İbnü'l-hattab, ali b. ebu talib, İbn mes'ud, huzeyfe,
İbn abbas, ebu hureyre ve enes b. malik, allah onlardan razı olsun.
ben derim ki: ali, Ömer,
ammar, huzeyfe ve ibn mes'ud'tan Şaban'ın son günü nafile oruc tutmanın yasak
olduğu nakledilmiştir. bu konuda ammar: "kim şek gününde oruc tutarsa
muhakkak ebu'l-kasım'a (hz. muhammed'e, s.a.) isyan etmiş olur." demiştir.
hava kapalı olduğu gün,
ihtiyaten, eğer bugün ramazan ise farz oruc yerine geçer, değilse nafile oruc
olur düşüncesiyle tutulan oruca gelince; sahabeden gelen rivayetler bunun
caizliğini icabettirir. İbn Ömer ve aişe'nin yaptığı da budur. maafnafih aişe,
"hz. peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) hava kapalı olduğundan
Şaban'ın hilali görülmezse otuz gün sayar, sonra oruc tutardı." diye
rivayette bulunmuştur. onun bu hadisi "Şayet sahih olsa aişe, ona
muhalefet etmezdi." denilerek reddedilmiş ve onun oruc tutması hadiste bir
illet sayılmıştır. ama iş öyle değildir. Çünkü aişe o günün orucunu farz
saymamış, yalnız ihtiyaten tutmuştur. hz. peygamber'in (sallallahu aleyhi ve
sellem) fiil ve emrinden orucun, sayı tamamlanıncaya kadar farz olmayacağını
anlamıştır. gerek aişe, gerekse İbn Ömer bu orucun caiz olmadığım anlamamıştır.
bu konudaki en doğru ve
yerinde görüş budur. hadisler ile sahabe söz ve davranışları bu sayede
birbirleriyle uzlaşmış olurlar. nitekim şu rivayet de bunu ortaya koymaktadır:
ma'mer - eyyub - nafi' - İbn Ömer senediyle rivayet edildiğine göre hz.
peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ramazan hilali konusunda: "onu
gördüğünüz zaman oruc tutun. (Şevval) hilalini gördüğünüz zaman orucu bozun.
Şayet hava kapalı olursa otuz gün takdir edin." buyurdu. İbn ebi ravvad,
bu hadisi nafi' yoluyla İbn Ömer'den: "...Şayet hava kapalı olursa sayıyı
otuza tamamlayın." şeklinde rivayet ediyor.
malik ve ubeydullah,
nafi' yoluyla hadisi İbn Ömer'den:, "...takdir edin." şeklinde
rivayet ediyorlar. bu da gösterir ki, İbn Ömer hadisten otuza tamamlamanın farz
olduğunu değil, caiz olduğunu anlamıştır. artık o, otuzuncu gün oruc tuttuğu
vakit ihtiyaten iki caizden birini yerine getirmiş olmaktadır. bunun bir delili
de şudur: İbn Ömer (r.a.) şayet şek günü oruc tutmanın farz olduğunu
savunanların dedikleri gibi hz. peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem)
sözünü "ayı yirmi dokuz olarak takdir edin, sonra oruc tutun."
şeklinde anlasaydı muhakkak bunu hem ailesine, hem başkalarına emreder, o gün
özellikle sırf kendisi oruc tutmakla yetinmez, bunu başkalarına emretmemezlik
yapmaz ve bu gün oruc tutmanın insanlara farz olduğunu elbet açıklardı.
İbn abbas (r.a.) şek günü
oruc tutmaz ve şu hadisi delil gösterirdi: "hilali görünceye kadar oruc
tutmayın. yine (öteki) hilali görünceye kadar orucu bozmayın. Şayet hava kapalı
olursa sayıyı otuza tamamlayın."
malik bu hadisi,
muvatta'ında, sanki İbn Ömer hadisini ve hz. peygamber'in (sallallahu aleyhi ve
sellem) "takdir edin" sözünü tefsir edici sayarcasına İbn Ömer
hadisinin hemen peşinden kaydetmiştir.
ibn abbas derdi ki: aya
bir yahut iki gün önce başlayana şaşarım. oysa allah rasulü (sallallahu aleyhi
ve sellem): "ramazan'a bir yahut iki gün önce başlamayın." buyurdu.
herhalde İbn abbas bu sözleriyle İbn Ömer'e karşı gelmektedir.
İşte böyle bu iki büyük
sahabiden biri şiddet tarafına meyletse, diğeri , kolaylaştırma tarafına
meylederdi. bu durum birçok meselede kendini göstermektedir. abdullah ibn Ömer,
birtakım konularda zorlaştırma yolunu tutmuştur ki, o konularda sahabe
kendisine muvafakat göstermemiştir. İbn Ömer, abdestte gözlerinin içini de
yıkardı. hatta bu yüzden kör oldu. başını meshettiği zaman, kulaklarını yeni su
almak suretiyle ayrıca yıkardı. hamama girmeyi menederdi. girdiği zaman bundan
dolayı guslederdi. İbn abbas ise hamama girerdi. İbn Ömer, biri yüz için diğeri
dirseklere kadar eller için olmak üzere iki kere ellerini yere vurmak suretiyle
teyemmüm alır, bir tek vuruşla ve yalnız avuçlar üzerine meshetmekle
yetinmezdi. İbn abbas ise ona muhalefet eder ve, "teyemmüm, yüz ve avuçlar
için elleri bir kere yere vurmaktır." derdi. İbn Ömer, karısını öptüğünden
dolayı abdest alır ve bu şekilde fetva verirdi; çocuklarını öptüğü zaman ağzını
su ile çalkalar, sonra namaz kılardı. İbn abbas ise, "ha karımı öpmüşüm,
ha fesleğen koklamışım, farketmez." derdi.
