FATİHA SURESİ
2. BÖLÜM: SURENİN
NUZULÜ, HÜKÜMLERİ
Bu bölüme dair
açıklamalar yirmi başlık halinde sunulacaktır:
1- Surenin Ayet Sayısı:
2- Fatiha Nerede indi?
3- Fatiha'yı indiren
Melek:
4- Besmele ve Namazda
Fatiha'dan Önce Okunacak Dua:
5- Namazda Fatihayı
Okumanın Hükmü:
6- Ruku'a Varan imama
Uymak:
7- imam Namazda Gizli
Okuyorsa:
8- imam Açıktan Okuyorsa:
9- Namaz'da Fatihanın
Okunması ile ilgili Sahih Görüş:
10- imamın Arkasında
Kur'an Okunmaz Diyenlerin Delilleri:
11- Fatiha Her Rekatte mi
Okunur?
12- Fatiha Okumanın Farz
Olup Olmadığı:
13- Namazda Kur'an
Okumak:
14- Kur'an Okumaksızın
Namaz Kılmak:
15- Namazda Fatiha'dan
Başka Okuma:
16- Fatihayı Öğrenemeyen:
17- Hiçbir Dua
Okuyamayan:
18- Arapça ya Dili
Dönmeyenler:
19- Farsça Okumak:
20- Kıraati Bilmeyen
Kimse) Namazda iken Kıraat Öğrenirse:
1- Surenin Ayet Sayısı:
İslam ümmeti, Fatiha suresinin
yedi ayet-i kerime olduğu üzerinde icma etmiştir. Ancak Huseyn el-Cu'fi'den
altı ayet olduğuna dair rivayet gelmiştir ki bu da şaz "(icmaa aykırı
istisnai) bir rivayettir. Şu kadar var ki Amr b. Ubeyd "Yalnız sana ibadet
ederiz" buyruğunu bir ayet-i kerime saymıştır ki o takdirde onun bu
sayımına göre surenin ayet sayısı sekiz olur. Bu da şazdır. Yüce Allah'ın:
"Andolsun ki Biz sana tekrarlanan yediyi ve şu büyük Kur'anı verdik.
"(el-Hicr, 87) buyruğu ile "namazı kendim ile kulum arasında ikiye böldüm"
kudsi hadisi bu iki görüşü de reddetmektedir.
Yine ümmet bu surenin
Kur'an-ı Kerim'den olduğu hususunda da icma etmiştir. Denilse ki: Eğer bu sure
Kur'an-ı Kerim'den olsaydı, Abdullah b. Mes'ud bunu Mushafında yazardı. Onun
bunu Mushafında yazmayışı bu surenin Kur'an-ı Kerim'den olmadığını
göstermektedir. Nitekim o, el-Muavvizeteyn (Felak ve Nas) surelerini de bu
şekilde Mushafına almamıştır.
Buna cevap Ebu Bekr
el-Enbari'nin şu sözleridir: Bize el-Hasen b. el-Hubab anlattı, bize Süleyman
b. el-Eş'as anlattı, bize İbn Ebi Kudame anlattı, bize Cerir, el-A'meş'ten
rivayetle dedi ki: Sanırım o İbrahim'den rivayetle şöyle dedi: Abdullah b.
Mes'ud'a: Fatiha'yı neden mushafına yazmadın? diye soruldu, o, şu cevabı verdi:
Eğer ben bunu Mushafıma yazmış olsaydım, her sure ile birlikte yazardım.
Ebu Bekr dedi ki: Şunu
anlatmak istiyor: Her bir rek'ate Fatiha'dan sonra okunacak sureden önce
Ummu'l-Kur'an (Fatiha) suresi okunarak başlanması gerekir. O bakımdan ben bunu
yazmamakla işi kısa kesmek istedim ve müslümanların bu sureyi ezberlemiş
olmalarına güvendim. Onu herhangi bir yerde yazmadım ki her sure ile birlikte
yazmak zorunda kalmayayım. Çünkü Fatiha suresi namazlarda her sureden önce
okunan bir suredir.
2- Fatiha Nerede indi?
Bu sure Mekke'de mi inmiştir
yoksa Medine'de mi inmiştir hususunda müfessirler farklı görüşlere sahiptir.
İbn Abbas, Katade, Ebu'l-Aliye er-Riyahi ki adı Rufey'dir- ve başkaları: Bu
sure Mekke'de inmiştir, derler. Ebu Hureyre, Mücahid, Ata b. Yesar, ez-Zühri ve
başkaları, Medine'de inmiştir, derler.
Yarısı Mekke'de, yarısı
da Medine'de indiği de söylenmiştir. Bu görüşü Ebu'l-Leys Nasr b. Muhammed b.
İbrahim es-Semerkandi kendi tefsirinde nakletmektedir. Birincisi ise daha
sahihtir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Andolsun ki biz sana
tekrarlanan yediyi ve şu büyük Kur'an'ı verdik. " (el-Hicr, 87) (Bu ayetin
yer aldığı) Hicr süresinin Mekke'de indiği ise icma ile kabul edilmiştir. Yine
namazın Mekke'de farz kılındığı hususunda bir görüş ayrılığı yoktur. İslam tarihi
boyunca "elhamdülillahi rabbi'l-alemin (diye başlayan Fatiha süresi)"
okunmaksızın bir namaz kılındığına dair bir haber nakledilmemektedir. Buna da
Hz. Peygamber'in: "Fatihatü'l-Kitab oku nmadıkça hiçbir namaz olmaz"
(1) buyruğu delildir. (Tirmizi, Salat 69, 115; Nesai, İftitah 24; Müsned, 2.
428; Darimi, Salat 36. Ayrıca bk. Darakutni, 1, 321)
Bu ifade, hükmü haber
vermektedir. Yoksa olan bir şeyin haberi değildir. Doğrusunu en iyi bilen
Allah'tır.
Kur'an'dan ilk Nazil
Olan Buyruklar:
Kadı İbnü't-Tayyib Kur'an-ı
Kerim'den ilk olarak hangi buyrukların nazil olduğu hususunda görüş
ayrılıklarını nakletmektedir. İlk nazil olan sürenin "el-Müddessir"
olduğu söylendiği gibi, İkra süresi olduğu da söylenmiştir, Fatiha süresi
olduğu da söylenmiştir. Beyhaki, "Delailü'n-Nübüvve" adlı eserinde
Ebu Meysere Amr b. Şerahbil'den şunu nakletmektedir: Resulullah (s.a.v.) Hz.
Hadice'ye şöyle dedi: "Yalnız kaldığımda bir ses işittim. Allah'a yemin
ederim bunun hoşa gitmeyen bir iş olacağından korktum." Hz. Hadice şöyle
dedi: Bundan Allah'a sığınırım. Allah, sana böyle birşey yapılmasına izin
vermez. Allah'a yemin ederim sen şüphesiz emaneti yerine getirirsin, akrabalık
bağına riayet edersin ve doğru söz söyleyen bir kimsesin.
Rasülullah (s.a.v.)'ın
bulunmadığı bir sırada Ebu Bekir (r.a) eve gelir ve Hz.
