ANA SAYFA             SURELER    KONULAR

 

FATİHA SURESİ

 

1. BÖLÜM: SURENİN FAZİLETLERİ VE İSİMLERİ

 

Buna dair açıklamalarımızı yedi başlık halinde sunacağız:

 

1- Surenin Fazileti:

2- Sureler, Ayetler ve Allah'ın Güzel isimleri Arasında Fazilet Farkı:

3- Fatiha ve Ayetu'l-Kursi:

4- Fatiha Suresinin Diğer Adları:

5- Fatiha'nın Tedavi Edici Bölümü:

6- Fatıha'nın Bazı isimleri Başka Surelere Verilebilir mi?:

7- "Mesani" Kelimesi:

 

1- Surenin Fazileti:

 

Tirmizi'nin Ubey b. Ka'b'dan rivayetine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah Tevrat'ta da İncil'de de ümmu'l-Kur'an (Kur'an'ın anası olan Fatiha süresi) gibisini indirmemiştir. es-Seb'ul-Mesani odur. Yüce Allah da buyuruyor ki o, benim ile kulum arasında ikiye payedilmiştir. Kuluma da istediği verilecektir." (Tirmizi, Tefsir 15. süre 4. had.)

 

İmam Malik de el-A'la b. Abdurrahman b. Yakub'dan şunu rivayet etmektedir: Abdullah b. Amir b. Keriz'in azatlısı Ebu Said'in kendisine haber verdiğine göre Resulullah (s.a.v.) namaz kılmakta olan Ubey b. Ka'b'a seslenmiştir... dedi ve hadisin geri kalan kısmını zikretti. (Muvatta, Salat 37)

 

İbn Abdi'l-Berr der ki: Ebu Said'in adı tesbit edilememektedir. Medineliler arasında sayılır. Ebu Hureyre'den rivayeti ve bu hadisi mürseldir. Yine bu hadis-i şerif Ebu Said b. el-Mualla'dan da rivayet edilmiştir. Bu ashab-ı kira mdan birisi olup yine adının ne olduğu tesbit edilememiştir. Bu hadisi Ebu Said'den Hafs b. Asım ve Ubeyd b. Huneyn rivayet etmişlerdir.

 

Derim ki: Aynı şekilde et-Temhid'de de: "Onun ismi tesbit edilememektedir" demiştir. Ayrıca es-Sahabe, el-istlab fi Ma'rıfeti'l-Ashab adlı eserinde de ismiyle ilgili görüş ayrılıklarını sözkonusu etmektedir. Bu hadis-i şerifi Buhari de Ebu Said el-Mualla'dan rivayet etmiştir. Ebu Said, dedi ki: Mescidde namaz kılıyordum. Rasülullah (s.a.v.) beni çağırdı, ancak ben onun çağrısına cevap vermedim. (Daha sonra): Ey Allah'ın resulu namaz kılıyordum, dedim (ve mazaretimi beyan ettim). Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Yüce Allah: "Sizi çağırdığı zaman Allah'ın ve Resulünün çağırısına uyun" (el-Enfal, 24) diye buyurmuyor mu?" Daha sonra şöyle devam etti: "Şüphesiz ben mescidden çıkmadan önce Kur'an-ı Kerim'deki en büyük sureyi sana öğreteceğim." Sonra elimden tuttu. Mescidden çıkmak istediğini görünce ona şöyle dedim:

 

Bana Kur'an-ı Kerim'deki en büyük sureyi öğreteceğini söylememiş miydin? Şöyle buyurdu: "o: Elhamdülillahi rabbi'l alemin .. dir. es-SEbu'l-Mesani ve bana verilen Kur'an-ı azim odur. " (Buhari, Tefsir, 1. sure 1)

 

İbn Abdi'l-Berr ve başkaları şöyle demektedir: Ebu Said b. el-Mualla ensarın en değerlilerinden ve ileri gelen efendilerindendir. Bunu sadece Buhari rivayet etmiştir. Adı Rafi'dir. Adının el-Haris b. Nufey' b. el-Mualla veya Evs b. el-Mu alla olduğu da yahut Ebu Said b. Evs b. el-Mualla olduğu da söylenir. Altmış dört yaşında ve yetmişdört hicri yılında vefat etmiştir. Kıblenin değiştirildiği sırada Kabe'ye doğru ilk namaz kılan kişi odur. İleride gelecektir.