ibn Ömer, bir kimse bir
başka namaz kılarken üzerinde bir kaza namazı borcu olduğunu hatırlarsa o
kimsenin,*kıldığı namazı tamamlayıp hatırladığı kaza namazım kılmasını, sonra
da kılmakta olduğu o namazı yeniden kılmasını emrederdi. ebu ya'la el-mavsıli
bu konuda müsned'inde hz. peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadis
rivayet etmekteyse de, doğrusu bu rivayet İbn Ömer'e ait olup mevkuftur.
beyhaki diyor ki: ibn Ömer'den merfu hadis olarak rivayet edilmişse de sahih
değildir. ibn abbas'tan da merfu olarak rivayet edilmiş, ancak bu da sahih
değildir.
sözün özü: abdullah İbn
Ömer zorlaştırma ve ihtiyat yolunu tutardı. ma'mer - eyyub - nafi senediyle
rivayet edildiğine göre İbn Ömer, imamın kıldırdığı namazın bir rekatına
yetiştiği vakit o rekata başka bir rekat daha ilave eder, namazını bitirince
iki sehiv secdesi yapardı. zühri: "bunu ondan başka hiç kimsenin yaptığını
bilmiyorum." diyor.
ben derim ki: her halde
bu secde -oturuşun yeri çift rekatı müteakip olduğu halde- onun bir rekatı
müteakip oturmuş olmasındandır.
sahabenin,
"Şabandan bir gün oruc tutmamız bize göre ramazan'dan bir gün yememizden daha
iyidir." demeleri, bu günün orucunu farz oruc diye tutmadıklarını
göstermektedir. Şayet bu gün onlara göre kesinlikle ramazan'dan olsaydı
muhakkak "bu gün ramazan'dandır, oruc tutmamamız caiz değlidir."
derlerdi.
caiz olduğunu göstermek
amacıyla şek günü oruc tutmadıklarını ifade eden rivayetler de onların bu orucu
mustehap ve daha uygun olduğu düşüncesiyle tuttuklarını gösterir, işte İbn
Ömer... hanbel, mesaifinde, ahmed b. hanbel - veki - süfyan - abdülaziz b.
hakim el-hadrami senediyle İbn Ömer'in: "Şayet bütün sene oruc tutsam
muhakkak ramazan olup olmadığı şüphek olan günde oruc tutmazdım." dediğini
rivayet eder.
hanbel'in, ahmed b.
hanbel - ubeyde b. humeyd - abdülaziz b. hakim senediyle rivayetine göre ibn
Ömer'e: "hiçbir günün orucunu kaçırmamak için ramazan'dan önce oruca
başlayabilir miyizi" diye sordular, o da: "of, of!.. cemaatle
birlikte oruc tutun." dedi. İbn Ömer'in: "herhangi biriniz ayın asla
önüne geçmesin." dediği sahihtir. hz. peygamber'in (sallallahu aleyhi ve
sellem) de: "hilali görünce oruc tutun ve (öteki) hilali görünce orucu
bozun. Şayet hava kapalı olursa ayı otuz gün sayın." buyurduğu sahihtir.
ali b. ebu talib (r.a.)
aynı tarzda şöyle demiştir: hilali gördüğünüz zaman onu görmüş olduğunuzdan dolayı
oruc tutun. (Öteki) hilali gördüğünüz zaman orucu bozun. Şayet hava kapalı
olursa sayıyı tamamlayın.
İbn mes'ud (r.a.) da:
"Şayet hava kapalı olursa ayı otuz gün sayın." demiştir.
bu sahabe söz ve
davranışlarının (=asar) şayet kendilerinden o günde oruc tutma konusunda
rivayet gelen sahabenin söz ve davranışlarıyla çatıştıkları düşünülürse bu
sahabe söz ve davranışlarının gerek söz, gerekse anlam bakımından merfu
hadislere muvafakat etmelerinden dolayı bunları esas almak daha uygundur. Şayet
aralarında bir çelişki bulunmadığı düşünülürse o zaman iki uzlaştırma yolu
vardır:
1- Şek gününde oruc
tutulmayacağını ifade eden sahabe söz ve davranışlarının, hava kapalı olmadığı
zamana yahut o gün oruc tutmayı farz sayanların yaptıkları gibi ayın sonunda
havanın kapalı olmasına yorumlamak.
2- kendilerinden şek
gününde oruc tuttukları rivayet edilen sahabenin söz ve davranışlarım farz
olarak değil, mustehap olarak daha uygun olanı yapmaya ve ihtiyatlı davranmaya
yorumlamak. bu sahabe söz ve davranışları bu orucun farz olmadığı konusunda
açıktır. bu yol naslara ve şeriat kaidelerine muvafakata daha yakındır. Şek
konusunda eşit iki gün arasını ayırt etmekten de bu yol sayesinde selamete
erişilmiş olur. böylece birisi şek günü ve ikincisi -onda da kesinlikle şek bulunduğu
halde- yakin (kesinlik) günü sayılır. ramazan mı, değil mi diye şüphe ettiği
halde o günün kesinlikle ramazan'dan olduğuna inanmasını kula teklif etmek, güç
yetirilemeyecek bir şeyi teklif ve birbirine denk iki şey arasını ayırt etmek
demektir. en iyi bilen allah'tır.
sonraki sayfa için
aşağıdaki link’i kullan:
d) hz.
peygamber'İn (s.a.) İftar edİŞİ