Hadice, Hz. Peygamber'in
kendisine neler söylediğini ona anlatır ve devamla şöyle der: Ey Atik, Muhammed
ile Varaka b. Nevfel'in yanına git. Resulullah (s.a.v.) yanlarına girdiğinde
Hz. Ebu Bekir, Hz. Peygamber'in elinden tutar ve şöyle der: Seninle birlikte
Varaka'ya gidelim. Hz. Peygamber ona: "Sana durumu kim haber verdi?"
diye sorunca Hz. Ebu Bekir: Hadice dedi. İkisi birlikte Varaka'nın yanına
gittiler ve durumu ona anlattılar. Bu arada Hz. Peygamber şöyle dedi:
"Yalnız kaldığım sırada arkamdan ya Muhammed, ya Muhammed diye birisinin
seslendiğini işitiyorum, ben de kaçmaya koyuluyorum." Varaka; Hayır, böyle
yapma, dedi. Bu sesi işittiğin takdirde, sana ne söyleyeceğini işitmek üzere
yerinde dur, sonra yanıma gel bana durumu bildir. Hz. Peygamber yalnız kaldığı
sırada ona: Ya Muhammed, diye seslenildi. Bil ki: "Rahman ve rahim olan
Allah'ın adıyla, hamd alemlerin rabbi Allah'a mahsustur ... " buyruğunu
"sapanlarınkine değil" buyruğuna kadar yani sürenin sonuna kadar
inzal buyurdu. "La ilahe illellah" de. Daha sonra Hz. Peygamber
Varaka'ya gitti ve bu durumu ona anlatınca Varaka ona şöyle dedi: Sana müjdeler
olsun, sana müjdeler olsun. Ben tanıklık ederim ki Meryem oğlu İsa'nın
geleceğini müjdelediği kişi sensin. Musa'ya gelen Namus (vahy)'ın benzeri sana
da gelmiştir. Sen Rasül bir peygambersin. Bundan sonra sana cihad emri
verilecektir. Bu emir sana geldiği takdirde ben hayatta olursam şüphesiz
seninle birlikte senin yanında cihad ederim. Varaka vefat ettiğinde Resulullah
(s.a.v.) şöyle buyurdu: "Andolsun o keşişi, cennette üzerinde ipek
elbiseler bulunduğu halde gördüm. Çünkü, o bana iman etti ve beni tasdik
etti." Hz. Peygamber bu sözleriyle Varaka'yı kastediyor. el-Beyhaki (Allah
ondan razı olsun) der ki, bu (hadisin senedi) munkatı'dır. Eğer gerçekten
mahfuz bir rivayet ise bunun Hz. Peygamber'e: "Yaratan Rabbinin adıyla
oku" (el-Alak, 1) buyruğu ile "Ey örtülerine sarılıp bürünmüş
olan" (el-Müddessir, 1) buyruğunun nüzulünden sonra meydana gelmiş bir
olaya dair bir haber olma ihtimali vardır.
3- Fatiha'yı indiren
Melek:
İbn Atiyye der ki: Bazı
ilim adamları, Hz. Cebrail'in el-Hamd (Fatiha) süresini indirmediğini
sanmışlardır. Buna sebep ise Müslim tarafından kaydedilen İbn Abbas'tan şöyle
dediğine dair rivayettir: Hz. Cebrail Peygamber (s.a.v.)'ın yanında oturuyor
iken üst taraftan bir ses işitti. Başını kaldırdı ve şöyle dedi: Bu, şu ana
kadar açılmamış ve bugün açılan semadaki bir kapıdır. O kapıdan bir melek indi,
bunun hakkında da şöyle dedi: Bu, şu güne kadar nazil olmamış ve ilk olarak
bugün yeryüzüne nazil olan bir melektir. Bu melek selam verip şöyle dedi:
Senden önce hiçbir peygambere verilmemiş ve sana verilen iki nurun müjdesini
sana getiriyorum. Bunlar, Fatihatü'l-Kitab ile Bakara süresinin son
ayetleridir. Bu sürelerden okuduğun her bir harfin mutlaka karşılığı sana
verilecektir. (Müslim, S.müsafirin 248; Nesai İftitah 25)
İbn Atiyye der ki: Ancak
bu durum sözü geçen ilim adamının zannettiği gibi değildir. Bu hadis-i şerif,
Hz. Cebrail'in Peygamber (s.a.v.)'e sözü geçen melekten daha önce gelmiş
olduğunu, o meleğin gelişini ve onunla birlikte nazil olacak olanı haber vermek
üzere geldiğini göstermektedir. Buna göre Hz. Cebrail, bu sürenin indirilişinde
ortak hareket etmiş olur. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Derim ki: Hadisin zahiri
Hz. Cebrail'in Peygamber (s.a.v.)'e bu konuda herhangi bir bilgi vermediğini
göstermektedir. Bizler bu ayetin nüzulünün Mekke'de olduğunu önceden açıklamış
bulunuyoruz. Hz. Cebrail, Yüce Allah'ın şu buyruğu sebebiyle bu süreyi indirmiş
bulunmaktadır: "Onu emin olan ruh indirmiştir. "(eş-Şuara, 93) İşte
bu buyruk, Hz. Cebrail'in bu süreyi indirdiğini göstermektedir. Çünkü bu ayet-i
kerime, bütün Kur'an-ı Kerim'in Hz. Cebrail tarafından indirilmiş olmasını
gerektirir. Böylelikle Hz. Cebrail bu sürenin okunuşunu Mekke'de indirmiş olup.
Medine'de de bunun sevabını belirtmek üzere sözü geçen melek tarafından
indirilmiş olur. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Bu sürenin Mekki ve
Medeni olduğu Hz. Cebrail tarafından iki defa indirildiği de söylenmiştir. Bunu
es-Sa'lebi nakletmiştir. Ancak bizim sözünü ettiğimiz şekil daha uygundur.
Çünkü Kur'an-ı Kerim ile Sünnet-i seniyyedeki haberlerin arası böylece telif
edilmektedir. Hamdimiz Allah'adır, minnet duygularımız O'nadır.
4- Besmele ve Namazda
Fatiha'dan Önce Okunacak Dua:
Sahih kabul edilen
görüşe göre, besmelenin Fatiha'dan bir ayet-i kerime olmadığını daha önceden
açıklamış bulunuyoruz. Bu husus sabit olduğuna göre, namaz kılanın hükmü de şu
olur: Tekbir getirdiği takdirde hemen onun arkasından Fatiha'yı okumalı ve
susmamalıdır. Ayrıca herhangi bir tevcih (veccehtu vechi ... diye başlayan dua)
ile herhangi bir tesbih (sübhanekellahumme ... diye başlayan dua)
okunmamalıdır. Çünkü az önce gördüğümüz Hz. Aişe'yle Hz. Enes'ten ve
başkalarından rivayet edilen hadisler bunu gerektirmektedir. Fakat tevcih ve
tesbih okunacağına ve susulacağına dair hadisler de gelmiş bulunmaktadır. Bir
grup ilim adamı bu hadisler istikametinde görüş belirtmiştir. Mesela Ömer b.
el-Hattab ile Abdullah b. Mes'ud (Allah ikisinden da razı olsun)'dan gelen
rivayete göre, her ikisi de namaza ilk başladıklarında şu duayı okurlarmış:
"Şanın ne yücedir Allah'ım, seni hamdinle tesbih ederim, adın Yüce ve
mübarektir, şanın pek yücedir senden başka hiçbir ilah yoktur.'' (Tirmizi,
Salat 65; Nesai, iftitah 18; ibn Mace, ikame 1; Darimi, Salat 33)
Süfyan, Ahmed, İshak ve
ashab-ı rey bu görüşü kabul etmişlerdir.