 

Baş tarafta kaydettiğimiz Ubey b. Ka'b'ın rivayet ettiği hadisi tam bir senedi ile Yezid b. Zurey' kaydederek şöyle demiştir: Bize Ravh b. el-Kasım, el-Ala b. Abdurrahman'dan, o babasından o da Ebu Hureyre'den rivayetle dedi ki: Resulullah (s.a.v.) namaz kılmakta olan Ubeyy b. Ka'b'ın yanına çıktı ... Daha sonra hadisin geri kalan kısmını aynı manada zikretti.

İbnu'l-Enbari de "Kitabu'r-Red" adlı eserinde şunu söylemektedir: Bana babam anlattı, bana Ebu Ubeydullah el-Verrak anlattı, bize Ebu Davud anlattı, bize Şeyban, Mansur'dan o Mücahid'den anlatarak dedi ki: Şüphesiz İblis (Allah'ın laneti üzerine olsun) dört defa sarsıla sarsıla inlemiştir. Lanete uğradığı zaman, cennetten indirildiği zaman, Muhammed (s.a.v.) peygamber olarak gönderildiği zaman ve Fatihatü'l-kitab indirildiği zaman. Ve o sure Medine'de indirildi.

 

 

2- Sureler, Ayetler ve Allah'ın Güzel isimleri Arasında Fazilet Farkı:

 

İlim adamları bazı sure ve ayetlerin diğer bir kısmından, Yüce Allah'ın güzel isimlerinden bazısının diğer bazısından üstün olup olmadığı hususunda farklı görüşlere sahiptirler. Kimisi, şöyle der: Bir kısmının diğer bir kısmına üstünlüğü yoktur. Çünkü hepsi Allah'ın kelamıdır. İsimleri de böyledir. Birinin diğerine üstün olması sözkonusu değildir. eş-Şeyh Ebu'l-Hasan elEş'ari, Kadi Ebu Bekir b. et-Tayyib, Ebu Hakim Muhammed b. Hibban el-Busti ve fakihlerden bir grup bu kanaattedir. İmam Malik'ten de bu anlamda bir rivayet gelmiştir. Yahya b. Yahya der ki: Kur'an'ın bir kısmının diğer kısmına üstün olduğunu kabul etmek yanlışlıktır. Aynı şekilde İmam Malik de sadece bir surenin defalarca tekrarlanıp durmasını (diğerlerinin okunmamasını) mekruh görmüştür. (Yahya b. Yahya) İmam Malik'ten Yüce Allah'ın: "Ondan daha hayırlısını ... getirmedikçe." (el-Bakara, 106) buyruğu hakkında şöyle demiştir: Yani nesh edilen ayet yerine muhkem bir ayet getiririz, demektir.

 

İbn Kinane de bütün bu kanaatlerin benzerini İmam Malik'ten rivayet etmiş bulunuyor. Bu görüşü savunanlar, şu şekilde delil getirirler: Birşeyin daha üstün olması kendisinden üstün olanın eksikliği izlenimini verir. Halbuki bunların hepsi özleri itibariyle birdir. Bu da Allah'ın kelamı olmaktır. Yüce Allah'ın kelamında ise eksiklik sözkonusu olmaz.

 

el-Busti der ki: Hz. Peygamber'in: "Tevrat'ta da İncil'de de ümmü'lKur'an gibisi yoktur" buyruğunun anlamı şudur: Şanı Yüce Allah; Tevrat ve İncil'i okuyan kimseye ümmü'l-Kur'an'ı okuyan kişiye verdiği sevabın benzerini vermez. Çünkü Yüce Allah kendi lütfu ve fazl-u keremiyle bu ümmeti diğer ümmetlerden üstün kılmış ve bu ümmete kendi Yüce kelamını okuması karşılığında diğer ümmetlere kendi kelamını okuması karşılığında verdiği lütuf ve faziletten fazlasını vermiştir. Bu da Allah'ın bu ümmete bir lütfudur.

 

Yine el-Busti der ki: Hz. Peygamber'in: "En büyük süre" ifadesi ile kastettiği ecir itibariyle en büyük süredir. Yoksa Kur'an-ı Kerim'in bir kısmının bir diğer kısmından üstün olduğu anlamına gelmez.