İmam Şafii de Hz.
Ali'nin Peygamber (s.a.v.)'dan rivayet ettiği hadis doğrultusunda görüş belirtir
idi. ... Bu rivayete göre Hz. Peygamber
namaza tekbir ile başlar, sonra da; (...) duasını okurdu. Bu hadisi Müslim
rivayet etmiştir. (Müslim, S.müsafirin 201; Tirmizi, Deavat 32; Nesai, iftitah
17)
En'am süresinin
sonlarında hadisin tamamı gelecektir. Yine orada bu mes'ele ile ilgili eksiksiz
açıklamalar -yüce Allah'ın izniyle- gelecektir. (Bk. el-En'am, 162. ayet 3.
başlık)
İbnu'l-Münzir der ki;
Resulullah (s.a.v.)'ın namazda tekbir getirdikten sonra kıraate başlamadan önce
kısa bir süre susup şu duayı yaptığı sabit olmuştur;
"Allah'ım, benimle
hatalarımın arasını doğu ile batının arasını uzaklaştırdığın gibi uzaklaştır,
Allah'ım, beyaz elbise kirli elbiseden nasıl seçilip ayırdediliyor ise, beni de
günahlarımdan öylece arındır. Allah'ım, su ile kar ile dolu ile günahlarımı
yıka," (Buhari, Ezan 89; Müslim, Mesacid 147)
Ebu Hureyre de bu
şekilde amel etmiştir. Ebu Seleme b, Abdurrahman der ki: İmamın iki tane hafif
susuşu (sektesi) vardır. Bu iki su suşu esnasında kıraati ganimet biliniz,
el-Evzai, Said b,
Abdülaziz ve Ahmed b. Hanbel bu konuda Peygamber s.a.v.)'dan gelen bu hadise
meyl ediyorlardı.
5- Namazda Fatihayı
Okumanın Hükmü:
Namazda Fatiha süresinin
okunmasının vücubu ile ilgili olarak ilim adamları farklı görüşlere sahiptir. İmam
Malik ve mezhebine mensup olanlar, şöyle demişlerdir: Bu süre her rek'atte imam
tarafından da, tek başına namaz kılan tarafından da muayyen olarak okunmalıdır.
Basralı, Maliki mezhebine mensup İbn Huveyzimendad der ki: İki rek'atli bir
namazın bir rek'atinde Fatiha okumayı unutan bir kimsenin bu namazının batıl
olacağı hususunda İmam Malik'ten farklı bir kanaat gelmemiştir. Fakat dörtlü
yahut üç rek'atli bir namazın bir rek'atinde Fatiha okumayı terkeden bir kimse
ile ilgili farklı görüşleri nakledilmiştir. Bir seferinde: Namazını iade eder
demiş, bir diğer seferinde de:
İki sehiv secdesi yapar
demiştir. Bu İbn Abdi'l-Hakem'in ve başkalarının İmam Malik'ten yaptığı
rivayettir. İbn Huveyzimendad der ki: Şöyle de denilmiştir: Bu rek'ati iade
eder ve selam verdikten sonra sehiv secdesi yapar.
İbn Abdi'l-Berr der ki:
Sahih olan görüş bu rek'ati (Fatiha okumadığı rek'ati) lağvetmesi ve onun
yerine yeni bir rek'at kılmasıdır. Tıpkı yanılarak bir secde yapmayan kimsenin
durumunda olduğu gibi. İbnu'l-Kasım'ın tercih ettiği görüş de budur Hasan-ı
Basri ve Basralıların çoğunluğu Mahzumlu ve Medineli el-Muğire b. Abdurrahman
şöyle demişlerdir: Namazda bir defa Fatiha süresini okumak namaz kılan için
yeterlidir ve namazını iade etmesi gerekmez. Çünkü Ummu'l-Kur'an (Fatiha
süresi)ni okuduğu bir namaz demek olur. Ve bu namaz Hz. Peygamber'in:
"Ummu'l-Kur'an'ı okumayan kimsenin namazı olmaz" buyruğu dolayısıyla
eksiksiz bir namazdır. Bu kişi ise Ummu'l-Kur'an'ı okumuş bulunmaktadır.
Derim ki: Ancak bu
hadis-i şerifin "her rek'atte Fatiha süresi okumayanın namazı olmaz"
anlamına gelmesi ihtimali de vardır. İleride görüleceği üzere doğru olan
açıklama şekli budur. Yine "rek'atlerin çoğunluğunda Fatiha'yı okumayan
kimsenin namazı olmaz" anlamına gelme ihtimali de vardır. İşte konu ile
ilgili görüş ayrılığının sebebi budur. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Ebu Hanife, es-Sevri ve
el-Evzai der ki: Namazın tümünde kasten Fatiha okumayı terketse ve başka bir
süre okusa bu onun için yeterlidir. Ancak bu konuda Evzai'den farklı görüş de
nakledilmiştir. Ebu Yusuf ile Muhammed b. el-Hasan der ki: Okumanın asgari
miktarı ya üç (kısa) ayettir veya borçlanma ayeti (el-Bakara, 282) gibi uzunca
bir ayettir. Yine Muhammed b. elHasan'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bir
ayet miktarı veya (elhamdülillah) demek gibi anlaşılabilir bir söz miktarı
okumanın uygun geleceği ictihadındayım, fakat kendisine söz (anlaşılabilir bir
kelam) denilemeyecek şekilde bir harflik okumayı uygun görmüyorum.
et-Taberi der ki: Namaz
kılan her rek'atte Fatiha'yı okur. Fatiha'yı okumayacak olursa, Kur'an-ı
Kerim'den ayet ve harf sayısı onun gibi bir bölümü okumadıkça caiz olmaz. Ancak
İbn Abdi'l-Berr der ki: Böyle bir sınırlandırmanın anlamı yoktur. Çünkü Fatiha
süresinin muayyen olarak okunmasının istenmesi ve özellikle onun sözkonusu
edilmesi sebebiyle bu hüküm yalnız onun hakkındadır. Başka süre veya ayetler
hakkında sözkonusu değildir. Fatiha okuması kendisine vacib olan bir kimsenin
Fatiha'yı okuma gücü olmakla birlikte onu terketmesi halinde yerine başka
birşeyokumasını kabule imkan yoktur. Onun vazifesi (okumamışsa) Fatiha'yı
tekrar okumak ve onu iade etmektir. İbadetlerde muayyen olarak yerine
getirilmesi istenen diğer farzlarda olduğu gibi.
6- Ruku'a Varan imama
Uymak:
İmama uyan kimse; eğer rükü
halinde iken imama yetişir ise, imamın kıraati onun kıraatinin yerine geçer.
Çünkü ilim adamları icma ile şunu kabul etmişlerdir: Kişi rukü halinde imama
yetişecek olursa tekbir getirir, ruküa varır ve birşey okumaz. Eğer ayakta iken
ona yetişir ise, Kur'an okur. Bu ise bir sonraki başlıkta açıklanacaktır.
7- imam Namazda Gizli
Okuyorsa:
Gizli okumanın sözkonusu
olduğu namazlarda cemaatin imamın arkasında kıraatı terketmemesi gerekir.
Terkedecek olursa, güzel olmayan bir davranışta bulunmuş demektir. İmam Malik
ve mezhebine mensup olanların görüşüne göre herhangi birşey yapması da
gerekmez. Şayet imam açıktan Kur'an okuyacak olursa, buna dair bilgiler
sekizinci başlık altında verilecektir.