 

Kimi ilim adamları da aralarında üstünlük ve fazilet bakımından farklılık olduğu görüşündedir. Yüce Allah'ın: "Hepinizin ilahı tek bir ilahtır. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O, hem rahman hem de rahimdir. "(el-Bakara, 163); Ayetu'l-Kürsi (el-Bakara, 255), Haşr süresinin son ayetleri (22-24) ve İhlas süresinde (süre) bulunan Yüce Allah'ın vahdaniyyetine ve sıfatına delalet eden buyruklardaki özellikler, mesela: "Ebu Leheb'in iki eli kurusun" (Tebbet, 1) buyruğunda ve benzerlerinde bulunmamaktadır.

 

Üstünlük ayet ve sürelerin ihtiva ettiği hayret verici anlamlar ve bu anlamların çokluğunda sözkonusudur. Nitelik bakımından değildir. Bu görüş doğru görüştür. İshak b. Rahveyh (Rahuye) ve onun dışında birtakım ilim adamları ve kelamcılar üstünlük bulunduğu görüşünü kabul ederler. Kadı Ebu Bekr b. el-Arabi'nin ve İbnu'l-Hassar'ın tercih ettiği görüş de budur. Bu tercihe sebep ise (az önce kaydedilen) Ebu Said b. el-Mu alla tarafından rivayet edilen hadis ile Ubey b. Ka'b'dan gelen şu hadis-i şeriftir: Ubey dedi ki: Resulullah (s.a.v.) bana dedi ki: "Ey Ubey, sana göre Allah'ın Kitab'ında en büyük ayet hangisidir?" Ben şöyle dedim: (Bana göre en büyük ayet): "Allah odur ki, ondan başka hiçbir ilah yoktur. Haydır, kayyumdur ... "(el-Bakara, 255) ayetidir. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) göğsüme vurdu ve şöyle dedi: "İlme doyasın ey Ebu'l-Münzir (Ubey b.Kab'ın künyesİ)" Bunu Buhari ve Müslim rivayet etmiştir. (Müslim, S.müsafirın 258; Ebu Davud, Vitr 17 )

 

ibnu'l-Hassar der ki: Bu naslara rağmen konu ile ilgili görüş ayrılığından söz edenlere şaşarım. İbnü'l-Arabi der ki: Hz. Peygamber'in: "Allah Tevrat'ta ta İncil'de de ve Kur'an-ı Kerim'de de onun benzerini indirmemiştir" buyruğunda diğer kitapları (indirilmiş sahifeler, Zebur ve benzerlerini) sözkonusu etmemesinin sebebi sözü geçen bu kitapların en üstün ve faziletli olmalarından dolayıdır. Herhangi birşey en faziletlinin de faziletlisi ise o vakit hepsinin de en faziletlisi olur. Mesela, Zeyd, alimlerin en faziletlisidir, dediğinizde insanların en faziletlisidir, demek olur.

 

Fatiha'da başka sürelerde bulunmayan birtakım nitelikler vardır. Hatta: Kur'an-ı Kerim'in tümü ondadır da denilmiştir.

 

Bu süre yirmibeş kelimedir ki Kur'an-ı Kerim'in ihtiva ettiği bütün ilimleri kapsamaktadır. Şanı Yüce Allah'ın bu süreyi kendisi ile kulu arasında ikiye ayırmış olması da bu sürenin şerefi cümlesindendir. O olmaksızın Yüce Allah'a yakınlık (namaz) sahih olmaz. Hiçbir amel onun sevabına ulaşamaz. İşte bu bakımdan bu süre Kur'an-ı Azim'in anası (Ummu'l-Kur'an) olmuştur. Nitekim: "De ki: O Allah'tır, bir ve tektir. "(el-İhlas, 1) diye başlayan süre de Kur'an'ın üçte birine denktir. Çünkü Kur'an-ı Kerim tevhid, ahkam ve öğütler ihtiva etmektedir. "De ki: O, Allah'tır, bir ve tektir" buyruğunda ise te vhidin bütünü açıklanmıştır. İşte bu anlamda Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Ubey b. Kab (r.a)'a: Kur'an-ı Kerim'de en büyük ayet hangisidir?" diye sorunca o da: "Allah odur ki, O'ndan başka hiçbir ilah yoktur, haydır, kayyumdur" diyerek Ayetu'l-Kürsi olduğunu söylemiştir. Bunun en büyük ayet olarak nitelendirilmesinin sebebi tümüyle tevhidi kapsamasıdır. Nitekim Hz. Peygamber'in: "Benim ve benden önceki bütün peygamberlerin söylediği en faziletli söz: "Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, bir ve tekdir, O'nun ortağı yoktur" sözüdür buyruğu gereğince bu ifade zikrin en faziletlisidir. Çünkü bu kelimeler tevhid ile ilgili bütün bilgileri ihtiva etmektedir. Fatiha süresi de hem tevhidi hem ibadeti hem de öğüt ve hatırlatmayı ihtiva etmektedir. Yüce Allah'ın kudreti için de böyle bir şey uzak görülmemelidir.

 

 

3- Fatiha ve Ayetu'l-Kursi:

 

Ali b. Ebi Talib (r.a) dedi ki: Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Fatihatü'l-kitab Ayetül-Kürsi, "Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmadığını ... açıkladı"(Al-i İmran, 18); "De ki: Ey mülkün sahibi Allah'ım ... "(Al-i İmran, 26-27) ayetleri Arş'a asılıdır. Bunlarla Allah arasında bir perde yoktur.'' Bu hadisi Ebu Amr ed-Dani, Kitabu'l-Beyan adlı eserinde senedini kaydederek zikretmektedir.

 

 

4- Fatiha Suresinin Diğer Adları:

 

Bu sürenin on iki tane ismi vardır:

 

1- es-Salat (namaz)dır. Yüce Allah (kudsi hadiste) şöyle buyurmaktadır: "Ben namazı benim ile kulum arasında iki yarıya böldüm." (Müslim, Salat 38; Muvatta, Salat 39)  Bu hadis-i şerif daha önce geçmişti.

 

2- Hamd süresi: Çünkü bu sürede Yüce Allah'a hamd'den sözedilmektedir. Tıpkı el-A'raf, el-Enfal, et-Tevbe ve benzeri süreler denildiği gibi.

 

3- Fatihatü'l-Kitab: Bu konuda ilim adamları arasında görüş ayrılığı yoktur. Ona bu adın verilmesinin sebebi Kur'an-ı Kerim'in lafzen kıraatine bu süre ile başlanılmasıdır. Aynı şekilde mushafların yazımına da bu süre ile başlanılmaktadır. Namazlara da bu süre okunarak kıraate başlanılır.

 

4- Ummu'l-Kitab: Bu ismin verilip verilmeyeceği hususunda görüş ayrılığı vardır. Çoğunluk bunu caiz görmekle birlikte Enes, el-Hasen ve İbn Sirin bunu mekruh görmüşlerdir. el-Hasen der ki: Ummu'l-Kitab (kitabın anası) helal ve haramdır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Bir kısım ayetler muhkemdir. Bunlar kitabın anası (Ummu'l-Kitab)dır. Diğer bir kısmı da müteşabihtir. "(Al-i İmran, 17) Enes ve İbn Sirin de der ki: Ummu'l-Kitab Levhi Mahfuzun adıdır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: '''Muhakkak ki O, katımızdaki ana kitabda (Ümmu'l-Kitab'da yani Levh-i Mahfuzda)dır." (Zuhruf, 4)

 

5- Ummu'l-Kur'an: Bunda da görüş ayrılığı vardır. Çoğunluk bunu caiz görmekle birlikte Enes ve İbn Sirin bunu mekruh görmüşlerdir. (Hoş görmemişlerdir.) Ancak bu konuda sahih hadisler bu iki görüşü de reddetmektedir. Tirmizi'nin rivayetine göre Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Elhamdülillah (yani Fatiha süresi) Ummu'l-Kur'an'dır, Ummu'l-Kitabdır ve es-Seb'u'l-Mesanidir." Tirmizi der ki: Bu hasen, sahih bir hadistir. (Tirmizi, Tefsir 15. sure 3. hd.; Darimi, F.Kur'an 12)

 

Buhari de der ki: Bu süreye Ummu'l-Kitab adı verilmiştir. Çünkü mushaflarda önce bu süre yazılarak başlanılır. Namazda da bu süre okunarak kıraate başlanır. (Buhari, Tefsir 1, sure 1)

 

Yahya b. Ya'mer der ki: Ummu'l-Kura (şehirlerin anası) Mekke'dir. Ummu Horasan Merv'dir. Ummu'l-Kur'an Hamd (Fatiha) süresidir. Buna Ummu'l-Kur'an deniliş sebebinin Kur'an'ın başı olması ve ihtiva ettiği bütün ilimleri kapsaması olduğu da söylenmiştir. Mekke'ye Ummu'l-Kura deniliş sebebi ise, arzın ilkinin orası olması ve ordan itibaren yuvarlaklaştırılmaya başlanmasıdır. Anaya "umm" denilmesi de bundan dolayıdır. Çünkü ana, neslin esasını teşkil eder. Umeyye b. Ebi's-Salt da şu beyitinde yerden "umm (ana)" diye sözetmektedir: "Arz bizim sığınağımızdır, bir zamanlar anamızdı Kabirlerimiz ordadır ve orada doğuyoruz."