8- imam Açıktan Okuyorsa:
Maliki mezhebinde meşhur
olan görüşe göre bu durumda Fatiha'yı da başka bir süreyi de okumaz. Çünkü Yüce
Allah şöyle buyurmuştur: "Kuran okunduğu zaman onu dinleyin ve susun.
"(el-A'raf, 204) Resulullah (s.a.v.)'ın şu buyrukları da bunu
gerektirmektedir: "Ne oluyor ki Kur'an hususunda benimle münazaa
ediliyor?" (Ebu Davud, Salat 132-133; Tirmizi, Salat 116; Muvatta, Salat
41; İbn Mace, ıkame 13; Müsned, 2, 240; Darakutni, 1, 320 )
İmam hakkında da:
"Kur'an okuduğu vakit siz de susup dinleyiniz" diye buyurması ile:
"Her kimin bir imamı var ise imamın kıraati onun için de kıraattir"
buyurması bunu gerektirmektedir.
el-Buveyti'nin ve Ahmed
b. Hanbel'in ondan yaptıkları rivayete göre de Şafii şöyle demiştir: İster imam
olsun ister cemaat, imam ister açıktan okusun ister gizli okusun her rek'atte
Fatiha süresini okumadıkça hiçbir kimsenin namazı olmaz. Şafii Irak'ta
bulunduğu sıralarda imama uyan kimse hakkında şöyle derdi: (İmam) gizli okuduğu
takdirde (imama uyan) içinden okur. Fakat açıktan okuduğu takdirde (imama uyan
da) okumaz. Maliki mezhebindeki meşhur görüş gibi. Fakat Mısır'a geldikten
sonra şu şekilde görüşünü açıkladı: İmamın açıktan okuduğu hallerde iki görüş
vardır: Birinci görüş okumasıdır, ikinci görüş ise okumamasının da yeterli
geleceği ve imamın kıraatiyle yetineceği şeklindedir. Bunu İbnü'l-Münzir
nakletmektedir. İbn Vehb, Eşheb, İbn Abdülhakem, İbn Habib ve Kufiler der ki:
İmama uyan hiçbir şey okumaz.İmam ister açıktan okusun, ister gizliden. Çünkü Peygamber
efendimiz'in:
"İmamın okuması
onun için (imama uyan kimse için) de okumadır" hadisi bunu
gerektirmektedir. Ve bu hadisteki ifade geneldir. Çünkü Hz. Cabir de şöyle
demiştir: Her kim Fatiha süresini okumaksızın bir rek'at namaz kılacak olursa,
-imamın arkasında namaz kılması hali müstesna- namaz kılmış olmaz.
9- Namaz'da Fatihanın
Okunması ile ilgili Sahih Görüş:
Bu görüşlerden sahih
olanı Şafii'nin, Ahmed'in ve Malik'in diğer görüşüdür. (Yani) Fatiha'nın her
bir rek'atte ve genel olarak herkes için muayyen olarak okunması gerektiğidir.
Çünkü Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Fatihatü'I-Kitabı okumayan
kimsenin namazı olmaz.'' "Her kim Ummu'l-Kur'an'ı okumaksızın bir namaz
kılacak olursa, onun kıldığı bu namaz eksiktir" sözü ve bunu üç defa
tekrarlamasıdır.
Ebu Hureyre de der ki:
Resulullah (s.a.v.) bana şu şekilde nida etmemi emir buyurdu: "(En az)
Fatiha süresi okunmadıkça namaz olmaz ve daha fazlası okunur." Bunu Ebu
Davud rivayet etmiştir.
Nasıl ki bir rek'atteki
bir secde veya bir rukü öteki rek'attekinin yerini tutmuyorsa, bir rek'atteki
okuyuş da ötekindeki okuyuşun yerini tutmaz. Abdullah b. Avn, Eyyub
es-Sahtiyani, Ebu Sevr ve bundan başka Şafii mezhebi mensubu olan alimler ile
Davud b. Ali (ez-Zahiri) de bu görüştedir. Benzeri bir görüş Evzai'den de
rivayet edilmiştir, Mekhul de bu kanaattedir.
Ömer b. el-Hattab,
Abdullah b. Abbas, Ebu Hureyre, Ubey b. Kab, Ebu Eyyub el-Ensari, Abdullah b.
Amr b. el-As, Ubade b. es-Samit, Ebu Said elHudri, Osman b. Ebi'l-As, Havvat b.
Cübeyr'in de şöyle dedikleri rivayet edilmiştir: Fatihatü'l-Kitabsız namaz
olmaz. Aynı zamanda bu hem İbn Ömer'in hem de Evzai mezhebinin meşhur olan
görüşüdür. İşte bu konuda bütün bu ashab-ı kirama uymak gerekir, onlar örnek
alınmalıdır. Bunların hepsi her rek'atte Fatiha'nın okunmasını farz kabul
etmektedirler.
İmam Ebu Abdullah
Muhammed b. Yezid b. Mace el-Kazvini, Sünen'inde bu konudaki görüş
ayrılıklarını ortadan kaldıracak ve her türlü ihtimali izale edecek bir rivayet
kaydederek şöyle demektedir: Bize Ebu Kureyb anlattı, bize Muhammed b. Fudayl
anlattı. H. Bize Suveyd b. Said anlattı,
bize Ali b. Mushir anlattı, hepsi Ebu Süfyan es-Sa'di'den, o Ebu Nadra'dan, o
Ebu Said el-Hudri'den rivayetle dediler ki: Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Her bir rek'atte
elhamdülillah (Fatiha süresi) ile bir başka süre okumayanın -ister farz olsun
ister başka bir namaz olsun- namazı olmaz."
Müslim'in Sahih'inde Ebu
Hureyre'den namazın nasıl kılınacağını öğrettiği kimseye: "Ve bunu
namazının tümünde yap" dediği ifadesi yer almaktadır. Sözkonusu bu hadis-i
şerif ileride gelecektir.
Yine bu konudaki
delillerden bir tanesi de Ebu Davud'un Nafi b. Mahmud b. er-Rabi el-Ensari'den
şöyle dediğine dair rivayetidir: Ubade b. es-Samit'in sabah namazını kıldırmak
üzere gelmesi gecikince müezzin Ebu Nuaym ikamet getirdi ve cemaate namaz
kıldırdı. Bu arada Ubade b. es-Samit geldi, beraberinde ben de vardım. Ebu
Nuaym'ın arkasında safa durduk. Ebu Nuaym açıktan Kur'an okumakta idi. Ubade
Fatiha'yı okumaya başladı. Namazı bitirince Ubade b. es-Samit'e şöyle dedim:
Ebu Nuaym açıktan okuduğu halde senin Fatiha süresini okuduğunu duydum. O: Evet
dedi. Resulullah (s.a.v.) açıktan Kur'an okunan namazların birisini bize
kıldırmakta iken Kur'an okumasında biraz güçlük çekti. Namazı bitirince bize
doğru yüzünü çevirerek şöyle dedi: Ben açıktan okuduğum vakit sizler Kur'an
okuyor musunuz? Kimimiz: Evet biz bu işi yapıyoruz, deyince Hz. Peygamber şöyle
buyurdu: "Hayır. Ben de Kur'an hususunda ne oluyor ki benimle çekişiliyor,
dedim.
Ben Kur'an okuduğum
takdirde -Ummu'l-Kur'an (Fatiha süresi) dışında Kur'an'dan birşey
okumayınız."
İşte bu rivayet, imama
uyanın okuyuşu ile ilgiliaçık bir nastır. Bunu Ebu İsa et-Tirmizi:, Muhammed b.
İshak'tan bu manada rivayet etmiş olup "hasen bir hadistir" demiştir. İmamın arkasında Kur'an okumak hususunda
Peygamber (s.a.v.)'ın ashabından ve tabiinden ilim adamlarının çoğunluğunun
uygulaması bu hadis-i şerife göredir. Aynı zamanda bu Malik b. Enes'in,
İbnü'l-Mubarek'in, eş-Şafii'nin, Ahmed ve İshak'ın görüşüdür. Bunların hepsi
imamın arkasında Kur'an okunacağı görüşündedirler. Yine bunu Darakutni de
rivayet etmiş ve: Bu hasen bir isnad olup hadisin senedindeki bütün rical
(raviler) sika (güvenilir) ravilerdir demiştir. Ayrıca Mahmud b. er-Rebi'in,
İlya (Beytü'l-Makdis) de yerleşen bir kimse olduğunu, Ebu Nuaym'ın da
Beytü'l-Makdis'de ezan okuyan ilk kişi olduğunu zikretti.
Ebu Muhammed Abdulhak
der ki: Nafi b. Mahmud'u ne Buharı Tarihinde ne de İbn Ebi Hatim zikretmiştir.
Buharı ve Müslim ondan herhangi bir rivayette bulunmamışlardır. Ebu Ömer onun hakkında: Meçhuldür demiştir.
Darakutni de Yezid b.
Şerik'ten şöyle dediğini nakletmektedir: Ben Ömer'e imamın arkasında Kur'an
okumaya dair soru sordum da bana okumayı emretti. Ben: İmam sen dahi olsan da mı?
diye sordum, o da: Ben dahi olsam dedi. Ben: Açıktan okusan da mı diye sordum,
o: Açıktan okusam dahi dedi. Darakutni der ki: Bu sahih bir isnattır.
Yine Cabir b.
Abdullah'ın şöyle dediği rivayet edilmektedir: Resulullah (s.a.v.) şöyle
buyurdu: "İmam teminat altına alan kimsedir. O ne yaparsa siz de öyle
yapınız." Ebu Hatim der ki: Bu, imam arkasında Kur'an okumanın gerektiğini
ileri süren kimseler için uygun bir delildir. Ebu Hureyre de: "Ben kimi
zaman imamın arkasında olurum" diyen el-Farisi'ye buna uygun fetva vermiş
ve daha sonra Yüce Allah'ın (kudsi hadisteki) şu buyruğunu delil göstermişti:
"Ben namazı benim ile kulum arasında ikiye böldüm. Yarısı benimdir, yarısı
kulumundur ve kuluma istediği verilecektir." Ayrıca Resulullah (s.a.v.) da
şöyle buyurmuştur: "Okuyunuz. Kul der ki: Hamd alemlerin Rabbi olan
Allah'a mahsustur... "
10- imamın Arkasında
Kur'an Okunmaz Diyenlerin Delilleri:
Öncekilerin delil
gösterdikleri Hz. Peygamber'in: "Ve (imam) okuduğunda siz de susup
dinleyiniz" hadisini Müslim, Ebu Musa el-Eş'ari'den rivayet etmiştir.
Cerir'in Süleyman'dan, onun da Katade'den rivayet etmiş olduğu: "Ve (imam)
okuduğunda susup dinleyiniz" fazlalığı ile ilgili olarak Darakutni şunları
söylemektedir: Bu fazlalık da Süleyman et-Teymi'nin Katade yoluyla yaptığı
rivayette Süleyman'a uyan olmamış ve Katade'den hadis belleyenler bu konuda ona
muhalefet ederek bu fazlalığı zikretmemişlerdir. Bunlar arasında Şu'be, Hişam,
Said b. Ebi Aruba, Hemmam, Ebu Avane, Ma'mer, Adiyy b. Ebi Umare de vardır.
Darakutni der ki: Bunların icma ile (bu fazlalığı rivayet etmemeleri)
Süleyman'ın bu konuda vehme kapıldığını göstermektedir. Ayrıca Abdullah b. Amir
Katade'den et-Teymi'ye mütabaatte (ona uygun rivayette) bulunduğuna dair bir
rivayet gelmiştir. Fakat bu (Abdullah b. Amir) pek kuvvetli bir ravi değildir.
el-Kattan ondan rivayet almayı terketmiştir. Yine bu fazlalığı Ebu Davud Ebu
Hureyre'den gelen yolla kaydetmiş ve şöyle demiştir: Şu: "Okuduğu vakit
susup dinleyiniz" fazlalığı mahhız değildir. (Güvenilir raviler tarafından
bellenilmiş değildir). Ebu Muhammed Abdulhak'ın zikrettiğine göre Müslim, Ebu
Hureyre'den gelen bu hadis-i şerifi sahih kabul etmiş ve şöyle demiştir: Bu
hadis bana göre sahihtir. (Müslim, Salat 63 )
Derim ki: Müslim'in bunu
sahih kabul ettiğini gösteren delillerden birisi de -ravilerin üzerinde icma
etmemiş olmasına rağmen- Ebu Musa'dan gelen rivayet yoluyla bu fazlalığı
kitabına almış olmasıdır. Yine İmam Ahmed b. Hanbel ve İbnu'l-Münzir de bunun
sahih olduğunu kabul etmiştir. Şanı Yüce Allah'ın: ""Ve Kur'an
okunduğu zaman onu dinleyin ve susun. "(el-A'raf, 204) buyruğu Mekke'de
nazil olmuştur. Namazda konuşmanın haram kılınması ise, -Zeyd b. Erkam'ın da
söylediği gibi- Medine'de nazil olduğundan dolayı bu onların lehlerine bir
delil olamaz. Çünkü arada kastedilen Said b. el-Müseyyeb'in de dediği gibi-
müşriklerdir. Darakutni'nin Ebu Hureyre'den rivayetine göre bu ayet-i kerime
Resulullah (s.a.v.)'ın arkasında namaz kılınırken sesi yükseltmek hakkında
nazil olmuştur. Ayrıca Darakutni der ki: Abdullah b. Amir ravi olarak zayıftır.
(Darakutni, 1, 326)
Hz. Peygamber'in:
"Bana ne oluyor ki Kur'an hususunda benimle çekişiliyor?" buyruğuna
gelince; bunu Malik İbn Şihab'tan, o İbn Ukeyme el-Leysi'den rivayet etmiştir.
Bunun adı İmam Malik'in, söylediğine göre Amr'dır, başkası da Amir demektedir.