 

Savaşta kullanılan sancağa da "umm" denilir. Buna sebep ise sancağın önde olması ve askerin de onu takip etmesidir.

 

"Umm" kelimesinin aslı (...) dır. Bundan dolayı bu kelimenin çoğulu (...) şeklinde gelir. Yüce Allah da: "analarınız" (en-Nisa, 23) diye buyurmaktadır. Mim harfinden sonraki "he" harfi düşürülerek (...) da denilir. Şair der ki: "Analarınla karanlığı açtın."

 

"Ummehat" şeklindeki çoğulun insanlar hakkında, "ummat" şeklindeki çoğulunda hayvanlar hakkında kullanılacağı da söylenmiştir. Bunu İbnu'I-Faris "el-Mücmel" adlı eserinde zikretmektedir.

 

6- el-Mesani (tekrarlanıp duran): Bu süreye bu adın veriliş sebebi, her rek'atte tekrarlanmasıdır. Bu adın veriliş sebebinin bu sürenin istisna olarak yalnızca bu ümmete bildirilmiş olup bundan önce hiçbir ümmete indirilmeyerek bu ümmet için saklanmış olmasıdır da denilmiştir.

 

7- el-Kur'anu'I-Azim: Bu ismin veriliş sebebi Kur'an-ı Kerim'in bütün ilimlerini ihtiva etmesidir. Çünkü bu süre aziz ve celil olan Allah'a kemal ve celal sıfatları ile senayı, ibadetlerin yapılmasını ve ibadetlerin ihlas ile yerine getirilmesi emrini, Yüce Allah'ın yardımı olmaksızın bu ibadetin yerine getirilmesinden yana aciz kalınacağının itiraf edilmesini, dosdoğru yola hidayet hususunda ona dua edilmesini, sözlerini yerine getirmeyenlerin hallerine düşmekten korumasının niyaz edilmesini ve inkarcıların akıbetini beyan etmeyi ihtiva etmektedir.

 

8- Şifa: Darimi, Ebü Said el-Hudri'den şöyle dediğini rivayet etmektedir:

Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Fatihatü'I-Kitab, her zehire karşı bir şifadır." (Darimi, F.Kur'an 12)

 

9- er-Rukye (manevi tedavi): Bu, Ebu Said el-Hudri'den gelen hadisIe sabittir. Bu hadiste şu ifadeler de yer almaktadır: Resulullah (s.a.v.) kabilenin (yılan tarafından sokulmuş) reisini Fatiha'yı okuyarak tedavi eden adama şöyle sormuştur: "Sen onun bir tedavi (rukye) olduğunu nereden bildin?" O: Ey Allah'ın Resulü, bu konuda içime böyle birşey doğdu, cevabını verdi. (Müslim, Selam 65. )

 

Bu hadisi hadis imamları rivayet etmiştir. İleride bütünüyle gelecektir.

 

10- el-Esas: Adamın birisi eş-Şa'bi'ye böğrünün ağrıdığından şikayette bulundu. Ona şu cevabı verdi: Kur'an'ın esası olan Fatihatü'I-Kitab'ı okumaya bak. Ben İbn Abbas'ı şöyle derken dinledim: Herşeyin bir esası vardır. Dünyanın esası Mekke'dir. Çünkü dünya oradan yuvarlaklaştırılmaya başlandı. Semanın esası Ariba denilen yedinci semadır. Arzın esası ise en altta yedinci arz olan Adbadır, Cennetlerin esası ise Adn cennetidir. Bu bütün cennetlerin göbeğidir ve cennet onun üzerinde tesis edilmiştir. Ateşin esası ise cehennemdir. Bu da ateşin en alt tabakası olan yedinci tabakadır. Diğer bütün tabakalar (derekeler) onun üzerinde tesis edilmiştir. İnsanların esası Adem'dir, Peygamberlerin esası Nuh'tur, İsrail oğullarının esası Yakub'tur, kitapların esası Kur'an'dır, Kur'an'ın esası Fatiha'dır, Fatiha'nın esası Bismillahirrahmanirrahim'dir. O bakımdan sen hastalanır veya rahatsızlanırsan Fatiha suresini okumaya bak. Şifa bulursun,

 