Yezid, Umare veya Ammar olduğu da söylenmiştir. Künyesi Ebu'l Velid'dir. 101
yılında doksanyedi yaşında iken vefat etmiştir. ez-Zühri ondan sadece bir
hadis-i şerifi rivayet etmiştir. Sika bir ravidir. Ondan Muhammed b. Amr ve
başkaları da rivayette bulunmuştur. Hadisinde anlatılmak istenen şudur: Ben
açıktan okuduğum zaman siz de açıktan okumayınız. Çünkü bu münazaa
(anlaşmazlık) bir çekişme ve bir karışıklıktır. O bakımdan siz içinizden
okuyunuz. Bunun böyle olduğunu Ubade'nin rivayet ettiği hadis ile Ömer
el-Faruk'un verdiği fetva ve her iki hadisi de rivayet eden Ebu Hureyre'nin
rivayeti beyan etmektedir. Eğer Hz. Peygamber'in: "Ne oluyor ki Kur'an-ı
Kerim'de benimle münazaa olunuyor?" hadisinden her türlü okumanın
yasaklığı manası çıkabilseydi buna muhalif fetva vermesi mümkün olmazdı.
ez-Zühri'nin İbn Ukeyme'nin rivayet ettiği hadis ile ilgili olarak söyledikleri
de şunlardır: Ashab-ı kiram Resulullah (s.a.v.)'dan bu sözlerini işitince
Resulullah (s.a.v.)'ın açıktan okuduğu namaz larda Kur'an okumaktan
vazgeçtiler, şeklindeki sözleriyle kastettiği önceden de açıkladığımız gibi,
Fatiha süresini okumaktır. Başarımız Allah iledir.
Hz. Peygamber'in:
"Her kimin imamı varsa, imamın kıraati onun için kıraattir" hadisine
gelince, zayıf bir hadistir. Bunu el-Hasen b, Umare müsned olarak rivayet
etmiştir. Ancak el-Hasen metruk bir ravidir. Ebu Hanife ise zayıf bir ravidir.
Her ikisi de bunu Musa b. Ebi Aişe'den o Abdullah b. Şeddad'dan, o Cabir'den
rivayet etmişlerdir. Darakutni de bu hadisi rivayet edip şöyle demiştir: Bunu
Süfyan es-Sevri, Şu'be, İsrail bin Yunus, Şerik, Ebu Halid ed-Dalani,
Ebu'l-Ahvas, Süfyan b. Uyeyne, Cerir b. Abdulhamid ve başkaları Musa b. Ebi
Aişe'den o, Abdillah b, Şeddad'dan mürsel olarak Peygamber (s.a.v.)'den rivayet
etmişlerdir ki doğru rivayet şekli budur. (Darakutni, I, 325)
Hz. Cabir'in: "Her
kim Fatiha süresini okumaksızın namaz kılacak olursa, o imam arkasında olması
hali müstesna namaz kılmış olmaz" sözlerini İmam Malik Vehb b. Keysan'dan,
o da Cabir'den Hz. Cabir'in sözü olarak rivayet etmiştir. İbn Abdi'l-Berr der
ki: Ayrıca bunu tefsir sahibi Yahya b. Sellam Malik'ten, o Ebu Nuaym'dan o Vehb
b. Keysan'dan, o Cabir'den o Peygamber (s.a.v.)'den rivayet etmiştir. Ancak
doğrusu Muvatta'da olduğu gibi Cabir'e mevkufen rivayet edilmesidir. Bu mevkuf
rivayetin fıkhi inceliklerinden bir tanesi de Fatihanın okunmadığı rekatin
iptal edilmesidir. Ayrıca bu İbnü'l-Kasım'ın kabul ettiği görüşün doğruluğunu
da ortaya koymaktadır. Bunu da (Fatiha'nın okunmadığı) rek'atin sayılamayacağı,
başka bir rek'atin esas kabul edileceği ve Fatiha'nın okunmadığı bir rek'atin
namaz kılan tarafından sayılamayacağı hususunda İmam Malik'ten rivayet
etmiştir. Yine bu rivayette şöyle bir fıkhi incelik de vardır: İmamın kıraati
namaz kıl dırdığı kimseler için de kıraattir. Bu Hz. Cabir'in kabul ettiği
görüştür, fakat bu hususta ona başkaları muhalefet etmiştir.
11- Fatiha Her Rekatte mi
Okunur?
İbnu'l-Arabi der ki:
Peygamber (s.a.v.)'den: ''Fatiha'yı okumayan kimsenin namazı yoktur"
şeklinde gelen bu delil hakkında insanlar farklı görüşlere sahiptir: Acaba
buradaki nefy (olmayacağını ifade eden buyruk) mükemmellik ve tamamlılık ile
ilgili midir yoksa yeterlilik ile mi ilgilidir? Delili tetkik edenin durumuna
göre fetvada da değişiklik görülmektedir. Bu asıl delil ile ilgili en meşhur ve
en güçlü olan şekil, nefiy genellilik ifade eder, şeklinde olduğundan dolayı,
İmam Malik'ten gelen güçlü rivayet de: Fatiha suresini namazında okumayanın
namazının batıl olacağı şeklindeki rivayettir. Fakat öte taraftan bu surenin
her bir rek'atte tekrar edilmesi ile ilgili görüşü tetkik ettiğimizde şunu
görürüz: Peygamber (s.a.v.)'ın: "Ve sen bunu namazının tümünde böylece
yap." buyruğunu bu esasa göre tevil edip anlayan bir kimsenin tıpkı ruku
ve sücudunu tekrarladığı gibi, kıraatini de tekrarlaması gerekir. Doğrusunu en
iyi bilen Allah'tır.
12- Fatiha Okumanın Farz
Olup Olmadığı:
Bizim, bu bölümde
zikrettiğimiz ve muayyen olarak Fatiha'nın okunması gerektiğini ortaya koyan
hadis-i şerifler ile bu doğrultudaki diğer hususlar, Kufelilerin muayyen olarak
Fatiha'nın okunması gerekmez ve Fatiha ile Kur'an'ın başka ayetleri arasında
fark yoktur, şeklindeki görüşlerini reddetmektedir. Çünkü Peygamber (s.a.v.)
-açıkladığımız üzere- kendi buyruğu ile Fatiha suresini tayin etmiş
bulunmaktadır. Şanı Yüce Allah'ın: "Namazı kılınız" buyruğundan neyi
murad ettiğini beyan eden odur. Diğer taraftan Ebu Davud, Ebu Said el-Hudri'nin
şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Bize Fatihatü'l-Kitab ile Kur'an-ı
Kerim'den kolayımıza gelen buyrukları okumamız emrolundu." İşte bu hadis-i
şerif Hz. Peygamber'in bedeviye: "Kur'an'dan ezberlediklerinden kolayına
geleni oku" buyruğundaki emrinin
Fatiha'dan fazlasını kastettiğini göstermektedir. Yine bu Yüce Allah'ın:
"O halde ondan kolayınızageleni okuyun. "(el-Müzemmil, 20) buyruğunu
da açıklamaktadır.
Diğer taraftan Müslim,
Ubade b. es-Samit'ten şunu rivayet etmektedir: Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki:
"Ummu'l-Kur'an'ı (Fatiha'yı) okumayanın namazı yoktur." Bir diğer
rivayette de: " ... ve ondan başka bir miktar okumayanın ... "
ilavesini de eklemektedir.
Hz. Peygamber'in:
"Eksiktir -sözünü üç defa tekrarlayarak- tamam değildir" şeklindeki buyruğu
ise sözü geçen deliller gereği, yeterli değildir, anlamındadır. Çünkü hadis-i
şerifte geçen (ve eksiktir anlamı verilen kelime olan) (...) kelimesi eksiklik
ve fasid oluşu ifade eder. el-Ahfeş der ki: (...) tabiri eksik olarak,
tamamlanmadan doğumunu yapan dişi deve hakkında kullanılır. Hilkati tam olsa
dahi doğum vaktinden önce erken doğum yaptığı takdirde de (yine aynı kökten
gelen) : (...) kelimesi kullanılır.