11- el-Vafiye: Bunu Süfyan b. Uyeyne söylemiştir. Çünkü bu sure ikiye bölünmez ve parçalanmayı kabul etmez, Bir kişi namaz kıldığı rek'atlerin birinde başka sürelerden herhangi birisinin yarısını okusa, diğer rek'atinde de öbür yarısını okusa bu yeterli gelir. Fakat Fatiha suresi iki rek'ate bölünerek her birisinde yarımşar okunursa caiz olmaz,

 

12- el-Kafiye: Yahya b, Ebi Kesir der ki: Çünkü bu sure başkasının yerine kafi gelir, fakat başka sure onun yerine kafi gelmez (yerini tutmaz), Buna Muhammed b, Hallad el-İskenderani'nin şu rivayeti de delalet etmektedir: Muhammed b, Hallad dedi ki:." Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Ummu'l-Kur'an (yani Fatiha suresi) başkasının yerini tutar, fakat başkası onun yerini tutamaz," (Darakutni, I, 322; Müstedrek, I, 238)

 

 

5- Fatiha'nın Tedavi Edici Bölümü:

 

el-Muhelleb dedi ki: Fatiha süresinin tedavi edici bölümü: "Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz" bölümüdür. surenin tümünün tedavi edici (rukye) olduğu söylenmiştir. Çünkü Peygamber (s.a.v.) durumu kendisine bildiren kişiye: "Onun bir rukye olduğunu nerden bildin? " diye sormuş, fakat: "Onda rukye (tedavi edici) bir bölüm olduğunu nerden bildin?" diye sormamıştır, İşte bu, surenin tümüyle bir tedavi olduğunun de li li dir. Çünkü bu, Kitabın başlangıcı ve Fatihasıdır ve az önce de geçtiği gibi Kitaptaki bütün ilimleri ihtiva etmektedir.

 

 

6- Fatıha'nın Bazı isimleri Başka Surelere Verilebilir mi?:

 

Fatiha suresine el-Mesani ve Ummu'l-Kitab adının verilmesi başka süreye de bu adların verilmesini engellemez. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Allah, sözün en güzelini müteşabıh, tekrar edılen (mesani) bir kitap halinde indirmiştir. "(ez-Zümer, 23) buyruğunda Kitabı "mesani" diye nitelemiştir. Çünkü onda yer alan haberler tekrar edilmektedir. Nitekim Kur'anı Kerim'in yedi uzun suresine de "el-Mesani" adı verilmiştir. Çünkü farzlar ve kıssalar bu surelerde tekrar edilmektedir. İbn Abbas der ki: Resulullah (s.a.v.)'e Yedi Mesani verilmiş bulunmaktadır. Bunlar, yedi uzun suredir. Bunu enNesai zikretmektedir. (Nesai, İftitah 26)

 

Sözkonusu bu yedi sure ise Bakara'dan A'raf'a kadar olan altı surenin bunlardan olduğu ittifakla kabul edildiği halde, yedinci surenin hangi sure olduğu hususunda farklı görüşler vardır. Yedincisinin Yunus olduğu söylendiği gibi Enfal ve Tevbe olduğu da söylenmiştir. Bu (son görüş) Mücahid ve Said b. Cübeyr'in görüşüdür. Hemdanlı A'şa der ki: "Mescid'e girin, Rabbinize dua edin Ve bu Mesani ile uzun süreleri iyice tetkik edin."

 

Bu husus ile ilgili açıklamalar -yüce Allah'ın izniyle- el-Hicr suresinde gelecektir. (Bk. el-Hicr, 87 nin tefsiri)

 

 

7- "Mesani" Kelimesi:

 

"el-Mesani" kelimesi "mesna" kelimesinin çoğuludur. Bu ise, birinciden sonra gelen sayı demektir. "et-Tuval" kelimesi ise "atval" kelimesinin çoğuludur. Enfal suresinin "el-Mesani"den sayılması, miktarı itibariyle uzun surelerden sonra gelmesi dolayısıyladır. el-Mesani surelerinin ise, ayet sayısı Mufassal surelerin ayetlerinden daha fazla ve Miun ayetlerinin sayılarından daha az olan sureler olduğu da söylenmiştir. Miun ise, her birisinin ayet sayısı yüz ayetten daha fazla olan surelere verilen addır.

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNK’E TIKLAYIN

 

2. BÖLÜM: SURENİN NUZULÜ, HÜKÜMLERİ

 

 

 

ANA SAYFA             SURELER    KONULAR