Konu üzerinde
düşünüldüğü takdirde: "Eksiklik" halinde namazın caiz olmaması
gerekir. Çünkü eksik bir namaz tamam olmayan bir namazdır. Henüz tamam
olmaksızın namazdan çıkan bir kimsenin emrolunduğu şekilde (böylesinin de)
namazı iade etmesi gerekir. Kıldığı o namazın hükmü ne ise iadesinin hükmü de
odur, Eksik kalacağını kabul etmekle birlikte namazın caiz olacağı iddiasında
bulunan kimsenin ise delil getirmesi gerekir. Susturucu bir şekilde delil
getirebilmesine ise imkan yoktur. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
13- Namazda Kur'an
Okumak:
İmam Malik'ten namazın
herhangi bir bölümünde kıraatin vacib olmadığı rivayet edilmiştir. İmam Şafii:
de kıraati unutan kimse hakında Irak'ta bulunduğu sürede aynı şekilde fetva
vermekteydi. Ancak Mısır'da bu görüşünden dönerek şöyle demeye başlamıştır:
"Fatiha'yı güzel bir şekilde okuyabilen bir kimsenin Fatiha'yı okumadan
namazı sahih olmaz. Fatiha'dan bir harf eksik okuması dahi yeterli değildir.
Eğer Fatiha'yı okumayacak yahut bir harf dahi eksik okuyacak olur ise,
Fatiha'dan başka yerler okumuş olsa dahi namazını iade eder." Bu mesele ile
ilgili sahih olan görüş de budur. Hz. Ömer'den rivayet edilen akşam namazını
Kur'an okumaksızın kıldırdığı, bu durum kendisine anlatıldığında: Rukü ve sücud
nasıldı? diye sorması üzerine: Güzeldi cevabını alınca, O halde bir mahzur
yoktur, şeklinde cevap verdiği şeklindeki rivayet ise lafzı münker ve isnadı
munkatı' (kesik) bir hadistir. Çünkü bunu İbrahim b. el-Haris et-Teymi Hz.
Ömer'den rivayet etmektedir. Bir diğerinde de İbrahim, Ebu Seleme b.
Abdurrahman'dan, o Hz. Ömer'den rivayet etmektedir ki her iki sened de
munkatı'dır ve bunda delil olacak bir taraf yoktur. İmam Malik bunu Muvatta'da
zikretmiştir. Bu Muvatta'ın ravilerinin birisinin Muvatta rivayetinde yer
almakla birlikte, Yahya ve onunla birlikte bir grubun rivayet ettiği Muvatta'da
yoktur. Çünkü İmam Malik daha sonraları bunu pek yerinde görmeyerek
Muvatta'ından çıkarmış ve şöyle demiştir: Uygulama buna göre değildir. Çünkü
Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kendisinde Fatiha'nın okunmadığı
her bir namaz eksiktir." Diğer taraftan Hz. Ömer'in sözü geçen namazı iade
ettiği de rivayet edilmiştir. Ondan gelen sahih rivayet de budur.
Yahya b. Yahya
en-Neysaburi'nin şöyle dediği rivayet edilmektedir: Bize Ebu Muaviye,
el-A'meş'ten, o İbrahim en-Nehai'den, o Hemmam b. el-Haris'ten rivayet ettiğine
göre, Ömer (r.a) akşam namazında kıraati unuttu, sonra da cemaatle birlikte
namazı iade etti. İbn Abdi'l-Berr ki: Bu muttasıl bir hadistir. Buna Hemmam Hz.
Ömer'den rivayetle tanık olduğunu belirtmiştir. Değişik yollardan bu şekilde
rivayet edilmiştir.
Eşheb'in rivayetine göre
Malik şöyle demiştir: Malik'e Kur'an okumayı unutan kişi hakkında soru sorulmuş
ve: Ömer'in bu konudaki sözünü beğeniyor musun? diye sorulunca şu cevabı
vermiştir: Ben Ömer'in böyle birşey yaptığını kabul etmiyorum dedi ve böyle bir
hadisin olmayacağını söyledi. Sonra da şunları ekledi: İnsanlar (cemaat) akşam
namazında açıktan Kur'an okumadığını görecekler de ona unuttuğunu hatırlatmak
üzere sübhanallah demeyeceker, öyle mi? Benim görüşüme göre böyle bir işi yapan
kişinin namazı iade etmesi gerekir.
14- Kur'an Okumaksızın
Namaz Kılmak:
Konu ile ilgili kabul
ettikleri usullerine göre (asli delillerine) az önce açıklandığı üzere ilim
adamları Kur'an okumaksızın namazın olamayacağını icma ile kabul etmişlerdir.
Aynı şekilde Fatiha'nın okunuşundan sonra kıraatin vaktini tayin etmemek
hususunda da görüş birliğine varmışlardır. Şu kadar var ki kişinin Fatiha ile
birlikte sadece tek bir süre okumasını müstehab görürler. Çünkü Peygamber
(s.a.v.)'den çoğunlukla rivayet edilen hal budur. İmam Malik der ki: Kıraatte
sünnet olan ilk iki rek'atte Fatiha ile bir süre okuması, son iki rek'atte de
yalnızca Fatiha'yı okumasıdır. el-Evzai de der ki: Fatiha'yı okur, eğer
Fatiha'yı okumayıp bir başka süre okuyacak olsa bu da onun için yeterlidir. Yine
el-Evzai der ki: Eğer üç rek'atte okumayı unutacak olursa namazını iade eder.
es-Sevri de der ki: İlk
iki rek'atte Fatiha ile bir süre okur, son iki rek'atte de dilediği takdirde
tesbih getirir, dilerse Kur'an okur. Kur'an da okumayıp tesbih de getirmeyecek
olursa namazı caizdir.
Ebu Hanife ile diğer
Kufelilerin görüşü de budur. İbnu'l-Münzir der ki: Biz Ali b. Ebi Talib
(r.a)'dan şöyle dediğini rivayet ediyoruz: İlk iki rek'atte Kur'an oku, son iki
rek'atte de tesbih getir. en-Nehai de bu görüştedir. Süfyan der ki: Şayet üç
rek'atte Kur'an okumayacak olursa namazı iade eder. Çünkü bir tek rek'atte
Kur'an okumak onun için yeterli değildir. Yine Süfyan der ki: Sabah namazının
bir rek'atinde Kur'an okumayı unutması halinde de durum budur.
Ebu Sevr der ki: Her
rek'atte Fatiha'nın okunmadığı bir namaz caiz olmaz.
İmam Şafii'nin
Mısır'daki (Cedid) görüşü gibi. İmam Şafii mezhebinin bütün ilim adamları da bu
görüştedir. Maliki mezhebine mensup İbn Huveyzimendad da böyle söylemiştir:
Bize göre her rek'atte Fatiha süresinin okunması vaciptir. Bu meseledeki sahih
görüş de budur. Müslim Ebu Katade'den şöyle dediğini rivayet etmektedir:
"Resulullah (s.a.v.) bizlere öğle ve ikindi namazlarını kıldırır, ilk iki
rek'atte Fatihatü'l-Kitab ile iki süre okurdu. Kimi zaman bize bir ayeti
işittirir idi. Öğlenin ilk rek'atini uzunca kıldırır, ikincisini kısa keserdi.
Sabah namazında da böyle yapardı." Bir diğer rivayette de şöyle
denilmektedir: "Son iki rek'atte de Fatihatü'l-Kitabı okurdu." İşte
bu İmam Malik'in kabul ettiği görüşün lehine açık bir nas ve sahih bir
hadistir. Her bir rek'atte Fatiha'nın muayyen olarak okunacağına -bu görüşü
kabul etmeyenlerin hilafına- açık bir nastır. Delil ise Sünnette olandır,
Sünnete muhalif olanda delil olma özelliği yoktur.
15- Namazda Fatiha'dan
Başka Okuma:
Cumhur, Fatiha'dan fazla
okumanın vacib (farz) olmadığı görüşündedir.
Çünkü Müslim, Ebu
Hureyre'nin şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Her namazda kıraat vardır.
Peygamber (s.a.v.)'ın bize işittirerek okuduğunu biz de size işittirerek (yani
açıktan) okuyoruz. Bizden gizleyerek okuduğunu biz de sizden gizleyerek
okuyoruz. Her kim Fatiha'yı okuyacak olursa bu onun için yeterlidir. Ve her kim
daha fazlasını okuyacak olursa bu da daha faziletlidir. " Buhari'deki
ifade ise: "Eğer daha fazla okuyacak olursan bu bir hayırdır."
şeklindedir.
İlim adamlarının
çoğunluğu zaruret sebebiyle veya zaruretsiz olarak fazladan bir süre okumayı
terketmeyi kabul etmezler. İmran b. Husayn, Ebu Said el-Hudri , Havvat b.
Cübeyr, Mücahid, Ebu Vail, İbn Ömer, İbn Abbas ve başkaları bu görüştedirler.
Bunlar derler ki: Fatihatü'l-Kitab ile birlikte Kur'an-ı Kerim'den herhangi bir
bölüm okumayanın namazı olmaz. Aralarından kimisi iki ayet, kimisi de bir ayet
ile bunu sınırlandırırken kimisi de buna sınır getirmeyip: Fatiha ile birlikte
Kur'an'dan bir bölüm, demekle yetinmiştir. Bütün bunlar her halükarda Fatiha
ile birlikte Kur'an-ı Kerim'den kolaya gelen bir bölümü öğrenmeyi
gerektirmektedir. Çünkü Ubade b. es-Samit ile Ebu Said el-Hudri ve başkalarının
rivayet ettikleri hadisler bunu gerektirmektedir.
(İmam Malik'in)
el-Müdevvene adlı eserinde şöyle denilmektedir: Veki', el-Ameş'ten, o
Hayseme'den rivayetle dedi ki: Bana Ömer b. el-Hattab'ı şöyle derken dinleyen
birisi anlattı: Fatihatü'l-Kitabı ve onunla birlikte bir miktar Kur'an
okumayanın namazı yeterli değildir.
Mezhebimizde (Maliki
mezhebinde) Fatiha'dan sonra sure okumanın hükmü ile ilgili üç farklı görüş
vardır: Sünnet, fazilet ve vacib görüşü.
16- Fatihayı Öğrenemeyen:
Bütün gücünü harcadıktan
sonra Fatiha'yı öğrenemeyen yahut Kur'an-ı Kerim'den hiçbir şey belleyemeyen
veya hafızasında ondan hiçbir şey tutamayan kimsenin Kur'an okunması gereken
yerlerde tekbir, tehlil, tahmid, tesbih, temcid yahut la havle vela kuvvete
illa billah'tan mümkün olanı söyleyerek Allah'ı zikretmesi gerekir. Bu şekilde
zikir yalnız başına namaz kılması veya imamın gizliden okuduğu namazlarda imam
ile birlikte kılması halinde sözkonusudur. Çünkü Ebu Davud ve başkaları
Abdullah b. Ebi Evfa'dan şöyle dediğini rivayet etmektedirler: Bir adam
Peygamber (s.a.v.)'ın yanına gelerek şöyle dedi: Ben Kur'an-ı Kerim'den
herhangi birşey ezberlemek imkanını bulamıyorum. Bana onun yerini tutacak
birşeyler öğret. Hz. Peygamber:
"De ki: Sübhanallah
velhamdu lillah ve la ilahe illallahu vallahu ekber ve la havle ve la kuvvete
illa Billah (Allah'ı tesbih ederim. Hamd
yalnız Allah'ındır. O'ndan başka ilah yoktur.
Allah en büyüktür. Bütün
gücümüz ve takatimiz ancak Allah'ın yardımı iledir.)" Bunu soran sahabi:
Ey Allah'ın Resulü, bunlar Allah için söyleyeceğim sözlerdir. Ya kendim için ne
diyeyim? Hz. Peygamber şöyle buyurdu: De ki: ... Allah'ım bana merhamet buyur, bana afiyet
ver, beni doğru yola ilet, beni rızıklandır."
17- Hiçbir Dua
Okuyamayan:
Şayet bu lafızlardan
herhangi birisini de söylemekten aciz ise elinden geldiği kadar imam ile
birlikte (yani cemaatle) namaz kılmayı terketmesin. İnşaallah imam bu konuda
onun sorumluluğunu yerine getirir. Ölüm gelinceye kadar aralıksız olarak
Fatiha'yı ve onunla birlikte bir miktar Kur'an-ı Kerim'i öğrenmek için bütün
gayretini ortaya koymalıdır. O bu gayret içerisinde ona ölüm gelmelidir ki
Allah'a karşı beyan edebileceği bir mazeret sahibi olsun.
18- Arapça ya Dili
Dönmeyenler:
Arap olmayanlardan yahut
başka kavimlerden arapçaya dili dönmeyen kimseye namazını kılması için
anlayacağı diliyle arapça dua tercüme edilir. Yüce Allah'ın izniyle bu onun
için yeterli gelir.
19- Farsça Okumak:
Cumhurun görüşüne göre güzelce
Arapça okuyabilenin Farsça okuyarak namaz kılması yeterli değildir. Ebu Hanife
der ki: Arapça okuyabilse dahi Farsça okumak onun için yeterlidir. Çünkü maksat
manayı isabet ettirmektir. İbnu'l-Münzir ise der ki: Hayır, bu onun için
yeterli olmaz. Çünkü bu Allah'ın emrine aykırıdır. Peygamber (s.a.v.)'den bize
gelen bilgiye de aykırıdır, müslüman cemaatlerin görüşüne de aykırıdır. Bu
konuda Ebu Hanife'ye muvafakat eden bir kimsenin olduğunu da bilmiyoruz.
20- Kıraati Bilmeyen
Kimse) Namazda iken Kıraat Öğrenirse:
Kıraati bilmeyerek ve
emrolunduğu şekilde namaza başlayan bir kimse namaz esnasında kıraati
öğreniverse ne yapar? Meseleyi şöyle tasarlayabiliriz: Namaz kılan bu kişi
(namazda iken) Fatiha'yı okuyanı işitir ve mücerred bu işitmesiyle onu
ezberleyiverir. Bu durumda (namazını bozup) yeniden namaza başlamaz. Çünkü o
ana kadar kıldıklarını emrolunduğuna uygun olarak kılmıştır. Bunu iptal etmeyi
gerektirecek bir durum yoktur. Bunu İbn Sahnun kitabında zikretmiştir.
SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNK’E
TIKLAYIN